logo
23 ŞUBAT 2026


HASRETLE, MİNNETLE VE ÖZLEMLE...

 
Fikir adamı, siyaset adamı, gönül adamı, BTP'nin merhum Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın aramızdan ayrılışından bu yana tam bir yıl geçti. Baş Hocamızı hasretle, minnetle, özlemle yâdediyoruz. Baş Hoca önceki gün İstanbul'da duygu ve gözyaşı dolu bir programla yâdedildi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kapanışta yaptığı konuşmada, "Söz bitti evet ama fikirler bitmez, davalar bitmez. Kıyamet sabahına kadar savunulacak bir kale bıraktı bize" dedi.
 

14.04.2021 00:10:00
 HASRETLE, MİNNETLE VE ÖZLEMLE...
 HASRETLE, MİNNETLE VE ÖZLEMLE...
 
 
RECEP BAHAR / İSTANBUL
 
Devlet adamı, fikir adamı, siyaset adamı, gönül adamı, aksiyon adamı... Mütefekkir, âlim, dost, yâren ve mümtaz şahsiyet. Kelimelerin tanımlamakta aciz kaldığı güzel insan... Bağımsız Türkiye Partisi'nin merhum Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın, Baş Hoca'nın aramızdan ayrılışından bu yana tam bir yıl geçti. Ne kadar da çabuk geçti. Özlemimiz, hasretimiz hiç azalmadı; acımız hiç dinmedi. Bağrımız hep yanık, kafamız hep düşünceli... 
 
Baş Hoca'nın yoluna baş koyduk
 
Geçen yıl bugün yeri doldurulmayacak bir insanı Hakk'a uğurladık. Sadece eşi benzeri bulunmayan bir insanı değil, aynı zamanda akıl hocamızı, rehberimizi... Hayatımızıda derin bir boşluk oluştu. Bizlere her daim, her konuda yol gösteren yıldızımız söndü. Yüreklerimize çöken bu dayanılmaz acı asla dinmeyecek. Ancak devam etmemiz gerekiyor, O da böyle olsun isterdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş liderliğinde ülkemiz için yeni fikirler üretmenin, bu fikirleri uygulamaya koymak için yola devam etmenin şanlı görevi bizlere düşüyor. Baş Hoca'mızın bize gösterdiği yolun devamını getirmemiz gerekiyor. Buna layık olduğumuzu göstermemiz gerekiyor. 
 
Duygu dolu anma programı
 
Baş Hoca'yı vuslatının birinci yılında anmak için İstanbul'da önceki akşam gözyaşlarının sel olup aktığı bir program tertip edildi. BTP Sözcüsü Emre Polat'ın sunduğu, BTP Genel Başkan Yardımcısı Fuat Şengül'ün açılış konuşmasını yaptığı programda okunan özel şiirler duygu seli oluşturdu. Kapanış konuşmasını ise BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş yaptı. BTP Lideri'nin konuşması muhtevasıyla, duygsuyla kısaca her yönüyle çok özeldi... Baş Hoca ancak bu kadar güzel, bu kadar veciz anlatılabilirdi. İşte o özel konuşma... 
 
Mücadele insanı Haydar Hoca
 
"Biz olmasaydık da o bu mücadeleyi verirdi ama o olmasaydı biz asla böyle bir mücadele veremezdik. Yalnızlığın senfonisiydi onunki sessizliğin gürültüsü kimsesizliğin kalabalığıydı. 
Sonra bir gün gitti. Gökyüzü bile saygı duydu onun gidişine, zaten o nereye gitse şenlenirdi her yer, nereden gitse hüzün kaplardı onsuzluğu. 
Kimseye borçlu kalmazdı, herkesten alacaklıydı. Alacaklı gitti bu dünyadan sonsuzluk âlemine, umarım bizi de alacakları arasına yazmıştır. 
 
Evladı olmak ne güzel
 
Kim mutlu ederdi ki bizi onun kadar, hangi derdimiz onunla derman bulmazdı. Adaletin, asaletin, merhametin temsilcisiydi benim babam, hiçbir şeyden gururlanmadım onun evladı olmaktan fazla. Hiç de istemedim onun evladı olmaktan fazlasını. 
Bir servetti onunla yaşamak; ilmi, irfanı, sevgiyi, muhabbeti, feraseti kana kana içmekti. Bazıları vardır hayatta sen ne istersen onu verirler sana. Yunuslar vardır, Mevlanalar vardır, Aliler vardır böyle. İşten benim babam da böyle biriydi dostlar. Sen ne istersen onu verirdi sana. Sen ne olmak istersen o olurdun onun yanında. Öyledir ki onlar, gözyaşı onları getirmez de bir muhabbet demi peydah oldu mu doya doya hissedersin sevgisini.
Dar gün adamıydı benim babam, vefalıydı, ne zaman ah çeksen yanında belirirdi, hala öyle bilir misiniz, zor gününde an onu sen. Bak ne kapılır açılır adama. Böyle bir deryaydı işte kadın erkek çocuk yaşlı kimi anlamazdı ki. Ha bir de hiçbir şey istemezdi kimseden, tek bir isteği vardı: İnsan ol. O insanı da tarif ederdi, "gönüldür derdi insana" içli içli. 
Hiç kızmaz mıydı. Tabi kızardı hem de en fiyakalısından. Bir kızdı mı dağlar titrerdi. Yer sallanırdı. Ama bir merhamet ederdi sonra. Dünyaları bir adamın gönlüne nasıl sığdırırdı hayret ederdin. Bilirdi masayı devirmeyi de, gönül almayı da. 
Kısacası tam bir babaydı benim babam. Babam varsa ben bu işi yaparım derdin. Hani 3 yaşında çocuk kafa tutar ya dünyaya o misal. Kararlıydı, azimliydi, en önemlisi iradeliydi. 
 
Allah'a güveni tamdı
 
Ne zaman başı sıkışsa Allah'ına güvenirdi. Başka bir bağ vardı Allah ile arasında. He vallahi. İstemeyi bilirdi Yaradan'dan. İstediğini de ihsan ederdi Yaradan. Gerçi tek istediği milletinin bağımsızlığıydı. Benim babam dünyanın derdini yüklendi de dünya benim babamı çekemedi. 
Dedim ya alacaklı gitti dünyadan alacağını da tahsil etmek için bizi bıraktı geride. Yoksa kimseyi geride bırakmazdı o. Bir yolculuğa çıkarken mesela. Kafasında vardı yolcu listesi. Herkesi tek tek sorardı bindi mi arabaya diye. Hiç kendini düşünmedi benim babam hep hakkı hukuku düşündü. Hep dostlarını düşündü, hep davasını düşündü. Hep milletini düşündü. Hem de öyle bir düşündü ki ondan sonra onu düşünmekten başka hiçbir şey düşünemez olduk biz. 
 
Çok farklı bir insandı
 
Birisi demişti "Bütün güzel cümlelerin bittiği yerde başlayan adamdır Haydar Hoca" diye, öyle bir adamdı işte. Haydar Hoca'ydı benim babam herkesin Haydar Hocasıydı. Telefonu açtığında "Ben Haydar Hoca" derdi. Herkes bilirdi onun kim olduğunu da kimse sevemedi onu onun bizi sevdiği kadar. 
Mesela pek severdi Kisarna'yı. Bizim oralarda çıkan bir maden suyuydu. Çok severdi balık yemeyi. Memleketine de aşıktı. Her köşesi cennetti onun için. Milletini de epey severdi. "Dünyada lider bir millettir" derdi, tarihiyle inancıyla mücadelesiyle sevgisiyle başka milletti onun için Türk milleti. 
Çok başka bir fikir adamıydı. Açlığa sefalete dur demişti. Öyle formüller koydu ki şimdi dünya bir araya geliyor onun söylediklerini uygulamaya başlıyor. "Sen hiç yamalı pantolon giydin mi oğlum" derdi, "Aç gezdin mi sen" derdi. Evet, benim babam aç gezdi. Çile çekti, ihanete uğradı ama sadakati Hakk'a idi. Bir an bile sadakatinden taviz vermedi.
 
Çok çalıştı milleti için
 
Çok çalıştı benim babam. Ama çok da yoruldu. Gitmek istedi buralardan. "Hastalık bahane, ecel Allah'tan" derdi. Yoksa sağlığına çok dikkat ederdi benim babam. Sadece kendi sağlığına mı etrafındaki herkesin sağlığına çok dikkat ederdi. Birinin en ufak bir başı ağrısa mesela hemen hastaneye yollardı "aman dursun birazdan geçer" demezdi. Kimisinin hayatını kurtarmıştır böyle. Kumru ablası vardı mesela. Çok severdi, hep anlatırdı. Onla ilgilenmişti en son. Hayat vermişti adeta Kumru'lara, Hüseyin'lere, Ayşe'lere, Fatma'lara.
 
Atatürk gibi adamdı
 
Atatürk gibi adamdı benim babam. Kimse görmezdi tehlikeyi ama onun gözünden kaçmazdı. Bir FETÖ belası sardı milletimizin başını. Öyle bir savaştı ki onlarla. Haydar Hoca'nın adını duyunca kaçacak delik ararlardı. Düşmanının bile Haydar Hocasıydı benim babam. 
Emin adamdı benim babam. Kimse kimseye güvenmezken Haydar Hoca emanetimize sahip çıksa derdi insanlar. Begoviç der ya "Her şey bittiğinde düşmanlarımızın ne dediğini değil dostlarımızın ne demediğin hatırlayacağız." 
Babam öyleydi. Çok önemserdi sahip çıkılmayı. Ona sahip çıkanı da asla bırakmazdı. Her şeyiyle sahip çıkardı. Mesela en son bir geziye çıkmıştık. Antep'e vardığımızda saat ileriydi. Evde bir şeyler yedik. Uğur Abi aradı beni, "Hocam istirahat mi eder, biz geçelim mi eve" diye sordu bende ilettim babama. Ayağa kalktı "Evladım, bizim biraz yorulmamız lazım" dedi. Niye, biliyor musunuz? O insanlar babama sahip çıkmıştı babam da onları hiç yalnız bırakmak istemedi. Nerden bilirdik ki son gezisi olduğunu. Ama anladım ki o biliyormuş. 
Çok üstüne gelmek istediler hayat boyu ama o hiç boyun eğmedi, kim geldiyse boyunun ölçüsünü aldı. Son zamanlarında 'yurtdışına çıkma' dediler, babam 'yasak sana' dediler, tüm dünyayı evine kapattı da gitti. Ve en sonunda beratını aldı da öyle gitti. 
Bir Öğüt Gecesi yapmıştık, orada Baki Hocayı anlatırken, "Gece saat 3 kapısına giderdim, Baki şu meseleyi istişare etmemiz lazım diye" dedi. Sonra dedi ki "Ben şimdi kimin kapısına gideceğim?" E biz şimdi kimin kapısına gideceğiz. Çok düşündüm. Ama anladım. Kapısı hep açık bize Haydar Hoca'nın. Fikriyle, davasıyla kapısı bize hep açık... 
Özel hissettirirdi insanı babam. Ama öylesine özel değil. Biz onunla insanlığı kurtarma yolculuğuna çıkmıştık. İnsanlığı kurtarmak… Ne kadar özel bir şey, değil mi? Evlatlarının geleceği için dünyayı güzelleştirdi, dünyanın geleceği için evlatlarını yetiştirdi. 
 
Denge adamıydı
 
Tam bir denge adamıydı, ölçü adamıydı benim babam. "Her şeyin bir ölçüsü var, ölçüyü aşmayın" derdi. Şimdi bakıyorum kurtarmış insanlığı. Açlıktan, sefaletten, sömürülmekten kurtarmış insanları. 
Fedakâr adamdı. Yağmur mesela darılmaz ne şemsiye açana, ne de üstüne basana. Devletine, milletine askerine her zaman sahip çıktı. "İlmimim zekâtı etmez bunlar" derdi ama hiç kıskanmadı ilmini bizden.  
Kim ne derse desin özel adamdı bizim babamız. Güzel giyerdi, tertemizdi her zaman, ayakkabısı janti, saçları dalga dalga nizamiydi. "Kafası Zenit saati gibi" derdi kimisi için asıl kendinin bir kafası vardı, tıkır tıkır işlerdi. Tarihçilere tarihi, filozoflara felsefeyi, sosyologlara toplumu, iktisatçılara ekonomiyi, ilahiyatçılara dini, sanatçılara sanatı öğretti benim babam. Dünya meseleleri basitti onun için. Ama çok kızardı hiçbir şey bilmeyip biliyormuş gibi yapanlara. Dedim ya kaçmazı onun gözünden hiçbir şey. 
Neyse ben babamı anlatmaya kalksam günler alır. Zaten anlatılınca anlaşılan biri değildi benim babam, yaşamak lazımdı onu. Ne mutlu ki yaşadık ve tanıdık Haydar Hoca'yı. 
 
Sözün bittiği tarih
 
Gerçi sözün bittiği yerdeyiz. Nerde miyiz, 14 Nisan'dayız. Kumruların sustuğu gündeyiz. Söz bitti evet ama fikirler bitmez, davalar bitmez. Kıyamet sabahına kadar savunulacak bir kale bıraktı bize. Bu kale Türk milletinin bağımsızlığının kalesidir. Atatürk ilkelerinin, Cumhuriyet bilincinin yılmaz savunucularının kalesidir. Bu kale ahde vefanın kalesidir, bu kale bir eline ayı bir eline güneşi verseler davasından vazgeçmeyeceklerin kalesidir. Hayırlı uğurlu olsun."

Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Sivas'ta kar sularının hızla erimesiyle Kızılırmak'ın debisi yükseldi

23.02.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.02.2026 14:04:10
İHA
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kentte ısınan havayla birlikte kar sularının erimesi şehrin birçok noktasında derelerin taşmasına yol açtı. Eriyen karların oluşturduğu yoğun akış, Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak'ın debisini de önemli ölçüde yükseltti.



Bölgedeki vatandaşlar, ırmak debisinin bu kadar arttığına daha önce şahit olmadıklarını belirtti.



Yıllardır Sivas'ta yaşayan Necati Başara, "Son 15 yıldır böyle bir manzara görmedik. Debi çok yüksek, su oldukça bol. Su tarlalara ve bitkilere büyük fayda sağlıyor. Suyun değeri kesinlikle hafife alınmamalı" dedi.

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, "Osmanlı'yı parçalayan sistem şimdi Türkiye'ye dayatılıyor. ABD'nin Türkiye'yi bölme planı millete Terörsüz Türkiye diye pazarlanıyor" dedi

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, "Osmanlı'yı parçalayan sistem şimdi Türkiye'ye dayatılıyor. ABD'nin Türkiye'yi bölme planı millete Terörsüz Türkiye diye pazarlanıyor" dedi.

23.02.2026 13:00:00
Ahmet Turan Yiğit
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, "Osmanlı'yı parçalayan sistem şimdi Türkiye'ye dayatılıyor. ABD'nin Türkiye'yi bölme planı millete Terörsüz Türkiye diye pazarlanıyor" dedi
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, "Osmanlı'yı parçalayan sistem şimdi Türkiye'ye dayatılıyor. ABD'nin Türkiye'yi bölme planı millete Terörsüz Türkiye diye pazarlanıyor" dedi
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum'dan, yeni anayasa, umut hakkı ve Öcalan Tartışmaları konusunda çok sert çıkış geldi. Anayasa değişikliği tartışmaları, AYM ve AİHM kararları, "umut hakkı" meselesi ve Abdullah Öcalan üzerinden yürüyen siyasi süreci masaya yatıran Süheyl Batum, iktidarın yeni anayasa söylemini sert sözlerle eleştiriyor ve şu soruyu soruyor: "Anayasaya uyulması için anayasa mı değiştirilir?"
Yeni anayasa tartışmasının arka planı, AYM ve AİHM kararlarına uyma meselesi, "Umut hakkı" nedir, kimi kapsar? Abdullah Öcalan bu haktan yararlanabilir mi? Can Atalay kararı ve Meclis tartışması, çok kimlikli anayasa ve federasyon iddiaları ile "Osmanlı sistemi" benzetmesi ne anlama geliyor? konularını elealan Batum, umut hakkının teknik anlamını açıklarken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da dikkat çekiyor ve ağırlaştırılmış müebbet cezalarında tahliye umudunun hukukî çerçevesini anlatıyor.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi

Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen operasyonlarda 406 kg uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi

23.02.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi
Van ve Hakkari'de yarım tona yakın uyuşturucu madde ele geçirildi
Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen operasyonlarda 406 kg uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Uyuşturucuyla mücadele aralıksız sürerken, İçişleri Bakanlığı Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 406 kilogram uyuşturucu madde ve 2 bin 540 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"Van ve Hakkari'de uyuşturucu madde imalatçıları ve satıcılarına yönelik Jandarma Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonlarda 406 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Van, Gevaş, Çaldıran, Başkale ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde, Van ve Hakkari İl Jandarma Komutanlıkları tarafından yapılan istihbari çalışmalar kapsamında düzenlenen operasyonlarda, 271 kilogram metamfetamin, 96 kilogram skunk, 39 kilogram esrar olmak üzere toplam 406 kilogram uyuşturucu madde ile 2 bin 540 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.

Uyuşturucu imalatçısından, satıcısına kadar uyuşturucu ile mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Van ve Hakkari İl Jandarma Komutanlıklarımız ile emeği geçenleri tebrik ediyoruz."

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 16'ncı duruşması başladı

 

23.02.2026 10:54:00
Anadolu Ajansı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı.

Duruşma, tutuksuz sanık Harun Tuzcu'nun savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor. 

Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar

Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı

22.02.2026 11:30:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Viyana'da 7-8 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde önemli açıklamalar ve değerlendirmeler oldu.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı.

Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nden dikkat çeken açıklamaları izleyin:

Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış

Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu

21.02.2026 22:47:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu.
Toker, "Türk milleti buna itiraz eder dediğimiz, diyebileceğimiz her şeyi yaptılar. Şu anda da Erdoğan tabii ilk safhalarda hiç topa girmedi. Bahçeli'yi kullandı. Evet. Süreçte mesafe koydu bu konuya. Ama bir sene içinde inanılmaz bir toplum mühendisliği yapıldı. Örneklerini verelim. Bunu yavaş yavaş alıştıra alıştıra yapıyorlar. Bakmayın siz hani işte umut hakkı verilirse PKK'lıları af çıkarsa kıyamet kopar. Türk milleti bunu kabul etmez falan filan. Ben de söylüyorum ama aslında
kazın ayağı öyle değil. Adamların elinde öyle bir toplum mühendisliği imkanı var ki, algı yönetimi kaynakları var ki, yani buna şaşırmayın. yarın bir gün Türkiye'de kıyamet kopar dediğimiz her şeyi
yapabilirler" dedi.

Cem Toker'in konuşmasını izleyin:

Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi

Edirne'de artan yağışlar ve Bulgaristan'daki barajlarda bırakılan sular sonrası Tunca ve Meriç nehirlerinde debi yükseldi, bazı tarım arazileri ve hobi bahçeleri sular altında kaldı. Taşkının boyutu dron ile havadan görüntülendi

21.02.2026 20:27:00 / Güncelleme: 21.02.2026 20:31:56
İHA
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Edirne'de Tunca ve Meriç nehirlerinde son günlerde yaşanan debi artışı taşkına yol açtı. Yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki barajlardan bırakılan suyun etkisiyle yükselen nehirler havadan görüntülendi.



Son ölçümlere göre, Meriç Nehri üzerindeki Kirişhane Ölçüm İstasyonu'nda debi 1088 metreküp/saniye, İpsala Ölçüm İstasyonu'nda ise 1230 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Tunca Nehri Ölçüm İstasyonu'nda debi 161 metreküp/saniyeye çıkarak turuncu alarm seviyesine ulaştı.



Artan su seviyesi nedeniyle nehir yataklarına yakın bölgelerde bulunan hobi bahçeleri ve tarım arazileri sular altında kaldı. Yerleşim alanlarına yakın noktalarda suyun geniş bir alana yayıldığı görüldü.



Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı Karayusuflu köyünde çiftçilik yapan Recai Servi, su seviyesinin ciddi oranda yükseldiğini belirterek onlarca tarım arazisinin sular altında kaldığını ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığını ifade etti.

TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı

"TBMM'de Öcalan ittifakı kuruldu. CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Süheyl Batum, "Atlantik ötesinde hazırlanan anayasayı Türkiye'ye kabul ettirmek istiyorlar. CHP komisyona katılmasaydı bu iş buraya kadar gelmezdi" dedi

21.02.2026 16:31:00
Ahmet Turan Yiğit
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, anayasa değişikliği tartışmaları, "umut hakkı" söylemi ve Meclis'te kurulan komisyon sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Batum konuşmasında: "Umut hakkı" tartışmasının gerçek amacının ne olduğunu, bir terör örgütü liderinin siyasi temsil konumuna yerleştirilmesi iddialarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyonun rolünü, Cumhuriyet Halk Partisi'nin süreçteki pozisyonunu, Türkiye'nin "mezhepsel/etnik kota" modeline sürüklenip sürüklenmediğini, Tarihsel olarak 1876 Anayasası ve Osmanlı deneyimi üzerinden yaptığı uyarıları detaylı biçimde değerlendirdi. "Macun tüpten çıkarsa geri dönmez" diyen Batum, etnik ve mezhepsel temsile dayalı bir sistemin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak


 
 
Fethiye'de yol kenarında ölü bulunan kurtun genetik analizi yapılacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, kurtların ekosistemin sigortası olduğunu söyledi.

21.02.2026 15:15:00
AA
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak

Muğla'nın Fethiye ilçesinde, bir kurt yol kenarında ölü bulundu. Fethiye-Antalya kara yolu kenarında bir hayvan ölüsünü görenler durumu, Fethiye Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine bildirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, hayvan üzerinde inceleme yaptı.

Hayvanın genç ve erkek bir kurt olduğunu tespit eden İlemin, hayvanın araç çarpması sonucu öldüğünü söyledi.
Kurdun genetik analizlerde kullanılması için doku örneği alındığını belirten İlemin, "Trafik kazaları, özellikle yayılma ve alan arayışı dönemindeki genç bireyler için önemli bir ölüm nedenidir. Kurtlar (Canis lupus) son yıllarda özellikle kış aylarında Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerine kadar yaklaşabiliyor. Bunun başlıca nedeni, insanlar tarafından beslenmeye alıştırılan yaban domuzlarını takip ederek yerleşim alanlarının çevresine gelmeleri" dedi.

İlemin, yaban domuzlarının şehir kenarlarında artan varlığının, kurtların da bu alanlara yönelmesine yol açabildiğini dile getirdi. Şehir çevresine yaklaşan kurtların zaman zaman sahipsiz sokak köpekleri ile melezleştiğini ifade eden İlemin, bu durumun kurtların genetik bütünlüğünde bozulmalara, insandan daha az kaçınma gibi davranışsal değişimlere yol açabildiğini kaydetti.

Kurtlar ekosistemin sigortası

Doğal koşullarda kurtların insanlardan uzak durduğunu ve ekosistemlerin "sigorta türü" olarak dengeyi sağladıklarını vurgulayan İlemin, şöyle konuştu: "Girişimsel melezleşme, genetik veya demografik baskınlaşma yoluyla saf kurt popülasyonlarını uzun vadede yok olma girdabına sürükleyebilecek ciddi bir tehdittir. Bu kapsamda, TÜBİTAK 1001 destekli 'Ülke Çapında Kurtlara Dair Kapsamlı Bir Araştırma: Mekansal Genetiği, Ekoloji ve Hibridizasyonu' adıyla yeni bir proje yürütülüyor. Proje, Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Morteza Naderi yürütücülüğünde ve geniş bir uzman ekibin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Projenin temel amaçları, Türkiye genelinde kurtların genetik yapısını ve çeşitliliğini ortaya koymak, köpeklerle melezleşme düzeyini belirlemek, popülasyonların genetik dayanıklılığını değerlendirmek ve ekosistem üzerindeki kilit taşı rolünü korumaya yönelik bilimsel veri üretmek."

İlemin, kurtların genetik bütünlüğünün korunmasının yalnızca türün geleceği açısından değil, aynı zamanda ülke genelinde ekolojik bozulmanın en aza indirilmesi açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Tunceli'de polis kalbine yenik düştü


 
Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.

21.02.2026 15:09:00
AA
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü

Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Erhan Orhan, evinde aniden fenalaşınca Tunceli Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kalp krizi geçirdiği belirlenen Orhan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Orhan'ın cenazesinin, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde yapılacak törenin ardından memleketi Bolu'ya gönderileceği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.