Fransa, tarihin büyük bir bölümünde yalnızca Avrupa'nın değil, dünyanın da merkezi aktörlerinden biri oldu. Afrika, Asya ve Amerika kıtalarındaki sömürge geçmişi, denizaşırı toprakları ve jeopolitik hamleleri sayesinde küresel bir güç olarak varlık gösterdi. Ancak bugün, bu küresel periferinin yerini giderek "Avrupa içinde odaklanmış bir aktör" profili alıyor. Bu dönüşüm tesadüf değil; küresel güç dengelerinin yeniden düzenlenmesi, ekonomik ilişkilerin değişmesi ve siyasal tercihlerin farklılaşması gibi bir dizi dinamik bu süreci şekillendiriyor.
Afrika'daki etkinliğin düşüşü: Küresel gücün gerilemesi
Bir zamanlar Afrika'nın birçok bölgesinde sahne Fransa'ydı. Fransız dili, kültürü, ticareti ve askeri varlığı Afrika kıtasında belirleyici oldu. Ancak son yıllarda Batı Afrika'daki birçok ülke Fransız askeri varlığını sonlandırdı; Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkeler Fransız birliklerini ülkelerinden çıkardı ve bunun yerine farklı stratejik ortaklar aramaya başladı. Senegal gibi ülkeler de Fransız askeri üslerini kapatma kararı aldı. Bu gelişmeler sadece askeri çekilme olarak okunamaz; Fransa'nın Afrika'daki etkisinin somut biçimde zayıfladığını gösteriyor.
Bu kayıp, Fransa'nın küresel imajını doğrudan etkiledi. Eskiden "Françafrique" olarak adlandırılan ilişki ağı, artık yerini yerel milliyetçi politikaların güçlendiği, uluslararası aktörlerin daha etkin olduğu yeni bir tabloya bıraktı. Afrika'daki bu dönüşüm, Fransa'nın dış politika önceliklerini yeniden gözden geçirmesine ve küresel rolünü daraltmasına sebep oldu.
Yeni güç dengeleri: Çin ve Rusya'nın yükselişi
Fransa'nın küresel alandaki etkisini daraltan diğer önemli faktör ise yeni küresel aktörlerin ortaya çıkışı. Çin, son yıllarda Afrika ve Asya'da altyapı yatırımları, ticaret ağları ve ekonomik ilişkilerle büyük bir güç haline geldi. Bu yatırımlar, Fransa'nın çevrelediği eski etki alanlarında Çin'in büyüyen varlığı ile rekabet etmesini zorlaştırdı. Aynı süreç bölgesel güvenlik alanında da yaşanıyor: Rusya, özellikle Sahel bölgesinde yeni askeri, güvenlik ve stratejik iş birlikleri kurarak Fransa'nın geçmişteki konumunu dengelemeye başladı.
Bu durum, Fransa'nın tek başına küresel meselelerde söz sahibi olma kapasitesini sınırlandırıyor. Eskiden Fransız dış politikasının rotasını belirleyen aktör, bugün çok kutuplu dünyada kendi rolünü yeniden tanımlamak zorunda bırakılıyor.
Avrupa içinde güç dengeleri ve kolektif yönetim
Fransa'nın küresel dış politika alanının daralmasının bir diğer sonucu da Avrupa içinde daha fazla odaklanmasıdır. Avrupa Birliği'nin derinleşen bütünleşme süreçleri, ortak dış politika ve güvenlik mekanizmaları, Fransa'nın bağımsız manevra alanını sınırlayan dinamikler olarak ortaya çıkıyor. Almanya'nın ekonomik ağırlığı, Avrupa kurumlarının karar alma süreçlerindeki etkisi ve AB içindeki koordinasyon mekanizmalarının güçlenmesi, Fransa'nın tek başına belirleyici bir hegemon olma imkanını zorlaştırıyor.
Bu durum, Fransa'yı Avrupa içinde ortak politikalara katılmaya ve kolektif fayda arayışına yönlendiriyor. Artık kararlar yalnızca Paris'in tercihleriyle değil, Brüksel merkezli AB politikaları, NATO çerçevesi ve çok uluslu stratejik değerlendirmeler ışığında alınıyor. Bu "sıkıştırma", Fransız dış politikasını coğrafi olarak sadece Avrupa'ya indirgemekten ziyade, onun mevcut küresel sistem içinde yeniden konumlanması olarak da okunabilir.
Ekonomik kaymalar: Ticaret ve kaynak ilişkileri
Fransa'nın Afrika ve diğer bölgelerdeki ekonomik ilişkilerinin değişmesi de bu dönüşümü destekliyor. Tarihsel olarak Fransız şirketleri, Afrika'daki enerji, altyapı ve ticaret alanlarında söz sahibiydi. Ancak Çin'in ekonomik ağırlığı ve bölgesel ticaret ağlarındaki büyüme, bu geleneksel Fransız varlığını zorluyor. Afrika ülkelerinin ekonomik tercihlerini çeşitlendirmesi, Fransız etkisini dengeleyen yeni güç merkezleri yaratıyor.
Bu ekonomik kayma, Fransız dış politikasının önceliklerini Avrupa merkezli ekonomik ilişkiler üzerine kaydırmasına neden oluyor. Avrupa Birliği içi ekonomik bütünleşme, ortak ticaret anlaşmaları ve kıta içi yatırım politikaları, Fransa'nın küresel bağlantılarını yeniden şekillendiren faktörler haline geliyor.
Siyasi algı ve yerel milliyetçilik
Afrika'daki birçok ülkede Fransa'nın sömürge geçmişine yönelik eleştiriler ve bu geçmişle açık hesaplaşma talepleri güçleniyor. Eski sömürgeci rol, bugün birçok durumda "yabancı etki" olarak algılanıyor ve bu algı, yerel siyasilerin milliyetçi politikalar üretmesine yol açıyor. Fransa'ya yönelik bu duyarlılık, devletlerin dış politika tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Bu da Fransa'nın diplomatik manevra alanını daraltıyor. Eskiden "koruyucu" ya da "stratejik ortak" olarak görülen güç profili, günümüzde bazı toplumlarda "dış müdahaleci güç" algısıyla karşılaşıyor. Bu durum Fransa'yı hem bölgesel hem de küresel politikalarda temkinli adımlar atmaya mecbur bırakıyor.
Geleceğe bakış: Avrupa'ya sıkıştırma mı, yeniden konumlanma mı?
Fransa'nın Avrupa'ya sıkıştırılmak istendiği fikri, eğer sadece eski güçlerin kaybı olarak okunursa yanıltıcı olur. Esas olan, küresel sistemin dönüşümü ve Fransa'nın bu yeni sistem içinde kendine yeni bir rol arayışıdır. Fransa artık küresel siyasette tek başına dış politika gücü olmanın ötesinde, Avrupa bütünleşmesi içinde kolektif karar alma süreçlerinin bir parçası olmaya yöneliyor.
Bu süreç, Fransa'nın gücünü yitirdiği anlamına gelmez; aksine, onun yeni dönemin taleplerine uyum sağlayarak yeniden şekillenen bir aktör olarak rolünü sürdüreceğini gösterir. Avrupa içinde iş birliklerine dayalı politika üretmek, küresel çok kutuplu sistemde Fransa'nın konumunu yeniden güçlendirebilir. Bu da Fransa'nın sadece Avrupa'ya hapsolması değil, Avrupa'yı küresel politika alanında daha etkin bir platform olarak görmesi anlamına gelir.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Yuan dünya parası olabilir mi? Parayla kurulan güç düzenine Çin'in itirazı / 03.02.2026
- Çin, İran ve sessiz diplomasi: Türkiye açısından çıkış yolu / 31.01.2026
- Ortadoğu'da yeni saflaşma: Siyasi ve ekonomik denge arayışı / 30.01.2026
- İngiltere, Çin ve değişmeyen denge arayışı / 29.01.2026
- Ukrayna'da barış arayışı tıkandı mı? Gözler Balkan deneyimine çevriliyor / 28.01.2026
- Dağlara yönelen penguen, Davos ve gökyüzüne dokunma iddiası / 27.01.2026
- Altın yer değiştirirse sadece kasalar değil, dengeler de değişir / 26.01.2026
- Putin'in gözünden dünya: Kuzey neden ısınıyor? / 24.01.2026
- Grönland dosyası: Buzların altındaki pazarlık, ABD üsleri ve Türkiye'nin sessiz takibi / 23.01.2026
- Büyük güçlerin gölgesinde Suriye: Çıkar, güç ve insan / 22.01.2026
- Çin, İran ve sessiz diplomasi: Türkiye açısından çıkış yolu / 31.01.2026
- Ortadoğu'da yeni saflaşma: Siyasi ve ekonomik denge arayışı / 30.01.2026
- İngiltere, Çin ve değişmeyen denge arayışı / 29.01.2026
- Ukrayna'da barış arayışı tıkandı mı? Gözler Balkan deneyimine çevriliyor / 28.01.2026
- Dağlara yönelen penguen, Davos ve gökyüzüne dokunma iddiası / 27.01.2026
- Altın yer değiştirirse sadece kasalar değil, dengeler de değişir / 26.01.2026
- Putin'in gözünden dünya: Kuzey neden ısınıyor? / 24.01.2026
- Grönland dosyası: Buzların altındaki pazarlık, ABD üsleri ve Türkiye'nin sessiz takibi / 23.01.2026
- Büyük güçlerin gölgesinde Suriye: Çıkar, güç ve insan / 22.01.2026
























































