logo
08 AĞUSTOS 2026

İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'silkele' cevabı

İmamoğlu, "Öyle soruşturmayla davayla, hacizle bizi durduramazsınız. Milletin gönlünde edindiğimiz o şerefli, tertemiz yeri kirletemezsiniz. Tek yapacağınız iş; böyle devam ederseniz, tepeden aşağı kirlenirsiniz. Bu kadar söyleyeyim. Tepeden aşağı kirlenirsiniz. Ve o kirli halinizle milletin karşısına çıkarsınız. Millet de o tertemiz eliyle sizi sandıktan yollar, gidersiniz. Tarihe gömülürsünüz. Yok SGK borcu, yok belediyelerin üstüne git, yok efendim belediyelerin hesaplarına haciz koy, yok 'silkele, bilmem ne! Şaka gibi yahu! Komedi filmi" dedi.

18.12.2024 14:40:00 / Güncelleme: 18.12.2024 14:45:34
Haber Merkezi
 
İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'silkele' cevabı
İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'silkele' cevabı
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Tuzla Sosyal Yaşam Merkezi Temel Atma Töreni"ne katıldı.

İmamoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"39 İLÇESİNİN TAMAMINDA EŞİTLİKÇİ BİR SÜRECİ YAKALAYAMASAYDIK BAŞARILI OLAMAZDIK"

"Bugün eğer Tuzla'da veya İstanbul'un 39 ilçesinin tamamında eşitlikçi bir süreci yakalayamasaydık, bu hizmeti yapmasaydık, bu icraatçı ruhu buradan bütün Türkiye'ye yaymasaydık, gerçekten biz başarılı olamazdık. Başarılı olmamızın temelinde elbette iyi belediyecilik, iyi belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımız var İstanbul'da ve diğer şehirlerimizde. Elbette icraatçı ve sosyal tarafı güçlü yardımlarıyla, destekleriyle güçlü bir belediyecilik var. Günün ihtiyaçlarını çözen belediyecilik var. Ama aynı zamanda eşitlikçi bakan, her ilçeye hizmet eden bir bakış açısı var. Tuzla, bizim siyasi anlayışımıza ait bir belediye değildi ama bu yaptığımız çalışma ve düzenli hizmet anlayışıyla, bugün diğer belediye başkanlarımıza olduğu gibi, değerli Eren Ali Başkanımıza da Tuzla halkının gösterdiği teveccühle hem Büyükşehir Belediyesi oylarında hem ilçe belediyesi oylarında ciddi bir farkla birinci parti olmayı ve kazanmayı başardık. İşin nihai özeti budur yani. Onun için, emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum."

"TÜRKİYE, BİZDEN ÇOK ŞEYLER BEKLİYOR"

"Zira heyecanımızı, enerjimizi, tempomuzu her gün daha da arttırarak çalışmamızın altındaki en büyük güç, milletimize hizmet etme arzusudur. Onun için 'tam yol ileri' derken, yürekten söylüyoruz. Gerçekten içimizden gelerek ifade ediyoruz. Beş yılda, birçok konuda iş üretmenin ve üretirken nitelikli üretmenin, kaliteli üretmenin, günün ihtiyaçlarını çözerken aynı zamanda bölgesine yakışan işleri üretmenin de gururunu yaşıyorum. O bakımdan o 31 Mart'taki desteğin altyapısı çok önemli. Türkiye'nin dört bir yanını ve İstanbul'un tarihinde ilk kez bu kadar bir partiye emanet edilmiş bir siyasi haritayı, Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine İstanbul halkı emanet etmiştir. Bu, çok değerli bir sorumluluk. Ve her gün o sorumluluğun içimizde bizi titretmesi lazım. Bizim, ayağa kalkıp silkelenmemiz lazım. 'Bugün daha fazla ne yapabilirim' diyebilmemiz lazım. Bugünü ve yarını, geleceği birbirine karıştırarak güzel bir iş birliğini sağladığımızda, Türkiye, bizden çok şeyler bekliyor değerli dostlarım."

"31 MART'TA MESAJI ALIP, BAŞINI ÖNE EĞİP, YOLUNU ONA GÖRE ÇİZMEYENLER VAR"

"O yönüyle biz, mesajımızı almış, yolumuza devam ediyoruz. Mesajını almayanlar var. 31 Mart'ta mesajı alıp, başını öne eğip, yolunu ona göre çizmeyenler var; Ankara'da hükümet olduğunu düşünen anlayış. 'Düşünen' diyorum, çünkü 31 Mart'tan itibaren Türkiye'de birinci parti CHP ise ve yerel yönetimlerde bu kadar hizmet yapıyorsak, tutum ve tavrımız iktidar tavrı olmalıdır. Elbette yetkili olduğumuz alanları biliyoruz. Yetkinin bize ait olmadığı alanları da biliyoruz. Merkezi idareye ait olan alanları da biliyoruz. Ancak değerli dostlarım, kötü olan şu: Evet, 31 Mart'ta iktidar, seçim sonuçlarından gerekli dersi almadı. Seçim öncesi yaptığı hataların farkında değil. Seçim öncesi ne yaptı? Ayırmacılık, kayırmacılık yaptı, işleri engelledi. Daha kötüsü; işleri engellediği gibi, gerçekten alışılagelmemiş, hani siyasette bazen partili olma yönünde kayırmacılık uygulamalarını görmüş olabiliriz… Geçmişte de vardı bu. Ama bu seçimden önce, hatta 2019'dan itibaren yaşadığımız genel seçimler dahil, orantısız güç kullanma, rakibini ezmek, rakibini çiğnemeye çalışmak, demokraside ve hukuk devletinde asla olmayacak uygulamaları yapmak, bugünkü iktidarın yaptığı hatalar."

"ONUN İÇİN DOĞRU DÜRÜST İCRAAT YAPAMIYORLAR, ONUN İÇİN VATANDAŞA HİZMET GÖTÜREMİYORLAR"

"Yani, 'Ben seçimi niye kaybettim? Niye ikinci parti durumuna düştüm' diye ders alacağına, hatalarına devam ediyor. Trajikomiktir. Bunu her yerde hatırlatın. Trajikomik olan, seçimden önce İstanbul'da AK Partili belediyelerin kasasına, 25 ilçe belediyesinin kasasına Cumhurbaşkanlığı örtülü ödenekten 1 milyardan fazla parayı aktarmak, görülmüş bir şey değil. Yani bu, işte milletin parasını millete aktarmama duruşunun çok ahlak dışı bir tutumudur. Kamucu devlet anlayışı tutumunun tamamen dışındadır. Edebin dışındadır. O bakımdan, yarattıkları o dev israf ekonomisi ve düzenin kölesi haline geldiklerini görüyorum. Ekonomiden adalete, eğitimden birçok konuda ülkemizin ne denli sıkıntıda olduğunu hep beraber yaşıyoruz. Kamuda liyakati bir kenara bırakıp, devlet yönetiminde liyakati bir kenara bırakıp, her hususta partizanlık… Ama her hususta partizanlık… Böylesi bir duruşu, gerçekten bu millet hak etmiyor. Onun için doğru dürüst icraat yapamıyorlar. Onun için vatandaşa hizmet götüremiyorlar."

"BUNLAR, TOPLUMU GERECEKLER"

"Bakın; şu zor halimizle bile, 31 Mart'tan bugüne temel atıyoruz, hizmetleri vatandaşımızla buluşturuyoruz, açılışlar yapıyoruz. Bütün bu hizmetleri yaparken devlet adına, devletimiz adına, ekonomik krizden emeklinin cebinde parasının pul olduğu bir dönemde, eğitimde beslenemeyen çocuklardan başka ne duyuyoruz Allah aşkına? Başka ne duyuyoruz? Bunları duyuyoruz. O bakımdan şunu net olarak söylüyorum: Bunlar, toplumu gerecekler. Kutuplaştırmaya ve siyasi rakiplerini engellemeye devam edecekler. Karalayacaklar. Mümkünse siyasetin dışına atmaya çalışacaklar. Bunun peşinde olacaklar. Yetinmeyecekler, belediyelerin bir kısmına kayyım atayacaklar. İşte atadılar, Esenyurt Belediye Başkanımızı hapse koydular. Her gün bir şey uyduruyorlar. Kiracısına gidiyorlar, öğrencisine gidiyorlar. Hayatında tek bir soruşturma geçirmemiş bir insanı, bir akademisyeni, bir profesörü, kendi etkinliklerine çağırıp akıl sordukları, brifing aldıkları bir insanı, sırf CHP'den Esenyurt'ta belediye başkanı olduğu için hapse atıyorlar."

"31 MART'I NİYE KAYBETTİKLERİNİN HALA FARKINDA DEĞİLLER"

"Bunu yapan akıl, oraya kayyım atıyor. Sözüm ona devletin kaymakamını bir günde vali yardımcısı yapıyor, oradan kayyım atıyor. Belediye başkan yardımcıları, AK Parti'de siyaset yapmış insanlar. Müdürler, AK Parti'de siyaset yapmış, AK Partili siyasilerle görev yapmış insanlar. Tuzla'dan Beyoğlu'na, oradan buradan, yahu hiç mi şaşırıp bir tane de CHP'li bir belediyeden bürokrat alıp, niye götürmüyorsunuz oraya? Bu var ya, utanmazlığın aymazlığın dip halidir. Onun için 31 Mart'ı niye kaybettiklerinin hala farkında değiller. Hala devam ediyorlar kötülüğe. Memleketin insanına kötülük yapmayla devam ediyorlar. Akıllarınca bizi iş yapamaz hale getirecekler. Akıllarınca bizi başarısız gösterecekler. Ama biz, her koşulda işimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Her zorluğun üstesinden geldik, gelmeye devam ediyoruz. Unutmayın sevgili hemşerilerim; anamızın ak sütü gibi helal, 31 Mart 2019'daki seçimi, 6 Mayıs kararıyla hepimizden çaldılar. Öyle değil mi? Çaldılar mı? Bunu bile yaptılar. Bu, Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin en kara lekesidir bakın."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI: "SEN, 13 BİN OYLA İSTANBUL'U KAZANDIĞINI MI ZANNEDİYORSUN?"

"20 milyonluk bir şehrin inisiyatifini, sandıkta çıkan sonucunu hem de dil ile ikrar ederek, itiraf ederek, 'Sen, 13 bin oyla İstanbul'u kazandığını mı zannediyorsun...?' Bir oyla bile kazanılmaz mı seçim? 'Bir oyla on üç bin oyla sen seçimi kazandın mı zannediyorsun' diyerek, yargıyı baskı altında tutarak, seçimi milletin elinden çaldılar. Onun için, bunları unutmayın. 'Ne yapabilirler?' Her şeyi yapabilirler. Bizi yıldırabilirler mi? Asla! Asla! Vallahi biz hem şehrimizin, muhafızları hem de bu güzel devletimizin, Cumhuriyetimizin, demokrasimizin yılmaz bekçileriyiz, o kadar. Yılmaz bekçileriyiz. Biz, onlara benzemeyiz. Bizim prensiplerimizin kökü sağlam, temeli güçlü. Biz, 'biz' diyoruz çünkü. 'Ben' demedik. Mustafa Kemal Atatürk, bir gün 'ben' dedi mi? 'Biz' dedi, biz. Jendini düşündü mü? Düşünmedi. 'Biz' dedi; memleketini, milletini düşündü."

"BİZİMLE SİYASET YAPAN HERKES, MEMLEKETİNİ VE MİLLETİNİ DÜŞÜNECEK"

"Bizimle siyaset yapan herkes, 'biz' diyecek. Bizimle siyaset yapan herkes, memleketini ve milletini düşünecek. Partisiyle ilgili bir çember çizip, sadece onun içindekileri değil, milletini görecek. 86 milyon insanını hissedecek. 20 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul'u hissedecek. İlçesini öyle hissedecek. Bizim siyaset anlayışımız, siyaseti bir araç haline getirir, amaç haline getirmez. Partisinin başındakini kutsallaştırmaz. Onun söylediklerinin her şeyini, eğrisini, doğrusunu ölçmeyi bırakıp, 'Emir telakki ederim' demez. Doğruyu bulmak için, doğruları yapmak için, güçlü demokrasiyi üretmek için bir parçası olur. Onun için, bizim için milletin parasını millete dağıtmak esastır. Ölünüz de bundan vazgeçmeyiz. Çünkü böylesi bir yol, milletin parasını millete dağıtma yolu, bizim için haysiyet ve şeref yoludur. Bundan vazgeçmeyiz. Tam da işte bu bizim vazifemizin kökü, Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne büyütmeye çalıştığımız bu toprakların değerleri, bu toprakların insanları, görenekleri, gelenekleri, yaşamları, o insanların inançları, dili, her şeyi… Bizim esasen baktığımız mesele budur."

"ONLARIN UZMANLIĞI, MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERMİYOR"

"Milletin parasını millete vermenin erbabı, uzmanı biziz. Millet bunu gördü. Bakın; bundan vazgeçmeyecek. Onların zihniyeti, onların uzmanlığı başka. Onların uzmanlığı, milletin parasını millete vermiyor. Onların uzmanlığı, milletin parasını israf çarkının içine sokup, çarçur edip, oradan kalan posasını millete dağıtıyor. Biz ise, milletin parasının tamamını, milletin cebine sokmak için gayret ediyoruz. Buna uğraşıyoruz. Nasıl mı? Onun için kreş açıyoruz. Onun için yurtlar açıyoruz. Bakın, kreşlere bile göz koymaya çalıştılar. Yurtlar açıyoruz. Gücümüz yettikçe aşacağız. Onun için Kent Lokantaları açıyoruz. On milyonlarca insan oradan besleniyor. Onun için süt dağıtıyoruz bebelerimize. Onun için Anne Kart dağıtıyoruz yüz binlerce anneye. Onun için emekliye pazar desteği veriyoruz. Üniversiteliye burs veriyoruz. Bu sene tam 1,5 milyar lira burs veriyoruz. Evlilik desteğinden Yenidoğan Paketi'ne… Onun için ihtiyaç sahibi ailelerin amasız, fakatsız yanında olmaya devam ediyoruz. İnsanımıza katkı sunmaya devam ediyoruz. Onun için Bölgesel İstihdam Ofislerimizde 230 bine yakın insana bugüne kadar iş bulmanın gururunu yaşıyoruz. Çiftçilerimize verdiğimiz destekten her insanımızın yanında olmaya devam ediyoruz bu zor zamanda."

"ÖYLE SORUŞTURMAYLA DAVAYLA, HACİZLE BİZİ DURDURAMAZSINIZ"

"Zor zamanda yaptığımız her işin, aslında bir sosyal dayanışma olduğunu unutmadan yapıyoruz. Buradaki tesis de öyle. Onun için 20 tane kütüphaneyi 71 tane yaptık sadece 5 yılda. Her birisi bir kültür merkezi gibi çalışıyor. Onun için sosyal yaşam merkezlerini açıyor, vatandaşlarımızın hizmet alma duygularında şunu besliyoruz: Ben eşitleniyorum. Ben mağdur değilim. Onun için sosyal tesislerimizi arttırıyoruz. Daha ucuza gıdaya erişsinler, çayını, kahvesini içsinler diye. Sosyal destekleri yaparken, aynı zamanda İstanbul tarihinin en büyük altyapı yatırımlarını yapıyoruz. 100 milyarı aştı İSKİ'yle yaptığımız altyapı yatırımı 5 yılda. Sadece İSKİ. Onun için bu çalışmaları, o güçlü icraatları yapmaya devam ediyor. Öyle soruşturmayla davayla, hacizle bizi durduramazsınız. Milletin gönlünde edindiğimiz o şerefli, tertemiz yeri kirletemezsiniz. Tek yapacağınız iş; böyle devam ederseniz, tepeden aşağı kirlenirsiniz. Bu kadar söyleyeyim. Tepeden aşağı kirlenirsiniz. Ve o kirli halinizle milletin karşısına çıkarsınız. Millet de o tertemiz eliyle sizi sandıktan yollar, gidersiniz. Tarihe gömülürsünüz. Yok SGK borcu, yok belediyelerin üstüne git, yok efendim belediyelerin hesaplarına haciz koy, yok 'silkele, bilmem ne! Şaka gibi yahu! Komedi filmi."

"İLÇE BELEDİYELERİ NE İŞ YAPTI?"

"Ben, Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. Tabii ilçeleri daha iyi tanıyoruz, gidiyoruz. Geçmişte bir iki belediye; yahu helal olsun, ne güzel tesisler yapmışlar falan. Bakıyoruz; birini Spor Bakanlığı yapmış, öbürünü Kültür Turizm Bakanlığı yapmış, öbürünü Tarım Orman Bakanlığı yapmış. Tesislerin yarısından fazlasını Büyükşehir Belediyesi yapmış. Yahu ilçe belediyeleri ne iş yaptı? Sonra dönüp bakıyorum; biz beş yılda mucize yapmışız Beylikdüzü gibi bir yerde. Beylikdüzü gibi yerde mucizeler yaratmışız veya diğer arkadaşlar… Böyle bir şey olur mu? Al şunu eşit dağıt, öyle değil mi? Ve ben size bir şey söyleyeyim mi? Vallahi billahi, Tuzla'ya gelip hizmet ederken, burada… Ki o zaman da Eren Ali Başkanımız ilçe başkanıydı. Biliyor. Gelir şu koltukta otururken, bu koltuğa da o dönemin Tuzla Belediye Başkanı'nı davet ederdik. 'Çıksın, konuşma yapsın' derdik. Tuzla'ya yaptığımız işi, onun önünde anlatmanın bendeki gururu daha başka. Niye biliyor musunuz? Eşit olma duygusu beni gururlu yapar. Bunlar nasıl bir huya sahip? Bilmiyorum yani. Hani, 'Çaktırmadan benim adamıma vereyim!' Yahu gizli gizli millete dağıtsana bunu. Bunu yap. Bunu yapmıyorlar. E ne oldu? O da kasıtlı geldi, kışkırtmaya kalktı. Toplumun içinde olay çıkartmaya kalktı. Ne oldu? Milletin huzurunda kirlendi. Millet de tertemiz eliyle, bak Tuzla'da yolladı seni. Bunun özeti budur."

"MUHALEFET KONUŞMASI YAPMIYORUM, YAKARIR GİBİ ANLATIYORUM"

"Ben buradan bir muhalefet konuşması yapmıyorum. Bakın, yakarır gibi anlatıyorum. Niye biliyor musunuz? Belki düzelirler diye. Çünkü, bu kötü niyetli politikalarla beraber, bu milletin ızdırabını arttırıyorlar. Hala cebindeki para azalıyor. Hala milletin ekonomisi perişan. Ticaret perişan. Ekonomi perişan. Eğitim perişan. O bakımdan yıkıcı ve insanların canını sıkan, paramparça eden enflasyon hala düşürülemiyor. Dedim ya az önce, yok efendim SGK borcu, şu, bu… Yahu bütün SGK borcu, bütün SGK'ya alan borçlu kurumların sadece 10'da 1'i belediyeler.  2024'teki SGK'nın toplam gelirinin yüzde 2,5'u değil belediyelerin olan borcu. Belediyeler derken, bütün belediyeler yani. AK Partilisi, CHP'lisi… Göz diktiğin şeye bak. Yaptığın işe bak. Şaka gibi yani. Sonuçta bugünkü belediyelerin yarısı CHP'li değildi de 6 ay önce, 7 ay önce. Yarısı başka belediyelerde. Çoğu AK Partiliydi. Borçları oradan devraldı arkadaşlarımızın çoğu. Biz dahil. Bu bildiğiniz bir sayfa yani, ayıp değil mi? Peki ne olmalı? Yolunu da gösteriyoruz: Davet edeceksin, oturacağız. Gittik de anlattık da bakanlara. Oturacağız, borçları konuşacağız. Ödenebilecek bir şekilde yapılandırılacak ve belediyeler, onları yapılandırılmış şekliyle ödeyecek. Bunlar yapılır."

"BELEDİYENİN KASASINDAKİ PARAYA GÖZ DİKİLİR Mİ?"

"Belediyenin kasasındaki paraya göz dikilir mi? Eskiden 20 senede aldıkları, bakanlığın yapıp belediyeye devrettiği metroların tam 11 milyarını, bizden 10 ayda aldılar biliyor musunuz? 10 ayda 11 milyar lirayı cebimizden aldılar. Niye? Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partili diye. Yani ne olacak? 'Ekrem'in birazcık boğazını sıkalım, iş yapamasın!' Yahu boğaz sıktıkça biz işimizi daha çok yapıyoruz, onu söyleyeyim. Bu bakımdan, bu şekilde tutum ve tavırlardan vazgeçmezseniz, bu millet sizi, gerçekten zaten gözünden düştünüz de tamamen tarihe gömüleceksiniz. Tarihe gömüleceksiniz. Bak bu kadar net. Bakın; Türkiye'nin en itibarlı dış borçlanmasını yapan belediye olduk. Ve tarihte olmamış uygulamalarla, tahvil ihraçlarıyla yurt dışından kaynaklar bulduk. Bu kadar itibarlı bir İBB… 5 senedir, ona buna, havalara uçuşurcasına kredi dağıtan kamu bankalarından 1 lira kredi kullanamadık, bir lira, bir lira. Ayıp değil mi? Kimin bu? Milletin bu. Bakın bunları anlatın. Ama ne yaparsanız yapın, bu millet israfçı ve icraatçı yönetim arasındaki farkı görüyor. Milletin, milletin durumunun farkında değiller. Onun için ne yapacak bu millet? Rantçılık devrine son verecek, halkçılık devrine 'buyur gel kardeşim' diyecek. Bu kadar basit. Halkçılık dönemi başlayacak."

"'BEN BU YOLCULUĞUN, BU DAVANIN BİR PARÇASIYIM' DİYEN HERKES…"

"O bakımdan milletin güvenini, milletin bize olan inancını kaybetmeden işini gece gündüz yapmak, benim her dava arkadaşımın, her yol arkadaşımın boynunun borcudur. Bunu hiç kimse unutmasın. Bunun adı meclis üyesidir, bunun adı belediye başkanıdır, bunun adı bürokrattır. Adı her neyse… Sadece İstanbul'a seslenmiyorum, Türkiye'nin her yerinde, 'Ben bu yolculuğun, bu davanın bir parçasıyım' diyen herkes, çok büyük bir sorumluluk ve vebal altındadır. Amasız fakatsız, tepeden tırnağa, en baştan en küçük görev yapan arkadaşıma kadar, 'Ben bu yolun, ben bu ülkenin geleceğine başımı koymuş, elimi koymuş, kolumu koymuş, gövdemi koymuş çalışacağım' diyen bizim yol arkadaşımızdır. Bunu demiyorsa, bu yolculuğun bir parçası değildir. Bu kadar net. Ben dahil, hiçbirimiz bir gruba, bir parçaya, bir bölüme tabi değiliz. Biz, memleket yoluna tabiyiz. Biz Cumhuriyet yoluna, biz devletimizin yoluna talibiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin evlatlarıyız, ama memleket için çalışan Atatürk gençliğiyiz. Bu yürekle çalışacağız. Bu kadar net. Bunun başka bir tarifi yok. Bu yolda da engel tanımayacağız."

SURİYE MESAJLARI: "BİRİLERİ SANKİ BİR SAVAŞA GİRMİŞ, SAVAŞ KAZANMIŞ GİBİ DAVRANIYOR"

"Bakın; güneyimizde, Suriye'de çok büyük bir olaylar yaşanıyor. 13 yıllık büyük bir trajedinin, zulmün, sıkıntının parçalanmanın sonucu, şimdi başka bir dönemin başlangıcındayız. Birileri, zafer naraları atıyor. Birileri, sanki bir savaşa girmiş, savaş kazanmış gibi davranıyor. Ben nasıl bakıyorum biliyor musunuz Suriye meselesine? İktidarıyla, muhalefetiyle, yerel yönetimiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla topyekun davranmamız gereken, milli bir mesele olarak bakıyorum. Maksimum derecede sınır güvenliğini koruyan, en büyük ölçüde sınır güvenliğini teminat altına alan, Suriye'nin toprak bütünlüğü içerisinde her ferdini, her inancını, her yaşamının teminat altına alınabilmesi için en dirayetli, en muktedir devlet duruşunu gösteren, orada da bağımsız bir Suriye devleti kurularak, kendi içindeki demokrasinin var olması için en güçlü çabayı ortaya koyan, orada yaşayan hiçbir kesimin yanındayız görüntüsünü değil, herkesi koruyan kollayan, yani komşusunu öyle demokrasiye, hukuk devletine dönüşmesini sağla ki, yarınlarda onun o gücü seni de güçlendirsin… O şekliyle bakabileceğimiz bir geleceğin tasarlanması konusunda hepimiz mesulüz."

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN KÖTÜ DIŞ POLİTİKASININ YAPILDIĞI SURİYE'DE, ARTIK YANLIŞ YAPILAMAZ"

"Doğru adımlar atılmaz ise, çok büyük bir tehditler önümüzde birikir ve barındırmaktadır. Doğru adımlar atılır ise, ülkemiz adına büyük fırsatlar barındırır, barındırmaktadır. Geçmişten bugüne, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kötü dış politikasının yapıldığı Suriye'de, artık yanlış yapılamaz. Eksik davranılamaz. 'Dostum Esad'tan Esed oldu. Sonra tekrar 'dostum Esad'a dönüşürken, tekrar Esed'e dönüşen bir dış politika, tutarlı bir durum değildir. Bizi itibarsızlaştırmıştır. Bundan sonra, güçlü duruşumuzla, geleceği hep birlikte tasarlamak zorundayız. Ülkemizin birliği ve beraberliği için çok önemli konuları barındırmaktadır. Meseleye bu özle bakılmalıdır. Bu sorunlar varken, sen dönüyorsun Ekrem İmamoğlu'yla dava üzerinden uğraş, birini kayyımla içeride tut, belediyelerin hacziyle uğraş, hukuksuzluk yap, hukuku baskı altında tut vesaire vesaire… Yahu bunları bırak. Memleketin daha büyük işleri var. Memleketin sınır dışı büyük işleri var. Memleketin ekonomiyle sorunları var. Eğitimle sorunları var. Adaletle sorunları var. Bir alanda tek bir iyi hamle görelim, seni alkışlayalım. Niye bu fırsatı vermiyorsun bu millete?"

"DEVLET YÖNETİCİLİĞİ BÖYLE OLUR"

"Bu millete kötülük yapmayı bırakın. Hep beraber iyilikte yarışalım. Hep beraber daha güçlü bir ülkenin var edilmesi konusunda birlikte yarışalım. Suriye meselesi… Ben ne dedim? 'Belediye olarak hazırız. Suriyeli insanların buradan gitmesine, orada sosyal belediyecilik üzerinden, bakın kreşinden sosyal yaşam merkezlerine, bazı tesislerin yapılmasına, hizmete alınmasına, her hususta, bütün deneyimimizle seferberliğe hazırız' dedim. Hazırız. Olmak zorundayız. Çünkü bu ülkede sayısı belli olmayan, 6 milyon mu, 7 milyon mu mülteciyle karşı karşıya kaldık? Niye kaldık? Niye 13 yıldır buraya birikti? Bundan sonra bunu düzeltmek için büyük bir iş birliğine, büyük bir el birliğine, büyük bir seferberliğe, milli bir mesele üzerinden mücadeleye ihtiyacımız vardır. Bunlarla uğraşın, bunları çözün. Aynı masaya gelelim, aynı masada konuşalım. Aynı masada bu tür olayları çözmeye gayret edelim. Devlet yöneticiliği böyle olur. Devletin esasen sorunlarına çözüm bulmak böyle olur."

"AYNI ZAMANDA KREŞİ, AYNI ZAMANDA BERBERİ, AYNI ZAMANDA ETKİNLİK ALANLARI, SPOR SALONLARI OLAN BİR ALAN…"

"İşte biz, tam da bu yolculuğu anlatırken, bir yandan icraatlarımıza devam ediyoruz. İşte burada Sosyal Yaşam Merkezi… Öylesine bir sosyal yaşam merkezi değil. Burada, afet anında, bir kentsel dönüşümde acil barınma ihtiyacında ya da başka hususlarda evsiz, barksız olan bazı insanların geçici bir dönem burada barındırılıp, belki memleketlerine yollanmada ya da belli bir kitlenin buraya getirilip, bir kamp gibi eğitim aldırarak, meslek eğitimi verdirerek iş bulmalarına fırsat tanıyacağımız, geniş bir sosyal yaşam merkezi. Aynı zamanda kreşi, aynı zamanda berberi, aynı zamanda etkinlik alanları, spor salonları olan bir alan. Hemen sırtında hal binası… Proje değişikliği yaptık, hemen yanında İstanbul'un en büyük ikinci lojistik merkezini kurarak, afet anlarında çok etkili bir merkez. Yani bir nevi burası, aslında hem Tuzla için hem özellikle Anadolu yakası için önemli bir lojistik alana dönüşüyor. Farklı farklı yeni yatırımlarla beraber büyütülecek bir merkeze dönüşüyor. Yaptığımız bu iş, önemli bir iştir."

"DİĞER KONULARI NİYE KONUŞUYORUZ?"

"2025'te burada hal binamız açılacak inşallah yaz başında. Hemen yanındaki lojistikle beraber, buradaki Sosyal Yaşam Merkezi 2026'da açılacak. Ve hep birlikte burayı büyüteceğiz. Hep birlikte bu alanla beraber, dayanıklı bir şehir var edeceğiz. Bunları yapalım. Bunları yaptıkça insan mutlu. Diğer konuları niye konuşuyoruz? Mecbur konuşuyoruz. Sizin kötü aklınızı, kötü emellerinizi vatandaşın önüne seriyoruz. O bakımdan inşallah bu yolda yolculuğumuza devam edeceğiz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sorumluluğumuz büyüktür. Allah bizi mahcup etmesin milletimize. Bu yolda yürüyen her arkadaşımızın güçlü emekleriyle, Türkiye'mizin geleceği aydınlık bir gelecek olacaktır. Bu işin başka yolu yok. Hepimizin yolu açık olsun…"

Konuşmaların ardından Tuzla Sosyal Yaşam Merkezi'nin temeline ilk beton döküldü. İlk betonu döken butonlara, İmamoğlu ile beraber CHP Parti Meclisi üyeleri Bedirhan Berk, Ozan Işık, Tuzla Belediye Başkanı Bingöl, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile ilçede görev yapan muhtarlar bastı. 

Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor


 
 
Bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bu belirtiler, yaşamsal risk taşıyan ve halk arasında 'pıhtı oluşması' olarak bilinen derin ven trombozunun ilk sinyalleri olabiliyor.

08.08.2026 15:04:00
Murat Çorbacı
 
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor

En sık bacaklarda, özellikle de baldır ve uyluk bölgesindeki toplardamarlarda pıhtı oluşumuyla seyreden derin ven trombozu, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilen ciddi bir hastalık. Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi ise pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek akciğer embolisine (pulmoner emboli) neden olabilmesi. Ayrıca bacakta kalıcı şişlik, ağrı, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, sertleşme ve iyileşmesi güç olan yaralarla seyreden kalıcı damar hasarına da yol açabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, erken dönemde başlanan tedavi sayesinde pulmoner embolinin ve kalıcı damar hasarının önüne geçilebildiğini belirterek, "Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı gibi belirtiler asla ihmal edilmemelidir. Bu şikayetler derin ven trombozunun en önemli uyarı işaretleri arasında yer alır ve zaman kaybetmeden hekim değerlendirmesi gerektirir" dedi.

Yaz aylarında sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırıyor

Derin ven trombozu (DVT) genellikle bacakların derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması sonucu gelişen ciddi bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Güncel sağlık kılavuzlarına göre; hareketsizlikten obeziteye, geçirilmiş ameliyatlardan kansere, ileri yaştan hamileliğe kadar pek çok faktör pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor. Genetik yatkınlığın da tetikleyici olabildiği bu tabloda derin ven trombozu riskinin yaz aylarında artış gösterdiğini anlatan Dr. Ahmet Arif Ağlar, şu bilgileri verdi: "Bunun nedeni ise artan sıcaklık ve terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybının, yeterli sıvı tüketilmediğinde kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına sebep olabilmesidir. Özellikle ileri yaşta olan, kronik hastalığı bulunan, diüretik kullanan ve uzun süre güneş altında çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde uzun süre hareketsiz kalınan uçak, otobüs veya otomobil yolculukları da bacak toplardamarlarında kan akımını yavaşlatarak derin ven trombozu gelişme riskini artırabilmektedir."

Yeterli su tüketmek, bol hareket etmek şart!

Dr. Ahmet Arif Ağlar, derin ven trombozuna karşı yaz aylarında bazı önlemlerin mutlaka alınması gerektiğini vurgularken, "Yeterli sıvı tüketmek, uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek, özellikle 4-6 saatten uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek ve  yüksek risk grubundaki kişilerin hekimin önerdiği koruyucu önlemleri  uygulaması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. 

8 Ağustos onların günü


 
2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

08.08.2026 13:02:00
HABER MERKEZİ/AA
 
8 Ağustos onların günü
8 Ağustos onların günü

2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

Bu kapsamda, nesli tükenme tehlikesi altındaki kedi türlerinin korunması için çeşitli bilimsel ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor. Vahşi türler için doğal yaşam alanları korunurken; evcil ırklarda genetik saflığın devamı için kontrollü üretim programları uygulanıyor. Türkiye'nin simgelerinden biri olan Ankara kedisi de nesli tükenme tehlikesi altında olması nedeniyle koruma altında bulunan türler arasında yer alıyor. En eski uzun tüylü kedi ırklarından biri olarak tanımlanan ve Avrupa'da "Angora" kedisi olarak bilinen Ankara kedisi, kendine has uzun ve parlak tüyleri ve farklı renkte gözleriyle dikkati çekiyor.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.