Ey evlat! Rabb'ine karşı ittikâ sahibi isen, O'nu zikreden ve O'na karşı tevhid sahibi isen, daima O'nu gözetiyorsan anlatılan işleri bela gelmeden yapmakta isen, bela anı senin için gül gülistan olur. Ateşe atılsan, "Ey nâr, nur ol, serin, selâm ol!" denir ve öyle olur.
Allah'ım, biz hak etmesek de bizi öyle olan kullardan eyle. Bize kereminle muamele et. Bizi cezalandırma. Bizi nimetinden saklı tutma. Bizi şefkatsiz bekletme. Âmin!
Asi kimseye nasıl tevbe gerekse, irfan sahibine de edep öyle farzdır. Ona niçin edep gerekli olmasın ki, halkın Hâlık'a en yakın olanıdır. Bir kimse, şahın yanında edepsiz olursa, o hâli, ölümü çeker. Ve her kim ki, edepsizdir, o hem halkın, hem de Hakk'ın öfkesine uğrar. Edepsizlikle geçen her an belalı andır. Her hâlde Hak'la iyi edepli olmak icap eder.
Âhirete dönünüz. Dünyaya kalben arka çeviriniz. Bütün varlığınızla dünyaya abanmayınız. Kâfirler gibi dört elle dünyalık toplamaya çıkmayınız. Onlar, dünyayı bilmedikleri için ona sarılıp kalır, severler.
Kul daima, yaptığı hata için pişmanlık duyar; ona yaraşan da budur. Gündüzleri oruç tutar, geceleri de namaz kılar. Alın teri ile kazanmış olduğu helâl lokmayı yer. Hep işlerini dinin emri ile yapar. Sonra bu hâlinden de terakki edip kazancının azını yer. Verâ sahibi olur, şüpheli işleri bırakır. Harama dalmaktan korkar. Sonra yine terakki eder, zâhid olur; her şeye karşı, istiğna duymaya başlar. Sonra yine terakki eder, arif olur. Kalbini Hakk'a verir, ihtiyaçlarını O'ndan diler. Oturması, konuşması O'nunla olur. Kalbi, halktan yana boş olur. Halktan gına gelir. Hâli böyle olunca Hak, onu, nebileri ve saf kullarının ervahı ile oturtur. Bundan sonra Hakk'a ünsiyet eder, O'na yakınlık duygusu bulur.
İşte iyi bir kulun hâli… Siz bundan ne kadar uzaksınız; hem de ne kadar?
Yazık sana, hâller ilmini bilmezsin; o hâlde neden iç âleme dair işlerden dem vurursun? Hakk'a karşı irfanın yok; nasıl halkı O'na davet edersin? Senin bildiğin şeyler zenginlerin yanı, sultanların kapısı. Peygamber'le ve onu gönderenle ne ilgin var? Şüpheli şeyleri yer verâ sahibi olmazsın. Ancak haram yemeyi bilirsin.

















































































