İlahî emirleri yerine getirmek borçtur
İlâhî emirleri yerine getirmek borçtur. Güçlü olduğun hâlde onları bir yana atarsan zâlim olursun... Kasten terk ettiğin takdirde küfre gidersin
08.06.2023 08:47:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İlâhî emirleri yerine getirmek borçtur. Güçlü olduğun hâlde onları bir yana atarsan zâlim olursun... Kasten terk ettiğin takdirde küfre gidersin.
Dünyalığa ne kadar ihtiyacın varsa o kadar al. Oyun etmek ve yığmak için dünyalık toplama.
Bu yolda tam teslim olarak İslâmiyeti kabul edersen, nefsini O'nun kudret eline ve kaderine terk etmiş olursun.
İslâmiyete girdikten sonra dışın bir kisve giymiş olur. Ondan hâsıl olacak neticeye göre de için...
Ve o hâlde bugün ölürsün, ölümün de şöyle şöyle olur, sonra dirilirsin... Sonsuz hayata geçersin. Sonra birçok şeyler olur. İçinden bütün kötülükler gider. Bütün iç hastalıklarından beri olursun...
Bu hâli bulan insan, her ne zaman halka karışsa, kendini ölü bilir; Hak Teâlâ'nın tecellisine dalınca da dirilir. O zât, halkı gördüğü zaman onları çaresiz, zelil, fakir bilir.
Kötü hâlleri bırakması ile hâsıl olan iyi âdetleri, onu halka karşı öldürür. Bu hâl sonunda İlâhî tecelliyi bulursa onunla hayata kavuşur, canlanır, yükselir, halktan tamamen ayrılır. Yâni o kimse, daima Hakk'ın zâtı ile yaşar. Halk arasında kendisini ölü bilir.
Hak yolcularının kendilerine göre kitapları var. Ona, daima müracaat ederler. O kervana her ne zaman yeni bir yolcu katılmak isterse, ona önce mahviyet emrini verirler. O da bu emir gereğince, halkı ve nefsi bırakır, dünyadan, âhiretten geçer. Bu hâlde kemâle erince Hak Teâlâ'nın çevirici kuvveti, onu hâlden hâle istediği yöne geçirir.
Bu makama kadar terakki eder, yükselirsen şüpheli ve haram işlerden korunman gerek... Şüphelilere yanaşma. Bu makamı da aştıktan sonra helâlliği ile haramlığı belli olmayan şüphelileri de bırakırsın.
Bu hâlleri kazandıktan sonra mutlak olan helâle sarılmalısın. Mutlak helâl: gerek hükmün icmâ ile ve gerekse ilmin (ki zahirî ve bâtınî delillerin birleşmesidir) helâl dediği şeylerdir.
Bunlar da kimsenin mülkiyetinde olmayan, meselâ sahralarda, sahillerde, dağlarda olan şeylerdir ki, sen o kısmetin gelişini beklemezsin. Uykuda dahi olsan, o, seni gelip bulur.
Kalp gözünü açtığın zaman etrafını meleklerle çevrili bulursun. Nebilerin ruhlarını her yanını sarmış görürsün...
Onlar sana yedirir. Gerçek ilim, o verilen şeylerin yenmesi için fetva verir. Selâmete ermene delil olur. Bu selâmet gerçekten Hak yakınlığıdır.
Halkı gönlünden at ve ayağa kalk. Onların övmesini, kötülemesini görme. Her şeyi bir yana devret, kendi hâline bak. Yanlışın varsa düzelt. Halkın sureti senin için bir mâna taşımasın. İç âlemlerini de karıştırma.
Böyle yaparsan Hak tarafından iyilik gelir ve seni mânen diriltir. Sonra O'nun yakınlığını bulursun, O'nun varlığı ile zengin olursun. Ve Hak'la sohbetin devam eder. Halkın varlığını uzak bilirsen kendi mevhum varlığını bir yana atar, O'nunla olursun.
Hakk'ın varlığına kavuştuktan sonra mahva varmayı taleb ediniz. O varlığı bulunca ondan yok olmayı isteyiniz. Halkın, yakınlığını bir yana attıktan sonra Hak yakınlığını bulmaya gayret ediniz.
Bir sürü kederden kurtulma hâlini bulduktan sonra kendinize safa âlemini açmaya bakınız. Maddî olan her şeyden kesilince vuslatı bekleyiniz. Hayli ayrı kaldıktan sonra sizi birden saracak yakınlığı bekleyiniz.
Kalbin sıhhati, Hakk'a uzanacak dilin bulunmaması ile olur. İç âlemin sağlığı, değişme ihtimali olmamasıdır. Ve iç âlemin sağlığı kendine varlık izafesinde bulun- mamasındandır...
"Orada bütün saltanat Allahü Teâlâ'nındır." (Kehf/44) fermanı açıktır.
Böyle olunca Hak dilerse, onu irşad için yine halk arasına salar. Kullarını onun vasıtasiyle ıslâh eder ve Zâtına yaklaştırır.
Ey bâtıl adam, ey heveslerle beslenen, sebepleri gönlünden sil. Putları kır. Bunları yap, hemen vâsıl olursun.
Terk edip gittiklerin orada seni karşılar. Kaybın olmaz, korkma. Orada arzu ettiğin taamlar tabak içinde önüne gelir. Gönlün yaralı ise, sevgiliye koş, tabip orada... Onun yakınlık evinde...
Sana gelince ey cahil, azaba uğramaktan Allah koruyor.
Ey has kul, sen de Hakk'ın zâtı için dikkatli ol. Bu dikkat emri, O'nundur.
Ey hasın hası, sen de hâlinin değişmesinden emin olma.
Ey cahil, senin için tehlikeli bir iş var. Dikkatli ol, o hâl başına gelmesin. Hak Teâlâ, yanlış yol tuttuğun için elinden malını, mülkünü, gözünü, kulağını, gücünü, kuvvetini, ehlini, iyalini alır; bir kütük olarak öbür âleme gönderir.
Burada bir şeyi olmadığı gibi öbür âlemde dahi olmaz. Sonra nimetleri yerinde kullanmadığın için, sorguya arz edilirsin. Hak Teâlâ, bu hâle düşmemen için şirk ehli kimselerden çekinmeni ister.
Ey hasın hası olan kul, sen de dikkat et, O'nun zâtından çekin. Dikkat ayağını kullan. Hattâ ve hattâ bir an dahi gaflete dalma; çünkü Hakk'ın tecellisi daima iç âleminde... Dikkat hâline devam et.
Ve: - Ben Allah'ım, korkma, çekinme, sözünü işitinceye kadar dikkati elden bırakma.
Bu sözü kalpten duyduktan sonra, üzülme. Her ne kadar korkuya yakın olsan O seni alır. Her ne şekilde korkuya dalmak istersen, O da senin iç âlemine hoşluk katar. Kalp sıhhatinin bozulmamasına dikkat et. Onun sağlığı tam olunca ne yerdeki ne gökteki melekler sana zarar verebilir.
Ama sanmayasın ki, bu hâller dış temizliği ve boş temenni ile elde edilir. Hattâ zorlama ile de olmaz. Bu bir ehliyet işidir ki, semâdan iner.
Kalbini tam zühde alıştırdıktan sonra, yapacağın işler seni yücelere götürür. Senin sayende oturduğun meclise Allah'ın rahmeti iner.
Sevimli olursun. Daha birçok iyi hâller çevreni sarar. İyi hâller seni peş peşe takip eder." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethu'r Rabbani eserinden)
Dünyalığa ne kadar ihtiyacın varsa o kadar al. Oyun etmek ve yığmak için dünyalık toplama.
Bu yolda tam teslim olarak İslâmiyeti kabul edersen, nefsini O'nun kudret eline ve kaderine terk etmiş olursun.
İslâmiyete girdikten sonra dışın bir kisve giymiş olur. Ondan hâsıl olacak neticeye göre de için...
Ve o hâlde bugün ölürsün, ölümün de şöyle şöyle olur, sonra dirilirsin... Sonsuz hayata geçersin. Sonra birçok şeyler olur. İçinden bütün kötülükler gider. Bütün iç hastalıklarından beri olursun...
Bu hâli bulan insan, her ne zaman halka karışsa, kendini ölü bilir; Hak Teâlâ'nın tecellisine dalınca da dirilir. O zât, halkı gördüğü zaman onları çaresiz, zelil, fakir bilir.
Kötü hâlleri bırakması ile hâsıl olan iyi âdetleri, onu halka karşı öldürür. Bu hâl sonunda İlâhî tecelliyi bulursa onunla hayata kavuşur, canlanır, yükselir, halktan tamamen ayrılır. Yâni o kimse, daima Hakk'ın zâtı ile yaşar. Halk arasında kendisini ölü bilir.
Hak yolcularının kendilerine göre kitapları var. Ona, daima müracaat ederler. O kervana her ne zaman yeni bir yolcu katılmak isterse, ona önce mahviyet emrini verirler. O da bu emir gereğince, halkı ve nefsi bırakır, dünyadan, âhiretten geçer. Bu hâlde kemâle erince Hak Teâlâ'nın çevirici kuvveti, onu hâlden hâle istediği yöne geçirir.
Bu makama kadar terakki eder, yükselirsen şüpheli ve haram işlerden korunman gerek... Şüphelilere yanaşma. Bu makamı da aştıktan sonra helâlliği ile haramlığı belli olmayan şüphelileri de bırakırsın.
Bu hâlleri kazandıktan sonra mutlak olan helâle sarılmalısın. Mutlak helâl: gerek hükmün icmâ ile ve gerekse ilmin (ki zahirî ve bâtınî delillerin birleşmesidir) helâl dediği şeylerdir.
Bunlar da kimsenin mülkiyetinde olmayan, meselâ sahralarda, sahillerde, dağlarda olan şeylerdir ki, sen o kısmetin gelişini beklemezsin. Uykuda dahi olsan, o, seni gelip bulur.
Kalp gözünü açtığın zaman etrafını meleklerle çevrili bulursun. Nebilerin ruhlarını her yanını sarmış görürsün...
Onlar sana yedirir. Gerçek ilim, o verilen şeylerin yenmesi için fetva verir. Selâmete ermene delil olur. Bu selâmet gerçekten Hak yakınlığıdır.
Halkı gönlünden at ve ayağa kalk. Onların övmesini, kötülemesini görme. Her şeyi bir yana devret, kendi hâline bak. Yanlışın varsa düzelt. Halkın sureti senin için bir mâna taşımasın. İç âlemlerini de karıştırma.
Böyle yaparsan Hak tarafından iyilik gelir ve seni mânen diriltir. Sonra O'nun yakınlığını bulursun, O'nun varlığı ile zengin olursun. Ve Hak'la sohbetin devam eder. Halkın varlığını uzak bilirsen kendi mevhum varlığını bir yana atar, O'nunla olursun.
Hakk'ın varlığına kavuştuktan sonra mahva varmayı taleb ediniz. O varlığı bulunca ondan yok olmayı isteyiniz. Halkın, yakınlığını bir yana attıktan sonra Hak yakınlığını bulmaya gayret ediniz.
Bir sürü kederden kurtulma hâlini bulduktan sonra kendinize safa âlemini açmaya bakınız. Maddî olan her şeyden kesilince vuslatı bekleyiniz. Hayli ayrı kaldıktan sonra sizi birden saracak yakınlığı bekleyiniz.
Kalbin sıhhati, Hakk'a uzanacak dilin bulunmaması ile olur. İç âlemin sağlığı, değişme ihtimali olmamasıdır. Ve iç âlemin sağlığı kendine varlık izafesinde bulun- mamasındandır...
"Orada bütün saltanat Allahü Teâlâ'nındır." (Kehf/44) fermanı açıktır.
Böyle olunca Hak dilerse, onu irşad için yine halk arasına salar. Kullarını onun vasıtasiyle ıslâh eder ve Zâtına yaklaştırır.
Ey bâtıl adam, ey heveslerle beslenen, sebepleri gönlünden sil. Putları kır. Bunları yap, hemen vâsıl olursun.
Terk edip gittiklerin orada seni karşılar. Kaybın olmaz, korkma. Orada arzu ettiğin taamlar tabak içinde önüne gelir. Gönlün yaralı ise, sevgiliye koş, tabip orada... Onun yakınlık evinde...
Sana gelince ey cahil, azaba uğramaktan Allah koruyor.
Ey has kul, sen de Hakk'ın zâtı için dikkatli ol. Bu dikkat emri, O'nundur.
Ey hasın hası, sen de hâlinin değişmesinden emin olma.
Ey cahil, senin için tehlikeli bir iş var. Dikkatli ol, o hâl başına gelmesin. Hak Teâlâ, yanlış yol tuttuğun için elinden malını, mülkünü, gözünü, kulağını, gücünü, kuvvetini, ehlini, iyalini alır; bir kütük olarak öbür âleme gönderir.
Burada bir şeyi olmadığı gibi öbür âlemde dahi olmaz. Sonra nimetleri yerinde kullanmadığın için, sorguya arz edilirsin. Hak Teâlâ, bu hâle düşmemen için şirk ehli kimselerden çekinmeni ister.
Ey hasın hası olan kul, sen de dikkat et, O'nun zâtından çekin. Dikkat ayağını kullan. Hattâ ve hattâ bir an dahi gaflete dalma; çünkü Hakk'ın tecellisi daima iç âleminde... Dikkat hâline devam et.
Ve: - Ben Allah'ım, korkma, çekinme, sözünü işitinceye kadar dikkati elden bırakma.
Bu sözü kalpten duyduktan sonra, üzülme. Her ne kadar korkuya yakın olsan O seni alır. Her ne şekilde korkuya dalmak istersen, O da senin iç âlemine hoşluk katar. Kalp sıhhatinin bozulmamasına dikkat et. Onun sağlığı tam olunca ne yerdeki ne gökteki melekler sana zarar verebilir.
Ama sanmayasın ki, bu hâller dış temizliği ve boş temenni ile elde edilir. Hattâ zorlama ile de olmaz. Bu bir ehliyet işidir ki, semâdan iner.
Kalbini tam zühde alıştırdıktan sonra, yapacağın işler seni yücelere götürür. Senin sayende oturduğun meclise Allah'ın rahmeti iner.
Sevimli olursun. Daha birçok iyi hâller çevreni sarar. İyi hâller seni peş peşe takip eder." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethu'r Rabbani eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































