İşgal yılları ve Urfa Müftüsü Hasan Hüsnü Efendi
30 Ekim 1919’da, Urfa’nın Fransızlar tarafından işgalinin başlamasıyla, Urfalılar adına şehrin ileri gelenleri ile birlikte yetkililere protesto telgrafları çekti
25.01.2026 00:20:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





30 Ekim 1919'da, Urfa'nın Fransızlar tarafından işgalinin başlamasıyla, Urfalılar adına şehrin ileri gelenleri ile birlikte yetkililere protesto telgrafları çekti.
"… Hükûmet dairelerine kontrol memurları koymak, kanunlara aykırı olarak istediklerini tutuklamak, v.s. sûretiyle padişahın hükümranlık hakkına karıştıkları gibi, bütün ruhumuzla bağlı olduğumuz bayrağımızı resmî dairelerden indirerek, kutsal yurdumuzu Fransız sömürgesi haline koymuşlardır Fransa'nın bu yolsuz işlemleri Türkiye'yi bu zorlu kavganın ebedi mağluplarından birisi saydıklarını açıkça ortaya koyuyor.
(…) Bu haksızlıklara karşı son ferdine kadar kanını dökmeye karar veren milletimiz, ülkemizde herhangi bir işgalin kaldırılmasıyla Fransız kötülüklerine bir son verilmesini, İtilaf Devletleri Yüksek Meclisi'ne bu telgraflarımızın arz buyurulmasını istirham ederiz."
Müftü Hasan Hüsnü Efendi, kendinden önceki Urfa Müftüsü Müslim ve Belediye Başkanı Mustafa Efendi'lerle birlikte imzaladığı protesto telgrafında da Ermenilerin tutumuna dikkat çekmiştir.
Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin, eşraf ve ileri gelenlerce benimsenmesinde Müftü Hasan Efendi'nin önemli katkısı olmuştur.
Millî hareket lehindeki bu gelişmelerden memnun kalan Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1919 tarihinde Müftü ve ileri gelenlere aşağıdaki telgrafı göndermiştir:
"Müftü-i Belde hazretleri ve eşraf-ı muteberan-ı kirame,
Vatan ve dinimizle ilgili hislerinize şükran duyuluyor. Meşru bir hükûmet ve bağımsız bir millet olarak yaşamaya azmetmiş olan hiçbir ecnebi ve işgal ve kontrolünü kabul edemez, millî teşkilatlanmayı genişletiniz. Mütareke hükümlerine aykırı olan her türlü haksızlığı protesto ve icabında fiilen reddetmeniz meşru ve kutsal amaçlarımızın gerçekleşmesi için şarttır.
Millet, maksadını gerçekleştirinceye kadar davasına devam edecektir."
Daha sonra Ermenilerin tecavüzleri hakkında da şöyle bir telgraf hazırlamışlardır:
"1920 senesi Ocak ayının 17. günü saat 10'da meçhul bir sebep dolayısıyla Ermeniler, evvela fark edilmeyecek şekilde birer ikişer dükkanlarını kapatarak gitmişlerdi.
Biraz sonra bu hal, ani ve umumi bir şekilde yapılmış ve heyecanla koşup mahallelerine çekilmekle neticelenmişti.
Ahali-i İslamiye, bu heyecanın sebebini bir türlü anlayamamıştı.
Buna rağmen o zaman bırakıp gitmek isteyenlere bir şey olmadığını ve heyecana gerek bulunmadığını söylemiş ve gerekli yardımı yapmış idik.
Aynı günden ta bugüne kadar erkek, kadın, çocuk, ihtiyar, ahali-i Hıristiyaniyeye sabahtan akşama kadar pazarda, hamamda ve serbest dolaşıp alışveriş etmekte oldukları ve hiçbir İslam'ın fena bir muamelesine maruz kalmadıkları ve vaktinde adi kavga bile görülüp, işitilmediği halde, Hıristiyanlar, memlekette asayişsizlikten bahsederek dükkanlarını açmamakta devam ediyorlar.
Urfa'nın, İngilizlerin taht-ı işgalinde iken, aynı hadise iki defa daha tekrar etmişti" denildikten sonra telgraf şöyle devam etmişti:
"… Daima mutlak bir sükûnet içinde yaşayan Urfa Islam ahalisi, bu hale hayretle bakmakta ve bir mânâ verememektedirler. Ahalinin sükûnet perverliğine bütün Hıristiyanlar şahit oldukları halde memleketin asayişini lekelemekte bir siyasî maksat olduğuna biz artık kanaat getirmiş bulunuyoruz.
İngilizlerin Urfa'dan çekileceği rivayeti söylenmeye başladığı zaman Fransızların işgaline dair henüz bir rivayet şayi olmamış iken bu hadise birkaç gün fasılayla iki kere tekerrür etti ve buna müteakip Fransız işgali vukû buldu.
Şimdi de anlaşılıyor ki…
Urfa'nın senelerce işgal altında bulundurmak zaruretine binaen havadis icadı hilesine teşebbüs ediliyor.
Medeniyet âleminin hakiki temsilcisi olan Amerika'nın sırf insanî prensiplerine ve bütün beşeriyetin tebcil ettiği düsturlarına karşı, siyasî dimağları istila emellerine çare bulmak istiyorlarsa, vatanını düşünen vatandaşlarıyla iyi ilişkilerden başka bir hisle mütehassıs olmayan ve bunu Hıristiyanlara sermaye vermek, ticarî ve ziraat akdetmek, cins ve mezhep tefrik etmeksizin memuriyetlere getirmek sûretiyle iyi niyetini ispat etmiş olan memleketimizin tarihini, şerefini, bu siyasetle medeniyet âleminde lekelemek usulünü takbih eder ve bütün medeniyet âlemine protesto ederiz." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
"… Hükûmet dairelerine kontrol memurları koymak, kanunlara aykırı olarak istediklerini tutuklamak, v.s. sûretiyle padişahın hükümranlık hakkına karıştıkları gibi, bütün ruhumuzla bağlı olduğumuz bayrağımızı resmî dairelerden indirerek, kutsal yurdumuzu Fransız sömürgesi haline koymuşlardır Fransa'nın bu yolsuz işlemleri Türkiye'yi bu zorlu kavganın ebedi mağluplarından birisi saydıklarını açıkça ortaya koyuyor.
(…) Bu haksızlıklara karşı son ferdine kadar kanını dökmeye karar veren milletimiz, ülkemizde herhangi bir işgalin kaldırılmasıyla Fransız kötülüklerine bir son verilmesini, İtilaf Devletleri Yüksek Meclisi'ne bu telgraflarımızın arz buyurulmasını istirham ederiz."
Müftü Hasan Hüsnü Efendi, kendinden önceki Urfa Müftüsü Müslim ve Belediye Başkanı Mustafa Efendi'lerle birlikte imzaladığı protesto telgrafında da Ermenilerin tutumuna dikkat çekmiştir.
Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin, eşraf ve ileri gelenlerce benimsenmesinde Müftü Hasan Efendi'nin önemli katkısı olmuştur.
Millî hareket lehindeki bu gelişmelerden memnun kalan Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1919 tarihinde Müftü ve ileri gelenlere aşağıdaki telgrafı göndermiştir:
"Müftü-i Belde hazretleri ve eşraf-ı muteberan-ı kirame,
Vatan ve dinimizle ilgili hislerinize şükran duyuluyor. Meşru bir hükûmet ve bağımsız bir millet olarak yaşamaya azmetmiş olan hiçbir ecnebi ve işgal ve kontrolünü kabul edemez, millî teşkilatlanmayı genişletiniz. Mütareke hükümlerine aykırı olan her türlü haksızlığı protesto ve icabında fiilen reddetmeniz meşru ve kutsal amaçlarımızın gerçekleşmesi için şarttır.
Millet, maksadını gerçekleştirinceye kadar davasına devam edecektir."
Daha sonra Ermenilerin tecavüzleri hakkında da şöyle bir telgraf hazırlamışlardır:
"1920 senesi Ocak ayının 17. günü saat 10'da meçhul bir sebep dolayısıyla Ermeniler, evvela fark edilmeyecek şekilde birer ikişer dükkanlarını kapatarak gitmişlerdi.
Biraz sonra bu hal, ani ve umumi bir şekilde yapılmış ve heyecanla koşup mahallelerine çekilmekle neticelenmişti.
Ahali-i İslamiye, bu heyecanın sebebini bir türlü anlayamamıştı.
Buna rağmen o zaman bırakıp gitmek isteyenlere bir şey olmadığını ve heyecana gerek bulunmadığını söylemiş ve gerekli yardımı yapmış idik.
Aynı günden ta bugüne kadar erkek, kadın, çocuk, ihtiyar, ahali-i Hıristiyaniyeye sabahtan akşama kadar pazarda, hamamda ve serbest dolaşıp alışveriş etmekte oldukları ve hiçbir İslam'ın fena bir muamelesine maruz kalmadıkları ve vaktinde adi kavga bile görülüp, işitilmediği halde, Hıristiyanlar, memlekette asayişsizlikten bahsederek dükkanlarını açmamakta devam ediyorlar.
Urfa'nın, İngilizlerin taht-ı işgalinde iken, aynı hadise iki defa daha tekrar etmişti" denildikten sonra telgraf şöyle devam etmişti:
"… Daima mutlak bir sükûnet içinde yaşayan Urfa Islam ahalisi, bu hale hayretle bakmakta ve bir mânâ verememektedirler. Ahalinin sükûnet perverliğine bütün Hıristiyanlar şahit oldukları halde memleketin asayişini lekelemekte bir siyasî maksat olduğuna biz artık kanaat getirmiş bulunuyoruz.
İngilizlerin Urfa'dan çekileceği rivayeti söylenmeye başladığı zaman Fransızların işgaline dair henüz bir rivayet şayi olmamış iken bu hadise birkaç gün fasılayla iki kere tekerrür etti ve buna müteakip Fransız işgali vukû buldu.
Şimdi de anlaşılıyor ki…
Urfa'nın senelerce işgal altında bulundurmak zaruretine binaen havadis icadı hilesine teşebbüs ediliyor.
Medeniyet âleminin hakiki temsilcisi olan Amerika'nın sırf insanî prensiplerine ve bütün beşeriyetin tebcil ettiği düsturlarına karşı, siyasî dimağları istila emellerine çare bulmak istiyorlarsa, vatanını düşünen vatandaşlarıyla iyi ilişkilerden başka bir hisle mütehassıs olmayan ve bunu Hıristiyanlara sermaye vermek, ticarî ve ziraat akdetmek, cins ve mezhep tefrik etmeksizin memuriyetlere getirmek sûretiyle iyi niyetini ispat etmiş olan memleketimizin tarihini, şerefini, bu siyasetle medeniyet âleminde lekelemek usulünü takbih eder ve bütün medeniyet âlemine protesto ederiz." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































