Âşık Mahzunî Şerif ne güzel söylemiş:Parsel parsel eylemişler dünyayı Bir dikili taştan gayrı nem kaldı Dost köyünden ayağımı kestiler Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı AB ile ABD ile beraberlik adına çok yıllarımızı bir hiç uğruna kaybettik. Çıkarları için bize göz kırpanlara sevdalandık, türküler yaktık, törenler düzenledik, millet ve devlet kasasından nice ödemeler yaptık. Sonuç: KAYBETTİK! Bize ait, nemiz kaldı?Aklımızı, fikrimizi, inancımızı, kimliğimizi, aile yapımızı, güvenliğimizi, paramızı, dünümüzü, bugünümüzü, dostlarımızı, bereketimizi, dünyamızı ve ahiretimizi hep kaybettik.Kaybettiklerimize bayram edercesine, delicesine sevindik!Hikâyeyi bilirsiniz. İstanbul'da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, Sultan'ın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş.Bunun üzerine Sultan'ın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın, evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu, söyleyerek, şikâyette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Padişah:"Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın?" deyince, yaşlı kadın:"Padişahım! Kusura bakma, Biz, Seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk" der. Bugün farklı mı?Uyumaya devam! Yanlışlara karşı "Dur bakalım ne olacak?" rahatlığındayız.Sadi Şirâzi'nin sözünü hatırlatalım: "Uyuyan uyuyanı nasıl uyandırsın" Siyaset, meclis uykularına devam ederken, nasıl milleti uyaracak? Bugün gafletin sınırlarını aşıp yoldan çıkmaların arttığı bir süreçte, kalbi uyanıklara ne kadar da ihtiyacımız var. Doğrular yalanlanıyor, yalancılar doğrulanıyor. Terörün tozu dumanı arasında ABD İncirlik'e yerleşti. Canavarı evimize soktuk! Siyasetin manevralarına bakmayın siz, "ABD ile arası en iyi olan benim" demek için her şey!İstihbarat raporlarına göre terör silah ve patlayıcı yığınağı yapmış, operasyonları önlemek için de hendeklerle pusu kurmuş, 80 bin silahı istiflemiş.Anlamadığım şey, terör(?) patlayıcı yığınağı yaparken, 80 bin silahı istiflerken yetkililer neden önlem alma ihtiyacı hissetmedi? Görmezden mi gelindi yine, çözüm süreci hatırına? Hani geçmişin Dışişleri Bakanı, bugünün Başbakanı Davutoğlu "Ortadoğu'da bizden habersiz yaprak kıpırdamaz" demişti.Ortadoğu'da durumumuz içler acısı! Dostumuz kalmadı. Üstüne üstlük bir de Türkiye'de ambulanslar, Kızılay araçları, iş makinaları, tırlar yakılıyor, yollar kapatılıyor, uzaktan kumandalı bombalar askeri araçları tahrip ediyor, yakanlar, yıkanlar, 80 bin silah istifliyor, patlayıcılarla karakollar bombalanıyor, polisimiz, askerimiz, korucumuz şehit ediliyor, ocaklara ateşler düşüyor, yürek ormanları yanıyor, hâla siyaset toplumu germekle meşgul. Koalisyon tiyatrosuna devam. Madem yan yana gelemiyorsunuz, niye meclise girdiniz? Bu 550 vekil mi 75 milyonu vatandaşını kucaklayacak? Sorunlarına çözüm olacak! O gönül yok bu siyasilerde? Bence yapacaklara bıraksınlar o meclisi? Bu milleti toparlayacak insanlar gelsin, bu sorunları ABD'den akıl almadan çözsün!Çözüm süreci adına karakol önünden askerimize el sallayarak geçen terörle 40 günde 42 vatan evladı şehit oldu ve olmaya da devam ediyor. 7 Haziran'dan 32 gün sonra Cumhurbaşkanı, Davutoğlu'na hükümet kurma yetkisi verdi. 550 vekilin seçildiğinin üzerinden 71 gün geçti. Millet ümit etmekten vazgeçti.Gözde fer, ailelerde huzur, toplumda insanlık, yürekte inanç, vatandaşta moral, ağızda tat, telefonda kontör, piyasada iş, cepte para, dolapta et, kartta akbil, faturalarda tek kuruş, depoda benzin, ülkede güven, çevrede komşu, milletçe bizde birlik kalmadı! Herkes şikâyetçi gibi gözükse de, dilinin ucu ile söyleniyor sadece. Samimiyet; çözecek insanı bulmaktır. O, sana dili döndüğünce, gücü yettiğince, gizlenen gerçekleri anlattı, korkusuzca. Ama sen dinlemedin, yine bildiğini okudun! BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı dinlemeliydin. Çözüm O'ndaydı. Yaşına aldırmadan ruhundaki dinamizmle, Anadolu'yu bir baştan bir başa Hacı Bektaş mantığı ile dolaştı. Kardeşlik mayası attı, fitne çıkartılan şu topraklara. Modelini el anladı, uyguladı ama sen inat ettin, nefis yaptın! Uyardı, ikaz etti, aldırmadın. Zaman hep aleyhine işledi. Siyasî ihtiraslar, şahsî ikballer, AB-D eksenli iktidarlar için tercihlerini kullandın. Sen değişirsen ancak bu ülke, bu köhne dünya değişir.Yoksa başkaları sana hep kaybettirmeye devam edecek. Her defasında "aldatıldık" savunmaları duyacaksın. İslâm âleminde olup bitenlere duyarsız kaldıkça, onların kaderi kaderimiz olacak. Geçenlerde Hasan Nasrallah'ın dediğini unutun mu?"Günaydın Türkiye!"
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yavuz Ekim / diğer yazıları
- Sizin bir Haydar Hocanız oldu mu? / 13.04.2025
- Hayra anahtar, şerre kilit / 11.02.2021
- Bu aşka canımı adayacağım / 06.05.2020
- Hüseynî siyaset / 25.04.2020
- ‘Endişe etmeyin!’ / 20.04.2020
- Yaptırmazlar! / 28.03.2020
- Arkası gelmez dertlerimin / 25.02.2020
- Deryalar içinde susuz gezmek / 22.02.2020
- Yarım sözcük / 09.01.2020
- Bu ülke nasıl düze çıkar? / 01.05.2018
- Hayra anahtar, şerre kilit / 11.02.2021
- Bu aşka canımı adayacağım / 06.05.2020
- Hüseynî siyaset / 25.04.2020
- ‘Endişe etmeyin!’ / 20.04.2020
- Yaptırmazlar! / 28.03.2020
- Arkası gelmez dertlerimin / 25.02.2020
- Deryalar içinde susuz gezmek / 22.02.2020
- Yarım sözcük / 09.01.2020
- Bu ülke nasıl düze çıkar? / 01.05.2018





























































































