logo
03 EKİM 2026

‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…

Fon soruşturması büyürken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “manipülatif işlere bulaşanlardan hesap sorulacağı” yönündeki açıklamaları kamuoyunun gündeminde. Erdoğan, 28 Eylül’de yaptığı açıklamada gerekli soruşturmaların yürütüldüğünü ve haksız kazanç sağlayanların hesap vereceğini söyledi

03.10.2026 17:47:00
Haber Merkezi
 
‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…
‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…
Fon soruşturması büyürken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "manipülatif işlere bulaşanlardan hesap sorulacağı" yönündeki açıklamaları kamuoyunun gündeminde. Erdoğan, 28 Eylül'de yaptığı açıklamada gerekli soruşturmaların yürütüldüğünü ve haksız kazanç sağlayanların hesap vereceğini söyledi.

Ancak soruşturmanın siyasi ayağı açısından dikkat çeken bir soru hâlâ yanıt bekliyor:

FATMA BETÜL SAYAN KAYA NEDEN HALA İFADE VERMEDİ?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada 1 Ekim itibarıyla 217 şüpheli ve 56 tutuklu bulunurken, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkında henüz ifade alma işlemi gerçekleştirilmediği bildirildi. Savcılık bunun yerine Kaya ailesinin malvarlığına tedbir uygulanmasını istedi.

Ortaya atılan iddiaların merkezinde ise Özata Denizcilik hisseleri bulunuyor.

DW'nin aktardığı bilgilere göre Kaya çifti yaklaşık 163 milyon TL'lik hisse alımının ardından yaklaşık 2,17 milyar TL'lik satış gerçekleştirdi. Hisselerin yaklaşık dört ay içerisinde yaklaşık 13 kat değerlenmesi soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.

ERDOĞAN: "HESAP SORULACAK"

Erdoğan'ın mesajı netti: Manipülatif işlemlerle haksız kazanç sağlayanlar hakkında gerekli soruşturmalar yürütülecek.

Ancak ortaya çıkan tablo, özellikle Kaya dosyasında "soruşturma kime kadar uzanacak?" sorusunu gündeme getiriyor.

Çünkü Kaya yalnızca sıradan bir yatırımcı değil; daha önce bakanlık yapmış ve AKP yönetiminde Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş bir isim.

Kaya, hakkındaki iddiaların aydınlatılması ve soruşturmanın bağımsız yürütülmesi gerekçesiyle siyasi görevlerinden istifa etti. Fakat istifanın ardından savcılık ifadesinin alındığına dair doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

2,2 MİLYAR TL "İADE EDİLDİ" DENİLDİ, ARDINDAN ÇELİŞKİ ÇIKTI

Dosyayı daha da tartışmalı hale getiren gelişme ise 2,2 milyar TL'nin Hazine'ye iade edildiği yönündeki haber oldu.

Ekonomim, Kaya çifti tarafından yaklaşık 2,2 milyar TL'nin Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bildirdiği hesaba aktarıldığını yazdı.

Ancak kısa süre sonra gazeteci İsmail Saymaz, Adalet Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı bilgilerde ödemenin yapılmadığının kendisine aktarıldığını söyledi. DW de iki farklı iddiayı aynı haberinde aktardı.

Yani kamuoyunun önünde hâlâ cevaplanmamış çok temel bir soru bulunuyor:

2,2 milyar TL gerçekten Hazine'ye yatırıldı mı, yatırılmadı mı?

PARA YATIRILDIYSA DEKONT NEREDE?

Eğer para gerçekten Hazine'ye yatırıldıysa, bunun resmi kayıtlarla ortaya konulması mümkün.

Yatırılmadıysa da "iade edildi" haberinin hangi bilgiye dayanarak yayıldığı açıklanmaya muhtaç.

Üstelik SPK mevzuatındaki etkin pişmanlık düzenlemesi de tartışmanın önemli bir parçası. DW'nin aktardığı hukuk değerlendirmesine göre, piyasa dolandırıcılığı kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için elde edilen menfaatin iki katının Hazine'ye ödenmesi gerekiyor. Bilgi suistimali bakımından ise hukuki durum farklı.

Dolayısıyla 2,2 milyar TL'nin ödenip ödenmediği yalnızca siyasi değil, hukuki açıdan da kritik.

Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı


 
11. Cumhurbaşkanı Gül, Kayseri'de amcasının cenaze törenine katıldı.
 

03.10.2026 17:46:00
AA
 
Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı
Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı


11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vefat eden amcası Mustafa Gül'ün memleketi Kayseri'de düzenlenen cenaze törenine katıldı. Rahatsızlığı nedeniyle 88 yaşında vefat eden Mustafa Gül'ün cenazesi, Orgeneral Hulusi Akar Camisi'ne getirildi.

Burada ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Gül'ün cenazesi, Kayseri Şehir Mezarlığı'na defnedildi.

Cenaze törenine Mustafa Gül'ün ailesi ve yakınları ile Vali Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, il protokolü, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Abdullah Gül, 75 yaşında...

Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı

03.10.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı.

İfadelerde dikkat çeken ortak nokta ise bazı şüphelilerin, tartışmalı işlemler ve fonlardaki para hareketleriyle doğrudan bağlantıları bulunmadığını savunması oldu.

SERDAR TURHAN: "PARA PİYASASI FONUNU BİR HAFTA ÖNCE ÖĞRENDİM"

Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'a şirketleri, fonlar, hisse işlemleri ve milyarlarca liralık para hareketleriyle ilgili sorular yöneltildi.

Turhan, holdingin yatırım ve stratejilerini kendisinin belirlediğini ve holding işlemlerinde yetkili olduğunu söyledi.

Ancak Pusula Portföy Yönetim Şirketi'yle ilgili olarak şirketi devrettikten sonra işlemlerden haberdar olmadığını savundu.

Turhan'ın savcılıkta, "Bu devirden sonra PYŞ ile herhangi bir alakam kalmadı, yaptığı işlemlerle ilgili bir bilgim olmadı" dediği aktarıldı.

Savcılığın, Pusula'nın para piyasası fonlarındaki paraların Katılımevim hisselerinin alımında kullanılıp kullanılmadığı yönündeki sorusuna ise Turhan'ın "Para piyasası fonunun ne olduğunu ancak bir hafta önce öğrendim" yanıtını verdiği bildirildi.

Turhan ayrıca 1,82 milyar liralık nakit paranın şahsi birikimi olduğunu savundu. PKZ fonunu şahsi olarak aldığını, fonda Katılımevim hisselerinin bulunduğunu ve bazı işlemlerin kendi bilgisi dahilinde yapıldığını ifade etti.

ALKİN KARDEŞLER: "BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ"

Tera Grubu şirketlerinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin ve Emre Alkin'in ifadeleri de soruşturmanın dikkat çeken bölümlerinden oldu.

Savcılık, Tera Yatırım'ın yaklaşık 1,4 milyar liralık piyasa değerinin bir yıl içerisinde yaklaşık 280 milyar liraya çıkmasını ve ardından gelen istifaları sordu.

Kerem Alkin, şirket değerindeki yükseliş ile istifaların "birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini" söyledi.

Savcılık ayrıca peş peşe gelen istifalarla daha sonra ortaya çıkan fon krizinin bağlantısını sorguladı.

EMRE TEZMEN VE ALPER ÖZTÜRK DE İFADE VERDİ

Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün de savcılık ifadeleri soruşturma dosyasına girdi.

Her iki isim hakkında da fonlar, şirketler, hisse hareketleri ve sermaye piyasası işlemleri kapsamında sorular yöneltildi.

ESKİ SPK BAŞKANI GÖNÜL: "GEREKEN DENETİMLERİ YAPTIK"

Soruşturmanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün şüpheli sıfatıyla ifade vermesi oldu.

Gönül, bir hissede bin katlık artışın SPK'nın gözünden kaçıp kaçamayacağı yönündeki soruya, kendi dönemlerinde gereken denetimlerin yapıldığını ve bazı adı geçen fonlara para cezaları uygulandığını söyledi.

Gönül'ün ifadesi, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileri ve şirketlerle sınırlı kalmayıp düzenleyici kurumların denetim sorumluluğunun da tartışılmasına yol açtı.

ASIL SORU: BU İŞLEMLER NASIL FARK EDİLMEDİ?

Soruşturmanın kritik noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.

Bir tarafta milyarlarca liralık para hareketleri, bazı hisselerde olağanüstü fiyat yükselişleri ve fonlar arasındaki işlemler bulunuyor.

Diğer tarafta ise soruşturma kapsamında ifade veren bazı isimlerin "bilgim yoktu", "şirketi devretmiştim", "fonu bilmiyordum" şeklindeki savunmaları yer alıyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce fonlarda son iki yılda hareketlilik gözlemlediklerini ve bazı paraların kaçırıldığını gördüklerini söylemiş, amaçlarının bu paraları geri getirmek olduğunu açıklamıştı.

SORUŞTURMA DENETİM BOYUTUNA DA UZANIYOR

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, 30 Eylül'de sermaye piyasasındaki yatırım fonlarının işlemleri ve denetim faaliyetlerine ilişkin inceleme ve denetim çalışmalarına başlandığını açıkladı.

Bu gelişme, soruşturmanın yalnızca "kim ne yaptı?" sorusuyla sınırlı kalmayacağını, "kim neyi ne zaman gördü ve neden müdahale edilmedi?" sorusunu da gündeme getiriyor.

DOSYADAKİ EN KRİTİK ÇELİŞKİ

Şüphelilerin savunmalarının önemli bölümünde işlemlerden haberdar olmadıkları veya sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki ifadeler dikkat çekiyor.

Ancak soruşturmanın merkezindeki iddialar, fonlar ve şirketler arasındaki milyarlarca liralık para ve hisse hareketlerinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin.

Bu nedenle bundan sonraki süreçte sadece şüphelilerin ifadeleri değil, banka kayıtları, fon hareketleri, SPK denetim kayıtları, MASAK raporları ve para transferlerinin zamanlaması belirleyici olacak.

Çünkü dosyanın en kritik sorusu artık şu: "KİM BİLMİYORDU, KİM BİLİYORDU VE KİM NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?"

5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı

Manisa'nın Soma ilçesinde 5 işçinin hayatını yitirdiği, 2 işçinin de yaralandığı maden göçüğüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 yönetici gözaltına alındığı öğrenildi

02.10.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı
5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı
Soma'da faaliyet gösteren İmbat maden ocağında meydana gelen göçüğün ardından başlatılan adli süreç çok yönlü olarak devam ediyor.

Adalet Bakanlığınca görevlendirilen 3 Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürüttüğü soruşturma kapsamında olayda sorumluluğu ve ihmali olabileceği değerlendirilen şirket yetkilileri hakkında gözaltı kararı verildi.

Aralarında işletmeci maden şirketinin genel müdürünün de bulunduğu 9 yöneticinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Ölen işçiler son yolculuklarına uğurlandı


Manisa'nın Soma ilçesindeki maden işletmesinde meydana gelen göçükte yaşamını yitiren işçilerden Kerim Ören Kırkağaç ilçesinde, Halit Ersay ise Denizli'de son yolculuklarına uğurlandı.

Ören'in (37) cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumundaki otopsi işlemlerinin ardından Karakurt Mahallesi'ndeki Merkez Camisi'ne getirildi.

Burada öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Kerim Ören'in cenazesi mahalle mezarlığında defnedildi.

Cenaze törenine, Ören'in yakınlarının yanı sıra Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ve mahalle sakinleri katıldı.

Evli ve iki çocuk babası olan Ören'in 2010'dan bu yana madende çalıştığı ve emekli olmayı düşündüğü öğrenildi.


Halit Ersay'ın cenazesi memleketi Denizli'de defnedildi


Göçükte yaşamını yitiren Halit Ersay'ın (37) cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi.

Ersay'ın Denizli'nin Çameli ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi'ndeki evine getirilen cenazesi, helallik alınmasının ardından mahalle camisine taşındı.

Halit Ersay'ın naaşı kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi.

Cenaze törenine, baba Ramazan Ersay, aile yakınları ve Çameli Kaymakamı Mustafa Çelik, Belediye Başkanı Cengiz Arslan ve mahalleli katıldı.

Evli ve 3 çocuk babası olduğu belirtilen Ersay'ın 2017 yılında işe başladığı ve 10 gün önce memleketindeki ailesini ziyarete geldiği öğrenildi.

Öte yandan, ölen diğer işçiler Ramazan İnce'nin Balıkesir'de, Ömer Karakaya'nın Manisa'nın Kırkağaç ilçesinde ve İsa Olcay'ın Kütahya'da son yolculuklarına uğurlanacağı belirtildi.

Manisa'nın Soma ilçesinde bir madende dün öğle saatlerinde göçük meydana gelmiş, toprak altında kalan 7 işçiden 2'si kurtarılmış 5 işçinin cansız bedenlerine ulaşılmıştı.

Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"

Meltem TV'de Parantez programına katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündemdeki 800 milyar liralık fon krizinin ve gazeteci tutuklamalarının, iktidar içerisindeki derin bir iç kavga ile çatırdamanın piyasaya yansıması olduğunu söyledi

02.10.2026 16:38:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Meltem TV'de Parantez programına katılan Hüseyin Baş fon krizinin iktidar içinde yaşanan iç kavganın bir yansıması olabileceğini söyledi.

Hüseyin Baş'ın açıklamaları şöyle:


"800 milyar TL, 100 yılın vurgunu diyebiliriz"


"100 yıllık vurgun deseniz yeri olabilecek bir şey. Şu ana kadar konuşulan piyasa dolandırıcılıkları arasında hiçbiri bu rakamlara yaklaşmadı bile. 800 milyar liranın üzerinde bir paradan bahsediliyor. 20 milyar dolardan fazla bir paraya denk geliyor. 500 bine yakın yatırımcıdan bahsediliyor, mağdurdan bahsediliyor, dolayısıyla gerçekten asrın vurgunu. Türkiye yüzyılına 100 yıllık bir vurgunla girmiş gibi duruyoruz. AK Partili birçok ismin işin içinde olduğu ortaya çıkıyor ki nitekim vaktinde bakanlık yapmış bir hanımefendinin de işin içinde olduğu görülüyor. Dolayısıyla güveni aşırı derecede zedeleyen, sadece 20 milyar dolarla kalmayıp sadece mağdurların yitirilen paralarıyla kalmayıp, üzerine piyasayı dalga dalga etkileyip, belki de Türk piyasasına, ekonomisine belki de 100 milyar dolarlık bir maliyeti olabilecek bir meseleden bahsediyoruz.


"İşin içinde Fatma Betül Sayan olmasaydı..."


Hükümete yakın kanalları izlediğimiz zaman yorumcuların sürekli bir iç muhasebe ve millete yalvarır derecede, 'Bize güvenin, içimizde çürükler olabilir ama bizde bir problem yok'  serzenişleri var. 25 yıllık iktidarın neticesinde bu noktaya geldiyseniz bu gözlemlenmesi gülünç bir durum. Hükümete yakın bir kanalda birkaç yorumcuyu izliyorum. 'Fatma Betül Sayan Kaya işin içinde olmasaydı biz burada böyle mi konuşacaktık?. Hayır, daha farklı konuşacaktık ama bak, diyor, işin içinde o da var bazı şeyleri söyleyemez olduk' diyor. Bir yandan da kızıyor! Aslında bu bir çelişkinin itirafı. Bir AKP'li işin içinde olunca sizi bazı şeyleri söylemekten alıkoyan ne ki?


"Ortaya saçılmayan isimler kimler?"


Ortaya saçılan isimler için gereken yapılsın. Ortaya saçılmayan isimler kimler? Bu tip finansal piyasalarda yüzde 90 kaybeder, yüzde 10 kazanır. Hep bu söylenir. Kim bu kazananlar? Nasıl kazanmışlar? Nereden kazanmışlar? Ne işlemler yapmışlar? Dolayısıyla burada işin içinde başka işler de muhtemelen var. Neden bunu söylüyorum? Şimdi bu fon krizi ortaya çıktığında buna ilişkin çok enteresan bir bakış açısını Yeni Parti milletvekili Sayın Deniz Yavuz Yılmaz ortaya koydu ve 'Bu fon soruşturması AKP içinde Kozinoğlu soruşturmasını yapan bir gruba karşın yine AKP içinde buna tepki olarak konulmuş bir şey' diye bir yorum yaptı.


"Ali Çağatay beraat etti peki neden tutuklandı?"


Gazeteci Ali Çağatay beraat etti. Sizin aynı ekranları paylaştığınız Fatih Ergin bugün tutuklu. Bir haber yaptı, titri yanlışmış! Yani buraya mı kaldık? Bu mu halkı yanıltıcı bilgi? Yani şimdi ben çıkıp, 'Su 99 derecede kaynar' diye bir tweet atsam, halkı yanıltıcı bilgiden soruşturma mı açılacak bana? Bu kadar olabilir mi? Halkı yanıltıcı bilgi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik! Neyin tahriği? Kaç kişi bu bilgiden ötürü tahrik olup bir eyleme geçmiş? Ben 11,5 ay adli kontrolle gezdim,  yurt dışına çıkmam yasak edildi. Sonunda beraat ettim.

Fatih Ergin de beraat edecek. Bu ülkede hukuk her zaman var ama mahkemede, iddianamelerde değil! O da beraat edecek ve sonra ne olacak? İşin altından şu çıkacak: Pardon!. Bu sürecin altından koca bir pardon çıkar, başka hiçbir şey çıkmaz!


"Fatih Ergin ne yaptı, Kozinoğlu neden cezaevindeydi?"


Meclis açılışında gündem ağırlıklı olarak yeni anayasaydı. Halkı yanıltıcı bilgi adı altında insanları tutuklamaya gerekçe oluşturur gibi yeni bir anayasa yapıp demokrasiyi daha da zedeleyecekseniz bu olmaz. Neden söylüyorum bunu? Sayın Cumhurbaşkanı Meclis'te konuşurken, 'mevcut anayasa kuvvetler ayrılığı ilkesini vesayetlere bağlıyor. Bu yüzden sivil bir anayasaya ihtiyacımız var' diye bir ifade kullandı. Tamam da kuvvetler ayrılığı ilkesini tek bir organa toplayan en son 2017 anayasa değişikliği. Dert kuvvetler ayrılığı idiyse 2017'de yapsaydık! Ben mahkemelerde hukuksuzluk olacağına hiçbir zaman inanmıyorum ama bu iddianameleri daha dikkatli yazmak gerekiyor ve insanların hakkına riayet etmek gerekiyor.

Sonuçta bunun adı ne? İddianame! Bir iddiada bulunuyorsunuz. İddiada bulunduğunuz kişiyi sulh cezaya gönderiyorsunuz ve 'Tutuklansın' diyorsunuz. Tutuklandıktan sonra 3 ay zaman geçiyor. Yargılamaya geçiliyor. Mahkeme beraat veriyor. E ne oldu? Pardon. Böyle olur mu? Fatih Ergin ne yaptı? Adli tıp doktoru değil de cezaevi doktoru demiş! Bunun aslında halkı yanıltıcı bilgiyi değil benim canımı sıkan bilgiyi alenen yayma suçlaması. Süleyman Soylu İçişleri Bakanıyken, 'Sen binaya gir, hukuk arkadan gelir' demişti. Bak hukuka bak! Sizin insanlığınız mı yok ya? Hukuka uymamanın hangi hümanist, insani, İslami, dini bir yorumu olabilir? Herkes şunu bugün tartışıyor; Kozinoğlu kim tarafından öldürüldü? Nasıl öldürüldü? Kaçta öldürüldü? İşte adli tıp ne yaptı? Yanındakiler ne yaptı? vs. Kimse şunu konuşmuyor şu an Türkiye'de;  Kozinoğlu'nun içeride ne işi vardı? Sorulması gereken soru bu. Türkiye'nin artık hukuk zeminine oturması lazım.


"Fon kriziyle yorgunluğun ne işi var?"


Dünyada fon krizi olur, milletin evi gider, arabası gider. Bizimkinin geleceğinin hayalleri gidiyor. Bankaya borçlanmış, o para batıyor. Annesinin bileziğini almış, eşinin küpesini bozmuş, o para gidiyor. Millet birikimini batırırken biz yarınımızı bugünden satıp bir hayalimizi batırıyoruz. Bu soruyu sorduğumuz zaman fon krizinin üstesinden gelecek Türkiye. Böyle gündelik, palyatif çözümlerle bugünü kurtaralım, yarın bakarız mantığıyla  hareket edersek ne iktidarın faydasına iş çıkar, ne muhalefetin, ne milletin. Dolayısıyla ben bütün bu süreci hem futbolda yaşanan,  hem hukukta yaşanan hem işte farklı farklı gördüğümüz bütün alanlarda yaşanan meselenin iktidarın içindeki bir çatırdama, bir kavganın sonucu olarak gözlemliyorum. Yoksa fon krizi olduğunda Sayın Cumhurbaşkanı neden çıkıp da 'Yorulan kenara çekilsin' diyor? Fon kriziyle yorgunluğun ne ilgisi var? Demek ki içeride bazı kimseler bazı kimselerin olmasını istemiyor veya egale edilmesini istiyor. Olacağı da budur zaten. Bunları da zamanla izleyip göreceğiz. Umarım Türkiye bu süreçten çok yara almadan çıkar. Önümüzdeki süreçte birçok şeyin değişeceğini, dünyanın değişeceğini gözlemliyoruz. İnşallah Türkiye değişmez."

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı

Sinop'ta iki gün önce teknelerinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memuru Numan Şen'in cansız bedenine ulaşıldı. Arama kurtarma faaliyetlerinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı dalgıç polisler de (kurbağa adamlar) yer aldı

02.10.2026 15:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'un Lala köyü açıklarında, iki gün önce meydana gelen olayda, balıkçı teknesinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memurlarından Orhan Gazi Yetiş'in cansız bedenine olay günü ulaşılmış, aynı teknedeki polis memuru Numan Şen'in bulunmasına yönelik arama kurtarma faaliyetlerine başlanmıştı. Bu çerçevede, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şubesine bağlı Su Altı Grup Amirliği bünyesindeki 4 dalgıç polis de çalışmalarda yer almak için Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli dalgıç polislerle birlikte Sinop Emniyetine yardım etmek için görevlendirilmişti.

Sahil güvenlik, jandarma ve AFAD'ın da destek verdiği çalışmalarda, Şen'in cesedi dalgıç polisler tarafından kullanılan sonar cihazıyla tespit edildi. Kaybolan polisin cenazesine kıyıya yaklaşık 500 metre mesafede yer alan 7 metrelik derinlikte ulaşıldı. Şen'in cesedi olay yerindeki çalışmaların ardından otopsi için Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

02.10.2026 14:16:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamaya göre, İkinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Toplantıda Sermaye Piyasası Kurulunun 30 Eylül 2026 tarihli kararları çerçevesinde hesaplanacak net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin ilgili kurumların çalışmaları ile Kurulun aynı tarihte fon hesaplarına ilişkin aldığı ödeme kararına yönelik ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir. Devamında çalışmaları bir süredir devam eden Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin taslak üzerinde çalışılmış ve nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.

Ele alınan bütün düzenlemelerde vatandaşlarımıza herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış vurgulanmıştır. İlgili kurumlarımız ile fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir."

Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı

İstanbul'un Güngören ilçesinde ters yönden dönüş yapan ticari minibüse tramvay çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı

02.10.2026 14:11:00 / Güncelleme: 02.10.2026 14:13:57
İHA
 
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Kaza, saat 11.00 sıralarında Güngören Abdi İpekçi Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 34 M 4556 plakalı ticari minibüs, ters yönden dönüş yaptığı sırada tramvayla çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle minibüs savruldu. Kazada 4 kişi yaralanırken, ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahale sonrası yaralılar ambulanslar ile hastaneye kaldırıldı.



Görüntülerde, tramvayın minibüse çarptığı ve minibüsün çarpmanın etkisiyle savrulduğu görüldü.

Dönüşü olmayan yerden dönüş yapıldığını ifade eden Ömer Aydın, "Burada sürekli aynı kazalar oluyor. Buradaki problemi çözsünler. Yol tramvayın yolu. Kırmızı ışık yanarken bunlar buradan dönüyor. Burada devamlı haftada 2-3 defa kaza oluyor. Buranın problemini çözsünler. Vatandaşa yazık günah değil mi" şeklinde konuştu.

Kaza ile ilgili inceleme sürüyor.

Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı

Spiker Erhan Çelik'in boşanma aşamasındaki eşi doktor Özlem Gültekin Çelik'in hayatını kaybetmesine ilişkin olayda 5 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlendi

02.10.2026 13:57:00
İHA
 
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık, Narkotik Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, spiker Erhan Çelik'in doktor olan eşi Özlem Gültekin Çelik'in 13 Ağustos'ta vefat etmesine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan otopsi sonucu Çelik'in yüksek dozda propofol (genel anestezi) indüksiyonu sonucu vefat ettiği belirlendi.

Alınan gizli tanık beyanları ve cep telefonları üzerinde yapılan incelemeler sonucu olay günü Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesine verilen talimat doğrultusunda şüpheliler Ç.K, F.A, H.Ç, H.Y ve P.Ç gözaltına alındı.

Olaya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.