‘Gıybet zinadan daha kötüdür’
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bilhassa gıybetten çok sakınınız. Çünkü gıybet zinadan daha kötüdür. Bir kimse zina yapar tövbe ederse Allah tövbesini kabul buyurur. Gıybet edene gelince, gıybeti yapılan kimse bağışlamadıkça, bağışlanmaz”
15.08.2023 21:00:00
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





İmam Gazali Hazretleri şöyle anlatıyor:
Yalan vaad yasaktır. Aynı zamanda böyle bir vaad, nifak alâmetidir. Şu ayet-i kerime bunu anlatır: "Ey iman sahipleri, akid, vaad ve ahdleri yerine getiriniz." (Maide, 1).
Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi ise şöyledir: "Yapılan vaad, yerine getirilmesi gereken bir borçtur."
Yalan ve yalan yere yemin etmek de hiç sevilmeyen hatalardan sayılır.
Şöyle bir rivayet vardır:
Hz. Ebu Bekir hilâfeti devrinde hutbeye çıktı ve şöyle dedi: "Şu durduğum makama, Peygamber Efendimiz bir gün teşrif etti, biraz ağladı, sonra, 'Bilhassa yalandan sakınınız. Çünkü yalan, kötülüklerin kaynağıdır. Yalan ve onu söyleyen ateştedir' buyurdu."
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur: "Yalan, nifak kapılarından bir tanesidir."
Bazı büyükler ise şöyle buyurmuştur: "Çekişmeden, sakınmak icap eder. İnsan çekişmeye dalıp lâf yetiştirmeye başladı mı, ister istemez yalana sapar. Her sözlü çekişmede, insana yetecek kadar yalan Bulunur."
Dilin en büyük afetlerinden biri de gıybettir. Önce gıybetin kötülüğünü, İlâhî emirler yönünden inceleyelim, anlatalım. Şu ayet-i kerime, onun kötülüğünü anlatmaya yeter: "Sizden biri, diğerinin gıybetinde konuşmasın. İçinizde, ölü kardeşinin etini yemeyi seven var mı?" (Hucurat, 12).
Bir hadis-i şerifte ise gıybetin kötülüğü şöyle anlatılır: "Birbirinize haset etmeyin, öfkelenmeyin, hoşnutsuzluk doğuracak artırma işlerine girmeyin. Küsüp birbirinize arka çevirmeyin, biriniz öbürünün gıybetini etmesin, ey Allah'ın kulları, kardeşler gibi geçinin." Şu hadis-i şerifler de gıybetin fenalığını anlatmaya yeter:
"Bilhassa gıybetten çok sakınınız. Çünkü gıybet zinadan daha kötüdür. Bir kimse zina yapar tövbe ederse Allah tövbesini kabul buyurur. Gıybet edene gelince, gıybeti yapılan kimse bağışlamadıkça, bağışlanmaz."
Enes, Peygamber Efendimizin gıybet üzerine buyurulan bir hadis-i şerifini şöyle anlatıyor: "Mirac'a çıktığım gece, birtakım cemaate rastladım, tırnakları ile yüzlerini tırmalıyorlardı. Cibril'e kim olduklarım sordum; 'Bunlar dünyada iken, insanların gıybetini eden ve onların şerefine ve iffetine dil uzatanlardır' dedi."
Allah Teâlâ, Musa Peygambere şöyle vahyetti: "Gıybet edip tevbe eden kimse Cennete en son giren olacaktır. Tövbe etmeden gıybete devam edip ölene gelince, Cehenneme ilk giren olacaktır."
Gıybetin derecesi ve tarifi şöyledir: "Bir insanı, sevmediği bir şeyle anlatman... İsterse, o şey anlattığın kimsede mevcut olsun. Anlattığın o noksanlık, o şahsın bedeninde, nesebinde, işinde, sözünde, din ve dünya işlerinde, giymesinde, evinde ve bineğinde olması gıybet durumunu düşürmez. Karşı tarafın üzüleceği bir şeyi anlattın mı, gıybet olur.
(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)
Yalan vaad yasaktır. Aynı zamanda böyle bir vaad, nifak alâmetidir. Şu ayet-i kerime bunu anlatır: "Ey iman sahipleri, akid, vaad ve ahdleri yerine getiriniz." (Maide, 1).
Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi ise şöyledir: "Yapılan vaad, yerine getirilmesi gereken bir borçtur."
Yalan ve yalan yere yemin etmek de hiç sevilmeyen hatalardan sayılır.
Şöyle bir rivayet vardır:
Hz. Ebu Bekir hilâfeti devrinde hutbeye çıktı ve şöyle dedi: "Şu durduğum makama, Peygamber Efendimiz bir gün teşrif etti, biraz ağladı, sonra, 'Bilhassa yalandan sakınınız. Çünkü yalan, kötülüklerin kaynağıdır. Yalan ve onu söyleyen ateştedir' buyurdu."
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur: "Yalan, nifak kapılarından bir tanesidir."
Bazı büyükler ise şöyle buyurmuştur: "Çekişmeden, sakınmak icap eder. İnsan çekişmeye dalıp lâf yetiştirmeye başladı mı, ister istemez yalana sapar. Her sözlü çekişmede, insana yetecek kadar yalan Bulunur."
Dilin en büyük afetlerinden biri de gıybettir. Önce gıybetin kötülüğünü, İlâhî emirler yönünden inceleyelim, anlatalım. Şu ayet-i kerime, onun kötülüğünü anlatmaya yeter: "Sizden biri, diğerinin gıybetinde konuşmasın. İçinizde, ölü kardeşinin etini yemeyi seven var mı?" (Hucurat, 12).
Bir hadis-i şerifte ise gıybetin kötülüğü şöyle anlatılır: "Birbirinize haset etmeyin, öfkelenmeyin, hoşnutsuzluk doğuracak artırma işlerine girmeyin. Küsüp birbirinize arka çevirmeyin, biriniz öbürünün gıybetini etmesin, ey Allah'ın kulları, kardeşler gibi geçinin." Şu hadis-i şerifler de gıybetin fenalığını anlatmaya yeter:
"Bilhassa gıybetten çok sakınınız. Çünkü gıybet zinadan daha kötüdür. Bir kimse zina yapar tövbe ederse Allah tövbesini kabul buyurur. Gıybet edene gelince, gıybeti yapılan kimse bağışlamadıkça, bağışlanmaz."
Enes, Peygamber Efendimizin gıybet üzerine buyurulan bir hadis-i şerifini şöyle anlatıyor: "Mirac'a çıktığım gece, birtakım cemaate rastladım, tırnakları ile yüzlerini tırmalıyorlardı. Cibril'e kim olduklarım sordum; 'Bunlar dünyada iken, insanların gıybetini eden ve onların şerefine ve iffetine dil uzatanlardır' dedi."
Allah Teâlâ, Musa Peygambere şöyle vahyetti: "Gıybet edip tevbe eden kimse Cennete en son giren olacaktır. Tövbe etmeden gıybete devam edip ölene gelince, Cehenneme ilk giren olacaktır."
Gıybetin derecesi ve tarifi şöyledir: "Bir insanı, sevmediği bir şeyle anlatman... İsterse, o şey anlattığın kimsede mevcut olsun. Anlattığın o noksanlık, o şahsın bedeninde, nesebinde, işinde, sözünde, din ve dünya işlerinde, giymesinde, evinde ve bineğinde olması gıybet durumunu düşürmez. Karşı tarafın üzüleceği bir şeyi anlattın mı, gıybet olur.
(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.