logo
22 MART 2026


ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek

09.03.2026 00:00:00
Çoğu kişi aynı soruyu soruyor.

"Çin neden sessiz? Enerji ortağı bombalanıyor. Ticaret yolu yıkılıyor. Neden tepki vermiyor?"

2023'te Suudi Arabistan Çin'e yuan ile petrol satmaya başladı.

BRICS genişledi, Suudi Arabistan, BAE ve İran 3 enerji devi bile aynı blokta toplandı.

Hatırlanacağı üzere Çin, SWIFT'e alternatif olarak CIPS'i kurdu.

Ülkeler artık dolar kullanmadan ticaret yapabilmenin yolunu keşfetti, ama nasıl?

Bu hamlelerin hepsi İran'a tek bir bomba düşmeden önce yapıldı.

Sessiz ama en yıkıcı hamlelerden birisi, artık doların rezerv para olmaktan çıkıyor olması değil, çıkmış olmasıydı.

Öte yandan Çin, kesintisiz şekilde ABD tahvili satıyor.

Çin'in ABD tahvil stoğu zirvede 1.3 trilyon dolardı.

Peki ya şimdi?

Kasım 2025 itibarıyla 682 milyar dolarken, şimdilerde bunu rakamların bile altına düştü.

Bu, 2008'den bu yana en düşük seviye demek.

Peki, Çin bu parayla ne alıyor dersiniz?

Öyle hamleler yapıyor ki, ABD'nin tek bildiği orayı burayı bombalama alışkanlığının bin katı daha etkili olan bir altın vuruş yapıyor.

Şimdi Çin'in asıl hamlesine gelelim.

Bilindiği üzere Afrika, dünyanın en genç kıtasıdır.

2050'de nüfusu 2.5 milyar olacağı tahmin ediliyor.

Çin 20 yıl önce bir şeyi keşfetti.

Kim Afrika'nın altyapısını inşa ederse, 21. yüzyılın sahibi o olur gerçeğini fark etti.

Dünyanın başına bela olmanın dışında hiçbir mahareti olmayan ABD ne yaptı?

Irak, Afganistan, Libya ve Suriye'de 4 trilyon doların üzerinde savaş harcaması yaptı.

Tek bildiği bir şeyi, yıkmayı, yakmayı, bombalamayı tercih etti.

Oysa aynı dönemde bakın neler yaptı:

49 Afrika ülkesine 182 milyar dolar altyapı yatırımı yaptı.

Kenya'da demiryolu inşa etti.

Etiyopya'da baraj kurdu.

Cibuti'de liman açtı.

Nijerya'da 20 milyar dolarlık petrol ve gaz tesisi kuruyor.

Kongo'da 10 milyar dolarlık hidroelektrik santral inşa ediyor.

Namibya'da Afrika'nın en büyük güneş enerjisi santralini kurdu.

Ruanda'da teknoloji merkezi açtı.

Kıta genelinde Huawei altyapısıyla telekomünikasyon ağı ördü.

2025'te Afrika-Çin ticaret hacmi 348 milyar dolara ulaşmıştı ve ger geçen gün artıyor.

Bunu nasıl başardı Çin?

Tek kurşun atmadan.

Tek bir ülkenin rejimini değiştirme yoluna gitmeden.

Tek yaptırım uygulamadan ve kimseye demokrasi dersi vermeden.

Hesapladığımızda ve çok uzun vadede düşündüğümüzde gerçekten de kim daha kazançlı çıktı?

ABD 4 trilyon dolarını havaya atarken, Çin 182 milyar dolarla inşa yoluyla insanlığa hem katkı sundu, hem de gönülleri kazandı.

Yani çok daha azıyla, kat be kat fazlasını kazandı.

Şimdi soru şu:

2040'da sizce 2.5 milyar Afrikalı hangi ülkenin telefonunu kullanacak?

Hangi ülkenin ağında internet kullanacak?

Hangi ülkenin demiryolunda taşımacılık yapacak?

Cevabı şimdiden çok açık belli değil midir?

Çin, ABD'nin kendi elleriyle yıktığı ittifakları sessizce devralıyor.

Avrupa Çin'e yönelmeye başladı.

Körfez ülkeleri Çin'e yönelmeye başladı.

Trump ne kadar onarmaya çalışsa da, NATO içerisinde her geçen gün çatlak büyüyor.

Ve göreceksiniz, gelecekte NATO diye bir aldatmaca ortada kalmayacak!

Elbette ki bir bu yazımızda yükselen trend olarak Çin'i ve batmakta olan bir ABD medeniyetini ele aldık ancak, olaylara birde Ankara penceresinden baktığımızda durum çok fazlasıyla can sıkıcıdır.

Türkiye özellikle de NATO'ya büyük tavizler vererek girdiği günden bu tarafa, daima taviz veren ve kaybeden ülke konumundadır.

Yukarıda yükselişini rakamlar vererek izah etmeye çalıştığımız Çin devleti bu noktaya nasıl geldi biliyor musunuz?

Mesela 2005'lere kadar Çin ABD'nin neredeyse eyaleti konumundayken ne oldu da böyle bir sıçrama yaptı?

Örneğin Çin'i dünya sahnesinde oyun kurucu yapan 'milli paralarla ticaret' keşfi, kime ve hangi teze ait bir çıkarsamadır?

Çin açısından belki de dünyanın en büyük keşiflerin başında gelen 'tüketmek kaynaktır' çözümlemesi, hangi modelden alıntılamadır?

Sevgili okurlarım işin hakikati şudur:

Çin'i ve Rusya'yı dünya sahnesinde sömürülen iki ülke olmaktan çıkaran ve bugün gelinen noktaya taşıyan sistem, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan, Milli Ekonomi Modeli'nden başkası değildir.

2005 yılında Haydar Baş beyin kaleme aldığı bu tezin ilk takipçi ülkeleri, Rusya ve Çin olmuştu.

Bugün bütün dünyanın, Ukrayna özelinde üzerine çullanılan ülke durumunda ki Rusya, 4 yıllık savaşın ardından ekonomisi büyüyen, enflasyon sorunu olmayan, üretim-tüketim dengesinin kurulu hale geldiği ülke olma konumunu, tam olarak Haydar Baş'ın modeline borçludur.

Çin'de bugün gördüğümüz inanılmaz yükselişin sebebi ise, yine Milli Ekonomi Modeli tezinde yer bulan büyüme ve gelişme formülleridir.

Haydar Baş Bey bu modeli bütün insanlığa armağan eden, yüce ruhlu bir Türk'tü.

Bugün bu model iktisadi ve sosyal plandan bütün dünyayı etkisi altına alırken, Türkiye'de körler sağırlar birbirini ağırlar durumdadır maalesef.

Son bir hatırlatma.

Milli Ekonomi Modeli tezi, BTP'nin parti programını oluşturmaktadır.

Şimdi siz söyleyin, kim bu ülkeyi Çin ve daha ileri seviyelere taşıyabilir?
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.