logo
25 EYLÜL 2026

İnsan kul olduğunu unutursa...

Allah'ın kainatta yarattığı birçok varlık var. Nebatat var, hayvanat var, melekler var, cinler var…

08.07.2026 00:12:00
Haber Merkezi
 
İnsan kul olduğunu unutursa...
İnsan kul olduğunu unutursa...
Allah'ın kainatta yarattığı birçok varlık var. Nebatat var, hayvanat var, melekler var, cinler var…

Bunların kendi aralarında nevileri var. Allah, ayrı ayrı binlerce, on binlerce mahluk yaratmış. Hepsinin bir maksadı, bir gayesi var… Hiçbir şey gayesiz yaratılmamıştır.

Biz bunların ancak bazılarının gayesini biliyoruz, anlıyoruz. Fakat şunu çok iyi biliyoruz ki; bu varlıklar insan için yaratılmıştır.

Allah, özel bir tecelli ile insan dediğimiz varlığı yaratmış, eşref–i mahlûk/yaratılmışların en şereflisi olarak seçmiştir. Alemde merkez olarak insanı tayin etmiştir. İnsanın, merkez olması münasebetiyle, yaratılış gayesi olan kulluk yönü çok yüce olması gerekiyor. Çünkü insanı, kendine hizmet için yaratılan diğer varlıklardan ayıran özelliği kulluğudur.







İnsanın yaratılış gayesi Allah'a kulluktur

Diğer varlıklarla insanı mukayese ettiğimiz zaman, onun mutlaka farklı bir yönünün olması gerektiğini tespit etmemiz mümkündür. Bu meseleyi çok uzatmadan, o farkın, o nüktenin kulluk olduğunu söyleyebiliriz. Kul olmaktır insanın farkı…

Hayvanların böyle bir iddiası yoktur. Kedinin, köpeğin, karıncanın, yılanın, aslanın, tilkinin böyle bir iddiası yok…

Onun için hayvanlar gelişi güzel yaşarlar. Bu nedenle, arifler, nereden gelip gittiğini anlamayan, hayvanimiş" diye buyurmuşlardır. Hayatı bir tesadüf olarak görüp,bu basitlikte yaşarsa insan, hayvanlardan farkı kalmaz.

Kelime olarak kulluk; emre itaat, ittika manasına gelir. Yani tam bir teslimiyet... Buna Arap dilinde kölelik denir. Ama öyle bir kölelik ki bu, içinde esaret olan bir kölelik değil. Muhabbetle kendini Hakk'a vakfetme manasında,Allah'a adama manasında,O'ndan gayrı hiçbir şey düşünmeme manasında bir kölelik...







Kulluk iddiasıyla insan şunları söyler: "Bu alemin hakim–i mutlakı olan bir tek Yaratıcı var. Benim sevdam O'nadır. Benim korkum O'ndandır. Benim rızkım O'ndandır. Benim güzelliğim O'ndandır. Benim her şeyim O'ndandır…"

Aslında iyi düşünürsek, insana ait hiçbir şey yok. Hepsi emanet. Gözlerimiz, kulaklarımız, ellerimiz, yüzümüz, canımız, ruhumuz, bedenimiz, her şeyimiz...

Hepsi Allah'a ait. İşte kulluğun nüktesi, her şeyin sahibine olan teslimiyettir. Burada şunu hatırlatmakta da fayda var: Allah'ı, sahibi olarak bilip düşünen ve bu manada O'na teslim olan insanlar arasında kurulan ilişkiler, birbirini rencide eden değil, onurunu okşayan, seven, anlayışla ortaya çıkar. Kulluktaki ana nüktelerden biri de budur.







İnsan kul olduğunu unutursa...

İnsan, kul olduğunu unuturda sahibini tanımazsa, O'nu inkar ederse, "adam sen de, böyle bir irade yok" diyerek uçuruma yuvarlanırsa, o zaman O Mutlak İradenin Rab sıfatı, ilahlık sıfatı tecelli ediyor ve "Onun hesabını sana Ben ahirette soracağım" diyor.

"O insan (inkarcı) görmedi mi: Biz, onu bir nutfeden yarattık. Şimdi de aşikar bir mücadeleci düşman) kesiliverdi."(Yasin, 77).

Nutfe, meni damlası demektir. Kokmuş bir su… Burada biraz tefekkür etmemiz gerekiyor. O kokmuş su öyle bir hale geliyor ki; görüyor, işitiyor, hissediyor… Muhakeme ediyor, keşif yapıyor, projeler üretiyor…







İşte insan, su damlasına tecelli ederek onu bu kabiliyetlerle donatan Rabbini görmezden gelirse, bu, Allah'ın hoşuna gitmez. Bu nedenle, "Benim aslım su damlasıdır. Benden bir şey olmaz. Beni değerli kılan, sahibim olan Allah'tır" deyip sırtını O'na dayamak insana yakışan davranış biçimidir. Böyle olursa, insan kendini çok güçlü, kuvvetli hisseder,öyle yaşar.

Dolayısıyla, inkarcı kadar zayıf bir mahluk da yoktur. Çünkü, kainatın sahibini, kendi sahibini inkar ediyor. Bu insanın gücü olur mu? Morali olur mu? Olmaz…

Olmadığı için dikkat edilirse, kafirin sonsuz bir hesabı da olamaz. Onun hesabı sadece dünyalıktır. Dünya hayatına razı olurlar. Dünya hayatı onlar için bulunmaz bir hayattır. Bunun ötesi yoktur. Onun için onun cenneti de burasıdır, cehennemi de burasıdır. Mü'min öyle değildir. Mü'min, Allah'a teslim olarak, Cenab–ı Hakk'ı bilerek yaşar.







Teslimiyetin şartları nelerdir?

Şimdi önemli bir soru var karşımızda; kulluğun gereği olan teslimiyet nasıl gerçekleşir? Günlük hayatta, "Ben Allah'a teslim oldum", "Ben Rabbimi seviyorum" cümlelerini sık sık kullanırız.

Ama işin şu tarafını unuturuz: Allah'ın bize "yapın" diye emrettiği taatler, ibadetler var, bunları eda ediyor muyuz?

İşte burası çok önemli. Eğer ibadetler konusunda gereğini yapıyorsan sen iyi bir kulsun, hiç merak etme… Yok, eğer yapmıyorsan, bu kuru bir iddiadır, o zaman kendini kandırıyorsun demektir.

Kulluk insana ait bir makamdır. Bir rütbedir. En yüce rütbedir. "Her türlü noksanlıktan münezzeh olan O Allah'tır ki, kulunu (Hz. Peygamber Aleyhisselamı) gece Mescid–i Haram'dan (Mekke'den alıp) o etrafını mübarek kıldığımız Mescid–i Aksa'ya kadar götürdü..."(İsra, 1).

Ayette "Abdihî" kelimesi geçiyor. Yani "kulu Muhammed'i aldı" diyor Allah…

Halbuki, Allah'ın, Muhammed Mustafa'sına (s.a.v.) verdiği birçok sıfat var. Ve bize göre en büyük sıfat, "resullüktür/peygamberliktir" değil mi? Buna göre ayette "Resulü Muhammed'i aldı" diyebilirdi. "Nebisi Muhammed'i aldı" diyebilirdi. Ama burada görüyoruz ki "kulluk" hepsinin üstünde bir makam.

Burada önemli bir nükte var: Kul olacak, peygamberde olsa Muhammed (s.a.v.) Kendini fani kabul edecek ki, Allah ile beraber olsun.
Kısaca sen, sende olmayacaksın ki, Allah sende olsun. Bu konuda bir başka örnek daha vardır. Hz. Musa Kelimullah Efendimiz Cenab–ı Hakk'a, "Bana cemalini göster" diyor. "Beni göremezsin" cevabı geliyor. Arifler bu cevabı şöyle yorumluyorlar:
"Yani, Ya Musa! Sen, sende iken Beni göremezsin. Sen, o 'ene'ni/benliğini bir dağıt bakalım. Yık, at bakalım, bak nasıl görürsün."







"Beni zikret, Ben de seni zikredeyim"

O halde, "Allah'ı bilmek" kulluktaki en büyük gayedir. "Ben insanları ve cinleri ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım" (Zariyat, 56) buyuruyor Cenab–ı Hak…

Ayette geçen "ibadet etmeyi" ariflerin birçoğu, "Allah'ı tanımak, bilmek" olarak yorumlarlar. İbadetle Allah, kulunun kalbine tecelli eder. Mesela, namaz kılıyoruz… Bilelim ki, Allah, kalbimize tecelli ediyor.

Yine bir ayette,"Beni zikret, Ben de seni zikredeyim" (Bakara, 152) buyuruluyor. İnsan, Allah'a ibadetle yaklaştıkça, O'nun ismini andıkça, O'na yöneldikçe kalp kapıları açılıyor, O'na doğru yöneliyor.

Allah da, Kendine yöneldiği için, o kula nurani tecellisi ile tecelli ediyor. O nedenle kul Rabbini bilmek mi istiyor, yapacağı iş apaçık ortadadır. Çünkü ayetle sabit... İbadet edecek ve bol bol Rabbini zikredecek…







Şunu da hatırlatmamız lazım: İbadetler ve zikirler Allah'ı tanımamızda nasıl yardımcımızsa, Allah'ın men ettiklerinden uzaklaşmak da o kadar yardımcıdır. Kısaca, kul, biryandan ibadet edecek, öte yandan haram, mekruh vs. diye önüne konulan sınırları asla aşmayacak.

Mademki, kul imtihan için vardır, kulluktaki bir nükte de imtihan sırrıdır, öyleyse, alabildiğine serbest ve sınırı olmayan bir hayat tarzı mü'min için olamaz. Kul, yasaklar konusunda kendini kolladı mı, korudu mu hiç şüphesiz, Allah'ın sevdiği, seçtiği nebileri,velileri, şühedası, uleması ile haşrettiği bir kul namzeti olur.

Cenab–ı Hak bizi kendine layıkıyla kul eylesin. (Prof. Dr. Haydar Baş İcmal Dergisi 2010)

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu

Eskişehir'de bir okulun yanındaki çöp konteynırda meydana gelen patlamalar ile ilgili polis çalışma yaptı. Patlamanın özel okul tarafından çöpe atılan kimyasal maddelerden kaynaklı olduğu tespit edildi

23.09.2026 12:27:00
İHA
 
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi Tayfun Sokak üzerinde bulunan bir çöp konteynerinde peş peşe patlamalar meydana geldi. Konteynerden yükselen sesleri ve dumanı, hemen sokak yanında yer alan Adalet İlkokulu yetkilileri fark etti. Durumun vakit kaybedilmeden emniyet güçlerine ihbar edilmesi üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi.






Olay yerinde ve çevrede güvenlik önlemi alan ekiplerin yaptığı incelemelerde, patlamaya yakındaki bir özel okulun fen laboratuvarındaki deneylerde kullanılan kimyasal maddelerin çöpe bilinçsizce atılmasının neden olduğu tespit edildi. Kimyasalların tepkimeye girmesiyle yaşanan olayda şans eseri yaralanan olmazken, çevrede kısa süreli panik yaşandı.








Sorumsuzluk nedeniyle tehlikeye yol açan özel okul yönetimi hakkında polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.

Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı

Amasya'da yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak şarampole uçtuğu kazada yaralanan 24 kişi tedavi altına alındı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

22.09.2026 04:00:00
İHA
 
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Edinilen bilgiye göre, İstanbul'dan Ağrı istikametine giden M.S idaresindeki 04 ABG 628 plakalı Has Ağrılı firmasına ait yolcu otobüsü, Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Gökçebağ köyü mevkiinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp şarampole uçtu.








Olay yerine AFAD, acil sağlık, polis ve jandarma ekipler, sevk edildi. Kazada 24 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.









Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Yaralanan 20 yolcu ve 4 mürettebat facianın eşiğinden döndü. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.








Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"

Bölgede etkili olan şiddetli sağanak yağış sonrası meydana gelen heyelanda 3 katlı bir binanın altındaki toprak kütlesi koptu

19.09.2026 19:31:00
İHA
 
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Doğu Karadeniz genelinde dün akşam saatlerinde başlayan kuvvetli yağış bölgede hayatı olumsuz etkiledi. Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Merkez Mahallesi'nde aşırı yağışlar sonucu heyelan meydana geldi. Yamaçtan kopan dev toprak kütlesi, 3 katlı bir konutun alt kısmını boşaltarak yapının askıda kalmasına yol açtı.
 







Olay anında yaylada olduğunu ve haberi sonradan aldığını belirten ev sahibi Fatma Şimşek, "Dün akşam burada bir afet oldu, çok büyük bir yağmur yağdı. O an kimse bir şey duymadı. Evin altı tamamen koptu. Sabahleyin oğlum kalkıp çaya giderken evin dibinin çöktüğünü görmüş. Ben yayladaydım, beni aradığında şok oldum. Geldiğimde bu manzarayla karşılaştım" dedi.








Sabah saatlerinde çay biçmek için uyanan eşinin durumu fark etmesiyle dışarı çıktıklarını dile getiren Ayşe Şimşek ise "Sabah saat 05.00-05.30 sularıydı. Eşim çay biçmeye gitmek için kalkmıştı. Çocuğun üzerini örttükten sonra dışarıdaki yağmura bakmak için camdan başını uzattı. Toprağın kaydığını görünce hemen yanıma gelip 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı. Çocukları alelacele alıp panikle kendimizi dışarı attık" ifadelerini kullandı.
 







Önce muhtarı daha sonra AFAD'a durumu bildirdiklerini sözlerine ekleyen Ayşe Şimşek, "Ekipler binanın temelinde içeriye doğru bir çökme olmadığını, yağıştan dolayı zeminin daha fazla zarar görmemesi için kopan alana branda (naylon) serilmesi gerektiğini belirttiler. Şu an için tahliye kararı verilmedi ancak yağış durup hava açtığında ekipler daha kapsamlı bir teknik inceleme için tekrar gelecek" diye konuştu.

Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası

Bursa'da 192 yıllık tarihi binanın restorasyonunda çalışan işçi, kolunu iş makinesine kaptırarak yaralandı

19.09.2026 12:09:00
İHA
 
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'nın Mudanya ilçesinde 192 yıl önce Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen, 1993 yılında Mudanya Belediyesi tarafından onarılıp Uğur Mumcu Kültür Merkezi haline getirilen tarihi yapının şimdiki restorasyonu sırasında iş kazası meydana geldi. Çalışma sırasında kolunu iş makinesine kaptıran H.Ç. yaralanırken, olayla ilgili polis ve olay yeri inceleme ekipleri çalışma başlattı.






Olay, saat 11.00 sıralarında Mütareke Mahallesi Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarihi binadaki restorasyon çalışmaları sırasında işçi H.Ç., çalıştığı esnada kolunu iş makinesine kaptırdı.








H.Ç.'nin yaralandığını gören çalışma arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan H.Ç., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.








İş kazasının ardından olay yerine polis ekipleri ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Ekipler, restorasyon çalışmalarının sürdüğü alanda inceleme yaparak kazanın meydana geldiği noktada gerekli tespitlerde bulundu.








1834 yılında inşa edilen ve yaklaşık 192 yıllık geçmişe sahip Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde restorasyon çalışmalarının Mudanya Belediyesi tarafından yürütüldüğü öğrenildi.
Polis ekipleri, kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Trabzon'da etkili olan sağanak yağış nedeniyle cadde ve sokaklar göle dönerken, bazı iş yerlerini su bastı, bir binanın istinat duvarı çöktü

19.09.2026 11:51:00
İHA
 
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Kentte etkili olan sağanak nedeniyle birçok noktada su baskınları meydana geldi. Trabzon Havalimanı'nda bazı araçlar balçık içerisinde kalırken, ekipler bölgede çalışma başlattı.






Ortahisar ilçesine bağlı Yalıncak Mahallesi'nde Nadir Kent Sitesi'nin istinat duvarı sağanak nedeniyle çöktü. Tedbir amacıyla bina boşaltılırken, bölgede çalışma başlatılacağı öğrenildi. Yomra ilçesinde de yağış nedeniyle bazı iş yerlerini su bastı. Sabah saatlerinde dükkanlarını açan esnaf, iş yerlerinde temizlik çalışmalarına başladı. Kent genelinde ekipler tarafından yağışın neden olduğu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla temizlik çalışmaları yürütülüyor.









"Her şey bir an da oldu"

Yomra ilçesinde esnaflık yapan Miraç Pulat, "Güzel bir yağmur yağdı. Allah beterinden korusun. Maddi hasarımız var. Sabahın ilk saatlerinden beri buradayız. Her şey bir an da oldu. Kimse bir şey anlamadı" ifadelerini kullandı.








Meteoroloji uyardı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Trabzon, Rize ve Artvin için kuvvetli yağış uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmede, sabah saatlerinde bölgede etkili olması beklenen yağışların yer yer kuvvetli ve çok kuvvetli olabileceği belirtildi.








Yağış miktarının Trabzon, Rize ve Artvin çevrelerinde metrekareye 21 ila 50 kilogram, yer yer ise 51 ila 100 kilogram arasında olması beklenirken, vatandaşların ani sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve yağış sırasında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olması istendi.

Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde dün akşam saatlerinden itibaren başlayan şiddetli yağış Rize'nin sahil kesimindeki ilçelerinden etkili oldu. İyidere ilçesi gibi Pazar ilçesi de yağışlardan en fazla nasibini alan yerlerden biri oldu

19.09.2026 11:40:00
İHA
 
Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor
Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor
Dün akşam saatlerinde bölgede başlayan şiddetli yağış Trabzon'un ardından Rize'yi de vurdu. Rize'nin İyidere ve Pazar ilçeleri yağışlardan olumsuz etkilendi.






Her iki ilçede de derelerden gelen sel suları denize ulaşamadan ilçe merkezini doldurdu. İlçe merkezleri göle dönerken, çok sayıda iş merkezi sular altında kaldı. 






Pazar ilçe merkezinde sular yavaş yavaş çekilmeye başlarken, suların çekildiği iş yerlerinde ise temizlik çalışmaları başladı. 






Vatandaşların milyonlarca lira zarara uğradığı öğrenilirken, ilçe merkezlerindeki temizlik çalışması ise sürüyor.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.