logo
07 NİSAN 2026

İmamoğlu’nun ‘çılgın proje’ sayısı 32’ye çıktı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Bana sorarlar her zaman; 'Aklınızda çılgın proje var mı' diye. İstanbul adına, ekibimiz adına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 86 bin çalışanı ailesi adına en çılgın projemiz; Yuvamız İstanbul projesi" diyerek, 12 Yuvamız İstanbul kreşini aynı anda hizmete açtı. Daha önce faaliyete geçenlerle birlikte, 21 ilçede toplam 32 kreş, İstanbulluların hizmetine girmiş oldu

28.09.2021 14:46:00
İmamoğlu’nun ‘çılgın proje’ sayısı 32’ye çıktı
İmamoğlu’nun ‘çılgın proje’ sayısı 32’ye çıktı
ESENLER / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim vaatlerinde ilk sıralarda yer alan '150 mahalleye 150 kreş' projesini hayata geçirmeye devam ediyor. İBB, yeni yönetim döneminde faaliyete geçen farklı ilçe ve mahallelerdeki toplam 20 Yuvamız İstanbul kreşine, bugün 12 tane tanesini daha ekledi. Kartal, Küçükçekmece, Maltepe ve Sancaktepe'de 2'şer, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler ile Gaziosmanpaşa'da 1'er Yuvamız İstanbul kreşinin açılışı, eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI EŞİT OLMALI

Esenler Namık Kemal Mahallesi'ndeki açılışa katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Bu şehrin çocukları eşit olmalı. Hangi mahallede yaşıyorsa yaşasın, bu şehrin çocukları eşit duygularla yetişmeli ve geleceğimiz ancak bu şekilde teminat altında olur demiştik. Bu manada 150 kreş projemizle yola çıkmış. Bugün de önemli adımlarından birini atıyor olmaktan büyük bir gurur duymaktayım. Çocukların hayat mücadelesine eşit koşullarda başlayabilmesi, aynı zamanda özellikle aile bireylerinden kadınların, yani annelerin iş imkanlarıyla buluştuklarında aile bütçelerine katkı sunabiliyor olması, bizim için çağdaş bir toplum olmanın en önemli unsuruydu. Yuvamız İstanbul Projesi, daha adil bir İstanbul var etme konusundaki en önemli adımlarımızın da bir parçasıydı. Bu yolda emin adımlarla ilerlediğimizi belirtmek isterim" dedi.

ÇILGIN PROJEMİZ; YUVAMIZ İSTANBUL

150 kreş hedefini önümüzdeki sene toparlamak istediklerini belirten İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bin 500'ün üzerinde çalışanının olduğu, -çarpanıyla söylüyorum- 15 binin üzerinde çocuğumuzun kreşlere gittiğini düşünün. 15 bin çocuğun, düşünsenize toplu bir alanda bir mezuniyetini yapıyorsunuz. 4-5 dört yaşındaki 15 bin çocuğun çığlıklarını, sevincini düşünün. Onların 30 bine yakın anne-babasının gururla çocuklarıyla bir arada olduklarını düşünün. İşte o zaman İstanbul'un fırsat eşitliği haritasını hep birlikte sağlayabiliyor olmanın kıvancını da bizler yaşamış oluruz. Yani bana sorarlar her zaman; 'Aklınızda bir dev proje var mı? Ya da çılgın proje var mı' diye. İstanbul adına, ekibimiz adına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 86 bin çalışanı ailesi adına en çılgın projemiz; Yuvamız İstanbul projesi.



KREŞLER HAFTA SONU DA HİZMET VERECEK

İmamoğlu, sürecin uzman, kurum, kuruluş, üniversite, vakıf gibi birçok bileşeni ve paydaşı olduğunun da altını çizdi. Yuvamız İstanbul kreşlerinin, bu alanda en iddialı kurum ve kuruluşlarının kreşleri kadar nitelikli olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, "Aslında burada da İstanbul'un eşitlik ve adil kent kavramına katkı sunduğumuz bir bileşenden bahsediyoruz. Hiç taviz vermeden, kalıcı, güvenilir, sağlam, karakterli yapılarla aslında o çocukların, yarınlarda bu kreşlerden ne kadar gurur duyacaklarını şimdiden hissedebiliyorum" dedi. Kreşlerin hafta sonunda da kayıtlı öğrenciler dışındaki çocuklara hizmet vereceğini aktaran İmamoğlu, "Bunun birkaç katı öğrenciye, diğer kalan zamanlarda özellikle hafta sonlarında da etkinlik alanı olarak kullanarak çocukların daha fazla sayıda çocuklarımızın da bu merkezden faydalanmasını sağlayacağız. Dolayısıyla burada aslında tüm süreçlerimizde çocuklarımızı, ailelerini, sürecin içine katarak bu kentte yaşadıklarını onlarla en derin bir biçimde paylaşmak arzusundayız. Yoğun göç almış bir kentiz. Bu kentin en çok mağdur olanları, gelir seviyesi düşük ailelerimizin çocukları ve anneleridir" diye konuştu.

ŞEHRİN EŞİT VE ADİL KAVRAMINA MUAZZAM BİR KATKI

0-4 yaş arası çocuğu olan annelere ücretsiz ulaşım olanağı sağlamalarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden İmamoğlu, "12 yıllık siyasi yaşamımda, ziyaret ettiğim evlerde ve ailelerde, sadece sokağını görmüş anneleri bu kentte görmüş bir kişiyim. Dolayısıyla en azından çocukları olan annelerin bir sağlık ocağına gitmek istiyorsa, çocuğuyla beraber bir parka gitmek istiyorsa, İstanbul'un en ücra noktasında bir noktaya gidip gezmek istiyorsa; gezebilsin, görebilsin, şehri adına ilk adımı en sağlıklı biçimde atabilsin diye bu hizmeti hayata geçirdik. Özel talebimizdi ve bunun hayata geçmesiyle, neredeyse artık yüz binlerce anne diyeceğimiz kart sahibi ailelerin, annelerin çocuklarıyla bu şehri gezebilmeleri de bu şehrin eşit ve adil kavramına muazzam bir katkı sunmaktadır" ifadelerini kullandı.

ÇALIŞAN KADIN VARSA, MUTLU ÜLKE VARDIR

"Gençleri, çocukları, aileleri kattığınızda aslında sağlıklı ilişkilerin var olduğu bir toplumu da ortaya koyuyorsunuz" diyen İmamoğlu, bu bütüncül yaklaşımın toplumsal barış ve uzlaşı için de çok kıymetli olduğunun altını çizdi. "Ancak böyle mutlu bir kent, mutlu bir ülke var edebiliriz" diyen İmamoğlu, "Eğitimin sadece öğrencilerin eğitim alacağı binalar inşa etmekle olmadığını ve içerikle zenginleştiğini biliyoruz. O bakımdan eğitimci kadromuza çok güveniyoruz. Liyakatli, iyi yetişmiş ama sürekli eğitim alan inovatif bir süreçle aramıza katılan yüzlerce eğitimcimiz. Bir başka özelliği; neredeyse -biraz fazla ezici oluyor ama- yüzde 85-90 oranında kadın eğitimci oluşu. Bu da işin başka bir yönü. Bu şehirde, kadın çalışan sayısı, evine ekmek götüren, istihdam edilen kadın sayısını arttırdığımız sürece, bilelim ki mutlu aileler, mutlu mahalleler vardır, mutlu ilçeler, mutlu şehirler ve mutlu ülke vardır. Çalışmayan kadın olduğu zaman, o ülkede fakirliği konuşursunuz, yoksulluğu konuşursunuz" şeklinde konuştu.



ÇOCUKLARIMIZA VE GENÇLERİMİZE HİZMETE DEVAM EDECEĞİZ

Oluşturdukları özgün eğitim programının içeriğinin Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyeleri tarafından hazırlandığını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin, konularında uzman eğitim kurumları ve diğer dernek ve vakıflarla iş birliği yaparak, özenle, geleceğimiz olan çocuklarımıza hizmet ediyoruz. Çocuklarımıza hizmet edeceğiz. Gençlerimize hizmet edeceğiz. Esas katkı sunacağımız yer, eğitimleriyle, çocuklarımız ve gençlerimiz. Yani bugün kreşle başlayan bu süreçle, kaliteli bir eğitim politikası süreciyle ilk, orta, lise düzeyine ve de tabii ki akademik dünyada, üniversite öğrencilerine, başta yurt imkanlarını sağlayarak, onların hayata hazırlanmasını özgür bireyler olmasını, hiç kimseye bir bağlılık değil, bağımlılık değil, kendine özgüveniyle hayatta var olabilme kabiliyetini ve kapasitesini ortaya koyan güçlü bireylerin var olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturma sistemini geliştirmiş oluruz."

KREŞ VE YURTLAR İÇİN İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI

İBB olarak öğrenci yurtlarında 1000 kapasitesini yakalamak üzere olduklarını vurgulayan İmamoğlu, "İnşallah 5000 bin hedefimiz var burada. Çok hızlı çalışacağız. Gençlerimize de bu tartışılan günlerde, ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, yurt imkanını sağlama konusunda da adım attığımız için gurur duyuyoruz" dedi. Kreşler ve yurtlar konusunda kişi, kurum ve kuruluşlarla iş birliğine açık olduklarını kaydeden İmamoğlu, "Oradaki hayalimi de şöyle söyleyeyim: 5-10 bin öğrencinin özgün eğitim aldıkları okullarının dışında, yurtta vakit geçirirken, bir İstanbullu birey, bir İstanbullu genç, kentine sorumluluk taşıyan bir insan olarak kültürel, sanatsal, kendi meslekleriyle aldıkları eğitimle ilgili aktiviteler konusunda güçlü birer İstanbul gönüllüleri olmalarını arzu ediyorum. Yani o 5 bin gencin, yarınlarda belki 10 bin gencin İstanbul gönüllüsü, çevre gönüllüsü, çevreye zarar verici hangi unsur varsa onla mücadele eden, şehrin bütün güzelliklerine katkı sunan, kültür etkinliklerinde gönüllü olan, gelecekte 2036'da İstanbul Olimpiyatları'nın en öndeki gönüllü gençleri olan bir manzarayı hayal etsenize; muazzam bir şey" dedi.

16 MİLYON ÇALIŞANIMIZ VAR

"Bizim personel sayımızı tartışanlara söyleyeyim" diyen İmamoğlu, "İstanbul halkı adına bunu gururla söyleyebilirim: Bizim 16 milyon çalışanımız var. Bu kente hizmet etmek arzusuyla, bu şehre katkı sunmak arzusuyla tam 16 milyon çalışanımız var. Eskisi gibi öyle bir avuç insanla değil, 16 milyon insanla gönül birlikteliğiyle çalışan insanımız var. Bunu da duyurmak isterim" ifadelerini kullandı.

ARSLAN: 3-5 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLARIN YÜZDE 62'Sİ, OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDEN FAYDALANAMIYOR

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan da 'Yuvamız İstanbul'un göz bebekleri olduğunu belirterek, "Yuvamız İstanbul kreşleri, geçtiğimiz 2 yılda ortaya koyduğumuz insan odaklı yönetim anlayışının belki de en somut örneklerinden biri. Yalnızca sosyal hizmet alanlarında değil, üretilen tüm hizmetlerde yoksulların, kadınların, yaşlıların, gençlerin, engellilerin ve çocukların iyi olma haline bütüncül bir yatırım yapmayı son derece önemli buluyoruz. Kırılgan gruplar arasında ise en çok çocukları öncelikliyoruz. Çünkü çocuklara yapılan yatırım hem bugünümüz hem geleceğimize yapılan yatırımdır. İstanbul, 4 milyona yıla yakın çocuğa ev sahipliği yapıyor ve ne yazık ki bu çocukların yüzde 28'i yoksulluk içinde yaşıyor. Ülkemizde 3-5 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 62'si, okul öncesi eğitimden faydalanamıyor. Bu oranda biz, OECD ülkeleri arasında en son sırada yer alıyoruz. Tam da bu istatistiklerini anlattıklarından yola çıkarak, istedik ki; hiçbir anne-baba uzun saatler boyunca evini geçindirmek için çalıştığı işinde çocuğu için endişe etmesin. Çocuğunun en değerli yıllarında, 'Gerekli eğitim imkanlarına ulaşıyor mu acaba' kuşkusunu taşımasın. Bunun için kreşlerimizin her bir köşesini çocuklarımızın eşit biçimde, güven içerisinde özgürce koştuklarını hayal ederek tasarladık" diye konuştu.

12 KREŞ EŞ ZAMANLI AÇILDI

İmamoğlu, yeni açılan kreşler için bağışta bulunan Melek Erman Köni, Senem Başyurt Açev ve Tunç Şerif Üstünel'e plaketlerini verdi. Bağışçılardan Köni, duygularını, "Bu kampanyayı duyduğumda, bunun ne kadar önemli, ne kadar vazgeçilmez bir şey olduğunu, isabetli olduğunu kendim bizzat yaşamış bir insanım. Sayın Başkan'ıma, yedi göbekten İstanbullu olarak, yirmili yaşlardaki torunlarıma İstanbul'un böyle yönetilebilme ihtimali olduğunu gösterdiği için çok teşekkür ederim" sözleriyle dile getirdi. Plaket töreninin ardından toplam 12 kreşin açılışı, canlı yayında eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

21 İLÇEDE 32 KREŞ

İmamoğlu başkanlığındaki yeni İBB yönetimi, İstanbul genelinde bugüne kadar toplam 32 Yuvamız İstanbul kreşi açtı. 80 öğrenci kapasiteli kreşler, 4 sınıftan oluşuyor. Sınıflarda; 4 okul öncesi öğretmeni, 2 çocuk gelişim uzmanı, 1 birim asistanı, 1 birim sorumlusu, 1 de aralıklı gelen rehber öğretmenler görev yapıyor. 32 merkez; 150 sınıfta toplam 2183 kayıtlı çocuk eğitim görüyor. Toplam 32 Yuvamız İstanbul kreşleri, şu ilçelerde faaliyet gösteriyor:

Arnavutköy, Avcılar, Bahçelievler (2 adet), Bakırköy, Başakşehir (2 adet), Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kartal (3 adet), Küçükçekmece (3 adet), Maltepe (2 adet), Pendik (2 adet), Sancaktepe (3 adet), Silivri (2 adet), Sultanbeyli, Sultangazi.



Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme

Bahçelievler'de bıçaklanan Yonca Kölge'nin otel odasında ölü bulunmasına ilişkin gözaltına alınan eski eşi dahil olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

06.04.2026 14:54:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:57:43
İHA
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Olay, 3 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde Bahçelievler Mareşal Fevzi Çakmak 3. Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 Nisan Cuma günü saat 13.30 sıralarında Yonca Kölge (28), Salih B. ile birlikte otele giriş yapmış, odaya yerleştikten sonra Salih B., saat 17.55 sıralarında otelden tek başına ayrılmış, genç kadından haber almayan ailesi ise polisi aramıştı.

Genç kadının, Bahçelievler'de kaldığı oteli tespit edilmiş, otel odasında Yonca Kölge'nin cesedini bulmuştu.

3 yıl önce boşandıkları belirlendi

Yonca Kölge ile otele gelen şüpheli Salih B.'nin 'kasten yaralama' ve 'hırsızlık' suçlarından çok sayıda suç kaydı olduğu tespit edildi, cezaevinden izinli olarak çıktığı öğrenilen Salih B.'yi, "kasten öldürme" suçundan, Burhan B. ve Mehmet B. isimli şüpheliler ise "suçluyu kayırma" suçundan gözaltına alındı.

Salih B. ile Yonca Kölge'nin evli oldukları ve 3 yıl önce boşandıkları öğrenilm.

Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasında talepler reddedildi. Duruşmaya ara verildi

06.04.2026 14:12:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:16:23
İHA
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Mahkemede avukatların talepleri mahkeme başkanı tarafından reddedildi.



"Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım"

Saat 9.40'ta başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, sanık Nevzat Bahtiyar'a bozma kararına itirazı olup olmadığını sordu. Bahtiyar, bu konuda bir şey söylemek istemedi. Mahkeme başkanı, Nevzat Bahtiyar'a olay günü ne yaptığı sorması üzerine Bahtiyar, öğleden sonra eve geldiğinde evinin sularının kesik olduğunu ardından bu durumu bildirmek için Salim Güran'ı aradığını aktardı. Bahtiyar, "Cinayetle hiçbir alakam yok, Salim Güran beni çağırdı. Tepeye gittim. Salimle birlikte Arif Güran'ın evine geldik. Narin'in cesedini orada gördüm. En sondaki soldaki oda sanırım. Bana bu cesedi götüreceksin dedi, ben götürmüyorum dedim. Sonra silah çekti beni ve oğlumu tehdit etti, önce oğlunu sonra seni öldürürüm dedi. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Ceset battaniyeye sarılıydı. Sonra bizim ahıra gittim, cesedi orada torbaya koydum. Sonra da arabaya koydum. Sonra Yüksel Güran'ı yukarda gördüm. Ağlıyordu. Sonra Salim Güran geldi. Battaniyeyi benden aldı. 'Cesedi parça parça et kimse görmesin' dedi. Sonra ben cesedi götürdüm. Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım. Eğer Salim Güran'ın dediğini yapsaydım, ceset olmazdı, ben de burada olmazdım. Ben sadece Salim Güran'ı gördüm. Cesedi arabaya götürdükten sonra Yüksel Güran'ı gördüm, ağlıyordu. O zaman ailem güvence altında olmadığı için o ifadem doğru değil. Mahkemedeki ifadem doğru. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Pişmanım. Cesedi aldığımda çocuk ölmüştü. Ben delilleri yok etmiş olsaydım burada olmazdım'' dedi.

"Jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum"

Bahtiyar'ın ardından söz alan Arif Güran, yeni keşif talebinde bulunarak, "Bu kadar eksik bir soruşturmada ben neye inanayım. Benim her şeyi öğrenmek hakkımdır. Bu insan 6 kez ifade değiştirdi. Bu adamın ifadesiyle benim ailem yok edildi. Benim kızım katledildi. İnsanda vicdan olursa birinden üzülür de söz eder. Bana diyorlar ki mahkeme ne diyorsa kabul et. Ben kabul etmiyorum. Burada Adalet mülkün temelidir deniyor. Ben bu acı ile yaşayamam. Ben keşif istiyorum, jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum. Nevzat Bahtiyar, tehdit edildiği için konuşmadığını söylüyor. Köyde bin 700 personel vardı. Bu adam 19 gün boyunca içimizdeydi, yanımda namaz kalıyordu. O kadar jandarma vardı, istihbarat elemanı vardı. Neden tehdit edildiğini söylemedi. Salim Güran, devletten büyük müdür. Başkanım ben ölü bir insanım, ben kızımın hakkını istiyorum. Ben keşif istiyorum. Benim çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel Güran yapmışsa cezasını çeksin, Salim Güran yapmışsa cezası çeksin. Ben adalet istiyorum, kızımın hakkını istiyorum, keşif istiyorum. Narin gibi 4 tane daha çocuğum var. Benim çocuklarım okulu bıraktılar, benim çocuklarım okula gidemiyor. Narin'i korumak için 7'den 70'e iftira attılar. Ama Narin gibi 4 çocuğu daha öldürdüler. Havaalanı, Dara-2 üs bölgesinin kameralarını istiyorum. Bu davanın bu şekilde kapanmaması lazım ve kapanmayacak. Bir baba olarak bir ağabey bir kardeş olarak keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet o parmağı kessin. Salim, Yüksel, Enes, Nevzat kim olursa olsun" diye konuştu.

İfadelerin ardından duruşmaya ara verildi.

ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?

DMM'den ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma

05.04.2026 01:07:00
İhlas Haber Ajansı
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
Bazı sosyal medya hesaplarında ve dezenformasyon odaklı mecralarda, Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği ve düşürüldüğü iddia edilen ABD F-15 uçağının bu Türk sistemleriyle vurulduğu öne sürülmüştü.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı.



DMM'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, 'Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD'ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu' yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır.

Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye'nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi.

Türkiye'nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır.

Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Batının bir Şark Meselesi vardır

Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

05.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Batının bir Şark Meselesi vardır
Batının bir Şark Meselesi vardır
Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

Buraya gelmişken şunu söylemekte fayda vardır: Misyonerlik faaliyetleri aslında bir insanı, Hıristiyan ya da Musevi yapma şeklinde görünmüş olsa da, asıl amacı, yaşadığımız şu toprakları elimizden almaktır.

Batının bir Şark Meselesi vardır



Buna göre 'Türkler Orta Asya'nın mahsulü bir millettir. Zorla Anadolu' ya gelmişlerdir. Anadolu medeniyeti, Batı uygarlığına aittir. Er veya geç bu uygarlığı terk edip kendi ülkelerine dönmesi lazımdır.

Türkler Anadolu'da yaşayan insanları özellikle din yoluyla asimile ederek Türkleştirmişlerdir. Aslında orada yaşayan insanlar Türk değildir" gibi çok saçma, çok garip bir iddia ile misyonerlik faaliyetlerini maalesef ülkemizin her bölgesine yoğun bir şekilde teksif ettiler. Bu faaliyetler bugün, dünkünden çok daha fazladır.

Sizlerde biliyorsunuz ki, Karadeniz Bölgesinde de çok ciddi misyonerlik faaliyetleri var. Mesela Trabzon'daki Santa Maria Kilisesi'nin kapısını bundan 20 yıl önceye kadar açan bir tek insan yoktu. Ama şimdi?

Anlatmak istediğimiz şu: Bir insan sahipsiz kalınca, onu sahiplenip emellerine vasıl olmak isteyenlerin olması kaçınılmaz olur. Bir defa bu insanlar dindar olsun diye bu işin içerisinde değiller. Batının böyle bir derdi olmuş olsa kendi, ülkesinde, kendi vatandaşının dini ihtiyacı ile uğraşır. Böyle bir derdi yok.

Hatta batıya gidin, Türk işçilerinin yaptığı camilerin hemen hemen ekserisi kiliselerden yapılmıştır. Kendi ülkesinde böyle bir derdi olmayan Batının buradaki derdi de insanı, Hıristiyan veya Musevi' yapmak değil, Hıristiyan veya Musevi' yapmak suretiyle sen Türk değilsin" sözünü ona söyletmektir.

Ondan sonra ikinci adım da, 'Madem sen, Türk değilsin. O halde nesin? Rum'sun veya Ermenisin veya Süryani'sini' kabul ettirmektir. Üçüncü adımı da, 'dolayısıyla bu topraklar Türklerin değildir" anlayışını yerleştirmektir.

Ülkede böyle çok garip bir olay var. Maalesef bu olaya karşı herkes duyarsız. Ama bir gün gözümüzü açtığımız zaman vakit çok geçmiş olabilir. O zaman "Eyvah! Ne yaptık da bu bela başımıza geldi?" demenin de bir kıymeti olmaz.

Yanlış anlaşılmasın. Biz bir insanın herhangi bir dini tercih etmesi veya o kuralları yaşamasına karşı değiliz. Takdir edersiniz ki bizim inancımızda da bir insanın inancına hürmet etme, saygı duyma, hatta gerekirse imkan tanıma vardır.

Ama buradaki olay bu değildir. Onların, bu kapıdan girerek, yani buradaki müsamahadan istifade ederek yapmak istedikleri ülkeyi bölmektir, vatanı işgal etmektir. Biz, buna karşıyız. Dolayısıyla misyonerlik faaliyetleri vardır ve devam etmektedir.

Müslüman gelenekten gelen bir insanı Musevi, Hıristiyan yapabilmeniz, ardından da, "sen Rum'sun. Ermeni'sin"  diyebilmeniz Müslüman gelenekten gelen bir insanı bu konuda ikna etmeniz o kadar kolay bir hadise değildir.

Onun için diyalog adı altında 'canım zaten bu dinlerin hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Hepimizin Allah'ı bir. Orada da olsan budur, burada da olsan budur' demek suretiyle Tevhid Akidesini,  Teslisle karıştırıp (bal ile sirkeyi karıştırmak gibi bir olay) çok ciddi bir oyun oynuyorlar.

Bu yolla yapılmak istenilen o masum insanların akaidini,  inancını bozup,  bilahare de onu ifsad etmektir. Yani milletine, devletine karşı buğz eder bir hale getirmektir. Kabul etsek de, etmesek de bu anlayış ülkemizde var.

Ekserisi de bu olaylardan geçip bu noktaya gelen insanların devletine ve milletine karşı takındığı tavır, ifade etmek istediğimiz tavırdır. Üç-beş sene evvel insanımızda devletine, milletine, askerine, vatanına, bayrağına karşı böyle bir tavır yoktu.

Diyalog süreci içine girildiğinde bir de bakıyorsun en mukaddes değerlerini tartışmaya açmak bir tarafa küfrediyor. O insan, diyalog süreci ile o noktaya geliyor ve olay, milletin milli bünyesini tahrip edecek vahim boyutlara ulaşıyor.  Diyalog hem milli olarak, hem de dini olarak masum bir hareket değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)

Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde özel halk minibüsünün köprü direğine çarpması sonucu hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün kimlikleri belli oldu

04.04.2026 18:11:00 / Güncelleme: 04.04.2026 18:13:55
İHA
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk minibüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. Kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 14 kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün minibüs şoförü Efe Erdem (31) ile yolculardan Mehmet Sucu ve kızı Safiye Simge Sucu ile Hamiyet Bilge Uslu olduğu tespit edildi.



Hayatını kaybeden diğer kadın yolcunun kimliğini belirlemek için çalışmalar sürüyor. Otobüsün şoförü Efe Erdem'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.



Kazayla ilgili 3 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 bilirkişi de incelemelerini sürdürüyor. 

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tutuklandı

04.04.2026 12:12:00 / Güncelleme: 04.04.2026 12:27:43
Ahmet Turan Yiğit
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Hafta başında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı. Bozbey'in eşi ve kızı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 53 kişi ise tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.
Savcılık sorgusu yaklaşık 40 saat süren Bozbey'in sorgusu saat 09.00 civarında başladı. Bozbey hakkında 11.50 civarında tutuklama kararı verildi.
Bozbey'in eşi Seden Bozbey, kızı Side Bozbey ve kardeşi Ramiz Bozbey ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
 
7 ŞİRKETE KAYYUM ATANDI
 
Öte yandan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 57 kişinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 7 şirkete dün (1 Nisan) kayyum olarak atandı.
Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğince alınan kararda, şüphelilerle firmalar arasındaki para transferleri, hesap uyumsuzlukları ve bazı şirketlerin "paravan" olarak kullanıldığına yönelik iddialar yer aldı.

Mustafa Bozbey kimdir?
 
1962 yılında Bursa'nın Özlüce Mahallesi'nde doğan Bozbey, ilkokul eğitimini Özlüce İlkokulu'nda, orta ve lise öğrenimini ise Bursa Cumhuriyet Lisesi'nde tamamladı.
Anadolu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü 1984 yılında bitirdikten sonra, aynı üniversitede yüksek lisans yaparak İnşaat Yüksek Mühendisi unvanı ile mezun olan Bozbey, kendi şirketini kurarak hayatına devam etti.
18 Nisan 1999 tarihinde DSP'nin Nilüfer Belediye Başkan adayı olan Bozbey, Nilüfer İlçesi'nin üçüncü belediye başkanı oldu.
28 Mart 2004 seçimlerinde bir kez daha Nilüfer Belediye Başkanlığı'na aday olan Bozbey, seçime bu kez CHP'den girdi.
2024 yılında yapılan yerel seçimlerde CHP'nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu açıklayan Bozbey, oyların yüzde 47.62'sini alarak belediye başkanı seçildi.
8 Mayıs 2024 tarihinde yapılan Marmara Belediyeler Birliği'nin (MBB) 17. Başkanı oldu.

Belediye yönetimi el mi değiştirecek?
 
Bursa Büyükşehir Meclisi toplam 106 kişiden oluşuyor. AKP, 50 üyeyle çoğunlukta bulunuyor. AKP'ye ittifak ortağı MHP de sekiz üyeyle eşlik ediyor. Büyük Birlik Partisi ile birlikte Cumhur İttifakı toplam 59 üyeye ulaşıyor.
CHP'nin üye sayısı ise 41. Bursa'daki Meclis'in dağılımı şöyle:
 
AKP: 50
CHP: 41
MHP: 8
İYİ Parti: 3
BBP: 1
Türkiye İttifakı Partisi: 1
Yeniden Refah Partisi: 1
Bağımsız: 1
 
Bu dağılım, Cumhur İttifakı'nın Bursa Belediye Meclissi'nde çoğunluğu elinde bulundurduğunu gösteriyor. Buna göre önemizdeki günlerde belediye meclisinde yapılacak seçimde yönetimin Ak Parti'ye geçmesine kesin gözüyle bakılıyor.
 
Son dönemde CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar sonucu bazı belediyelerin yönetimi el değiştirdi.
 
Esenyurt ve Şişli'de kayyım atamalarıyla, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa'da tekrar edilen seçimlerle, Beykoz'da ise belediye yönetimindeki değişimle birlikte toplamda 5 belediye AKP yönetimine geçti.
 
Bu süreçlerde yaklaşık 1,5 milyonu aşkın seçmenin oy verdiği belediyelerin yönetiminde değişiklik yaşanması, "seçmen iradesi" tartışmalarını da beraberinde getirdi.

LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 14 Haziran'da yapılacağı duyurulan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Avustralya maçı sebebiyle bir gün öne çekilerek 13 Haziran'a alındığını açıkladı

03.04.2026 14:51:00
AA
LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti
LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aydın programı kapsamında Valilik Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"14 Haziran'da yapılacağı duyurulan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Avustralya maçı sebebiyle öne çekilebileceği" şeklindeki açıklamasıyla ilgili görüşleri sorulan Yusuf Tekin, "Anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu açıklamayı yaptık. Ne söyleyeceğini şaşıran bazı her şeye muhalif insanlar bunu da eleştirdiler. Hatta şöyle bir açıklama gördüm. 'Sınavın tarihini değiştireceğinize maçın saatini değiştirirseniz.' Çok komik, üzüntü verici şeyler bunlar." dedi.

Türkiye'nin Dünya Kupası grup aşamasındaki ilk maçının 14 Haziran Pazar günü Türkiye saatiyle 07.00 civarında başlayacağını öğrendiklerini aktaran Tekin, öğrencilerin milli heyecana ortak olabilmeleri için çalışma başlattıklarını ifade etti.

Yapılan teknik ve hukuki incelemeler sonucunda sınavın bir gün öne alınmasında engel görülmediğini dile getiren Tekin, şunları söyledi:

"Çarşamba günü itibarıyla bu konuda arkadaşlarımız çalışmaya başladılar ve 14 Haziran günü yapılacağını ilan ettiğimiz temel eğitimden ortaöğretime geçiş kapsamındaki liselere geçiş sınavının, 13 Haziran Cumartesi günü aynı saatte yapılmasına hukuken ve teknik olarak bir engel olmadığını arkadaşlarımız tespit edince biz de sınav değişikliğini yapmaya karar verdik. 13 Haziran'da sınavı yapacağız."

"12 Haziran Cuma günü idari tatil olacak"

Sınav öncesi hazırlık süreci ve velilerin okul ziyaretleri için de düzenleme yaptıklarını aktaran Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okullarımızın, sınavın pazar günü olması durumunda cumartesi günü hazırlıkların yapıldığı gün olarak, velilerimizin çocuklarının sınava girecekleri yerlerle ilgili hazırlıklarını yaptıkları bir gün olarak bizim için önemliydi. Dolayısıyla bu hazırlıklar açısından da bir sorun yaşanmaması adına 12 Haziran Cuma günü de Bakanlığımız bünyesindeki örgün eğitim kurumlarında bir gün idari izin olarak geçirilmesini bugün zannediyorum arkadaşlarımız basın açıklamasıyla duyuracaklar. Dolayısıyla 12 Haziran Cuma günü idari tatil örgün eğitim kurumlarında. 13 Haziran Cumartesi günü daha önce ilan ettiğimiz aynı saatte liselere geçiş sınavını gerçekleştirmiş olacağız. Çocuklarımıza, öğretmenlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."

İnternetten silah satıp, eleman topluyorlar: 35 gözaltı

İnternet üzerinden silah sattıkları ve dijital ortamda suç işlemek amacıyla eleman topladıkları öne sürülen kişilere yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda 35 şüphelinin yakalandığı bildirildi

03.04.2026 10:54:00
İhlas Haber Ajansı
İnternetten silah satıp, eleman topluyorlar: 35 gözaltı
İnternetten silah satıp, eleman topluyorlar: 35 gözaltı
İnternet üzerinden silah sattıkları ve dijital ortamda suç işlemek amacıyla eleman topladıkları öne sürülen kişilere yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda 35 şüphelinin yakalandığı bildirildi.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, internet üzerinden silah sattıkları iddia edilen ve dijital ortamda suç işlemek amacıyla eleman topladıkları öne sürülen kişilere yönelik geniş çaplı çalışma başlattı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya göre, dijital ortamda suç işlemek amacıyla şahıs temini ve silah satışı faaliyetlerinde bulunan kişiler takibe alındı.



Emniyet ekipleri tarafından yürütülen istihbari analiz ve veri inceleme çalışmaları neticesinde; suç içerikli paylaşımlar, kullanıcı etkileşimleri ve dijital izler detaylı şekilde değerlendirildi, bu kapsamda suça karıştığı belirlenen şahısların tüm bağlantılarıyla deşifre edildi.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah operasyonun düğmesine basıldı. İstanbul başta olmak üzere Bursa, İzmir, Adana, Konya, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır, Ankara, Manisa, Mardin, Adana ve Antalya'yı kapsayan toplam 16 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Zincirle baskınlarda 35 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gönderildi. Gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.