logo
15 ŞUBAT 2026


Irak çoktan bölündü bile

06.11.2006 00:00:00
ABD'nin eski Hırvatistan büyükelçisi ve Barzani-Talabani ikilisinin akıl hocası Peter W. Galbraith, Radikal'de yayınlanan makalesinde, Irak'ın bölünme senaryolarını ABD bakış açısıyla değerlendiriyor Irak'ın bölünmesi meselesi çok açık. Ülke zaten paramparça ve bölünme de sadece bu gerçekliği yansıtıyor. Fiilen bağımsız bölgeler ve yetkisiz bir merkezi hükümet öngören anayasaya sandıkta büyük çoğunlukla onay vererek, Iraklıların kendileri de bu durumu tasdikledi. Ayrılmaya karşı çıkanlar, Iraklı Kürtlere nefret ettikleri bir devleti nasıl kabullendireceklerini ve Şii-Sünni savaşını nasıl bitereceklerini açıklamalı. Bölünme karşıtları bunun Bağdat ve mezhepsel açıdan karışık nüfuslu diğer yerlere ilişkin sorunları çözemeyeceğini söylerken, bu bölgelerdeki mezhep cinayetlerini bitirecek başka bir yaklaşım da sunmalı. Irak dağılmış halde. Seçilmiş hükümeti, ordusu ve bayrağıyla kuzeydeki Kürdistan bağımsız bir devlet. Kürdistan yasalarına göre, Irak ordusunun bu bölgeye girmesi yasak. Şii ağırlıklı Irak'ın güneyi henüz kendi başına bir devlet gibi örgütlenmemiş olsa da, on binlerce milis aracılığıyla İran usulü İslami hukuk uygulayan Şii partilerince Bağdat'tan kopuk yönetiliyor. Sünni üçgeninin büyük bölümü asilerce denetlenirken, kalanı ABD askerleriyle yapılan muharebelerin alanı. Bağdat Sünnilerle Şiiler arasındaki iç savaşın ön cephesi ve Sünni Batı-Şii Doğu olarak bölündü. Şii Mehdi Ordusu Bağdat'ın Şii mahallelerini denetliyor, Kaide türevleri ve taklitçileriyle Baasçılar Sünni mahallerini kontrol ediyor. Sözde birlik hükümetiyse neredeyse hiçbir şeye hükmedemiyor. Kürdistan'da bakanlıkları yok, güneydeki varlığı merkezi hükümette çoğunluktaki dinci Şii partilerin bu bölgede kendi teokrasilerine de sahip olmasından kaynaklanıyor. Çoğu bakan kendi bakanlığına gitmekten aciz; bu Yeşil Bölge'nin dışına muhtemelen ölümcül bir yolculuk gerektiriyor. Hükümet başkentinde bile güçten mahrum. Irak, etnik ve dini çizgiler uyarınca bölünmüş. 2005'te sandığa giden Iraklılar Kürt, Şii ve Sünni kimliklerine göre davrandı, ortak devletin vatandaşları gibi değil. Şiiler dinci Şii partilerine, Sünniler kendi dinci ve milliyetçi partilerine, Kürtler de neredeyse oybirliğiyle Kürt milliyetçisi partilere oy attı. Arapların yüzde 10'undan azı mezhep üstü tavır alan partilere oy verirken, Kürtlerin yüzde 98'i 30 Ocak 2005'teki bağlayıcı olmayan referandumda tam bağımsızlıktan yana görüş bildirdi. Merkezi hükümete iş kalmıyor Irak Anayasası da bu bölünmüşlüğü içeriyor. Kürdistan'ı bir bölge olarak tanıyor ve diğer kesimlere de kendi bölgelerini kurma imkânı veriyor. Anayasaya göre bu bölgeler kendi hükümetlerine sahip ve kendi ordularını kurabiliyor, anayasanın kabul edildiği gün itibarıyla üretim yapmayan petrol yataklarını kontrol edebiliyor ve mevcut yatakların denetimini paylaşıyorlar. Federal hükümete kalan kısacık bir yetki listesi dışında yerel hukuk federal yasaların yerini alıyor. Ne vergiler ne doğal kaynaklar federal yetki alanında. Tüm iyi bölünme planları gibi Irak Anayasası da bölgelerarası toprak ihtilaflarını çözmek için düzenlemeler içeriyor; Kürdistan ve Araplar arasındaki Kerkük ihtilafı için olduğu gibi. 140. madde Saddam'ın 'Araplaştırma' politikasını tersine çevirmek için Kerkük'ten sürülen Kürtlerin dönmesini, yerlerine gelen Arapların gönderilmesini ve vilayetin statüsü için referanduma gidilmesini öngörüyor. Başarıyla uygulanırsa bu Iraklı Araplarla Kürtler arasındaki 70 yıllık çatışmanın göbeğindeki konuya çözüm getirebilir. Irak'ın 'bölünme planlı' anayasası seçmenlerin neredeyse yüzde 80'ince onaylandı; her ne kadar Sünnilerin neredeyse tamamı tarafından reddedilse de. Temsilciler Konseyi güneyin kendi bölgesini oluşturmasına imkân tanıyacak bir yasa kabul etti, en güçlü Şii partisinin lideri Abdül Aziz el Hekim de güneydeki dokuz vilayeti kapsayan tek bir Şii devletine ilişkin planları duyurdu. Teröristlerin sızmasını önlemek için Sünnilerle 'çetin sınırı' koruyacak bir güney ordusunun kurulmasından da bahsetti. Sünni azınlık Irak'ın bölünmesine karşı çıksa da, Kürtler kendi bölgelerine sahipken, Şiiler de kendilerininkini kurarken, Sünni bölgesi de gıyaben meydana geliyor.  Kürtleri ikna etmek imkânsız Irak hükümetinin milisleri silahsızlandırabileceği veya Irak güvenlik güçlerinin iç savaşı bitirebileceğini iddia etmek sorumluluktan kaçışa denk. Hükümeti, Şii milisleri silahsızlandırmaya ne niyeti ne de gücü olan mezhepçi Şii siyasetçi Nuri el Maliki yönetiyor. Irak polisi ve ordusu ya Şii ya da Sünnileri tutuyor. Şii ağırlıklı hükümetin bizzat kendisi de tarafsız değil. Aslında en kanlı olaylar polis ve ordu içindeki Şii savaşçılarca işlendi. Bölünmeyi önlemek Kürtleri bugüne kadar faydalandıkları bağımsızlıktan vazgeçmeye ikna etmeyi de gerektirir. Kürtler sadece Irak'tan ayrılmak istemiyor, Irak'ın kuruluşuyla başlayan ve 1980'lerde soykırım boyutuna varan baskıyla andıkları bu ülkeden nefret ediyorlar. 1991'den bu yana özerkliğin sefasını sürdüklerinden, genç nesil Kürtler Irak'la bir bağ hissetmiyor ve Arapça konuşmuyor. Nüfusu karışık bölgelerde iç savaş Sünni ve Şiiler için olağanüstü acılara yol açtı. Mezhep çatışmaları günde 100 cana mal oluyor. Şii ve Sünni erkekler sadece yanlış ismi taşıdıkları için kaçırılıyor, işkence görüyor ve öldürülüyor. Yeterince hızlı taşınmayanların sonu ölüm. Sünni-Şii savaşı nedeniyle sadece bu yıl 500 bin Iraklı yerinden oldu. Şiddetin bir bölünme planıyla ilgisi yok ama ironik ve trajik bir biçimde Sünni ve Şii bölgeleri arasında çizgi çekilmesini kolaylaştırıyor, giderek Dicle'nin doğusunun Şiilere batısının Sünnilere kaldığı Bağdat'taki gibi. Kendi kendini yöneten bölgelerin kurulması, ait oldukları grubun çoğunluğu oluşturduğu bölgelerin dışındaki insan toplulukları meydana getirir. Fakat bölünme vakalarında bu hep yaşanır. Ayrıca aniden ortaya çıkan bu diaspora toplulukların şiddet kaynağı olacağına dair kaide yok. Kürdistan sınırı çizildiğinde bile, önemli bir Kürt nüfus Sünni Arap bölgesi içinde kalacak Musul'da yaşamaya devam edecek. İlgi çekici biçimde bugün Bağdat'taki şiddetten kaçan meslek sahibi Araplar güvenlik içindeki Erbil ve Süleymaniye gibi tamamen Kürt nüfuslu şehirlere sığınıyor ki, Kürdistan hükümeti de onlara yardım ediyor. Mezhepsel şiddet inanılmaz boyutlara ulaştı. Genellikle bölünmenin durumu daha da kötüleştireceği söylense de buna dair bir kanıt yok. Türkiye karşı çıkmaz Bölünmeye dair son muhalefet noktası da Irak'ın komşularının buna karşı çıkacağı ya da ülkenin parçalanmasından çıkar sağlamaya kalkışacağı. Gerçekten de İran ABD'nin Irak işgalinden en fazla kazanç sağlayan taraf. Müttefikleri merkezi hükümete ve Irak'ın güneyinin önemli kısmına hâkim. ABD İran'ın bu pozisyonuna karşı çıkmak için bir şey yapmazken, güneyde Şii bölgesinin oluşturulması aslında İran'ın etkinliğini sadece bu alana hapsedilmesine imkân sağlayabilir. Yoğun Kürt nüfusa sahip Türkiye, İran ve Suriye bağımsız bir Kürdistan görmek istemez. Bu noktada İran ve Suriye sorun yaratma ihtimaline sahipken, Türkiye'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, Irak Kürdistanı'nın en önemli komşusu ve Amerikan müttefiki. Türk liderler yeni Irak'ın gerçeklerini Amerikalı muadillerinden daha iyi idrak ediyor. Siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirerek fiilen bağımsız Kürdistan'ın belirişine iyi uyum gösterdiler. Türkiye Irak Kürdistanı'ndaki en büyük yatırımcı ve pek çok Türk burayı artık İran hakimiyetindeki Şii Irak'a karşı tampon görevi görecek muhtemel bir kazanım olarak değerlendiriyor. Bölünmüş Irak'ın geleceği belirsiz. Eski Irak'ın enkazından tamamen bağımsız bir Kürdistan'ın ortaya çıkması sadece zaman meselesi. Kürtler hep kendi devletleri olsun istedi ve onların bir devleti Litvanyalılar veya Hırvatlardan daha az hak ettiklerine dair ahlaki bir dayanak yok. İyi ki, Kürtler ortam uygun olana kadar resmi bağımsızlığa gitmeyecek temkinli liderlere sahip; ancak böyle bir ortam belirdiğinde Irak'tan kopacaklar. Şii ve Sünni bölgelerinin tek bir devlet altında kalıp kalmayacağı şu aşamada belirsiz. Irak'taki halklar anayasaya verdikleri oyla ve liderlerinin tavırlarıyla seçimlerini ayrılıktan yana kullandı. Hal böyleyken ABD'nin askeri, diplomatik ve ekonomik kaynaklarını nüfusunun önemli kısmının kabul etmediği bir devleti bir arada tutmak için kullanmak akıllıca değil.

Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!


 
Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü. 
 

14.02.2026 21:49:00 / Güncelleme: 14.02.2026 21:54:17
MURAT ÇORBACI
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!

Çocukluk çağı kanserlerinin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini ancak vakaların küçük bir bölümünde kalıtsal faktörlerin etkili olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, "Çocuklarda kansızlık, karında şişlik ya da dolgunluk hissi, lenf bezlerinde belirgin şişlik, ciltte kolay oluşan morluklar, iki taraflı burun kanaması, uzun süren ateş ve sık enfeksiyonlar löseminin belirtileri arasında sayılabilir. Bu bulgulara ek olarak kan tahlillerinde beyaz kan hücrelerinde görülen anormal değişiklikler de tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Bu şikâyetler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabilir ancak uzun sürmesi ya da bir arada görülmesi durumunda ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması kıymetli" dedi.

Geçmeyen halsizlik sıradan bir yorgunluk olmayabilir

Çocuklarda görülen kanser belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabildiğini ifade eden Kansoy, "Özellikle uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir enfeksiyon ya da kansızlıkla, nedeni açıklanamayan morluklar çarpma veya düşmelerle, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bağışıklığın geçici olarak zayıflamasıyla, geçmeyen ateş ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Lenf bezlerindeki şişlikler de genellikle enfeksiyonlara bağlanabiliyor. Her belirti lösemi anlamına gelmez ancak bu şikâyetler uzun sürüyor ya da bir arada görülüyorsa ailelerin durumu göz ardı etmeden bir uzmana başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır" dedi.

Lösemi tedavisi uzun ve sabır isteyen bir süreç

Löseminin farklı türleri bulunduğunu açıklayan Kansoy, "Löseminin en sık görülen tipleri akut lenfoblastik, akut miyeloblastik ve kronik miyelositer lösemidir. Tanı, kan tahlilleri ve kemik iliğinden alınan örneklerin incelenmesiyle konur. Hastalığın özelliklerine ve risk durumuna göre tedavi planı belirlenir. Çoğu hastada kemoterapi uygulanır, bazı durumlarda ise kök hücre nakli gündeme gelebilir ve tüm bu tedavi süreci 1-2 yılı kapsayabilir. Bu uzun ve yorucu dönemde hem çocukların hem de ailelerin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı atlatmaları açısından büyük önem taşır" dedi.

KKTC'deki Millet Camisi, Ramazana hazır


 
Türkiye tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) armağan edilen Millet Camisi'nde Ramazan hazırlıkları tamamlandı. Yakın zamanda ibadete açılan Millet Camisi, Ramazanda teravih namazları ve mukabeleler ile Müslümanları ağırlayacak.

14.02.2026 21:36:00
AA
 KKTC'deki Millet Camisi, Ramazana hazır
 KKTC'deki Millet Camisi, Ramazana hazır

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sınırında bulunan Millet Camisi, Türk İslam geleneğinden ilham alınan mimarisi, 2 bin 250 kişilik kapasitesi ve ihtişamıyla Lefkoşa'nın yeni sembolü olmaya aday.
KKTC Din İşleri Başkanı Hakan Moral, "KKTC'den, Ramazan-ı Şerif ayı öncesi yeni cami olan Millet Camimizde bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle tüm halkımızın, tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif'inin hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum" dedi.

Moral, Ramazan ayının bir anlamda da "gönül imarı" olması gerektiğine işaret ederek "Bu anlamda da inşallah halkımızı bu gönül imarına, Ramazan-ı Şerif'i bir mektep olarak düşündüğümüz zaman, bütün camilerimizde olduğu gibi, Lefkoşa Metehan sınır bölgesinde bulunan Millet Camimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Camilerin "mühür" anlamı taşıdığını vurgulayan Moral, "Bir beldenin, İslam beldesi olduğu anlamını taşıdığı için sınır bölgesinde olması da hassas bir konu. Güney Rum kesiminden gelen ziyaretçilerimiz, turistlerimizin ilk karşılaştığı cami. Minareleriyle, heybetiyle bize bunu andırıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti


 
 
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Çankırı İl Müdürü Mustafa Yılmaz, 57 yaşında hayatını kaybetti.

14.02.2026 20:53:00
AA
Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti
Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Çankırı İl Müdürü Mustafa Yılmaz, 57 yaşında hayatını kaybetti.

14 Şubat sabah saatlerinde 'klap krizi' sonucu evinde rahatsızlanarak Çankırı Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Yılmaz, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yılmaz'ın cenazesi, ikindi namazını müteakiben Ahmet Yesevi Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Sarıbaba Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenaze namazına Yılmaz'ın yakınlarının yanı sıra Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş, Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, SGK çalışanları ile vatandaşlar katıldı.

Öte yandan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, yaptığı açıklamada, "Sosyal Güvenlik Kurumu Çankırı İl Müdürümüz, kıymetli mesai arkadaşımız Mustafa Yılmaz'ın rahatsızlanarak vefat ettiğini üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve mesai arkadaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun" ifadesini kullandı.

Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Viyana’da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nin kapanışında çarpıcı bir konuşma yaptı

14.02.2026 16:56:00
Ahmet Turan Yiğit
Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür
Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 7-8 Şubat 2026 tarhinde Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nin kapanışında çarpıcı bir konuşma yaptı. Konuşmasında, modern dünyanın tıkandığı noktaları ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın tüm dünyada karşılık bulan çözüm reçetelerini anlatan BTP lideri Baş, kapitalizmin "kıtlık" yalanından yapay zekanın insanlığı köleleştirme riskine kadar pek çok kritik başlıkta dikkat çeken açıklamalar yaptı.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın konuşmasını izlemek için tıklayın:

Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde aşırı yağış sonrası Çukurincir Mahallesi'nde Eşen Çayı'nın taşması sonucu su baskınları yaşandı. Tedbir amaçlı yaklaşık 25 ev boşaltılırken, belediye ekipleri tahliye çalışmalarını sürdürüyor

14.02.2026 13:03:00 / Güncelleme: 14.02.2026 13:05:56
İHA
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer ilçesine bağlı Çukurincir Mahallesi'nde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Eşen Çayı'nın taşması sonucu mahallede su baskınları meydana geldi.



Taşkının ardından tedbir amaçlı mahallede bulunan yaklaşık 25 evdeki vatandaşlar tahliye edildi.



Bazı vatandaşların kendi imkanlarıyla hayvanlarını güvenli alanlara götürdü.



Seydikemer Belediyesi zabıta ekipleri evlerin boşaltılması için anonslarını sürdürürken, belediye araçlarının vatandaşların tahliyesi için çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama

Ankara'da çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 23 şüpheli tutuklandı

14.02.2026 09:44:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama
Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama
Ankara'da çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 23 şüpheli tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde il genelinde TCK 220 kapsamında nitelikli yağma, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak, tehdit, ruhsatsız silah taşıma/bulundurma, silah ve mühimmat ticareti, suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs, iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçlarını işlediği tespit edilen 23 şüpheli şahıs tespit edildi.

Yapılan çalışmalar ve soruşturmalar sonucu yapılan liderliğini İ.Ş.'nin suç örgütüne yönelik operasyonlarda toplam bin 680 adet lyrca hap, 3 adet tabanca, 3 adet şarjör, 70 adet çeşitli çaplarda fişek, 1 adet balistik yelek, 125 adet sentetik ecza maddesi, 7 gram esrar, 1 adet dedektör (cihaz aramasında kullanılan) ele geçirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına mevcutlu sevk edilen 23 şüpheli şahıs Tutuklanma talebiyle sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemece tutuklanarak cezaevine teslim edildi.

Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) iş yerlerinin kurşunlanması ve haraç olaylarının faili olarak uluslar arası düzeyde aranan Casperlar Organize Suç Örgütü yöneticilerinden "Emmi" kod adlı Mehmet Kurtoğlu'nun diplomatik plakalı araçla yurt dışına kaçırıldığı iddiası, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 şüpheli tutuklandı

13.02.2026 13:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:10:39
İHA
Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar
Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar
KKTC'de çok sayıda silahlı saldırı ve tehdit olayının faili olarak aranan Kurtoğlu'nun, yurt dışına kaçtıktan sonra Romanya'da yakalandığı öğrenildi. Romanya makamlarınca Bulgaristan'a teslim edilen Kurtoğlu, Bulgar polisi tarafından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye deport edildi. 10 Ocak'ta gözaltına alınan Kurtoğlu, emniyette verdiği ifadede kaçış sürecini tüm ayrıntılarıyla anlattı.



İstanbul'dan Edirne'ye gizli sevk

Kurtoğlu ifadesinde, İstanbul'dan korsan taksiyle Edirne'ye getirildiğini, şehir merkezindeki bir apart otelde bir gece konakladığını söyledi. Ertesi gün Edirne Yeni Sanayi Sitesi 29 blokta bulunan bir oto yıkama işletmesine götürüldüğünü belirten Kurtoğlu, burada bir süre bekletildiğini aktardı.

İddialara göre, daha sonra üç kişiyle birlikte Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu'na ait diplomatik plakalı bir aracın bagaj bölümüne bindirilerek sınırdan çıkarıldı. Aracın Kapıkule üzerinden Bulgaristan'a geçtiği, ardından Romanya'ya ulaşıldığı öne sürüldü.



Güvenlik kameraları incelendi

Kurtoğlu'nun beyanı üzerine Edirne Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Apart otel ve oto yıkama istasyonuna ait güvenlik kamerası görüntüleri mercek altına alındı. Yapılan teknik incelemede, söz konusu aracın Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu'na ait diplomatik plakalı araç olduğu tespit edildi. Ayrıca aracın 23 Ocak ile 1 Şubat tarihleri arasında Kapıkule üzerinden Bulgaristan'a, Pazarkule Gümrük Kapısı'ndan ise Yunanistan'a birden fazla giriş-çıkış yaptığı belirlendi.



"VİP Kaçakçılık" şüphesi

Soruşturmada Kurtoğlu'nun İstanbul'dan Edirne'ye getirilmesinde rol aldığı iddia edilen korsan taksici ile Edirne'de saklanmasına ve sınır dışına çıkarılmasına yardım ettiği değerlendirilen A.Ç., B.B.Ç., F.O., M.G., C.Ö. ve A.Y.F. isimli şüpheliler yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin, diplomatik dokunulmazlıktan yararlanılarak gerçekleştirildiği öne sürülen bu organizasyonda aktif rol aldıkları iddia ediliyor. Emniyetteki işlemlerinin ardından zanlılar geniş güvenlik önlemleri altında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilen 6 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Diplomatik boyut araştırılıyor

Olayın diplomatik araç kullanılması iddiası sebebiyle uluslar arası boyut kazandığı belirtilirken, ilgili konsolosluk aracı ve görevli personel hakkında da idari ve adli inceleme başlatıldığı öğrenildi.

Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi

13.02.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alınırken, söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan ve 13 mesken mal varlıklarına el konuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, bazı şüphelilerin paravan şirketler üzerinden ve gerçek kişilerin paravan olarak açtığı hesapları üzerinden bir organizasyon kurdukları, oluşturulan bu sistemin organizasyonu ve para transfer sisteminin takibi amacıyla arka planda oluşturulan ayrı bir muhasebe sistematiği olduğu, sisteme 'yasa dışı bahis', 'yatırım dolandırıcılığı' ve 'siber dolandırıcılık' gibi suçlardan temin edilen suç gelirlerinin sokulduğu iddia edildi.

Soruşturma kapsamında, bu sistemin suçtan elde edilen değerlerin kaynağından uzaklaştırılıp, çeşitli işlemlere tabi tutmak suretiyle yasal görünüm kazandırılması amacıyla Türkiye'de faaliyet gösteren e-para/ödeme kuruluşları, bankalar, döviz büroları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden oluşturulan profesyonel aklama sistemi olarak değerlendirildi.

Öte yandan ilk aşamada 229 tüzel kişinin 196 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu, 2. aşamada 93 tüzel kişi ve Özbey Şirketler grubuna bağlı olan 8 şirketin dahil olduğu, 3. aşamada ise 157 tüzel kişinin 65 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu tespit edildi.

Soruşturma çerçevesinde İstanbul merkezli Adana, Ankara, Batman, Bilecik, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, İzmir, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Osmaniye, Tekirdağ ve Tokat olmak üzere 17 ilde toplam 58 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alındı. 8 şüphelinin yurt dışında olduğu, 4 şüphelinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.

Ayrıca söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan, 13 mesken mal varlıklarına el konuldu. Diğer şüphelilere yönelik yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi.

İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı

İzmir'in Foça ilçesine bağlı Yeni Foça bölgesinde gece başlayan şiddetli sağanak yağış su baskınlarına neden oldu

13.02.2026 07:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 07:10:40
İHA
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
Fevzi Çakmak Mahallesi'nde bulunan Şavklı Dere ve Sıcak Dere'nin taşması sonucu sahil şeridi, pazaryeri ve iç mahalle sokakları sular altında kaldı.



Gece saatlerinden itibaren etkisini artıran yağışla birlikte dere yataklarından taşan çamurlu sular yerleşim yerlerine yayıldı.



İç kesimlerdeki cadde ve sokaklar derelerden gelen çamurlu sularla kaplanırken, sahil şeridinde ve mahalle aralarında park halindeki bazı araçlar su içinde kaldı. Sahil bandındaki dükkanları ve evlerin zemin katlarını su bastı.



Yağışın halen devam ettiği bölgede sahil yolu ve mahalle aralarındaki sokaklarda su seviyesi yükseliyor. Park halindeki çok sayıda araç su içinde kalırken, Yağışın halen devam ettiği Bölgedeki taşkın ve su baskınları etkisini sürdürüyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.