Gençler arasında yayılan sessiz bir salgın
Türkiye'de 18-24 yaş arası gençlerin neredeyse her 5'inden 2'sinde orta veya şiddetli düzeyde anksiyete belirtileri tespit ediliyor. Pandemi sonrası dönemde belirgin şekilde yükselen bu rakamlar, uzmanları "çağın sessiz salgını" konusunda uyarıyor
04.05.2026 15:56:00 / Güncelleme: 04.05.2026 17:32:54
Eyüp Kabil
Eyüp Kabil





Klinik Psikologlar ve araştırmalara göre, gençlerdeki ruh sağlığı sorunlarının temel tetikleyicileri arasında sosyal medya baskısı, ekonomik belirsizlik, gelecek kaygısı ve sürekli haber yorgunluğu (news fatigue) öne çıkıyor. Özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar arasında stres seviyeleri rekor seviyelere ulaşmış durumda.
Uzmanlar, gençlerin günde ortalama 4-6 saatini sosyal medyada geçirdiğini ve bu süre içinde mükemmel hayat imgelerine maruz kalmanın kıyaslama, yalnızlık ve yetersizlik duygusunu artırdığını belirtiyor. Pandemiyle birlikte dijital bağımlılık ve sosyal izolasyonun birleşmesi, anksiyete vakalarını %25-30 oranında yükseltti.
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki üniversite hastanelerinin psikiyatri polikliniklerinde randevu süreleri uzarken, gençlerin büyük kısmı profesyonel yardım almak yerine "zamanla geçer" düşüncesiyle sorunu ertelemeyi tercih ediyor. Bu durum, ilerleyen yıllarda daha ciddi depresyon ve tükenmişlik tablolarına yol açıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda başlattığı farkındalık çalışmaları ve okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi olumlu adımlar olsa da, uzmanlar yetersiz kaldığını söylüyor. Özellikle erişilebilir ve ücretsiz psikolojik destek mekanizmalarının artırılması, okullarda düzenli ruh sağlığı taramalarının yapılması ve dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Gençlerin geleceğe dair umutlarını korumak, sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluk. Çünkü bugünün kaygılı gençleri, yarının aileleri ve karar vericileri olacak. Erken müdahale ve destek sistemleri güçlendirilmezse, bu sessiz salgın uzun vadede iş gücü, eğitim ve sosyal uyum açısından ciddi maliyetler doğurabilir.
Bu tablo, Türkiye'de genç nüfusun dinamizmini korumanın en önemli yolunun ruh sağlığına yatırım olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Uzmanlar, gençlerin günde ortalama 4-6 saatini sosyal medyada geçirdiğini ve bu süre içinde mükemmel hayat imgelerine maruz kalmanın kıyaslama, yalnızlık ve yetersizlik duygusunu artırdığını belirtiyor. Pandemiyle birlikte dijital bağımlılık ve sosyal izolasyonun birleşmesi, anksiyete vakalarını %25-30 oranında yükseltti.
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki üniversite hastanelerinin psikiyatri polikliniklerinde randevu süreleri uzarken, gençlerin büyük kısmı profesyonel yardım almak yerine "zamanla geçer" düşüncesiyle sorunu ertelemeyi tercih ediyor. Bu durum, ilerleyen yıllarda daha ciddi depresyon ve tükenmişlik tablolarına yol açıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda başlattığı farkındalık çalışmaları ve okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi olumlu adımlar olsa da, uzmanlar yetersiz kaldığını söylüyor. Özellikle erişilebilir ve ücretsiz psikolojik destek mekanizmalarının artırılması, okullarda düzenli ruh sağlığı taramalarının yapılması ve dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Gençlerin geleceğe dair umutlarını korumak, sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluk. Çünkü bugünün kaygılı gençleri, yarının aileleri ve karar vericileri olacak. Erken müdahale ve destek sistemleri güçlendirilmezse, bu sessiz salgın uzun vadede iş gücü, eğitim ve sosyal uyum açısından ciddi maliyetler doğurabilir.
Bu tablo, Türkiye'de genç nüfusun dinamizmini korumanın en önemli yolunun ruh sağlığına yatırım olduğunu bir kez daha gösteriyor.














































































