Hilm ehli peygamberlere benzer
Şunu da bilmeli ki, insan, öfke anında yırtıcı hayvana benzer. Öfkenin icabı neyi yaparsa, hali öyle olur. Hilm ve yumuşak başlılık yolunu tutarsa peygamberlere, evliyaya benzer
21.08.2023 21:00:00
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





İmam Gazali Hazretleri öfkeden kurtulmanın çareleri hakkında şöyle buyurdu:
Öfke hastalığının ilâcı birkaç çeşittir. Bu hastalıktan kurtulmak için insan ilk başta öfkeyi, hırsı yenmekte manevî yönden elde edeceği kazancı bilmelidir. Sonra, haksız yere öfkelendiği zaman, Allah tarafından ceza geleceğini nefse bildirmeli ve korkutmalıdır.
Öfkelenen kimsenin, şunu da bilmesi gerekir: Allah Teâlâ kendisinden daha güçlüdür. Başkalarına öfke duyup, güç yetirmesine nazaran Allah Teâlâ'nın gücü daha fazladır. Sonra, intikam hisleri ile karşı karşıya bulunduğunu nefse hatırlatmalıdır. Öyle ya, düşman uyumaz. Kendisi, nasıl istemediğine karşı öfkelenip, üzerine yürüyorsa, karşı taraftan da aynı hareketi görecektir. Kendisi gibi düşman da hazırlanır, yaptığını yanına koymaz, sebep olduğu düşmanlık uzun zaman sürebilir; istisnası azdır. Bunu da nefse duyurmalıdır. Böyle düşünmek, öfkeden kurtulmaya bir çare olabilir.
Bir başkası öfkelendiği zaman, suratına bakmalı, ne kadar çirkin hal aldığını görmeli. Acaba insan aynı çirkinliğe razı olur mu? Elbette o hali, hoş bulmaz. Bu da öfkeden kurtulabilmenin bir yolu olabilir.
Şunu da bilmeli ki, insan, öfke anında yırtıcı hayvana benzer. Öfkenin icabı neyi yaparsa, hali öyle olur.
Hilm ve yumuşak başlılık yolunu tutarsa peygamberlere, evliyaya benzer.
İnsan düşündüğü zaman anlar ki, yersiz öfke duyduğu şeyler, Allah Teâlâ'nın arzu edip yaptığı işlerdir. O'nun severek, isteyip yarattığı şeylere, nasıl öfke duyulur, kızılır. Düşünmeli ki, hiçbiri kendi isteği ve arzusu değildir.
Hepsi Allah'ındır. O'nun arzularına karşı öfke ile çıkmak, şüphesiz hezimet olur. Ve O'nun öfkesini, gazabını kazanmaktan başka işe yaramaz. Bu durum hadis-i şeriflerle sabittir.
Anlattığımız hususu bildikten sonra, öfkeye kapıldığın zaman, seni o hale koyan şeytanın iğvası olduğunu bil ve şu duayı oku: "Euzu billahi mineşşeytanirracim/İlâhî huzurdan tard edilen, kovulan Şeytan'dan Allah'a sığınırım." Öfke anında bu duanın yapılmasını, Peygamber Efendimiz emir buyurmuşlardır.
Hazret-i Aişe bir gün öfkelendi, Peygamber Efendimiz burnunu tuttu ve şöyle buyurdu: "Ayşecik, şu duayı oku: Allah'ım, ey Muhammed Nebi'nin Rabbi, günahımı bağışla. Kalbimin dargınlığını gider. Şaşırtıcı fitne işlerden beni kurtar. İster gizli ister aşikâr beni onlara dalmaktan koru."
Öfkelenen herkes bu duayı yapmalı. Sonra öfke anında ayakta ise oturmalı, oturuyorsa yatmalı... Peygamber Efendimizin buyurduğu şu hadis-i şerif çok önemlidir: "Öfke bir ateştir, kalpte tutuşur. O tutuşan ateşin neticesi ne olur bilir misiniz? Boyun damarları üfürülmüş gibi şişer. Gözler kan çanağı gibi kızarır. Sizden biri, öfke haline dair bir şey duyarsa, ayakta ise otursun. Oturuyorsa yatıp uyumaya baksın. O öfke halini bunlarla gidermezse, soğuk su ile abdest alsın ya da gusletsin; sebebine gelince, ateşi ancak su söndürür."
(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)
Öfke hastalığının ilâcı birkaç çeşittir. Bu hastalıktan kurtulmak için insan ilk başta öfkeyi, hırsı yenmekte manevî yönden elde edeceği kazancı bilmelidir. Sonra, haksız yere öfkelendiği zaman, Allah tarafından ceza geleceğini nefse bildirmeli ve korkutmalıdır.
Öfkelenen kimsenin, şunu da bilmesi gerekir: Allah Teâlâ kendisinden daha güçlüdür. Başkalarına öfke duyup, güç yetirmesine nazaran Allah Teâlâ'nın gücü daha fazladır. Sonra, intikam hisleri ile karşı karşıya bulunduğunu nefse hatırlatmalıdır. Öyle ya, düşman uyumaz. Kendisi, nasıl istemediğine karşı öfkelenip, üzerine yürüyorsa, karşı taraftan da aynı hareketi görecektir. Kendisi gibi düşman da hazırlanır, yaptığını yanına koymaz, sebep olduğu düşmanlık uzun zaman sürebilir; istisnası azdır. Bunu da nefse duyurmalıdır. Böyle düşünmek, öfkeden kurtulmaya bir çare olabilir.
Bir başkası öfkelendiği zaman, suratına bakmalı, ne kadar çirkin hal aldığını görmeli. Acaba insan aynı çirkinliğe razı olur mu? Elbette o hali, hoş bulmaz. Bu da öfkeden kurtulabilmenin bir yolu olabilir.
Şunu da bilmeli ki, insan, öfke anında yırtıcı hayvana benzer. Öfkenin icabı neyi yaparsa, hali öyle olur.
Hilm ve yumuşak başlılık yolunu tutarsa peygamberlere, evliyaya benzer.
İnsan düşündüğü zaman anlar ki, yersiz öfke duyduğu şeyler, Allah Teâlâ'nın arzu edip yaptığı işlerdir. O'nun severek, isteyip yarattığı şeylere, nasıl öfke duyulur, kızılır. Düşünmeli ki, hiçbiri kendi isteği ve arzusu değildir.
Hepsi Allah'ındır. O'nun arzularına karşı öfke ile çıkmak, şüphesiz hezimet olur. Ve O'nun öfkesini, gazabını kazanmaktan başka işe yaramaz. Bu durum hadis-i şeriflerle sabittir.
Anlattığımız hususu bildikten sonra, öfkeye kapıldığın zaman, seni o hale koyan şeytanın iğvası olduğunu bil ve şu duayı oku: "Euzu billahi mineşşeytanirracim/İlâhî huzurdan tard edilen, kovulan Şeytan'dan Allah'a sığınırım." Öfke anında bu duanın yapılmasını, Peygamber Efendimiz emir buyurmuşlardır.
Hazret-i Aişe bir gün öfkelendi, Peygamber Efendimiz burnunu tuttu ve şöyle buyurdu: "Ayşecik, şu duayı oku: Allah'ım, ey Muhammed Nebi'nin Rabbi, günahımı bağışla. Kalbimin dargınlığını gider. Şaşırtıcı fitne işlerden beni kurtar. İster gizli ister aşikâr beni onlara dalmaktan koru."
Öfkelenen herkes bu duayı yapmalı. Sonra öfke anında ayakta ise oturmalı, oturuyorsa yatmalı... Peygamber Efendimizin buyurduğu şu hadis-i şerif çok önemlidir: "Öfke bir ateştir, kalpte tutuşur. O tutuşan ateşin neticesi ne olur bilir misiniz? Boyun damarları üfürülmüş gibi şişer. Gözler kan çanağı gibi kızarır. Sizden biri, öfke haline dair bir şey duyarsa, ayakta ise otursun. Oturuyorsa yatıp uyumaya baksın. O öfke halini bunlarla gidermezse, soğuk su ile abdest alsın ya da gusletsin; sebebine gelince, ateşi ancak su söndürür."
(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)



















































































