logo
18 EYLÜL 2026

İçişleri Bakanı Çiftçi, canlı yayında soruları yanıtladı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Lojmandan yararlanan polis oranımız yüzde 3 gibi oldukça düşük bir seviyede. Alımlara başladık ve kısa süre içerisinde İstanbul'daki lojman sayısını 5 bine çıkarmayı planlıyoruz." dedi

18.09.2026 08:00:00
AA
 
İçişleri Bakanı Çiftçi, canlı yayında soruları yanıtladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, canlı yayında soruları yanıtladı

Çiftçi, TGRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Bakan Çiftçi, 1960 darbesi sürecinde hayatını kaybeden eski İçişleri Bakanı Dr. İsmail Namık Gedik'in naaşının İstanbul'daki Anıtmezar'a nakledilmesine ilişkin kararın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandığını söyledi.

Bu yılın 8 ayında 557 suç örgütüne 1568 operasyon düzenlendiğini, 8,5 aylık güncel rakamlara gelindiğinde ise bu sayının arttığını bildiren Çiftçi, şöyle devam etti:

"Şu anda 562 suç örgütüne 1592 operasyon düzenlemiş durumdayız. Bunların neticesinde de 6 bin 916 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmiş durumda. Biz bundan sonra da elimizden geldiği kadar bunlara yönelik operasyonlarımızı artırarak devam ettireceğiz. Son çeteyi de çökertene kadar bu mücadele bitmeyecek. Çökerttiğimiz örgütlerin içerisinde 18 tanesi uluslararası çapta, uluslararası mahiyette olan örgütler. Bunların yanı sıra ulusal çapta, bölgesel mahiyette ve mahalli-yerel düzeyde faaliyet yürütenler de bulunuyor."

Suç örgütlerinin sıkıştıklarında kimlikle seyahat edilebilen ülkelere kaçtıklarını ve buralardan Türkiye'deki üyelerini dijital mecralar üzerinden sevk ve idare etmeye çalıştıklarını belirten Çiftçi, kaçan şüphelilerin yakalanması için Interpol ve Europol koordinasyonunda kırmızı bülten veya difüzyon kararları çıkarıldığını dile getirdi.

Çiftçi, "2025 yılının 8 aylık döneminde Türk polisinin yakaladığı 48 ülkeden 372 kişi bulunuyor. Bunların 108'i organize suç örgütü lideri veya üyesiydi. 2026 yılının aynı döneminde ise 53 ülkede suç işleyip Türkiye'ye gelen 409 kişiyi yakaladık. Bunlardan 90'ı organize suç örgütü lideri veya üyesi." diye konuştu.

Geçen yıl içerisinde 37 ülkeden 214 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını, bunların 70'inin organize suç örgütü lideri veya üyesi olduğunu aktaran Çiftçi, "2026'nın ilk 8 aylık rakamlarına baktığımızda ise 44 ülkeden 657 kişinin iadesi gerçekleştirildi ve bunların 162'si organize suç örgütü lideri ya da üyesi. Son 15 günde gelenlerle birlikte 657 olan bu rakam bugün itibarıyla 684'e ulaştı." ifadelerini kullandı.

Çiftçi, Türkiye'de hakkında kesinleşmiş hapis cezası veya yakalama kararı bulunan firarilere yönelik operasyonlara ilişkin de "2025'in 8 aylık döneminde aranan 137 bin 664 kişi yakalanmıştı. Bu senenin aynı döneminde ise 147 bin 214 kişi yakalandı, yani neredeyse 10 bin kişi daha fazla yakalama yapıldı. Şu anda biz günde ortalama 599 aranan şahsı yakalayarak, hapis cezalarını çeksinler diye cezaevine gönderiyoruz." şeklinde konuştu.

Cezaevlerindeki mevcudun yaklaşık dörtte birini uyuşturucu suçlularının oluşturduğunu vurgulayan Çiftçi, "Şu anda Türkiye'de kapalı ceza infaz kurumlarında ve açık cezaevlerinde toplam 434 bin 26 kişi bulunuyor. Bunun 112 bini uyuşturucu suçlarından hüküm giyenler. Bu veriler uyuşturucu probleminin ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor." dedi.

"Sahipsiz hayvanlar konusu ekim sonunda Türkiye'nin gündeminden çıkmış olacak"

Sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin yürütülen çalışmalardaki son durumu paylaşan Çiftçi, Türkiye genelinde sokak hayvanlarının yüzde 99,22'sinin toplandığına dikkati çekerek, "78 ilimizde süreç tamamlandı. Şu anda sadece İstanbul, İzmir ve Diyarbakır'da çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki günlerde, bu ayın sonuna doğru Antalya'da da süreç tamamlanmış olacak. Arkadaşlara yeni hedefleri verdim. 15 Ekim'e kadar İstanbul bitirilmiş olacak, ekim ayının sonuna kadar da Diyarbakır'ı bitirmiş olacağız. İnşallah ekim ayı sonu itibarıyla bu problemi Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarmış olacağız." diye konuştu.

Çiftçi, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda başlatılan sürecin devlet politikası kararlılığıyla yürütüldüğünü söyledi.

Çalışmaların kurumsal ve hukuki boyutuna dikkati çeken Çiftçi, Meclis tatile girmeden önceki dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nın da büyük emekler verdiğini ve toplumun çok geniş kesimleriyle 21 ayrı toplantı gerçekleştirdiğini, sürecin başarıya ulaşması noktasında sahadaki güvenlik mekanizmalarının eksiksiz çalıştığını anlattı.

"Ne kadar hızlı olursa memleketimiz açısından o kadar önemli"

İran İçişleri Bakanı İskender Mümini ile Ankara'da gerçekleştirdikleri görüşmeye değinen Çiftçi, görüşmede hem "Terörsüz Türkiye" hem de "terörsüz bölge" vizyonunu ele aldıklarını aktardı.

Çiftçi, bölgesel güvenliğin Suriye, Irak ve İran sahalarını doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, Suriye'de terör örgütü PKK'nın uzantısı PYD/YPG'nin kendini tasfiye edip sisteme entegre olma yönünde bir yola girdiğini hatırlattı.

Türkiye'nin 2027 yılı içerisinde bu sorunu tamamen gündeminden çıkarıp çıkarmayacağına ilişkin soruya Çiftçi, örgütün yasal çerçeveye ve belirlenen takvime uymasının süreci hızlandıracağının altını çizerek, şunları söyledi:

"Bu, terör örgütüne bağlı. Silahlarını teslim ederse, kendisine verilen zaman içerisinde kurallara uyup kanuna uygun hareket ederse, aslında ne kadar hızlı hareket ederse Milli Güvenlik Kurulunun kararı da teyidiyle daha erken yürürlüğe girmiş olacak ve 6 aylık süre de o zaman başlayacak. Bu durum terör örgütünün ve ona katılmış olanların teslim olmasına, silahları teslim etmelerine ve tasfiye olmasına bağlı bir süreçtir. Ne kadar hızlı olursa memleketimiz açısından o kadar önemli."

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Suçla Mücadele Konseyi ve Türkpol önerisi

Kazakistan'da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 3. İçişleri Bakanları Toplantısı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, teşkilat bünyesinde güvenlik işbirliğini kurumsallaştıracak önemli öneriler sunduklarını dile getirdi.

Toplantının dördüncüsünün Türkiye'de yapılacağı bilgisini veren Çiftçi, TDT İçişleri Bakanları toplantısında bir "Suçla Mücadele Konseyi" kurulmasını teklif ettiğini kaydetti.

Çiftçi, bir sonraki toplantıda konseyin kuruluşuna ilişkin resmi imzaların atılmasını beklediklerine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Suçla Mücadele Konseyinin icra organı olarak da Interpol ve Europol benzeri 'Türkpol' mekanizması hayata geçirilecek. Türkpol, suç işleyip üye ülkelere kaçan şahısların tespiti, yakalanması, iadesi ve sınır dışı edilmesinde icra organı görevini üstlenecek. Bizde suç işleyip diğer Türk devletlerine kaçan ya da oralarda suç işleyip ülkemize gelen kişilerin takibi hızlanacak. İstihbarat ve bilgi paylaşımı ile iade süreçleri ivme kazanacak ve Türk devletleri arasındaki adli işbirliği mekanizması daha da güçlenecek."

TDT toplantısında gündeme getirdikleri bir diğer önemli başlığın "ortak pasaport kontrol noktaları" olduğunu aktaran Çiftçi, Avrupa Birliği'ndeki (AB) uygulamayı örnek gösterdi.

"Birinci ve ikinci dereceden riskli okullarda sabit görev yapan polislerimiz var"

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla okul çevrelerinde alınan güvenlik tedbirlerine de değinen Çiftçi, "Birinci ve ikinci dereceden riskli okullarda sabit görev yapan polislerimiz var. Üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullarda ise okullarla sürekli iletişim halinde olan polis irtibat görevlilerimiz bulunuyor. Bu yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın sağladığı 31 bin kadroyla 31 bin bahçe görevlisi aldık. Bu görevliler okul bahçesinde istihdam ediliyor, giriş çıkışları denetliyor, göz kulak oluyor ve ilgisiz kişilerin bahçeye girmesini engelliyor." ifadelerini kullandı.

Çiftçi, okulların açıldığı gün gerçekleştirilen operasyonlarda yaklaşık 3 bin 500 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere 7 bakanlık bir araya gelerek bir protokol hazırladıklarını belirten Çiftçi, "Önümüzdeki günlerde bu protokolü imza altına alacağız. Alarm veren, suç işleyeceğini bir şekilde ihsas eden çocuklarımız oluyor. Böyle bir durum ortaya çıktığında sistem hemen devreye girsin, hiçbir kayıp-kaçak olmasın ve tüm kurumlar anında haberdar olsun diye bu protokolü imzalıyoruz. Böylece okullarımızın güvenliğini daha da artırmayı planlıyoruz." şeklinde konuştu.

Sanal devriyelerde 177 bine yakın suç unsuru taşıyan hesap tespit edildi

Bakan Çiftçi, erişim engeli ve kapatma işlemlerinin de kararlılıkla sürdüğüne dikkati çekerek, "2025 yılının ilk 8 ayında suç unsuru taşıdığı tespit edilen şahıs ve hesap sayısı 121 bin 405 olmuştu. Bu sene sanal devriyelerimizin sayısını daha da artırdık, tespit edilen hesap sayısı yüzde 46 artışla neredeyse 177 bine çıktı. Bunların neticesinde suçta kullanılan, suçu öven, propagandasını yapan ve suç unsuru taşıyan web sayfalarını engelliyor, sosyal medya hesaplarını kapatıyoruz veya erişim engeli getiriyoruz." dedi.

Bu yılın 8 ayında yaklaşık 121 milyon trafik denetimi gerçekleştirdiklerini aktaran Çiftçi, bu denetimlerin 10 milyonunu motosiklet denetimlerinin oluşturduğunu, yeni yasa yürürlüğe girdikten sonra ölümlü trafik kazalarında belirgin bir düşüş gördüklerini söyledi.

Çiftçi, Trafik Kanunu'nda yapılan düzenlemelerin ardından 27 Şubat'tan itibaren yürütülen denetimlerin sonuçlarını paylaşarak, "Geçen yıl 86 milyon denetimde 18 milyon idari yaptırım, yani cezai işlem uygulanmıştı. Bu sene denetimlerin yaklaşık 10 milyon arttığını görüyoruz. Ancak ceza uygulanan araç sayısı düştü. Bu da yasanın amacına ulaştığını gösteriyor. Örneğin makas atmada yüzde 93 oranında bir azalma olduğunu istatistiklerden tespit ediyoruz." bilgisini verdi.

"18 dakika içinde dolandırıcıların el koyduğu ve hesaplara aktardığı para bloke edilecek"

Adalet Bakanlığı, Cumhuriyet başsavcılıkları, emniyet ve jandarmanın tam bir entegrasyon içerisinde çalıştığını vurgulayan Çiftçi, 2026 yılının 8 ayında uyuşturucuya yönelik 37 bin 506 operasyon gerçekleştirdiklerini, bu operasyonlar neticesinde 31 bin 754 kişinin tutuklandığını bildirdi.

Zehre karşı sahada yürütülen kesintisiz baskının yakalama rakamlarına yansıdığını belirten Çiftçi, "Bu yılın 8 aylık döneminde 35 ton uyuşturucu madde, 87 milyon adet uyuşturucu hap ve 19 milyon kök kenevir ile skunk ele geçirdik. Bu veriler hem sahadaki mücadelenin büyüklüğünü hem de arzı kaynağında kurutma kararlılığımızı açıkça göstermektedir." diye konuştu.

Çiftçi, özellikle bilişim sistemleri ve telefon üzerinden yapılan dolandırıcılıkla mücadele kapsamında Jandarma Genel Komutanlığınca hazırlanan "Dolunay Projesi"ne ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

"Dolunay Projesi hayata geçtiğinde vatandaşımız bir ihbarda bulunduğu anda orada yapay zeka destekli bir veri analizi sistemi devreye girecek. Merkezde savcımız yer alacak ve talimat verecek, aynı zamanda banka temsilcileri de orada bulunacak. Telefonun açılmasından ve suçun işlenmesinden itibaren 18 dakika içerisinde gerekli analizler yapılarak dolandırıcıların el koyduğu ve hesaplara aktardığı para bloke edilecek."

Tefecilere yönelik bu sene 1040 operasyon gerçekleştirdiklerini aktaran Çiftçi, "Kaçakçılıkla, organize suçlarla ve mali suçlarla yapılan mücadele neticesinde suç gelirlerine yönelik el konulan para, araç, şirket ve mali değer yekün olarak 145 milyar liradır." dedi.

Çiftçi, "Dün borsada ciddi anlamda manipülasyon yapıldığına dair bazı haberler yansıdı. Buna ilişkin bir operasyon ya da bu sürecin takibi noktasında neler söylersiniz'" şeklinde yöneltilen soruya da "Operasyonlar devam edecek. Bugün de vardı, yarın sabaha doğru da operasyon olabilir. Biz 'Devlet unutmaz, uyutmaz.' diyoruz. Operasyonlarımız kararlılıkla sürecek." yanıtını verdi.

"Kaynaklar lojman ihtiyacına kaydırıldı"

Emniyet teşkilatı mensuplarının barınma koşullarını iyileştirmeye yönelik projeleri açıklayan Çiftçi, araç alımlarının sınırlandırıldığını ve kaynakların lojman ihtiyacına kaydırıldığını vurguladı.

Şu anda İstanbul'da görev yapan 55 bin polise karşılık sadece 3 bin 350 lojman olduğunu kaydeden Çiftçi, "Lojmandan yararlanan polis oranımız yüzde 3 gibi oldukça düşük bir seviyede. Alımlara başladık ve kısa süre içerisinde İstanbul'daki lojman sayısını 5 bine çıkarmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Çiftçi, Polis Bakım ve Yardım Sandığı (POLSAN) aracılığıyla polislerin kira öder gibi ev sahibi olmasını sağlayacak yeni bir konut modelinin devreye alındığını, ilk etapta Ankara ve İstanbul'un pilot bölge seçildiğini bildirdi.

Projenin takvimini ve öncelik kriterlerini paylaşan Çiftçi, şu bilgileri verdi:

"POLSAN, Ankara'da TOKİ'den 86 dönümlük bir arazi satın aldı. Ocak ayı içerisinde temelini atacaklar ve 2 bin konut inşa edecekler. Bu konutları maliyetine ve uzun vadeli taksitlerle polislerimize satacaklar. Yani polislerimiz kira öder gibi uzun vadede konut sahibi olabilecek. POLSAN bu uygulamayı diğer büyükşehirlerimizde de hayata geçirecek. Başvuru şartlarında ise öncelik evi olmayan, eşi çalışmayan, çocuğu okula giden ve konuta en fazla ihtiyaç duyan personelimize verilecek."

"Polislerin 12-36 çalışma sistemine geçişi 56 ilde başladı"

Çiftçi, emniyet teşkilatı personelinin çalışma saatlerinin düzenlenmesine yönelik vaatlerini yerine getirdiklerini dile getirerek, polislerin en büyük şikayetlerinden biri olan uzun mesai sürelerini hafifletmek amacıyla 12-36 sistemini uygulamaya koyduklarını anlattı.

Eylül itibarıyla uygulamanın genişletildiğini bildiren Çiftçi, "Şu anda 56 ilimizde uygulama başladı. 15 ilimizde ise 12-36'ya geçiş konusunda son aşamaya gelindi. Geriye kalan illerimizde de planlamalarımız devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Görevinin niteliği gereği 12-36 çalışma sisteminin her birimde uygulanamayacağına dikkati çeken Çiftçi, 24 saat esasına göre kesintisiz çalışan personelin hak kayıplarını giderecek mali düzenleme üzerinde çalıştıklarını kaydetti. 

Emniyet Müdürleri Kararnamesi Resmi Gazete'de

Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına 4 atama yapıldı, 39 ilin emniyet müdürü değişirken, 24 il emniyet müdürü de merkeze alındı

18.09.2026 07:00:00
AA
 
Emniyet Müdürleri Kararnamesi Resmi Gazete'de
Emniyet Müdürleri Kararnamesi Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararnameye göre, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Tanık Koruma Daire Başkanı İsmail Hakkı Günay, Polis Başmüfettişleri Ali Karabağ ve Selçuk Doğuş Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Erzurum İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı oldu.

Kararnameye göre, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, Amasya İl Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Aydın İl Emniyet Müdürü Armağan Adnan Erdoğan, Balıkesir İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, Bartın İl Emniyet Müdürü Hüseyin Adatepe, Bitlis İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, Burdur İl Emniyet Müdürü Ahmet Kurt, Çorum İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, Denizli İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, Erzincan İl Emniyet Müdürü Zafer Baybaba, Hatay İl Emniyet Müdürü Rüştü Yılmaz, Iğdır İl Emniyet Müdürü Niyazi Turgay, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürü Hasan Yiğit, Karabük İl Emniyet Müdürü Ahmet Canver, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Kırklareli İl Emniyet Müdürü Sinan Çamuroğlu, Kilis İl Emniyet Müdürü Ahmet Korkmaz, Muş İl Emniyet Müdürü Melih Kuzudişli, Rize İl Emniyet Müdürü Murat Türesin, Sinop İl Emniyet Müdürü Sibel Kılıçoğlu, Şırnak İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak, Yalova İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Emniyet Genel Müdürlüğü emrine atandı.

Atama kararnamesi ile 39 ilin emniyet müdürlüklerine yapılan atamalar ise şöyle:

- Batman İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğüne

- Bayburt İl Emniyet Müdürü Barış Erkol, Çorum İl Emniyet Müdürlüğüne

- Bingöl İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğüne

- Çankırı İl Emniyet Müdürü Aytekin Canıtez, Van İl Emniyet Müdürlüğüne

- Gaziantep İl Emniyet Müdürü Celal Özcan, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğüne

- Gümüşhane İl Emniyet Müdürü İsmail Karasakal, Rize İl Emniyet Müdürlüğüne

- Kocaeli İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Aydın İl Emniyet Müdürlüğüne

- Kütahya İl Emniyet Müdürü Osman Elbir, Çankırı İl Emniyet Müdürlüğüne

- Mardin İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, Sinop İl Emniyet Müdürlüğüne

- Nevşehir İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğüne

- Samsun İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne

- Tokat İl Emniyet Müdürü Faruk Aydın, Samsun İl Emniyet Müdürlüğüne

- Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne

- Zonguldak İl Emniyet Müdürü Sinan Ergen, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğüne

- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanı Serdar Büyükleblebici, Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğüne,

- Personel Başkanı Ali Süllü, Denizli İl Emniyet Müdürlüğüne

- Dış İlişkiler Daire Başkanı Gökhan Demirtola, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğüne

- Terörle Mücadele Daire Başkanı Yusuf Topcan, Yalova İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Ali Erkan Aktaşgül, Amasya İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Bülent Gürcan, Bartın İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Yusuf Fatih Atay, Batman İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Ayhan Karaduman, Bayburt İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Mehmet Darendeli, Bingöl İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Hikmet Ataman, Bitlis İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Gökhan Dedebağı, Burdur İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Esat Feryadi Doköz, Erzincan İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Mahmut Ay, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Mehmet Yüksel, Gümüşhane İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Nihat Özen, Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Eraslan Er, Iğdır İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Osman Tınmazol, Karabük İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Mustafa Çakır, Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Arslan Bağrıaçık, Kilis İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Arif Hakan Tandoğan, Kütahya İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Mustafa Varol, Mardin İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Cemal Dalman, Muş İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Sinan Dallı, Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Yavuz Doğan, Şırnak İl Emniyet Müdürlüğüne

- Polis Başmüfettişi Kenan Şengül, Tokat İl Emniyet Müdürlüğüne

EGM'de yeni görevlendirmeler

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, NSosyal'deki hesabından yaptığı kararnameye ilişkin paylaşımda, görevlerini tamamlayan emniyet müdürlerine hizmetleri için teşekkür etti, yeni atanan ve görev yerleri değişen emniyet müdürlerine de başarılar diledi.

"Aziz milletimizin huzuru ve güvenliği için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullanan Çiftçi, EGM merkez teşkilatındaki yeni görevlendirmeleri duyurdu.

Bakan Çiftçi, şunları kaydetti:

"Yeni görevlerine atanan kıymetli mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor, her birine görevlerinde muvaffakiyetler diliyorum. Görevlendirmelerin Emniyet Teşkilatımıza, ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Milletimizin huzuru, ülkemizin güvenliği için aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."

Buna göre, merkez teşkilatındaki görevlendirmeler şöyle:

- Rüştü Yılmaz, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanı

- Adnan Özdemir, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanı

- Hüseyin Ediz Tercanoğlu, Özel Harekat Başkanı

- Murat Türesin, Personel Başkanı

- Nihat Uzun, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Daire Başkanı

- Turgay Olgun, Dış İlişkiler Daire Başkanı

- Fatih Tatlıoğlu, Güvenlik Daire Başkanı

- Oykun İlgün, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanı

- Beyhan Gürbüz, Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkan Vekili

- Aydın Uğurlu, Tanık Koruma Daire Başkanı

- Salih Gözüm, Terörle Mücadele Daire Başkanı

Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan da Emniyet Müdürleri Kararnamesi'ne ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Fidan, paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle, Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Atama Kararlarının hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, bu kapsamda yeni görevlerine atanan ve görev yerleri değişen kıymetli mesai arkadaşlarıma üstün başarılar diliyorum. Bugüne kadar yürüttükleri hizmetler ve emekleri için tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum." ifadelerine yer verdi.

Fidan, EGM merkez teşkilatı görevlendirmelerinin de hayırlı olması temennisinde bulundu. 

Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar.. Borsada dev operasyon

Borsa İstanbul'da milyarlarca liralık fon çıkışı ve temerrüt iddialarıyla başlayan krizin ardından devlet mekanizması tam kadro harekete geçti. Finansal İstikrar Komitesi olağanüstü toplanırken, sosyal medyadaki spekülatif hesaplara erişim engeli getirildi, dev holding yöneticileri gözaltına alındı. İşte borsa depreminin tüm perde arkası...

17.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar..  Borsada dev operasyon
Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar..  Borsada dev operasyon
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı sermaye piyasası soruşturmaları, ekonomi yönetiminin acil durum önlemleriyle birleşti.

Pusula Portföy ve Tera Portföy ekseninde büyüyen likidite krizi, sermaye piyasalarında adeta deprem etkisi yaratırken devlet spekülatörlere ve manipülatörlere karşı en sert tedbirleri devreye soktu.

Mehmet Şimşek sabahın ilk saatlerinde ekibini topladı

BIST 100 endeksinin sert satış dalgasıyla gerilemesi ve fon piyasalarındaki sıkışmanın ardından, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi (FİK) sabah saat 08:00'de acil olarak toplandı.

Toplantının ardından yapılan resmi açıklamada piyasalara net bir mesaj verildi:

"Piyasalardaki hareketlilik, sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin uhdesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklanmaktadır. Borsa İstanbul'un ve sermaye piyasalarımızın işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmamaktadır."

SPK'dan radikal karar: 130 yatırım fonu tasfiye ediliyor

Toplantının hemen ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), krizin odağındaki portföy yönetim şirketlerine yönelik tarihi bir karara imza attı. Aralarında Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy'ün bulunduğu 7 şirkete ait TEFAS'ta işlem gören toplam 130 yatırım fonunun işlemleri durduruldu ve tasfiyesine karar verildi.

Tera Holding'e polis baskını ve gözaltılar

Yargı kanadında ise operasyonlar fiziki boyuta taşındı. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Bekçi'yi gözaltına aldı. Aynı zamanda SPK, Bekçi'nin lisansını iptal ederek 2 yıl işlem yasağı getirdi.

Operasyon sadece Tera Grubu ile sınırlı kalmadı. Destek Holding, Destek Finans, Destek Kripto Varlık ve Destek Yatırım binalarında aramalar gerçekleştirilirken, Destek Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova da gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.

Krizin merkezindeki Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ise daha önce tutuklanmıştı. Ayrıca Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen de dahil olmak üzere çok sayıda piyasa aktörüne yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Sosyal medya manipülatörlerine ağır darbe: 246 hesap kapatıldı

Borsadaki düşüşü körüklemek amacıyla sosyal medya üzerinden "korku ve panik" yayarak dezenformasyon yapan hesaplara karşı da adli süreç en üst perdeden işletildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu, küçük yatırımcıyı paniğe sevk edecek spekülatif paylaşımlar yapan tam 246 sosyal medya hesabı ve linke erişim engeli getirilmesini sağladı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ayrı bir dosyada ise borsayı yanıltan paylaşımlar yaptığı tespit edilen şüpheliler hakkında adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasakları uygulandı.

Kriz nasıl başladı?

Piyasa uzmanlarından edinilen bilgilere göre süreç, SPK'nın Ağustos ayı sonunda fonların fiili dolaşım oranlarına yönelik getirdiği yeni düzenlemeyle tetiklendi.

Geniş işlem hacmine sahip belirli fonların yoğun yatırımcı çıkış taleplerini nakit likiditesiyle karşılayamaması, zincirleme bir temerrüt riskini beraberinde getirdi.

Sadece Pusula Portföy'ün fonlarından kısa sürede 107 milyar TL'lik olağanüstü bir nakit çıkışı yaşandığı öğrenildi. Sosyal medyadaki manipülatörlerin bu durumu yapısal bir çöküş gibi yansıtarak panik havası yaratması üzerine devlet hem regülasyon hem de yargı gücüyle duruma müdahale etti.

Ekonomi yönetimi, atılan bu kararlı adımlarla piyasadaki güvensizlik ortamının tamamen ortadan kaldırılmasını ve küçük yatırımcının korunmasını hedefliyor. Gelişmeler anlık olarak takip ediliyor.

İşte adım adım YKS ek tercih rehberi

İlk yerleştirme sürecinde herhangi bir üniversite programına yerleşemeyen adaylar için kritik viraj dönüldü. ÖSYM tarafından yayımlanan kılavuzla birlikte 2026 YKS ek tercih işlemleri resmen başladı. Peki, ek yerleştirme süreci nasıl işleyecek, adayların hata yapmamak için hangi altın kurallara dikkat etmesi gerekiyor? İşte adım adım ek tercih rehberi...

17.09.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
 İşte adım adım YKS ek tercih rehberi
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), üniversite kayıt maratonunun tamamlanmasının ardından merakla beklenen 2026-YKS Ek Yerleştirme sürecini başlattı. İlk yerleştirmede açıkta kalan ya da tercih hakkını kullanmayan yüz binlerce aday için yükseköğretim kurumlarında boş kalan kontenjanlar yeniden erişime açıldı.

Adayların geleceğini doğrudan etkileyecek olan bu kritik süreçte, tercih işlemlerinin hatasız yapılması büyük önem taşıyor. İşte tercih ekranına girmeden önce bilinmesi gereken tüm detaylar:


YKS ek tercih şartları nelerdir, kimler başvurabilir?


Ek yerleştirme döneminde tercih yapabilmek için ÖSYM'nin belirlediği temel kurallar şu şekildedir:

Hiçbir Programa Yerleşmemiş Olmak: 2026-YKS merkezi yerleştirmede herhangi bir lisans veya ön lisans programına yerleştirilen adaylar (kayıt yaptırmış olsalar dahi) ek tercih hakkından faydalanamazlar.

Tercih Yapıp Yerleşemeyenler veya Hiç Tercih Yapmayanlar: İlk aşamada tercih listesi gönderen ancak açıkta kalanlar ile ilk dönemde hiç tercih bildiriminde bulunmayan adaylar ek yerleştirmeye başvurabilir.

Puan Hesap şartı: Adayın, tercih edeceği programın ilgili YKS puan türünde puanının hesaplanmış olması gerekmektedir.


Ek tercih yaparken nelere dikkat edilmeli?


Uzmanlar, ek tercih döneminin genel yerleştirmeden çok farklı işlediğini belirterek adayları şu konularda uyarıyor:

1. Sıralama Değil, Puan Esas Alınacak: İlk yerleştirmede başarı sıralamaları ön plandayken, ek yerleştirmede taban puanlar dikkate alınır.

2. Taban Puan Şartına Dikkat: Eğer tercih etmek istediğiniz bölüm ilk yerleştirmede dolmuş ve kayıt yaptırmayanlar nedeniyle boş kontenjan oluşmuşsa, puanınızın o bölümün oluşan en küçük taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması şarttır. Puanınız yetmiyorsa o bölümü listenize ekleyemezsiniz.

3. Taban Puanı Oluşmayan Bölümler: İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolmayan programlar için taban puan oluşmamıştır. Bu bölümleri, ilgili puan türünde barajı geçen ve puanı hesaplanan tüm adaylar tercih edebilir.

4. Gitmek İstemediğiniz Bölümü Yazmayın: Ek tercihle bir bölüme yerleştiğiniz takdirde, önümüzdeki yıl sınava girerseniz Ortaöğretim Başarı Puanınız (OBP) yarı yarıya düşecektir. Bu nedenle sadece gerçekten eğitim görmek istediğiniz yerleri seçin.


YKS ek tercih işlemi nasıl yapılır?


Adaylar ek tercih başvurularını tamamen dijital ortamda, bireysel olarak gerçekleştireceklerdir. Posta veya faks yoluyla gönderilen tercih listeleri geçersiz sayılacaktır.

• Adım 1: ÖSYM tarafından yayımlanan güncel 2026-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu ve boş kontenjan listelerini detaylıca inceleyin.

• Adım 2: T.C. Kimlik Numaranız ve aday şifreniz ile ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) internet adresine veya ÖSYM AİS Mobil Uygulamasına giriş yapın.

• Adım 3: Seçtiğiniz bölümlerin program kodlarını girerek listenizi oluşturun (En fazla 24 tercih hakkınız bulunmaktadır).

• Adım 4: Tercih listenizi kontrol ettikten sonra sistem üzerinden mutlaka onaylayın.


Son gün ne zaman ve ek tercih ücreti ne kadar?


ÖSYM takvimine göre ek tercih işlemleri 17 Eylül 2026 tarihinde saat 16.00'da başlamış olup, 21 Eylül 2026 günü saat 23.59'da sona erecektir.

Tercih bildirimini tamamlayan adayların yerleştirme işlemlerinin geçerli olabilmesi için 170 TL olan ek yerleştirme ücretini ÖSYM Ödemeler Sayfası veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla en geç 22 Eylül 2026 saat 23.59'a kadar yatırmaları gerekmektedir. Ücreti yatırılmayan tercihler sistemde görünse dahi geçersiz sayılacaktır.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

17.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli mesajlar verdi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'la kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun çalışmalarından bahseden Uçum, dört alt komisyon kurulduğunu bildirdi. Uçum, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a görev verileceğini duyurdu.

Öcalan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan süreçte PKK'ya doğrudan kendini feshetme çağrısı yapmıştı. Süreç siyasetçilerin görüşmesiyle ilerlemiş, son aşamada çerçeve yasa teklifi Meclis'te rekor çoğunlukla kabul edilerek kanunlaşmıştı.

Kanunda 1 Haziran 2005 tarihinden önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet gerektirecek suçlar işleyenler, yasa kapsamı dışında tutuluyor.

Bu da Öcalan ve yönetim kadrosunun yasadan yararlanamayacağı anlamına geliyor.

Uçum, Öcalan'a verilecek görevin farklı şekilde değerlendirilmemesine işaret etti; İmralı'daki konutun cezaevine bağlı ek ünite olarak inşa edildiğini söyledi.

Bunun Öcalan'ın süreçteki rolünü daha iyi icra edebilmesi için oluşturulmuş bir imkan olduğunu dile getiren Uçum, "Serbest bırakıldı." gibi bir sonucun çıkarılamayacağını sözlerine ekledi: "Öcalan ile yürütülen diyalog sürecidir. Hedef bedellidir. Terör örgütünün tasfiyesinin sağlanmasıdır."

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum, terör meselesinde muhatabın Öcalan olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Örgütü kim kuruyorsa silahı kim kullandırdıysa fesh edecek de odur. Öbür türlü devlet güvenlik politikasıyla yapar diyalogda muhatap aldığı kişi bu görevini iyi yapması için bir komisyonda görevlendirilmesi daha rahat ortamda çalışması gerekliliktir sağlanan imtiyaz değildir. Görevin gerektirdiği ortam sağlamaktan ibarettir bunun dışındakiler doğru değildir."

Uçum, "Hükümlü üzerinden diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasviyesine iliştin, bunun hukuka aykırı bir durumu yok. Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle çözülür…Rutin yöntemlerle yönetemezsiniz." diye de ekledi.

Uçum, PKK üyeleri için altı aylık başvuru süresinin başlaması anlamına gelen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının ekim ya da kasım ayında çıkabileceğini söyledi: "Sürecin yürüdüğü, ilerlemenin olduğu tespit edilebilir. Irak Başbakanı açıklama yaptı, buradan sonuç çıkabilir. Dışişleri Bakanı Suriye'ye gitti. Pratik süreçlerin yürüdüğü, ilerlediği noktasında izlenimimiz var. Kasım ayına MGK kararının yetiştirilmesi, teyit ilanı saha süreçlerine göre olacağına göre ilerleme var ki bu işin olabileceği yönünde değerlendirme var."

Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Geleneksel suç örgütlerinin katı hiyerarşisi, ailevi bağları ve mekâna bağlı gücü yerini; esnek, merkezsiz, dijitalleşmiş ve ağ tabanlı yeni nesil suç yapılanmalarına bırakıyor. Bu hibrit yapılar, lider odaklı piramit modeli yerine projelere göre bir araya gelen hücrelerden ve anonim aktörlerden oluşuyor. Eylemlerini taşeronlaştırarak riski dağıtıp, sokak şiddetini siber imkânlarla birleştiyorlar

17.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 17.09.2026 12:54:29
Hasan Gündoğdu
 
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Oluşum mekanizmaları ve finansal kaynaklar



Yeni nesil suç yapıları, geleneksel mahalle mahremiyetinden ziyade dijital mecralarda kök salar ve küresel ölçekte iş birliği yaparlar.

Dijital Devşirme ve Taşeronlaşma: Suç örgütleri; oyun platformları, kapalı mesajlaşma uygulamaları (Telegram, Discord vb.) ve sosyal medya üzerinden gençleri "kolay para", "lüks yaşam" ve "statü" vaatleriyle manipüle eder. Eylemler parça başı ihale edilerek tetikçilik ve kuryelik gibi riskli işler suça sürüklenen çocuklara yaptırılır.

Finansal Gelir Kalemleri: Yasa dışı bahis ve kumar, siber dolandırıcılık, veri hırsızlığı, şantaj ve uyuşturucu ticareti ana gelir kaynaklarıdır.

Kripto Varlık ve Aklama: Elde edilen gelirler, finansal denetimlerin dışına çıkabilmek amacıyla kripto varlıklar, dijital cüzdanlar ve katmanlı katıksız para transferi (hesap kiralama/IBAN kuryeliği) yöntemleriyle saniyeler içinde taranıp aklanır.

Korunma yolları ve alınması gereken önlemler



Tehdit hem fiziksel hem sanal alana yayıldığı için mücadele de çok katmanlı olmak zorundadır.

Bireysel ve Ailevi Farkındalık: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik bilinci artırılmalıdır. Gençlerin sosyal medyadaki şüpheli ilişki ağları ve ani harcama değişiklikleri takip edilmeli; "IBAN kiralama" veya "hesap kullandırma" gibi tekliflerin doğrudan suça ortaklık olduğu topluma anlatılmalıdır.

Teknolojik ve Mali Denetim: Mülkiyet ve finansal takip mekanizmaları güncellenmelidir. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) benzeri kurumların kripto varlık akışlarını ve blokzincir işlemlerini anlık izleme kapasitesi artırılmalıdır.

Siber Kolluk ve Uluslararası İş Birliği: Kolluk kuvvetlerinin siber operasyon kabiliyetleri güçlendirilmeli, sınır ötesi dijital suç ağlarına karşı uluslararası adli ve istihbarı iş birliği kanalları hızlandırılmalıdır.

Türkiye'deki tehlikenin boyutu



Türkiye, yüksek genç nüfusu, dijitalleşme hızı ve stratejik coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümün doğrudan hedefinde yer almaktadır.

Son yıllarda sokaklarda sıkça görülen motosikletli infaz çeteleri, dijital platformlar üzerinden radikalleşen ve suça sürüklenen çocukların araçsallaştırılması, tehlikenin boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bunun yanı sıra, uluslararası suç gruplarının Türkiye'yi finansal aklama sahası veya hesaplaşma alanı olarak kullanma arayışları güvenlik riskini artırmaktadır.

Suçun dijital mecralarda cazip hale getirilerek gençlere bir yaşam tarzı gibi sunulması, durumun sadece adli bir kolluk sorunu değil, acil müdahale gerektiren sosyolojik bir tehdit olduğunu göstermektedir.

Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti

Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti

17.09.2026 12:16:00
AA
 
 Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti
 Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti
Türk siyasi tarihinin simge isimlerinden Ali Adnan Menderes, 1899'da Aydın'da dünyaya geldi. Annesi Tevhide Hanım, babası Ethem Bey ve ablası Melike'yi verem hastalığından kaybeden Ali Adnan, okulunu bitirmesinin ardından dedesi Hacı Ali Paşazade'nin kendisine miras bıraktığı Çakırbeyli Çiftliği'nin başına geçti.

Siyasi kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkasında başlayan Menderes, partinin feshedilmesinin ardından CHP'ye katıldı.

Atatürk'ün keşfiyle milletvekilliğine giden yol
CHP il yönetiminde göreve başlayan Menderes, parti teşkilatını Aydın'da yeniden kurdu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Aydın'ı ziyareti kapsamında Menderes ile bir araya geldi ve soğuk başlayan görüşme 4 saat sürdü. Menderes'in görüşleri Atatürk'ün dikkatini çekti ve bunlardan bir rapor hazırlamasını istedi. Menderes, hazırladığı raporu Atatürk'e iletti.

1931 yılındaki erken seçimde aday olmadığı halde milletvekili seçilen Menderes, kendisini aday listesine Atatürk'ün koyduğunu öğrendi. Menderes, 1935, 1939, 1943 seçimlerinde CHP Aydın Milletvekili olarak aralıksız 14 yıl parlamentoda CHP grubunda görev aldı. Menderes, hükümetin Toprak Reformu Tasarısı'nın 1945'te Meclis'teki görüşmeleri sırasında sergilediği karşı duruş sonrasında siyaset sahnesinde tanınan bir isim haline geldi.

Dörtlü Takrir
İzmir Milletvekili Celal Bayar, Aydın Milletvekili Adnan Menderes, İçel Milletvekili Refik Koraltan ve Kars Milletvekili Fuat Köprülü, 7 Haziran 1945'te CHP Meclis Grubuna kanunlardaki ve parti tüzüğündeki demokratik olmadığını düşündükleri hükümlerin kaldırılmasını içeren bir önerge verdi.

Menderes ve arkadaşları, Türk siyasi hayatına "Dörtlü Takrir" olarak geçen bu önergenin verilmesinin ardından parti içi muhalefetten dolayı partiden ihraç edildi.

Demokrat Partinin kuruluşu
Demokrat Parti (DP) 7 Ocak 1946'da Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

Demokrat Partinin kuruluşu üzerinden 4 ay geçmeden erken seçim kararı alınarak önce yerel, ardından genel seçim sürecine girildi. 26 Mayıs 1946'da yapılan yerel seçimlere girmeme kararı alan Demokrat Parti, partilileri sandığa gidip gitmemekte serbest bıraktı.

CHP'nin kazandığı 1946 genel seçimlerinde Menderes, memleketi Aydın'dan değil, Kütahya'dan milletvekili seçildi.

Demokrat Partinin 1950 seçimlerindeki zaferi
CHP Hükümeti, 1 Mart 1950'de genel seçimlerin 14 Mayıs 1950'de yapılmasına karar verdi. Halkın Demokrat Partiye ilgisi, aday listelerinde de kendisini gösterdi. Büyük bir seçim kampanyası başlatan Demokrat Partide milletvekili adaylığına yoğun talep oldu. Adnan Menderes de İstanbul'dan milletvekili seçildi.

Demokrat Parti, seçimleri yüzde 55 oy oranıyla kazandı.

Seçim sonuçlarının ardından Demokrat Parti Grubunda yapılan oylama sonucunda Bayar'ın Cumhurbaşkanı olmasına karar verildi.

Adnan Menderes, Bayar'ı evinde ziyaret ederek Fuat Köprülü'nün başbakan olmasını önerdi. Bunun üzerine Bayar, "Başvekil sizsiniz Adnan Bey" diyerek Menderes'in parti liderliğini de almasını istedi.

Menderes, Demokrat Partinin seçim zaferini, "14 Mayıs, bir devre son veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihi günün hatırasını yalnız partimizin değil Türk demokrasisinin bir zafer günü olarak yad ediyoruz." ifadeleriyle yorumlamıştı.

Darbenin ayak sesleri "6-7 Eylül olayları"
Demokrat Partinin 1954'te kazandığı bu zaferin ardından, Kıbrıs'ta yaşanan sorunlar tüm ağırlığıyla hissedilmeye başlandı.

Kıbrıs konusunun müzakere edilmesi için 29 Ağustos 1955'te gerçekleştirilen Londra Konferansı'ndan, Türkiye'de yaşanan "6-7 Eylül olayları" nedeniyle bir sonuç alınamadı.

"Atatürk'ün evinin bombalandığı"na ilişkin bir haberle başlayan "6-7 Eylül olayları", sıkıyönetim ilan edilerek ancak bastırılabildi.

1957 genel seçimleri
Demokrat Parti, 27 Ekim 1957'de yapılan genel seçimlerde yüzde 48 oy aldı.

Menderes, seçimlerin ardından parti içinde bir öz eleştiriye giderek seçim sonuçlarını teşkilatın yeterince çalışmamasına, basında yer alan yalan haberlere bağladı.

İnönü'nün "şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru haktır" sözü
18 Nisan 1960'ta TBMM'de "muhalefet ve basının faaliyetlerini incelemek" amacıyla Demokrat Partili 15 milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu kuruldu.

Bu komisyon nedeniyle, CHP yöneticileri, Demokrat Partiyi diktatörlüğe gitme amacında olmakla suçladı.

CHP Genel Başkanı merhum İsmet İnönü, "Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır" şeklindeki meşhur sözünü, bu komisyonun kurulmasının hemen ardından ifade etmişti.

"Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var"
Basında yer alan iddialar, büyük öğrenci olaylarının yaşanmasına neden oldu.

İlk büyük öğrenci gösterisi 19 Nisan'da Kızılay'da düzenlendi.

Öğrenciler, bu olayların ardından "555K" koduyla, 5 Mayıs'ta saat 5'te Kızılay Meydanı'nda toplandı. Adnan Menderes, kendisine karşı eylem yapılan yere giderek, eylemcilerin arasına girdi. O sırada bir genç Menderes'in boğazını sıktı. "Ne istiyorsun?" diye sorduğu gençten "Hürriyet istiyorum" cevabını alan Menderes, "Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var?" ifadelerini kullandı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi
Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, 27 Mayıs 1960'ta sabaha karşı yönetime el koydu.

Adnan Menderes, aynı gün yurt gezisi kapsamında bulunduğu Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü ve daha sonra diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleriyle Yassıada'da hapsedildi.

Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başladı ve 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Yargılamalar sonucunda Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de idam edildi.

"Yeter söz milletindir" diyerek çıktığı siyaset yolunda güçlü Türkiye hayalini politikaları ve kalkınma atılımlarıyla gerçekleştirmeye çalışan Menderes, "demokrasi şehidi" olarak tarihine geçti.

TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.

Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşı, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.

Yassıada'nın ismi 2013'te "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" olarak değiştirildi. 2015'te de yeniden düzenleme faaliyetlerine başlanarak kültür ve kongre merkezi haline getirilmesine karar verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan proje kapsamında Yassıada, 60 yıl sonra "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"na dönüştü. Demokrasi ve Özgürlükler Adası, 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında, demokrasi ve milli iradeyi yansıtacak müze, kütüphane, konferans salonu ve Demokrasi Feneri gibi birçok sembol yapıyla yenilenerek özel bir törenle halka açıldı.

KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!

1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor

16.09.2026 20:46:00
Haber Merkezi
 
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor.

Şanlıurfa'daki bir sınav merkezinde sınavın yaklaşık 30 dakika geç başlatıldığı, kitapçıklar dağıtıldıktan sonra erteleme duyurusu yapıldığı, bazı adayların salondan çıktığı ve cevapların adaylar arasında paylaşıldığı ileri sürüldü. İddiaların araştırılması ve sınavın Türkiye genelinde iptal edilmesi için başvuru yapıldı.

Sınav 10.15'te başlayacaktı, iddiaya göre 10.45'te başladı

KPSS kılavuzunda sınavın 10.15'te başlamasının öngörüldüğü, adayların ise 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki sınava ilişkin başvuruda, sınavın yaklaşık 30 dakika gecikmeyle 10.45 civarında başlatıldığı iddia edildi.

Daha da önemlisi, iddiaya göre soru kitapçıkları dağıtılıp açıldıktan sonra sınavın erteleneceği duyuruldu. Bu iddia doğruysa ortaya doğrudan sınav güvenliği ve fırsat eşitliği tartışması çıkıyor.

Sorular açıldıktan sonra erteleme duyuruldu

Başvuruda, bazı salonlarda kitapçıkların dağıtılmasının ardından adaylara sınavın 30 dakika ertelendiğinin sözlü olarak bildirildiği ileri sürülüyor.

Aynı süreçte bazı adayların tuvalete götürüldüğü, başka salonlarda ise adayların soru kitapçıklarıyla karşılaşmasının ardından erteleme bilgisinin verildiği iddia ediliyor.

Bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkaracak şey ise belli: Salon tutanakları, görevli raporları ve kamera kayıtları.

Zaten ÖSYM'ye yapılan başvuruda da bu kayıtların incelenmesi talep edildi.

En ağır iddia: Cevaplar paylaşıldı


Bazı salonlarda adayların soruların cevaplarını birbirleriyle paylaştığı, bazı adayların görevli kontrolü olmadan salondan çıktığı ve sınav başladıktan sonra bir adayın yeniden salona alındığı ileri sürülüyor. Bunlar kanıtlanmış vakalar değil.

Fakat iddiaların ağırlığı nedeniyle tartışmanın sosyal medya paylaşımlarından çıkarılıp resmi kayıtlarla aydınlatılması gerekiyor. Çünkü KPSS'de birkaç kişinin dahi kurallara aykırı avantaj elde etmesi, aynı sorular için ter döken yüz binlerce aday açısından ciddi bir adalet tartışması yaratabilir.

Milyonların emeği bir sınav salonuna mı emanet?

KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu. Bu insanların önemli bölümü aylarca, hatta yıllarca sınava hazırlanıyor. Kitap alıyor, kursa gidiyor, işinden veya sosyal hayatından fedakârlık ediyor. Sonra bütün bu emek birkaç saatlik sınavda ölçülüyor.

İşte tam da bu nedenle sınav güvenliği konusunda ortaya çıkan en küçük şüphe bile görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Çünkü mesele yalnızca bir sınav değil. Mesele insanların geleceği.

Neden her seferinde aynı tartışma?

Bugünkü tartışmanın bir başka boyutu da ÖSYM'nin geçmişte yaşadığı sınav ve değerlendirme sorunlarının hafızalardaki yerini koruması.

ÖSYM'nin geçmiş yıllarda soru sızıntıları, soru iptalleri, puanlama ve yeniden değerlendirme süreçleriyle gündeme geldiği biliniyor. 2010 KPSS'de soru sızdırılması nedeniyle sınavın bir bölümünün iptal edilmesi de kurumun tarihindeki en önemli sınav güvenliği krizlerinden biri olmuştu.

2026'da ise MEB-AGS sonuçlarında katsayı hesaplamasına ilişkin hatanın yeniden hesaplama gerektirmesi, sınav sistemine duyulan güven tartışmasını tekrar gündeme getirdi.

Dolayısıyla bugün sorulması gereken yalnızca "Şanlıurfa'da ne oldu?" sorusu değil.

Asıl soru şu: Milyonlarca insanın kaderini belirleyen sınavlarda aynı güvenlik ve denetim tartışmaları neden tekrar tekrar yaşanıyor?

İptal talebi yargıya taşındı

İddiaların ardından ÖSYM'ye başvuru yapılarak 6 Eylül'deki KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Türkiye genelinde iptal edilmesi talep edildi.

Başvuruyu yapan avukat Mustafa Tuncel, konuyu yargıya da taşıdığını ve davanın Ankara 24. İdare Mahkemesi'nde görüleceğini açıkladı.

Ancak şu anda ÖSYM'nin sınavı Türkiye genelinde iptal ettiğine ilişkin resmi bir karar bulunmuyor. Dolayısıyla "KPSS iptal edildi" şeklindeki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor.

Şimdi gözler ÖSYM'de!

Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yaklaşık iki aydır tutuklu bulunan eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, hakim karşısına çıktığı ilk duruşmada 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geri bırakarak Mahruki'nin tahliyesine karar verdi

16.09.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Sosyal medya hesabı üzerinden 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek 17 Temmuz'da tutuklanan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki'nin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün yapıldı.

Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan Mahruki hakkında tahliye kararı verildi.

Savcı cezalandırılmasını istedi, Mahruki sert tepki gösterdi

Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Mahruki'nin paylaşımlarında "tiyatro" ve "oyun" ibareleri yer almasa da Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddeleri uyarınca "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçunun oluştuğunu savunarak cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı söz alan Nasuh Mahruki, suçlamaları reddederek sert tepki gösterdi. Mahruki savunmasında şunları söyledi:

"Tiyatro ve oyun kelimelerini kullanmadığımın kabul edildiği yerde ben neyle suçlanıyorum? Üzerime atılı bu suçlamayı paylaşımdan nasıl çıkardıklarını hâlâ anlamış değilim. Eğer amaç benden intikam almaksa söyleyin, gidip yatayım. Bu ülkede hesap sorulması gereken asıl kişiler, o kanlı darbe girişiminde payı olanlardır."

1 yıl 3 ay hapis cezası ve tahliye

Mahruki'nin avukatlarının beyanlarının ardından karar için duruşmaya kısa bir ara verildi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Nasuh Mahruki'yi "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vererek Mahruki'nin tahliyesine hükmetti. yaklaşık 2 aydır cezaevinde bulunan Mahruki, işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakılacak.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Nasuh Mahruki'nin sosyal medya platformu X üzerinden gerçekleştirdiği 15 Temmuz paylaşımları doğrultusunda resen soruşturma başlatmıştı.

16 Temmuz'da gözaltına alınan Mahruki, ertesi gün çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Hazırlanan iddianamede, eylemin basın ve yayın yoluyla zincirleme şekilde işlendiği iddia edilerek Mahruki hakkında 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (2026-YKS) ek yerleştirme tercihlerinin yarın başlayacağını bildirdi

16.09.2026 17:11:00
Anadolu Ajansı
 
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-YKS sonuçlarına göre 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yükseköğretim programlarına ek yerleştirme işlemleri, ÖSYM tarafından yapılacak.

Yarın saat 16.00'da başlayacak 2026-YKS ek yerleştirme tercih işlemleri, 21 Eylül saat 23.59'da sona erecek.

Adaylar, tercihlerini, T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması'ndan bireysel olarak yapacak.

Ek yerleştirmeye başvuracak adayların, ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2026-YKS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'nu dikkatle incelemeleri, tercihlerini kılavuz bilgileri doğrultusunda yapmaları gerekiyor.

Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında

Türk televizyon tarihinin en çok izlenen yapımlarından biri olan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisi hakkında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lehine algı, örtülü mesaj ve örgütsel propaganda yapıldığı iddiaları üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmi inceleme başlatıldı. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölüm dosyası kapsamında derinleştirilen soruşturmada, dizinin ünlü senaristleri adliyeye çağrılarak ifade verdi

16.09.2026 16:20:00
Haber Merkezi
 
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm dosyasını yeniden açtı. Faili meçhul suçları araştıran özel birimin tespitleri ve savcılığa ulaşan çok sayıda ihbar üzerine, dönemin popüler dizisi "Kurtlar Vadisi Pusu" hakkında şok bir inceleme kararı verildi.

Uzman bilirkişi heyeti kuruluyor

Başsavcılıktan yapılan resmi açıklamaya göre, dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunup bulunmadığı mercek altına alınacak. Sahnelerin detaylıca incelenmesi amacıyla alanında uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti görevlendirildi.

Soruşturma dosyasında öne çıkan ve bilirkişinin inceleyeceği temel unsurlar ise şunlar oldu:

"Kazım Kaşifoğlu" Karakteri: Gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu'nu simgelediği değerlendirilen dizideki "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin sistematik olarak vatan haini gibi gösterilmesi ve ardından gelen ölüm sahneleri.

"FG" Plakalı Araçlar: Dizinin bazı kilit sahnelerinde örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in baş harflerini taşıyan "34 FG 7061" gibi plakaların kasti olarak kullanıldığı iddiaları.

Sosyal Medya Paylaşımları: Dizinin resmi mecralarında geçmişte paylaşılan "Kaşifoğlu'nun Kara Tarafından Tarihi İnfazı" gibi video başlıklarının, Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüyle kronolojik bağı.

Senaristler ifade verdi: "Hatırlamam mümkün değil"

Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte dizinin ünlü senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, Silivri Adliyesi'ne çağrılarak "tanık/bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan senaristlerin savcılık sorgularındaki ayrıntılar ise basına sızdı.

Dizinin baş senaristi ve yapımcısı Raci Şaşmaz'ın ifadesinde suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Şaşmaz'ın, "Yıllar önce çekilen bu sahnelerdeki mezar taşları, figüranlar veya araç plakaları gibi detayların yapımcı ya da senarist tarafından tek tek kontrol edilmesi mümkün değildir. Bu durumların kasıtlı yapıldığını hatırlamam ya da bilmem imkansız" diyerek iddiaları reddettiği, sahnelerdeki detayları kurgusal veya tesadüfi olarak nitelendirdiği belirtildi.

Osman Sınav detayı da dosyada

Haber merkezlerine ulaşan bilgilere göre savcılık, dizinin ilk dönemlerinde yönetmenliğini üstlenen ancak daha sonra şüphe uyandıran bir şekilde ekipten ayrılan ünlü yönetmen Osman Sınav'ın ayrılık sürecini de araştırıyor. Sınav'ın geçmişte ayrılık kararı için "Benimle mezara gidecek" demesi nedeniyle, "Örgütün senaryoya müdahale girişimlerini kabul etmediği için mi projeyi bıraktığı" sorusu da soruşturma dosyasındaki yerini aldı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyaller ve uzman bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından soruşturmanın seyrine göre iddianame hazırlığına veya takipsizlik kararına yönlenecek. Gelişmeler yakından takip ediliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.