İran'dan ABD'ye rest
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilme ihtimaline hazırlıklı olduklarını belirtti ve "Düşmanların beklediği, hatta beklemediği her şey için stratejilerimiz var ve bunları hızla uygulayacağız" dedi
Bu karar ABD'nin vereceği karara karşı bir tokattı" dedi. Ruhani, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilme ihtimaline hazırlıklı olduklarını belirterek, "Düşmanların beklediği, hatta beklemediği her şey için stratejilerimiz var ve bunları hızla uygulayacağız" dedi. Konuşmasında Trump'ı da hedef alan Ruhani, "Amerikan halkı arasında kaygılara ve dünyadaki insanlar arasında endişelere yol açan böyle bir yönetimin bir benzeri daha ABD tarihinde görülmedi" diye konuştu.
Ülkedeki protesto gösterilerine karşı yetkililerin yetersiz kaldığını, halkın sorunlarıyla ilgilenmediklerini söyleyen Ruhani, isim vermeden bazı kişilerin halkın sorunlarına karşı sessiz kalmaları için devlet yetkililerine baskı yaptığını öne sürdü. Halkın yeterli bilgiye sahip olmadığı ve geleceğe dair plan yapamadığı zaman öfkelenip sokaklara çıktığını belirten Ruhani, "Yöneticilerimiz sanki sessizlik yemini etmişler.
Onlara kimin ne söylediğini bilmiyorum. Neden korktuklarını bilmiyorum. Tehditleri umursamayın, tehditlere cevap vermekten korkuyorsanız bana gönderin ben cevap veririm" ifadelerini kullandı.
Anlaşma bozulursa ABD düşünsün
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi halinde İran'ın uranyum zenginleştirmeye yeniden başlayacağı ve ek olarak sert önlemler alacağı tehdidinde bulundu. Cevad Zarif ABD'nin nükleer anlaşmadaki değişiklik taleplerinin "Washington ile müzakere yapılamayacağını gösterdiğini" belirterek, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Trump'ı teskin etme çabalarının bir anlamı yok.
ABD'nin müzakere anlayışı 'Benim olan benimdir. Senin olansa müzakereye açılabilir' şeklinde" diye konuştu. Nükleer anlaşma bir tarafta İran, diğer tarafta ise Birleşmiş Milletler'in beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa'nın yanı sıra Almanya ve AB arasında 2015 yılında imzalanmıştı.













































































