Hz. Hasan Askeri’nin (a.s.) imameti
İmam Hâdî’nin (a.s.) 254 yılında şehit olmasıyla ve İmam'ın, kendi nassıyla oğlu İmam Askerî (a.s.), İmam olarak nasbedildi
09.06.2024 08:35:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İmam Hâdî'nin (a.s.) 254 yılında şehit olmasıyla ve İmam'ın, kendi nassıyla oğlu İmam Askerî (a.s.), İmam olarak nasbedildi.
İmam Hâdî'nin (a.s.), oğlu Askerî'nin (a.s.) imametiyle ilgili vasiyet ve nassındaki rivâyetler Ehl-i Beyt'in hadis ve tarih kitaplarının birçoğunda sık sık görülmektedir.
Ehl-i Beyt takipçileri, kendileri açısından imametin doğruluğunu gösteren bu vasiyet ve nassı göz önünde tutarak İmam Hasan Askerî'nin (a.s.) imametini kabul ettiler.
Sa'd b. Abdullah'ın naklettiğine göre bir grup Ehl-i Beyt takipçisi, Muhammed b. Ali'yi -ki kendi babası İmam Hâdî (a.s.) hayattayken vefat etti- çok az bir grup da Ca'fer b. Ali'yi İmam seçti. Bunların dışındakiler, Hz. Askerî'nin (a.s.) imametini kabul etti. Ca'fer b. Ali'ye tâbi olanlar Ca'ferîyye-i Hulles lakabını aldılar.
Mes'udî, Ehl-i Beyt dostlarının cumhurunun (büyük çoğunluğunun) İmam Askerî (a.s.) ve oğlunun imametine inanıp kabul ettiğini söylemiştir ki, bu fırka tarihte "Kat'iyye" lakabıyla tanınmaktadır.
HASAN EL-ASKERÎ'NİN İMAMETİNİN DELİLLERİ
Müfîd, Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed'den şöyle rivâyet etmiştir:
"Ebu'l-Hasan Ali b. Muhammed, oğlu Hasan'ı ölmeden 4 ay önce vasiyet etmiştir.
Bir gün Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed, Ebu'l-Hasan ile evinin avlusunda otururken Ebu'l-Hasan'ın oğlu Muhammed gelmiş bunun üzerine Ebu'l-Kâsım, Ebu'l-Hasan'a, "Sana feda olayım, Senden sonra sahibimiz (İmam'ımız) bu mu?" diye sormuş; O da cevaben, "Hayır Benden sonra sahibiniz Hasan'dır" demiştir.
Kuleynî, Mûsâ b. Ca'fer b. Vehb'in şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
"Ebu'l-Hasan Ali'nin yanındaydım, Ebu'l-Hasan'ın oğlu Muhammed öldüğünde, diğer oğlu Hasan'a söyle dedi: Ey Oğlum! Allah'a şükret. Yüce Allah, emri (hilâfeti) Sana tahsis etti."
Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed'den rivâyetle Ali b. Mehziyar, Ebu'l-Hasan'a, "Allah muhafaza, size bir şey olursa Sizden sonra kime uyalım?" diye sorunca; O da cevaben, "Oğullarımdan büyüğüne, yani Hasan'a uyun" demiştir.
Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed, Muhammed b. Yahya'dan şöyle rivâyet etmiştir:
"Muhammed b. Ali b. Muhammed'in öldüğü gün insanlar Ebu'l- Hasan'ın kapısında toplandılar. Ebu'l-Hasan (Ali b. Muhammed el-Hâdî) oğlu Hasan'a, 'Şükret, Allah'a, emri Sana tahsis etti' deyince;
Hasan ağlamaya başlar ve 'Âlemlerin Rabbine hamd olsun, Allah'ın üzerimizdeki nimetini tamamlamasını isterim' demiştir."
Ebu'l-Kâsım'dan Muhammed b. Yahya'nın şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
"Muhammed b. Yahya, Ebu'l-Hasan'ın yanına gitmiş, oğlu Ebu Ca'fer oradan ayrıldıktan sonra onu teselli etmek isteyince; Ebu Muhammed ağlamaya başlamıştı. Bunun üzerine Ebu'l-Hasan, Ebu Muhammed'i öperek, 'Allah Seni Bana halef kıldı, Allah'a hamd et' demiştir."
Kuleynî ve Müfîd, eserlerinde, Ali b. Muhammed el-Hâdî'nin ashabından Ebubekir Fehfekî'ye yazdığı bir mektuptan bahsetmişlerdir. Mektupta Ali b. Muhammed el-Hâdî, oğlu Hasan'ı, Ebu Muhammed olarak niteleyerek imametin O'nda son bulacağını söylemiştir. İshak b. Muhammed'in rivâyetiyle mektupta söyle denilmektedir:
"Ebu'l-Hasan, bana yazdığı mektupta, "Oğlum Ebu Muhammed, oğullarım arasında en hâlis niyetli ve en güvenilir olanı ve onların en büyüğüdür. O, halefim (Benden sonra gelen)dir. İmamet bağı O'nda nihayet bulacaktır. Sorularını bana değil, ona sor. İhtiyaç duyduğun şey ondadır' demiştir."
İmamî kaynaklara göre; Hasan el-Askerî, dost-düşman herkes tarafından iffeti, ahlakı, vakarı ve takvası ile ön plana çıkmış, herkes tarafından takdir gören ve sayılan birisidir.
Bununla ilgili Muhammed Yahya'dan rivâyetle; Kum şehrinin malî işlerine bakan Ehl-i Beyt'e düşman olan Ahmed b. Ubeydillah b. Hakan, Hasan el-Askerî ile ilgili şöyle demiştir:
"Samarra'da, Ehl-i Beyt arasında Hasan b. Ali gibi vakarlı, iffetli, ne yapacağını bilen, Ehl-i Beyt'in arasında ululukla tanınan, hürmet gören Hâşimoğulları ve sultanın yanında hürmete lâyık görülen hatta vezirlerden ve kâtiplerden üstün tutulan kişi görmedim."
Yine başka bir haberde Ahmed b. Ubeydillah'tan rivâyetle, Hasan el-Askerî'nin hilâfet makamına lâyık olduğu şöyle ifade edilir:
Ahmed b. Ubeydillah diyor ki: "Ben bir gün, babamın halkla görüşme günü, yanında oturmuştum. Hizmetçilerden biri, 'İbnu'r-Rızâ (Hasan el-Askerî) kapıda' diye seslendi.
Babam sesinin tonunu arttırarak, 'İbnu'r-Rızâ'nın girmesine izin verin' dedi. Babam O'na doğru birkaç adım yürüdü. Elini O'nun boynuna atarak yüzünü ve elini öptü. O'nu oturttu,
O'nunla konuşurken, 'Sana feda olayım!' diyordu. Hiç kimseye göstermediği bu saygıyı O'na gösteriyordu. Babama O'nun, kim olduğunu sordum. Babam, 'İbn'ur-Rızâ, Râfizîlerin İmamıdır' dedi ve ekledi:
'Oğlum, bir gün hilâfet Abbasoğulları'nın elinden çıkarsa, O'ndan başka bu ise lâyık kimse yoktur. O, faziletinden, nefsini tezkiye ettiğinden, zühdü ve ahlakından bu makama en layıktır' dedi. Dost ve düşman herkes O'nu iyilikle anıyor ve methediyordu." (Prof. Dr. Haydar Baş Hasan el-Askeri ve İmam Mehdi eserinden)
İmam Hâdî'nin (a.s.), oğlu Askerî'nin (a.s.) imametiyle ilgili vasiyet ve nassındaki rivâyetler Ehl-i Beyt'in hadis ve tarih kitaplarının birçoğunda sık sık görülmektedir.
Ehl-i Beyt takipçileri, kendileri açısından imametin doğruluğunu gösteren bu vasiyet ve nassı göz önünde tutarak İmam Hasan Askerî'nin (a.s.) imametini kabul ettiler.
Sa'd b. Abdullah'ın naklettiğine göre bir grup Ehl-i Beyt takipçisi, Muhammed b. Ali'yi -ki kendi babası İmam Hâdî (a.s.) hayattayken vefat etti- çok az bir grup da Ca'fer b. Ali'yi İmam seçti. Bunların dışındakiler, Hz. Askerî'nin (a.s.) imametini kabul etti. Ca'fer b. Ali'ye tâbi olanlar Ca'ferîyye-i Hulles lakabını aldılar.
Mes'udî, Ehl-i Beyt dostlarının cumhurunun (büyük çoğunluğunun) İmam Askerî (a.s.) ve oğlunun imametine inanıp kabul ettiğini söylemiştir ki, bu fırka tarihte "Kat'iyye" lakabıyla tanınmaktadır.
HASAN EL-ASKERÎ'NİN İMAMETİNİN DELİLLERİ
Müfîd, Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed'den şöyle rivâyet etmiştir:
"Ebu'l-Hasan Ali b. Muhammed, oğlu Hasan'ı ölmeden 4 ay önce vasiyet etmiştir.
Bir gün Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed, Ebu'l-Hasan ile evinin avlusunda otururken Ebu'l-Hasan'ın oğlu Muhammed gelmiş bunun üzerine Ebu'l-Kâsım, Ebu'l-Hasan'a, "Sana feda olayım, Senden sonra sahibimiz (İmam'ımız) bu mu?" diye sormuş; O da cevaben, "Hayır Benden sonra sahibiniz Hasan'dır" demiştir.
Kuleynî, Mûsâ b. Ca'fer b. Vehb'in şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
"Ebu'l-Hasan Ali'nin yanındaydım, Ebu'l-Hasan'ın oğlu Muhammed öldüğünde, diğer oğlu Hasan'a söyle dedi: Ey Oğlum! Allah'a şükret. Yüce Allah, emri (hilâfeti) Sana tahsis etti."
Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed'den rivâyetle Ali b. Mehziyar, Ebu'l-Hasan'a, "Allah muhafaza, size bir şey olursa Sizden sonra kime uyalım?" diye sorunca; O da cevaben, "Oğullarımdan büyüğüne, yani Hasan'a uyun" demiştir.
Ebu'l-Kâsım Ca'fer b. Muhammed, Muhammed b. Yahya'dan şöyle rivâyet etmiştir:
"Muhammed b. Ali b. Muhammed'in öldüğü gün insanlar Ebu'l- Hasan'ın kapısında toplandılar. Ebu'l-Hasan (Ali b. Muhammed el-Hâdî) oğlu Hasan'a, 'Şükret, Allah'a, emri Sana tahsis etti' deyince;
Hasan ağlamaya başlar ve 'Âlemlerin Rabbine hamd olsun, Allah'ın üzerimizdeki nimetini tamamlamasını isterim' demiştir."
Ebu'l-Kâsım'dan Muhammed b. Yahya'nın şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
"Muhammed b. Yahya, Ebu'l-Hasan'ın yanına gitmiş, oğlu Ebu Ca'fer oradan ayrıldıktan sonra onu teselli etmek isteyince; Ebu Muhammed ağlamaya başlamıştı. Bunun üzerine Ebu'l-Hasan, Ebu Muhammed'i öperek, 'Allah Seni Bana halef kıldı, Allah'a hamd et' demiştir."
Kuleynî ve Müfîd, eserlerinde, Ali b. Muhammed el-Hâdî'nin ashabından Ebubekir Fehfekî'ye yazdığı bir mektuptan bahsetmişlerdir. Mektupta Ali b. Muhammed el-Hâdî, oğlu Hasan'ı, Ebu Muhammed olarak niteleyerek imametin O'nda son bulacağını söylemiştir. İshak b. Muhammed'in rivâyetiyle mektupta söyle denilmektedir:
"Ebu'l-Hasan, bana yazdığı mektupta, "Oğlum Ebu Muhammed, oğullarım arasında en hâlis niyetli ve en güvenilir olanı ve onların en büyüğüdür. O, halefim (Benden sonra gelen)dir. İmamet bağı O'nda nihayet bulacaktır. Sorularını bana değil, ona sor. İhtiyaç duyduğun şey ondadır' demiştir."
İmamî kaynaklara göre; Hasan el-Askerî, dost-düşman herkes tarafından iffeti, ahlakı, vakarı ve takvası ile ön plana çıkmış, herkes tarafından takdir gören ve sayılan birisidir.
Bununla ilgili Muhammed Yahya'dan rivâyetle; Kum şehrinin malî işlerine bakan Ehl-i Beyt'e düşman olan Ahmed b. Ubeydillah b. Hakan, Hasan el-Askerî ile ilgili şöyle demiştir:
"Samarra'da, Ehl-i Beyt arasında Hasan b. Ali gibi vakarlı, iffetli, ne yapacağını bilen, Ehl-i Beyt'in arasında ululukla tanınan, hürmet gören Hâşimoğulları ve sultanın yanında hürmete lâyık görülen hatta vezirlerden ve kâtiplerden üstün tutulan kişi görmedim."
Yine başka bir haberde Ahmed b. Ubeydillah'tan rivâyetle, Hasan el-Askerî'nin hilâfet makamına lâyık olduğu şöyle ifade edilir:
Ahmed b. Ubeydillah diyor ki: "Ben bir gün, babamın halkla görüşme günü, yanında oturmuştum. Hizmetçilerden biri, 'İbnu'r-Rızâ (Hasan el-Askerî) kapıda' diye seslendi.
Babam sesinin tonunu arttırarak, 'İbnu'r-Rızâ'nın girmesine izin verin' dedi. Babam O'na doğru birkaç adım yürüdü. Elini O'nun boynuna atarak yüzünü ve elini öptü. O'nu oturttu,
O'nunla konuşurken, 'Sana feda olayım!' diyordu. Hiç kimseye göstermediği bu saygıyı O'na gösteriyordu. Babama O'nun, kim olduğunu sordum. Babam, 'İbn'ur-Rızâ, Râfizîlerin İmamıdır' dedi ve ekledi:
'Oğlum, bir gün hilâfet Abbasoğulları'nın elinden çıkarsa, O'ndan başka bu ise lâyık kimse yoktur. O, faziletinden, nefsini tezkiye ettiğinden, zühdü ve ahlakından bu makama en layıktır' dedi. Dost ve düşman herkes O'nu iyilikle anıyor ve methediyordu." (Prof. Dr. Haydar Baş Hasan el-Askeri ve İmam Mehdi eserinden)

















































































