İman sahibinin bir adımı şükür diğeri sabırdır
İman sahibinin bir adımı şükür, diğeri sabır olursa muvaffakiyet onu takip eder. Ve şahın kapısını hemen görür
13.05.2023 08:40:00





İman sahibinin bir adımı şükür, diğeri sabır olursa muvaffakiyet onu takip eder. Ve şahın kapısını hemen görür.
Hemen o anda, bu gözün görmediği, kulağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlayamadığı şeyleri sezer. Artık bundan sonra iyilik ve kötülük nöbetleri kalkar, İlâhî âlemde karşılıklı konuşma, anlaşma, oturma hâli başlar.
Ey Iraklı, bunlara aklın eriyor mu?.. Ve ey çizilen daire içinde dönen, bunlara aklın eriyor mu?
Ey ahmak, kalkman ve oturman ihlâs dışı. Halk için namaz kılar ve yine onlar için oruç tutarsın. Gözlerin halkın yemek tabağında ve onların evinde...
Ey insan zümresinden ayrılan ve ey doğruların ve erenlerin safından çıkan, bilmez misin ki, ben, sizin büyüğünüzüm. Sizi ayara vurur, neye yaradığınızı ve ne olduğunuzu açığa çıkarırım.
Çalış, gayretini arttır; bu hâlini benden uzak et. Kılıcını benden Uzağa at.
Ey cahilcik, hele sen hiçbir hâl üzere değilsin. Hâline acırım, kopuk iplerini bağlarım. Sana daima nasihat ederim.
Çünkü ben, zındık, riyakâr ve bir deccâl olarak ölmenden korkarım. Bu işin sonucu olarak da nifak ehlini bekleyen kabir azabı ile karşılaşmandan korkarım.
Bunlardan emin olmak için bulunduğun kötü hâlleri kısmaya ve yok etmeye bak; o hâllerden soyun, takva libasına bürün.
Yakında öleceğini bil, dolayısiyle takva hâline geç. Bu sözlerimi senin için derim. Aramızda bir düşmanlık yoktur. Bu sebeple sözlerim başka bir maksada dayanmaz. Ölünce dediklerimi hatırlarsın.
Salih insanın görünüşü, hâlini anlatır. Hakk'a tam arif olanın dili tutulur, ama Hak konuşturur. Hak'la zengin olurum, sıkıntılı hâlimi O'na arz ederim.
Küçüktüm, bulunduğum yerde bana sesler gelirdi.
- Ey mübarek, diye bir ses duyar ve kaçardım. Ben yine gizlice ona benzer sesler duyarım ve bana: - Seni hayır içinde görüyorum, deniyor. Fakat, hiçbirine önem vermem.
Kurtuluş yolunu arıyorsan bana uy. Sohbetime devam et. Benden kaçan birini görürsen, hemen damganı bas. O münafıktır.
İman sahibinin hem kalp gözü hem de baş gözü bulunur. Baş gözünü yumduğu zaman kalbi açılır; kalp gözünü kapadığı zaman da baş gözü açılır. Her iki gözü ile Hakk'ın tasarrufunu, hikmetli işlerini ve tecellilerini görür.
İman sahibi tam olursa Musa peygambere gelen hitap ona da gelir. Hak ona: "Sana peygamberlik vermem ve kelâmımı nasib etmemle seni insanlardan üstün tuttum; onların üzerine seni seçtim." (A'raf/144) Buyurmuştu. Sonra şu hikâyeyi anlatmıştı:
- Sen bir gün, koyun gütmekteydin. Onlardan biri kaçtı. Sen ardından koştun. Sen de yoruldun, o da... Tuttun, bağrına bastın. Ve... 'ey mübarek, neden kendini, ayrıca beni de yordun' demiştin.
İşte perdelenmiş olmanın çeşitli sebepleri ve ilâçları var. Onun başlıca tedavisi, sebepleri araştırmak, yapılan hatadan tevbe etmek ve Hakk'a karşı irfan sahibi olmaktır.
Her bakımdan yol almış, masum ve mahfuz zâtlar için, tekvinin lâfı olmaz. Tekvin sıfatı yolda yürümekte olanlara kendini gösterir.
Ülkeleri ve bölgeleri aşmadıktan sonra sana söz hakkı tanınmaz. Karayı, denizi geçmeyince sana söz söyletilemez. Halkın ve nefsin toprağını eş. İlim ve hikmet deryasını aş, daha sonra sahile geç ve konuş..." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethu'r Rabbani eserinden)
Hemen o anda, bu gözün görmediği, kulağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlayamadığı şeyleri sezer. Artık bundan sonra iyilik ve kötülük nöbetleri kalkar, İlâhî âlemde karşılıklı konuşma, anlaşma, oturma hâli başlar.
Ey Iraklı, bunlara aklın eriyor mu?.. Ve ey çizilen daire içinde dönen, bunlara aklın eriyor mu?
Ey ahmak, kalkman ve oturman ihlâs dışı. Halk için namaz kılar ve yine onlar için oruç tutarsın. Gözlerin halkın yemek tabağında ve onların evinde...
Ey insan zümresinden ayrılan ve ey doğruların ve erenlerin safından çıkan, bilmez misin ki, ben, sizin büyüğünüzüm. Sizi ayara vurur, neye yaradığınızı ve ne olduğunuzu açığa çıkarırım.
Çalış, gayretini arttır; bu hâlini benden uzak et. Kılıcını benden Uzağa at.
Ey cahilcik, hele sen hiçbir hâl üzere değilsin. Hâline acırım, kopuk iplerini bağlarım. Sana daima nasihat ederim.
Çünkü ben, zındık, riyakâr ve bir deccâl olarak ölmenden korkarım. Bu işin sonucu olarak da nifak ehlini bekleyen kabir azabı ile karşılaşmandan korkarım.
Bunlardan emin olmak için bulunduğun kötü hâlleri kısmaya ve yok etmeye bak; o hâllerden soyun, takva libasına bürün.
Yakında öleceğini bil, dolayısiyle takva hâline geç. Bu sözlerimi senin için derim. Aramızda bir düşmanlık yoktur. Bu sebeple sözlerim başka bir maksada dayanmaz. Ölünce dediklerimi hatırlarsın.
Salih insanın görünüşü, hâlini anlatır. Hakk'a tam arif olanın dili tutulur, ama Hak konuşturur. Hak'la zengin olurum, sıkıntılı hâlimi O'na arz ederim.
Küçüktüm, bulunduğum yerde bana sesler gelirdi.
- Ey mübarek, diye bir ses duyar ve kaçardım. Ben yine gizlice ona benzer sesler duyarım ve bana: - Seni hayır içinde görüyorum, deniyor. Fakat, hiçbirine önem vermem.
Kurtuluş yolunu arıyorsan bana uy. Sohbetime devam et. Benden kaçan birini görürsen, hemen damganı bas. O münafıktır.
İman sahibinin hem kalp gözü hem de baş gözü bulunur. Baş gözünü yumduğu zaman kalbi açılır; kalp gözünü kapadığı zaman da baş gözü açılır. Her iki gözü ile Hakk'ın tasarrufunu, hikmetli işlerini ve tecellilerini görür.
İman sahibi tam olursa Musa peygambere gelen hitap ona da gelir. Hak ona: "Sana peygamberlik vermem ve kelâmımı nasib etmemle seni insanlardan üstün tuttum; onların üzerine seni seçtim." (A'raf/144) Buyurmuştu. Sonra şu hikâyeyi anlatmıştı:
- Sen bir gün, koyun gütmekteydin. Onlardan biri kaçtı. Sen ardından koştun. Sen de yoruldun, o da... Tuttun, bağrına bastın. Ve... 'ey mübarek, neden kendini, ayrıca beni de yordun' demiştin.
İşte perdelenmiş olmanın çeşitli sebepleri ve ilâçları var. Onun başlıca tedavisi, sebepleri araştırmak, yapılan hatadan tevbe etmek ve Hakk'a karşı irfan sahibi olmaktır.
Her bakımdan yol almış, masum ve mahfuz zâtlar için, tekvinin lâfı olmaz. Tekvin sıfatı yolda yürümekte olanlara kendini gösterir.
Ülkeleri ve bölgeleri aşmadıktan sonra sana söz hakkı tanınmaz. Karayı, denizi geçmeyince sana söz söyletilemez. Halkın ve nefsin toprağını eş. İlim ve hikmet deryasını aş, daha sonra sahile geç ve konuş..." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethu'r Rabbani eserinden)




























































