HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Hayır konuşmayan, hayır bulamaz

27.07.2012 00:00:00
Her insan kendi çevresinde yaşanan olaylara, hadiselere, kişilerin tutumlarına, tavırlarına ve söylemlerine bakarak insan tiplerini çok iyi algılar. Zira etrafımızda olup bitenler bize insan tipleri hakkında ipuçlarını vermektedir. İnsan çoğu zaman gözleri ile gördüklerine inanamıyor ve hayretler içerisinde kalıyor. Gördükleri insana adeta bu kadar da olmaz dedirtiyor. İnsan hayret etse de etmese de ne yazar, hayret edilecek şeyler gözlerimizin önünde her gün olup bitiyor.
Adam Kur'an alfabesinin ilk harfi olan "Elif" harfinin düz mü yoksa yuvarlak mı olduğunu bilmiyor, ancak Kur'an ve din ilimleri, ahkâm ve inanç konularında allame, filozof olduğunu iddia ediyor ve ahkâm kesiyor. Her bulunduğu ortamda bu dalda konuşmalar, açıklamalar yapıyor ve din hakkında konuşan, yazan ilim adamlarına da her fırsatta taşkınlığa, hakarete varacak seviyede muhalefet ediyor. Konu namazdan açılınca birden bakarsınız mezkûr kişi zıplamış ortaya. Konu hacdan açılınca durum yine aynıdır. Konu abdesten, gusülden açılınca değişen pek fazla bir şey yoktur. Konu oruçtan açılınca el içi büyüklüğünde takvim sayfalarına bakarak Ramazan orucunun hangi gün başladığını, Kadir gecesinin ne zaman olacağını, mübarek Ramazan bayramının hangi gün olacağını bilime, dini mercilere muhalefet olsa bile yanlışlar dolu bir girdabın içerisine girerek konuşmalar yaparlar. Konu tıptan açılınca böyleleri tabip olur. Konu madenden açılınca bunlar maden mühendisi olur. Böyleleri konuştukları zaman etraflarında olan insanlar her ne kadar da bunları dinleseler arkalarını döndükleri zaman bilime ve dini mercilere göre hareket ederler. Nitekim böylelerinin bilime ve dini mercilere aykırılık oluşturan bu konuşmaları onların kendilerini alçaltmaktan ve toplum içerisinde baş ağrısı yaratmaktan başka bir şeye yaramaz.
Elbette böylelerinin yanında oturup bilime ve dini mercilere aykırılık oluşturacak, toplumu kin ve nefrete sürükleyecek konuşmaları dinlemeleri de inanç açısından sakıncalıdır. Ya böylelerinin yanında oturmayacaksın, oturuyorsan eğer bu tür şeyleri konuştukları zaman ya karşı koyacaksın veya kalkıp oradan ayrılacaksın. Aksi takdirde sende onun konumuna düşmüş olursun.
Ancak çok dikkat edilirse eğer böylelerinin genelde ibadetten uzak olduklarını görmek mümkündür. Kişi namaz kılmaz, namaz kılanların namazına karışır, eleştirir. Oruç tutmaz hayır efendim bugün Ramazandır veya değildir diye açıklamalar yapar. Böyleleri için Azerilerin örfünde güzel bir tabir vardır "Nahırda (sürüde) ineği olmayan sen, neden nahıra burnunu sokarsın (karışırsın).
Bir insan içinde olmadığı konulara müdahale ediyorsa bu kişinin cehaletini gösterir. Adam bilmiyor ancak öğrenmek de istemiyor. Üstelik dinlemiyor da. Adeta gözlerini kapamış istediği gibi savuruyor ve tek doğru benim doğrularımdır diye dayatma yapıyor. Böylelerine Müslümanlar arasında kara cahil denilir. İslami metinlerde ise böylelerine cehl-i mürekkep mikrobuna bulaşan insan denir.
Her insan; insan, Müslüman, olmanın verdiği duyarlılık ve sorumlulukla bu tipleri bir türlü kabullenemiyor. Böylelerini gördüğü zaman benim cinsdaşım böyle olamaz, olmamalı diye insanlığından utanıyor.
Cehl-i mürekkep mikrobuna bulaşmış kendini her konuda bilgili gören böyle bir kara cahil ile aynı havayı teneffüs etmekten ar duyuyor.
Bu tür tiplemeler ve olaylar geçmişte olduğu gibi, bugün de gözümüzün önünde aynen yaşanıyor. Hz. Peygamber efendimizden ve Ehlibeyt imamlarından nakledilen hadisi şerifler insan çeşitlerini sıralarken bu tipleri de tarif eder ve böylelerine karşı Müslümanları uyarırlar:
"İnsan üç kısımdır: Öğreten, öğrenen, dinleyen, bunların dışında kalanda hayır yoktur." Buna benzer Ehlibeytten nakledilen başka hadislerde şöyle buyrulmuştur; "Ya öğreten ol, ya öğrenen, ya dinleyen ol, ya da bunları seven, sakın beşincisi olma, helak olursun!"
Çünkü sevmek; birlikte olmak, kabul etmek, taraf olmak anlamına gelir. İnsan bu tür hadis-i şeriflere dikkatle bakınca, biraz olsun teselli buluyor ve rahatlıyor. Cehennemin boşuna yaratılmadığını daha iyi kavramak için böylelerinin varlığının doğal olduğunu kabulleniyor.
İnsanlar, eğitmenler istedikleri kadar uğraşınlar yinede böylelerini değiştiremezler. Zira İmtihan kanunu gereği birileri Allah'ın rızasına, cennete birileri de cehenneme müşteridirler.
Her inançlı Müslüman veya erdemli olan her insan öğretmeyen, öğrenmeyen, dinlemeyen ve bu üçünü istemeyen ve sevmeyen insanlardan uzak durmalıdır.
Çünkü bütün ilmi ve akli verilere göre böylelerinde hayır yoktur.
 
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Hz. Hüseyin’in faziletlerinden / 16.11.2012
- “Biz” olmanın gerekleri / 14.11.2012
- Biz!-II / 13.11.2012
- Biz!-I / 12.11.2012
- Ehl-i Beyt’in yüce makamı / 06.11.2012
- Marifet-i Ehl-i Beyt / 05.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-II / 02.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-I / 01.11.2012
- Marifet-i İmam / 31.10.2012
- Tanıma (marifet) / 30.10.2012
- Mürekkebi döken değil, içendir ehil / 29.10.2012
- Anlayış meselesi / 23.10.2012
- Velayet hadislerinden... / 20.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 18.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-II / 16.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-I / 15.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-VI / 13.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-V / 12.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-IV / 11.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-III / 09.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-II / 08.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-I / 06.10.2012
- Rivayetlerde On İki İmamın isimleri / 05.10.2012
- Kaynaklara göre On İki İmam hadisleri / 04.10.2012
- İmamete dair / 03.10.2012
- Zillet bizden uzaktır / 30.09.2012
- Kutsallara saldıran canilere sessiz kalma / 28.09.2012
- Zalim ne anlar masumiyetten / 27.09.2012
- İnkarı mümkün olmayan Gadir-i Hum / 26.09.2012
- Nur ve nar'ın furkanı / 25.09.2012
- Mevla kelimesinin anlamı / 24.09.2012
- İki kanıt / 23.09.2012
- Gelin canlar bir olalım / 20.09.2012
- Ehl-i Beyt sevgisinin faydası nedir? / 19.09.2012
- Allah için sevmenin önemi / 18.09.2012
- Sevgi ve nefret ilkelere göre olmalı / 17.09.2012
- Ehl-i Beyt'i tanıma ve tevhid / 15.09.2012
- Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar / 14.09.2012
- Akıl mı, aşk mı? / 12.09.2012
- Dikkat! Zamanlardan fitne zamanı / 10.09.2012
- Ehl-i Beyt / 09.09.2012
- İcmal gençliği / 06.09.2012
- Barış Günü ve Suriye olayları / 05.09.2012
- Neden cahil kaldık? / 04.09.2012
- Ruhun gıdası ilahi reçetelerde aranmalıdır / 03.09.2012
- İnsan eğitiminde namazın rolü / 02.09.2012
- Maun Suresi ve müslümanların durumu / 01.09.2012
- Kişiler ve olayları analiz terazisi / 31.08.2012
- Akıl cevheri / 30.08.2012
- En şüca insan kimdir? / 29.08.2012
- Büyük cihadın ve küçük cihadın farklılıkları / 28.08.2012
- Neden cahil kaldık? / 27.08.2012
- Kimdir Müslüman? / 22.08.2012
- Midesi için yaşayanlar / 18.08.2012
- Seyr-i Sülukun alemdeki etkinliği / 17.08.2012
- Melekler kimlere nazil olur? / 16.08.2012
- İlim-iman farkı ve insanın tekamülü / 14.08.2012
- Nefis tezkiyesinin yapılmamasının zararları / 13.08.2012
- Emek ve hizmete kadirşinas olmak / 09.08.2012
- Dört kanun / 08.08.2012
- Hidayete vesile olmanın fazileti / 07.08.2012
- Öğretmenler ve öğretenlerin değeri / 06.08.2012
- İlme önem verebildik mi? / 05.08.2012
- Ortak akıl, saadet ve güzellik getirir / 04.08.2012
- Ortak akıl ve istişare / 03.08.2012
- Suriye olayları ve Arakan'da yaşanan vahşet / 30.07.2012
- Ekseni kayan birlik ve Suriye meselesi / 29.07.2012
- Suriye olaylarının analizi ve Müslümanların durumu / 28.07.2012
- Hayır konuşmayan, hayır bulamaz / 27.07.2012
- Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir / 26.07.2012
- Dalkavukluk alçaklıktır / 24.07.2012
- Ehl-i Beyt nimetine nankör olmanın ağır bedelleri / 23.07.2012
- İlim ve özgür ortam / 21.07.2012
- Çanakkale ruhu / 18.07.2012
- Gençlik ve önemi / 17.07.2012
- Gençlerin eğitiminin önemi / 16.07.2012
- Gençlik çağı kazanım dönemidir / 14.07.2012
- Vurdumduymazlık faciası / 13.07.2012
- Burjuvazi ile yozlaşan Müslümanlar / 12.07.2012
- Gösteriş budalası olmanın şekilleri / 10.07.2012
- Adam-adamcık / 09.07.2012
- Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları / 07.07.2012
- Akıp giden ömürler / 06.07.2012
- Müslüman, kendisine kimleri model edinmelidir? / 05.07.2012
- Yanlışa tavır / 04.07.2012
- Şeytanlaşmış insanlar / 03.07.2012
- Allah'ın sevdiğini herkes sever mi? / 01.07.2012
- Allah'ı mı, halkı mı razı etmek? Hangisi kolay? / 30.06.2012
- Değerlerimizden ödün vermemeliyiz / 28.06.2012
- Medya ve Ehl-i Beyt programları / 28.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları ve bardağa dolu tarafından bakmak / 26.06.2012
- Değerlerinden ödün veren toplum gerilemeye mahkumdur / 25.06.2012
- Sığ düşünceler / 23.06.2012
- Vahdeti ilke edinenler / 22.06.2012
- Vahdetsizlik toplumların ecelini getirir / 20.06.2012
- Vahdeti ihlal edenin tevhidi bozulur / 19.06.2012
- Vahdet olgusuna göre yaşamanın önemi / 18.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları birliğimize hizmet ediyor / 17.06.2012
- Hedefsizlik faciası / 14.06.2012
- Terör fitneden kaynaklanır / 12.06.2012
- Fitne: Değerleri öldüren zehirin adı / 11.06.2012
- Fitne / 09.06.2012
- Din tüccarlarına karşı vazifelerimiz / 08.06.2012
- Din tüccarları / 07.06.2012
- Hz. Peygamberin, ümmeti adına korkuları / 06.06.2012
- Nur ile zulmetin savaşı / 05.06.2012
- Allah adına aldatan din tüccarları / 04.06.2012
- İnsan sretindeki şeytanlar / 03.06.2012
- İblis'in avlanma yöntemleri / 02.06.2012
- Hakka karşı batılın mücadele tarzı / 01.06.2012
- Bitmeyen Hak ve batıl mücadelesi / 31.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-2 / 30.05.2012
- Tarih Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-1 / 29.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-6 / 28.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-5 / 25.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-4 / 24.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-3 / 22.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-2 / 21.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-1 Halka hizmet Hakka hizmet midir? / 19.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-III / 18.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-II / 15.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-1 / 14.05.2012
- Köleler ve özgürler-2 / 13.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi / 12.05.2012
- Köleler ve Özgürler - 1 / 09.05.2012
- Hedef gösterme, hedef gösterilme-2 / 08.05.2012
- Hedef gösterme ve gösterilme-I / 07.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 2 / 05.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 1 / 03.05.2012
- Kuran ve Ehli Beyt beraberliği / 01.05.2012
- Vah haset edene, ah haset edilene! / 29.04.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

27.07.2011, 27.07.2010, 27.07.2009, 27.07.2008, 27.07.2007, 27.07.2006, 27.07.2005, 27.07.2004, 27.07.2003, 27.07.2002, 27.07.2001, 27.07.2000, 27.07.1999, 27.07.1998, 27.07.1997, 27.07.1996, 27.07.1995, 27.07.1994, 27.07.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.