logo
24 HAZİRAN 2026

İlber Ortaylı'nın yanlışı

08.02.2018 00:00:00
Laiklik ilkesinin Anayasa'ya girmesinin 81.yıldönümü nedeniyle İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi'nin düzenlediği panelde konuşan değerli tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın din eğitimi konusundaki görüşlerine katılmakla birlikte; "Türkiye'de laikliğin deklarasyonu ve yerleştirilmesi 1928 değil 1924'tür. Yani hilâfetin kesinlikle ilgası?" şeklindeki görüşünü paylaşmıyoruz.
Sayın Ortaylı'nın laikliğin yerleştirilmesi olarak değerlendirdiği Hilâfetin ilgası, laikliğin yerleştirilmesi değil, ilk adımıdır. 
Hilâfetin kaldırılması 431 sayılı ve 3 Mart 1924 tarihli kanunla gerçekleşti. Bu kanunun 1.maddesi: "Halife hal edilmiştir. Hilâfet, Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilâfet makamı mülgadır" hükmünü getirmiştir.
Bu kanun, görüldüğü gibi, bir yandan Hilâfeti ilga ederek devrimci adım atarken, diğer yandan da muhafazakâr mantıkla Hilâfetin hükümet ve cumhuriyet kavramında zaten var olduğunu hükme bağlamıştır.
Bundan amaç da, yasanın gerekçesinde belirtildiği gibi devletin tepesinde iki başlılığın önlenmesidir.
Hilâfetin kaldırılması, Sayın Ortaylı'nın dediği gibi laikliğin yerleştirilmesi olsaydı bunun 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'na (Anayasa'sına) yansıması gerekirdi.  Oysa 1924 Anayasası'nın 2.maddesinde: "Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâm'dır" hükmü bulunmaktaydı.
İsmet Paşa ve 120 arkadaşının teklifi ile TBMM, 10 Nisan 1928 tarihli oturumunda Anayasa'nın 2.maddesinin, "Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâm'dır" fıkrası kaldırılmış; 11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanun'la da Anayasa metninden çıkarılmıştır.
Laiklik konusunda önemli bir adım daha atılmıştır. Devletin kimlik belgesi olan anayasada din hanesi boş kalmıştır.
Bu boşluk 9 yıl sürmüş;
Nihayetinde 10 Kânun-u Evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanun'la Türkiye Devleti'nin niteliklerini belirten 1924 Anayasası'nın 2.maddesine "laiklik" sıfatı eklenerek boşluk doldurulmuştur.
Laikliğin bu anayasal düzenleme ile yerleştiğini söyleyebiliriz. Yani 1937'de. 1924 ve 1928 ilk adımlardı.
Günümüzde ise, aradan geçen bunca zamana rağmen laikliğe yüklenen anlamlar kafa karıştırmaya devam ediyor. Özellikle siyasal alanda çok çiğnenen sakız olmuş. 
Laiklik sadece din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve inanç özgürlüğü de demektir. 
Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlıkla mücadele kapısını açtığı için din simsarlarının husumetini çekmektedir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle nokta koyalım:
"Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar."
 
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.