logo
08 AĞUSTOS 2026

İmtihan ve imtihan sırrı

Peygamberimiz (s.a.a.v.) buyurdu: “Allah sevdiği kuluna azap etmez, fakat onu imtihan edebilir

04.05.2026 00:26:00
Haber Merkezi
 
İmtihan ve imtihan sırrı
İmtihan ve imtihan sırrı
"Peygamberimiz (s.a.a.v.) buyurdu: "Allah sevdiği kuluna azap etmez, fakat onu imtihan edebilir."

Mü'min, Allah'ın kendisini, peşinden gelecek dünyevi ve uhrevi bir yarar olmadığı sürece imtihan etmeyeceğini bilir. O, (Allah'ın göndereceği) imtihana razıdır ve sabırlıdır, Rabb'ine karşı herhangi bir suçlayıcı tavır takınamaz...

Nebî -sallâllahu aleyhi vesellem- hilafsız mahbûbların efendisidir. Ve insanlar arasında en şiddetli belâya uğrayan da o olmuştur. Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah'tan hiç kimsenin korkmadığı kadar korktum. Hiç kimsenin çekmediği kadar eziyet çektim. Bilâl'in koltuk altına sıkıştırıp getirdiği dışında hiçbir yiyeceğim olmadan, otuz gün ve gece geçirdim."







Sallallahu Aleyhi Vesellem yine buyurmuştur ki: "Biz nebîler topluluğu; insanlar arasında en fazla belâya maruz kalanlar. Sonra; faziletliler ve daha az faziletliler..."

Sallallahu Aleyhi Vesellem yine şöyle buyurmuştur: "Ben, Allah'ı en çok tanıyanınız ve O'ndan en çok korkanınızım."

Neden mahbûb belâ ile imtihan edilir ve neden murad olan nazlı korkutulur?

Bunun; cennetteki âlî menzilelerine ulaşmalarından başka bir nedeni olmadığına işaret etmiştik. Çünkü cennetteki makamlar dünyadaki amellerle yükseltilir ve arttırılırlar…

Seni imtihan edecek diye Allah'tan kaçma. O seni imtihan ediyor ki; sebeplere tutunup kapısını terk edecek misin, etmeyecek misin; dış görünüşe aldanacak mısın, yoksa gerçeği mi bulacaksın; idrak edenin kapısına mı gideceksin, yoksa idrak etmeyenin mi; görenin mi, yoksa görmeyenin mi kapısına baş koyacaksın?

İnsanın başına bir iş gelirse; önce kendi kendine kurtulmaya çabalar; muvaffak olamayınca etraftan yardım istemeye koyulur. Padişahlara gider, rütbe sahiplerine yalvarır. Zenginlere koşar, hal sahiplerine gider, dua ister, himmet ister. Eğer hasta ise doktora gider şifa arar.

Bununla da kurtulamayacağını anlayınca Allah'a döner. Eğer kendi işini yapabilseydi, halka dönmeyecekti. İşini halkta bitirebilseydi; Hakk'a dönmezdi.







Burada da arzusu biraz geç kalmaya başlar. Fakat gidecek başka hiçbir yeri kalmamıştır. Durur yalvarmaya başlar. Dua eder, sena eder, ihtiyaçlarını teker teker sayar, yalvarır… Sonra bu halden de usanır; yaptığı dua ve niyazın işe yaramadığını zanneder. Bu kere dua da dâhil her şeyi bırakır. Saf temiz bir halde beklemeye başlar.

Bu kez kader-i ilahi (Allah'ı emri) neyse o zuhura gelir. Olacak olur, her şeyde Allah'ın kudretini, kuvvetini sezer.

Hakk'ın işinden başka şey görmez. Gözü O'nu görür, kulağı O'ndan işitir. Başka bir şey görse veya işitse, O'nun için görür ve O'nun için işitir… Her halde Hak'la mutmain olur. O'nun sözüyle ünsiyet peyda eder. Daima O'nun zikrine koşar. Kuvvetini Hak'tan alır. O'na tevekkül eder. Yolunu O'nun marifet nuruyla bulur…

Âdemoğlu'nun kalbi, hayır ve şer, izzet ve zillet, zenginlik ve fakirlik halleri ile istikametini bulur. Bu haller durmadan değişir. Bu değişiklik arasında kul, bütün nimetin Allah tarafından olduğunu anlar ve şükür yolunu tutar. Burada şükrün gerçek manası, tam manasıyla taattir.







Dilin ve diğer duyguların İlahi kudret önünde sesini kesmesi ve itiraz göstermeden bütün hallere sabırla karşı koymasıdır.

İman sahibinin bir adımı şükür, diğeri sabır olursa muvaffakiyet onu takip eder. Ve Şah'ın kapısını hemen görür…

Oğul! İmtihandan ve imtihana sabretmekten kaçınma! Ne imtihansız olur, ne de ona sabretmemek. Dünyanın yaradılışı senin hatırın için nasıl değişebilir! Varlıkların en hayırlıları olan peygamberler bile hep imtihan edilegelmişlerdir.

Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Allah'ın en sevgili kuluydu ve her şey O'nun için yaratılmıştı. O bile vefat edinceye dek fakirlikle, ihtiyaçla, açlıkla, savaşla ve insanların türlü eziyetleriyle sınandı.

Allah'ın ruhu ve kelimesi olan, varlık sebebi bir erkek olmayan, anadan doğma körü ve alaca hastasını iyileştiren, ölüleri bile dirilten ve duası makbul olan Hz. İsa'nın da kavmi başına bela olmuştu. Annesine iftira ediyorlar ve onu tartaklıyorlardı.

Neticede o ve havarileri onlardan kaçtılar. Ne ki, yine yakaladılar, dövüp işkence ettiler. Hz. İsa'yı asmaya kast ettiler. Ama Allah O'nu onların elinden kurtardı ve yerini düşmanlarına gösteren havariyi astırdı.







Hz. Musa'nın da başına nice sıkıntılar geldi. Hâsılı; peygamberlerden her birinin kendine mahsus bir imtihanı olmuştur.

Allah, en sevdiği kullar olan peygamberlerine bile böyle muamele etmiştir. Peki ya sen kimsin ki, Allah'ın sen ve dünya hakkındaki bilgisini değiştirmesini istiyorsun!

(Hz. Yusuf) Kardeşlerine topluca baktı, aralarında Bünyamin'i fark etti ve ona merhameti kabardı. Onları bir masaya oturttu ve kardeşi Bünyamin'i yanına alarak onunla birlikte yemek yedi.

Yemeği bitirdikleri zaman Bünyamin'in kulağına, "Ben kardeşin Yusuf'um" diye fısıldadı ve Bünyamin bu habere çok sevindi.

Sonra Hz. Yusuf; "Seni bir şey çalmış gibi gösterip hırsızlıkla suçlamak istiyorum. Bu musibete sabret" dedi.

Kardeşleri, Hz. Yusuf'un Bünyamin'e gösterdiği ilgiye şaşırmış ve Yusuf gibi onu da kıskanmışlardı. Yusuf, Bünyamin'in hırsızlığını ve ayıbını ispatlayıp, kardeşlerini memleketlerine gönderdikten sonra, ona hak ettiği değeri verdi ve onu kendisine yaklaştırdı.

Mü'min de böyledir. Allah onu has kulları arasına alınca bela ve sıkıntılarla onu imtihan eder. Sıkıntılara sabrettiği zaman ise ona ikramda bulunur ve onu kendisine yaklaştırır."  

Çoğunuz münafık olduğu halde ihlaslı olduğunu iddia ediyor. İmtihan olmasaydı, herkes iddia ettiği şeyi alırdı. Kim hilm sahibi olduğunu iddia ediyorsa, onu öfkelendirerek imtihan ederiz. Kim de cömert olduğunu iddia ediyorsa onu da kendisinden talepte bulunarak imtihan ederiz.

Yazık ki, hiçbir bedel ödemeden pek çok şeye sahip olmayı istiyorsunuz. Bu yolla hiçbir şey elde edemezsiniz. Önce bedeli ödeyin ki, karşılığında bir şey alabilesiniz."  (Abdülkadir Geylani Hazretleri)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.