ABD iç politikasında ve dış ilişkilerinde eşi benzeri görülmemiş bir çalkantı yaşanıyor.
Washington yönetiminin Orta Doğu'daki adımları, Amerikan kamuoyunda yükselen protestolar, devasa ekonomik maliyetler ve Kongre çatlaklarıyla birleşerek Trump iktidarını ciddi bir krizin eşiğine getirdi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İsrail politikasına ilişkin çıkışları, Hazine Bakanı Scott Bessent'a yönelik sokak ve meclis tepkileri, Savunma Bakanı Pete Hegseth hakkında istenen azil talebi ve Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) yayımladığı sarsıcı rapor ve ABD kurumlarının önceki raporları, yaklaşan 3 Kasım seçimleri öncesinde yönetimin ne kadar zor durumda olduğunu gözler önüne seriyor.
Vance'in İsrail çıkışı ve seçmen desteğindeki hızlı erime
JD Vance, Washington'ın Orta Doğu dış politikasının "İsrail Devleti'ne boyun eğmesine ve bağımlı hale gelmesine izin verilemeyeceğini" belirterek ezber bozan açıklamalarda bulundu.
Vance, İsrail'in askeri teknoloji ve istihbarat alanında önemli bir ortak olduğunu kabul etmekle birlikte, ABD ile İsrail'in her konuda aynı fikirde olmak zorunda olmadığını vurguladı.
Trump'ın Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda Netanyahu ile yollarını ayırmaktan çekinmediğini öne süren Vance, Avrupa politikasında NATO'ya ne kadar bağımlı olunmuyorsa Orta Doğu'da da İsrail'e o kadar bağımlı olunmaması gerektiğini savundu.
Ancak bu savunma, Amerikan seçmeninin gözünde Trump yönetimine yönelik giderek büyüyen tepkiyi yatıştırmaya yetmiyor.
İsrail'e verilen sınırsız destek ve İran'la girilen çatışma süreci, Trump yönetimine ciddi kan kaybettirdi; kamuoyu araştırmalarında seçmen desteği yüzde 30'lara kadar geriledi.
Vance'in "Amerikan çıkarlarını gözeten akılcı dış politika" söylemi, oyları hızla eriyen yönetimin seçmeni yeniden kazanma çabası olarak görülse de 3 Kasım seçimlerine doğru giden yolda ABD seçmeni kararlı duruşunu sergiliyor.
Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğun kaybedilmesi durumunda, Trump yönetimi için azil sürecine giden kapı sonuna kadar aralanmış olacak.
Kabinede protesto dalgası ve Bakan Hegseth'e azil istemi
Trump'ın kurmay kadrosu, Amerikan halkının doğrudan hedefi haline gelmiş durumda.
Hazine Bakanı Scott Bessent, Uluslararası Finansal Sistemin Durumuna İlişkin Yıllık İfadesi için ABD Kongresi'ne geldiğinde ve komitedeki konuşması esnasında art arda protestolarla karşılaştı.
İran ve Küba'ya uygulanan yaptırımların sivillerin ve çocukların ölümüne yol açtığını belirten göstericiler, Bessent'i "savaş suçlusu" ve "katil" olarak nitelendirerek "Yaptırımları durdurun, savaşa son verin" sloganları attı.
Kriz Hazine ile de sınırlı değil; İran'a yönelik yürütülen askeri harekatın en büyük sorumlularından biri olarak gösterilen Savunma Bakanı Pete Hegseth için de azil süreci başlatıldı.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, Hegseth'in Kongre'nin anayasal yetkilerini ve çatışmayı sona erdirme yönündeki kararlarını hiçe sayarak "hukuka aykırı bir savaş" yürüttüğü gerekçesiyle azil tasarısı sundu.
Massie'nin sunduğu sekiz maddelik tasarıda Hegseth, aynı zamanda Venezuela ve Yemen'deki yetkisiz askeri eylemler ile Nicolas Maduro'nun alıkonulmasına yönelik operasyonlardan da sorumlu tutuluyor.
Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis'te tasarının geçme şansı düşük görülse de partinin kendi içinden yükselen bu sert muhalefet, yönetimin içeride yaşadığı derin çatlağı açıkça belgeliyor.
"Destansı Öfke" harekatının faturası: 38 milyar dolar
Siyasi krizlerin ötesinde, İran'a karşı başlatılan "Destansı Öfke Operasyonu"nun ekonomik ve askeri faturası da resmi raporlarla belgelendi.
ABD Kongresi Bütçe Ofisi'nin (CBO) yayımladığı son rapora göre, Şubat ayı sonunda başlatılan askeri harekatın Pentagon'a doğrudan maliyeti 1 Ağustos itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı.
Mühimmat ikamesi, kaybedilen teçhizat, yükselen yakıt masrafları ve artan uçuş saatleri nedeniyle çatışmanın sürdüğü her ek ayın bütçeye 2 ila 3 milyar dolar arasında ilave yük getireceği hesaplanıyor.
CBO raporu, askeri maliyetlerin çok ötesinde şu stratejik tehlikelere de dikkat çekiyor:
Harcanan hava savunma füzeleri nedeniyle azalan stoklar, ABD envanterini yıllarca zayıflatacak ve özellikle Çin gibi devasa füze cephaneliğine sahip ülkelerle yaşanabilecek krizlerde büyük bir güvenlik riski yaratacak.
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki sevkiyat aksamaları; ham petrol, benzin ve jet yakıtı fiyatlarını küresel çapta fırlattı.
Yükselen enflasyon oranları ABD Hazine tahvil faizlerini yukarı çekerek Amerikan ekonomisi üzerindeki baskıyı artırdı.
Önümüzdeki süreç, Trump yönetiminin hem sokaktaki protestolar hem Kongre'deki baskılar hem de derinleşen ekonomik kriz nedeniyle daha da zayıflayacağı bir dönem olmaya adaydır.
Bu gidişat, 3 Kasım seçimlerinde Trump iktidarı için ciddi bir siyasi hezimetin ve sonrasında başlayacak azil süreçlerinin habercisi niteliğindedir.
- Türkiye tarımında çöküşün perde arkası / 17.09.2026
- Akaryakıtta savaş bölgelerini sollayan zam dalgası / 16.09.2026
- 2026-2027 eğitim yılında derinleşen kriz ve çözüm arayışı / 15.09.2026
- 11 Eylül, bir güvenlik zafiyeti mi, yoksa üretilmiş bir işgal gerekçesi mi? / 14.09.2026
- ABD-İsrail ikilisinin Orta Doğu stratejisi ve "savaşı yayma" tuzağı / 13.09.2026
- Bretton Woods, Nixon Şoku, Dolar prangası ve Milli Para devrimi / 12.09.2026
- Doların kağıttan imparatorluğu çökerken / 11.09.2026
- İngiltere-İsrail hattındaki kriz ve yaptırım kararları / 10.09.2026
- Türkiye'nin derinleşen geçim çıkmazı / 09.09.2026
























































