logo
13 MAYIS 2026

İmam Kazım’a sordular

Bir gün Mekke’de Muhammed b. Hasan, Hârun Reşid’in huzurunda, İmam’a (a.s.), ihrama bürünmüş kişinin Mekke’ye giderken bineğinin üstünü bir şeyle örtüp gölgelenmesinin câiz olup olmadığını sordu

15.01.2024 07:50:00
Hasan Parlak
İmam Kazım’a sordular
İmam Kazım’a sordular
Bir gün Mekke'de Muhammed b. Hasan, Hârun Reşid'in huzurunda, İmam'a (a.s.), ihrama bürünmüş kişinin Mekke'ye giderken bineğinin üstünü bir şeyle örtüp gölgelenmesinin câiz olup olmadığını sordu.

İmam (a.s.), "Câiz değildir" buyurdular.

Muhammed b. Hasan, "Bu adam, yaya giderken bir duvarın gölgesine sığınabilir mi?" diye sordu.

İmam Kâzım (a.s.) bu soruya, "Evet, sığınılabilir" diye cevap verdi.

İbn Hasan gülmeye başlayınca, İmam şöyle buyurdu: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) ihramdayken bineğinin üstündeki örtüyü kaldırttılar. Fakat yaya yürürken duvarın gölgesinden giderlerdi. Allah'ın hükümleri kıyasla halledilemez. Sizin kıyasa dayanarak fetva vermeniz doğru değildir. Hükümlerin bir kısmını bir kısmıyla kıyaslayıp hükme varan yolunu yitirir."

İmam Kâzım'dan (a.s.) rivâyetle, Hârun Reşid'le aralarında geçen uzun bir konuşma da şöyledir:

Hârun, "Bir süreden beri içimden geçen bazı konuları sana sor-mak istiyorum. Bunları kimseye sormadım. Eğer bunlara cevap verirsen, seni rahat bırakırım. Artık hiç kimsenin senin aleyhinde söylediği sözlere itibar etmem. Senin hiç yalan konuşmadığını duydum. O hâlde, kalbimden geçen sorularıma doğru cevaplar ver" dedi.

Dedim ki: "Eğer bana güvence verirsen, bildiğim şeyleri olduğu gibi sana anlatırım."

Dedi ki: "Eğer doğru söylersen ve Fâtıma evladının bir özelliği hâline gelen takiyyeyi terk edersen sana güvence verilmiştir."

Dedim ki: "O hâlde mü'minlerin emîri, dilediği konuyu sorsun."

Hârun dedi ki: "Biz ve siz aynı ağaçtan geldiğimiz, biz ve siz bir olduğumuz, biz Abbâs'ın çocukları olduğunuz hâlde, sizin bizden üstünlüğünüz nereden geliyor? İkisi de Resûlullah'ın amcası ve yakınlık dereceleri aynı değil mi?"

Dedim ki: "Biz daha yakınız."

Hârun, "Nasıl?" dedi.

Dedim ki: "Çünkü Ebû Tâlib'in ve Abdullah'ın annesi de, babası da birdir. Babanız Abbâs ne Abdullah'ın, ne de Ebû Tâlib'in annesinden doğmuştur."

Dedi ki: "Amca, amcaoğlunun mirastan pay almasını engellediği, Resûlullah vefat ederken Ebû Tâlib önceden öldüğü ve Abbâs da o sırada hayatta olduğu hâlde, niçin Peygamberin vârisleri olduğunuzu iddia ediyorsunuz?"

Dedim ki: "Mü'minlerin emîri bu soruya cevap vermekten beni muaf tutsa, bunun dışında istediği soruyu sorsa daha uygun olmaz mı?"

"Hayır, mutlaka cevap vereceksin" dedi.

Dedim ki: "Bana güvence veriyor musunuz?"

"Başta sana güvence vermiştim" dedi.

Dedim ki: "Ali b. Ebû Tâlib (a.s.) buyurmuştur ki: 'Erkek olsun, kadın olsun, kişinin kendi sülbünden çocuğu hayatta ise, anne ve babadan ve eşlerinden başka kimse onun mirasından pay alamaz.

Kişinin sülbünden gelen çocuğu hayatta ise, amcanın mirastan pay alacağına dâir bir rivâyet sabit değildir. Kur'an'da da bu yazılmamıştır.'

Ama Teymoğulları'ndan ve Adiyoğulları'ndan olan zâtlar ile Ben-i Ümeyye, hiçbir gerçekliği ve Nebevî bir hadise dayanmaksızın 'amca, baba hükmündedir' iddiasını ileri sürdüler.

İmam Ali'nin bu sözünü duyarak hüküm verip, öncekilerin hü-kümlerine muhalefet eden birçok âlim vardır. Örneğin Nuh b. Derrac, bu meselede Ali'nin (a.s.) sözünü esas almış ve buna göre hükmünü vermiştir. Mü'minlerin emîri Reşid de bu kişiyi Kûfe Valisi yapmıştır. Orada da buna göre hüküm verdi.

Sonunda mesele emîrü'l-mü'minîne ulaştırıldı.

Hem onu, hem de ondan farklı kanaat bildiren Sufyan es-Sevrî, İbrahim el-Medenî ve Fadl b. İyad'ı çağırdı. Bunlar da bunun Ali'nin bu konuyla ilgili olarak söylediği bir söz olduğuna şahitlik ettiler. Bunun üzerine Hicaz ehlinden bazı âlimlerin bana bildirdiğine göre onlara dedi ki: 'Siz neden bununla hüküm vermiyorsunuz? Oysa Nuh b. Derrac buna dayanarak hüküm vermiştir?'

Dediler ki: 'Nuh, cesur davranmış, biz ise korkaklık etmişiz.'

Emîrü'l-mü'minîn Reşid de meseleyi kadim Ehl-i Sünnet âlimlerinin Resûlullah'tan, 'Ali sizin en iyi hüküm vereninizdir' ve Ömer b. Hattab'dan, 'Ali bizim en iyi hüküm verenimizdir' şeklinde aktardığı söz gereği Ali'nin sözüne dayanarak belirginleştirmiştir.

Hüküm vermek ise kapsamlı bir niteliktir. Çünkü Resûlullah'ın ashabını övdüğü, kıraat, ferâiz ve ilim gibi bütün nitelikler bunun kapsamına girer."

Dedi ki: "Daha fazla bilgi ver ey Mûsâ!"

Dedim ki: "Toplantılar güvence üzerine olmalı, özellikle senin toplantın."

"Sana bir zarar gelmeyecek" dedi.

Dedim ki: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) hicret etme-yenleri mirastan mahrum bırakmıştır. Böyle bir kimse hicret etmedikçe onunla dostluk da uygun görülmemiştir."

"Delilin nedir?" dedi.

Dedim ki: "Yüce Allah'ın şu sözü: 'İman edip hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından bir onay yoktur.'

Amcam Abbâs hicret etmemişti."

Dedi ki: "Sana soruyorum ey Mûsâ! Düşmanlarımızdan herhangi bir kimseye bu yönde bir fetva verdin mi? Ya da herhangi bir fakihe bu konuda bir şey söyledin mi?"

Dedim ki: "Allah'a yemin ederim ki, hayır, emîrü'l-mü'minîn- den başka bu soruyu bana soran olmadı."

Dedi ki: "Avam ve havasta herkesin sizi Resûlullah'a nispet etmelerine ve size, 'Ey Resûlullah'ın oğlu!' diye hitap etmelerine izin verdiniz. Oysa siz Ali'nin oğullarısınız. Kişi sadece babasına nispet edilir. Fâtıma sadece bir kap konumundadır. Peygamber de ana tarafından sizin dedenizdir?"

Dedim ki: "Ey mü'minlerin emîri! Resûlullah dirilse ve senin kızınla evlenmek istese, bu isteğine olumlu karşılık verir misin?"

Dedi ki: "Subhanallah! Niçin kabul etmeyeyim? Bilakis böyle bir talepte bulunduğu için Araplara, Acemlere ve Kureyş'e karşı övünürüm."

Dedim ki: "Ama O benden kızımı isteyemez ve ben de kızımı O'nunla evlendiremem."

"Niçin?" dedi.

"Çünkü ben O'nun çocuğuyum, sen değilsin."

"Güzel bir cevap verdin, ey Mûsâ."

Sonra şöyle dedi: "Resûlullah'ın kızının çocukları olduğunuz hâlde nasıl oluyor da Peygamberin soyundan geldiğinizi söylüyorsunuz. Peygamberin soyu devam etmemiştir oysa? Soy erkeklerle devam eder, kızla değil. Siz O'nun kızının çocuklarısınız. O'nun soyu olamazsınız."

Dedim ki: "Seni akrabalık hakkı için, şu kabir ve onda yatanın hakkı için yemine veriyorum ki, bu soruyu bana sorma!"

Dedi ki: "Hayır! Ey Alioğulları! Bu konudaki delilinizi getirmek zorundasınız. Ey Mûsâ! Sen onların büyüklerisin. Zamanlarının İmam'ısın. Bana öyle bildirildi. Sorduğum hiçbir sorudan seni muaf tutmayacağım. Mutlaka bana Allah'ın Kitabı'ndan bir delil getireceksin.

Siz Alioğulları, Kur'an'la ilgili elif'ten vav'a kadar her şeyin te'vilini bildiğinizi, hiçbir eksiğinizin olmadığını ileri sürüyorsunuz. Buna delil olarak da, 'Biz Kitap'ta hiçbir eksik bırakmadık'  âyetini gösteriyorsunuz. Âlimlerin görüşlerine ve kıyaslarına da ihtiyaç duymazınız."

Dedim ki: "Cevap vermeme izin verir misin?"

"Söyle" dedi.

Dedim ki: "Euzubillahi mine'ş-şeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. 'Onun soyundan Dâvudu, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yû-suf 'u, Mûsâ'yı ve Hârun'u doğru yola iletmiştik. Biz iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız ve onun soyundan Zekeriyya'yı, Yahya'yı, İsâ'yı...'

Ey mü'minlerin emîri! İsâ'nın babası kim?"

"İsâ'nın babası yoktur" dedi.

Dedim ki: "İsâ'yı Meryem'in (a.s.) kanalıyla nebilerin soyuna katıyoruz. Biz de Fâtıma (a.s.) yoluyla Resûlullah'ın soyuna giriyoruz. Daha fazla açıklama yapayım mı, ey mü'minlerin emîri?"

"Evet" dedi.

Dedim ki: "Yüce Allah şöyle buyurmuştur: 'Sen bu ilim geldikten sonra bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dâhil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı, biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lanet dileyelim.' 

Hiç kimse Hıristiyanlarla lanetleşme olayı esnasında Resûlullah'ın Ali b. Ebû Tâlib, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin'den başkasını yanına aldığını iddia edemez.

Bu durumda Yüce Allah'ın sözünde geçen 'çocuklarımızdan' maksat, Hasan ve Hüseyin, 'kadınlarımız'dan maksat Fâtıma ve 'biz'den maksat Ali b. Ebû Tâlib'dir. Âlimler ittifakla bildirmişlerdir ki; Cebrâil Uhud Savaşı'nın olduğu gün şöyle demiştir:

'Ey Muhammed! Ali'nin bu yaptığı işte kardeşliktir.'

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: 'Çünkü o Benden, Ben de ondanım.'

Cebrâil de, "Ben de ikinizdenim ya Resûlallah' dedi. Sonra şöyle dedi: 'Zülfikâr gibi kılıç, Ali gibi genç olmaz.' Bu, Yüce Allah'ın İbrahim için kullandığı övücü hitabın aynısıydı: 'Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilmiştir." 

İşte biz senin amcanın çocukları olarak Cebrâil'in bizden olduğuna ilişkin sözleri ile övünürüz."

Halife, "Güzel söyledin ey Mûsâ! Ne ihtiyacın varsa bize söyle" dedi.

Dedim ki: "İlk ihtiyaç, amcanın oğluna, dedesinin haremine ve ailesinin yanına dönmesine izin vermendir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)

Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı

Bartholomeos Atina’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma provokasyonu yaparken, hükümetin “diyalog” ve “jest” politikası millî egemenliğimizi etkiliyor. Türkiye, Lozan’a aykırı bu ekümenik tehdide boyun eğmemeli; Ruhban Okulu kapalı kalmalı 

12.05.2026 12:10:00
Eyüp Kabil
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Atina'da resmi bir ziyaret sırasında Yunan Parlamentosu'nda ve 35. patriklik yıl dönümü töreninde konuşan Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül ayında "görkemli bir açılış"la faaliyete geçeceğini iddia etti.

Yenileme çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Bartholomeos, bu açıklamasıyla bir kez daha Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden, Lozan Antlaşması'na aykırı ve millî egemenliğimizi hiçe sayan bir tutum sergiledi.

Bu sözler, Yunanistan'da büyük heyecan yaratırken, Türkiye'de haklı bir tepkiyle karşılandı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Türk hukukuna göre kapatılmış bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içinde bulunan bu okulun statüsü, azınlık hakları kisvesi altında yabancı bir dinî merkezin eğitim faaliyetine dönüştürülmek istenmesi, açık bir millî güvenlik ve egemenlik meselesidir. Okulun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" iddialarını güçlendirerek, Türkiye'deki Rum cemaatinin ötesinde küresel bir Ortodoks merkezi haline gelmesine zemin hazırlayacaktır. Bu da, tarih boyunca defalarca görüldüğü üzere, dış güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bir araçtır.

Sadece bir açılış duyurusu değil

Bartholomeos'un Atina'da yaptığı konuşma, sadece bir "açılış duyurusu" değil, aynı zamanda Yunanistan'la ortak bir gündem oluşturma ve uluslararası kamuoyunu Türkiye'ye karşı mobilize etme çabasıdır. Patriğin "barış, insan hakları ve dinler arası diyalog" gibi genel geçer ifadeleri arkasına sığınarak Türkiye'yi "dini özgürlükleri engellemekle" suçlama taktiği, klasik bir dış propaganda yöntemidir. Oysa gerçek şudur: Türkiye, azınlıklara yönelik en geniş hakları sağlayan ülkelerden biridir. Ancak bu haklar, Türk devletinin üniter yapısını ve millî güvenliğini tehdit edecek şekilde istismar edilemez.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Okulun yeniden açılması, patrikhanenin siyasi emellerini besleyecek, yabancı ajanlık faaliyetlerine kapı aralayacak ve Lozan'ın ruhuna aykırıdır. Türkiye, kendi topraklarında bir "Vatikan benzeri" dinî devletin filizlenmesine izin vermemelidir.

Patrikhane'nin istihbarat bağlantıları göz ardı edilmemeli

Hükümetin tutumu ise eleştiriyi hak ediyor. Uzun yıllardır "yeniden açacağız, diyalogla çözeceğiz, AB ve ABD'ye jest yapacağız" yaklaşımı, millî çıkarlar karşısında yetersiz ve tehlikeli bir uzlaşmacılıktır.

Erdoğan'ın geçmişte "çalışıyoruz" açıklamaları ve son dönemde hızlanan restorasyon izinleri, Bartholomeos'a cesaret vermiştir. İktidar, "yumuşak güç" ve "komşularla iyi ilişkiler" adına stratejik tavizler verirken, Patrikhane'nin siyasi emellerini ve yabancı istihbarat bağlantılarını göz ardı etmemelidir. Bu yaklaşım, Lozan'ın ruhuna aykırıdır ve Türkiye'yi "Vatikan benzeri" bir yapının gölgesinde bırakma riski taşımaktadır. Millî güvenlik meselelerinde "diyalog" bahanesiyle adım atmak, uzun vadede egemenlik kaybına yol açar.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez egemenlik hakkıdır. Bartholomeos'un Atina'daki gövde gösterisi ve hükümetin yumuşak tutumu, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye, kendi topraklarında dinî bir "devlet içinde devlet" oluşumuna izin vermemeli.

Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarında görevlendirilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımı için ilana çıkacaklarını bildirdi

12.05.2026 11:50:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:39
Anadolu Ajansı
Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak
Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdesini verdiği, adalet teşkilatı bünyesinde istihdam edilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımını gerçekleştireceklerini belirtti.

Bu kapsamda merkez ve taşra teşkilatında görevlendirilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımı için ilana çıkacaklarını aktaran Gürlek, şunları kaydetti:

"Söz konusu alımları 2026 yılı içerisinde tamamlayarak teşkilatımızın insan kaynağını daha da güçlendireceğiz. Alım yapılacak kadrolar arasında 5 bin 259 zabıt katibi, 4 bin 508 infaz ve koruma memuru, 1300 destek personeli, 1041 mübaşir, 900 icra katibi, 524 koruma ve güvenlik görevlisi, 410 psikolog, 322 teknisyen, 316 büro personeli, 286 hemşire, 90 sosyal çalışmacı ile 44 farklı unvanda personel yer alıyor. Adalet teşkilatımıza, yargı camiamıza ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yargı teşkilatımızın ihtiyaç duyduğu kadroların tahsisine verdikleri destek dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum." 

33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, jandarma ekiplerince FETÖ terör örgütüne yönelik 33 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 69 şüpheliden 43'nün tutuklandığını bildirdi

12.05.2026 11:47:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:54
İhlas Haber Ajansı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
Bakanlıktan operasyonlarla ilgili yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca 33 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonlarda 69 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden 43'ü tutuklandı. 7'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Yakalanan şüphelilerin; terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları ve yurt dışına kaçma girişiminde bulundukları tespit edildi" ifadeleri yer aldı.

16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda, örgüte para aktardıkları tespit edilen 43 şüpheli yakalandı

12.05.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı
16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda, örgüte para aktardıkları tespit edilen 43 şüpheli yakalandı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan incelemede, DEAŞ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen kripto cüzdan adreslerinin, örgüt bağlantılı Telegram kanalları üzerinden para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, elde edilen fonların soğuk cüzdanlara aktarılarak takibinin zorlaştırıldığı anlaşıldı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik büyük çaplı çalışma gerçekleştirdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dayanarak harekete geçen terör polisi, terörizmin finansmanına yönelik faaliyetlerin tespiti ve deşifre edilmesine ilişkin gerçekleştirilen çalışmalarda, DEAŞ'ın para trafiğini deşifre etti.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından yapılan incelemede, DEAŞ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen kripto cüzdan adreslerinin, örgüt bağlantılı Telegram kanalları üzerinden para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, elde edilen fonların soğuk cüzdanlara aktarılarak takibinin zorlaştırıldığı anlaşıldı.

Açık kaynak ve MASAK verilerinde, söz konusu kripto cüzdan adreslerinin terörizmin finansmanı kapsamında kullanıldığı tespit edilirken, 2021-2025 yılları arasında yaklaşık 170 bin dolar fon toplandığı ve bu paraların DEAŞ mensuplarına aktarıldığı belirlendi. Ayrıca tespit edilen şüphelilerin, terör örgütleri kapsamında adli işlem kaydı bulunan şahıslarla para transfer ilişkisi olduğu da anlaşıldı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından belirlenen kişilerin yakalanması için operasyonun düğmesine basıldı.

Bu sabah İstanbul merkezli olarak Ankara, Antalya, Bilecik, Bursa, Hatay, İzmir, Kayseri, Kilis, Konya, Malatya, Mersin, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon ve Van illerini de kapsayan toplam 16 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 43 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin üzerlerinde ve ikametlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilerek muhafaza altına alındı.

Gözaltına alınan 43 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şube'ye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı

İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi

12.05.2026 10:36:00
İhlas Haber Ajansı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine ise erişim engeli kararı alındığı öğrenildi.



İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda yasadışı bahis şebekelerine büyük darbe vuruldu. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak deşifre edilen illegal bahis şebekesi çökertildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan yapay zeka destekli Açık Kaynak İstihbaratı Analiz Sistemi'nin (AVCI) kullanıldığı çalışmalarda, çeşitli gruplardan 600 bin mesaj analiz edildi, şüphelilerin kimlikleri, adresleri ve finans evi olarak kullanılan yerleri tespit edildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik bu sabah İstanbul merkezli 35 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 108 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Baskın yapılan adreslerdeki aramalarda suçta kullanılan çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

Ayrıca yasa dışı sanal bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine de erişim engeli kararı alındığı kaydedildi.

Gözaltına alınan 108 şüpheli, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Zanlıların emniyetteki ifadelerinin ilerleyen saatlerde alınacağı öğrenildi.

Virüs salgına dönüşür mü?


 
Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı’na indi. Uçakları karşılayan görevliler özel koruma kıyafetleri giydi. Yolcular karantinaya alındı. Benzer görüntüler 6 yıl önce Covid-19 salgınında yaşanmıştı. 

12.05.2026 06:45:00
HABER MERKEZİ/AA
Virüs salgına dönüşür mü?
Virüs salgına dönüşür mü?

Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı'na indi







Hantavirüs görülen MV Hondius kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçakların çevresinde, Eindhoven Havalimanı'nda koruyucu kıyafetli ekipler hazır bulundu.
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi MV Hondius da İspanya'nın Tenerife kentinden ayrılarak Rotterdam'a hareket etmişti.







Gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin PCR hantavirüs testi pozitif çıktı.







Fransa'da 13 kişi hantavirüs nedeniyle karantinada tutuluyor. İtalya'da da 4 kişi Hantavirüs şüphesiyle tedbiren karantinada tutuluyor. "MV Hondius" gemisinden tahliye edilen Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.







Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" gemisindeki vatandaşların üye ülkelere dönüşü için Birliğin Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla 4 uçuş gerçekleştirildiğini bildirdi.









Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüste küresel bir risk olmadığını açıklamıştı.

Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı


 
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti. Tahliyeye katılan herkes koruma kıyafeti giydi. Bu durum Covid-19 dönemindeki tahliyeleri hatırlattı. 

12.05.2026 05:52:00 / Güncelleme: 12.05.2026 06:00:14
HABER MERKEZİ/AA
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı

Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti

İki gündür Tenerife'de liman girişinde demir atarak bekleyen MV Hondius, kötü hava şartları sebebiyle son yolcuların karaya çıkartılmasında kolaylık olması açısından Sahil Güvenlik kurumunun tavsiyesiyle kısa süreliğine limana yanaştırıldı.

Tahliye operasyonuna katılan tüm askeri, sivil personel ve yolculara olası bir virüs bulaşma riskine karşı koruma kıyafetleri giydirildi.

Gemi Hollandalı şirkete ait...

"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı

11.05.2026 17:46:00 / Güncelleme: 11.05.2026 18:33:23
Anadolu Ajansı
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunması alınan İmamoğlu'na çapraz sorgu yapıldı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na, "İddianamede, Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı olduysa'" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine İmamoğlu, "Necati Bey'le birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hiçbir sohbetimizde, çalışmamızda kendi sentezleyip bize aktarmış olduğu sunuşların dışında, işte 'Şu şunun ifadesidir, şu şunun göstergesidir, şu bunun şeysidir.' diye bir şey dinlemediğim gibi ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken, o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı." cevabını verdi.

Daha sonra duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının beyanları dinlendi.

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi. 

ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü içinde Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınan 6 zanlıdan 2'si tutuklandı

11.05.2026 15:46:00
AA
ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı
ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylara karıştığı iddiasıyla gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Ankara Adliyesine getirilen zanlılar, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, zanlılardan 2'sinin "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından tutuklanmasına hükmederken, 4'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmanın geçmişi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylar üzerine "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından resen soruşturma başlatmıştı.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince, haklarında gözaltı kararı verilen 12 şüpheliden 6'sı gözaltına alınmıştı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı: Hüseyin Gün savunma yaptı

11.05.2026 14:50:00
Haber Merkezi
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı "casusluk" davasında, tutuklu sanık Hüseyin Gün'ün savunması alındı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklu sanık Gün savunmasını yaptı.
Gün: Kendimden eminim
Gün, gözaltına alındığında cep telefonu ile dizüstü bilgisayarına emniyet güçlerince el konulduğunu, bunların şifrelerini kendi isteğiyle emniyet güçlerine verdiğini, kendisinden emin olduğunu söyledi.

'Asla casusluk yapmadım'
Tarafına yöneltilen iddiaların tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu savunan Gün, "Ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka hiç kimseye casus iftirası atamaz. Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması, uyuşturucu ve yasa dışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan, geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiradan ibarettir." diye konuştu.
Sanık Gün, uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde farklı iş alanlarında yatırım yapan biri olduğunu anlatarak, "Bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda, iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli asker ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığını kolaylıkla tespit edebilirsiniz." ifadelerini kullandı.

'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım
İddianame eklerinde yer alan yazışmalara atıfta bulunan Gün, şöyle devam etti:
"15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ'yle mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ile Amerika'da firari durumda bulunan önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimlikleri, adresleri, ilişki ağları ve mal varlıklarının tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla görülebilmektedir. Bunun yanı sıra, iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurt dışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırlanan ve işin trajikomik tarafı da burada olan, devlet sırrı niteliğinde olduğu bizzat iddia makamınca belirtilen 'Black Cell', Türkçesiyle 'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım."
Tutuklu sanık Hüseyin Gün, "Yalnızca vatanıma hizmet etmek amacıyla, şerefli Türk subaylarına kumpas kuran, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde rol alan, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir." savunmasını yaptı.

'Ekrem İmamoğlu'nu hayatımda bir defa gördüm'
Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı manevi annesi Seher Alaçam'ın vasıtasıyla tanıdığını, Ekrem İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık 1,5 ay sonra manevi annesinin yönlendirmesiyle Saraçhane'deki binaya yaptıkları nezaket ziyareti sırasında hayatında sadece bir defa gördüğünü kaydeden Gün, iletişim kayıtlarına bakıldığında da İmamoğlu'yla bu tarihin öncesi ve sonrasında herhangi bir irtibatının bulunmadığının açıkça görüldüğünü savundu.
Gün, "İddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da, benim ne Ekrem İmamoğlu ne de Necati Özkan'la 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı tüm açıklığıyla gözler önüne serilmektedir." diye konuştu.

'İnternette herkesin ulaşabileceği bilgiler casusluk olarak nitelendirildi'
Manevi annesinin ricası üzerinde yurt dışında ortağı olduğu "PQ" isimli şirketin teknik elemanlarına, açık kaynak verilerine dayalı ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdığını anlatan Gün, "İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak erişimlerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzak." iddiasında bulundu.

'Sosyal medya analizi yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur'
"Hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım. Çalışanlarıma Amerika'da böyle bir talimat vermedim, sisteme izinsiz müdahalede bulunmadım." diyen Gül, şunları anlattı:
"Vatandaşların telefonlarına ya da sosyal medya yazılımlarına KVKK ilkelerine aykırı izinsiz erişim sağlamadım. Dark web kapalı kaynak değil. Sosyal medya analizi yaptırmak için hacklemenize gerek yok, zaten açık. Sosyal medya analizi yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü sosyal medya analizinde kullanılan tüm veriler zaten herkesin ulaşabileceği açık kaynaklarda mevcuttur. Bu veriler, gizli verileri alarak yurt dışındaki 'PQ' isimli şirkette ortağım, eski istihbarat elemanı Aaron Barr'a ileterek sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casus suçunu işlediğim iddiasının ne kadar mesnetsiz olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor."
Hüseyin Gün, işlemediği bir suç yüzünden 10 ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğunu belirterek, yaklaşık 2 saat süren savunmasının sonunda tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Daha sonra mahkeme başkanı, 5 günlük bir duruşma takvimi oluşturduklarını, duruşmaları her gün saat 18.00 gibi bitirmeyi planladıklarını söyledi.

Hüseyin Gün'e çapraz sorgu
Sanık Gün, yaptırdığı sosyal medya analizinin içeriğinin sorulması üzerine, 10-12 günlük bir açık kaynak analizi yaptırdığını, bunlarla ilgili seçim manipülasyonu gibi sözler kullanılmasının seçmene haksızlık olacağını savundu.
Ekrem İmamoğlu'yla belediyenin Saraçhane'deki binasında yaptıkları görüşmeleri sorulan Gün, manevi annesiyle görüşmeye gittiğini ve o günün manevi annesinin en mutlu günü olduğunu gözlerinde gördüğünü kaydetti.
Gün, Necati Özkan'ın, "'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' uygulamaları hakkında bilginiz var mı?" şeklindeki sorusuna karşılık herhangi bir bilgisi olmadığını ifade etti.
Özkan'ın, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasına ilişkin yönelttiği "Siz, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada örgüt yöneticim olarak görünüyorsunuz. Bana herhangi bir talimat verdiniz mi?" sorusunu Gün, "Susma hakkımı kullanayım." şeklinde cevapladı.
Sorgunun tamamlanmasının ardından sanık Gün'ün avukatının beyanı dinlendi.
Öğle arası verilen duruşmaya İmamoğlu'nun savunmasının alınmasıyla devam edilecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.