logo
24 HAZİRAN 2026

Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk

17.06.2026 00:00:00

Türkiye ekonomisi, makroekonomik verilerin alarm verdiği, mikro düzeyde ise vatandaşın geçim mücadelesinin bir hayatta kalma savaşına dönüştüğü tarihi bir dönemeçten geçiyor. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan merkezi yönetim bütçe uygulama sonuçları, sadece rakamsal bir bozulmayı değil, aynı zamanda yapısal bir tıkanmayı da gözler önüne seriyor. 

Bütçe gelirlerinin, vergilerdeki fahiş artışlara rağmen geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18 azalarak 1 trilyon 86 milyar liraya gerilemesi, harcamaların ise yüzde 27 artışla 1 trilyon 384 milyar liraya ulaşması çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor: Türkiye ekonomisi bütçede sadece mayıs ayında 298,2 milyar TL, yılın ilk beş ayında ise 1 trilyon 56 milyar TL açık vermiş durumda. 

Bu tablo, ekonomik daralmanın ve vatandaşın vergi ödeme kapasitesinin sonuna geldiğinin en net göstergesidir.

Faiz lobileri kazanırken vatandaş borç sarmalına itiliyor

Bütçe rakamlarının satır aralarında en dikkat çekici ve toplumsal vicdanı yaralayan kısım, bütçeden faize ayrılan devasa paydır. 

Yüzde 90'ı doğrudan vatandaşlardan toplanan vergilere dayalı olan kamu bütçesi, ne yazık ki toplumsal refahı artırmak veya yatırımları fonlamak yerine faiz ödemelerine akıtılmaktadır. 

Mayıs ayında faiz giderleri yüzde 16 artarak 128,9 milyar liraya ulaşırken, ocak-mayıs dönemindeki toplam faiz yükü yüzde 51,1'lik korkunç bir artışla 1 trilyon 262 milyar liraya yükselmiştir. 

Vatandaşa "kaynak yok" denilirken, halkın alın terinden süzülen vergiler faizden para kazanan lobilerin kârlarına kâr katmaktadır.

Makro düzeydeki bu faiz yükü, bankacılık sistemi kanalıyla doğrudan vatandaşın sırtına da bindirilmektedir. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 64,13'e yükselmiş, tüketici kredilerinin genel ortalaması ise yüzde 62,5 seviyesine demirlemiştir. 

Bankacılık ve Finans Uzmanı Prof. Dr. Şenol Babuşcu'nun da belirttiği üzere, Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 37'de sabit tuttuğu bir denklemde, yıllık bileşik faiz yüzde 49'u bulmaktadır. Bankaların 7 puanlık maliyet payı ve 5 puanlık kâr marjı da eklendiğinde, faiz oranları yüzde 60 bandının üzerine çıkmaktadır. 

Babuşcu, vatandaşın nefes alabilmesi ve daha uygun koşullarda kredi kullanabilmesi için enflasyonun yüzde 15'in, faizlerin ise yüzde 20'nin altına inmesi gerektiğini vurgularken, bu oranların mevcut politikalara göre yakalanmasının ne denli zor olduğuna dikkat çekmektedir.

Asgari ücret ve emekli maaşları açlık sınırının altında

Bugün Türkiye'de asgari ücretin 28 bin lira, emekli maaşının ise 20 bin lira seviyelerinde olduğu düşünüldüğünde, bu rakamların 35 bin lirayı aşan açlık sınırının çok altında kaldığı açık bir gerçektir. 

Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen milyonlarca vatandaş, günü kurtarabilmek ve mutfaktaki yangını söndürebilmek adına kredi kartlarına ya da yüksek faizli ihtiyaç kredilerine sarılmaktadır. Ancak bu yönelim, yapısal bir çözüm sunmak bir yana, halkı tamamen bir borç ve faiz sarmalının içine itmektedir.

Geliri yetersiz olduğu için borçlanan vatandaş, bu yüksek faiz oranlarıyla borcunu ödeyebilecek bir finansal imkan bulamamaktadır. Bu kısır döngünün toplumsal faturası ise çok ağırdır: Ödenemeyen krediler faiz sebebiyle katlanarak artmakta; hacizler, icra takipleri ve iflaslar çığ gibi büyümektedir. 

Ekonomik çaresizlik, aile kurumunu sarsarak boşanmalara, toplumsal cinnet vakalarına, intiharlara ve geçim derdi kaynaklı cinayetlere zemin hazırlamaktadır. 

Ekonomi, yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, bozulan dengelerin doğrudan insan hayatını ve toplumsal barışı tehdit ettiğini acı bir şekilde kanıtlamaktadır.

"Garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi"

Ekonomik dengesizliğin ve yönetim anlayışındaki sapmanın siyasi boyutunu ele alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, çok önemli bir tespitte bulundu: "Devlet dediğiniz millettir ve devletin sahibi de millettir." 

Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu hatırlatan Baş, Türkiye'nin son on yıldır derin ve kronik bir krizin içerisinde olduğunu vurguladı.

Döviz kurunun baskılanmasının ihracatta rekabeti bitirdiğini, serbest bırakılması halinde ise ithalata dayalı iç piyasanın çökeceğini belirten Baş, ekonominin dengesini tamamen kaybettiğini ifade etti.

Restorana giden vatandaşın da, maliyetleri karşılayamayan işletmecinin de, üretim yapamayan mobilyacının ya da sanayicinin de mutsuz olduğu bu düzende, yerli yatırımcı bile çareyi Mısır veya Bulgaristan gibi ülkelere kaçmakta bulduğunu ifade eden BTP lideri Baş, devletin piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine güçlü bir şekilde müdahil olmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Hüseyin Baş'ın en sarsıcı tespiti ise toplumsal psikoloji üzerinedir: Yokluk, yoksulluk ve garibanlık bu millete bir kader gibi yutturulmuştur. Toplum, bir emeklinin 100 bin lira maaş alabileceğine veya bir işçinin tek maaşla dört evlat okutup ev sahibi yapabileceğine olan inancını tamamen kaybetmiştir. "Garibanlık psikolojisi, bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti" diyen Baş, mevcut iktidarın da ana muhalefetin de halka bu güveni veremediğini belirtti.

Türkiye, önündeki ekonomik meseleleri çözemediği müddetçe askeri, siyasi veya sosyal hiçbir ajandasını başarıya ulaştıramaz. 

BTP lideri Hüseyin Baş, bu kronik tıkanıklığın tek çıkış yolunun, uluslararası alanda da akademisyenler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak kabul gören ve parti programlarında yer alan "Millî Ekonomi Modeli" olduğunu savunmaktadır. 

Türkiye'nin kurtuluşu, kader olarak dayatılan yoksulluk psikolojisini yıkmaktan, üretimi teşvik eden, yerli yatırımcısına sahip çıkan ve bütçeyi faiz lobilerine değil, kendi insanını yaşatmaya harcayan halkçı bir ekonomi modeline geçmekten geçmektedir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.