logo
24 HAZİRAN 2026

İmtihan ve imtihan sırrı

Peygamberimiz (s.a.a.v.) buyurdu: “Allah sevdiği kuluna azap etmez, fakat onu imtihan edebilir

04.05.2026 00:26:00
Haber Merkezi
İmtihan ve imtihan sırrı
İmtihan ve imtihan sırrı
"Peygamberimiz (s.a.a.v.) buyurdu: "Allah sevdiği kuluna azap etmez, fakat onu imtihan edebilir."

Mü'min, Allah'ın kendisini, peşinden gelecek dünyevi ve uhrevi bir yarar olmadığı sürece imtihan etmeyeceğini bilir. O, (Allah'ın göndereceği) imtihana razıdır ve sabırlıdır, Rabb'ine karşı herhangi bir suçlayıcı tavır takınamaz...

Nebî -sallâllahu aleyhi vesellem- hilafsız mahbûbların efendisidir. Ve insanlar arasında en şiddetli belâya uğrayan da o olmuştur. Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah'tan hiç kimsenin korkmadığı kadar korktum. Hiç kimsenin çekmediği kadar eziyet çektim. Bilâl'in koltuk altına sıkıştırıp getirdiği dışında hiçbir yiyeceğim olmadan, otuz gün ve gece geçirdim."







Sallallahu Aleyhi Vesellem yine buyurmuştur ki: "Biz nebîler topluluğu; insanlar arasında en fazla belâya maruz kalanlar. Sonra; faziletliler ve daha az faziletliler..."

Sallallahu Aleyhi Vesellem yine şöyle buyurmuştur: "Ben, Allah'ı en çok tanıyanınız ve O'ndan en çok korkanınızım."

Neden mahbûb belâ ile imtihan edilir ve neden murad olan nazlı korkutulur?

Bunun; cennetteki âlî menzilelerine ulaşmalarından başka bir nedeni olmadığına işaret etmiştik. Çünkü cennetteki makamlar dünyadaki amellerle yükseltilir ve arttırılırlar…

Seni imtihan edecek diye Allah'tan kaçma. O seni imtihan ediyor ki; sebeplere tutunup kapısını terk edecek misin, etmeyecek misin; dış görünüşe aldanacak mısın, yoksa gerçeği mi bulacaksın; idrak edenin kapısına mı gideceksin, yoksa idrak etmeyenin mi; görenin mi, yoksa görmeyenin mi kapısına baş koyacaksın?

İnsanın başına bir iş gelirse; önce kendi kendine kurtulmaya çabalar; muvaffak olamayınca etraftan yardım istemeye koyulur. Padişahlara gider, rütbe sahiplerine yalvarır. Zenginlere koşar, hal sahiplerine gider, dua ister, himmet ister. Eğer hasta ise doktora gider şifa arar.

Bununla da kurtulamayacağını anlayınca Allah'a döner. Eğer kendi işini yapabilseydi, halka dönmeyecekti. İşini halkta bitirebilseydi; Hakk'a dönmezdi.







Burada da arzusu biraz geç kalmaya başlar. Fakat gidecek başka hiçbir yeri kalmamıştır. Durur yalvarmaya başlar. Dua eder, sena eder, ihtiyaçlarını teker teker sayar, yalvarır… Sonra bu halden de usanır; yaptığı dua ve niyazın işe yaramadığını zanneder. Bu kere dua da dâhil her şeyi bırakır. Saf temiz bir halde beklemeye başlar.

Bu kez kader-i ilahi (Allah'ı emri) neyse o zuhura gelir. Olacak olur, her şeyde Allah'ın kudretini, kuvvetini sezer.

Hakk'ın işinden başka şey görmez. Gözü O'nu görür, kulağı O'ndan işitir. Başka bir şey görse veya işitse, O'nun için görür ve O'nun için işitir… Her halde Hak'la mutmain olur. O'nun sözüyle ünsiyet peyda eder. Daima O'nun zikrine koşar. Kuvvetini Hak'tan alır. O'na tevekkül eder. Yolunu O'nun marifet nuruyla bulur…

Âdemoğlu'nun kalbi, hayır ve şer, izzet ve zillet, zenginlik ve fakirlik halleri ile istikametini bulur. Bu haller durmadan değişir. Bu değişiklik arasında kul, bütün nimetin Allah tarafından olduğunu anlar ve şükür yolunu tutar. Burada şükrün gerçek manası, tam manasıyla taattir.







Dilin ve diğer duyguların İlahi kudret önünde sesini kesmesi ve itiraz göstermeden bütün hallere sabırla karşı koymasıdır.

İman sahibinin bir adımı şükür, diğeri sabır olursa muvaffakiyet onu takip eder. Ve Şah'ın kapısını hemen görür…

Oğul! İmtihandan ve imtihana sabretmekten kaçınma! Ne imtihansız olur, ne de ona sabretmemek. Dünyanın yaradılışı senin hatırın için nasıl değişebilir! Varlıkların en hayırlıları olan peygamberler bile hep imtihan edilegelmişlerdir.

Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Allah'ın en sevgili kuluydu ve her şey O'nun için yaratılmıştı. O bile vefat edinceye dek fakirlikle, ihtiyaçla, açlıkla, savaşla ve insanların türlü eziyetleriyle sınandı.

Allah'ın ruhu ve kelimesi olan, varlık sebebi bir erkek olmayan, anadan doğma körü ve alaca hastasını iyileştiren, ölüleri bile dirilten ve duası makbul olan Hz. İsa'nın da kavmi başına bela olmuştu. Annesine iftira ediyorlar ve onu tartaklıyorlardı.

Neticede o ve havarileri onlardan kaçtılar. Ne ki, yine yakaladılar, dövüp işkence ettiler. Hz. İsa'yı asmaya kast ettiler. Ama Allah O'nu onların elinden kurtardı ve yerini düşmanlarına gösteren havariyi astırdı.







Hz. Musa'nın da başına nice sıkıntılar geldi. Hâsılı; peygamberlerden her birinin kendine mahsus bir imtihanı olmuştur.

Allah, en sevdiği kullar olan peygamberlerine bile böyle muamele etmiştir. Peki ya sen kimsin ki, Allah'ın sen ve dünya hakkındaki bilgisini değiştirmesini istiyorsun!

(Hz. Yusuf) Kardeşlerine topluca baktı, aralarında Bünyamin'i fark etti ve ona merhameti kabardı. Onları bir masaya oturttu ve kardeşi Bünyamin'i yanına alarak onunla birlikte yemek yedi.

Yemeği bitirdikleri zaman Bünyamin'in kulağına, "Ben kardeşin Yusuf'um" diye fısıldadı ve Bünyamin bu habere çok sevindi.

Sonra Hz. Yusuf; "Seni bir şey çalmış gibi gösterip hırsızlıkla suçlamak istiyorum. Bu musibete sabret" dedi.

Kardeşleri, Hz. Yusuf'un Bünyamin'e gösterdiği ilgiye şaşırmış ve Yusuf gibi onu da kıskanmışlardı. Yusuf, Bünyamin'in hırsızlığını ve ayıbını ispatlayıp, kardeşlerini memleketlerine gönderdikten sonra, ona hak ettiği değeri verdi ve onu kendisine yaklaştırdı.

Mü'min de böyledir. Allah onu has kulları arasına alınca bela ve sıkıntılarla onu imtihan eder. Sıkıntılara sabrettiği zaman ise ona ikramda bulunur ve onu kendisine yaklaştırır."  

Çoğunuz münafık olduğu halde ihlaslı olduğunu iddia ediyor. İmtihan olmasaydı, herkes iddia ettiği şeyi alırdı. Kim hilm sahibi olduğunu iddia ediyorsa, onu öfkelendirerek imtihan ederiz. Kim de cömert olduğunu iddia ediyorsa onu da kendisinden talepte bulunarak imtihan ederiz.

Yazık ki, hiçbir bedel ödemeden pek çok şeye sahip olmayı istiyorsunuz. Bu yolla hiçbir şey elde edemezsiniz. Önce bedeli ödeyin ki, karşılığında bir şey alabilesiniz."  (Abdülkadir Geylani Hazretleri)

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.