logo
10 NİSAN 2026

İmam Rıza’nın hayatının aşamaları

İmam Rıza’nın hayatını üç aşamada değerlendirebiliriz

16.01.2024 08:33:00
Hasan Parlak
İmam Rıza’nın hayatının aşamaları
İmam Rıza’nın hayatının aşamaları
İmam Rıza'nın hayatını üç aşamada değerlendirebiliriz:

1. Doğumundan, babası İmam Mûsa Kâzım'ın Hicri 183 yılında vefat etmesine kadar geçen süre

2. Babasının şehit edilmesinden, Hicri 200 yılında veliaht ilan edilmesine kadar geçen süre

3. Veliahtlığın kendisine zorla kabul ettirilmesinden, Abbasi halifesi Memun tarafından şehit edilmesine kadar geçen süre.

İmam Rıza'nın doğum tarihi

Bazı kaynaklarda Zilkade ayının 11. günü Hicri 148 yılında dünyaya geldiği yazılıdır. 

Bazı kaynaklarda ise İmam Rıza'nın (a.s.) Hicri 153 yılında, Rebiu'l-Evvel ayının on birinde, Medine'de İmam Sâdık'ın (a.s.) vefatından beş yıl sonra bir perşembe günü dünyaya geldiği kayıtlıdır. İkinci görüş esas kabul edilmiştir.

Tûs'un Nevkan ilçesinin Senabat köyünde vefat etti. Humeyt bin Kahtabetu't-Taî'nin evinde bulunan ve Hârun'un da gömülü olduğu kubbenin altında kıble tarafına doğru gömüldü. 

İmam Rıza doğduğu zaman babası, annesini, "Ey Necme! Mübarek olsun sana Rabbinin kerameti" diyerek tebrik etti.

Sonra çocuğu beyat bir hırkaya sararak kucağına aldı; sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okudu. Fırat nehrinin suyundan getirilmesini istedi. Bu suyla damağını ovdu. Sonra şöyle dedi: "Al onu, çünkü o, Allah'ın, mülkündeki temsilcisidir."

İmam Mûsa Kâzım, oğluna dedesi Emirü'l-Mü'minin Ali'nin adını verdi.

İmam Rıza'nın pek çok saygın lakabı olmuştur. En meşhurları şunlardır: "Er-Rıza, es-Sabir, ez-Zeki, el-Vafi, Siracullah (Allah'ın Kandili), Kurrat-u Ayni'l-Mü'minin (mü'minlerin göz aydınlığı), Mekîdetu'l-Mulhidîn (dinsizleri tuzağa düşüren), es-Sıddık, el Fâdıl gibi... 

En çok bilinen künyesi Ebu'l-Hasan'dır. (Babası İmam Kâzım'ın künyesi de Ebu'l-Hasan idi). Onunla, babası İmam Kâzım'ı ayırt etmek için babasına Ebu'l-Hasan el-Mazi (el-Evvel), oğluna da Ebu'l-Hasan es-Sâni denir.
 
İMAM RIZA'NIN BABASI İMAM MÛSA KÂZIM

İmam Rıza'nın babası İmam Mûsa b. Câfer el-Kâzım'dır. İbn Hacer el-Heysemî onu şöyle vasfeder:

"İlim, irfan, kemâl ve erdemde babasının vârisi oldu. İnsanların kusurlarını çokça hoş gördüğü, görmezlikten geldiği ve ağır başlılığı, yumuşaklığı nedeniyle kendisine 'el-Kâzım' -öfkesini yutan ismi- verildi.

Iraklılar nezdinde, Allah katında ihtiyaçların karşılanmasına açılan kapı olarak bilinirdi. Çağının en çok ibadet edeni, en âlimi ve en cömertti idi."  

İMAM RIZA'NIN DEĞERLİ ANNESİ

Muhammed bin Yahya es-Sulî der ki: "Ebu'l-Hasan er-Rıza (a.s.), Ali bin Mûsa bin Câfer bin Muhammed bin Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebu Tâlib'in kendisidir.


Annesi, 'Tuktem' adındaki Ümmü Veled idi. Bu ad, İmam Kâzım'ın cariyesi olduktan sonra kendisine verildi."

Beyhâkî, Sulî'den, o da Avn bin Muhammed-i Kindî'den, o da Ebu'l-Hasan Ali bin Meysem'den (Kindî onun hakkında, 'İmamların tarihi konusunda ondan daha bilgilisini görmedim' diyor) naklediyor:

"Hz. İmam Kâzım'ın annesi Hamide-i Müseffâ, Tuktem adında muvellede bir cariye aldı. Tuktem akıl, din ve hatununa (Hz. Hamide'ye) saygısı bakımından kadınların en seçkinlerinden idi.

Edebinden dolayı Hamide onu aldığı günden beri onun karşısında oturmamıştı.

Bundan dolayı idi ki, Hamide-i Müseffa, oğlu Hz. İmam Mûsa Kâzım'a 'Oğlum! Tuktem'den daha üstün birini görmedim. Şüphesiz eğer ondan bir nesil dünyaya gelirse Allah (c.c.) o nesli pak kılar. Onu sana hediye ediyorum, ona iyi davran' dedi.

Tuktem, Hz. İmam Rıza'yı dünyaya getirdiğinde İmam Kâzım (a.s.) ona 'Tahire' adını verdi."

Ali bin Meysem şöyle devam ediyor: "İmam Rıza çok süt emerdi, dolgun bir çocuktu. Bu yüzden, 'Bir süt annesi bulmakta bana yardım edin' buyurdu.

'Sütün azalmış mıdır?' diye sorduklarında şöyle dediler: Vallahi yalan söylemiyorum, sütüm azalmadı ama kıldığım bazı namaz ve bazı zikirlerim var ki, bu çocuğu doğurduğumdan bu yana onların hepsini yerine getirmeye vakit bulamıyorum."

Hakim Ebu Ali, Sulî'nin dilinden (naklen) şöyle der: "Hz. İmam Rıza'nın annesinin adının Tuktem olduğuna dair delil olarak bir şairin İmam'ı (a.s.) medhettiği şu şiiri örnek verebiliriz:

Bilin ki insanların en üstünü, nefs, baba, ecdad, kavim ve aşiret açısından saygıdeğer Ali'dir.

Tuktem onu doğurdu ki, ilim ve hilmde sekizinci imam olsun ve İlahî hücceti halka tamamlasın."

Sulî der ki: "Bazıları bu şiiri babamın amcası İbrahim bin Abbas'a nisbet vermişlerdir. Ama böyle bir şey bana naklolunmamıştır. Bana naklolunmayan ve kimseden işitmediğim bir şeyi ne kabul ederim, ne de reddederim. Ama babamın amcası İbrahim bin Abbas'a ait olduğundan hiç şüphe etmediğim şiir şudur:

Âlimin ameli, ehli için âdil bir şahit olarak yeterlidir.

Görüyorum ki, onların dikkate şâyan yeni bir malları (servetleri) vardır ama bu yeni malın eski mal ile hiçbir benzerliği yoktur.

(Ey Ehl-i Beyt'in ailesi) Kendi malınızla size minnet ediyorlar, mallarınızdan ancak yüzde birini size veriyorlar.

Düşmanlarınızı öven, Allah'a hamd ü senâ etmemiştir.

Sen, (her ikiniz de Abdulmuttalib'in sekizinci evladı olmanıza rağmen) Memun'dan üstünsün; babalarının onun babalarından üstün oldukları gibi..."

Sulî der ki: "Bu beyitleri babamın el yazısıyla ona ait bir defterin arkasında gördüm. Babam bu şiirler hakkında şöyle demiştir:

Kardeşim bu şiirleri bana okudu ve amcamızın, Ali yani İmam Rıza hakkında o şiirleri yazdığını söyledi."

O defterin de okunması özlenilecek şu mahiyette bir dipnot göze çarpıyordu:

"Kasimihi fi'l-ku'ded'den kasıt, Memun'dur. Çünkü Abdulmuttalib, İmam Rıza ve Memun'un sekizinci babaları oluyor."

Tuktem şiirlerde çok göze çarpan Arap kadınlarının isimlerindendir.

Sulî der ki: "Babamın amcası İbrahim bin Abbas, İmam Rıza hakkında övücü çok şiirler yazmıştı ki, çekinmeden onları okurdu. Ama daha sonra, onları gizlemek zorunda kaldı. Bir müddet sonra onları tekrar oradan buradan toplamaya çalıştı."

Hz. İmam Rıza'nın annesinin adının "Sekenen Nevbiyye", "Erva", "Necme" ve "Ümmü'l-Benîn" olduğunu söyleyenler olmuştur.

Ali b. Meysem babasından naklediyor: "İmam Kâzım'ın (a.s.) annesi Hamide, İmam Rıza'nın (a.s.) annesi Necme'yi aldığında şöyle söylüyordu: Gece rüyamda Hz. Resûlullah'ı gördüm, bana; 'Hamide! Necme'yi oğlun Mûsa'ya bağışla. Zira, ondan yeryüzü-nün en hayırlı insanı dünyaya gelecek' buyurdu. Ben de onu oğlum Mûsa'ya bağışladım."

Necme, İmam Rıza'yı (a.s.) dünyaya getirdiği zaman İmam Kâzım (a.s.) ona "Tahire" adını verdi. Necme, Erva, Seken, Semane ve Tuktem ona verilen diğer isimlerdir.

Ali bin Meysem sözlerinin devamında şöyle dedi: "Babamdan; annem şöyle diyordu diye dediğini duydum:

Hamide (İmam Rıza'nın annesi) Necme'yi satın aldığında o bakireydi." 

Hişam, İmam Kâzım'ın (a.s.) kendisine şöyle buyurduğunu naklediyor: "Acaba Mağrib (yer adı) ehlinden buraya gelen birisini tanıyor musun?"

Arz ettim ki: "Hayır."

Buyurdular: "Kızıl tenli birisi gelmiş, gel birlikte onun yanına gidelim."

Bineğe binerek birlikte onun yanına gittik. O Mağrib ehlinden birisiydi, yanında da birçok köle vardı. İmam (a.s.) ona: "Kölelerini bize göster" diye buyurdular.

Adam dokuz tane cariye (kadın köle) İmam'a gösterdi. İmam (a.s.), onların her birini gördükçe, "Buna ihtiyacım yok" diyordu. Daha sonra, "Diğerlerini göster" buyurunca, adam: "Bunlardan başkası yok" diye cevap verdi. İmam (a.s.), "Var, göster" buyurdular. Adam yemin ederek, "Sadece hasta bir cariye var" dedi. İmam (a.s.), "Onu göstermenin ne sakıncası vardır?" buyurdu.

Ama adam onu göstermekten sakındı. Daha sonra İmam (a.s.) geriye döndü ve ertesi gün beni o adamın peşine göndererek şöyle buyurdular: "Ona de ki, onun hakkında son düşündüğün fiyat ne kadardır? Şu kadardır derse, de ki: Kabul ediyorum, onu aldım."

Hişam diyor ki: "Adamın yanına gittim ve o, 'Filan miktardan aşağı olmaz' deyince, ben de, 'Kabul ediyorum, al bu para senin' dedim. O da, 'Bu cariye de senin malın ama söyle bakalım dün seninle gelen o şahıs kimdi?' dedi.

Ben de, 'Ben-i Hâşim'dendir' dedim. Adam, 'Ben-i Hâşim'in hangi boyundandır?' deyince, 'On¬ların büyüklerindendir' dedim. Adam, 'Biraz daha açıklama yap' dedi. 'Ben daha fazla bilmiyorum' dedim.

Adam, 'Öyleyse ben bu hizmetçi hakkında sana anlatayım' dedi. Şöyle anlattı: 'Ben bu cariyeyi Mağrib'in en uzak şehirlerinin birinden aldım ve Ehl-i Kitap'tan olan bir kadın beni görünce şöyle dedi: 'Bu cariyenin senin yanında ne işi var?' Ben: 'Kendim için satın aldım' dedim.

Kadın: Bu cariyenin senin gibi birisinin yanında kalması doğru de¬ğildir, o yeryüzündeki en hayırlı adamın yanında yaşamalıdır, kısa bir müddet sonra onun evinde öyle bir çocuk dünyaya getirecektir ki, doğu ve batı âlemi onun karşısında boyun eğmek zorunda kalacak."

Hişam diyor ki: "Onu satın aldıktan sonra İmam Kâzım'ın (a.s.) yanına getirdim ve kısa bir müddet sonra Ali bin Mûsa er-Rıza'yı (a.s.) dünyaya getirdi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.

İBB davasının 19. duruşması sona erdi

92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 19. duruşmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan'ın savunması alınmaya başlandı

09.04.2026 19:36:00
AA
İBB davasının 19. duruşması sona erdi
İBB davasının 19. duruşması sona erdi

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek'in avukatının beyanı alındı.

Daha sonra söz alan duruşma savcısı, davanın tutuksuz sanıklarından İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner hakkında, iddianamedeki 13. eylemde bulunan "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin, "kişisel verilerin kaydedilmesi" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti.

Daha sonra sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan, kimlik tespitinde, iletişimci olduğunu ama bu davada siyasi danışman olarak yargılandığını belirtti.

Özkan, 387 gündür bugünü beklediğini, ilk defa kendisini ifade edecek bir ortamda olduğunu kaydederek, "Sabrınızı talep ediyorum. 387 gündür suçsuz, günahsız, delilsiz ve ispatsız şekilde bugünü bekliyorum. Soruşturmaya 826 kişiyi dahil edilmiş. 407 kişi iddianameye girmiş. Bu 407 kişiden sadece 37 kişiyi tanıyorum. 37 kişiden 3'ünü gazeteci olduğum için, 5'ini seçilmiş siyasetçi olduğu için, 6 kişiyi ise iş dünyasından. Geriye 23 kişi kalıyor, İBB'deler. Geri kalan kimseyi tanımıyorum, hayatımda görmedim." savunmasını yaptı.

İddianamede kendisine "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak", "rüşvete aracılık etmek" ve "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçlarının isnat edildiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:

"Benim İBB'de herhangi bir titrim, unvanım, sorumluluğum yok. Beylikdüzü'nde de İBB iştiraklerinde de olmadı. İBB'nin ya da iştiraklerinin tek bir ihalesine girmişliğim yok. Yaptığım yegane iş Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi ile İBB seçim kampanyalarını yürüttüm. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı için partisinin içinde yarışa girdi. O kampanyanın hazırlıklarına başlamıştık. Arkasından başımıza geleni biliyorsunuz. Bütün bu çalıştığım süre boyunca yaptığım işi CHP'ye yaptım."

Kendisi hakkında "casusluk" davası açıldığını belirten Özkan, 11 Mayıs'ta bu konuyla ilgili hakim karşısına çıkacağını söyledi.

Özkan, "İddianameden şunu anlıyoruz, Ekrem İmamoğlu 2014 yılında örgüt kurmuş. Böyle bir örgütün olabilmesi için organik bağların somut delille kanıtlanması lazım. Bana soruşturmanın hiçbir aşamasında örgüte üye olmakla ilgili tek bir soru sorulmadı." ifadelerini kullandı.

Necati Özkan, üzerine atılı "örgüt üyeliği" suçlamasını reddetti.

Duruşma, Özkan'ın savunmasının alınmasına devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi. 

Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı


 
Türkiye genelinde etkili olan yağışların ardından Atatürk Barajı'nda doluluk oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı. 

09.04.2026 19:22:00
AA
Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı
Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı

Türkiye genelinde etkili olan yağışların ardından Atatürk Barajı'nda doluluk oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı. Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) kalbi konumunda ve Türkiye'nin en büyüğü özelliğini taşıyan Atatürk Barajı, hidroelektrik santraliyle elektrik üretimine katkı sağlarken, aynı zamanda başta Adıyaman ve Şanlıurfa olmak üzere bölgedeki tarım arazilerinin sulanmasında kritik rol üstleniyor. Kış aylarında yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı ile ilkbaharda görülen sağanaklar, barajı besleyen su kaynaklarını önemli ölçüde artırdı.

Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, "Devlet Su İşlerinden aldığımız bilgiler doğrultusunda Atatürk Barajı'nda su seviyesi yüzde 90'ın üzerinde. Bu, son 20-30 yılın en yüksek yağış ve doluluk seviyesine işaret ediyor. Sahada da bunu net şekilde gözlemleyebiliyoruz. Normalde su seviyesi düştüğünde kıyılarda kuru katman oluşur ancak şu an bu katman görülmüyor. Su seviyesi bitki örtüsüne kadar ulaşmış durumda."

Barajdaki doluluğun enerji üretiminin yanı sıra tarımsal üretim açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Akça, "Atatürk Barajı yalnızca enerji üretimi açısından değil, aynı zamanda gıda üretiminin de bel kemiği konumunda. Mevcut doluluk seviyesini bu açıdan oldukça olumlu değerlendiriyoruz" dedi. İklim değişikliğinin etkilerine dikkati çeken Akça, "Yağış rejiminde ciddi dengesizlikler yaşanabiliyor. Bazı dönemlerde kuraklık, bazı dönemlerde ise aşırı yağış görülüyor. Bu nedenle mevcut doluluğa güvenerek suyu kontrolsüz kullanmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var


 
 
Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi.

09.04.2026 18:02:00
Haber Merkezi/AA
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var

Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi. İrlanda'daki Galway Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışmada, D vitamini düzeylerinin beyin sağlığı üzerinde sanılandan daha önemli rol oynayabileceği vurgulandı.

Araştırma kapsamında, ortalama 39 yaşında ve demans belirtisi bulunmayan 793 yetişkinin kanındaki D vitamini değerleri ölçüldü. Yaklaşık 16 yıl sonra katılımcıların beyin taramaları yapılarak Alzheimer ile ilişkili tau ve amiloid beta protein düzeyleri incelendi.

Çalışmada, orta yaşta daha yüksek D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, ilerleyen yıllarda Alzheimer ile bağlantılı biyobelirteçlerin daha düşük düzeylerde görülebileceği belirlendi. Araştırmanın yazarlarından Martin David Mulligan, yüksek D vitamini seviyelerinin beyinde tau birikimine karşı koruyucu olabileceğine işaret etti. En etkili D vitamini kaynağı ise güneş...

Eski eş dehşet saçtı

Nevşehir'de cezaevinden kısa süre önce çıktığı öğrenilen bir şahıs, iddiaya göre eski eşinin birlikte yaşadığı kişiyi başına taşla vurarak yaralarken o anlar da apartmanın güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı

09.04.2026 13:37:00
İhlas Haber Ajansı
Eski eş dehşet saçtı
Eski eş dehşet saçtı
Olay, 2000 Evler Mahallesi Mustafa Paslanmaz Caddesi üzerinde bulunan bir apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, B.C. ayrıldığı eski eşi D. C. ile imam nikahlı olarak birlikte yaşayan A.B.'nin bulunduğu adrese gelerek A.B ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine B.C., A.B.'ye önce yumrukla daha sonra da parke taşıyla saldırarak başından yaraladı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan A. B., hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayın ardından kaçan şüpheli B. C.'nin yakalanması için polis ekipleri çalışma başlatıldı.

Uzaklaştırma kararı olan B.C. yapılan çalışmalar sonucunda Yozgat ilinde gözaltına alınarak Nevşehir Emniyet Müdürlüğüne getirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından Adli Makamlara sevk edilen B.C. "Kasten adam öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklandı.

Öte yandan, saldırı anı da apartmanın güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.

Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu

İzmir'de yılın ilk çeyreğinde etkili olan yoğun yağışlar, kentin en büyük içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı'nda doluluk oranını yüzde 52,30 seviyesine taşıdı. Daha bir kaç ay önce hayvanların otladığı alanda, barajın simgesi haline gelen eski minarenin çevresi yine suyla doldu. Artan yağış grafiğiyle birlikte il genelindeki diğer barajların da su seviyelerinde belirgin bir yükseliş kaydedildi

09.04.2026 10:24:00 / Güncelleme: 09.04.2026 10:32:35
İhlas Haber Ajansı
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Yılın ilk çeyreğinde kente düşen yağışlar barajların su seviyesini hızla yükseltti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram, şubatta 300,3 kilogram ve gayriresmi verilere göre mart ayında 74 kilogram yağış düştü. Yılın ilk üç ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarı 598 kilograma ulaştı. Şehir merkezinde 2025 yılının tamamında metrekareye toplam 432,1 kilogram yağış düşerken, bu yıl sadece ilk çeyrekte geçen yılın toplamı geride bırakıldı. Bu dönemdeki yağışların etkisiyle, kentin içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı'nda su seviyesi hızla toparlandı. Geçtiğimiz yılın sonunda doluluk oranı yüzde 0,13'e kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Tahtalı Barajı'nda su seviyesi toparlanarak yüzde 52,30'a ulaştı.

"Gördes ve diğer barajlarda doluluk arttı"

Yılın ilk çeyreğindeki yağışlar, kentteki diğer su kaynaklarının seviyelerini de yukarı taşıdı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre geçtiğimiz yılın sonu ve ocak ayı başlarında doluluk oranı yüzde 0,42'ye kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Gördes Barajı'nda su seviyesi yüzde 39,57'ye çıktı. Balçova ve Ürkmez barajlarında doluluk oranı yüzde 100 seviyelerine yaklaştı. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nda ise doluluk yüzde 82,38 olarak belirlendi. Geçen yıla kıyasla ilk çeyrek itibarıyla İzmir barajlarının tamamında yüz güldüren bir artış yaşandı.

"Önümüzdeki yedi sekiz yıl ortalamanın üzerinde olacak"

Kurak yılların ardından şiddetli yağışların geldiğini ve önümüzdeki on yıllık sürecin büyük kısmında yağışların ortalamanın üzerinde seyredeceğini belirten Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Çok kurak yılları mutlaka çok yağışlı yıllar takip eder. 2024-2025 dönemi gerçekten müthiş kuraktı. 2026'ya geldiğimizde ise daha önce belirttiğimiz gibi bol yağışlı ve selli geçme ihtimali yüksek bir yıl olarak rekorlar kırıldı. Gerçekten son 80 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. 4 Nisan itibarıyla nisan ortalamalarını geçtik, olağanüstü bir yağış var. Bütün toprak iyice doydu ve suların tamamı barajlara gelerek buraları doldurdu. Bundan sonra önümüzdeki 10 yıllık sürecin yedi sekiz yılı yağışlar açısından ortalamanın üzerinde olacaktır. Bu nedenle artık barajlarda su sorunumuz kalmayacaktır ancak 2036'dan sonra bu barajlar yine tamamen boşalacaktır. Asıl sorun, bu barajlar boşalmadan önlemleri alabilmektir. Mümkün olduğunca yeraltı barajları yapmalıyız. Türkiye'de kişi başı su potansiyeli 1300 metreküpken, İzmir'de bu oran 600 metreküp seviyesindedir. Yaklaşık 12-13 yıldır gündemde olan ancak henüz yapılmayan Düvertepe Barajı gibi projelere ağırlık verilmeli, olabilecek her yere baraj yapılmalıdır. Barajların tamamen sıfırlandığı çok şiddetli kurak yıllar dışında yeraltı sularını kesinlikle kullanmamalıyız." ifadelerini kullandı.

"Suyu bilimsel olarak kullanmalıyız"

Arıtma tesislerinden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesi gerektiğinin ve taban sularının doğal bir şekilde çok yükseldiğinin altını çizen Yaşar, "Yağışlar henüz en üst akiferlere inmedi, oralara ulaşması çok uzun yıllar alacaktır. Ancak taban suları çok yükseldi ve İzmir'de binaların bodrumlarından su fışkırmaya başladı. Bu doğal bir durum çünkü son 80 yılın en olağanüstü yağışını aldık. Temel mesele suyu dikkatli ve bilimsel olarak kullanmaktır. Bilimle hareket edersek hiçbir sorunumuz kalmaz. Arıtmadan çıkan suyu tarıma kazandırmalı ve yapılabilecek her alana bol bol baraj inşa etmeliyiz. Örneğin, tabanı onarılan Gördes Barajı'nda doluluk oranı yüzde 40'lara yaklaştı. Gördes, Tahtalı'dan yüzde 50 daha büyük, devasa bir barajdır. Gördes ve Tahtalı barajlarını dikkatli bir şekilde yönetir ve Çiğli Arıtma'dan çıkan suyu da sisteme dâhil edersek İzmir'in hiçbir su sorunu kalmayacaktır" dedi.

CHP Ankara İl Başkanı gözaltına alındı

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, İzmir'deki kooperatif soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alındı

09.04.2026 10:16:00 / Güncelleme: 09.04.2026 10:43:38
Haber Merkezi
CHP Ankara İl Başkanı gözaltına alındı
CHP Ankara İl Başkanı gözaltına alındı
CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, İzmir'de yürütülen kooperatif soruşturması kapsamında bugün Ankara'da gözaltına alındı. Erkol, Ankara'daki emniyet işlemlerinin ardından İzmir'e sevk edilecek.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinasyonunda devam eden soruşturma, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş. üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm projeleri ve konut yapı kooperatiflerindeki usulsüzlük iddialarını kapsıyor. Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi'ne yönelik son operasyon dalgasında Erkol'un yanı sıra kooperatif üyelerinden Ayşe Cansu Ayhan ve Pakize Kavak da gözaltına alındı. Şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.

Soruşturma, kooperatifler aracılığıyla kamu zararına yol açıldığı, inşaat süreçlerindeki finansal hareketler ve yönetimsel kararlarla ilgili usulsüzlükler iddialarına dayanıyor. Emniyet kaynakları, belgelerin ve ilk ifadelerin incelenmesiyle soruşturmanın yeni halkalarla genişleyebileceğini ve önümüzdeki saatlerde ek gözaltı kararları çıkabileceğini belirtiyor.

Bu gelişme, 2025 yılında başlayan ve eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile birçok isim ve Ümit Erkol'un oğlu Fırat Erkol'un da yer aldığı geniş kapsamlı "kooperatif davası"nın devamı niteliğinde. Soruşturmada nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar ön planda yer alıyor.
 

Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak gözaltına alındı

08.04.2026 14:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 15:25:33
Haber Merkezi
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "borsa manipülasyonu" ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla soruşturma başlatıldı.

Jandarma ekipleri tarafından evinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Başak, sorgulanmak üzere emniyete götürüldüğü belirtildi.

Başak'ın bugün Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

Beşiktaş'ta, İsraiil İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltına alınanların sayısı 11 oldu

08.04.2026 14:05:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:40:13
AA / İHA
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Levent Mahallesi Cömert Sokak'ta Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, soruşturma kapsamında İstanbul, Kocaeli ve Konya'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli daha yakalandı.

Devam eden çalışmalarda, 1 şüpheli daha gözaltına alındı.

Hastanede tedavileri devam eden teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ile dün yakalanan 3 şüpheliyle gözaltına alınanların sayısı 11 oldu.

Şüphelilerden 9'unun İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri sürerken, 2 teröristin tedavilerinin ardından emniyete götürüleceği öğrenildi.

Teröristler olay yerinde keşif yapmış

Polis ekiplerinin çalışmasında, teröristlerin daha önceden olay yerinde keşif yaptığı belirlendi.

Teröristlerden Onur Çelik'in eşinin de ifadesi alındı. Kadının ifadesinde, eşine saldırıyı yapmaması yönünde telkinde bulunduğunu söylediği öğrenildi.

Dünkü saldırıda teröristlerden Yunus Emre Sarman, polislerle yaşanan çatışmada öldürülerek etkisiz hale getirilmişti.

Teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ise yaralı olarak ele geçirilmişti.

Levent'teki saldırganların fotoğrafları ortaya çıktı

Beşiktaş Levent'te teröristlerle polis ekipleri arasında çatışma çıkmış, olayda 2 polis yaralanırken, 3 saldırgandan 1'i ölü, 2'si ise yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.



Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülürken, teröristler Yunus Emre S., Enes Ç., Onur Ç.,'nin fotoğrafları ortaya çıktı.

Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem

Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

08.04.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, saat 10.20'de merkez üssü Çorum'un Bayat ilçesi olan 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

11.01 kilometre derinlikte meydana gelen deprem bölgede hissedildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.