İmam Cevad’ın kelâm ilmine ilişkin mirası
Allah’ın kullarından aldığı ahdi en güzel şekilde yerine getirmişlerdir. Bu çabaları; göğün yerden; Arş’ın, Kürsü’nün ve hicapların semâdan üstünlüğünden daha üstündür
Haber Merkezi





"İmamlarından kopmuş, cehaletleri içinde şaşkın vaziyette kalakalmış, şeytanlarının eline tutsak düşmüş, düşmanlarımızdan Nasıbîlerin esiri olmuş Âl-i Muhammed yetimlerinin bakımını üstlenen, onları düşmanlarımızın elinden kurtaran, şaşkınlıklarından ve şeytanların kahrından çıkaran, şeytanların vesveselerini ve Nasıbîlerin kahrını Rab'lerinin hüccetlerine ve İmamlarının delillerine dayanarak geri çeviren kimseler, Allah'ın kullarından aldığı ahdi en güzel şekilde yerine getirmişlerdir.
Bu çabaları; göğün yerden; Arş'ın, Kürsü'nün ve hicapların semâdan üstünlüğünden daha üstündür ve onların diğer kullardan üstünlükleri on dördüncü gecedeki ayın gökteki en silik yıldızdan üstün olması gibidir."
Tevhid
Ebû Davud b. Kâsım el-Ca'ferî'den şöyle rivâyet edilmiştir: "Ebû Ca'fer'e (a.s.) dedim ki: 'De ki: O Allah birdir' ayetinde geçen ahad/bir kelimesinin anlamı nedir?'
Buyurdu ki: 'Bir olduğu hususunda ittifak edilen, görüş birliği sağlanan demektir.
Şu âyeti duymadın mı: And olsun ki onlara, gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ay'ı buyruğu altında tutan kimdir, diye sorsan, mutlaka Allah, derler. Bunu söyledikten sonra da O'nun ortağının ve eşinin olduğunu söylerler.'
Dedim ki: 'Gözler O'nu göremez' ifadesiyle ne kastediliyor?'
Buyurdu ki: 'Ey Ebû Hâşim! Kalplerin tasavvur gücü, gözlerin görme gücünden daha dakiktir. Sen tasavvurunla Sind'i ve Hindistan'ı, hiç gitmediğin, gözlerinle görmediğin memleketleri idrak edebilirsin. İşte kalplerin tasavvurları dahi O'nu idrak edemezken, gözler O'nu nasıl görebilir?'
Nübüvvet
Hasan b. Abbâs, Hariş'ten, o da Ebû Ca'fer'den (a.s.) şöyle rivâyet etmiştir:
"Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: Bizim ruhlarımız ve nebilerin ruhları her cuma gecesi Arş'ı ziyaret ederler. Böylece vasîler, sahip oldukları ilme çok daha büyük bir ilim daha eklemiş olurlar."
İmamet
Ebû Ca'fer'den (a.s.) şöyle rivâyet edilmiştir: "Emîrü'l-Mü'minîn (a.s.) İbn Abbâs'a şöyle dedi: 'Kadir Gecesi her senede vardır, o gece senenin bütün işleri indirilir. Bu işin de Resûlullah'tan sonra görevlileri vardır.'
İbn Abbâs, 'Bu görevliler kimlerdir?' diye sorduğunda, 'Ben ve benim soyumdan gelen on bir muhaddes (meleklerle konuşan) imam' buyurdu."
İmam Cevad'a (a.s.) Ebû Haşim el-Ca'ferî sordu: "Allah için kesinleştirilmiş bir hüküm ile ilgili olarak beda söz konusu olabilir mi?"
"Evet" dedi.
Bunun üzerine dedik ki: "Biz, Kâim (İmam Mehdî) ile ilgili olarak da Allah için beda gerçekleşmesinden korkuyoruz."
Buyurdu ki: "Kâim'in gelmesi, bir vaaddir ve Allah, vaadinden dönmez."
Benan b. Nafi', Ebû Ca'fer'den (a.s.) rivâyet etmiştir: "Biz İmamlar topluluğundan biri annesinin rahmine düşünce kırk gün boyunca annesinin karnında sesleri işitir. Annesinin karnında dört ayını tamamlayınca, Allah yeryüzünün işaretlerini onun için yükseltir. Böylece uzaklar ona yakın olur. Öyle ki yararlı veya zararlı bir tek yağmur damlası bile ondan saklı olmaz."
Amr b. Ferec er-Ruhhacî rivâyet etmiştir: "Ebû Ca'fer'e (a.s.) dedim ki: 'Senin taraftarların senin Dicle nehrinde olan her şeyi ve ağırlığını bildiğini iddia ediyor, buna ne dersin?'
O sırada Dicle nehrinin kıyısında bulunuyorduk. Bana dedi ki: 'Allah, bu bilgiyi mahlûkatından bir sivrisineğe vermeye kadir midir, değil midir?'
Dedim ki: 'Evet, kadirdir.'
'Ben, Allah katında bir sivrisinekten ve daha birçok mahlûkattan daha değerliyim' buyurdu." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Taki eserinden)















































































