logo
28 EYLÜL 2026

Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü

Hz. Peygamber 400 heceri siyah dirhem olan mehri aldıktan sonra, Hz. Ebu Bekir, Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî’yi yeni ev için eşya almakla görevlendirdi

23.06.2023 20:47:00
Haber Merkezi
 
Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü
Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü
Hz. Peygamber 400 heceri siyah dirhem olan mehri aldıktan sonra, Hz. Ebu Bekir, Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî'yi yeni ev için eşya almakla görevlendirdi.

Kaynaklar Hz. Fâtıma'nın çeyizinin son derece sade olduğunu anlatmaktadır.

1- Yedi dirhem değerinde bir gömlek

2- Dört dirhem değerinde bir başörtüsü

3- Hayber malı siyah bir kadife

4- Üzeri kaytan türü iplerle örtülüp bağlanmış bir divan

5- Mısır keteninden mamul, birinin içi lifle, öbürünün ise yünle doldurulmuş iki döşek

6- İçleri izhirden (bir çeşit kokulu bitkiden) doldurulmuş Taif derisinden dört yastık.

7- Yünden yapılmış bir örtü

8- Hecer yapımı bir hasır

9- Bir el değirmeni

10- Deriden yapılmış bir su kabı

11- Bakır bir çamaşır leğeni

12- Bir süt kasesi

13- Küçük su kovası

14- İçi ziftlenmiş leğen

15- Yeşil bir testi

16- Kiremitten iki bardak

17- Bir meşin minder

18- Katrani aba

19- Su kovası.

Eşyalar geldiğinde Resulullah onlara bakarak ağlamış ve gözlerinden yaşlar dökülmüştür.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Allah'ım kaplarının büyük kısmı çanak çömlekten ibaret olan bu topluluğa bereket ver." 

Hz. Fâtıma'nın (a.s.) çeyizi ile ilgili olarak şu nakilden bahsedilir:

"Süleyman Peygamber (s.a.v.) damadına özel bir taç vermişti. Tacın üstünde yedi yüz tane kıymetli taş vardı.

Hz. Ali (a.s.) evine dönünce bunu Fâtıma'ya (a.s.)'a anlattı. Fâtıma (a.s.) dinledi, mübarek hatırına bir şeyler gelip şöyle düşündü:

'Ali (a.s.) acaba Süleyman'ın kızını o çeyizlerin azameti ile işitip, Benim çeyizimi hakir görür mü? Hazret-i Resul, Süleyman Peygamber gibi neden yapmaz diye düşünür mü?' diye üzüldü ve bu üzüntü ahiret dünyasına göçünceye kadar hatırından çıkmadı.

Hz. Ali (a.s.) bir gece rüyasında gördü ki, cennette çok süslü bir taht kurulmuştu. Tahtın çevresinde huriler saf saf dizilmiş, Fâtıma (a.s.) da taht üzerine oturmuştu.

Çok güzel yüzlü ve yıldızı parlak bir kız da saçı için iki tabak cevahir hazırlamıştı. Fâtıma'nın (a.s.) kendisine bakmasını bekliyordu. Hz. Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) sordu:

'Acaba bu kız kimdir?'

Hz. Fâtıma (a.s.) cevap verdi: 'Ya Ali! Bu Süleyman peygamberin kızıdır. Rabbim, Benim hizmetime göndermiştir.

Ya Ali! Sen bir gün Bana bu güzelin hikayesini anlatmıştın. Ve bu merak Benim hatırımdaydı. Fakat bu meraktan hiçbir üzüntü duymamıştım. Onun sevabına Bana bu saadet erişti.

Ey Ali! Taç ki Süleyman Peygamber tarafından güveyine verilmişti. Hamd Sancağı'nı (Livaü'l- Hamd) taşımak da Sana kısmet edilmiştir.'

Hamd sancağı bir bayraktır ki, Hz. Peygambere (s.a.v.) hastır. Boyu haddinden fazla olup üç yazı vardı. Biri batıda, biri doğuda, biri de Mekke istikametinde idi. Birisinin yazısı Bismillahirrahmanirrahim, birinin yazısı Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemin, birinin de yazısı La ilahe illallah Muhammedü'r-Resûlullah idi.

Nakledilmiştir ki, kıyametin mahşer meydanında o Hamd Sancağı'nı hazırlayıp şöyle seslenecektir:

'Nerededir Muhammed ümmeti, nerededir o Haşimî Seyid'e uyanlar?'

Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) o mübarek sancağı eline alıp bütün nebiler, bütün İslam ehli o bayrak altında toplanacaklardır.

Nitekim şöyle buyurmuştur: 'Adem'le, O'nun zürriyetinden gelenler kıyamet günü sancağın altındadır.'

Hz. Muhammed (s.a.v.), mübarek başına nurdan yeşil bir taç koyup, yine yeşil bir hil'at giyecek, Burak atına binip başka peygamberler de atlanıp o sancağı Hz. Ali (a.s.)'ın eline verecekler ve cennete doğru yol alacaklar.

Rivayet edilmiştir ki, Hz. Ali'nin (a.s.) mübarek başında o sancak bir taç şeklinde olacaktır. O zaman kendisine soracaklar: Ya Ali! Bu taç mı daha faziletlidir, yoksa Süleyman Peygamberin güveyine verilen taç mı?"  

Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin düğün gecesi

Nikâh kıyıldıktan hemen sonra düğün yapılmamıştır. Hz. Ali'nin rivayetlerine göre yaklaşık bir ay Hz. Fâtıma Baba evinde kalmaya devam etmiştir.

Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin düğünleri hicretin 2. yılında Zilhicce ayında gerçekleşti. O tarihte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Aişe'yi nikahlayalı 4.5 ay olmuştu.

Bu süre içinde Hz. Ali'nin (a.s.) kardeşi Akil ile arasında şu konuşma geçmiştir:

Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki: Fâtıma-i Zehra ile nikahım kıyıldıktan sonra epey bir müddet utandığımdan Resûlullah'ın (s.a.v.) yüksek huzuruna varamamış ve yüzüne bakamamıştım. Bir gün kardeşim Akil b. Ebi Tâlib Bana gelerek dedi ki:

"Kardeşim Ali! Ben anamız Fâtıma bint-ü Esed'den doğdum doğalı, senin Fâtıma-i Zehra ile nikahlanışına sevindiğim kadar hiçbir zaman hiçbir şeye sevinmemişimdir. Fakat henüz düğününüz olmadı. Eğer bunu görürsem artık gözüm açık gitmeyecektir."

Hz. Ali: "Kardeşim! Ben de düğünümüzün bir an önce olmasını istiyorum ama Hz. Peygambere bunu açmaktan utanıyorum" dedi.

Akil (r.a.) Bana yemin verdirerek benim elimden tuttu ve "Kalk, Hz. Muhammed'in huzuruna beraber gidelim ve bunu ben açayım, Sen hiçbir şey söyleme" dedi.

Kalktık, yola düzüldük. Giderken yolda Peygamber Efendimizin azadlı cariyelerinden Ümmü Eymen Bereketü'l-Habeşiyye (r.a.) ile karşılaştık.

Bize nereye gideceğimizi sordu, biz de maksadımızı anlattık. Bunun üzerine dedi ki: "Siz geri dönün ve bana biraz mühlet verin. Ben Hz. Peygamberin huzuruna hanımları ile beraber varır, bu konuyu açarım. Alacağım cevabı size bildiririm. Bunun için sizin gitmeniz uygun düşmez."

Biz de geri döndük. Ümmü Eymen gitti, Peygamber Efendimizin hanımlarını topladı. Hep beraber Hz. Aişe'nin evinde bulunan Resûlullah (s.a.v.)'in huzuruna girip, etrafını sardılar.

"Anamız babamız Sana feda olsun ya Resulullah! Biz buraya bir şey için geldik ki eğer Hatice (r. anha) sağ olsaydı bugün burada toplanmazdık ve bugün bu işle yalnız o çok meşgul ve bununla pek sevinçli olurdu" dediler.

Onlardan Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: "Biz, Hatice'yi anınca Hz. Peygamber gözyaşlarını tutamadı ve 'Ah! Nerede Hatice gibi bir kadın? Zira herkes Beni yalanladığı zaman O doğrulamıştı. Dünyama ve ahiretime yardımcı olmuş bir kadındı' buyurdu.

Ben: 'Ya Resulullah! Gerçekten Hatice buyurduğunuz gibiydi. Ama o ahirete gitti. Cenab-ı Hak O'nunla bizi cennette bir yerde toplasın. Lakin O'nun kızı Fâtıma-i Zehra'yı nikahladığın amcamoğlu Ali b. Ebi Tâlib artık düğünlerinin yapılmasını istirham ediyor, ne buyurursunuz' dedim.

Hz. Peygamber: 'Ey Ümmü Seleme! Ümmü Eymen'e söyle gidip Ali'yi Bana göndersin' buyurdu."

Hz. Ümmü Eymen, Hz. Aişe'nin evinden çıkar çıkmaz Bana rastladı ve beraberce Peygamber Efendimizin (s.a.v.) evine geldik.

Ben Ümmü Eymen ile odanın kapısına gelince hanımların hepsi kalktılar ve Hz. Peygamberin huzurundan çıkıp gittiler. Ben de utançla Hz. Peygamberin huzuruna girdim ve selam vererek bir kenara oturdum.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ya Ali! Artık düğününüzün olmasını arzu ediyor musun?"

Ben de: "Evet, anam babam Sana feda olsun ya Resulallah, emirlerinizi bekliyorum" dedim.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz cevaben: "Evet, bugün düğününüz inşallah olacaktır" deyince Benim içimde bir heyecan ve sevinç meydana geldi.

Bunun üzerine benim zırhımın bedelinden Ümmü Seleme'ye (r.anha) bıraktığı paradan 10 dirhem gümüşü ondan istedi, alıp Bana verdi ve: "Ya Ali! Bu parayı al git, biraz hurma, biraz tereyağı, biraz da süzülmüş yoğurt al" buyurdular.

Ben de gittim, çarşıdan bunların hepsini aldım ve Hz. Peygamberin huzuruna getirdim, Ulu Peygamber bizzat kollarını sıvadı, bir sofra getirdiler, üzerinde hurma ve tereyağını mübarek elleri ile ezip yoğurdular. Sonra "keş" dedikleri o yoğurtla karıştırdı ki, buna da "hays" derler. Onu güzelce bir tepsiye koydu ve sofranın etrafına parça parça arpa ekmekleri dizdi.

Bu ziyafetin hazırlanmakta olduğunu haber alan Ensar'ın zenginlerinden Sa'd b. Ubade (r.a.) gayet yağlı ve besili bir koyun, diğer bazıları da pirinç ve yağ gönderdiler. Onlar da ilave oldu.

Sonra bana: "Ya Ali! Git, eş ve dostlarını ve Benim ashabımı davet et" buyurdu. Ben de çıktım, rastladığım ashab-ı kiramı çağırdım: "Resulullah sizi düğüne davet buyuruyor, geliniz" dedim. Bütün sahabeler gelip kapının önünde durdular ve Resulullah'ın (s.a.v.) müsaadesini beklediler.

Ben telaşlanarak dedim ki: "Ya Resulullah! Cemaat pek kalabalık geldi, ne yapacağız?"

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz müezzinleri Bilal'e: "Ya Bilal! Çık cemaati bölük bölük sıra ile içeri al. Onar onar gelip nöbetle sofraya otursunlar" diye emir buyurdular.

Bilal de Hz. Peygamberin (s.a.v.) emirlerine göre sahabeleri onar onar içeri alıyordu. Girenler oturup, yemek yedikten sonra kalkıp gidiyorlardı. Diğer bölük de gelerek yiyip gidiyorlardı.

Lakin sofrada nimetler hiç yenmemiş gibi duruyordu. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.)'in dualarıyla o kadar bereket hâsıl oldu ki, o yemeği 700 kişinin yiyip doyduğunu gözümle gördüm" demiştir. 

-Bazı rivayetlerde düğün yemeğinden yiyen sahabelerin sayısı hakkında dört bin rakamı kullanılmaktadır. Ancak bu abartılı bir sayı olup, o dönemde bu sayıda sahabe dahi bulunmamakta idi.-

Bir tarafta misafirler ağırlanırken, diğer yandan da Hz. Fâtıma'nın düğün gecesi için hazırlanmasına geçilmişti.

"… Sonra Resûlullah (s.a.v.) eşlerinin bulunduğu tarafa bakarak: 'Burada kim var' diye sordular.

Ümmü Seleme: 'Ben, Ümmü Seleme, bu da Zeyneb, şunlar da falan falandır' dedi. Allah Resulü (s.a.v.) dedi ki: 'Kızım ve amcamın oğlu için Benim evimde bir oda hazırlayın.'

Ümmü Seleme 'hangi odayı' diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) 'senin odanı' dedi. Bu arada eşlerine Fâtıma'yı süslemelerini ve her şeyine dikkat edip titizlik göstermelerini emretti.

Ümmü Seleme der ki: Fâtıma'ya sordum: 'Yanında, bir gün lazım olur diye sakladığın koku var mı?' 'Evet' dedi. Bir şişe getir-di, ondan biraz avucuna döktü. Kokladım. Bundan önce böyle bir koku hiç koklamamıştım. Dedim ki: 'Bu nedir?' Dedi ki: 'Dihye el-Kelbi, Resulullah (s.a.v.)'in yanına gelirdi.

Resulullah (s.a.v.) Bana, 'Ey Fâtıma! Bir yastık getir amcan ona yaslansın' derdi. Ben de ona yastık getirir, o da yastığın üzerine otururdu. Yine böyle bir gün ayağa kalktığı zaman, elbisesinden bir şey düştü. Babam Benden bunu toplamamı istedi.'

(Hz. Ali (a.s.) bunu Resulullah'a (s.a.v.) sorduğunda: 'O Cebrail'in kanatlarından düşen anberdir' diye cevap vermişti.)"  

Hz. Fatıma için hazırlanan düğün odası

Resûlullah (s.a.v.) düğün gecesi için, bazı rivayetlerde Ümmü Seleme'nin odasının hazırlanmasını emretmişti. 

Hanımlarından Hz. Aişe ve Ümmü Seleme'ye (r.anhüma): "Gidiniz, amcaoğlu Ali b. Ebi Tâlib'in evinin tabanına kum döşeyiniz, sonra da Fâtıma'yı süsleyip donatınız" diye emir buyurdular.

Diğer bazı rivayetlere göre ise, Hz. Ali'ye kendisine bir ev tutmasını emretmişti. Düğün için bu evi hazırladılar. 

Onlar da Bahta'dan ince kum getirip evinin tabanının iyice döşediler.

Hz. Aişe diyor ki: "Hz. Ali'nin evinde iki döşek vardı. İçleri katı katı lifle dolu idi. Biz Ümmü Seleme ile onları kendi ellerimizle güzelce dikleyip kabarttık ve evin bir tarafına güzel bir yatak hazırladık.

Sofrayı da güzelce tertipleyip tamamladık. Hz. Fâtıma'nın zahmet ve külfetten, israf ve ölçüsüzlükten uzak, bereket dolu düğünü gibi mütevazı ve samimi hiçbir düğün görmedim." 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kır deveyi süsletti, sonra kızları Hz. Fâtıma'yı devenin üzerine bindirip, dizgini de Selman-ı Farisi'ye teslim ettiler. Böylece Hz. Ali'nin evine gönderdiler. Hz. Ali'ye (a.s.) hitaben de: "Ya Ali! Kızım Fâtıma gelin olarak evinize gitti. Ben de akşam namazından sonra gelip dua edeceğim. Beni bekleyin buyurdular." 

Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gelin olduğu gece ile ilgili bir rivayet de şöyledir:

İbn-i Abbas rivayet etmektedir: "Fâtıma (a.s.)'ın gelin olduğu gece ve O'nun Ali (a.s.)'ın evine götürülmesinde, Peygamber (s.a.v.) önünde, Cebrail sağında, Mikail solunda ve arkasında yetmiş bin melek bulunmaktaydı ve sabah aydınlığına kadar o melekler Allah'ı tesbih ve takdis ediyorlardı." 

Hz. Fâtıma'nın baba evinden koca evine gelişi ile ilgili bir diğer rivayet de şöyledir:

Câbir der ki: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı devesine ya da kırçıl katırına bindirdi. Selman bineğin dizginlerini tutarak yola koyuldu. Etrafında yetmiş bin huri vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.), Hamza, Akil, Câfer ve Haşimoğulları'nın diğer erkekleri de kılıçlarını çekerek arkasında yürüyorlardı.

Peygamberin (s.a.v.) eşleri ise Hz. Fâtıma'nın önünde mâni söylüyorlardı. Kadınlar her mâninin ilk beytini tekrarlıyor, sonra tekbir getiriyorlardı. Böylece eve girdiler.

Sonra Resûlullah (s.a.v.) Ali'nin yanına giderek O'nu çağırdı, ardından Hz. Fâtıma'yı (a.s.) çağırdı. Fâtıma'nın elinden tutup, Ali'nin elinin üstüne koydu ve şöyle buyurdu: 'Allah bu evliliği Resûlullah'ın kızına mübarek kılsın. Ey Ali! Ne güzel eştir Fâtıma! Ey Fâtıma! Ne güzel eştir Ali!'

Sonra şöyle buyurdu: Ey Ali! Şu Fâtıma, Allah'ın ve Resûlullah'ın Senin yanındaki emanetidir. Allah'ın ve Benim emanetimi koru." 

Ardından şöyle dua etti: "Allah'ım, onların birliğini koru. Kalplerini kaynaştır. Onları ve zürriyetlerini nimetler cennetinin varislerinden kıl. Onlara temiz, güzel ve mübarek bir zürriyet ver. Onları, Senin emrinle insanları Sana ibadet etmeye ileten ve Senin razı olduğun şeyleri emreden imamlar kıl."

Sonra şöyle buyurdu: "Evinize gidin ve Ben size gelinceye ka-dar bir şey yapmayın."

Akşam namazından sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali'nin evini şereflendirdiği vakit içinde bulundukları durumu Hz. Ali şöyle anlatıyordu:

"Fâtıma'nın ellerinden tuttum ve O'nu evin avlusunun bir kenarına oturttum. Ben de O'nun yanına oturdum. Benden utandığı için başını önüne eğip yere bakıyordu. Ben de ondan utandığım için hep yere bakıyordum." 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Dünyada ve ahirette Benim kardeşim Ali burada mıdır?" buyurdu. Ümmü Eymen hemen atıldı ve: "Nasıl kardeşin oluyor ya Resulallah? Ali Senin amcanoğlu değil midir?" dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de: "Evet öyledir. Fakat bizim kardeşliğimiz manevi kardeşliktir" buyurdular.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: "Ya Fâtıma kızım Bana biraz su getir" buyurdu. Fâtıma-i Zehra gitti, biraz su bulup getirdi, Peygamberimize (s.a.v.) verdi.

Peygamberimiz abdest aldı ve suyun üzerine ağzından sular serpti ve: "Gel kızım, önümde dur" dedi, Hz. Fâtıma da gelip durdu. Peygamberimiz (s.a.v.) o suyun bir kısmını Hz. Fâtıma'nın ön tarafına diğer kısmını da arka tarafına yere döktükten sonra:

"Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım" diyerek dua buyurdu. Sonra da Hz. Ali'den su istedi. Aynen Hz. Ali'nin ön ve arka taraflarına suyu yere döktükten sonra:

"Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım. Allah'ın adı ve bereketi ile ailenin yanına git" diye O'na da dua buyurdu.

Sonra mübarek ellerini kaldırdı: "Allah'ım! Onları ve nikahlarını mübarek eyle" buyurdu. Euzu besmele ile İhlas-ı Şerif'i, Felak ve Nas sûrelerini okuyup geri döndüler.

Bir rivayete göre de, "Allah'ım! Onların nikahını mübarek eyle, onlara ve hatta onlardan gelecek nesillere de ilahi bereketlerini bol ve geniş kıl" buyurmuşlardır.

Keşfü'l-Gumme'de ise bu gece şöyle anlatılmaktadır:

"… Çok geçmeden Resulullah geldi, elinde bir çıra vardı. Çırayı evin bir köşesine koydu sonra Bana dedi ki: 'Ey Ali! Şu bardağı al, şu tulumdan biraz su çıkar.' Dediğini yaptım ve suyu ona getirdim.

İçine birkaç kez mübarek ağzının suyundan karıştırdı. Sonra bardağı Bana verdi ve 'iç' dedi. İçtim, ardından bardağı Resulullah (s.a.v.)'e verdim.

Bardağı Fâtıma aldı. Resulullah (s.a.v.) dedi ki: 'İç, ey sevgili kızım!' Fâtıma (a.s.) ondan üç yudum içti. Sonra bardağı Peygambere (s.a.v.) verdi. Suyun geri kalanını aldı, benim ve Fâtıma'nın göğsüne serpti. Ardından şöyle buyurdu: 'Allah, sadece sizden her türlü kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister ey Ehl-i Beyt!'

Sonra ellerini kaldırdı ve şöyle dedi: 'Ey Rabbim! Sen gönderdiğin her peygambere bir zürriyet bahşettin. Allah'ım! Benim yol gösterici zürriyetimi Ali ve Fâtıma'dan kıl!'

Sonra Resûlullah (s.a.v.) onların yanından ayrıldı. Kapının pervazından tutarak şöyle dedi: 'Allah sizi ve neslinizi pak kılmıştır. Sizinle barış yapanla Ben de barış yaparım. Sizinle savaşana Ben de savaş açarım. Sizi Allah'a emanet ediyorum ve sizi O'na bırakıyorum.'

Kapıyı kapattı ve kadınların da çıkmalarını emretti." 

Bu gece ile ilgili bir rivayet daha mevcut: Abdullah b. Abbas anlatıyor:

"Allah'ın Resulü (s.a.v.) kızı Fâtıma'yı (a.s.) Ali (a.s.) ile evlendirdiğinde, gönderdiği çeyizler arasında bir kat yatak, içi lif dolu deri yastık ve bir de su kabı vardı. Vadiden kum getirip eve serdi ve Ali'ye (a.s.), 'Fâtıma'nın yanına girdiğinde Ben gelmeden O'na yaklaşma' buyurdu.

Daha sonra Allah Resulü gelip kapıyı çaldı. Ümmü Eymen dışarı çıkınca, 'Kardeşimin haberi var mı' dedi. Ümmü Eymen, 'Kızını O'nunla evlendirmişken nasıl kardeşin olur?' deyince, 'O Benim kardeşimdir!' buyurdu ve sonra kapıya doğru ilerledi.

Bir karartı görünce 'Bu da kim?' diye sordu. O, 'Esma bint-i Umeys" deyince ona doğru yaklaştı ve 'Demek Allah'ın Resulü'nün (s.a.v.) kızına yardımcı olmak için geldin' buyurdu.

Allah'ın Resulü (s.a.v.) bir tas su getirtti, içine okuyup üfledi. Sonra Ali'yi (a.s.) çağırdı ve o sudan O'nun yüzüne, göğsüne ve kollarına serpti. Sonra Fâtıma'yı çağırdı. Fâtıma Allah'ın Resulü'nden (s.a.v.) utandığı için elbisesi ile birlikte düşecekti! O'na da aynısını yaptı ve: 'Ey kızım! Allah'a yemin olsun, Seni ailemin/ Ehl-i Beyt'imin en hayırlısı dışında hiçbir kimseyle evlendirmek istemedim' buyurdu; sonra kalkıp dışarı çıktı." 

İbn Abbas'dan rivayet edilmektedir: "Fâtıma (a.s.) Ali (a.s.) ile gerdeğe girdiği gecede, Peygamber (s.a.v.) imam olarak, Cebrail sağında, Mikail solunda ve yetmiş bin melek de arkasından geliyordu. Hepsi gün doğana kadar Allah'ı takdis ve tesbih ettiler."  (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

Sermaye piyasalarını sarsan dev operasyonda çember daralıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

27.09.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran dev soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen çok yönlü mali takip ve analizler neticesinde savcılık düğmeye bastı.
Daha önce şüpheli sıfatıyla hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener, kolluk kuvvetlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak emniyete götürüldü. Gözaltı kararıyla birlikte piyasalardaki dikkatler dosyadaki gizemli para akışına çevrildi.

Şüpheli fon hareketleri ve para trafiği masada
Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen operasyonda, kurulan fon mekanizmaları üzerinden gerçekleşen devasa finansal transferler ile şüpheli işlem trafiği titizlikle taranıyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, dijital incelemeler ve hesap hareketlerinin dosyanın seyrinde kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
Gözaltındaki Sarpyener'in emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, soruşturmanın aracı kurumlar ve portföy şirketleri ayağında yeni adımların atılabileceği belirtiliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.