logo
08 AĞUSTOS 2026

İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı

İBB'nin köklü kurumu İSKİ; tarihi yarımadada yıllardır yaşanan su baskınlarına son verecek yağmur suyu tünelinin yapımını başlattı. Unkapanı Köprüsü altında başlatılan yağmur suyu tünelini kazacak TBM cihazının çalışmasını, verdiği telsiz komutuyla başlatan İmamoğlu, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizle ilgili çarpıcı rakamlar paylaştı. "İSKİ, bu anlamda en ciddi mağdur edilen kurumumuzdur" diyen İmamoğlu, "Geçen sene 1 milyar 300 milyon ödediğimiz elektrik faturasının, bu sene 2 milyar 700 milyon olduğu yerde, bırakın zammı, indirim yapıldığı bir ortamda, bu zor günlerde işlerine ve işlemlerine devam ediyor. Çünkü bu hizmetler, geri bırakılamaz hizmetler. Bu konuda ilgili grup başkanvekilleriyle acil bir siyasi görüşme talep ettim. Eğer bu konuya olağanüstü genel kurulda çare bulunmazsa, hukuk önünde hakkımızı arayacağız. Çünkü bunun anlamı; '16 milyon İstanbulluya su verme' demektir. Bunun anlamı; '16 milyon İstanbullunun atık suyunu arıtma' demektir. Yani bugünkü bütçe değerlerimiz 14-15 milyara çıktı İSKİ'de. Geçirilen bütçemiz, 7,5-8 milyar lira. Yani bunu nasıl yöneteceksiniz? Bu olmaz" ifadelerini kullandı

19.01.2022 14:30:00
 
İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı
İmamoğlu’ndan ‘İSKİ’ uyarısı

FATİH / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) köklü kurumu İSKİ; Vatan Caddesi, Aksaray Meydanı, Unkapanı Alt Geçidi ve Namık Kemal Caddesi'nde yıllardır yaşanan su baskınlarına son verecek yağmur suyu tünelinin yapımını başlattı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi yarımadanın kaderini değiştirecek tüneli kazacak TBM cihazının çalışmasını, verdiği telsiz komutuyla başlattı. İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu'nun eşlik ettiği İmamoğlu, gazetecilere çalışmayla ilgili değerlendirmede bulundu.

Tünelin başlama noktası olan Unkapanı Köprüsü'nü geçen yıl yürütülen hızlı çalışmayla yenilediklerini hatırlatan İmamoğlu, Alibeyköy-Eminönü tramvay hattının da Cibali'ye kadar olan bölümüyle hizmet vermeye başladığını aktardı. Unkapanı Köprüsü çevresi ve yağmur suyu tünelindeki çalışmaların tamamlanmasıyla tramvay hattının Eminönü uzayacağını vurgulayan İmamoğlu, şu bilgileri paylaştı:

ÇALIŞMALARIN DETAYLARINI ANLATTI

"Çok hızlı gidiyor arkadaşlar. Çok zor koşullarda, zor bir zemini yönetiyoruz. Daha önce Eminönü-Alibeyköy hattında, yaklaşık 60-65 metrelere kadar kazık çakmak zorunda kaldık. 2,5 kilometrelik, sözüm ona rayları takılı olan tramvay hattını tekrar söküp, tekrar yapıp, üstüne tramvayı yapmak zorunda kalmıştık. İşte aynı zemin zorluğunu burada çözerek, Eminönü'ne doğru gidiyoruz.

Çok hızlı bir biçimde, inşallah bu baharın sonunda tramvay işlemlerinin de -ki bir yandan daha erken de başlamasını hesap ediyoruz, Eminönü'nden ters yönüyle beraber- başlayarak inşallah tramvayımızı Eminönü'ne kadar taşımış olacağız. O da bu işlerinin bir parçası.

Bir başka işlem; buradaki atık suların toplanması. Bir başka işlem; buradaki yağmur sularının da Haliç'e birleşmesiyle ilgili. Hemen az ileriden de çalışmaların sürdüğü biçimiyle, İSKİ, bu bağlantıları yapmıyor. Yer altından tarihi hassasiyetleri koruyarak, buradaki tarihi kalıntıları koruyarak, kurul kararlarını alarak en doğru metotla onu yapıyoruz. Bir başka husus; buradan başlattığımız 3 metre 40 santim çapındaki tünel inşaatımız.

Bu tünel neye yarayacak? Aslında yıllardır çözüme kavuşmamış tarihi yarımadanın yağmur sularını, su baskınına sebep olan bir takım noktaların, Aksaray, Yenikapı olsun, birtakım noktaların toparlanmasını ve özellikle Aksaray aksından bu bölüme, yani Likos Deresi diye tariflediğimiz, Vatan Caddesi hattından -her ne kadar görmesek de orada bir dere var diye tarif edelim- o derenin yağmur sularını, temiz suyunu Haliç'e aktaran bir tünel sistemini burada harekete geçirmiş olacağız.

Bu işlemimiz, çok değerli bir işlem. Bir başka işlemi de Likos Deresi'nin güneyine doğru, yani Marmara Denizi'ne doğru da ihale süreçlerini arkadaşlarım yürütüyor."


"BU EKONOMİK KRİZ ORTAMINDA BIRAKIN ZAM ALMAYI, İNDİRİMLE ÇIKIYORUZ"

İSKİ'nin yaşanan ekonomik krizden en çok etkilenen İBB kurumu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, "1 yılda, yani geçen sene 1 milyar 300 milyon ödediğimiz elektrik faturası, bu sene 2 milyar 700 milyon olduğu yerde, bırakın zammı, indirim yapıldığı bir ortamda, bu zor günlerde işlerine ve işlemlerine devam ediyor. Çünkü bu hizmetler, geri bırakılamaz hizmetler. O bakımdan bulunduğumuz yerde, 4-5 tane, yıllardır ihmal edilmiş bir şantiyenin göbeğindesiniz aslında.

Daha dün mazota zam geldiği, elektriğin artık yüzde 100 küsur zamlandığı bir ortamda, biz, ne yazık ki İSKİ'den bırakın zam almayı, indirimle çıkıyoruz genel kuruldan. Tabii ki olağanüstü genel kurula taşıyacağız. Tabii ki bu konudaki kamuoyu bilgilendirmelerini yapacağız ama benim gönlümden ne geçer?

Bu tür hususları masada çözelim. Bu tür hususları, bir politik mesele yapmadan, örneğin mazota zam geliyorsa, benzine zam geliyorsa dolmuşa, taksiye nasıl zam vermeyeceksin? Mümkün mü bu yani? Yani işin tabiatına aykırı. Mecbursun. Mecbursun. Çünkü taksi de mazotunu koyacak veya gazını koyacak ve yolcu alacak, yolcu taşıyacak" dedi.

İSKİ, EN MAĞDUR EDİLEN KURUMUMUZ

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizle ilgili çarpıcı rakamlar paylaşan İmamoğlu, "İSKİ, bu anlamda en ciddi mağdur edilen kurumumuzdur. Bu konuda acil bir siyasi görüşme talep ettim. İlgili grup başkanvekilleriyle yapacağım.

Eğer bu konuya olağanüstü genel kurulda çare bulunmazsa, hukuk önünde hakkımızı arayacağız. Çünkü bunun anlamı; '16 milyon İstanbulluya su verme' demektir. Bunun anlamı; '16 milyon İstanbullunun atık suyunu arıtma' demektir.

Yani bugünkü bütçe değerlerimiz 14-15 milyara çıktı İSKİ'de. Geçirilen bütçemiz, 7,5-8 milyar lira. Yani bunu nasıl yöneteceksiniz? Bu olmaz. O bakımdan ekonomi, gerçeklerle konuşuluyor. Tablolar nettir, rakamlar nettir. Manipülasyonu yapmak isteyen dil, onu yapabilir ama o anda yapar. Bir dakika sonra biter onun ömrü ve orada hiçbir geçerliliği kalmaz. O bakımdan rakamlar, fiyatlar, ortamdaki zamlar, bunlar realitedir. Yalan konuşmazlar, gerçekleri yansıtır. Keşke bunları konuşmasaydık ama ülkemizin ekonomisi, bunu bize ne yazık ki konuşturuyor" ifadelerini kullandı.


GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI

Gazeteciler, değerlendirmelerin ardından İmamoğlu'na gündeme ilişkin sorular yöneltti. Gazetecileri soruları ve İmamoğlu'nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

- Sizin bu yatırım onayı alamayan Beylikdüzü metrosuyla ilgili yaptığınız açıklamanın ardından, Ulaştırma Bakanlığı'ndan da bir yanıt geldi. Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, yazılı açıklama yaptı. Söz konusu hattın kesin projesinin kendilerine teslim edilmediğini, mimari projenin, depremle ilgili birçok raporun evraklar arasında olmadığı ve evraklarda asal eksiklikler olduğu söyleniyor. Bu açıklamayı ilişkin değerlendirmeniz olacak mı?

"Bu neye benziyor biliyor musunuz? Yaklaşık 320 gündür, Ankara'da, Ulaştırma Bakanlığı'nda süren müzakerelerin, süren görüşmelerin, süren toplantıların üzerine, biz ne zaman ki bir açıklama yaptık, aynı bir başka bakanın Twitter üzerinden 'İnceleme başlattık' demesi gibi, bu arkadaş da Twitter üzerinden, 'Şu evrakları eksik' diye açıklama yapma zorunda kaldı. Bu Twitter neymiş ya? Yani ben diyorum ya, devletimizin kurumları, kamu kurumları, trol benzetmesine yakışan yerler değildir. 'Trol gibi davranmayın' derken bunu ispat edercesine bu tarzda girişimler ve bu tarzda yazışma modelleri geliştiren insanları, devlet aklına, devlet adabına uygun davranmaya davet ediyorum. Bu birincisi. 311 gün sonra niçin bize böyle bir cevap verdiniz biz bu açıklamayı yapar yapmaz?"

"3,5 MİLYON İNSANIN BİREBİR ETKİLENDİĞİ BİR ULAŞIM HAVZASINDA TEK BİR RAYLI SİSTEM DÖŞENMEMİŞ"

"İkincisi; bu yapılan da doğru değil, bu da yalan. Niye yalan? Ben, 'Beylikdüzü'nde yaşıyorum' diyorum. Yani benimle her şeyi konuşmakta dikkat edin ama Beylikdüzü hattını konuşurken daha da dikkatli olun.

Benim 33 yıllık yaşamım orada. Yani o metroyu normal bir vatandaş olarak hayal ederek geçirdiğim yıl sayısı 20 yılı aştı gündeme geldiği ilk günden bugüne. Onun için her aşamasını, her metrekaresini şu an çalışan arkadaşlarım kadar biliyorum. Ve göreve gelir gelmez en sıkı takip ettiğim hatlardan birisidir. Çünkü, 3,5 milyon insanın birebir etkilendiği bir ulaşım havzasında, ulaşım aksında ne yazık ki bugüne kadar tek bir raylı sistem döşenmemiştir.

O bakımdan hızla yapılması gerekir. Birkaç aşama daha söyleyeyim size. Israrla yazı yazdırttım. Ben, ben talep ettim. Neyi? Sefaköy-Beylikdüzü hattı, İBB'de kalmış; Sefaköy-İncirli hattı, Ulaştırma Bakanlığı'nda kalmış. Arkadaş, bu bir bütün olmalı. Bu bir bütün hat. Bakın normalde Büyükşehir Belediyesi sırtından yük atmak ister. Biz öyle demedik.

Bunu bütün değerlendirelim. Kredisini bütün konuşalım. Bunun yazısını yazdık. Bunun yazısına bile cevap verilmedi. Yazdığımız yazı şu: 'Biz, burayı talep ediyoruz. Siz ne zaman yapacaksınız? Yapmayacaksanız, İncirli-Sefaköy hattını, Sefaköy-Beylikdüzü hattına ekleyelim. Ve bu şekilde vatandaşlarımızın hizmetine sunalım.' Teklifimize cevap bile verilmedi. Yani cevap ne olabilir? 'Hayır, biz yapacağız. Size vermiyoruz' değil mi? Bu cevap bile vermedi. İki; cevap ne olabilir?' Evet, verelim, siz yapın.' Bir şey olur yani, 2 tane kamu kurumu."

"İSTENEN BELGELER ATILAN TWEETTE YAZILANLARDA YOK"

"Gelelim ikinci mevzuya. Yani evrakların eksikleri. Benim arkadaşlarım, defalarca Ankara'ya gidiyor. Ankara'daki o iyi niyetli bürokratlarımızın, o güzel düşünceli bürokratlarımızın zor duruma, sıkıntıya düşmesini istemiyorum. Hani var ya, Devlet Su İşleri'nde Kanal İstanbul'la ilgili bilimi yansıttığı için istifa etmek zorunda kalan…

Böyle dürüst bürokratların zor durumda kalmasını istemiyorum. Ama bakın; AYGM yetkilileri ile bizim yetkililerim gayet nizami, ahlaklı bir biçimde teknik olarak masada buluşup, konuşuyorlar zaten. 7 Eylül 2021'de, toplantıda bizden talep edilen ek belgeler var, tasarımlar var, bilgiler var. Bütün revizyonlarıyla bunları, 3 Kasım 2021 tarihli yazımızın ekinde gönderdik. Yapılan toplantıda rapor tutuluyor. Tutanak var. Orada istenilenler de 3 Kasım'da gönderiliyor. Bu istenenlerde, şu atılan tweette yazılanlar yok bu arada."

"İSTANBUL'UN SORUNLARINI BİLİYORUM"

"Bir başka konu. 3 Kasım'da konuşulan mevzulardan ikisini söyleyeyim size. Bir; 'Kanal İstanbul'la bu projenin sorunu var mı' sorusu. Ne kadar mühim? İki; daha hiç başlanmamış, bence başlanamayacak olan üç katlı tünel projesi var biliyorsunuz boğazın altından geçen.

Üstünden yol gidiyor, altından yol geliyor, ortasından metro geçiyor diye bir proje. Ben, o projeyi de uzaktan değil, yakından takip ediyorum. Çünkü İstanbul'dayım ben. Sorunlarını biliyorum, TBM'le ilgili imalatın bile iki yıl süreceğini biliyorum. Buna rağmen takip ediyorum. Onun için biz HIZRAY projesini hazırladık, ondan daha rasyonel ve daha gerçekçi proje olduğu için. 'Bu 3 katlı tünel, bu hatla uyumlu mudur?' Sorulardan birisi bu. Bir de 'Kanal İstanbul'la bu proje çakışıyor mu?' Çünkü giden muhterem Sayın Bakan'ın döneminde yapılan projelerde, orası köprüyle geçilmek istenmiş metroda. Malum oradan bir de D100 karayolunu nasıl alacaksa, 60-70-80 yükseklikten bir de onun köprüsü geçecek."



"ALLAH'IN İZNİYLE ORADA KANAL MANAL OLMAYACAK"

"Tabii bunun kamulaştırmaları, teknik zorlukları falan filan… Dedik ki; 'Ya bu iş hem İstanbul'u yormasın, -ki Allah'ın izniyle orada kanal manal olmayacak- hem de 'Hadi kanalla da bir sorun olmasın ama aynı zamanda yerin altından devam etsin' diyerek, biz işi yine yer altından çözdük zaten. Onun da cevabını verdik.

Yani dedik ki, 'Evet, bunun kanalla ilgili bir sorunu yok. Üç katlı sisteminizden de -ister üç katlı yapın ister yapmayın- raylı sistemlerle de çok kolaylıkla entegre olacak bir hat tasarladığımızı onlara verdik ve ispat ettik. Şimdi gelelim bugünkü isteklerine. Bize bu sorulmamasına rağmen, bizim şu anda kesin projelerimiz var.

Bunları da hemen teslim edebiliriz; 10-15 gün içinde teslim edebiliriz. Çünkü, zaten hızlı ilerliyoruz orada. Bir an önce ihaleye çıkmak istiyoruz. Bu nasıl bir şey biliyor musunuz? Yani 'Yanağını öpmek istiyorum' sözüm ona, soruyor, 'Yanağın nerede?' Yani aslında ne öpmeye niyeti var, ne bu işi çözmeye niyeti var. Akıl tutulması. Twitter'la cevap veriyor."

"BANA DÖNMEK ZORUNDA"

"Ben saatlerce teknik bilgiye sizi boğarım. Yani Beylikdüzü-Sefaköy'ün hattının maliyetinden, nasıl ihaleye çıkacağından, oranın hangi dış finansmanla daha makul bir çözüme ulaştırılacağından, ihale sistemine kadar; o kadar masadayım. Yahu şunu soruyorum: Size dedim ki, '2 kez aradım bu hattın önemini anlatmak için.'  Ve bu başlıkla not bıraktım özel kalemine Sayın Bakan'ın. Dönemedi.

Ben, o şahsiyeti isminden dolayı değil, bakanlık makamından dolayı arıyorum. O da bana dönmek zorunda. Niye? Cevap vermek zorunda ya da bir ilgiliyi aramak zorunda. Aratmıyorsa, aşağıdaki görüşen insanların yaptığı işe saygı duymak zorunda. Ve bunun çoktan hazine onayı çıkmalıydı. Avan projeyle niye onay verdiniz Konya'daki projeye? Bizim projemizin fersah fersah gerisinde. 'Niye verdiniz' derken, helali hoş olsun, verin.

Konya'nın da metrosu olsun, Antep'in de metrosu olsun, İstanbul'un da, İzmir'in de Ankara'nın da. Yani bütün halk, bütün millet, bunun partilisi yok, bunun kasten yapıldığını, bunun bir iş engellemesi olduğunu biliyor."

"ENGELLEYENLERİ AFİŞE EDECEĞİM"

"Bu işi gören, aklı selim bir biçimde analiz eden bir akıl var. Umuyorum o akıl, İstanbul'daki sorunları çözmeye muktedir olur. O aklın İstanbul'da da olduğunu biliyorum, hissediyorum. Siyasi görev yaptıklarını da anlıyorum, ama anlamak istemiyorum. O muktedir akılla, 'Arkadaş, sen nasıl bu hatayı yaparsın' deyip, Beylikdüzü hattına Hazine onayını ek listede hızlıca çıkarırlar.

Ben, bütün arkadaşlarıma söyleyeceğim, bütün metrobüs duraklarına, bütün üst geçitlere yazsınlar bunu. Neyi yazsınlar? 'Ey halkımız; sizin metroyla buluşmanızı engelliyorlar. Sizin 300 tane yeni metrobüs otobüsüyle buluşmanızı engelliyorlar. Zaten geciktirdiler. Çoktan olurdu onlar. Engelliyorlar.' Ben bunu bugüne kadar yapmadım, şimdi afişe edeceğim. Bunları her yere yazacağım. Ve insanlarımızın duymasını sağlayacağım."

"BENİM DERDİM, MİLLETİMİZ ZARAR GÖRMESİN"

"Ben diyorum ki, inşallah o muktedir akıl, -o da vardır AK Parti'nin içerisinde, ama İstanbul'da ama Ankara'da- bu işe kendi ihtirasını ve şahsi koltuk menfaatlerinin önünde tutarak yapılan hataları inşallah engellerler, mani olurlar. Çünkü bu, siyasi bir kazanım da değil. Ben bunları biliyorum. Ben bu senaryoları yaşadım.

Daha yeni Beylikdüzü'nde polis merkezinin açılışında anlattım nasıl engellendiğimizi. Daha önce bir caminin, yine Beylikdüzü'nde son gittiğimizde bir Kur'an kursunun açılışında anlattım. Yani bunları yaptığınız zaman ne Beylikdüzü'nde kazanıyorsunuz ne İstanbul'da kazanıyorsunuz. Ben, Beylikdüzü'nde yüzde 50'yle seçildim. Bu seçimde yüzde altmış üç aldık. İstanbul'u kazandık.

Dolayısıyla siyasi bir kazanım yok. Aslında ben onlara iyilik yapıyorum siyaseten şu andaki uyarımla. Ama benim derdim o da değil. Benim derdim, milletimiz zarar görmesin. 16 milyon İstanbulluya birlikte hizmet edelim."

"DEVLETİMİZİN, MİLLETİMİZİN PROJESİ"

"Allah aşkına şurada beş tane proje saydım Ben size CHP'nin projesi dedim mi? Der miyim? Bu akıl tutulması. Devletimizin, milletimizin projesi. Yarın 6 ay sonra, fani dünya, kimin olacağı belli olmaz, bir başkası şurada kurdele kesebilir. 

Milletin projesi. Devletin projesi. O bakımdan bu kirli siyasi akıldan arının, atın şunları çöpe. Bir insan aklıyla, vatandaş aklıyla, devlet insanı sorumluluğuyla sürece bakıp, bu sürece onay verin, destek verin. Biz de sizi alkışlayalım. Bir kez alkışlama fırsatını vermediler bize; 2,5 sene bitti.

Bir kez sizi alkışlama fırsatı vermediniz. Bir defa beni davet ettiler. O da davetli miydik, değil miydik? Atatürk Kültür Merkezi; orada da alkışladım. 'Bravo' dedim 'Ne güzel iş yapmışlar.' Bakan'ı aradım, tebrik ettim, teşekkür ettim. Bir kez davet edildim. Biz de sizi alkışlayalım kardeşim. Zor mu yani memleket adına bunu yapabilmek? Bu kadar mı gözünüz kör oldu? Bu kadar mı vicdanınız karardı? O bakımdan bahane. Efendim o eksiklik, bu eksikmiş. Kulağın nerede? Öpeyim ama yanağın nerede? Böyle bir şey olmaz. Millet bunu anlıyor. Halkımız bunu anlıyor. Akılcı tavra davet ediyorum, milletimiz adına. Nokta."

"İHALE YAPTIK' DİYOR. NE PROJESİ VAR? YOK"

- Aynı açıklamada Esenyurt metrosuyla ilgili de bir ifade vardı. '4 yıl önce ihalesi yapılmış, yatırım programını alınmış Mahmutbey-Esenyurt metrosuyla ilgili de hiçbir şey yapmadı…'

"Siyasi akıl tutulması diyorum ya, işte bu kim biliyor musun? Buradan giden o bürokratın aklı işte. Şimdi bakan ya. Allah aşkına, projesi yok. Biz, projesini bir senede tamamlayabildik. Bir sene sürdü. Projesi yok. 'İhale yaptık' diyor. Ne projesi var? Yok. Müteahhide, "Proje var, şunu başlat' diyeceğimiz proje yok. Arkadaşlarım, bir sene çılgınlar gibi çalıştılar. Parasını bulduk. Sıfır. İlerleme sıfır. İhale; ne ihalesi. Müteahhit hangi ihaleyi aldığını bilmiyor. Müteahhitleri tanıyorlar. Sorsunlar. Ben onlarla masada oturdum, konuştum bunları. Biz başlattık sıfırdan. Bunu bile alkışlayacak ferahlık yok kalbinde, aklı başka yerde. Yani kıskançlıkta. İstanbul'u, neyi, kimden aldık? Saygı duy kardeşim ya. 27 sene önce Sayın Cumhurbaşkanı bu kentte belediye başkanıydı. Şimdi bir başkası var. Ondan sonra Sayın Gürtuna geldi, geçti. Sayın Topbaş geldi, geçti. Allah rahmet eylesin göçtü, gitti. Dünya fani. Öncesi var, Sayın Sözen var, Dalan var, daha eskileri var. Kimler gelip geçmedi ki? Neyin ihtirası bu? Neyin kıskançlığı bu? Oradan da laf atıyor bize yani. O ne biliyor musun? Laf atmak. Yani altına kılçık atmak."

"4 YILIN 1,5 YILI KENDİ DÖNEMİ"

"Bir kere utanır insan. Yani matematikman utanır. '4 yıl' demişse -ben okumadım-, 4 yılın 1,5 yılı kendi dönemi. Niye o kendi döneminde 1 metrekarelik iş yapamamış? Niye başlama düzeyi yüzde 0? Yazarken bile kendini ele veriyor demek ki. '4 yıl önce yapılmış ihalede bir adım atılmadı' dediği yerde, biz, göreve gelir gelmez baktık ki projesi bile yok hazır başlanacak. Onları tamamladık. Bir bölümünün parasını bulduk, başladık. TEMA Parkı geçip, hemen ilerisindeki hastanenin oraya kadar giden bölümü tamamlayacak parasını bulduk ve başladık. Bu nasıl bir akıl tutulması? Kendini buradan bile eleveriyor. Sormazlar mı adama, '1,5 senedir peki sen ne yaptın? Oturdun burada. Yapılmamış bir işe imza atıp, parasını ödettirdin."

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

Güvenpark'ta direniş 25. günde

Ankara Güvenpark'ta rütbeli personelle eşit özlük ve sosyal haklar talebiyle 25 gündür oturma eylemi yapan ve son 5 gündür açlık grevini sürdüren er/erbaş şehit yakınları ile malul gazileri, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ziyaret etti. Meclis gündemindeki "Çerçeve Yasa" tartışmalarının gölgesinde konuşan Özel, "Herkes 'Ben bu düzenlemelerden razıyım' diyene kadar arkanızdayız. Gözünüze bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız" dedi. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ise "Eğer bu yasada bizi ağlatırsanız size hakkımızı helal etmiyoruz" diyerek siyasi iradeye sert bir rest çekti

06.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelerek Güvenpark'ta toplanan er şehit yakınları ile er ve erbaş statüsündeki gazilerin hak arayışı kararlılıkla devam ediyor. Rütbeli personelle aralarındaki maaş, sağlık hakları, protez kalitesi ve sosyal imkan adaletsizliklerine karşı 13 Temmuz'dan bu yana oturma eylemi yapan kitle, seslerini duyurabilmek amacıyla 4 Ağustos itibarıyla açlık grevi başlattı. Siyasi partilerin yoğun ziyaret gerçekleştirdiği alana gelen son isim, kısa süre önce CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel oldu.


Özgür Özel: "Sorunlar çözülüyormuş gibi yapılması samimiyetsiz"


Güvenpark'taki eylem alanında gazilerin ve şehit ailelerinin alkışlarıyla karşılanan YENİ Parti lideri Özgür Özel, hükümetin Meclis komisyonuna getirdiği yasal düzenlemeleri sert bir dille eleştirdi. Yapılan hamlelerin bir göz boyamadan ibaret olduğunu savunan Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada 25 gün sonra bir kez daha birlikteyiz. Eylemin ilk başladığı gün, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş Genel Başkanı olarak son ziyaretimi buraya gerçekleştirmiştim. Bugün ise YENİ Parti Genel Başkanı olarak yanınızdayım. 25 gün boyunca o kararlılığın gereğini yaptınız, beş gündür de açlık greviyle tepkinizi en üst düzeye çıkardınız. Biz sonuna kadar, siz sonuç alana kadar, hakkınız teslim edilene kadar yanınızdayız. Meclis komisyonunda sanki gazilerin ve şehit ailelerinin sorunları çözülüyormuş gibi bir izlenim yaratılmasını samimiyetsiz buluyoruz. Getirilen teklifler sizin taleplerinizi ve beklentilerinizi hiçbir şekilde karşılamıyor."


"Biz gözünüze bakamayacağımız işlerin içinde olmayız"


Konuşmasında Meclis Başkanlığına sunulan ve kamuoyunda büyük tartışma yaratan yeni "Çerçeve Yasa" sürecine de değinen Özel, partisi üzerinde kurulan siyasi baskılara rağmen taviz vermeyeceklerini açıkladı. Hukukçularla birlikte metin üzerinde sabaha kadar çalıştıklarını aktaran Özel, duruşunu şu sözlerle özetledi:

"Biz zor günlerden geçiyoruz. Seçilmiş kadrolarımızın darbe niteliğinde adımlarla uzaklaştırıldığı bir süreçte, bir yandan da Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren kritik bir süreç yürütülüyor. Emin olun meseleyi ve tüm hassasiyetleri en az sizin kadar yakından takip ediyoruz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de tam olarak aynı noktadayız. Bizler şehit ailelerinin yanına varamayacağımız, gözlerinin içine bakamayacağımız hiçbir gizli ya da yanlış işin içinde olmayız. Türkiye'de terörün bitmesi, silahların tamamen susması, tek bir silahın dahi terör örgütünün elinde kalmaması ve bir daha hiçbir ocağa ateş düşmemesi için demokratik zeminde adımlar atılmasını sonuna kadar savunuyoruz."

Özel ayrıca, Türkiye genelinde hak mağduriyeti yaşayan er gazi ve şehit yakını sayısının yaklaşık 5 bin 500 kişi olduğunu belirterek, "Madem artık terör olmayacak, madem artık kan akmayacak; o halde bu vatan uğruna kolunu, bacağını, gözünü, canını vermiş bu insanlara haklarını teslim etmek devlet için hiçbir maddi yük değildir. El insaf diyerek Meclis çatısı altında sesiniz olmaya devam edeceğiz" vurgusunu yaptı.


Erdem Çerçioğlu: "Eğer bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmiyoruz"


Özgür Özel'in ardından söz alan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, siyasi partilerin getirdiği alternatif tekliflerin ve hükümetin sunduğu paketlerin mevcut yaraları sarmadığını ifade etti. Çerçioğlu, Meclis'te grubu bulunan tüm milletvekillerine doğrudan seslendiği konuşmasında şu ifadelerle isyan etti:

"Biz Cumhur İttifakı'nın meclise sunduğu kanun teklifini de komisyondaki mevcut yaklaşımları da kabul etmiyoruz. Bizim derdimiz paradan ziyade adaletle ilgilidir, rütbeli personel ile aramızdaki emsal özlük haklarımızın eşitlenmesi mücadelesidir. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu olarak açlık grevimize kararlılıkla devam edeceğiz. Buradan Meclis'teki tüm siyasilere açıkça haykırıyorum: Eğer bu hazırlanan çerçeve yasada şehit ailelerini ve gazileri bir kez daha boynu bükük bırakır, bizi ağlatırsanız, size de bu devlete de hakkımızı helal etmiyoruz!"

Haber kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Güvenpark'taki çadırlarda nöbetleşe devam eden açlık grevi eylemine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da daha önce destek ziyaretlerinde bulunarak meclis zemininde hakların savunulacağı sözünü vermişlerdi.

Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerine ilişkin ortak açıklama yayımladı

06.08.2026 16:13:00
AA
 
 Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı
 Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerine ilişkin ortak açıklama yayımladı.

Bakanlar, başta sağlık tesisleri ile tıbbi altyapının hedef alınması, sivil altyapıya yönelik saldırılar ve kadınlar ile çocuklar da dahil olmak üzere sivil kayıplarının devam etmesi olmak üzere, Gazze Şeridi'nde uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olarak süregelen İsrail ihlallerini en güçlü şekilde kınadı ve lanetledi.

İsrail'in ihlallerinin devam etmesinin uluslararası hukukun ve Gazze Barış Planı'nın ihlali olduğunun altını çizen bakanlar, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinli grupların silahların sınırlandırılmasını da içeren yol haritasını kabul ettiğini duyurmasının ardından ihlallerin devam etmesinin, planın ikinci aşamasının uygulanmasını hedefleyen uluslararası ve bölgesel çabaları sekteye uğrattığına işaret etti.

Bakanlar, ihlallerin siyasi süreci tehdit ettiğini, çatışmaları yeniden tırmandırma ve Gazze'deki insani felaketi derinleştirme riski taşıdığını belirtti.

İsrail'in uluslararası hukuk ihlalleri
Bakanlar, sivillerin korunmasının, sağlık tesisleri ile sağlık ve insani yardım alanlarında görev yapan personelin güvenliğinin sağlanmasının ve Gazze genelinde insani yardım, tıbbi malzeme ve acil yardım malzemelerinin "derhal güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılmasının" hiçbir koşul altında taviz verilemeyecek ya da zayıflatılamayacak hukuki yükümlülükler" olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi'nde İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılardan, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesinden ve "işgal altındaki Kudüs'teki" mevcut statükoyu tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan uygulamalardan "bağımsız değerlendirilemeyeceğinin" altını çizen bakanlar, bu uygulamaların güç kullanarak fiili durum yaratmayı hedefleyen sistematik politikayı oluşturduğunu kaydetti.

Bunların iki devletli çözümün temelini zayıflattığını aktaran bakanlar, söz konusu faaliyetlerin Filistin halkının meşru haklarını "marjinalleştirdiğini" bildirdi.

Bakanlar bu durumun, uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini hatırlattı.

Bakanlar ayrıca, uluslararası topluma, özellikle de BM Güvenlik Konseyi'ne, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail'i uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı Kararı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve ciddi ihlallerden sorumlu olanları hesap vermeye zorlamak üzere; sivillerin korunmasına, anlaşmanın tam olarak uygulanması için umutların korunmasına ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde pratik ve etkili önlemler almaları yönündeki çağrılarını yineledi.

İşgal altındaki Filistin topraklarını ilhak etmeye, bu topraklar üzerinde İsrail egemenliğini dayatmaya veya Filistin halkını zorla yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini vurgulayan Bakanlar, adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulmasını da içeren iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik ciddi bir siyasi sürecin başlatılması olduğunu teyit etti.

MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

MSB'den yapılan açıklamada "Terörsüz Türkiye vizyonu doğrultusunda, terörün tamamen ve kalıcı şekilde gündemden çıkarılması yalnızca ülkemizin değil, bölgemizin de barış, güvenlik ve istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yönüyle Terörsüz Türkiye, ulusal güvenliği güçlendiren ve bölgesel istikrara katkı sunan stratejik bir vizyondur" denildi 

06.08.2026 15:00:00
AA
 
MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması
MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), ülkenin güvenliğinin sağlanması, milletimizin huzurunun korunması ve devletin bekasının muhafazası amacıyla her türlü risk ve tehdit unsuruna karşı yürüttüğü faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek "Son bir hafta içerisinde 1 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir." ifadesini kullandı.

Hudutlarda kaçakçılığın önlenmesi, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadelede etkinliğin artırılması amacıyla etkin ve ileri teknolojiye dayalı tedbirler alındığına dikkati çeken Aktürk, şunları kaydetti:

"Son bir haftada, 490 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 443 olmuş, engellenen 924 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 44 bin 802'ye ulaşmıştır. Yine bu hafta içerisinde, Hakkari hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde yaklaşık 8 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir."

Aktürk, TSK'nın ikili ilişkiler ve NATO başta olmak üzere uluslararası görevler kapsamında, bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirterek, "NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi çerçevesinde 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında görev yapacak 5 adet F-16 uçağımız ile görevli personelimizin 31 Temmuz'da Estonya'ya intikali tamamlanmış, unsurlarımız 1 Ağustos itibarıyla göreve başlamıştır." diye konuştu.


İsrail


Tuğamiral Aktürk, Orta Doğu'daki gelişmelere de değinerek bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla, ABD ile İran arasında sürdürülen müzakerelerde tarafların sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesinin önemini yinelediklerini ifade etti.

Bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi önündeki en büyük engelin İsrail olduğuna dikkati çeken Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail, Gazze'de ateşkes ve kalıcı barışa yönelik diplomatik girişimlerin olumlu seyrettiği bir dönemde, bu çabaları bilinçli şekilde sabote etmeyi sürdürmektedir. İsrail'in, geçtiğimiz hafta sonu Gazze'de yerinden edilmiş sivillerin sığındığı çadır kampı ile bir sağlık tesisini hedef alması sonucu 30'dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Söz konusu saldırı, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımının son örneğini teşkil etmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail'in bu eylemlerine karşı uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkarak daha kararlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin, bölgede barış ve istikrarın tesisi açısından elzem olduğunu bir kez daha vurguluyoruz."

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in hafta içerisindeki faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:

"31 Temmuz'da, Bakan Yardımcımız Sayın Alpaslan Kavaklıoğlu'nun vefat eden kıymetli eşi için Ankara'da düzenlenen cenaze törenine katılmış, 1 Ağustos'ta Suriye Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Bakanımız bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nı ağırlayacaktır."


Eğitim ve tatbikat faaliyetleri


Tuğamiral Aktürk, TSK'nın, yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü belirtti.

Tatbikatlara ilişkin bilgi veren Aktürk, şu ifadeleri kullandı:

"20 Temmuz'da Slovakya'da başlayan Joint Fire Tatbikatı yarın, 4 Ağustos'ta Letonya'da başlayan Baltic Trust Karşı Dron Tatbikatı 14 Ağustos'ta sona erecektir. Diğer yandan, öğrenci eğitim faaliyetleri kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru San Marco tarafından 2-6 Ağustos tarih aralığında Antalya'ya, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) kapsamında Yunanistan Deniz Kuvvetlerine ait Kountouriotis ve İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Montecuccoli tarafından 4-6 Ağustos tarihleri arasında Aksaz'a, Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerimizin Açık Deniz Eğitimleri kapsamında TCG Osmangazi tarafından 5-7 Ağustos tarihleri arasında Livorno/İtalya'ya liman ziyaretleri yapılmaktadır. NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi hitamında 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında Lizbon/Portekiz'e liman ziyareti yapan TCG Oruçreis tarafından 7-11 Ağustos tarih aralığında Civitavecchia/İtalya'ya liman ziyareti gerçekleştirilecektir."


Envantere yeni giren silah sistemleri


Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve milli savunma sanayisinin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmalarının da kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda, "Tayfun Fırlatma, Taşıma Yükleme ve Komuta Kontrol Aracı, Karinalı Bot ile Milli Piyade Tüfeği MPT-76'nın" muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığı bilgisini paylaşan Aktürk, "Ayrıca, ASELSAN tarafından 'Hassas Güdüm Kiti HGK-84' ve 'Lazer Güdüm Kiti LGK-82/84' ile Roketsan tarafından 'SOM-B1T' mühimmatı Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin de yapılan planlamalara uygun şekilde yürütüldüğüne dikkati çekerek "14 Temmuz'da başlayan Milli Savunma Üniversitesi '2026 Yılı Askeri Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri' yarın 24 Temmuz'da başlayan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı '3'üncü Dönem Uzman Erbaş Temini', '4'üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini' ile '2'nci Dönem Sözleşmeli Er Temini' başvuruları 9 Ağustos sona erecektir." dedi.


"Kahramanım Mehmetçik ve Vatan" konulu resim yarışması


Milli Savunma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yürütülen işbirliği kapsamında, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen, "Kahramanım Mehmetçik ve Vatan" konulu resim yarışmasına da değinen Aktürk, şu ifadeleri kullandı:

"Yarışmada seçici kurul tarafından belirlenen eserler Bakanlığımızın X hesabında halk oylamasına açılmış olup, ilkokul kategorisindeki oylama yarın sona erecek, müteakiben ortaokul kategorisindeki oylama 14 Ağustos'a kadar devam edecektir. Yarışma sonuçları 21 Ağustos'ta Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığının resmi sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinden ilan edilecektir. Tüm vatandaşlarımızı, geleceğin sanatçılarına destek olmak ve öğrencilerimizin vatan sevgisini yansıtan eserlerine katkı sunmak amacıyla halk oylamasına katılmaya davet ediyoruz."

Tuğamiral Aktürk, TSK Komuta Kademesinin şekillendiği 2026 yılı Yüksek Askeri Şura Toplantısı'nın 4 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlendiğini hatırlatarak "Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip açıklanan Yüksek Askeri Şura kararlarının bir kez daha devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz." diye konuştu.

TSK'nın gücünü milletinden aldığına dikkati çeken Aktürk, hudutların güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, denizlerimizde ve semalarda hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar üstlenen tüm görevleri azim, kararlılık ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye devam edeceklerini bildirdi.


"Terörsüz Türkiye stratejik bir vizyondur"


Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soru üzerine Bakanlık tarafından, büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürülen terörle mücadelede, güvenlik güçlerinin üstün gayreti ve milletin desteği sayesinde büyük başarı elde edildiği belirtildi.

Bu tarihi başarıda en büyük payın, vatan uğruna fedakarlığın en yüce örneğini sergileyen şehitlerin, gazilerin ve onların ailelerine ait olduğunu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Terörsüz Türkiye vizyonu doğrultusunda, terörün tamamen ve kalıcı şekilde gündemden çıkarılması yalnızca ülkemizin değil, bölgemizin de barış, güvenlik ve istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yönüyle Terörsüz Türkiye, ulusal güvenliği güçlendiren ve bölgesel istikrara katkı sunan stratejik bir vizyondur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu süreçte üzerine düşen görev ve sorumlulukları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla yerine getirmeye devam edecek, terörle mücadelede elde edilen başarının kalıcı barış ve güvenlik ortamıyla taçlandırılması için gerekli her türlü tedbiri almaya devam edecektir."


SEEBRIG Tugayı


Güneydoğu Avrupa bölgesindeki istikrarın sağlanmasına, işbirliği ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sağlanması maksadıyla, 1999 yılında Güneydoğu Avrupa Tugayı (SEEBRIG) teşkil edildiği belirtildi.

Türkiye'nin SEEBRIG Karargahı'na 2007-2011 yılları arasında ev sahipliği yaptığı ifade edilen açıklamada, 2026-2032 yılları arasında ikinci kez ev sahipliğinin, İstanbul 3'üncü Kolordu Komutanlığı Orgeneral Muharrem Mazlum İskora Kışlası'nda yapılacağı bilgisi verildi.

Karargahın taşınmasına ve detaylarına ilişkin bilgi verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Bu kapsamda, Kumanovo/Kuzey Makedonya'da konuşlu bulunan SEEBRIG Karargahı 19-21 Temmuz 2026 tarihleri arasında SEEBRIG Karargahı envanterinde bulunan tüm araç, gereç ve malzeme İstanbul'a taşınmış ve aynı tarihlerde SEEBRIG personeli de kademeli olarak İstanbul'a intikal etmiştir. Tugay Karargahı 03 Ağustos'ta İstanbul'da tam harekat kabiliyetine ulaşmıştır. SEEBRIG Karargahı'nda 6 ülkeden (Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Kuzey Makedonya) halihazırda 28 çekirdek personel (12 Türk/16 yabancı) görev yapmaktadır. 27 Ağustos'ta SEEBRIG Karargahının Aktivasyon, Komuta Devir Teslim ve 27'nci Kuruluş Yıldönümü törenlerinin birlikte İstanbul'da icra edilmesi, 31 Ağustos'ta ise karargahın resmi olarak aktif hale getirilmesi planlanmıştır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.