logo
28 EYLÜL 2026

İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı

İBB'nin köklü kurumu İSKİ; tarihi yarımadada yıllardır yaşanan su baskınlarına son verecek yağmur suyu tünelinin yapımını başlattı. Unkapanı Köprüsü altında başlatılan yağmur suyu tünelini kazacak TBM cihazının çalışmasını, verdiği telsiz komutuyla başlatan İmamoğlu, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizle ilgili çarpıcı rakamlar paylaştı. "İSKİ, bu anlamda en ciddi mağdur edilen kurumumuzdur" diyen İmamoğlu, "Geçen sene 1 milyar 300 milyon ödediğimiz elektrik faturasının, bu sene 2 milyar 700 milyon olduğu yerde, bırakın zammı, indirim yapıldığı bir ortamda, bu zor günlerde işlerine ve işlemlerine devam ediyor. Çünkü bu hizmetler, geri bırakılamaz hizmetler. Bu konuda ilgili grup başkanvekilleriyle acil bir siyasi görüşme talep ettim. Eğer bu konuya olağanüstü genel kurulda çare bulunmazsa, hukuk önünde hakkımızı arayacağız. Çünkü bunun anlamı; '16 milyon İstanbulluya su verme' demektir. Bunun anlamı; '16 milyon İstanbullunun atık suyunu arıtma' demektir. Yani bugünkü bütçe değerlerimiz 14-15 milyara çıktı İSKİ'de. Geçirilen bütçemiz, 7,5-8 milyar lira. Yani bunu nasıl yöneteceksiniz? Bu olmaz" ifadelerini kullandı

19.01.2022 14:30:00
 
İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı
İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı

FATİH / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) köklü kurumu İSKİ; Vatan Caddesi, Aksaray Meydanı, Unkapanı Alt Geçidi ve Namık Kemal Caddesi'nde yıllardır yaşanan su baskınlarına son verecek yağmur suyu tünelinin yapımını başlattı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi yarımadanın kaderini değiştirecek tüneli kazacak TBM cihazının çalışmasını, verdiği telsiz komutuyla başlattı. İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu'nun eşlik ettiği İmamoğlu, gazetecilere çalışmayla ilgili değerlendirmede bulundu.

Tünelin başlama noktası olan Unkapanı Köprüsü'nü geçen yıl yürütülen hızlı çalışmayla yenilediklerini hatırlatan İmamoğlu, Alibeyköy-Eminönü tramvay hattının da Cibali'ye kadar olan bölümüyle hizmet vermeye başladığını aktardı. Unkapanı Köprüsü çevresi ve yağmur suyu tünelindeki çalışmaların tamamlanmasıyla tramvay hattının Eminönü uzayacağını vurgulayan İmamoğlu, şu bilgileri paylaştı:

ÇALIŞMALARIN DETAYLARINI ANLATTI

"Çok hızlı gidiyor arkadaşlar. Çok zor koşullarda, zor bir zemini yönetiyoruz. Daha önce Eminönü-Alibeyköy hattında, yaklaşık 60-65 metrelere kadar kazık çakmak zorunda kaldık. 2,5 kilometrelik, sözüm ona rayları takılı olan tramvay hattını tekrar söküp, tekrar yapıp, üstüne tramvayı yapmak zorunda kalmıştık. İşte aynı zemin zorluğunu burada çözerek, Eminönü'ne doğru gidiyoruz.

Çok hızlı bir biçimde, inşallah bu baharın sonunda tramvay işlemlerinin de -ki bir yandan daha erken de başlamasını hesap ediyoruz, Eminönü'nden ters yönüyle beraber- başlayarak inşallah tramvayımızı Eminönü'ne kadar taşımış olacağız. O da bu işlerinin bir parçası.

Bir başka işlem; buradaki atık suların toplanması. Bir başka işlem; buradaki yağmur sularının da Haliç'e birleşmesiyle ilgili. Hemen az ileriden de çalışmaların sürdüğü biçimiyle, İSKİ, bu bağlantıları yapmıyor. Yer altından tarihi hassasiyetleri koruyarak, buradaki tarihi kalıntıları koruyarak, kurul kararlarını alarak en doğru metotla onu yapıyoruz. Bir başka husus; buradan başlattığımız 3 metre 40 santim çapındaki tünel inşaatımız.

Bu tünel neye yarayacak? Aslında yıllardır çözüme kavuşmamış tarihi yarımadanın yağmur sularını, su baskınına sebep olan bir takım noktaların, Aksaray, Yenikapı olsun, birtakım noktaların toparlanmasını ve özellikle Aksaray aksından bu bölüme, yani Likos Deresi diye tariflediğimiz, Vatan Caddesi hattından -her ne kadar görmesek de orada bir dere var diye tarif edelim- o derenin yağmur sularını, temiz suyunu Haliç'e aktaran bir tünel sistemini burada harekete geçirmiş olacağız.

Bu işlemimiz, çok değerli bir işlem. Bir başka işlemi de Likos Deresi'nin güneyine doğru, yani Marmara Denizi'ne doğru da ihale süreçlerini arkadaşlarım yürütüyor."


"BU EKONOMİK KRİZ ORTAMINDA BIRAKIN ZAM ALMAYI, İNDİRİMLE ÇIKIYORUZ"

İSKİ'nin yaşanan ekonomik krizden en çok etkilenen İBB kurumu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, "1 yılda, yani geçen sene 1 milyar 300 milyon ödediğimiz elektrik faturası, bu sene 2 milyar 700 milyon olduğu yerde, bırakın zammı, indirim yapıldığı bir ortamda, bu zor günlerde işlerine ve işlemlerine devam ediyor. Çünkü bu hizmetler, geri bırakılamaz hizmetler. O bakımdan bulunduğumuz yerde, 4-5 tane, yıllardır ihmal edilmiş bir şantiyenin göbeğindesiniz aslında.

Daha dün mazota zam geldiği, elektriğin artık yüzde 100 küsur zamlandığı bir ortamda, biz, ne yazık ki İSKİ'den bırakın zam almayı, indirimle çıkıyoruz genel kuruldan. Tabii ki olağanüstü genel kurula taşıyacağız. Tabii ki bu konudaki kamuoyu bilgilendirmelerini yapacağız ama benim gönlümden ne geçer?

Bu tür hususları masada çözelim. Bu tür hususları, bir politik mesele yapmadan, örneğin mazota zam geliyorsa, benzine zam geliyorsa dolmuşa, taksiye nasıl zam vermeyeceksin? Mümkün mü bu yani? Yani işin tabiatına aykırı. Mecbursun. Mecbursun. Çünkü taksi de mazotunu koyacak veya gazını koyacak ve yolcu alacak, yolcu taşıyacak" dedi.

İSKİ, EN MAĞDUR EDİLEN KURUMUMUZ

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizle ilgili çarpıcı rakamlar paylaşan İmamoğlu, "İSKİ, bu anlamda en ciddi mağdur edilen kurumumuzdur. Bu konuda acil bir siyasi görüşme talep ettim. İlgili grup başkanvekilleriyle yapacağım.

Eğer bu konuya olağanüstü genel kurulda çare bulunmazsa, hukuk önünde hakkımızı arayacağız. Çünkü bunun anlamı; '16 milyon İstanbulluya su verme' demektir. Bunun anlamı; '16 milyon İstanbullunun atık suyunu arıtma' demektir.

Yani bugünkü bütçe değerlerimiz 14-15 milyara çıktı İSKİ'de. Geçirilen bütçemiz, 7,5-8 milyar lira. Yani bunu nasıl yöneteceksiniz? Bu olmaz. O bakımdan ekonomi, gerçeklerle konuşuluyor. Tablolar nettir, rakamlar nettir. Manipülasyonu yapmak isteyen dil, onu yapabilir ama o anda yapar. Bir dakika sonra biter onun ömrü ve orada hiçbir geçerliliği kalmaz. O bakımdan rakamlar, fiyatlar, ortamdaki zamlar, bunlar realitedir. Yalan konuşmazlar, gerçekleri yansıtır. Keşke bunları konuşmasaydık ama ülkemizin ekonomisi, bunu bize ne yazık ki konuşturuyor" ifadelerini kullandı.


GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI

Gazeteciler, değerlendirmelerin ardından İmamoğlu'na gündeme ilişkin sorular yöneltti. Gazetecileri soruları ve İmamoğlu'nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

- Sizin bu yatırım onayı alamayan Beylikdüzü metrosuyla ilgili yaptığınız açıklamanın ardından, Ulaştırma Bakanlığı'ndan da bir yanıt geldi. Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, yazılı açıklama yaptı. Söz konusu hattın kesin projesinin kendilerine teslim edilmediğini, mimari projenin, depremle ilgili birçok raporun evraklar arasında olmadığı ve evraklarda asal eksiklikler olduğu söyleniyor. Bu açıklamayı ilişkin değerlendirmeniz olacak mı?

"Bu neye benziyor biliyor musunuz? Yaklaşık 320 gündür, Ankara'da, Ulaştırma Bakanlığı'nda süren müzakerelerin, süren görüşmelerin, süren toplantıların üzerine, biz ne zaman ki bir açıklama yaptık, aynı bir başka bakanın Twitter üzerinden 'İnceleme başlattık' demesi gibi, bu arkadaş da Twitter üzerinden, 'Şu evrakları eksik' diye açıklama yapma zorunda kaldı. Bu Twitter neymiş ya? Yani ben diyorum ya, devletimizin kurumları, kamu kurumları, trol benzetmesine yakışan yerler değildir. 'Trol gibi davranmayın' derken bunu ispat edercesine bu tarzda girişimler ve bu tarzda yazışma modelleri geliştiren insanları, devlet aklına, devlet adabına uygun davranmaya davet ediyorum. Bu birincisi. 311 gün sonra niçin bize böyle bir cevap verdiniz biz bu açıklamayı yapar yapmaz?"

"3,5 MİLYON İNSANIN BİREBİR ETKİLENDİĞİ BİR ULAŞIM HAVZASINDA TEK BİR RAYLI SİSTEM DÖŞENMEMİŞ"

"İkincisi; bu yapılan da doğru değil, bu da yalan. Niye yalan? Ben, 'Beylikdüzü'nde yaşıyorum' diyorum. Yani benimle her şeyi konuşmakta dikkat edin ama Beylikdüzü hattını konuşurken daha da dikkatli olun.

Benim 33 yıllık yaşamım orada. Yani o metroyu normal bir vatandaş olarak hayal ederek geçirdiğim yıl sayısı 20 yılı aştı gündeme geldiği ilk günden bugüne. Onun için her aşamasını, her metrekaresini şu an çalışan arkadaşlarım kadar biliyorum. Ve göreve gelir gelmez en sıkı takip ettiğim hatlardan birisidir. Çünkü, 3,5 milyon insanın birebir etkilendiği bir ulaşım havzasında, ulaşım aksında ne yazık ki bugüne kadar tek bir raylı sistem döşenmemiştir.

O bakımdan hızla yapılması gerekir. Birkaç aşama daha söyleyeyim size. Israrla yazı yazdırttım. Ben, ben talep ettim. Neyi? Sefaköy-Beylikdüzü hattı, İBB'de kalmış; Sefaköy-İncirli hattı, Ulaştırma Bakanlığı'nda kalmış. Arkadaş, bu bir bütün olmalı. Bu bir bütün hat. Bakın normalde Büyükşehir Belediyesi sırtından yük atmak ister. Biz öyle demedik.

Bunu bütün değerlendirelim. Kredisini bütün konuşalım. Bunun yazısını yazdık. Bunun yazısına bile cevap verilmedi. Yazdığımız yazı şu: 'Biz, burayı talep ediyoruz. Siz ne zaman yapacaksınız? Yapmayacaksanız, İncirli-Sefaköy hattını, Sefaköy-Beylikdüzü hattına ekleyelim. Ve bu şekilde vatandaşlarımızın hizmetine sunalım.' Teklifimize cevap bile verilmedi. Yani cevap ne olabilir? 'Hayır, biz yapacağız. Size vermiyoruz' değil mi? Bu cevap bile vermedi. İki; cevap ne olabilir?' Evet, verelim, siz yapın.' Bir şey olur yani, 2 tane kamu kurumu."

"İSTENEN BELGELER ATILAN TWEETTE YAZILANLARDA YOK"

"Gelelim ikinci mevzuya. Yani evrakların eksikleri. Benim arkadaşlarım, defalarca Ankara'ya gidiyor. Ankara'daki o iyi niyetli bürokratlarımızın, o güzel düşünceli bürokratlarımızın zor duruma, sıkıntıya düşmesini istemiyorum. Hani var ya, Devlet Su İşleri'nde Kanal İstanbul'la ilgili bilimi yansıttığı için istifa etmek zorunda kalan…

Böyle dürüst bürokratların zor durumda kalmasını istemiyorum. Ama bakın; AYGM yetkilileri ile bizim yetkililerim gayet nizami, ahlaklı bir biçimde teknik olarak masada buluşup, konuşuyorlar zaten. 7 Eylül 2021'de, toplantıda bizden talep edilen ek belgeler var, tasarımlar var, bilgiler var. Bütün revizyonlarıyla bunları, 3 Kasım 2021 tarihli yazımızın ekinde gönderdik. Yapılan toplantıda rapor tutuluyor. Tutanak var. Orada istenilenler de 3 Kasım'da gönderiliyor. Bu istenenlerde, şu atılan tweette yazılanlar yok bu arada."

"İSTANBUL'UN SORUNLARINI BİLİYORUM"

"Bir başka konu. 3 Kasım'da konuşulan mevzulardan ikisini söyleyeyim size. Bir; 'Kanal İstanbul'la bu projenin sorunu var mı' sorusu. Ne kadar mühim? İki; daha hiç başlanmamış, bence başlanamayacak olan üç katlı tünel projesi var biliyorsunuz boğazın altından geçen.

Üstünden yol gidiyor, altından yol geliyor, ortasından metro geçiyor diye bir proje. Ben, o projeyi de uzaktan değil, yakından takip ediyorum. Çünkü İstanbul'dayım ben. Sorunlarını biliyorum, TBM'le ilgili imalatın bile iki yıl süreceğini biliyorum. Buna rağmen takip ediyorum. Onun için biz HIZRAY projesini hazırladık, ondan daha rasyonel ve daha gerçekçi proje olduğu için. 'Bu 3 katlı tünel, bu hatla uyumlu mudur?' Sorulardan birisi bu. Bir de 'Kanal İstanbul'la bu proje çakışıyor mu?' Çünkü giden muhterem Sayın Bakan'ın döneminde yapılan projelerde, orası köprüyle geçilmek istenmiş metroda. Malum oradan bir de D100 karayolunu nasıl alacaksa, 60-70-80 yükseklikten bir de onun köprüsü geçecek."



"ALLAH'IN İZNİYLE ORADA KANAL MANAL OLMAYACAK"

"Tabii bunun kamulaştırmaları, teknik zorlukları falan filan… Dedik ki; 'Ya bu iş hem İstanbul'u yormasın, -ki Allah'ın izniyle orada kanal manal olmayacak- hem de 'Hadi kanalla da bir sorun olmasın ama aynı zamanda yerin altından devam etsin' diyerek, biz işi yine yer altından çözdük zaten. Onun da cevabını verdik.

Yani dedik ki, 'Evet, bunun kanalla ilgili bir sorunu yok. Üç katlı sisteminizden de -ister üç katlı yapın ister yapmayın- raylı sistemlerle de çok kolaylıkla entegre olacak bir hat tasarladığımızı onlara verdik ve ispat ettik. Şimdi gelelim bugünkü isteklerine. Bize bu sorulmamasına rağmen, bizim şu anda kesin projelerimiz var.

Bunları da hemen teslim edebiliriz; 10-15 gün içinde teslim edebiliriz. Çünkü, zaten hızlı ilerliyoruz orada. Bir an önce ihaleye çıkmak istiyoruz. Bu nasıl bir şey biliyor musunuz? Yani 'Yanağını öpmek istiyorum' sözüm ona, soruyor, 'Yanağın nerede?' Yani aslında ne öpmeye niyeti var, ne bu işi çözmeye niyeti var. Akıl tutulması. Twitter'la cevap veriyor."

"BANA DÖNMEK ZORUNDA"

"Ben saatlerce teknik bilgiye sizi boğarım. Yani Beylikdüzü-Sefaköy'ün hattının maliyetinden, nasıl ihaleye çıkacağından, oranın hangi dış finansmanla daha makul bir çözüme ulaştırılacağından, ihale sistemine kadar; o kadar masadayım. Yahu şunu soruyorum: Size dedim ki, '2 kez aradım bu hattın önemini anlatmak için.'  Ve bu başlıkla not bıraktım özel kalemine Sayın Bakan'ın. Dönemedi.

Ben, o şahsiyeti isminden dolayı değil, bakanlık makamından dolayı arıyorum. O da bana dönmek zorunda. Niye? Cevap vermek zorunda ya da bir ilgiliyi aramak zorunda. Aratmıyorsa, aşağıdaki görüşen insanların yaptığı işe saygı duymak zorunda. Ve bunun çoktan hazine onayı çıkmalıydı. Avan projeyle niye onay verdiniz Konya'daki projeye? Bizim projemizin fersah fersah gerisinde. 'Niye verdiniz' derken, helali hoş olsun, verin.

Konya'nın da metrosu olsun, Antep'in de metrosu olsun, İstanbul'un da, İzmir'in de Ankara'nın da. Yani bütün halk, bütün millet, bunun partilisi yok, bunun kasten yapıldığını, bunun bir iş engellemesi olduğunu biliyor."

"ENGELLEYENLERİ AFİŞE EDECEĞİM"

"Bu işi gören, aklı selim bir biçimde analiz eden bir akıl var. Umuyorum o akıl, İstanbul'daki sorunları çözmeye muktedir olur. O aklın İstanbul'da da olduğunu biliyorum, hissediyorum. Siyasi görev yaptıklarını da anlıyorum, ama anlamak istemiyorum. O muktedir akılla, 'Arkadaş, sen nasıl bu hatayı yaparsın' deyip, Beylikdüzü hattına Hazine onayını ek listede hızlıca çıkarırlar.

Ben, bütün arkadaşlarıma söyleyeceğim, bütün metrobüs duraklarına, bütün üst geçitlere yazsınlar bunu. Neyi yazsınlar? 'Ey halkımız; sizin metroyla buluşmanızı engelliyorlar. Sizin 300 tane yeni metrobüs otobüsüyle buluşmanızı engelliyorlar. Zaten geciktirdiler. Çoktan olurdu onlar. Engelliyorlar.' Ben bunu bugüne kadar yapmadım, şimdi afişe edeceğim. Bunları her yere yazacağım. Ve insanlarımızın duymasını sağlayacağım."

"BENİM DERDİM, MİLLETİMİZ ZARAR GÖRMESİN"

"Ben diyorum ki, inşallah o muktedir akıl, -o da vardır AK Parti'nin içerisinde, ama İstanbul'da ama Ankara'da- bu işe kendi ihtirasını ve şahsi koltuk menfaatlerinin önünde tutarak yapılan hataları inşallah engellerler, mani olurlar. Çünkü bu, siyasi bir kazanım da değil. Ben bunları biliyorum. Ben bu senaryoları yaşadım.

Daha yeni Beylikdüzü'nde polis merkezinin açılışında anlattım nasıl engellendiğimizi. Daha önce bir caminin, yine Beylikdüzü'nde son gittiğimizde bir Kur'an kursunun açılışında anlattım. Yani bunları yaptığınız zaman ne Beylikdüzü'nde kazanıyorsunuz ne İstanbul'da kazanıyorsunuz. Ben, Beylikdüzü'nde yüzde 50'yle seçildim. Bu seçimde yüzde altmış üç aldık. İstanbul'u kazandık.

Dolayısıyla siyasi bir kazanım yok. Aslında ben onlara iyilik yapıyorum siyaseten şu andaki uyarımla. Ama benim derdim o da değil. Benim derdim, milletimiz zarar görmesin. 16 milyon İstanbulluya birlikte hizmet edelim."

"DEVLETİMİZİN, MİLLETİMİZİN PROJESİ"

"Allah aşkına şurada beş tane proje saydım Ben size CHP'nin projesi dedim mi? Der miyim? Bu akıl tutulması. Devletimizin, milletimizin projesi. Yarın 6 ay sonra, fani dünya, kimin olacağı belli olmaz, bir başkası şurada kurdele kesebilir. 

Milletin projesi. Devletin projesi. O bakımdan bu kirli siyasi akıldan arının, atın şunları çöpe. Bir insan aklıyla, vatandaş aklıyla, devlet insanı sorumluluğuyla sürece bakıp, bu sürece onay verin, destek verin. Biz de sizi alkışlayalım. Bir kez alkışlama fırsatını vermediler bize; 2,5 sene bitti.

Bir kez sizi alkışlama fırsatı vermediniz. Bir defa beni davet ettiler. O da davetli miydik, değil miydik? Atatürk Kültür Merkezi; orada da alkışladım. 'Bravo' dedim 'Ne güzel iş yapmışlar.' Bakan'ı aradım, tebrik ettim, teşekkür ettim. Bir kez davet edildim. Biz de sizi alkışlayalım kardeşim. Zor mu yani memleket adına bunu yapabilmek? Bu kadar mı gözünüz kör oldu? Bu kadar mı vicdanınız karardı? O bakımdan bahane. Efendim o eksiklik, bu eksikmiş. Kulağın nerede? Öpeyim ama yanağın nerede? Böyle bir şey olmaz. Millet bunu anlıyor. Halkımız bunu anlıyor. Akılcı tavra davet ediyorum, milletimiz adına. Nokta."

"İHALE YAPTIK' DİYOR. NE PROJESİ VAR? YOK"

- Aynı açıklamada Esenyurt metrosuyla ilgili de bir ifade vardı. '4 yıl önce ihalesi yapılmış, yatırım programını alınmış Mahmutbey-Esenyurt metrosuyla ilgili de hiçbir şey yapmadı…'

"Siyasi akıl tutulması diyorum ya, işte bu kim biliyor musun? Buradan giden o bürokratın aklı işte. Şimdi bakan ya. Allah aşkına, projesi yok. Biz, projesini bir senede tamamlayabildik. Bir sene sürdü. Projesi yok. 'İhale yaptık' diyor. Ne projesi var? Yok. Müteahhide, "Proje var, şunu başlat' diyeceğimiz proje yok. Arkadaşlarım, bir sene çılgınlar gibi çalıştılar. Parasını bulduk. Sıfır. İlerleme sıfır. İhale; ne ihalesi. Müteahhit hangi ihaleyi aldığını bilmiyor. Müteahhitleri tanıyorlar. Sorsunlar. Ben onlarla masada oturdum, konuştum bunları. Biz başlattık sıfırdan. Bunu bile alkışlayacak ferahlık yok kalbinde, aklı başka yerde. Yani kıskançlıkta. İstanbul'u, neyi, kimden aldık? Saygı duy kardeşim ya. 27 sene önce Sayın Cumhurbaşkanı bu kentte belediye başkanıydı. Şimdi bir başkası var. Ondan sonra Sayın Gürtuna geldi, geçti. Sayın Topbaş geldi, geçti. Allah rahmet eylesin göçtü, gitti. Dünya fani. Öncesi var, Sayın Sözen var, Dalan var, daha eskileri var. Kimler gelip geçmedi ki? Neyin ihtirası bu? Neyin kıskançlığı bu? Oradan da laf atıyor bize yani. O ne biliyor musun? Laf atmak. Yani altına kılçık atmak."

"4 YILIN 1,5 YILI KENDİ DÖNEMİ"

"Bir kere utanır insan. Yani matematikman utanır. '4 yıl' demişse -ben okumadım-, 4 yılın 1,5 yılı kendi dönemi. Niye o kendi döneminde 1 metrekarelik iş yapamamış? Niye başlama düzeyi yüzde 0? Yazarken bile kendini ele veriyor demek ki. '4 yıl önce yapılmış ihalede bir adım atılmadı' dediği yerde, biz, göreve gelir gelmez baktık ki projesi bile yok hazır başlanacak. Onları tamamladık. Bir bölümünün parasını bulduk, başladık. TEMA Parkı geçip, hemen ilerisindeki hastanenin oraya kadar giden bölümü tamamlayacak parasını bulduk ve başladık. Bu nasıl bir akıl tutulması? Kendini buradan bile eleveriyor. Sormazlar mı adama, '1,5 senedir peki sen ne yaptın? Oturdun burada. Yapılmamış bir işe imza atıp, parasını ödettirdin."

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.