logo
28 EYLÜL 2026

Gelin canlar bir olalım

Gadir-i Hum Bayramı programında Prof. Dr. Haydar Baş'a İmam Hüseyin'in kabrinin örtüsü hediye edildi. Bu örtünün, Peygamberimizin Ehl-i Beyt'ini temsil ettiğini söyleyen Baş, Türk milletini bu örtünün altında birleşmeye çağırdı

28.10.2013 00:00:00
 
ORHAN DEDE / İSTANBULYeni Mesaj gazetesinin düzenlediği Uluslararası Gadir-i Hum Bayramı ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt Programı on binlerce vatandaşın katılımıyla Cumartesi gecesi İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi'nde coşkuyla gerçekleştirildi. Programa Ehl-i Beyt sevdalısı on binlerce vatandaş katıldı. Katılımın yoğun olduğu gecede vatandaşlar salona sığmadı ve binlerce vatandaş programı salon dışında kurulan televizyonlardan takip etti. Birbirinden seçkin ilim adamlarının konuşma yaptığı programın kapanış konuşmasını Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı. Programa yurt dışından katılan misafirler arasında Irak'tan Seyyit İzzettin Muhammed Ali El Hekim ve İran'dan Seyyid Celal Meaş da hazır bulundu. Programda son konuşmayı yapan Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasına "Cumhuriyetimizi bize hediye eden Ehl-i Beyt aşığı Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhu şad olsun" duasıyla başladı. "Salı günü Cumhuriyet Bayramını kutlayacağız, Allah mübarek eylesin" diyen Prof. Dr. Baş, "Bayramlar elhamdülillah üst üste geliyor. Önce Kurban Bayramı daha sonra Gadir-i Hum bayramı ve önümüzdeki Salı günü de Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun ve hayırlar, uğurlar getirsin" temennisinde bulundu. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Bugün İslam âleminin Gadir-i Hum bayramı. Bu bayramın nedeni, Maide suresi 67'inci ayeti kerimesidir. Mealen okuyorum: "Ey Resul sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah seni insanlardan koruyacak." Bu ayeti kerime nazil olduğunda Allah'ın sevgilisi veda haccını yapmış Medine'ye dönüyordu. Tam bu esnada Maide suresinin 67'inci ayeti nazil oldu. Allah'ın sevgilisi sahabesinin tamamını toplayarak bir hutbe irad etti. Bu hutbede Resulullah, İmam Ali Efendimizin kendinden sonra İmam ve halife olduğunu bütün kâinata ilan etti."İmam Ali'yi Allah Resulü halife tayin etti"Bazı mukallitler, hadisle uğraşan cehil sahibi insanlar kendilerini hadis tekniği açısından ileride gösterebilmek için tevil yorumlara gitmiş olsa da Arapça tabirle onların irapta mahalli yoktur" diyen Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü: "Allah'ın sevgilisi ala rivayet 100 binin üzerinde sahabenin toplandığı yerde yüksekçe bir yere çıkıyor ve "Ali bin Ebi Talip benim kardeşimdir, vasimdir ve benden sonraki halifemdir O" diyor. Yine aynı hitabede "Allah Resulü'nün halifesi O'dur. Müminlerin emiri O'dur. Allah tarafından tayin edilen İmam O'dur" buyuruyor. Kim söylüyor bunu? Allah'ın sevgilisi Hz. Muhammed (sav). Neye göre söylüyor? Allah'ın emrine göre. Yine, "Ey insanlar bu Ali'dir. Bu benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir" buyurmuştur. Yine aynı hutbede, "Ey insanlar ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum" buyrulmuştur. Yani Hz. Ali'den sonra gelecek halifeler de Allah sevgilisinin torunlarıdır. Gadir-i Hum hutbesinde "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır" deniliyor. Yine hutbenin bir başka yerinde "Benden sonra Ali, Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamlık makamı O'ndan sonra da Allah ve Resulüyle görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan benim neslimin hakkıdır" diye buyuruyor Resulullah." Eh-i Beyt'te günah aramak en büyük günahtırEhl-i Beyt'in tertemiz insanlar olduğunu ve hiç günah işlemediklerini söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş sözlerini şöyle sürdürdü: "Ehl-i Beyt'te günah arayanlar, günahı kebair, en büyük günahı işleyen insanlardır. Nereden mi biliyorum? Gelin Allah'ın kitabı Kuran'a bakalım. Allah Kuran'ı Kerim'de "Ey Ehl-i Beyt, yüce Allah sizden her türlü günahı, haramı, fenalığı, çirkinliği, basitliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz yapmak ister" buyuruyor. Onlar tertemizdir. Allah'ın muradı budur. Allah'ın muradı olur mu, olmaz mı? Olur değil mi? O halde Ehl-i Beyt'te kusur aranamaz. Buna rağmen Ehl-i Beyt'te kusur, günah aramaya kalkanlar, aslında kendi imanlarını tartışmaya açanlardır. Şura suresi 23'üncü ayeti kerimede Cenabı Hak (cc) "Deki Muhammedim ben peygamberliğime tebliğe karşılık sizden Ehl-i Beyt'imi sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum" buyurmaktadır. Yani bu ayette Allah peygamberinin lisanından "Ben bu dini tebliğ ediyorum ama bunun karşılığında sizden istediğim sadece Ehl-i Beyt'imi sevmenizdir" demektedir. Sevgili kardeşlerim İmam Şafii (ra) buyuruyor ki, "Bu ayeti kerimeye göre her Müslüman'ın Ehl-i Beyt'i sevmesi farzdır." Diyalogcular zamanımızın Necranlıları gibi?Bir başka ayette Allah'ın "Sana gelen bu ilimden sonra artık her kim seninle münakaşa etmeye kalkarsa de ki, öyleyse gelin, oğullarımızı oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım, sonra canı gönülden lanetleşip, beddua edelim de Allah'ın laneti yalancıların üzerine olsun" diye buyurduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş şu çarpıcı açıklamayı yaptı: "Bu ayetin iniş nedeni şudur: Necran Hıristiyanlarına Sevgili Peygamberimiz gidiyor ve "Necranlılar gelin elimdeki kitabım, gönlümdeki imanımla sizi Allahın dini İslam'a davet ediyorum, Müslüman olun" diyor. Necranlılar, "Ya Muhammed biz de sizin gibi Müslüman'ız, iman etmemize ve seninle beraber olmamıza gerek yoktur" cevabını veriyor. Sevgili kardeşlerim işte Cenabı Hak (cc) Peygamber Efendimizin onlarla lanetleşmesi için bu ayeti indiriyor. Resulullah Necranlılara, "Siz üç sebepten dolayı Müslüman olmadınız. Bir, haça tapıyorsunuz. İki, İsa'ya Allah'ın oğlu diyorsunuz. Üç, domuz eti yiyorsunuz. Bundan dolayı siz Müslüman değilsiniz" diyor. Lanetleşmeyi Necranlılar kabul ediyor ve bir gün sonra din adamlarıyla birlikte tespit edilen mekânda toplanıyorlar ve Müslümanları bekliyorlar. Bekliyorlar ki, Muhammed bütün ashabını alsın gelsin. Bir de uzaktan küçük bir karartı görüyorlar, küçük bir topluluk onlara doğru geliyor. Başta Peygamber Efendimiz (sav) yanında İmam Ali, kızı Fatıma, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Beş kişi. Allah Allah, şaşırıyorlar. Papazları Necranlılara "sakın ha bunlarla lanetleşmeyin. Eğer bu lanetleşmeyi yaparsanız yemin ederiz ki şu anda bunlar isterlerse şu dağ yerle bir olur, Allah sizi helak eder, nesliniz kurur" diyorlar. Pişman oluyorlar ve Cenabı Peygambere geliyorlar ve "Ya Muhammed biz lanetleşmekten vazgeçtik. Ama Müslüman da olmayacağız. Cizye verelim bizi bırakın" diyorlar. Cenabı Peygamber Efendimiz ilk cizyeyi de orada Necranlılardan alıyor. İşte bu ayeti kerime o olayı anlatıyor. Şimdi bunu dinlerarası diyaloga delil olarak kullananlar çok samimi konuşuyorum oradaki Necranlılardan çok farklı olmayan insanlardır."Kur'an ancak ve ancak Ehl-i Beyt'le yaşanabilirEhl-i Beyt üzerine 30'un üzerinde ayet ve İmam Ali hakkında yüzlerce hadisin var olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Ehl-i Beyt konusundaki hadislerden bazı örnekler verdi. "Ehl-i Beyt Nuh'un gemisi gibidir. Bu gemiye binmeyen boğulur" hadisini okuyan Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: "Yani kim Ehl-i Beyt'in gemisine bindiyse kurtuluşa ermiştir. Bir başka hadis, "Yıldızlar yeryüzündekileri boğulmaktan kurtarır. Ehl-i Beyt'im de ümmetimin ihtilafa düşmesinin güvencesidir. Ehl-i Beyt'te gönül verirseniz, onlarla bir ve beraber olursanız fitneden fesattan kurtulursunuz." Kim diyor? Sevgili Peygamber Efendimiz. Üç, "Ey insanlar aranıza iki değerli emanet bırakıyorum. Allah'ın kitabı ve itretim Ehl-i Beyt'im." Allah şefaatlerinden mahrum eylemesin. Peki, Ehl-i Beyt'in Kuran'ın yanında işi ne? Sevgili kardeşlerim Kuran'da merhametten, şefkatten, izzetten, hayâdan, tefekkürden, tezekkürden vesair şeylerden bahsedilir. Bütün emirler Kuran yoluyla Peygamber Efendimiz vasıtasıyla bizlere geliyor. İşte bunları canlı hale getirerek yaşayan örnekler kim? Ehl-i Beyt. O aynada kendimizi görürsek Kuran'a uyduk demektir. "Ben açar Kuran'ı okur, amel ederim" diyenler yaya kalırlar. İlla senin uygulaman kadınsan, Hz. Fatıma anamıza benzeyecek. Erkeksen, İmam Ali'ye, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'e benzeyecek. Kurtuluşun o zaman mümkün. Nefsine uyarsan, o senin nefsinin dini olur. O senin nefsinin tanrısı olur Kuran'da beyan edilen Rab olmaz, Allah olmaz. Senin düşündüğün, hayal ettiğin rableri üst üste koysan Kuran'da beyan edilen Allah'ı hayali bile mümkün değildir. Bunu böyle bilelim. Ama Ehl-i Beyt'in yaşadığı, yaşattığı inancı yaşarsan vallahi de tam Allah'ın dediğini yaşamış olursun." Kâinat Ehl-i Beyt'le ayakta duruyor"Ehl-i Beyt, Kur'an-ı Kerim'de seçilen, sevilen ve ümmetin sevmekle mükellef olduğu beş kişinin adıdır" diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Ehl-i Beyt, Allah'ın sevgilisinin mübarek Hamse-i Âli Abâ hadisiyle beyan edilen ailedir. Hz. Fatıma'nın evine Cenabı Peygamber teşrif ediyor, abasının altına evvela şahsı sonra torunlarını, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'yı alıyor. Arşa kadar nurdan bir direk dikiliyor. Bu meşhur Hamse-i Âli Abâ'dır. Ümmü Seleme annemiz o abanın altına girip o zümreden, o tayfadan olmak istiyor. Peygamber Efendimiz, "Ya Seleme sen hayır üzeresin" diyerek O'nu abanın altına almıyor. Orada olan beş insan var. Biri başta sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), iki Hz. Fatımatüz Zehra, üç İmamı Aliyyül Murteza, dört İmam Hasan, beş İmam Hüseyin. Bu beş insan yüzü suyu hürmetine Cenabı Hak (cc) bu kainat kubbesini ayakta tutuyor. Bunu böyle bilesiniz. "  En büyük fedakârlığı İmam Ali yapmıştırİmam Ali'nin hilafetinin ilanından üç ay sonra Cenabı Peygamber Efendimiz'in darı bekaya rıhlet ettiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Gadir-i Hum gününde sahabenin tamamı İmam Ali'ye gelerek O'na biat etti" dedi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Cenabı Peygamber Efendimiz bir çadır kurduruyor ve İmam Ali'yi oraya gönderiyor. Gadir-i Hum'da kadınlar İmam Ali'ye biat ediyorlar, erkekler biat ediyorlar. Mesela Hz. Ömer İmam Ali'ye gelerek, "Yaşa yaşa Hasan'ın babası tebrik ederim seni" demiştir. Yani Peygamberden sonraki İmam, halife kimdir? İmam Ali'dir. Ama gel gör ki üç ay sonra denklem bozuluyor. Sevgili kardeşlerim bakın İmam Ali ne diyor? "Beni üzen halkın biat etmek için falancının etrafında toplanmasıydı. Elimi çektim, ta ki gözlerimle gördüm bir grup İslam'dan çıkmış, Hz. Muhammed (sav) Efendimizin dinini yok etmek istiyorlar." Yani Allah emretmiş, Peygamber tayin etmiş. Sen eğer ona karşı çıkarsan, Allah'ın dediğine Peygamberin dediğine karşı çıkarsın. Onu anlatıyor. İmam Ali, "Eğer İslam ve ehline yardım etmezsem İslam'ın parçalanıp yok olmasına tanık olmaktan korktum" diyor. Niçin Hz. Ali hilafetini dava etmedi? "İşin üzerine gitsem Müslümanlar paramparça olacaktı. Sabrettim iki günlük dünya kârı için İslam'ı ve Müslümanları böldüremezdim" diyor İmam Ali. İşte sevgili kardeşlerim asıl pehlivan nefsini yenen bu kişidir. Kim? İmam Ali. Haklı olduğu halde fedakârlık yapıyor, niçin? İslam toplumunun dağılıp, yok olmaması için. Hz. Fatıma anamız olay üzerine bakın ne diyor: "Başkasının devesini damgaladınız Sizin malınız olmayan hilafeti gasp ettiniz. Onu sizin olmayan bir çeşmenin başına getirdiniz. Ahdinizden yani Gadir-i Hum Günündeki biatinizden uzun bir zaman geçmemişti. Yazıklar olsun. Hilafeti risalet kökünden, merkezinden, nübüvvet ve delalet temelinden, Ruhu'l-Emin'in yani Cebrail'in indiği evden, din ve dünya işlerinde âlim olanın elinden çıkardılar. Bilin ki, bu büyük ve apaçık bir hüsrandır." Kim söylüyor bunu? Hz. Fatıma anamız."Önde gelen sahabeler İmam Ali'nin tarafındaydıGadir-i Hum'da Cenabı Peygamber Efendimizin İmam Ali'yi hem veli hem de imam olarak tayin etmesine şahit olan ve orada İmam Ali'ye biat eden bazı büyük sahabeler, hayatı boyunca İmam Ali'den ayrılmamışlar ve başka hiçbir halifeye biat etmemişlerdir. Bu sahabeler, Peygamber Efendimizin doruk noktada gösterdiği sahabelerdir. İtirazı olan varsa hodri meydan ben buradayım. İmam Ali'ye tabi olup hiç O'ndan vazgeçmeyen sahabelerden bazıları şunlar: "Selman-i Farisi, Ebu Zer Giffari, Mikdad b. Esved, Ammar b. Yasir, Halid b. Said b. As, Bureyde Eslemi, Ubey b. Kab, Huzeyme b. Sabit, Ebu Heysem b. Teyhan, Sehl b. Huneyf, Osman b. Huneyf, hepinizin tanıdığı ve bildiği Ebu Eyyub el-Ensari, Cabir b. Abdullah el-Ensari, Huzeyfe b. Yeman, Sad b. Ubade, Kays b. Sad, Abdullah b. Abbas, Zeyd b. Erkam." Sevgili kardeşlerim sahabenin bu önde gelen zevatı hayatlarında İmam Ali'den başka hiç kimseye biat etmemiştir. "biz Gadir-i Hum'da İmam Ali'ye biat ettik, ölene kadar da O'nunla beraberiz" dediler ve devam ettiler. Hal böyleyken Şii kimdir? İmam Ali'yi seven ve O'nun tarafından olanlardır. Alevi kimdir? İmam Ali'yi seven ve İmam Ali'nin tarafında olandır. Yani bu salonda olanların hepsi hem Şii'dir, hem de Alevi'dir. Peki, hocam sen nesin? Ben de Sünni Aleviyim?" Köprüye Yavuz adını verip Alevilere nispet yapıyorlarAleviler hakkında çok büyük yanlışlara düşenlerin var olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş Alevi vatandaşlarımıza atılan iftiralar konusunda da çarpıcı açıklamalarda bulundu. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: "Şu manzarayı seyredebiliyor musunuz? Mısır'dan Yusuf el Kardavi gibileri Alevilerin aleyhinde fetvalar veriyorlar. Cübbelisi şalvarlısı, onları öldürmenin hiçbir vebali olmadığına, nikâhlılarının alınmasının hiçbir kusuru olmadığına fetva veriyorlar. Sevgili kardeşlerim bu insanlar bakınız şu anda nereye geldiler biliyor musunuz? Biz bu programlarda ısrar edince "Alevileri öldürmek caizdir" diyenler "biz de Haydar Hoca gibi Aleviyiz" diyorlar. Biz zamanlar partisinin koridorunda Alevi sözcüğü duymak istemediğini söyleyen adamlar şimdi "ben seyyid oldum" diyor. Dahası var. Alevi kardeşlerimiz diyor ki, "biz cemevinde ibadet ediyoruz, zikrediyor, ilahi ve kaside okuyoruz." Yok, olmaz burası ibadethane olmaz diyorlar. Ondan sonra bir köprü yapıyorlar, adına Yavuz diyorlar. Yavuz kim? Anadolu'da maalesef Müslümanları katleden, Alevileri katleden bir insan. Onun adını köprüye veriyor. Kime nispet için? Alevi kardeşlerimize nispet olsun diye. Sayın Başbakan da diyor ki, "Eğer Ali'yi sevmek Alevilikse ben de Alevi oldum." Havanı alırsın sen. Bu batıl görüşlerin verdikleri hükümlerle dünya kana bulandı. Bugün Irak'ta, Suriye'de, Libya'da işlenen cinayetlerden dolayı yeminle konuşuyorum haşir sabahına kadar Allah bunların belasını verecek. Bu kadar büyük vebal olabilir mi?"Mü'mini öldürmek kâfir işidirMüslüman'ın Müslüman'ı öldürmesini yasaklayan ayetlerden örnekler veren Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Şimdi beni iyi dinleyin. "Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." Nisa suresi, 92'inci ayet. Bir Müslüman'ı öldürme yetkisini sen kimden alıyorsun? Bir tane senin gibi adamdan alıyorsun. Başka bir ayette "Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir canı öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa bütün insanları yaşatmış olur" buyruluyor. Başka bir ayette, "Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir" buyruluyor. Yani Müslümanlar birbirinin hamisidir, birbirini korumaya mecburdur. "İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar işte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır." Yani beni koruyan, seni koruyan Allah'ın rahmet edeceği insan budur. Ali İmran suresi 28'inci ayette Allah, "Müminler müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa artık onun Allah ile hiçbir bağı kalmamıştır" buyurmaktadır. Sen Müslüman'ı terk eden adamla beraber olursan namluyu da Müslüman'a çevirmiş olursun. Bundan büyük bela olmaz arkadaşlar. En büyük bela budur. Bir hadiste Allah'ın sevgilisi, "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Ona zulmetmez, ona hıyanet etmez, ona yalan söylemez, onu düşmana teslim etmez. Onu yardımsız bırakmaz. Müslüman'ın diğer Müslüman'a ırzı, malı ve canı haramdır" buyuruyor. Peygamberimiz veda haccında Arafat hutbesi irad ederken şöyle buyuruyor: "Şüphesiz sizin kanlarınız ve mallarınız bu gününüzün, bu ayınızın ve bu beldenizin haram olduğu gibi birbirinize haramdır." Yani her Müslüman'ın Müslüman'a canı haramdır, malı haramdır, namusu haramdır. Onu Müslüman korumakla mükelleftir. Daha çok hadisler var arkadaşlar. Bir hadiste şöyle buyruluyor: "Kim 'La ilahe illallah Muhammedun Resulullah' derse artık onların kanları ve malları haram olur. Onların kanları Allah'ın emanı altındadır." Allah'ın koruması altında olmasına rağmen eğer sen bunun canına, malına vesair değerlerine tecavüz edersen sen Allah'ın hududuna, hukukuna aykırı hareket etmiş olur, katil olursun. "Mümini öldürmek kâfir işidir, mümine sövmek fasıkların işidir. Bir müminin kardeşini üç günden fazla konuşmayarak terk etmesi de helal değildir." Şimdi İslam böyle bir hukuk geliştirmişken kalkıp da Müslümanların arasını açanlar çeşitli bahanelerle canına, malına, namusuna, iffetine, izzetine, haysiyetine kastedenlerin İslam'la, Müslümanlarla ve Allah'a kullukla zerre kadar alakası yoktur." İmam Gazali: Halifelik Hz. Ali'nin hakkıydıKonuşmasında İmam Azam Ebu Hanife'nin Ehl-i beyt konusundaki görüşlerine de yer veren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Bizim mezhebimiz Hanefi mezhebinin imamı İmamı Azam, "Şamlılar bizi sevmiyor. Çünkü biz, 'ancak Ali'nin askerleri arasına katılırız' diyoruz. Ehl-i hadis diye bilinenler bizi sevmiyor. Zira, biz Ehl-i Beyt'i seviyoruz. Ehl-i Beyt'e gönülden bağlıyız. Hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğuna inanıyor ve savunuyoruz." (Menakıb-u Ebu Hanife, s. 275). Büyük zatların bu konuda beyanı var ama İmamı Gazali'yle bu hususu kapatmak istiyorum. Çünkü İmamı Gazali Sünnidir ve kalkıp buna da itiraz edecek halleri yoktur. Bakınız İmam Gazali hilafetle ilgili ne buyuruyor? "Fakat hilafet hususunda delil bütün açıklığı ile ortaya çıktı. Ve konu aydınlandı. Müslümanların tamamına yakını Gadir-i Hum Hutbesindeki hadisin metninde şeksiz şüphesiz tam icma ve ittifak ettiler. Orada Resulullah şöyle buyuruyor: Ben kimin idarecisi isem, Ali de onun idarecisi ve velisidir." (İmam Gazali, Sırru'l-Alemeyn ve Keşf-i ma fi'd-Dareyn, s. 16-18). "? Dolayısıyla, icmaya ve icma ile sabit naslara aykırı olarak teviller üretmek bâtıldır. Eğer onun hilafetini kurtarmak için icma hâsıl olmuştu derseniz, şüphesiz bu da doğru değildir. Çünkü onun hilafetinde icma yoktur. Nasıl olsun ki? Hz. Abbas ve evlatları, Hz. Ali ve zevcesi Hz. Fatıma ve evlatlarının hiç birisi biat halkasında bulunmadılar. Dahası, Sakife'de bulunanların bile birçoğu muhalefet ederek oradan ayrıldılar." İmam Gazali, Sırru'l-Alemeyn ve Keşf-i ma fi'd-Dareyn adlı eserinde bu dediklerimizi ifade ederek imametin İmamı Ali'nin hakkı olduğunu beyan ediyor." 

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

Sermaye piyasalarını sarsan dev operasyonda çember daralıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

27.09.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran dev soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen çok yönlü mali takip ve analizler neticesinde savcılık düğmeye bastı.
Daha önce şüpheli sıfatıyla hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener, kolluk kuvvetlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak emniyete götürüldü. Gözaltı kararıyla birlikte piyasalardaki dikkatler dosyadaki gizemli para akışına çevrildi.

Şüpheli fon hareketleri ve para trafiği masada
Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen operasyonda, kurulan fon mekanizmaları üzerinden gerçekleşen devasa finansal transferler ile şüpheli işlem trafiği titizlikle taranıyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, dijital incelemeler ve hesap hareketlerinin dosyanın seyrinde kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
Gözaltındaki Sarpyener'in emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, soruşturmanın aracı kurumlar ve portföy şirketleri ayağında yeni adımların atılabileceği belirtiliyor.

Vücudunuz kışa hazır mı?

Mevsim geçişlerinde ani sıcaklık dalgalanmaları bağışıklık sistemini zorluyor. Yapay takviyelere sarılmadan önce, bilimin ışığında vücudunuzu bir kalkana dönüştürecek en etkili doğal yöntemleri ve uzman tavsiyelerini bir araya getirdik

27.09.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Vücudunuz kışa hazır mı?
Vücudunuz kışa hazır mı?
Mevsim geçişleri, hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ve azalan güneş ışığı nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok zorlandığı dönemlerin başında geliyor.

Uzmanlar, enfeksiyon riskine karşı hazır olmak için bağışıklık sistemini destekleyecek doğal yöntemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yapay takviyeler yerine doğru beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, vücudun savunma mekanizmasını kalıcı olarak güçlendiriyor.

İşte son bilimsel araştırmalar ve uzman tavsiyeleri ışığında, mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korunmanızı sağlayacak en etkili ve doğal formüller:

Renkli beslenin: Tabaklarınızı antioksidanlarla doldurun

Bağışıklık sisteminin hücresel düzeyde savaşabilmesi için antioksidanlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Tek bir mucizevi besine odaklanmak yerine, beslenmenizde çeşitlilik yaratmak en doğru yaklaşımdır.

• C Vitamini Depoları: Portakal ve mandalina gibi klasik narenciyelerin yanı sıra kivi, kuşburnu, kırmızı kapya biber ve brokoli gibi yüksek oranda C vitamini içeren besinleri günlük diyetinize ekleyin.

• Mor ve Kırmızı Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi koyu renkli meyveler, hücre hasarını önleyen güçlü bileşenler (antosiyaninler) içerir.

• Doğal Antibiyotikler: Sarımsak, soğan ve zencefil içerdikleri kükürtlü bileşikler ve aktif maddeler sayesinde antimikrobiyal özellik gösterir.

Bağırsak sağlığı: Savunma hattı burada başlıyor

İnsan bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70'i bağırsaklarda yer alır. Güçlü bir mikrobiyota, virüs ve bakterilere karşı en büyük kalkanınızdır.

• Fermente Gıdalar: Ev yapımı yoğurt, kefir, lahana turşusu (sauerkraut) ve tarhana gibi probiyotik zengini besinler bağırsaktaki dost bakterileri artırır.

• Prebiyotik Desteği: Dost bakterileri beslemek için pırasa, enginar, kereviz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalara sofranızda daha fazla yer açın.

Uyku ve stres yönetimi: Görünmez kahramanlar

Yetersiz uyku ve kronik stres, bağışıklık sistemini doğrudan baskılayarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.

• Kaliteli Melatonin Salgısı: Vücudun kendini yenilediği ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği 23.00 ile 03.00 saatleri arasında derin uykuda olmaya özen gösterin.

• Kortizol Seviyesini Düşürün: Kronik stres, kortizol hormonunu artırarak bağışıklık yanıtını zayıflatır. Gün içinde yapacağınız 15-20 dakikalık yürüyüşler veya nefes egzersizleri bu yükü hafifletir.

Bitki çaylarının gücünden faydalanın

Doğru demlenen bitki çayları, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir duvar örebilir.

• Ekinezya ve Adaçayı: Ekinezya bitkisinin bağışıklık hücrelerini aktive ettiği bilinmektedir. Adaçayı ise ağız ve boğaz mukozasını koruyan antiviral bileşenler içerir.

• Ihlamur ve Karanfil: Göğsü yumuşatan ıhlamuru, karanfil ve bir çay kaşığı ham bal ile tatlandırarak tüketebilirsiniz.

Mevsim dönümlerinde vücudunuzun sesine kulak vermek ve bu basit ama etkili alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek, sizi kış aylarındaki salgınlardan korumanın en güvenli yoludur.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.