logo
07 MART 2026


İmam Cevad’ın (a.s.) ilmi ve marifeti

İmam'ın ilim ve mârifetinin geniş olması gerekir. Çünkü İmam, zamanının en âlimi olmak durumundadır. Şer'i işleri, dinin hükümlerini en iyi bilen kişi olmak zorundadır

23.04.2024 08:32:00
Haber Merkezi
İmam Cevad’ın (a.s.) ilmi ve marifeti
İmam Cevad’ın (a.s.) ilmi ve marifeti
İmam'ın ilim ve mârifetinin geniş olması gerekir. Çünkü İmam, zamanının en âlimi olmak durumundadır. Şer'i işleri, dinin hükümlerini en iyi bilen kişi olmak zorundadır.

Bunun yanında insanların ihtiyaç duydukları şeylerle ilgili siyasî ve idarî meseleleri kuşatmış olması da lazımdır.

İmam Cevad (a.s.) bizzat buna bir delil oluşturmaktadır. Çünkü yaşının küçüklüğüne rağmen, değişik ilmî meselelere dalmış, âlimlerin ve fakihlerin şer'i ve ilmî meselelerin en ağır olanlarına ilişkin sorularına muhatap olmuş ve bunlara büyük bir kuşatıcılık ve dikkatle cevap vermiştir.

Bu da Ehl-i Beyt mezhebinin yayılmasına ve o çağda insanların Ehl-i Beyt mezhebine büyük bir yoğunlukla ilgi duymasına sebep olmuştur. Birçok âlim imameti kabul ettiğini ilan etmiştir. 

Tarihçi Mes'udî, Abdurrahman b. Muhammed'den, o Kulsum b. İmran'dan şöyle rivâyet etmiştir:

"İmam Rızâ'ya (a.s.) dedim ki: 'Sen çocukları seviyorsun. Allah'a dua et, sana bir çocuk versin.'

Dedi ki: 'Bana bir tek çocuk bahşedilecek ve o benim vârisim olacaktır.'

Ebû Ca'fer dünyaya gelince, bütün gece boyunca beşiğinin başında ayrılmadan onunla oynadı, okşadı, sevdi. Bu durum birkaç gece devam edince, dedim ki: 'Sana fedâ olayım, bundan önce başkalarının da çocukları olmuştur, bütün bunları onu korumak (Allah'ın himâyesine sığındırmak) için mi yapıyorsun?' 'Yazıklar olsun sana! Bunun için yapmıyorum, bilakis onu ilimle besliyorum' dedi." 

İmam Muhammed Takî'nin (a.s.) şöyle dediği rivâyet edilmiştir:

"Ebû Ca'fer el-Bâkır (a.s.) şöyle buyurmuştur: Vasiler muhaddestirler. Ruhu'l-Kudüs onlarla konuşur, ama onlar Ruhu'l-Kudüs'ü görmezler." 

Yine rivâyet edilir ki, babasının şehit edilmesinden sonra Ebû Ca'fer el-Cevad (a.s.), Resûlullah'ın (s.a.a.) mescidine getirtilir. Henüz çocuktur. Minberin yanına gelir, bir basamağının üzerine çıkar, sonra konuşmaya başlar:

"Ben Muhammed b. Ali er-Rızâ'yım. Ben el-Cevad'ım. Ben in-sanların sülblerindeki neseplerini bilirim. Ben sizin gizliliklerinizi ve açıklıklarınızı en iyi bilenim. Varacağınız âkıbeti de en iyi ben bilirim. Bu, bütün mahlûkatın Yaratıcısının bize bahşettiği bir ilimdir.

Göklerin ve arzın yok olmasına kadar devam edecektir. Eğer bâtıl ehli ve dalâlet devleri saldırganlaşmasaydı, şüpheler içinde olanlar telaşlanıp ortalığa fırlamasalardı, öyle şeyler söylerdim ki geçmiş ve gelecek herkes şaşkınlıktan donakalırdı."

Sonra elini mübarek ağzının üzerine koydu ve "Sus ey Muhammed! Daha önce ataların sustuğu gibi" dedi.  

TEVHİD İLE İLGİLİ İFADELERİ

Râvi diyor ki: "Ebû Ca'fer'e (a.s.) tevhidle ilgili bir soru sordum ve dedim ki: 'Allah'ı 'şey' olarak tasavvur edebilir miyim?'

Dedi ki: 'Evet ama aklen kavranamayan, sınır biçilemeyen bir şey. Bir şey olarak senin zihninde beliren, O'ndan ayrıdır. Hiçbir şey O'na benzemez, zihinler O'nu kavrayamaz. Zihinler nasıl O'nu kavrayabilsin ki?!

Oysa O, aklen algılanan her şeyden ayrıdır, zihinlerde tasavvur edilen her şeyden farklıdır. Ancak aklen algılana- mayan ve sınır biçilemeyen bir şey olarak tasavvur edilebilir.' 

Râvi diyor ki: "Ebû Ca'fer'e (a.s.) soruldu: 'Allah şeydir demek câiz midir?'

Dedi ki: 'Evet, ama O'nu iki sınırlandırmanın dışında tutmak koşuluyla... Biri, ilâhlığını geçersiz kılacak (tatil) sınır; biri de, başka varlıklara benzeme (teşbih) sınırı.'

Râvi diyor ki: "Ebû Ca'fer Muhammed b. Ali'ye (a.s.) sordum: 'Bir'in anlamı nedir?'

'Bütün dillerin, birliği üzerinde birleştiği şey demektir' buyurdu." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Taki eserinden)

Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!


 
 
Ülkemizde erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen prostat kanserinin tedavisinde önemli ilerlemeler yaşanıyor. Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek “Son yıllarda organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde yeni bir döneme girmiş bulunmaktayız" dedi.
 

07.03.2026 07:12:00
MURAT ÇORBACI
Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!
Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı artan prostat kanseri, artık sadece ileri yaşta değil, gençlerde de yaygınlaşıyor. Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, "Prostat erkek üreme sistemine ait bir salgı bezidir. Prostat bezi hücrelerinden kaynaklanan prostat kanseri, dünya ülkelerinin çoğunda erkeklerde en sık görülen organ kanserdir. Erken tanı hayat kurtarmakta, kanser prostatta sınırlıyken yakalanıp tedavi edildiğinde tam başarı sağlanabilmektedir. Ancak ülkemizde erkek kanserlerinde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan prostat kanseri sinsice ilerlediği ve erken dönemde herhangi bir belirti vermediğinden dolayı, geç tanı konulma oranı yüzde 30'u bulmakta ve bu imkan önemli oranda kaçırılmaktadır" dedi.

40 yaş sonrası tarama testi kritik önem taşıyor!

Erken tanı için, günümüzde 40 yaşından itibaren PSA testi yaptırılmasının ve prostat muayenesinin çok önemli oldunu vurgulayan Prof. Dr. Öbek, "Böylelikle kişinin mevcut durumunu ve ileride prostat kanseri riskini de tespit edebiliyoruz; takip sıklığımızı buna göre ayarlıyoruz. Erken tanı için PSA testi şart ancak kesin tanı muayenedeki bulgulara göre prostat biyopsisi ile konuluyor" diye konuştu.

Ameliyatın yerini bölgesel tedavi alıyor

Son yıllarda organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemelerin de sayesinde büyük değişim yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Öbek, tedavi etkinliğinden ödün vermeden, hastanın yaşam kalitesini korumak odaklı, minimal girişimsel yöntemlerin daha çok tercih edildiğini söyledi. Prof. Dr. Öbek, sözlerine şöyle devam etti: "Robotik cerrahi, büyük ölçüde açık ameliyatın yerini aldı. Daha yakın dönemde, MR ve MR füzyon biyopsi teknolojisinin gelişmesi, fokal (bölgesel) tedavi yönteminin ortaya çıkmasına ve yaygınlaşmasına zemin hazırladı. Ameliyatsız bir yaklaşım olan fokal tedavi, giderek artan sıklıkta hastalar tarafından tercih edilmekte ve hekimler tarafından da uygulanmaktadır. Kanımca çok yakın gelecekte, ameliyatın pabucunu dama atmaya adaydır."

Ramazanda kefiri ne zaman tüketmeli?


 
 
Ramazan ayında kefirin probiyotik etkisi sayesinde bağırsak sağlığını desteklediğine değinen Diyetisyen Elif Berfin Aydoğdu, “Kabızlık ve sindirim sorunlarının önlenmesine yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Tokluk hissi sağlayarak sahur öğününü destekler. Ramazan ayında kefir, iftardan 1-2 saat sonra ya da sahurda tüketilebilir” dedi.

07.03.2026 06:35:00
MURAT ÇORBACI
Ramazanda kefiri ne zaman tüketmeli?
Ramazanda kefiri ne zaman tüketmeli?

Ramazan ayında kefirin probiyotik etkisi sayesinde bağırsak sağlığını desteklediğine değinen Diyetisyen Elif Berfin Aydoğdu, "Kabızlık ve sindirim sorunlarının önlenmesine yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Tokluk hissi sağlayarak sahur öğününü destekler. Ramazan ayında kefir, iftardan 1-2 saat sonra ya da sahurda tüketilebilir" dedi.

Kefirin protein, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve B grubu vitaminleri açısından zengin bir besin olduğunu ifade eden Dyt. Aydoğdu, bilimsel çalışmaların kefirin bağırsak florasını güçlendirdiğini, sindirimi kolaylaştırdığını ve laktoz intoleransı olan bireylerde süte göre daha iyi tolere edildiğini gösterdiğini aktardı. Aydoğdu, "Bu özelliğiyle kefir, Ramazan'da mideyi yormayan, besleyici bir ara öğün ya da sahur desteği olabilir" diye konuştu.

Kefirin faydalı olmasına rağmen ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğdu, "Sağlıklı bireyler için günde 1 su bardağı (200-250 ml) kefir yeterlidir. Ramazan ayında kefir, iftardan 1-2 saat sonra ya da sahurda tüketilebilir. İlk kez tüketmeye başlayan kişiler yarım bardakla başlayıp zamanla artırmalıdır" dedi.

Deprem müteahhitleri nerede?

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı, sadece 142’si hâlâ tutuklu, 949’u adli kontrolle serbest. Karar verilen 202 kişiye hapis cezası çıktı ama çoğu müteahhit tahliye edildi 

06.03.2026 18:20:00
Eyüp Kabil
Deprem müteahhitleri nerede?
Deprem müteahhitleri nerede?
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçti. Yıkılan binaların sorumluları arasında müteahhitler başta olmak üzere teknik uygulama sorumluları, yapı denetim firmaları ve kamu görevlileri hakkında açılan soruşturma ve davalar sürüyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un Şubat ayındaki açıklamalarına göre resmi rakamlar netleşti. Peki kaç kişi hakkında işlem yapıldı, kaçı tutuklu, kaçı serbest ve kararlar ne durumda?

Toplam soruşturma ve dava sayısı

Adalet Bakanlığı verilerine göre, depremden etkilenen 11 ilde 2 bin 673 kişi hakkında ceza davası açıldı. Bu rakam, müteahhitler, inşaat mühendisleri, fenni mesuller, yapı sahipleri ve bazı kamu görevlilerini kapsıyor. Hâlen 949 kişi hakkında soruşturma aşaması devam ederken, kovuşturma aşamasındaki dosyalar da sürüyor. Başlangıçta 2 bin 380 kişi hakkında soruşturma açıldığı belirtilmişti, süreç ilerledikçe sayı arttı.

Tutuklu ve hükümlü sayısı

Şu anda 142 tutuklu ve 59 hükümlü olmak üzere toplam 201 kişi ceza infaz kurumlarında bulunuyor. Bu rakamlar, deprem soruşturmalarının başlangıcındaki 248 tutukludan önemli ölçüde azalmış durumda. Tutuklular arasında bazı müteahhitler ve teknik sorumlular yer alsa da, genel dağılımda müteahhitlerin oranı zamanla düştü.

Serbest bırakılanlar ve adli kontrol

949 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Halkın Hukuk Bürosu'nun 3. yıl raporu, "deprem davalarında neredeyse hiç tutuklu müteahhit kalmadı, tutuklu olanlar son bir yılda tahliye edildi" tespitini yapıyor. Birçok müteahhit uzun tutukluluk gerekçesiyle veya bilirkişi raporları sonrası adli kontrole geçti. Firari sanıklar ise hâlâ yakalama kararıyla aranıyor.

Karar açıklanan davalar ve cezalar

Bugüne kadar 202 kişi hakkında 1 yıldan 21 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası verildi. Karara bağlanan davalarda müteahhitlere sıklıkla "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ceza verildi. Örneğin Adana Alpargün Apartmanı: Müteahhit Hasan Alpargün'e 62 kez müebbet + 865 yıl verildi. Güvenç Apartmanı müteahhiti Ahmet Kara'ya 17 yıl 6 ay. Diğer davalarda ise cezalar 8-21 yıl arasında değişiyor.

Toplam 3 bin 522 dosyadan yalnızca 149'u karara bağlandı, büyük kısmı istinaf ve Yargıtay aşamasında. Kamu görevlileri hakkında ise soruşturma izinleri sınırlı ilerledi.

Müteahhitlere özel durum

Resmi istatistikler müteahhitleri ayrı bir kategori olarak ayırmasa da, yıkılan binaların sorumluluğunda müteahhitler en büyük grubu oluşturuyor. Erken dönemde 90'lar seviyesinde müteahhit tutuklu iken, bugün bu sayı çok azaldı. Çoğu müteahhit adli kontrolle yargılanıyor veya tahliye edildi. Uzmanlar ve hukuk örgütleri, kamu görevlilerinin dosyalarının ayrılması nedeniyle sürecin yavaşladığını ve adaletin tam sağlanmadığını eleştiriyor.

Adalet Bakanlığı, "bilirkişi raporları doğrultusunda bağımsız yargı karar veriyor" açıklamasını sürdürüyor. Davalar hâlâ devam ederken, depremzedeler "tam adalet" çağrısını yineliyor.

Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü

Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi'nde 20 yaşındaki denizci gencin teknede çıkan kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü

06.03.2026 17:54:00 / Güncelleme: 06.03.2026 17:58:03
İHA
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
20 Temmuz 2025 tarihinde saat 19.30 sıralarında Bozburun Mahallesi Kocabahçe Koyu'nda demirli bulunan "Arda Deniz" adlı teknede, turda olan Arda Deniz Onat (20) ile İsviçreli üç kadın müşterinin misafirleri olduğu öğrenilen Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai arasında tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Onat, başına aldığı darbe sonrası denize düştü. Babası Kenan Onat tarafından baygın halde sudan çıkarılan genç denizci, ihbar üzerine olay yerine gelen Sahil Güvenlik ekiplerine teslim edildi. Sahil Güvenlik botuyla Germe Limanı'na getirilen Onat, burada hazır bekleyen sağlık ekiplerine ulaştırıldı. Hastaneye kaldırılan Arda Deniz Onat, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Kavgada yaralanan Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai ise Marmaris Devlet Hastanesi'ndeki tedavilerinin ardından gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen üç şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Arda Deniz Onat'ın cenazesi ise 21 Temmuz 2025 tarihinde Bozburun'da gözyaşları arasında toprağa verildi.



Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Coşkun Volkan Canfedai ve Selim Yetkin hakkında "taksirle ölüme sebebiyet verme", Sinan Yetkin hakkında ise "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlarından dava açıldı. Sanıkların olay gününden bu yana tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesinde Onat'ın ailesi, yakınları ve arkadaşlarından oluşan yaklaşık 300 kişi adliye bahçesinde toplandı.



"Ölüm kalp krizi değil"

Tutuklu yargılanan sanıkların SEGBİS üzerinden bağlandığı, tanıkların dinlendiği duruşma sonrası açıklama yapan Onat ailesinin avukatlarından Anıl Aba, dosyada yer alan raporların çelişkili olduğunu savunarak, ölümün kalp krizi sonucu gerçekleştiği iddiasını kabul etmediklerini söyledi. Aba, otopsi raporlarında Arda Deniz Onat'ın kalp krizi geçirdiğini gösteren herhangi bir iz bulunmadığını belirterek, "Arda'nın kalp krizi sonucu öldüğünü gösteren ne otopsi raporlarında ne de bunu destekleyen başka bir raporda herhangi bir iz bulunmaktadır. Buna rağmen ölümün stres anında gelişen bir kalp krizi sonucunda gerçekleştiğini belirten bir rapor düzenlenmiştir" dedi.



Dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gönderilmesini talep ettiklerini ancak mahkemenin otopsi raporu ile Adli Tıp Birinci İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini belirten Avukat Aba, bu konuda yeniden girişimde bulunacaklarını söyledi. Avukat Aba, Arda Deniz Onat'ın aldığı darbeler nedeniyle sersemleyerek denize düştüğü ve boğulma sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini savunarak, "Amacımız dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gitmesi ve Arda'nın kalp krizi sonucu değil, aldığı darp nedeniyle sersemleyip denize düşerek boğulma sonucu hayatını kaybettiğinin ortaya konulmasıdır. Eğer bu durum ispatlanırsa olayın hukuki niteliği değişecektir" dedi.

Avukat Aba, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında üniversitelerin tıp fakültelerinden bilimsel rapor talep edeceklerini belirterek, ölüm nedeninin uzman doktorlardan oluşacak kurul tarafından değerlendirilmesini isteyeceklerini ifade etti.



"Suç vasfının değişmesi için mücadele edeceğiz"

Ailenin bir diğer avukatı Alper Dağ da sanıkların ifadelerinde olayın kendi iradeleri dışında gerçekleşmiş gibi anlatıldığını belirtti. Otopsi raporları ile Adli Tıp Kurumu değerlendirmeleri arasında çelişki bulunduğunu savunan Dağ, suç vasfının değişmesine ve daha ağır cezalar verilmesine yönelik hukuki girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Dağ, sanıkların ifadelerinde üzgün ve pişman olduklarını dile getirdiklerini ancak bunun saldırı veya kavgaya iştirak ettiklerini kabul eden bir pişmanlık beyanı niteliği taşımadığını ifade etti.

"Oğlumun kalp rahatsızlığı yoktu"

Olay sırasında yanında olan ve adliyede yüzlerce kişi ile birlikte davayı takip eden Arda Deniz Onat'ın babası Kenan Onat ise, ailenin denizcilik yaptığını ve düzenli sağlık raporları aldıklarını belirterek, "Biz denizciyiz, sürekli sağlık kontrolünden geçiyoruz. Oğlumun herhangi bir kalp ya da sağlık sorunu yoktu" dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, davayı 3 Nisan tarihine erteledi.

TÜSİAD davasında karar

Eski TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın konuşmaları nedeniyle yargılandığı davada kararını açıkladı

06.03.2026 14:07:00
Haber Merkezi
TÜSİAD davasında karar
TÜSİAD davasında karar
TÜSİAD eski Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras'ın, 13 Şubat'ta derneğin genel kurulunda yaptıkları konuşmalar nedeniyle yargılandıkları davada karar açıklandı. "Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla açılan davanın dördüncü duruşması, İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, sanıklar Aras, Turan ve avukatları katıldı.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütaalasında, sanıkların "yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından cezalandırılmasını istedi. Sanık Ömer Aras, esas hakkındaki mütaalaya karşı şunları söyledi:

"Yargılama konusu beyanlarım incelendiğinde suçlamaya konu bir durum olmadığı anlaşılabilir. 20 dakikalık konuşmam bağlamından koparılmıştır. Konuşma bütünüyle incelendiğinde ekonomik kalkınmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır ve tamamen iyi niyetlidir. Konuşmam güncel meselelere isim kullanmadan değinmektedir. Buradan suç üretilmeye çalışılması anlamsızdır. Savcılığın esas hakkındaki mütalaasında hukukun evrensel ilkelere aykırı bir şekilde değerlendirildiğini gördük. Aynı konuşmanın TÜSİAD internet sitesinde yayımlanması ayrı bir suç olarak görülemez. 72 yıllık yaşamımda hiç mahkemeye çıkmamış bir kişi olarak ülkenin kalkınması için yapılmış konuşmanın suç gibi gösterilmesini kabul etmiyorum."

Mahkeme, Orhan Turan ve Ömer Aras hakkında "yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçundan beraat kararı verdi. Turan ve Aras, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan ise 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı

06.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yeni nesil suç ağlarının faaliyetlerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Savcılıkça yürütülen soruşturma çerçevesinde, İstanbul'un Bağcılar, Bakırköy ve Kartal ilçelerinde farklı tarihlerde esnafa tehdit ve işyerlerine silahlı saldırı düzenlemekle suçlanan şüpheliler teknik ve fiziki takibe alındı.

Çete üyelerinin kimlikleri ve adresleri tek tek belirlendi. Ardından söz konusu zanlıların yakalanması için bu sabah erken saatte operasyon yapıldı. İstanbul'da tespit edilen adreslere yönelik eş zamanlı operasyonda, başka bir soruşturma nedeniyle firari olarak aranan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü'ne götürüldü. Yakalanan şahıslar hakkında yürütülen işlemler sürerken, çete üyelerinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi

06.03.2026 10:28:00
İhlas Haber Ajansı
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Soruşturma kapsamında 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) ödeme kuruluşunun, yasa dışı bahis suçu işleyen gruplara finansal altyapı sağladığına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildi.

Sağlanan bu finansal altyapı ile kuruluş tarafından elde edilen suç gelirlerinin, paravan şirketler ve karmaşık para transfer döngüleri kullanılarak finansal sisteme sokulduğu ve aklanmaya çalışıldığı da soruşturma kapsamında belirlendi.

İGaming isimli altyapı sağlayıcı şirketin ise BTK tarafından erişime kapatılan 40 yasa dışı bahis sitesine altyapı sağladığı ve MASAK raporuna göre aylık yaklaşık 1 milyar dolar tutarında hasılat elde ettiği ortaya çıktı.

Elde edilen bu gelirlerin, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) üzerinden yurt dışındaki kripto para borsalarına aktarıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporuna göre şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

Yapılan tespitler kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli Hatay, Mersin, Ankara, Düzce, Antalya, İzmir, Yalova, Tekirdağ ve Bursa'da 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Öte yandan İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, 30 şahsa ait 550 adet banka ve kripto para hesabına bloke işlemi uygulandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Maslak'ta bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığına getirildiği ve işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı

Çankırı'da teröristler tarafından dönemin Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e yönelik bombalı saldırıda şehit olanlar, anıt önünde düzenlenen törenle anıldı

05.03.2026 13:06:00 / Güncelleme: 05.03.2026 13:09:25
İHA
26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı
26 yıl önce terör saldırısında şehit olanlar anıldı
Çankırı'da, 1999 yılında teröristler tarafından dönemin Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e yönelik bombalı saldırıda şehit olan polis memuru Nurettin Cinsoy, öğrenci Emrah Ersoy ve Fatma Dönmez ile esnaf Alpay Evirgen için anma programı düzenlendi.



Cumhuriyet Mahallesi'nde olayın yaşandığı sokakta düzenlenen anma programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlandı. Programda şehir düşenler dualarla anıldı.



Programa, Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş, Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.

Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Kamu-akademi iş birliğini güçlendirecek protokol kapsamında; eğitim ve staj programlarından ortak araştırma projelerine, bilimsel etkinliklerden uygulamalı çalışmalara kadar geniş bir alanda ortak adımlar atılacak

05.03.2026 11:20:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:20:36
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Türk basınının desteklenmesine ve gelişimine yönelik faaliyetlerini sürdüren Basın İlan Kurumu, Türkiye'nin köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde imzalanan protokolle iki kurum arasında eğitim, araştırma ve uygulama odaklı çok boyutlu bir iş birliği süreci başlatılmış oldu.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar'ın imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri gibi somut akademik ve mesleki iş birliği çalışmaları gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, Basın İlan Kurumu'nun Üniversite bünyesinde düzenleyeceği etkinlik ve projelerde duyuru, katılım ve mekân desteği İstanbul Üniversitesi tarafından sağlanacak. Kurumun öğrenci ve akademisyenlere açık programlarının ilgili kitlelere ulaştırılması konusunda da Üniversite destek verecek.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Protokol ile iki köklü kurum arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması, öğrencilerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve akademi-kamu iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.



İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık

Dün İran'dan fırlatıldığı iddia edilen balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. İran'dan bugün yapılan açıklamada "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığı" belirtti

05.03.2026 10:59:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:05:04
Haber Merkezi
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran Silahlı Kuvvetleri, bugün yaptığı resmi açıklamada Türkiye'nin egemenliğine saygı duyduklarını vurgulayarak, "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığını" belirtti. Bu açıklama, Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) dün duyurduğu "İran'dan fırlatılan balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği" iddiasının ardından geldi.

İran devlet ajansı Mehr'in yayımladığı açıklamada, Silahlı Kuvvetler şu ifadeleri kullandı: 

"İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, komşu ve dost ülke Türkiye'nin egemenliğine tam saygı duymaktadır. Bölgedeki askeri faaliyetler hiçbir şekilde Türkiye'yi hedef almamaktadır. Türkiye topraklarına veya hava sahasına yönelik hiçbir füze fırlatılmamıştır."

Açıklama, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın komşu ülke liderlerine hitaben yayımladığı mesajla da örtüştü. Pezeşkiyan, "Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyoruz ve bölgesel barışın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz" demişti.

MSB'nin açıklaması

Milli Savunma Bakanlığı, dün yaptığı yazılı açıklamada şu bilgileri paylaşmıştı: 

"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir." 

MSB, füzenin imha edilmesi sırasında çıkan mühimmat parçasının Hatay'ın Dörtyol ilçesine düştüğünü, ancak olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını belirtti. Olayın hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iftar programında "Gereken yerlere uyarı yapıldı" açıklaması yaparak, benzer olayların tekrarlanmaması için diplomatik girişimlerde bulunulduğunu ifade etti.

Türk yetkililer, füzenin rotasının saparak Türk hava sahasına girdiğini, asıl hedefinin muhtemelen Güney Kıbrıs'taki bir üs olabileceğini değerlendirdiklerini belirtti. NATO ise olayı "müttefiklere yönelik kabul edilemez bir tehdit" olarak nitelendirdi ve "Türkiye'nin yanında tam dayanışma içinde" olduklarını vurguladı.

Savaş bölgeye yayılma riski taşıyor

Bu gelişme, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonların beşinci gününde yaşandı. İran, misilleme olarak İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine yüzlerce füze ve insansız hava aracı fırlattı. Ancak İran'ın füzelerinden birinin rotasından saparak veya iddia edildiği üzere Türkiye'ye yönelmesi, çatışmanın coğrafi yayılma riskini artırdı.

Uluslararası toplumdan tepkiler de gecikmedi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), "Türkiye'yi balistik füzeyle hedef alma girişimini kınıyoruz" açıklaması yaparken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la yaptığı görüşmede "Türkiye'ye yönelik saldırıları kabul edilemez" bulduklarını ve tam destek verdiklerini belirtti.

Türkiye savaşa sokulmaya mı çalışılıyor?

İran Silahlı Kuvvetleri'nin bugün yaptığı "füze atmadık" açıklaması, Türkiye ile İran arasındaki tarihi komşuluk ilişkilerini korumaya yönelik bir çaba olarak yorumlanıyor. Tahran, bölgedeki gerilimin daha fazla yayılmasını istemediğini ve komşularının egemenlik haklarına saygı duyduğunu özellikle vurgulamış oldu.

Ancak Ankara, olayı "ciddi bir güvenlik tehdidi" olarak kayıtlara geçirdi. Diplomatik kaynaklar, İran Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak protesto edildiğini ve benzer olaylara karşı önlemlerin artırılacağını belirtti.

Bölge uzmanları, İran'ın füze teknolojisi ve rotadan sapma riskinin, mevcut çatışmanın beklenmedik aktörleri (Türkiye gibi) devreye sokabileceğini ve NATO'yu daha aktif bir rol üstlenmeye itebileceğini değerlendiriyor.

ABD ve İsrail tarafının Türkiye'yi de savaşa dahil etmek istediği yorumları uzmanlar tarafından yapılıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.