logo
07 HAZİRAN 2026

Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü

Hz. Peygamber 400 heceri siyah dirhem olan mehri aldıktan sonra, Hz. Ebu Bekir, Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî’yi yeni ev için eşya almakla görevlendirdi

23.06.2023 20:47:00
Haber Merkezi
Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü
Hz. Fatıma’nın çeyizi ve düğünü
Hz. Peygamber 400 heceri siyah dirhem olan mehri aldıktan sonra, Hz. Ebu Bekir, Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî'yi yeni ev için eşya almakla görevlendirdi.

Kaynaklar Hz. Fâtıma'nın çeyizinin son derece sade olduğunu anlatmaktadır.

1- Yedi dirhem değerinde bir gömlek

2- Dört dirhem değerinde bir başörtüsü

3- Hayber malı siyah bir kadife

4- Üzeri kaytan türü iplerle örtülüp bağlanmış bir divan

5- Mısır keteninden mamul, birinin içi lifle, öbürünün ise yünle doldurulmuş iki döşek

6- İçleri izhirden (bir çeşit kokulu bitkiden) doldurulmuş Taif derisinden dört yastık.

7- Yünden yapılmış bir örtü

8- Hecer yapımı bir hasır

9- Bir el değirmeni

10- Deriden yapılmış bir su kabı

11- Bakır bir çamaşır leğeni

12- Bir süt kasesi

13- Küçük su kovası

14- İçi ziftlenmiş leğen

15- Yeşil bir testi

16- Kiremitten iki bardak

17- Bir meşin minder

18- Katrani aba

19- Su kovası.

Eşyalar geldiğinde Resulullah onlara bakarak ağlamış ve gözlerinden yaşlar dökülmüştür.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Allah'ım kaplarının büyük kısmı çanak çömlekten ibaret olan bu topluluğa bereket ver." 

Hz. Fâtıma'nın (a.s.) çeyizi ile ilgili olarak şu nakilden bahsedilir:

"Süleyman Peygamber (s.a.v.) damadına özel bir taç vermişti. Tacın üstünde yedi yüz tane kıymetli taş vardı.

Hz. Ali (a.s.) evine dönünce bunu Fâtıma'ya (a.s.)'a anlattı. Fâtıma (a.s.) dinledi, mübarek hatırına bir şeyler gelip şöyle düşündü:

'Ali (a.s.) acaba Süleyman'ın kızını o çeyizlerin azameti ile işitip, Benim çeyizimi hakir görür mü? Hazret-i Resul, Süleyman Peygamber gibi neden yapmaz diye düşünür mü?' diye üzüldü ve bu üzüntü ahiret dünyasına göçünceye kadar hatırından çıkmadı.

Hz. Ali (a.s.) bir gece rüyasında gördü ki, cennette çok süslü bir taht kurulmuştu. Tahtın çevresinde huriler saf saf dizilmiş, Fâtıma (a.s.) da taht üzerine oturmuştu.

Çok güzel yüzlü ve yıldızı parlak bir kız da saçı için iki tabak cevahir hazırlamıştı. Fâtıma'nın (a.s.) kendisine bakmasını bekliyordu. Hz. Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) sordu:

'Acaba bu kız kimdir?'

Hz. Fâtıma (a.s.) cevap verdi: 'Ya Ali! Bu Süleyman peygamberin kızıdır. Rabbim, Benim hizmetime göndermiştir.

Ya Ali! Sen bir gün Bana bu güzelin hikayesini anlatmıştın. Ve bu merak Benim hatırımdaydı. Fakat bu meraktan hiçbir üzüntü duymamıştım. Onun sevabına Bana bu saadet erişti.

Ey Ali! Taç ki Süleyman Peygamber tarafından güveyine verilmişti. Hamd Sancağı'nı (Livaü'l- Hamd) taşımak da Sana kısmet edilmiştir.'

Hamd sancağı bir bayraktır ki, Hz. Peygambere (s.a.v.) hastır. Boyu haddinden fazla olup üç yazı vardı. Biri batıda, biri doğuda, biri de Mekke istikametinde idi. Birisinin yazısı Bismillahirrahmanirrahim, birinin yazısı Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemin, birinin de yazısı La ilahe illallah Muhammedü'r-Resûlullah idi.

Nakledilmiştir ki, kıyametin mahşer meydanında o Hamd Sancağı'nı hazırlayıp şöyle seslenecektir:

'Nerededir Muhammed ümmeti, nerededir o Haşimî Seyid'e uyanlar?'

Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) o mübarek sancağı eline alıp bütün nebiler, bütün İslam ehli o bayrak altında toplanacaklardır.

Nitekim şöyle buyurmuştur: 'Adem'le, O'nun zürriyetinden gelenler kıyamet günü sancağın altındadır.'

Hz. Muhammed (s.a.v.), mübarek başına nurdan yeşil bir taç koyup, yine yeşil bir hil'at giyecek, Burak atına binip başka peygamberler de atlanıp o sancağı Hz. Ali (a.s.)'ın eline verecekler ve cennete doğru yol alacaklar.

Rivayet edilmiştir ki, Hz. Ali'nin (a.s.) mübarek başında o sancak bir taç şeklinde olacaktır. O zaman kendisine soracaklar: Ya Ali! Bu taç mı daha faziletlidir, yoksa Süleyman Peygamberin güveyine verilen taç mı?"  

Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin düğün gecesi

Nikâh kıyıldıktan hemen sonra düğün yapılmamıştır. Hz. Ali'nin rivayetlerine göre yaklaşık bir ay Hz. Fâtıma Baba evinde kalmaya devam etmiştir.

Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin düğünleri hicretin 2. yılında Zilhicce ayında gerçekleşti. O tarihte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Aişe'yi nikahlayalı 4.5 ay olmuştu.

Bu süre içinde Hz. Ali'nin (a.s.) kardeşi Akil ile arasında şu konuşma geçmiştir:

Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki: Fâtıma-i Zehra ile nikahım kıyıldıktan sonra epey bir müddet utandığımdan Resûlullah'ın (s.a.v.) yüksek huzuruna varamamış ve yüzüne bakamamıştım. Bir gün kardeşim Akil b. Ebi Tâlib Bana gelerek dedi ki:

"Kardeşim Ali! Ben anamız Fâtıma bint-ü Esed'den doğdum doğalı, senin Fâtıma-i Zehra ile nikahlanışına sevindiğim kadar hiçbir zaman hiçbir şeye sevinmemişimdir. Fakat henüz düğününüz olmadı. Eğer bunu görürsem artık gözüm açık gitmeyecektir."

Hz. Ali: "Kardeşim! Ben de düğünümüzün bir an önce olmasını istiyorum ama Hz. Peygambere bunu açmaktan utanıyorum" dedi.

Akil (r.a.) Bana yemin verdirerek benim elimden tuttu ve "Kalk, Hz. Muhammed'in huzuruna beraber gidelim ve bunu ben açayım, Sen hiçbir şey söyleme" dedi.

Kalktık, yola düzüldük. Giderken yolda Peygamber Efendimizin azadlı cariyelerinden Ümmü Eymen Bereketü'l-Habeşiyye (r.a.) ile karşılaştık.

Bize nereye gideceğimizi sordu, biz de maksadımızı anlattık. Bunun üzerine dedi ki: "Siz geri dönün ve bana biraz mühlet verin. Ben Hz. Peygamberin huzuruna hanımları ile beraber varır, bu konuyu açarım. Alacağım cevabı size bildiririm. Bunun için sizin gitmeniz uygun düşmez."

Biz de geri döndük. Ümmü Eymen gitti, Peygamber Efendimizin hanımlarını topladı. Hep beraber Hz. Aişe'nin evinde bulunan Resûlullah (s.a.v.)'in huzuruna girip, etrafını sardılar.

"Anamız babamız Sana feda olsun ya Resulullah! Biz buraya bir şey için geldik ki eğer Hatice (r. anha) sağ olsaydı bugün burada toplanmazdık ve bugün bu işle yalnız o çok meşgul ve bununla pek sevinçli olurdu" dediler.

Onlardan Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: "Biz, Hatice'yi anınca Hz. Peygamber gözyaşlarını tutamadı ve 'Ah! Nerede Hatice gibi bir kadın? Zira herkes Beni yalanladığı zaman O doğrulamıştı. Dünyama ve ahiretime yardımcı olmuş bir kadındı' buyurdu.

Ben: 'Ya Resulullah! Gerçekten Hatice buyurduğunuz gibiydi. Ama o ahirete gitti. Cenab-ı Hak O'nunla bizi cennette bir yerde toplasın. Lakin O'nun kızı Fâtıma-i Zehra'yı nikahladığın amcamoğlu Ali b. Ebi Tâlib artık düğünlerinin yapılmasını istirham ediyor, ne buyurursunuz' dedim.

Hz. Peygamber: 'Ey Ümmü Seleme! Ümmü Eymen'e söyle gidip Ali'yi Bana göndersin' buyurdu."

Hz. Ümmü Eymen, Hz. Aişe'nin evinden çıkar çıkmaz Bana rastladı ve beraberce Peygamber Efendimizin (s.a.v.) evine geldik.

Ben Ümmü Eymen ile odanın kapısına gelince hanımların hepsi kalktılar ve Hz. Peygamberin huzurundan çıkıp gittiler. Ben de utançla Hz. Peygamberin huzuruna girdim ve selam vererek bir kenara oturdum.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ya Ali! Artık düğününüzün olmasını arzu ediyor musun?"

Ben de: "Evet, anam babam Sana feda olsun ya Resulallah, emirlerinizi bekliyorum" dedim.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz cevaben: "Evet, bugün düğününüz inşallah olacaktır" deyince Benim içimde bir heyecan ve sevinç meydana geldi.

Bunun üzerine benim zırhımın bedelinden Ümmü Seleme'ye (r.anha) bıraktığı paradan 10 dirhem gümüşü ondan istedi, alıp Bana verdi ve: "Ya Ali! Bu parayı al git, biraz hurma, biraz tereyağı, biraz da süzülmüş yoğurt al" buyurdular.

Ben de gittim, çarşıdan bunların hepsini aldım ve Hz. Peygamberin huzuruna getirdim, Ulu Peygamber bizzat kollarını sıvadı, bir sofra getirdiler, üzerinde hurma ve tereyağını mübarek elleri ile ezip yoğurdular. Sonra "keş" dedikleri o yoğurtla karıştırdı ki, buna da "hays" derler. Onu güzelce bir tepsiye koydu ve sofranın etrafına parça parça arpa ekmekleri dizdi.

Bu ziyafetin hazırlanmakta olduğunu haber alan Ensar'ın zenginlerinden Sa'd b. Ubade (r.a.) gayet yağlı ve besili bir koyun, diğer bazıları da pirinç ve yağ gönderdiler. Onlar da ilave oldu.

Sonra bana: "Ya Ali! Git, eş ve dostlarını ve Benim ashabımı davet et" buyurdu. Ben de çıktım, rastladığım ashab-ı kiramı çağırdım: "Resulullah sizi düğüne davet buyuruyor, geliniz" dedim. Bütün sahabeler gelip kapının önünde durdular ve Resulullah'ın (s.a.v.) müsaadesini beklediler.

Ben telaşlanarak dedim ki: "Ya Resulullah! Cemaat pek kalabalık geldi, ne yapacağız?"

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz müezzinleri Bilal'e: "Ya Bilal! Çık cemaati bölük bölük sıra ile içeri al. Onar onar gelip nöbetle sofraya otursunlar" diye emir buyurdular.

Bilal de Hz. Peygamberin (s.a.v.) emirlerine göre sahabeleri onar onar içeri alıyordu. Girenler oturup, yemek yedikten sonra kalkıp gidiyorlardı. Diğer bölük de gelerek yiyip gidiyorlardı.

Lakin sofrada nimetler hiç yenmemiş gibi duruyordu. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.)'in dualarıyla o kadar bereket hâsıl oldu ki, o yemeği 700 kişinin yiyip doyduğunu gözümle gördüm" demiştir. 

-Bazı rivayetlerde düğün yemeğinden yiyen sahabelerin sayısı hakkında dört bin rakamı kullanılmaktadır. Ancak bu abartılı bir sayı olup, o dönemde bu sayıda sahabe dahi bulunmamakta idi.-

Bir tarafta misafirler ağırlanırken, diğer yandan da Hz. Fâtıma'nın düğün gecesi için hazırlanmasına geçilmişti.

"… Sonra Resûlullah (s.a.v.) eşlerinin bulunduğu tarafa bakarak: 'Burada kim var' diye sordular.

Ümmü Seleme: 'Ben, Ümmü Seleme, bu da Zeyneb, şunlar da falan falandır' dedi. Allah Resulü (s.a.v.) dedi ki: 'Kızım ve amcamın oğlu için Benim evimde bir oda hazırlayın.'

Ümmü Seleme 'hangi odayı' diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) 'senin odanı' dedi. Bu arada eşlerine Fâtıma'yı süslemelerini ve her şeyine dikkat edip titizlik göstermelerini emretti.

Ümmü Seleme der ki: Fâtıma'ya sordum: 'Yanında, bir gün lazım olur diye sakladığın koku var mı?' 'Evet' dedi. Bir şişe getir-di, ondan biraz avucuna döktü. Kokladım. Bundan önce böyle bir koku hiç koklamamıştım. Dedim ki: 'Bu nedir?' Dedi ki: 'Dihye el-Kelbi, Resulullah (s.a.v.)'in yanına gelirdi.

Resulullah (s.a.v.) Bana, 'Ey Fâtıma! Bir yastık getir amcan ona yaslansın' derdi. Ben de ona yastık getirir, o da yastığın üzerine otururdu. Yine böyle bir gün ayağa kalktığı zaman, elbisesinden bir şey düştü. Babam Benden bunu toplamamı istedi.'

(Hz. Ali (a.s.) bunu Resulullah'a (s.a.v.) sorduğunda: 'O Cebrail'in kanatlarından düşen anberdir' diye cevap vermişti.)"  

Hz. Fatıma için hazırlanan düğün odası

Resûlullah (s.a.v.) düğün gecesi için, bazı rivayetlerde Ümmü Seleme'nin odasının hazırlanmasını emretmişti. 

Hanımlarından Hz. Aişe ve Ümmü Seleme'ye (r.anhüma): "Gidiniz, amcaoğlu Ali b. Ebi Tâlib'in evinin tabanına kum döşeyiniz, sonra da Fâtıma'yı süsleyip donatınız" diye emir buyurdular.

Diğer bazı rivayetlere göre ise, Hz. Ali'ye kendisine bir ev tutmasını emretmişti. Düğün için bu evi hazırladılar. 

Onlar da Bahta'dan ince kum getirip evinin tabanının iyice döşediler.

Hz. Aişe diyor ki: "Hz. Ali'nin evinde iki döşek vardı. İçleri katı katı lifle dolu idi. Biz Ümmü Seleme ile onları kendi ellerimizle güzelce dikleyip kabarttık ve evin bir tarafına güzel bir yatak hazırladık.

Sofrayı da güzelce tertipleyip tamamladık. Hz. Fâtıma'nın zahmet ve külfetten, israf ve ölçüsüzlükten uzak, bereket dolu düğünü gibi mütevazı ve samimi hiçbir düğün görmedim." 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kır deveyi süsletti, sonra kızları Hz. Fâtıma'yı devenin üzerine bindirip, dizgini de Selman-ı Farisi'ye teslim ettiler. Böylece Hz. Ali'nin evine gönderdiler. Hz. Ali'ye (a.s.) hitaben de: "Ya Ali! Kızım Fâtıma gelin olarak evinize gitti. Ben de akşam namazından sonra gelip dua edeceğim. Beni bekleyin buyurdular." 

Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gelin olduğu gece ile ilgili bir rivayet de şöyledir:

İbn-i Abbas rivayet etmektedir: "Fâtıma (a.s.)'ın gelin olduğu gece ve O'nun Ali (a.s.)'ın evine götürülmesinde, Peygamber (s.a.v.) önünde, Cebrail sağında, Mikail solunda ve arkasında yetmiş bin melek bulunmaktaydı ve sabah aydınlığına kadar o melekler Allah'ı tesbih ve takdis ediyorlardı." 

Hz. Fâtıma'nın baba evinden koca evine gelişi ile ilgili bir diğer rivayet de şöyledir:

Câbir der ki: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı devesine ya da kırçıl katırına bindirdi. Selman bineğin dizginlerini tutarak yola koyuldu. Etrafında yetmiş bin huri vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.), Hamza, Akil, Câfer ve Haşimoğulları'nın diğer erkekleri de kılıçlarını çekerek arkasında yürüyorlardı.

Peygamberin (s.a.v.) eşleri ise Hz. Fâtıma'nın önünde mâni söylüyorlardı. Kadınlar her mâninin ilk beytini tekrarlıyor, sonra tekbir getiriyorlardı. Böylece eve girdiler.

Sonra Resûlullah (s.a.v.) Ali'nin yanına giderek O'nu çağırdı, ardından Hz. Fâtıma'yı (a.s.) çağırdı. Fâtıma'nın elinden tutup, Ali'nin elinin üstüne koydu ve şöyle buyurdu: 'Allah bu evliliği Resûlullah'ın kızına mübarek kılsın. Ey Ali! Ne güzel eştir Fâtıma! Ey Fâtıma! Ne güzel eştir Ali!'

Sonra şöyle buyurdu: Ey Ali! Şu Fâtıma, Allah'ın ve Resûlullah'ın Senin yanındaki emanetidir. Allah'ın ve Benim emanetimi koru." 

Ardından şöyle dua etti: "Allah'ım, onların birliğini koru. Kalplerini kaynaştır. Onları ve zürriyetlerini nimetler cennetinin varislerinden kıl. Onlara temiz, güzel ve mübarek bir zürriyet ver. Onları, Senin emrinle insanları Sana ibadet etmeye ileten ve Senin razı olduğun şeyleri emreden imamlar kıl."

Sonra şöyle buyurdu: "Evinize gidin ve Ben size gelinceye ka-dar bir şey yapmayın."

Akşam namazından sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali'nin evini şereflendirdiği vakit içinde bulundukları durumu Hz. Ali şöyle anlatıyordu:

"Fâtıma'nın ellerinden tuttum ve O'nu evin avlusunun bir kenarına oturttum. Ben de O'nun yanına oturdum. Benden utandığı için başını önüne eğip yere bakıyordu. Ben de ondan utandığım için hep yere bakıyordum." 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Dünyada ve ahirette Benim kardeşim Ali burada mıdır?" buyurdu. Ümmü Eymen hemen atıldı ve: "Nasıl kardeşin oluyor ya Resulallah? Ali Senin amcanoğlu değil midir?" dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de: "Evet öyledir. Fakat bizim kardeşliğimiz manevi kardeşliktir" buyurdular.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: "Ya Fâtıma kızım Bana biraz su getir" buyurdu. Fâtıma-i Zehra gitti, biraz su bulup getirdi, Peygamberimize (s.a.v.) verdi.

Peygamberimiz abdest aldı ve suyun üzerine ağzından sular serpti ve: "Gel kızım, önümde dur" dedi, Hz. Fâtıma da gelip durdu. Peygamberimiz (s.a.v.) o suyun bir kısmını Hz. Fâtıma'nın ön tarafına diğer kısmını da arka tarafına yere döktükten sonra:

"Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım" diyerek dua buyurdu. Sonra da Hz. Ali'den su istedi. Aynen Hz. Ali'nin ön ve arka taraflarına suyu yere döktükten sonra:

"Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım. Allah'ın adı ve bereketi ile ailenin yanına git" diye O'na da dua buyurdu.

Sonra mübarek ellerini kaldırdı: "Allah'ım! Onları ve nikahlarını mübarek eyle" buyurdu. Euzu besmele ile İhlas-ı Şerif'i, Felak ve Nas sûrelerini okuyup geri döndüler.

Bir rivayete göre de, "Allah'ım! Onların nikahını mübarek eyle, onlara ve hatta onlardan gelecek nesillere de ilahi bereketlerini bol ve geniş kıl" buyurmuşlardır.

Keşfü'l-Gumme'de ise bu gece şöyle anlatılmaktadır:

"… Çok geçmeden Resulullah geldi, elinde bir çıra vardı. Çırayı evin bir köşesine koydu sonra Bana dedi ki: 'Ey Ali! Şu bardağı al, şu tulumdan biraz su çıkar.' Dediğini yaptım ve suyu ona getirdim.

İçine birkaç kez mübarek ağzının suyundan karıştırdı. Sonra bardağı Bana verdi ve 'iç' dedi. İçtim, ardından bardağı Resulullah (s.a.v.)'e verdim.

Bardağı Fâtıma aldı. Resulullah (s.a.v.) dedi ki: 'İç, ey sevgili kızım!' Fâtıma (a.s.) ondan üç yudum içti. Sonra bardağı Peygambere (s.a.v.) verdi. Suyun geri kalanını aldı, benim ve Fâtıma'nın göğsüne serpti. Ardından şöyle buyurdu: 'Allah, sadece sizden her türlü kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister ey Ehl-i Beyt!'

Sonra ellerini kaldırdı ve şöyle dedi: 'Ey Rabbim! Sen gönderdiğin her peygambere bir zürriyet bahşettin. Allah'ım! Benim yol gösterici zürriyetimi Ali ve Fâtıma'dan kıl!'

Sonra Resûlullah (s.a.v.) onların yanından ayrıldı. Kapının pervazından tutarak şöyle dedi: 'Allah sizi ve neslinizi pak kılmıştır. Sizinle barış yapanla Ben de barış yaparım. Sizinle savaşana Ben de savaş açarım. Sizi Allah'a emanet ediyorum ve sizi O'na bırakıyorum.'

Kapıyı kapattı ve kadınların da çıkmalarını emretti." 

Bu gece ile ilgili bir rivayet daha mevcut: Abdullah b. Abbas anlatıyor:

"Allah'ın Resulü (s.a.v.) kızı Fâtıma'yı (a.s.) Ali (a.s.) ile evlendirdiğinde, gönderdiği çeyizler arasında bir kat yatak, içi lif dolu deri yastık ve bir de su kabı vardı. Vadiden kum getirip eve serdi ve Ali'ye (a.s.), 'Fâtıma'nın yanına girdiğinde Ben gelmeden O'na yaklaşma' buyurdu.

Daha sonra Allah Resulü gelip kapıyı çaldı. Ümmü Eymen dışarı çıkınca, 'Kardeşimin haberi var mı' dedi. Ümmü Eymen, 'Kızını O'nunla evlendirmişken nasıl kardeşin olur?' deyince, 'O Benim kardeşimdir!' buyurdu ve sonra kapıya doğru ilerledi.

Bir karartı görünce 'Bu da kim?' diye sordu. O, 'Esma bint-i Umeys" deyince ona doğru yaklaştı ve 'Demek Allah'ın Resulü'nün (s.a.v.) kızına yardımcı olmak için geldin' buyurdu.

Allah'ın Resulü (s.a.v.) bir tas su getirtti, içine okuyup üfledi. Sonra Ali'yi (a.s.) çağırdı ve o sudan O'nun yüzüne, göğsüne ve kollarına serpti. Sonra Fâtıma'yı çağırdı. Fâtıma Allah'ın Resulü'nden (s.a.v.) utandığı için elbisesi ile birlikte düşecekti! O'na da aynısını yaptı ve: 'Ey kızım! Allah'a yemin olsun, Seni ailemin/ Ehl-i Beyt'imin en hayırlısı dışında hiçbir kimseyle evlendirmek istemedim' buyurdu; sonra kalkıp dışarı çıktı." 

İbn Abbas'dan rivayet edilmektedir: "Fâtıma (a.s.) Ali (a.s.) ile gerdeğe girdiği gecede, Peygamber (s.a.v.) imam olarak, Cebrail sağında, Mikail solunda ve yetmiş bin melek de arkasından geliyordu. Hepsi gün doğana kadar Allah'ı takdis ve tesbih ettiler."  (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi

06.06.2026 10:05:00
İhlas Haber Ajansı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı göçmen kaçakçılarına yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ilde düzenlenen operasyonlarda; yakalanan şüphelilerin 36'sının tutuklandığı, 12'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

118 adet araç ile 9 bot ve motor ele geçirildi

Ağrı, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Mardin, Muğla, Sakarya, Tekirdağ, Şanlıurfa, Van ve Iğdır'da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda, 118 adet araç ile 9 adet bot ve motorun da ele geçirildiği ifade edildi.

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı

05.06.2026 16:50:00
Anadolu Ajansı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, sanık Korali'ye baro tarafından atanan avukatın duruşmaya iki saat kala görevden çekildiğini ve yeni görevlendirilen müdafinin savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Başkan, davanın karar aşamasına gelmesi, tutukluluk süreleri, katılan tarafların Hatay'dan gelmesi ve sanıkların getirilmesi gibi yoğun duruşma hazırlıkları ile usul ekonomisini dikkate alınarak yargılamanın gecikmemesi amacıyla sanık Korali'nin dosyasının ana davadan ayrıldığını bildirdi.

Son sözü sorulan sanıklar, terör saldırısıyla ilgilerinin bulunmadığı öne sürdü.

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i, "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme, avukatı süre isteyen sanık Korali'nin yanı sıra firari sanıklar Omar Alkhatıp ile Mihraç Ural'ın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Davanın geçmişi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü.

Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Mahkeme, THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı.

MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı.

Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı.

Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural firari durumda bulunuyor. 

Bir sigara grubuna daha zam geldi

Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu

05.06.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu.

Buna göre, gruptaki ürünlere 5 lira artış yapıldı ve yeni fiyatların 5 Haziran'dan itibaren geçerli olacağı belirtildi.

Zamla birlikte BAT grubunda en düşük sigara fiyatı 105 liraya, en yüksek sigara fiyatı ise 120 liraya yükseldi. Böylece grup, yıl içerisinde ikinci kez fiyat güncellemesine gitmiş oldu.

Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da yaptığı açıklamada hem siyasi gündeme hem de seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi

05.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, Trabzon'da bir açıklama yaptı. Özel açıklamasında, "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" dedi.

Özel, 7 Haziran Pazar günü yapılacak yerel ara seçimlere yönelik ziyaretleri kapsamında Trabzon'a geldi. Özel'i Trabzon Havalimanı'nda partisinin Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile ilçe başkanları, CHP'li bölge belediye başkanları ve yurttaşlar karşıladı.

Havalimanı çıkışında toplanan yurttaşlara seslenen Özel, CHP'nin değil, seçme seçilme hakkının saldırı altında olduğunu ifade ederek, "Bunun için tarihimizin görülmemiş bir direnişi, bir mücadelesi ve dayanışması için 81 ilimiz de ayakta. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesinin ardından ilk ziyaretini Trabzon'a yaptığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:

"Baba ocağımızdan polis bizi zorla çıkardığında ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçilmişlerin elinden alıp atanmışlara verdiğinde, Gazi'nin kurduğu Meclis'e yürüdük, on binler bizle yürüdü. Siz de bu yürüyüşümüze yürekten destek verdiniz. Ankara İl Başkanlığı'nın önünde bayramlaşacağız dedik. Güvenpark'ta görülmemiş bir kalabalıkla yüz binler toplandı. Hep birlikte Anıtkabir'e, Ata'mıza, kurucumuza yürüdük.

Ankara dışında ilk adımlar, pazar günü yapılacak yerel ara seçimler için Gümüşhane'ye, Tokat'a, Çorum'a ve ardından yarınki programımız için Nevşehir'e gideceğiz. Ancak ilk adımlar bu yürüyüş için Trabzon'a nasip oldu. Büyük bir memnuniyetle Trabzon'a geldim. Verdiğiniz destek ve bu tarihi sahip çıkış için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve şunu ifade etmek isterim ki siz bugün tarihin doğru tarafındasınız. Tarihin doğru tarafında olmak için buradasınız. Özgür Özel'in durduğu taraf, Ekrem İmamoğlu'nun durduğu taraf, Mansur Yavaş'ın durduğu taraf tarihin doğru tarafıdır. Biz, seçilmişleriz. Sandığa inananlarız. Türkiye'ye sandığı getirecek olan ve iktidarı değiştirecek olan sizler, tek güvencemizsiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.