Hz. Hasan’ın son anları
İmam Hasan’ın durumu ağırlaştığı ve ağrıları şiddetlendiğinde ağrılar içinde kıvranmaya başladı
Haber Merkezi





Kendisini dama çıkardılar. Başını göğe kaldırdı ve Rabbine yalvarmaya başladı:
"Allah'ım, canımı Sana sunuyor ve mükafatımı Senin katından umuyorum. Bu ise canlar arasında benzerini göremediğim en değerli şeyimdir. Allah'ım, ölüm anında mûnisim ol ve beni mezarda yalnız bırakma!"
Ardından şöyle buyurdu: "Onun içeceği (verdiği zehir) tüm vücudumu kuşattı. Allah'a yemin ederim ki, verdiği hiçbir sözü tutmadı ve söylediği hiçbir şeyi de doğru söylemedi."
Arkasından Kur'an ayetleri okumaya ve Allah'a yalvarmaya koyuldu. Bu şekilde ruhunu teslim etti.
Hz. Hasan'ın şehadetinin ardından
Mervan'ın habercisi Muaviye'ye, İmam Hasan'ın zehirlenerek öldüğü haberini verdi. Muaviye sevincini gizleyemedi. Yüksek sesle tekbir getirdi. Saray halkı da tekbir getirdiler.
Muaviye'nin karısı Fahite bu sesler üzerine odasından çıkarak ne olduğunu sordu. Muaviye, İmam Hasan'ın öldüğünü söyledi. Fahite, "Müslümanların Serveri ve Peygamberin kızının oğlu dünyadan ayrıldı demek!" dedi.
Muaviye şöyle cevap verdi: "O gerçekten de senin söylediğin gibi idi. Onun için ağlamaları yerindedir."
İbn-i Kuteybe bu rivayete şu eklemeleri yapar: "Muaviye, Hz. Hasan'ın ölüm haberini alınca sevinç gösterilerinde bulundu ve secdeye kapandı. Yanında bulunan kimseler de secdeye kapandılar.
Abdullah b. Abbas olup bitenleri haber alınca Muaviye'nin yanına gitti ve Muaviye'ye şöyle dedi:
"Duydum ki Hasan'ın ölümünden dolayı sevinç gösterilerinde bulunmuşsun. Allah'a yemin ederim ki, onun bedeni, senin kabrini doldurmayacak ve onun ölümü senin ömrünü uzatmayacaktır.
O, senden daha iyi olduğu halde vefat etti. Bugün onun yasını tutuyorsak ondan önce de ondan daha büyük birinin yasını tutmuştuk.
Onun dedesi Peygamberin yasını tutmuştuk. Fakat Allah, Peygamberinden sonra bizi teselli etti ve en güzel şekilde bizi onurlandırdı."
Bunları söyledikten sonra İbn-i Abbas feryat etti ve ağlamaya başladı, mecliste bulunanlar da ağladılar. Muaviye bile ağladı. O, "Bugüne kadar bu kadar ağlayan göz görmemiştim" diyordu.
Muaviye sordu: "Hasan kaç sene yaşadı?"
İbn-i Abbas şu karşılığı verdi: "Hasan bir kimsenin onun doğum tarihini bilemeyeceği kadar büyüktür!"
Muaviye bir süre düşündü: "Ondan sonra kavminin büyüğü sensin ey İbn-i Abbas" dedi.
İbn-i Abbas ise şöyle cevap verdi: "Allah Hüseyin'e ömür verdiği sürece kavmin büyüğü ben değilim."
Hz. Hasan'ın şehadetiyle beraber Haşimoğullarının evlerinden feryatlar yükselmeye başladı. Ebu Hureyre ağlayarak Peygamber mescidine koştu. Bir yandan da, "Ey insanlar! Bugün Resulüllah'ın sevgilisi öldü, ağlayın!" diyordu.
İmam Hasan'ın ölüm haberi Basra'ya ulaştı. Basra Valisi Ziyad b. Sümeyye idi. Bütün halk ağlıyordu. Her taraftan ağlama ve inleme sesleri geliyordu. Ziyad'ın kardeşi o sırada ölüm döşeğinde idi. İnsanların ağlamalarını duyunca şöyle dedi:
"Allah Hasan'ı daha büyük kötülüklerden kurtardı. Ve insanlar onun ölümüyle büyük bir hayrı ellerinden kaçırmış oldular. Allah Hasan'a rahmet etsin!"
Yâkubi kendi Tarih kitabında Hz. Hasan'ın ölümünden sonra Kûfe'ye hakim olan matem havasını, Hz. Hasan'ın sevenlerinin Süleyman b. Surad'ın evinde toplanmalarını ve etkili ve hüzünlü bir mektupla taziyelerini İmam Hüseyin'e bildirmelerini ayrıntılı olarak anlatır.
Taberî'nin İmam Muhammed Bâkır'dan naklettiğine göre halk yedi gün Hasan b. Ali'nin ardından ağlayıp pazarları açmadılar.
Ben-i Hâşim kadınları bir ay yas tuttular, süslenmekten sakındılar." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hasan eserinden)














































































