HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 OCAK 2022, SALI

Hakikatin önemsizleşmesi

23.08.2021 00:00:00
'Hakikatin önemsizleşmesi' seslendirme dosyası:

Yalanın siyaseti başlıklı bir önceki yazımızda Yalın Alpay'ın kitabından bahsetmiş ve bir sonraki yazımda "hakikatin önemsizleşmesi" dönemine nasıl evrildiğimizi kitaptan alıntılayarak yazacağımızı ifade etmiştik. 

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra postmodernizm önce Avrupa'da sonra da tüm dünyada hayatın tüm alanlarında hızla yayıldı ve egemen olmaya başladı. "Modern hayat ile birlikte kazanım elde eden seçkinlerin ayrıcalıkları tüm alanlarda ellerinden kayıp giderken, daha düşük eğitim ve gelir seviyelerine sahip geniş kitleler, toplumsal hiyerarşi içerisinde hızlı bir tırmanış gerçekleştirdiler. Modernizmin entelektüellere ve seçkinlere sağladığı saygınlık da bu arada ciddi bir erozyona uğradı. Daha az gelişmiş olan geniş kitleler, ekonomi, siyaset, kültür ve sosyal ilişkilerde kendi değerlerini herhangi bir seçkin küçümsemesi olmaksızın rahatça ifade edebilme olanağı buldurlar. Bu da onları her konuda daha öz güvenli yaptı. Eskiden tüm bu konularda yönetimi ve söz hakkını seçkinlere bırakan geniş kitleler, artık kendilerini çekincesizce ortaya koyma şansını elde ettiler."

Kur'an-ı Kerim'de, Zümer süresi 8-9. ayetlerinde; "Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu!" buyruluyor. Hakikatin önemsizleşmesi dönemine doğru dünya evrilirken önce bilenler ile bilmeyenler bir oldu. Okumayan, araştırmayan, muhakeme etmeyen insanlar önce bilenlerle kendini bir gördü, sonra da 'cahil cesur olur' ilkesi gereği olsa gerek bu kitle; entelektüelleri ötekileştirdi ve küçümsedi. Hatta entelektüellerin söylediği her şeyi baştan reddetmeye ve yanlış kabul etmeye başladı. Bu değişimin yaşanmasında popülizm ve popülist siyasetçilerin rolü de çok büyük. Sonraki yazılarımızda bu konuyu detaylandıracak ve somutlaştıracağız. 

İnternetin yaygınlaşması ve sosyal medya araçlarının toplumun her kesimi tarafından yaygın olarak kullanılması yukarıda anlattığımız süreci hızlandırdı. Daha önceden geleneksel medya araçları ile uzmanlar, seçkinler haber, bilgi, fikir üretip yayarken, sosyal medya araçları ile toplumun az gelişmiş kesimi de kendi hayat tarzını ve anlayışını fütursuzca yaymaya başladı. Yani "bilgi üretmek ve haber yayma tekeli seçkinlerin elinden alındı." 

"Başlangıçta tabanını yaygınlaştıran bir demokratikleşme imiş gibi görünen bu süreç, hızlı bir şekilde tabanını daraltan bir antidemokratikleşmeye doğru kapandı. Entelektüellerin, seçkinlerin ve uzmanların kendi birikimleri sayesinde ürettikleri bilgiler daima belli ölçütler çerçevesinde inşa edilmeye çalışılıyordu. Elbette pek çok satın alınan, çarpıtılmış tezleri ileri süren kendi çıkarları için sonuçları değiştirmeye çalışan entelektüeller, seçkinler ve uzmanlar vardı. Ancak bunların yapılması toplum tarafından bir suç olarak algılanıyordu ve böylesi durumlar ortaya çıktığında, bu hileleri gerçekleştirenler büyük bir saygınlık erozyonuna uğruyordu." 

Modern dönemde, "siyasetçiler de seçkinleri ikna etmeye çalışırlardı. Çünkü modernizmin paradigmasında seçkinlere güven vardı. Çünkü seçkinler, sahip oldukları bilgi birikimi ve uzmanlıkları ile siyasetçilerin ileri sürdükleri savların doğruluğunu ve geçerliliğini denetlerlerdi. Postmodernist dalga ile halkın seçkinlere olan güveni kademeli olarak düştüğü için bu mekanizma işlemez oldu." 

Sosyal medya sayesinde geniş kitleler, hem haber üreten hem de haber tüken topluluklar haline geldi. Sosyal medya araçlarında yazılım şirketlerinin oluşturdukları algoritmalar sonucunda herkes, kendi gibi düşünen insanlardan oluşan bir dünya kurmaya başladı. Özgürlük ve çoğulculuğun pekişmesi beklenirken filtre balonları sayesinde insanlar, kendi gibi düşünen insanlardan oluşan sanal köylere hapsolarak yaşamaya başladı. Kitleler, "sürekli olarak kendi inançlarını, kanaatlerini, önyargılarını onaylayan ve pekiştiren bir evrenle karşılaşmaya başladılar. Bu da hiçbir eleştiri ile karşılaşmayan kullanıcıların kendi kanaatlerine ve inançlarına dogmatik bir bağlanmaya taşıdı. Kimsenin hiçbir eleştiri süzgecinden geçirmediği, muhaliflerin tamamının kötü, nefret edilen ve tüm sorunların kaynağı olarak tanımlandığı, tüm muhalif savların ezbere bir şekilde duygusal olarak baştan reddedildiği bir kutuplaşma ortamını doğurdu. Taraflar kendi kanaatlerine sınırsız bir güven ve inançla bağlanırken karşı kanaatleri de sınırsız nefret ve küçümseme ile dışlamaya başladı."

"Böylece hakikatin önemsizleşmesi (Post-Truth) dönemi en açık şekilde kendisini göstermiş oldu. Artık kimse, modernizmin yıllar içerisinde kazanmış olduğu eleştirel bakışı, olaylara rasyonel yaklaşımı, kullanmaya gerek duymuyor, verileri kontrol etmeyi, doğrulamayı ya da yanlışlamayı düşünmüyor. Onun yerine tamamıyla duygularla ve inançlara hareket ediyor. Analitik çözümleme, yerini katılaşmış inançların sürekli olarak onaylanmasına bırakmış durumda. Bu kutuplaşma içerisinde herkes kendi önyargılarına inançlarına ve kanaatlerine uygun olan bilgiyi doğru kabul ediyor ve bunu sosyal medya aracılığı ile bir kez daha dolaşıma sokuyor. Bunu gören türdeş filtre balonu yandaşlar da hem içerik hem de hızı biraz daha arttırarak yeniden dolaşıma sokuyor. 

Böyle bir ortamda eleştirel düşüncenin daha da az gelişkin olduğu ve görece düşük eğitimli kitleler, kendi kanaatlerini besleyen liderler ile çok doğrudan bir organik bağ ve bir bütünleşme inşa ediyorlar. Artık liderlerin söylediği her şey bu kitle için hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeye gerek kalmadan sarsılmaz birer hakikate dönüşüyor. Siyasette inançlar, kanaatler ve önyargılar aklın önüne geçiyor. İşte böylesine sakatlanmış bir dünyaya bu gün hakikatin önemsizleşmesi (Post-Truth) dönemi diyoruz. " 

Hakikatin önemsizleşmesi dönemi olarak tarif edilen bu dönemde; kitleler kendi liderlerini mutlak doğru kabul ettiği ve liderlerinden duyduklarını hiçbir eleştiri süzgecinden geçirmeden inanç haline getirdikleri için herhangi bir nesneye siyah da dense, beyaz da dense kabul görmekte daha da ötesi inanç haline gelmektedir. 

İşte tam da bu durumu Peygamberimiz (SAV) tarif etmekte ve isimlendirmektedir. Resulullah (SAV); En büyük kıyamet alameti olarak Deccal fitnesinden ve Deccal'in "ateşi su, suyu ateş gösterebilmesinden bahsetmektedir ve şunu tavsiye etmektedir. Sizden Deccâl'e kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur." (Buhârî, Enbiyâ 50, Fiten 26; Müslim, Fiten 105, 108)

İlk iki yazımızda hakikatin önemsizleşmesi dönemini ve İslam'a inanan insanlar penceresinden bu döneme Peygamberimizin bakış açısını vermeye çalıştık. 

Önümüzdeki yazılarda bu pencereden bakarak özellikle Türkiye siyasetini ve kitlelerin tutumlarını analiz edecek, teorik olarak anlattıklarımızı somutlaştıracağız.  

 
Lütfullah Önder / diğer yazıları
- Ekonomik kurtuluş savaşı -5- / 10.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı -3- / 08.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı / 06.01.2022
- Ekonomide ağır faturalar ödemeye hazır mısınız? / 18.11.2021
- Sistem yanlış / 11.11.2021
- Liberalizm sebep, yoksulluk sonuçtur / 10.11.2021
- Hakikatin önemsizleşmesi / 23.08.2021
- Yalanın siyaseti / 17.08.2021
- Atatürk’ten dersler / Lozan Zaferi / 26.07.2021
- Atatürk’ten dersler: Feda etmeyi göze almadan başarı gelmez / 23.06.2021
- Atatürk’ten dersler / 16.06.2021
- Kleptokrasi / 04.05.2021
- Yolsuzluk ve yoksulluk / 03.05.2021
- Soygun bu sistemin doğasında var / 26.04.2021
- Hırsızı koruyan sistem / 20.04.2021
- Devletlerin kanserli hücresi: Yolsuzluk / 19.04.2021
- Oyun içinde oyun / 14.04.2021
- İyi polis, kötü polis / 12.04.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 10 / 06.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet Kavgası - 9 / 05.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 8 / 31.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 7 / 30.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 6 / 23.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 5 / 22.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası-4 / 16.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - III / 15.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - II / 09.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası / 08.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu - 2 / 03.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu / 02.03.2021
- Demokratik devlet, kurumların güçlü olduğu devlettir / 25.02.2021
- Demokratik krallık / 24.02.2021
- Sığınılacak liman kalmadı / 22.02.2021
- Demokratik anayasa demokratik şartlarda yapılır / 16.02.2021
- Anayasa ve hukuk devleti / 15.02.2021
- Türkiye'nin geleceği, Geleceğin Türkiye'si / 08.01.2021
- 2020’nin ardından / 07.01.2021
- Hüseyin Baş / 27.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! / 18.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - V / 17.04.2020
- Gösterdiği yolda koşmaya devam edeceğiz / 16.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - IV / 15.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - III / 14.04.2020
- Sayın hükümet, istifa edebilir misiniz! / 13.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - II / 12.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - I / 11.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 2 / 09.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 1 / 08.04.2020
- Karanlığın hükmü aydınlığa kadardır! / 07.04.2020
- İstismar / 28.04.2019
- Mezardaki seçmen / 13.04.2019
- Seçim mi dediniz! / 30.06.2018
- Bu seçimde kime oy verelim? / 21.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Taklitler aslını yaşatır- / 06.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -İktibas ve iltibasçılar borsası- / 05.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -İltibas ve iktibasta son nokta- / 04.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Döviz artışının sebebi ve çözümü- / 03.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Dış ticarette milli para- / 02.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Milli Para ve tercüme para- / 01.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -40 yıllık emek- / 31.05.2018
- Nisan yağmuru / 30.05.2018
- Filistin ve samimiyet / 18.05.2018
- Talih dönerse; yel götürür, sel götürür el götürür / 01.05.2018
- Yalana teslim olmak / 20.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-II / 02.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-I / 01.04.2018
- Ehline sorun / 17.02.2018
- Terörü kararlılık bitirir / 16.02.2018
- Mehteran / 15.02.2018
- 'Doğru ama yaptırmazlar' / 14.02.2018
- Kan kaybeden adalet / 06.01.2018
- Ah! Osmanlı! / 25.05.2017
- Türk milleti olarak minnettarız / 23.05.2017
- Atatürk ve Prof. Dr. Haydar Baş / 18.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 05.05.2017
- İnsanca yaşamak ve asgari ücret / 04.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 25.04.2017
- At ve Üsküdar / 19.04.2017
- Türkiye'nin önünde iki örnek / 11.04.2017
- Ölçüsüzlük / 02.08.2016
- Fırıldak / 30.07.2016
- Piyon / 26.07.2016
- Rota değişikliği / 01.07.2016
- Saltanat ve Cumhuriyet / 02.06.2016
- Çare ve çözümün adresi BTP / 25.05.2016
- 31 Mart: Karanlık gün / 04.04.2015
- Omurgasız siyaset / 02.10.2014
- Somadaki faciada, Hükümetin siyasi ve hukuki sorumluluğu / 18.05.2014
- Başbakan, 'Ben devleti yönetemiyorum' diyor / 01.03.2014
- Çatırdayan devlet ve istiklal mücadelesi / 28.12.2013
- Değişim ve dönüşüm - II / 15.12.2013
- Dönüşüm ve yıkım / 14.12.2013
- Saddam'dan ders almak / 17.11.2013
- Dini nikah ve zina / 08.11.2013
- Tünelden önceki son çıkış / 24.09.2013
- Tuz kokarsa / 19.09.2013
- Kara leke / 14.09.2013
- Kazanmak yok savaşmak var / 01.09.2013
- Haçlı Safına asker toplayan Müslüman (!) / 31.08.2013
- Öküz öldü, ortaklık bozuldu / 21.07.2013
- Tayyip 'Teyyip' oldu / 15.06.2013
- Orantısız güce karşı orantısız zeka / 13.06.2013
- Türk baharının sonbaharı / 12.06.2013
- Uyuyan medya halkı uyutmak için uyandı / 06.06.2013
- Federasyonu millete hazmettirme süreci / 05.03.2013
- Terörle mücadele, AKP ve Apo / 04.03.2013
- Şifre: Atatürk ve din / 15.02.2013
- BTP’nin aldığı oy + İman, kaç eder? / 14.02.2013
- Müslüman Türk milletini Hıristiyan olmaktan kim kurtardı? / 25.01.2013
- Binlerce Müslüman-Türk din değiştirdi / 23.01.2013
- Ateistti, nurcu oldu, şimdi başpastör… / 13.01.2013
- “AKP’nin dine hizmeti(!)” yazısındaki bilgilere nasıl ulaştım? / 11.01.2013
- AKP; nereden nereye… / 10.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!)-III / 07.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!) - II / 06.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-II / 04.01.2013
- / 04.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-I / 03.01.2013
- Şeb-i Arus / 21.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak -VI / 12.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-V / 11.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-IV / 10.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-III / 08.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-II / 07.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-I / 06.12.2012
- İmam Hüseyin’in safında olabilmek… / 29.11.2012
- Bölenler ve birleştirenler / 26.11.2012
- Hem laik, hem müslüman / 15.02.2012
- Yazıklar olsun! / 25.01.2012
- Dava adamı Denktaş / 21.01.2012
- Yanlışta ısrar / 19.01.2012
- Hukuk devleti / 16.01.2012
- Viraj / 12.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

23.08.2020, 23.08.2019, 23.08.2018, 23.08.2017, 23.08.2016, 23.08.2015, 23.08.2014, 23.08.2013, 23.08.2012, 23.08.2011, 23.08.2010, 23.08.2009, 23.08.2008, 23.08.2007, 23.08.2006, 23.08.2005, 23.08.2004, 23.08.2003, 23.08.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.