logo
14 MART 2026


İmamet ve hilâfet -1-

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) İslam dinini tebliğ edip bir Medine-i fazıl kurma noktasında 23 yıl zahmet çekip çaba harcadıktan sonra, Hicret'in on birinci yılının başlarında dünyadan göçtü.

14.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İmamet ve hilâfet -1-
İmamet ve hilâfet -1-
Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) İslam dinini tebliğ edip bir Medine-i fazıl kurma noktasında 23 yıl zahmet çekip çaba harcadıktan sonra, Hicret'in on birinci yılının başlarında dünyadan göçtü.

O Hazretin vefatıyla, her ne kadar vahiy ve nübüvvet son bulup, artık hiçbir peygamber ve yeni bir din gelmeyecektiyse de, Hz. Resulullah'ın (s.a.v.) yüklendiği vazifeler (vahyi iblâğ sorumluluğu dışında) kesinlikle son bulmamıştı.







Sonuçta, Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) vefatından sonra, bilgili ve takvalı bir kişinin, O Hazretin halifesi ve Müslümanların imam ve önderi olarak her zaman bu vazifeleri yapmayı üstlenmesi gerekiyordu.

Her ne kadar Resulullah'ın (s.a.v.) halifesinin bazı sıfatları ve onun nasıl tayin edileceği konusunda Ehl-i Beyt Ekolü'yle Ehl-i Sünnet arasında görüş farklılığı varsa da, bu konu bütün Müslümanlar tarafından kabul edilmektedir.

İlerideki ilkelerde ispatlayacağımız üzere, imamet konusu İlahî ve semâvî bir konudur ve Hz. Resulullah'ın (s.a.v.) halifesi, bizzat O Hazrete gelen İlahî vahiy kanalıyla tayin edilmelidir.







Ancak, bu konunun naklî ve şer'i delillerine değinmeden önce, bu hususta hiçbir şer'i nassın olmadığını kabul edip, o zamanın şartlarını göz önünde bulundurarak aklın neler gerektirdiğine bakalım.

Eğer bir ıslah edici, uzun yıllar boyu nice zahmetlerle bir planı uygular da insanlık için yeni bir metod sergilerse, akıl bu plan ve yeni metodunun hayatının sürdürmesi ve hatta ilerlemesi ve yayılması için, doğal olarak bir çare düşünmesi gerektiğine apaçık bir şekilde hükmetmektedir.

Nitekim bir insanın nice zahmetlerle bir bina yaptıktan sonra, onu gelecek tehlikelerden korumak için hiçbir önlem almaması, ona bakmak ve korumak için kimseyi tayin etmemesi düşünülemez.







Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.), getirdiği şeriatıyla insanlığın hayatında derin bir değişimin zeminini hazırlayan ve tamamen yeni bir medeniyetin temelini atan, insanlık tarihinin en büyük şahsiyetidir.

İnsanlığa ebedî bir din sunan ve kendi asrında insanlığa önderlik yapan O Hazret bu dini, gelecekte karşılaşması muhtemel tehlike ve afetlerden korumak ve yine ebedî ümmeti hidayet etmek ve yönetmek için kesinlikle bir çare düşünmüş ve kendisinden sonra yönetimin niteliğini açıklamıştır.







Çünkü O Hazretin ebedî bir şeriat getirmesine rağmen, kendisinden sonra onun ayakta kalmasını sağlayacak olan rehberlik konusunda bir plan sunmuş olmaması hiçbir şekilde düşünülemez. DEVAM EDECEK (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

İnsanoğlunun saadeti için en küçük meseleyi açıklamayı ihmal etmeyen bir peygamberin, insanlığın kaderini belirleyecek en önemli konuların başında gelen İslam toplumunun önderliği ve onun niteliği konusunda hiçbir şey söylememiş ve hiçbir kılavuzlukta bulunmamış ve gerçekte İslam toplumunu başı boş bırakmış olması nasıl düşünülebilir?







Dolayısıyla, Hz. Resulullah'ın (s.a.v.) kendisinden sonra hilâfet konusunda hiçbir şey söylemeden dünyadan göçtüğü iddiası kabul edilemez.

Sadr-ı İslam tarihine müracaat ederek, Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) vefatı döneminde bölge ve dünyanın içinde bulunduğu şartları göz önünde bulundurduğumuzda, imamet makamının nassla atanmasının gerekliliği anlaşılacaktır.







Çünkü O Hazret dünyadan göçtüğünde, İslam dinini bir tehlike üçgeni tehdit etmekteydi. Bu tehlike üçgeninin bir ucunu Rum (Bizans) İmparatorluğu, ikinci ucunu İran Sasani İmparatorluğu ve üçüncü ucunu ise içteki münafıklar oluşturmaktaydı. 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.