Bu cümlenin, Hz. İsa peygamber tarafından söylendiği rivayet edilir.
Allah'ın azametinin ve kudretinin en büyük eserlerinden olan insanı, gördüğü, dokunduğu, varlığını her an hissettiği insanı sevmeyenin, sevemeyenin, Allah'ı sevdiğini iddia etmesi ne kadar samimi ve ne kadar inandırıcı olabilir?
Hz. Ali'nin dediği gibi her insan ya senin dinde kardeşindir ya da yaratılışta eşindir.
Malum olduğu üzere bizim Yunusumuz da bu ilkeyi şöyle formüle etmiştir; 'Yaratılanı severiz yaratandan ötürü'.
Bugün, Allah'ı sevdiğini, saydığını, ilkelerine titizlikle uyduğunu iddia eden nice insanların, nice kitlelerin, Allah'ın yaratma kudretinin bir göstergesi olan diğer insanları ötekileştirmesi, onlara ateş püskürmesi, tüm iddialarını boşa çıkarıyor.
Son elçiye indirilen son kitap dâhil olmak üzere, daha önceki kutsal kitaplarda da inzal edildiği beyan edilen 'nur'un, sevgi ve adalet olduğu noktasında nerdeyse tüm İslam âlimleri ittifak halindedirler.
'Nur', ilk anlamıyla ışık olup yolları aydınlatacak ve insanoğlunu sevgi ve adalete ulaştıracaktır.
Sevgi ve adalet, sosyal hayatın, bir arada ve huzur içinde yaşamanın olmazsa olmaz iki temel unsuru ve hiç tartışmasız hava ve su kadar önemli iki şartıdır.
İsa Nebi aleyhisselamın başlığa çıkardığımız o çok anlamlı cümlesinde veciz bir şekilde ifade edildiği gibi, Allah'ı sevme iddiasıyla, Allah'ın kullarına karşı kin besleme ve bu kini nefret söylemleriyle dışa vurma davranışları, açıktır ki yaman bir çelişkidir.
İnsanlara eziyet, insanların huzurunu bozmak, çeşitli yol ve yöntemlerle insanların alın terini ve emeklerini sömürmek, hem birikimlerini hem de geleceğe dair umutlarını tüketmek, elbette ve kesinlikle, Allah'ı sevenlerin, sevdiğini iddia edenlerin ahlakı olamaz, tutum ve davranışları asla olamaz.
"Ey iman edenler! Bilin ki, hahamların, rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızca yiyip yutuyor ve onları Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Fakat bütün o altını, gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlara, işte onlara sonraki hayatta çok çetin azabı müjdele.
Bu toplanıp saklanan altının, gümüşün cehennem ateşinde kızdırılıp, onların alınlarının, böğürlerinin ve sırtlarının damgalanacağı gün, bu günahkârlara "İşte kendiniz için topladığınız hazineler" denecek. "Şimdi tadın bakalım, sarılıp sakladığınız hazinelerin başınıza açtığı belanın tadını!" (Tevbe: 34-35).
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































