logo
13 HAZİRAN 2026

'İlk Meclis’te şeyhler, müftüler ve hocalar vardı"

23 Nisan vesilesiyle İstanbul’da düzenlenen coşkulu Milli Egemenlik ve Atatürk Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, vatanın, milletle birlikte hareket eden Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurtarıldığını söyledi. Dua ve salavarlarla açılan ilk Meclis’teki vekillerden örnekler veren Prof. Dr. Baş, 'ilk Meclis’te şeyhler, müftüler ve hocalar vardı" dedi

24.04.2019 00:00:00
'İlk Meclis’te şeyhler, müftüler ve hocalar vardı"
'İlk Meclis’te şeyhler, müftüler ve hocalar vardı"
ORHAN DEDE/İSTANBUL

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle İstanbul'da Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) tarafından 'Milli Egemenlik Ve Atatürk Sempozyumu' düzenlendi.

Sempozyumun onur konuğu BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tı. Bağımsız Türkiye sevdalısı binlerce vatandaşın da katıldığı coşkulu sempozyum 23 Nisan günü saat 15.30'da başladı.

Kapanış konuşmasını Prof. Dr. Haydar Baş'ın yaptığı 4 oturum halinde düzenlenen sempozyumda 30 konuşmacı, Atatürk ve 23 Nisan ile ilgili çok çarpıcı tebliğler sundu.

Sempozyumun başlangıcında BTP İstanbul İl Başkanı Fuat Şengül, Yeni Mesaj Gazetesi Genel Koordinatörü Sabri Terzi ve gazeteci Nurcan Sabur selamlama konuşması yaptı.

Sempozyumda Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu, Prof. Dr. Ömer Eğercioğlu, Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu, Av. Hüseyin Baş, Ali Haydar Karakuş, Ekonomist Selim Kotil, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Nihat Hekimoğlu, Hasan Aydın, Dr. Abdullah Terzi, Harun Kayacı, Mehmet Emin Koç, Hasan Hüseyin Tekin, Ali Nezir, Asude Havuzlu, Murat Çabas, Yusuf Karaca, Av. İbrahim Berk, Seçil Mumcuoğlu, Emekli Yarbay Hüseyin Kuloğlu, Sabiha Karamustafa, Orhan Dede, Av. Hakan Güler, Emre Polat, Av. Ahmet Erimhan, Av. Lütfullah Önder, Av. Zühtü Kazancı, Dr. Ali Bestami Kepekçi, Emekli Albay Selim Oktay ve Ahmet Haydar Eğercioğlu tebliğ sundu.

Vatan, millet ile kurtarıldı

Yaklaşık 7 saat süren Milli Egemenlik Ve Atatürk Sempozyumu'nda kapanış konuşması programın onur konuğu Prof. Dr. Haydar Baş tarafından yapıldı.

Konuşmasını yapmak için sahneye gelen Prof. Dr. Haydar Baş'a çocuklar çiçek vererek fotoğraf çektirdi.

Konuşmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) savaş devam ederken açıldığına dikkatleri çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Meclis'in açıldığı dönem Kurtuluş Savaşı'nın çetin bir şekilde devam ettiği bir dönemdir. Bir tarafta; hilafeti elinde tutan padişah, ajan hocaların fetvalarıyla halkı kandırırken ve İngilizlerle işbirliği yaparak işgale karşı duranları hain ilan ederken, diğer tarafta kendi ifadeleriyle padişahı ve saltanatı da kurtarmak adına mevcut sisteme karşı duran, vatanı ve milleti kurtarmaya çalışan Mustafa Kemal ve kuvva hareketidir. Padişaha karşı millet için hareket edilmiş, millet ile vatan kurtarılmıştır. İşte savaş daha devam ederken Mustafa Kemal'in yaptıklarında yetkiyi milletten alması bu sebepledir. Meclis'i açmasının gerekçesini kendisi şöyle açıklar: 'Bir devre yetiştik ki onda her iş meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet ancak milli kararlarla, milletin isteklerine tercüman olmakla olabilir. Milletimiz çok büyüktür o esareti ve zilleti kabul etmez.' Millet Meclisi'nin açılma gerekçesini Nutuk'ta kendi kaleminden anlatırken; 'vatanın istiklalini sağlama ve saltanat makamının kurtarılması gibi en hayatı vazifeleri ifa edecek' demişlerdir. Meclis'in açılması Cuma gününe denk getirilir. Mustafa Kemal bu sırada Heyeti Temsiliye adına hareket etmektedir. İlk Meclis Cuma günü açılır ve Hacı Bayram Camii'nde kalabalık bir Cuma namazı eda edilir. Açılış gününe kadar okunan hatmi şeriflerin son kısmı Cuma günü namazdan sonra Meclis binasının önünde tamamlanmıştır. Açılış duasında bütün vatanın kurtuluşu için gerçekleştirilen milli mücadele için dua edilmiştir. Meclis Kur'an ve salâvatlar eşliğinde çoğunlukla da hoca vekiller ile birlikte açılmıştır."

Meclis'te şeyhler, müftüler ve hocalar vardı

Sempozyumdaki konuşmasında ilk Meclis'te görev alan vekillerden örnekler veren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ilk Meclis'te şeyhler, müftüler ve hocalardan oluşan çok sayıda vekil olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Baş ilk Meclis'teki vekillere şu örnekleri verdi: "Şemsettin Bayramoğlu; Hacı Bayram şeyhi iken 1. Dönem Ankara milletvekili seçilmiş, Şeriye ve İrşat Encümenliklerinde çalışmıştır. Abdullah Sabri Aytaç; Devrek'te şeyh ve müftü iken 50 yaşında 1. Dönem Bolu milletvekili seçilmiştir. Esad İleri; İdadi ve medrese öğretmenliği yaparken 38 yaşında 1. Dönem Aydın milletvekili, 2. Dönem Menteşe milletvekilliği yapmıştır. Rasih Kaplan; hukuk ve medrese mezunudur. 8 dönem Antalya milletvekilliği ve bir dönem Kahramanmaraş milletvekilliği yapmıştır. Mazlum Bababalım; Bektaşi Tekkesi postnişini iken 1. Dönem Denizli milletvekili seçilmiş, İrşat Encümeninde görev yapmıştır. Hafız İbrahim Demiralay; milli mücadelede ilk silahlı karşı koyma birliklerinden biri olan Demir Alay'ın kurucusudur. 38 yaşında müderris iken 6 dönem Isparta milletvekilliği yapmıştır. Hafız Abdullah Tezemir; müdür müderris iken 1. Dönem İzmit milletvekili seçilmiştir. Cemalettin Çelebioğulları; Şeyh Feyzullah Çelebi'nin oğludur. Bektaşi şeyhidir 58 yaşında 1. Dönem Kırşehir milletvekili seçilmiş ve Meclis İkinci Başkan vekilliği görevinde bulunmuştur. Abdulhalim Çelebi; Mevlana Dergahı postnişini iken 46 yaşında 1. Dönem Konya milletvekili seçilmiş. Aynı zamanda Meclis Başkan Vekilliği ve İrşat Başkanlığı yapmıştır."

Yokluklarla açılan bir Meclis

İlk Meclis açıldığında büyük yokluklar içerisinde olunduğunu konuşmasında ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, "Açılan Meclis binasının kiremitleri bile yoktu. Halk Evlerinin kiremitleri sökülerek bu binaya getirildi. Memlekette elektrik yoktu, kahvenin büyük lambası sökülerek Meclis'e getirilmişti" şeklinde konuştu. Konuşmasında Şeyh Ahmet Sunusi konusuna da değinen Prof. Dr. Baş şunları söyledi: "Meclis'in açılmasının ardından Şeyh Sunusi Ankara'ya gelmiş ve Anadolu'daki milli mücadele lehine vaazlara başlamıştır. Bunun sebebi gördüğü bir rüyadır. Şeyh bir gece riyasında Peygamberimizi görür. Gördüğü rüyasında Peygamber Efendimiz'in elini öpmek ister. Peygamberimiz O'na sol elini uzatır. 'Ya Resulüllah neden sağ elinizi vermediniz' diye sorduğunda Hz. Peygamber, 'Sağ elimi Ankara'da Mustafa Kemal'e uzattım' buyurmuştur. Bu rüyadan sonra Şeyh Sunusi şu beyannameyi yayınlar: 'İslami fazların namazdan sonra en önemlisi cihattır. Hüküm, kuvvet sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisi çeşitli düşmanlara karşı müdafaada bulunup, İslam mülkünü istiladan kurtardığından mevcudiyeti her türlü şüphenin üzerindedir. Millet Meclisi'nin başında bulunan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin dini ve milli mücadelelerini destekleyin, bunun dışında bir görüş beyan etmek İslam'a aykırıdır.'"

Cumhuriyet fikri kabul ediliyor

TBMM'nin 21 Ocak 1921'de Teşkilatı Esasiye'yi, yani 1921 Anayasasını kabul ettiğini ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Bu anayasayla milli egemenlik ilkesine dayalı yeni bir devlet kurulmuştur. Birinci maddesi; 'Egemenlik, sınırsız ve kayıtsız olarak ulusundur' şeklindedir. İkinci maddesi ise 'Yürütme gücü ve yasama yetkisi ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplanmıştır. Birinci maddede 29 Ekim 1923'te ilan edilecek cumhuriyetten iki yıl önce bu anayasaya konulan madde ile ilk olarak cumhuriyet işaret edilmiştir. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanı milli iradenin tamamen hayata geçmesidir. Böylece tek kişinin hâkimiyeti tamamen sona ermiş ve milli irade tam devreye girmiş olacaktır. Meclis, 1. İnönü Zaferi'ni, 1921 Anayasasını, Büyük Taarruzu, düşmanın İzmir'de denize dökülmesi zaferlerini yaşamıştır."

Millete egemenliği Atatürk verdi

Konuşmasında egemenliğin ne anlama geldiğini de izah eden Prof. Dr. Haydar Baş, "Egemenlik; devletin yasama, yürütme ve yargı erklerini elinde tutmasıdır. Aynı zamanda devletin hiçbir dış etki ve sınırlamayı kabul etmemesidir. Anayasamıza göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yani güç milletten alınır. Atatürk'ün hayatına baktığımızda henüz medresedeyken kendisine haksızlık yapan hocası nedeniyle okula gitmeyi reddeden bir çocuk çıkar karşımıza. Aynı çocuk gençlik dönemlerinde padişahın ve çevresindekilerin umursamadığı ezilen fakir halkı gözlemlemiştir. Kurtuluş Savaşı'na başlarken ülkeyi işgal eden güçlerle işbirliği yapan sarayı kabul etmemiştir. Bu lider aynı zamanda Ehl-i Beyt soyundan gelen bir liderdir. Bu lider egemenliği tek bir kişiden alarak millete vermiştir. Yani devlet idaresinden doğacak mesuliyeti herkese ve de millete paylaştırmıştır" şeklinde konuştu.

'Biz oy dilencisi değiliz'

Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde Türkiye'nin mevcut durumu hususunda da önemli açıklamalar yapan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 'Siyasilerin içine düştükleri ve çözemedikleri bunalımları biz beş dakikada çözeriz' dedi. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: "Bugün Türkiye'nin paraya ihtiyacı var. Şu anda milletin ihtiyacı parayadır. Para olmadığı için kimse iş yapamıyor. Yani ülke öyle bir duruma geldiği ki fukaralık belleri büktü. Senin oy verdiğin adamlar yıllardır seni bu noktalara getirdi. Ne verdi size? Hiçbir şey vermedi. Bazı şehirlerde yaptığım konuşmalarda 'Ben sizden oy dilenmeye gelmedim. Ben sizi kurtarmaya geldim' demiştim. Ama buna rağmen millet yine bildiğini okudu. Yüzde elli oy veriyor, sonra da 'aç kaldım' diyor. 

Ruslar 'Ne mutlu Türküm dediler'

Rusya Meclisi Duma'da Milli Ekonomi Modeli'ni 6 saat boyunca anlattığını hatırlatan Prof. Dr. Haydar Baş, "Bugün Rusya, Çin'e, Brezilya'ya gidin Haydar Hoca diyorlar. 4 milyar insan bu fakirin peşinde gidiyor. Ben Rus Meclis'inde konuştum. Meğer benim Rusçaya çevrilmiş kitaplarım varmış Onları imzalattılar bana. Orada Türk düşmanı dedikleri Jirinovski ile görüştük. Konuştuk, konuşmanın sonunda Jirinovski, 'Ne mutlu türküm diyene' dedi. Biz çok güçlüyüz arkadaşlar. Bana bugün Türkiye'yi üç ay versinler, dünyanın en güçlü milleti yaparım" dedi.

Türkiye'nin taşı toprağı paradır

Türkiye'nin 3 katrilyon dolar kaynağı olduğunu, bu rakamı yazmaya kalksanız kâğıda sığdırılamayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: "Türkiye'nin bazı bölgelerinde mevcut olan madenleri ele aldık ve maden tespit raporu hazırlattık. Bu tespit raporlarına göre mahkemeye dava açtık. Mahkemeye 'bakın bu madenlerin varlığı doğruysa karar ahaline getirin' dedik. Diyelim ki 500 trilyon dolarlık dokümanı yargıçların önüne koyduk. Yargıçlar baktılar ve hakikaten ülkenin şu şu bölgelerinde 500 trilyon dolarlık servetimiz var kararını verdiler. Bu çok önemli kararı bir yediemin kasasına koyduk. Arkadaşlar biz bunun karşılığında istediğimiz parayı Merkez Bankasına bastırabilir miyiz? Bastırabiliriz. Bu parayı biz basarak kadınlara 2 bin 500 lira maaş vereceğiz. Tahsil çağındaki evlatlarımıza paralarınız vereceğiz. Eskiden 5 bin lira demiştik, şimdi en az 7 bin lira olması gerekiyor, işçi kardeşlerimize asgari ücretini vereceğiz. Açlıktan ölmeyecek milletimiz ben karnını doyuracağım. 30 yaşına geliyor kızımız, oğlumuz evlenemiyor. Bu evlatlarımızı evlendirmek bizim boynumuzun borcu değil mi? İşte bu evlatlarımıza devlet baba 30 sene vadeli faizsiz kredi verecek. Bunu biz biliyoruz, arkasını da söylemiyoruz. Yani biz ülkemizin toprağını, taşını paraya çevireceğiz. Bundan kuşkunuz olmasın. Ama kalkıp da alfabenin A'sından haberi olmayan adamlarla bizi mukayese ederseniz tekeriniz patlar."



FETÖ firarileri yine yok!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

13.06.2026 17:05:00
İhlas Haber Ajansı
FETÖ firarileri yine yok!
FETÖ firarileri yine yok!
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, "EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca; yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.D., K.A., A.A., U.A., K.G., B.K., S.C., B.F., U.Y., M.Ç., M.A., Ş.Ş., L.P., C.K., A.S., O.A., A.A.K., A.A.M., S.G., M.F., A.D., M.Ö., B.K., M.M., N.İ., R.A., T.E.O., A.Ç., S.Ö., M.O., N.Ç., N.D., R.B., O.G., İ.Ç., C.Y., H.R., U.A., M.T., B.T., E.L. ve N.İ. ile ulusal seviyede aranan 48 G.Y., V.A., M.T., A.D., C.T., C.Ç., N.O., A.E., A.M.G., K.K., Y.A., A.Y., B.H.Ö., M.E.Ö., A.Ö., F.G., U.A., H.G., H.Ş., M.A., S.Ç., H.K., M.Ş.S., G.P., O.Ç., Y.K., E.Ş., C.A., B.B., Y.Y., H.H.Ö., E.Ç., M.A.D., B.M., B.C., O.T., B.S., H.İ., M.E., H.S., M.A., E.D., M.K., B.B., A.O., İ.E., Y.E. ve F.G. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı" ifadeleri yer aldı.



Yakalanan zanlıların, 58'inin Gürcistan, 12'sinin Almanya, 3'ünün Bulgaristan, 3'nün Yunanistan, 2'sinin Hollanda, 2'sinin KKTC, diğerlerinin ise Avusturya, Belarus, İngiltere, İtalya, Japonya, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Moldova, Tayland ve Ukrayna'dan getirildikleri belirtildi.

FETÖ firarileri



FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmaları ve 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında, uluslararası düzeyde Interpol Kırmızı Bülteni ve İçişleri Bakanlığı'nın Terörden Arananlar Kırmızı Listesi ile aranan en kritik firari isimler şunlardır:

Adil Öksüz

Zekeriya Öz

Ekrem Dumanlı

Emre Uslu

Cevheri Güven

Hakan Şükür

Arif Erdem

Suat Yıldırım

Akın İpek

Mustafa Özcan

Harun Tokak

Şerif Ali Tekalan

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu


 
Kıbrıs'ta 1960-1963 yıllarında faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Tarih Kurumu (KTTK), 63 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tekrar kuruldu.
 

13.06.2026 11:30:00
AA
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu

Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak katılımıyla ilan edilen "Kıbrıs Cumhuriyeti" döneminde Türk Tarih Kurumu ve tarihçi yazar Prof. Dr. Halil İbrahim İnalcık'ın katkılarıyla 1960'da kurulan KTTK, Rumların 1963'teki "Kanlı Noel" saldırıları sonrası faaliyetlerini durdurdu.
Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi mücadelesinin sembol isimlerinden olan eski KKTC Kültür ve Turizm Bakanı İsmail Bozkurt ve Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez'in girişimleri sonucunda KTTK, 63 yıl sonra yeniden kurularak faaliyetlerine başladı.

Yapılan ilk genel kurul sonucunda KTTK'nin başkanı seçilen İsmail Bozkurt, tarih bilincini topluma yerleştirmek, tarih araştırmaları ve akademik çalışmalara Kıbrıs özelinde odaklanmak üzere kurumu yeniden hayata geçirmeye karar verdiklerini söyledi.
Uzun süredir KKTC'de bir tarih kurumu olmamasının boşluğunu hissettiklerini dile getiren Bozkurt, eski kurumu canlandırma gayretleri sonuçsuz kaldığı için şimdilik KTTK'yi kamu yararına dernek statüsünde kurduklarını belirtti.

KTTK Başkanı Bozkurt, ilk hedeflerinin 1. Kıbrıs Türk Tarih Kurultayı'nı toplamak olduğunu vurgulayarak kurum olarak ilerleyen günlerde tarihle ilgili yayımlar, tarih dergisi ve kurum olarak kitap çıkarmayı planladıklarını aktardı.

Bizim tarihimizi bilmemiz lazım

Bozkurt, KTTK'nin çalışmaları konusunda iddialı ve azimli olduklarını ifade ederek "Bizim ana hedefimiz, Kıbrıs Türk halkının tarih belleğini canlandırmaktır. Biz maalesef KKTC olarak, kendi halkımıza, kendi çocuklarımıza tarihimizi anlatamadık. Bu, bir boşluktur. Bu boşluğu er geç kapatmamız gerekmekteydi. Bunu ırkçı ve intikamcı bir yaklaşımla demiyorum. Bizim tarihimizi bilmemiz lazım. Biz bu alanda çalışmalar yapacağız." diye konuştu.

KTTK Yönetim Kurulu Üyesi tarihçi Hatice Özler Şahin de uzun bir aradan sonra kurumun yeniden kurulmasının KKTC için bir gereklilik olduğunun altını çizerek birçok devletin bu kurumları 1800'lü yıllardan itibaren oluşturduklarına işaret etti.
Toplumlar ve devletler için tarih kurumlarının önemli olduğunu söyleyen Şahin, KTTK'nin Türk devletlerindeki benzer kurum ve enstitüler ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmek istediğini belirtti.

Şahin, kurumun Kıbrıs Türklerinin tarihi gerçeklerini araştırmak ve genç nesillerde tarih bilinci oluşturmak için çaba göstereceğini de sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez de Kıbrıs sorununun en önemli ayrıntısının, tarihi gelişmelerin çok boyutlu olarak ortaya konulamaması ve tarafların kendi bakış açılarıyla gelişmeleri değerlendirmesi olduğunu dile getirdi.
"Rumlar, Kanlı Noel saldırılarının Türkler tarafından yapıldığını ve Ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Türklerin dağıttığını ileri sürerken Kıbrıs sorununun 1974 yılındaki Barış Harekatı ile başladığını iddia etmişler ve Batılı devletler ile kamuoyunu da bu yönde etkilemeyi başarmışlardır" diyen Balyemez, gerçeklerin ise Batı'nın ve Rum-Yunan ikilisinin iddialarından çok daha farklı olduğunu vurguladı.

Balyemez, Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçlarından birinin de her düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklerde Ada'da yaşanan sorunları akademik tartışmaya açmak ve sorunun çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirterek "Bu amaçla Rum ve Yunan bilim insanları başta olmak üzere farklı ülkelerden katılımcıların yer alacağı etkinliklerde Kıbrıs sorununun tarafsız ve objektif olarak tartışılmasını sağlamaktır. İlave olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesinin Türk eğitim sisteminde yer alması için hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu ile temaslarda bulunulması da KTTK'nin öncelikli hedefleri arasında bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Balyemez, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin orta dereceli ve yüksek öğretim kurumlarının müfredatında yer almamasının, kamuoyunun Ada'da olan bitenleri gerçekçi olarak değerlendirmesine engel olduğunu kaydetti.

Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek


 
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında vize muafiyeti kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Karara göre yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesi girebilecek. Gri pasaportlular ise vize almaya devam edecek. Anlaşmanın 5. maddesine göre uygulama hac ve umre ziyaretlerini kapsamıyor. 

13.06.2026 11:07:00 / Güncelleme: 13.06.2026 11:27:29
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
 Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek
 Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma"nın onaylanması hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, söz konusu pasaport sahipleri her 180 günlük süre içinde 90 günü aşmayan bir süre için diğer tarafın ülkesine girmek, ülkesinden transit geçmek, ülkesinden çıkmak ve ülkesinde geçici olarak kalmak için vizeden muaf tutulacak.



Anlaşmanın 5. maddesi uyarınca uygulama hac ve umre ziyaretlerini kapsamıyor. Hac ve umre için 'özel olarak verilen vize' almak gerekiyor. 

Dışişleri Bakanlığı ne diyor?

Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tabi olduğu vize uygulamaları kısmında henüz düzenlemeye gidilmedi. Burada Suudi Arabistan başlığı altında şunlar yazıyor: "Umuma mahsus ve resmi pasaport hamili vatandaşlarımız vizeye tabi olup, turistik amaçlı e-vizelerini 'https://visa.visitsaudi.com' internet adresinden, Suudi Arabistan'a varışlarında havalimanlarında bulunan e-vize kabinlerinden veya anılan ülkenin Türkiye'de mukim temsilciliklerinden "365 günde 90 gün" kalış süreli "tek girişli" veya "çok girişli" olarak alabileceklerdir. Bahsekonu e-vizeler Hac ziyaretlerini kapsamamaktadır (menfi). Hac döneminde, e-vizeyle yalnızca kutsal bölgeler haricindeki şehirlere turistik ziyaret mümkün olabilecektir. 2025 yılı Hac dönemi hazırlıkları doğrultusunda, Hac vizesi hamili olmayan kişilerin 29 Nisan-10 Haziran 2025 tarihleri arasında Mekke'ye giremeyecekleri ve Mekke'de konaklayamayacakları, Hac ibadeti yapmak isteyenlerin Hac vizesi almaları gerektiği Suudi Arabistan makamlarınca bildirilmiştir."

Görüldüğü gibi Dışişleri Bakanlığı'na henüz 2026 yılı gelmemiş!

Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı

Ankara'da yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda; 86 şüpheli gözaltına alındı.

13.06.2026 08:33:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı
Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı
Ankara'da yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda; 86 şüpheli gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı/ Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro ekiplerinin yürüttüğü soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 86 şüpheli gözaltına alındı.

2024'ten bu yana devam eden soruşturma kapsamında yapılan MASAK analizlerinde, örgütlü yapı içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen şahıslara ait banka hesapları ve kripto varlık hesaplarında toplam 5.3 Milyar TL para hareketi tespit edildi. Yapılan incelemelerde, çok sayıda şahsın para transferlerini yasa dışı bahis ve sanal kumar sitelerine gerçekleştirdiği, şüphelilerin bu sitelerde kullanılmak üzere banka hesapları temin ettiği ve hesaplar üzerinden para transferlerini organize ettiği belirlendi.

Şüphelilerin, hesaplarda toplanan paraları farklı banka hesaplarına ve kripto varlık hesaplarına aktararak para hareketlerinin takibini zorlaştırmaya çalıştıkları tespit edildi. Ayrıca erişim engeli getirilen yasa dışı bahis sitelerinin adreslerini sürekli değiştirerek faaliyetlerini sürdürdükleri belirlendi. Soruşturma kapsamında yapılan çalışmalarda, yasa dışı bahis ve sanal kumar faaliyetleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 414 bin 621 ayrı hesap üzerinden para giriş çıkışlarının bulunduğu tespit edildi.

Ankara'da eş zamanlı operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 86 şahıs yakalandı. 20 milyon TL üzerindeki hesap hareketleri sorulduğunda şüphelilerin yasa dısı bahis organizasyonunu inkar ederek, "Bahis oynatmadım, bahis oynadım. Bu parayı oynayarak kazandım " şeklinde ifade verdikleri öğrenildi.

Gerekli işlemlerinin yapılmasının ardından adli makamlara sevk edilen 44 şüpheli tutuklandı.

Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza


 
Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi.

13.06.2026 01:46:00
HABER MERKEZİ/AA
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda konuya ilişkin bilgi verildi.

Paylaşımda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekiplerince, yasa dışı yollarla Nemrut Dağı bölgesi kırsalında çekirge toplayan 3 yabancı uyruklunun, 26 poşet içinde 135 çekirgeyle yakalandığı belirtilerek şunlar ifade edildi: "Biyokaçakçılık faaliyeti yürüten şahıslar hakkında toplam 2 milyon 97 bin liralık idari para cezası uygulanmış, yasal süreç başlatılmıştır.

Ekosistemimizin dengesini bozacak ve doğal mirasımızı tehlikeye atacak her türlü eylemin karşısında durmaya, koruma ve kontrol faaliyetlerimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."

Milliyetleri açıklanmadı

Söz konusu yabancıların milliyeti açıklanmadı, cezanın tahsil edilip edilmediğine dair bilgi verilmedi.

Çekirgelerin özellikleri

Adıyaman'ın Kahta ilçesi sınırlarında 2 bin 150 metre yükseklikteki Nemrut Dağı'nda 20 santimetre uzunluğunda etçil çekirgeler yaşıyor. Uzmanlar, böcek türleri ve tarımsal açıdan zararlı haşerelerle beslenen 'saga ephippigera' türü çekirgenin çiftçi dostu olduğunu ve korunması gerektiğini belirtiyor.

Gaziantep 4.6 ile sallandı

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 00:08'de 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

13.06.2026 00:26:00
Haber Merkezi
Gaziantep 4.6 ile sallandı
Gaziantep 4.6 ile sallandı
Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 00:08'de 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından paylaşılan verilere göre, yer sarsıntısı yerin 7.01 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Deprem, Gaziantep merkezinin yanı sıra çevre il ve ilçelerde de hissedildi. Sarsıntının ardından bölgedeki ekipler hızla saha tarama çalışmalarına başladı.

İlk belirlemelere göre deprem nedeniyle herhangi bir can kaybı ya da binalarda yıkım bildirilmedi.

Sarsıntı sebebiyle Nurdağı ve çevre bölgelerdeki vatandaşlar kısa süreli panik yaşayarak evlerinden sokaklara çıktı. Resmi makamlar ve bölgedeki ekipler gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyor.

Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar

Diyarbakır’da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı

12.06.2026 20:08:00
Haber Merkezi
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Diyarbakır'da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı.

Yaklaşık çeyrek asırdır kırmızı bültenle aranan terör örgütü Hizbullah mensubu firari iki sanık hakkındaki kamu davası, yasal zaman aşımı süresinin dolması gerekçesiyle tamamen düşürüldü.

Kırmızı bültenler kaldırıldı, dosya kapatıldı



Saldırının ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında, suikastın asli faillerinden oldukları gerekçesiyle 25 yıldır gıyaplarında yargılanan firari sanıklar Haşim Alabalık ve Murat Aktaş hakkındaki hukuki süreç son buldu.

Mahkeme, mevzuatta öngörülen zaman aşımı süresinin dolduğuna hükmederek sanıklar hakkındaki davayı düşürdü. Bu kararla birlikte, çeyrek asırdır yürürlükte olan yakalama emirleri ve uluslararası kırmızı bülten kararları da iptal edildi.

Hapiste tek bir sanık bile kalmadı



Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy'un şehit edildiği pusu, Türkiye tarihinin en karanlık suikastlarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Olayın ardından yakalanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hizbullah hükümlüleri, ilerleyen yıllarda "yeniden yargılama" talebinde bulunmuştu.

Mahkemelerin bu talepleri kabul etmesi üzerine, infazı durdurulan son sanıklar da Ocak 2019'da tahliye edilmişti. Cezaevinde hiçbir tutuklu veya hükümlünün kalmadığı dosyada, son firari iki sanığın davasının da zaman aşımıyla düşmesiyle birlikte, 6 şehidin verildiği Gaffar Okkan suikastı davası hukuken tamamen kapanmış oldu. Karar, kamuoyunda ve şehit ailelerinde büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılandı.

Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı

Fethiye merkezli 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, suç örgütleri adına keşif ve eylem yaptığı ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 22 şüpheli gözaltına alındı

12.06.2026 19:01:00
İHA
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, suç örgütlerinin adını kullanarak suç işleyen şüphelilere yönelik başlatılan soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Geçtiğimiz 20 Ocak'ta Muğla merkezli gerçekleştirilen ilk operasyonda "Daltonlar" ve "Casperlar" adlı yapılanmalara yönelik çalışmalarda 15 şüpheli yakalanmış, bunlardan 8'i tutuklanmıştı.






Alınan ifadeler ve ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu, suç örgütü adına keşif ve eylem gerçekleştirdiği ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 22 şüpheli gözaltına alındı.








Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrollerinden geçirilerek adliyeye sevk edildi.

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Kahramanmaraş'ta yürütülen ana soruşturma dosyası, "yetkisizlik" kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Bu kritik kararla birlikte, yıllardır aydınlatılamayan karanlık noktalar başkentte yeniden mercek altına alınacak

12.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Türk siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında bugün çok önemli bir hukuki kırılma noktası yaşandı. 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde meydana gelen ve BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan helikopter kazasına dair yürütülen ana soruşturmada yetkisizlik kararı çıktı.

Dosyadaki tüm deliller başkente taşınıyor

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uzun yıllardır sürdürülen geniş kapsamlı ana soruşturma dosyası, alınan yetkisizlik kararının ardından resmi olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devredildi. Kararla birlikte; olay gününe ait tüm radar kayıtları, teknik raporlar, tanık ifadeleri, dijital materyaller ve bugüne kadar toplanan tüm deliller Ankara'ya ulaştırılacak.

Soruşturma sil baştan incelenecek

Kamuoyunda suikast şüphelerinin ve ihmal iddialarının hiçbir zaman dinmediği olayla ilgili soruşturmanın yeni aşamasının başkentte yürütülecek olması, davanın seyri açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, özellikle geçmiş dönemde dosyaya yön veren şüpheli yapıların ve FETÖ müdahalesi iddialarının üzerine giderek soruşturmayı sil baştan, derinlemesine ele alması bekleniyor.

Yazıcıoğlu ailesi ve kamuoyu adalet bekliyor

Aradan geçen 17 yıla rağmen maddi gerçeğin gizlendiğini ve delillerin karartıldığını savunan Yazıcıoğlu ailesi ile BBP camiası, bu gelişmenin ardından hukuki sürecin hızlanmasını umut ediyor. Ankara'daki özel birimlerin koordinasyonunda yürütülecek yeni soruşturma sürecinde, helikopterin düşüş nedeninden arama-kurtarma faaliyetlerindeki gecikmelere kadar karanlıkta kalan tüm soru işaretleri tek tek masaya yatırılacak.

Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı

İzmir merkezli 6 ilde, Ege Üniversitesi (EÜ) Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerindeki ihalelerde usulsüzlük yaparak yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 47 şüpheliden 41'i adliyeye sevk edildi.

12.06.2026 11:47:00
İhlas Haber Ajansı
Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı
Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı
İzmir merkezli 6 ilde, Ege Üniversitesi (EÜ) Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerindeki ihalelerde usulsüzlük yaparak yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 47 şüpheliden 41'i adliyeye sevk edildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, EÜ Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerinde görev yapan kamu görevlileri ile çeşitli firma yetkililerine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı. Şüphelilerin, örgütlü şekilde hareket ederek kamu ihaleleri ile doğrudan temin süreçlerinde usulsüzlük yaptıkları, rekabet şartlarını ortadan kaldırarak belirli firmalara menfaat sağladıkları tespit edildi. Soruşturma kapsamında 47 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından ekipler, 9 Haziran'da İzmir merkezli 6 ilde eş zamanlı operasyon düğmesine bastı.

Eski Başhekim ve Genel Sekreter de gözaltında



Gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında eski Ege Üniversitesi Hastanesi Başhekimi D.B. ve eski Ege Üniversitesi Hastanesi Genel Sekreteri M.A.'nın da bulunduğu 47 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca ele geçirilirken, incelenmek üzere çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Sayıştay raporuna yansıyan 3.1 milyar TL'lik zarar

Yürütülen soruşturma kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelerde; Sayıştay raporlarında da tespit edildiği üzere, kurum yöneticileri ile bazı şirket temsilcilerinin organize şekilde hareket ettiği ve gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle yaklaşık 3 milyar 100 milyon Türk Lirası kamu zararının oluştuğu değerlendirildi.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 6'sı ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, 41 şüpheli sabah saatlerinde geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin adliyedeki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.