HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 AĞUSTOS 2021, ÇARŞAMBA

İki zıt bir kişide aynı anda bulunamaz

04.08.2001 00:00:00
Susuz yuttuğumuz yalanların başında "medya birinci güçtür" sözü gelir.

Hatta medya; "dördüncü güçtür" sözü de aynı ayarda bir yalandır.

Yasama, yürütme, yargı ve medya denklemi sekiz bilinmeyenli denklem gibidir.

Yasama, yürütme ve yargı, medya ile yekahenk gazel gibi ahengle dans edince bu kanat oluşturulmuş.

Verdiği, çanak, çömlek, çorap, don ve sabun desteğiyle bile ayakta duramayan, her gün kan kaybeden bir medya nasıl güçler sıralamasına girer?

İş kökünden yanlıştır.

Yasama, yürütme ve yargı, bunlarla birlikte anılması yakışık olmasa da medya, bu milletin hizmetinde olan, olması gereken unsurlardır.

Bu denklemden menfaat umanlar, hizmet aracı yerine güç ifadesini kullanmış, yada bu ifadenin arkasına sığınarak birileri malı götürmüştür yıllarca.

Basına duyulan güvenin 150 bin liraya kadar düştüğü bir ülkede siz; "medya birinci" ya da "dördüncü güçtür" derseniz sizi ancak benim külahım dinler, o da uykusu gelene kadar.

Ülkemizde medya hep farklı gayelere ulaşmak için mesaisini harcamıştır.

Kuruluşunun an gayesi budur zaten.

Medya nedir? sorusuna; "Türkiye'de olayları tersyüz eden kurumdur," cevabını veren yanılmamıştır.

Tarih boyu buna bir çok misal vermek mümkündür.

Toplumun hassasiyetini bilen medya patronları öyle garip oyunlar oynuyor ki, farkına varmayan bunları çok kolay yutabiliyor.

Mesela;

Toplumumuz dindar bir toplumdur, hamdolsun.

Buradaki dindardan kastım Müslüman demektir.

Birini kahraman yapmak istedikleri vakit, toplumun duyarlı olduğu yoldan şol kişiyi itham etmeye başlarlar. Medyaya birileri şu emri verir; siz ona Müslümanlıktan girin ki, toplum o kişiyi sahiplensin.

Türünün son örneği olan kimi köşe yazarları, bir şey söylemelerine gerek olmadan görüntüleri bile halkın tepkisi için yeterli bir amildir.

Bu özellikte birisi, birine ithamda bulunuyorsa, o ithama maruz kalan kişi toplumsal kahraman oluverir.

Zaten ana gaye de budur.

Toplumda aleyhinde bir hava oluşmaya başladığı anda gözü yaşlı, bağrı taşlı zatın birden "Dini devlet kurmakla itham edilmesi" zayi olan ilginin geri gelmesi içindi.

Maaşını devletten alan bir üst düzey memur birine "Din devleti kurmakla" ithamda bulunacak, o ülkenin Başbakanı o kişiye sahip çıkacak, Vatikan'ın Türkiye temsilcisinin "iyi biliriz" şehadetiyle de şol kişi aklanacak.

Denkleme bak, hizaya gel.

Sayın Başbakanı anlamak mümkün, zira şol zatın sayesinde, hayatının sonbaharında tahta oturdu, Başbakan oldu.

Ya diğerleri?

Senaryo aynı.

Aynı patrona ait iki gazeteden biri Kasımpaşalı Tayyip'i överken, diğeri, onu şeriatçı olmakla, radikal dincilikle, şeriatı getirmeyi istemekle, bu uğurda hırsızlık yapmakla itham etmesi sizce biraz tuhaf kaçmıyor mu?

Son derece tehlikeli bazı kişi ve kuruluşlarla yaptığı görüşmeler ve aldığı icazetlerle adına "yeni oluşum" denen bir harekete kalkışmış bir insanı siz şeriatçılıkla itham etmeye başlarsanız hedef saptırıyorsunuz, bir.

İkinci olarak da bu gizli görüşmelere de haklı bir izah getirmek zorundasınız.

Sayın Hüseyin Mümtaz beyin dediği gibi, "kiminle" ve "ne" konuştuğundan vazgeçtik, "neden" görüşme ihtiyacı hissetmiş?

ABD'deki Musevi Cemaatinin Lideri Abraham Foksman'la ve diğerleriyle kapalı

kapılar ardında bazı görüşmelerde bulunan bir "şeriatçı", bu gizli görüşmeleri, içindeki hükümler eskidiği ve yeni yeni hükümler ortaya çıktığı için yeni bir "Mecelle" yazmak için mi yapmıştır?

Öyle ya; Mecelle kaleme alındığı zaman cep telefonları yoktu.

Şimdi yeni 'müşkilatlar', halli gereken ehem mesail var;

Mesela;

Namazda cep telefonu çalan ne yapacak?

Namaz esnasında çaktırmadan GSM'nin "no" düğmesine üç saniye basmak namazı bozar mı?

Minarelere "baz" istasyonu kurmak, camilere yardım adı altında da olsa caiz mi?

Toplanacak paradan bu cin gibi fikrin sahibine "vel müellefetü kulubuhum"

ölçüsünden, yüzde vermek caiz mi?

Bir dini yeterli bulmayıp birden çok dine inanan yine de vaftiz olacak mı?

Şehadet getirerek hem Hıristiyan, hem Müslüman olmak kimler için caizdir?

Gözyaşının sümüğe karışması kesbi midir, fıtri midir?

Arazisi işgal edilmiş bir Filistinli teröriste(!) kaç taş attıktan sonra kurşun sıkmak caiz olur?

Bu gibi yüzlerce soru üretmek mümkün.

Şimdi Vatikan, Patrikhane ve ADL üçgeninde hipotanus görevini üstlenmiş bir şeriatçının(!) bu sorlara cevap bulmak için bu gizli görüşmeleri yaptı diyorsanız ne diyeyim?

Bazı ilimler münzevi ortamda tahsil edilir.

Münzevi kelimesini sürcü lisanla Musevî diye okursanız iki sevap kazanırsınız.

Bir kişinin hem şeriatçı olması, hem de bazı örgütlerle içli dışlı olması, bir insanın aynı anda hem ayakta, hem oturuyor olmasına denktir.

Oysa çok iyi biliyoruz ki, iki zıt aynı anda, aynı kişide toplanmaz.

Aslında 150 binlik basında güven Milliyet'in ana gayesi Kasımpaşalı Tayyip'in değil, Yeni Mesaj'ın önünü kesmektir.

Daha açık bir ifadeyle, "Kuvayı Milliye" nin önünü kesmektir ana gaye.

Vatandaşın kafasına şu cümleyi yerleştirmeye çalışıyor 150 binlik Milliyet;

"Birileri Kasımpaşalı Tayyip'le Müslüman olduğu için uğraşırken, siz de kalkıp onunla uğraşıyorsunuz."

Oysa bizim dediğimiz şeyler bu vatan ve bu din için hayati öneme haiz şeylerdir.

Yani hem dini bütünlüğümüzü hem de milli bütünlüğümüzü tehdit eden unsurlara biz dikkat çekiyoruz.

Şunu da gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki,

Şeriatçılıkla itham eden ve edilen, bir çok konuda hem fikirdir.

İkisi için de bu karanlık ilişgiler faydalıdır.

İkisi de ülkenin içine düşürüldüğü vahim durumdan hoşnuttur.

İkisi de ülkenin dini ve milli bütünlüğünün tehlikede olmasından memnundur.

İkisi de...
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.