logo
13 TEMMUZ 2026

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -2-

1215 yılında Magna Carta Libertatum, Kral Yurtsuz John ile feodal beyler arasında yapılan bir antlaşmadır. Halktan ziyade derebeylerinin krala karşı özgürlüklerini koruyan bir antlaşmadır

13.07.2026 00:41:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -2-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -2-
Gelelim Batı'daki insan hakları sürecine…

1215 yılında Magna Carta Libertatum, Kral Yurtsuz John ile feodal beyler arasında yapılan bir antlaşmadır. Halktan ziyade derebeylerinin krala karşı özgürlüklerini koruyan bir antlaşmadır.

1679 Habeas Corpus Act ise, İngiltere'de vatandaşların mahkeme olmadan tutuklamalarını engelleyen bir antlaşmadır. O dönemde ihlal edilen birey özgürlüklerini krala karşı korumak için yapılmıştır.

Gerçi ABD'nin günümüzde Ebu Garip ve Guantanamo'da mahkeme kararı olmadan insanları tutuklaması ve her türlü işkenceye tabi tutması, Habeas Corpus Act'in sadece 1679 İngiltere'sinde değil, 2006 ABD'sinde de yürürlükte olmadığı göstermektedir.

1689 Haklar Bildirgesi (Bill of Rights), İngiltere'de kral ile parlamento arasında yapılmış; yine gasp edilmiş özgürlüklerin elde edilmesi için verilen bir mücadelenin ürünüdür.







1789 Fransız İhtilali ile yayınlanan insan ve yurttaş hakları bildirgesi de o dönemin şartlarında insan haklarının ayaklar altına alındığı Fransa'da bireylerin özgürlüklerini korumak için atılmış bir adımdır.

1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 2. Dünya savaşının hemen arkasından, savaşta ortaya çıkan insan hakları ihlallerinin neticesinde alınmış kararlardır.

Örnekleri çoğaltabiliriz…







Ancak tarihin seyri içerisinde gördüğümüz manzara, yönetim yetkisini elinde tutanların insan haklarını hiçe sayması, bunun karşılığında ise vatandaşların yönetime, dolayısı ile devlete karşı kendi özgürlüklerini korumak için mücadele vermesinden başka bir şey değildir.

Batı kültürünün temeli olan Helen ve Roma uygarlıkları ile Atina demokrasinde de durum yukarıda anlattıklarımızdan farklı değildir.

Bu dönemde hakim olan düşünce; soylu, zengin ve güçlü olanların toplumun tamamı adına karar verebilme yetkisine sahip olduğu şeklinde idi. Demokrasi adı altında yapılan karar toplantılarına sadece belli sayıda imtiyazlı kimse katılırdı.

Örneğin; Helen kentlerinden Sparta'da nüfusun 250 bin kişiye ulaştığı dönemlerde şehir meydanında yapılan karar toplantılarına katılma hakkı sadece 6 bin kişiye tanınmıştır. Hatta ileriki yıllarda bu sayı 700'e kadar düşmüştür.   Sparta'da ayrıca tarımla uğraşanlar ve esir sınıflar vardı. Bunlar yoksul ve onursuz oldukları için yönetime katılmazlardı. Hiçbir siyasi hakları yoktu.

Atina demokrasisinde ise yarım milyona varan nüfus içinde vatandaşlık hakkına sahip insan sayısı 30 bin idi. Nüfusun çoğunluğu, hiçbir hakka sahip olmayan kölelerden veya yabancı kökenlilerden oluşuyordu.







Hakimiyet kurulan yerlerdeki yerel halk hemen köleleştirilir, Helenizmin hizmetine alınırdı. Nitekim Aristo, Metek adı verilen bu insanlar hakkında şunları kaydetmektedir: "Metekler esir, canlı bir mülk, evcil hayvanlara benzeyen ve insan olan bir alettir."  

Aristotales, Batı felsefe ve hukuk sistemine yön veren kişilerden en önemlisidir. Bu noktada tartışmasız bir yere sahiptir. Aristo'nun o dönemdeki köle edinilmiş insanları, "canlı bir mülk ve evcil bir hayvana benzeyen insan aletler" şeklinde tasvir etmesi dikkate şayandır.

İnsan ve insan hakları konusundaki bu yaklaşımın Roma döneminde de aynen devam ettiğini görüyoruz. Roma yönetiminde para ve güç, hiyerarşiyi belirleyen ölçü idi. Roma hukukunda kölelerin ve ileride kadın hakları bahsinde ayrıntılı olarak ele alacağımız gibi kadınların hiçbir hakkı yoktu. Roma hukuku kadınları kölelerle bir tutardı.

Roma'da çalışmak ve üretimle uğraşmak, aşağılık işler olarak kabul edilirdi. Çiçero'ya göre; ücretli emek sefillikti, özgür bir insana yakışmazdı.  

Köleler ve kadınlar yönetime katılmazlardı. Seçme veya seçilme hakları yoktu. Roma İmparatorluğunda senato, belli başlı zengin ailelerin elindeydi.







Roma'da insanın, sistemi ayakta tutmak için bir araç konumunda olduğunu açıkça görmekteyiz. Soylular ve zenginler yönetiyor, buyuruyor; Aristo'nun ifadesiyle evcil hayvanlara benzeyen aletler olan köleler itirazsız emirleri yerine getiriyorlardı.

Roma'daki hakim sistemin kusursuz işleyebilmesi için ise herkes vazifesini yapmalıdır. Kölelerin sistem içindeki rolü budur. Ve bunu yapacaklardır. Bu gayet doğal bir işleyiştir.

Bu noktada insan hakları vb. kavramlar, Romalı düşünürler için sadece soylular ve yönetici sınıf içindir. Çünkü sistem böyle işler ve devlet böyle ayakta kalır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi

İnsanoğlunun çevresinde olup biteni öğrenme ve bunu başkalarına aktarma arzusu, insanlık tarihi kadar eskidir

13.07.2026 00:16:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi
Gazeteciliğin tarihi ve toplumsal önemi
İnsanoğlunun çevresinde olup biteni öğrenme ve bunu başkalarına aktarma arzusu, insanlık tarihi kadar eskidir.

Ancak bu arzunun kurumsal, etik ve profesyonel bir mesleğe dönüşmesi, yüzyıllar süren bir mücadelenin ve teknolojik devrimin sonucudur.

Günümüzde "Dördüncü Kuvvet" olarak adlandırılan gazetecilik, demokrasilerin işlemesi ve toplumların doğru bilgiye ulaşması için hayati bir organ vazifesi görüyor.







Antik Çağ'dan Matbaaya: İlk Adımlar

Gazeteciliğin kökleri, Antik Roma'ya kadar uzanır. M.Ö. 59 yılında Julius Caesar'ın emriyle taş veya metal levhalara kazınarak forumlara asılan Acta Diurna (Günlük İşler), tarihin ilk düzenli haber bülteni kabul edilir.

Bu levhalarda siyasi gelişmeler, askeri zaferler, gladyatör dövüşlerinin sonuçları ve hatta önemli ölüm ilanları yer alırdı. Çin'de ise Tang Hanedanlığı döneminde (M.S. 618-907) saray haberlerini bürokratlara iletmek amacıyla Kaiyuan Za Bao adlı el yazması bültenler saray tarafından dağıtılıyordu.

Ancak haberciliğin kaderi, 1450'lerin ortasında Johannes Gutenberg'in hareketli parçalı matbaayı icat etmesiyle kökten değişti. Bilginin çoğaltılabilir ve ucuz hale gelmesi, haberin kitlelere yayılmasının önünü açtı.







Modern Gazetelerin Doğuşu ve Basın Özgürlüğü Mücadelesi

Düzenli yayınlanan ilk gazete, 1605 yılında Strasbourg'da Johann Carolus tarafından basılan Relation aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historien oldu. İngiltere'de 1702'de çıkan The Daily Courant ise ilk başarılı günlük gazete olarak tarihe geçti.

Bu dönemde gazeteler, kralların ve hükümetlerin sıkı sansürleriyle karşılaştı. Gazetecilik tarihi, aynı zamanda bir basın özgürlüğü ve sansürle mücadele tarihidir.

18. yüzyılda Aydınlanma Çağı ile birlikte gazeteler, sadece haber veren değil, fikir tartışmalarının yürütüldüğü, monarşilerin sorgulandığı siyasi arenalara dönüştü. Amerika ve Fransız devrimlerinde gazetelerin kitleleri harekete geçirmedeki rolü büyüktü.







Telgraftan Dijital Çağa: Teknolojik Dönüşüm

Endüstriyel matbaaların gelişmesi ve telgrafın icadı, habercilikte hız devrimi yarattı. Telgraf sayesinde aylar süren kıtalararası haber akışı dakikalara indi.

20. yüzyılda radyo ve televizyonun hayatımıza girmesi, haberi sesli ve görüntülü olarak evlerin içine taşıdı. Canlı yayınlar, insanlığın küresel olaylara eş zamanlı tanıklık etmesini sağladı.

Bugün ise internet, yapay zeka ve sosyal medya ağları ile "Dijital Gazetecilik" çağını yaşıyoruz. Her bireyin potansiyel bir içerik üreticisi olduğu bu yeni ekosistemde, haber saniyeler içinde milyonlara ulaşıyor. Ancak bu hız, beraberinde ciddi bir dezenformasyon (yalan haber) sorununu da getiriyor.







Gazeteciliğin Hayati Önemi: Neden İhtiyacımız Var?

Gazetecilik, sadece olayları aktaran bir kronikçi değildir. Güçlü demokratik toplumların inşasında üstlendiği kritik roller şunlardır:

Denetleme ve Hesap Sorulabilirlik: Gazetecilik, kamu adına güç odaklarını (siyaset, sermaye, kurumlar) denetler. Yolsuzlukları, adaletsizlikleri ve hak ihlallerini gün yüzüne çıkararak şeffaflığı sağlar. Bu yönüyle yasama, yürütme ve yargıdan sonra "Dördüncü Kuvvet" olarak anılır.







Kamuoyunu Bilgilendirme: Sağlıklı bir demokrasi, doğru bilgilendirilmiş seçmenlere dayanır. Vatandaşların sandığa giderken veya toplumsal olaylar karşısında tutum alırken doğru, tarafsız ve doğrulanmış bilgiye ihtiyacı vardır.

Toplumsal Hafıza ve Farkındalık: Gazeteciler, tarihin ilk taslağını yazar. Azınlıkların, dezavantajlı grupların veya sesini duyuramayanların sesi olarak toplumsal vicdanı ayakta tutarlar.







Dezenformasyonla Mücadele: Bilgi kirliliğinin ve yapay zeka tarafından üretilen sahte içeriklerin zirve yaptığı günümüzde, geleneksel gazetecilik refleksleri olan "teyit etme", "kaynak doğrulama" ve "etik filtreleme" hiç olmadığı kadar değer kazanmıştır.

Özetle; gazetecilik biçim değiştirse, kağıttan ekranlara taşınsa da üstlendiği misyon değişmemiştir. Gerçeğin manipüle edilmeye çalışıldığı her dönemde, bağımsız ve etik gazetecilik toplumların en önemli güvencesi olmaya devam edecektir.

Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi

Eskişehir'de meydana gelen silahlı çatışmada şehit olan Mehmet Demirbaş memleketi Samsun'un Terme ilçesinde toprağa verildi

12.07.2026 15:52:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi
Eskişehir'de şehit olan uzman çavuş Samsun'da toprağa verildi
Eskişehir'de meydana gelen silahlı çatışmada şehit olan Uzman Jandarma Sekizinci Kademeli Çavuş Mehmet Demirbaş (45) memleketi Samsun'un Terme ilçesinde toprağa verildi.






Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde 2017 yılından bu yana görev yapan Uzman Jandarma Sekizinci Kademeli Çavuş Mehmet Demirbaş, Mihalıççık ilçesine bağlı Narlı Mahallesi'nde dün akli dengesinin yerinde olmadığı iddia edilen İbrahim Günsel'in tüfekle açtığı ateş sonucu ağır yaralanarak, kaldırıldığı Mihalıççık Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.








Şehidin naaşı, Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı'nda dün düzenlenen törenin ardından askeri uçakla gece saatlerinde Samsun Çarşamba Havaalanına getirildi, buradan da Terme ilçesine götürüldü. Hayatlarını kaybeden Süriye ve Mustafa çiftinin 4 çocuğundan biri olan şehidin Türk bayrağına sarılı naaşı, helallik alındıktan sonra cenaze töreninin düzenleneceği Sakarlı Mahallesi Merkez Camii'ne getirildi. Burada şehidin eşi Mürüvvet ve ailesi gözyaşı döktü. 2 çocuk babası Şehit Mehmet Demirbaş öğle namazı sonrası kılınan cenaze namazının ardından aynı mahallede toprağa verildi.






Cenaze törenine Samsun Valisi Orhan Tavlı, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun milletvekilleri, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.