HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 HAZİRAN 2021, SALI

Fındığa alternatif kızılağaç

10.08.2001 00:00:00
Bundan 20-25 sene önce Osmanlı geleneğinin son bakiyesi dedelerimizin, köşebaşında çoban ateşi yanan geniş sofalı evlerdeki "yaran meclisleri"nde, sadece Hayber Kalesi, Kara Davud, Mızraklı İlmihal, Kesikbaş hikayeleri, Zindandaki Yusuf menkıbeleri dinlemezdik. Geleceğe ilişkin, o zamanki çocuk aklımıza ilginç ve uçuk gelen tahminler de yaparlardı büyük dedelerimiz. Gittikçe ilmin, irfanın, hayanın göklere çekilmeye başladığından, devrin bozulduğundan bahisle gönüllerden kanaatın ve hanelerden bereketin kalktığı, bu gidişle pek yakın zamanda bağlardaki-bahçelerdeki ürünlerin yerini "kızılağaç"ların alacağı, insanların seferberlik döneminde olduğu gibi "kızılağaç yapraklarını yemek" durumunda kalacakları zamanların tekrar geleceği konuşulurdu. Hayretle kulak kesilirdik.

Bu koalisyonun işbaşına geçtiği zamandan beri, artık bu muhavereleri, sofa konuşmalarını hatırladığımda hayretle karşılamıyorum. Bilakis bunlar hafızamda, dedelerimizin "firasetle öngörü"sü olarak her geçen gün biraz daha abideleşmekte, adeta kulaklara küpe edilmesi gereken "atasözü" haline dönüşmektedir.

Kızılağaç dikilecek

Dün, ülke ekonomisini tam kurtarmaya kararlı Bakanlar Kurulu'muz, en büyük tarım ihracat kalemimiz olan fındığa alternatif bir ürün buldu. Hükümet sözcüsü sayın Yılmaz Karakoyunlu, bunu büyük bir müjde olarak kamuoyuna açıkladı. Bundan böyle fındıklar sökülecek, onun yerine "alternatif ürün" olarak "kızılağaç" dikilecek.

"Kızılağaç"ı Karadenizliler çok iyi bilirler. Hiçbir meyvası olmayan, suyu bulunca boyu 20-30 metreye vuran, dökülen kuru yaprakları ahırlardaki hayvanların altına serilmek için kullanılan kerestelik bir ağaç. Bir de seferberlik zamanlarında ekşimsi acı yaprağı ve kabukları çiğnendiği için hatırası bol olan bir fidan. Bakanlar Kurulu'da güzelim fındığa alternatif diye karar altına alınan tam bir kereste.

Ulusal-mulusal güvenlik bir tarafa, bunlar "fındığa alternatif kızılağaç" kararı ki alabiliyorlar, sizi bilmem ama ben, bu koalisyondan herşey bekliyorum.

IMF ne derse, o olur

IMF talimat verdi, buğday üretimine 3.5 milyon tonluk kota geldi. IMF işaret etti, şeker pancarı halledildi. IMF dayattı, tütün işi bitirildi. IMF istedi, tarım ve hayvancılıktaki sübvansiyonlar rafa kaldırıldı. Böylece Ege, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki tarım felc edildi, nüzül indi.

1993 yılından beri de Karadeniz üzerinde çalışmalar yapılıyordu. İki seneden beri çay kökleri söktürülüyor, alternatif olarak da "kivi" yaygınlaştırılmaya çalışıyor. İsrailli tüccarlar da kiviyi peşin parayla topluyorlar.

Karadeniz'e kökten giriştiler

Karadeniz'deki fındık, çay ve tütün sökülerek onların yerine 1993'ten beri üzerinde çalışılan kivi, ahududu, böğürtlen, Trabzon hurması, karayemiş diye bilinen taflan ve kızılağaç dikilecek. Bu muazzam proje(!) ile ancak ekonomi kurtulur zaten..

Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Ayhan Ünal, "ABD'den çeşitler getirerek, 5 ahududu ile 7 böğürtlen çeşidini yörede geliştirdik. Giresun'daki üreticilere bugüne kadar toplam 15 bin ahududu ve böğürtlen fidanı verdik" diyor.

Buğday parası da dışarıdan

Buğdayda bu yıl için 18-20 milyon ton seviyesinde hasat bekleniyordu. Ama IMF ve sıcaklar buğdayı vurdu. Toprak Mahsulleri Ofisi de IMF talimatı gereği alım miktarını 3.5 milyon tonla sınırlandırıyor. Üretici kalan kısmı tüccara satmak zorunda. Ancak tüccarların stok ve nakit para durumları kesat. Toprak Mahsulleri Ofisi de üreticinin parasını ödemek için dışarıdan faizli kredi buldu.

Buğday bitti, tütün bitti, fındık bitti, çay bitti, üzüm bitti. Bu millet ne ekecek, ne biçecek, ne yiyecek. Bunlar stokta çok, dolayısıyla millet artık kızılağaç dikecek. Kızılağaç dikecek... Tamam da ne yiyecek? Asıl can alıcı soru bu... Yazık.

Niye pazarlamıyoruz?

Hiç kimse sormuyor ki; arkadaş, madem ki, bu kadar tarım ürünlerimiz var da niye bunları dışarıya pazarlamıyoruz? Uzakdoğu'ya, Ortadoğu'ya, şuraya buraya... Depolarda bekletiyoruz; sonra da stok var, artık ürün alamayız, diyoruz... Soran yok.

Hepsi global kontrol altında

Tarım böyle de hayvancılığımız çok mu iç açıcı... Hayır. AB'li dostlarımız müsaade etmiyorlar ki...

Geçtiğimiz yılın kasım ayında Türkiye'deki kanatlı kesimhane ve çifliklerini denetleyen Avrupa Birliği'nin Nisan ayında aldığı karar, Türkiye'nin yaklaşık 30 milyon dolarlık tavuk eti ihracatını engelliyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın AB'nin istediği teknik ve hijyenik şartları taşıdığı yolunda verdiği garanti doğrultusunda, 5 firmaya ait kanatlı kesimhanesini gezen AB Daimi Veterinerlik Komitesi Heyeti, denetimlerinde kesimhanelerde özellikle hijene yönelik denetimleri yetersiz bulduğunu açıkladı. Böylece, Türkiye'den AB'ye tavuk eti ihracatı imkanı ortadan kalktı.

Avrupa Birliği ülkelerine televizyon ihracatı yapan Vestel ve Beko şirketlerinin bundan sonra Çin, Kore ve Malezya mehşeili tüpler kullanması durumunda yüzde 25 vergi ödemesine karar verdi.

Global güçler, kimi zaman AB standartlarını, kimi zaman IMF dayatmalarını, kimi zaman gıda kodekslerini, kimi zaman faizi anaparayı aşan kredileri bahane ederek; tarımımızı, sanayimizi ve tüm imalatımızı çökertiyorlar. Türkiye'yi çökertiyorlar. Bizimkilerde oturup kızılağaç muhabbeti yapıyor. Böyle ülke kalkınır mı Allah aşkına!

Bu sebeple diyoruz ki, bu ülke ancak Kuvay-ı Milliye ruhu, kadrosu ve projeleriyle ayağa kalkar. Gerisi yabancıların tiyatrosunda piyon olmaktır. Hikayenin özü bu dostlar...
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.