İsrail'e açılan soykırım davasında kritik gün bugün
ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı ile telefonda görüştü. Güney Afrikalı Bakan Pandor, bugün İsrail aleyhine UAD'de açılan "soykırım" davasında ihtiyati tedbir talebine ilişkin karar açıklanırken ülkesini temsil edecek
AA





ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Blinken ve Pandor, telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede sivillerin korunması, insani yardım akışının devam ettirilmesi ve kalıcı barışa yönelik çalışmalar dahil Gazze'deki durum ile ikili ilişkiler ele alındı.
Bugün UAD'deki oturuma ilişkin ise detay paylaşılmadı.
Pandor, İsrail'e karşı sert açıklamalarıyla sık sık gündeme geliyor
Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı Sözcüsü Clayson Monyela, sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda, Bakan Pandor'un Lahey'e giderek karar günü Güney Afrika'yı temsil edeceğini duyurmuştu.İsrail'e karşı sert açıklamalarıyla sık sık gündeme gelen Pandor, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) Filistin'de kadınların, yaşlıların ve çocukların öldürülmesinden sorumlu olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu tutuklama çağrısı yapmıştı.
UAD, Güney Afrika'nın 29 Aralık 2023'te İsrail aleyhine açtığı "soykırım" davasında ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin kararını 26 Ocak Cuma günü açıklayacağını duyurmuştu.
İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkarmak için yeterince delil var
Öte yandan UCM'de Filistinli mağdurları savunan Fransız avukat Gilles Devers, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkarması için savcılığın elinde yeterince delil bulunduğunu belirtti.UCM Savcılık Ofisi ve Mağdur Ofisi ile görüşme yapmak üzere beraberindeki avukatlarla Lahey'e gelen Devers, yaptığı açıklamada, UCM'nin İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkarması için makul şüphenin yeterli olduğunu ve bu derecede bir şüpheye yetecek miktarda delilin bulunduğunu kaydetti.
'Hiçbir savaşta bu kadar çok kurban olmamıştı'
Devers, UCM'ye sundukları delillerin arasında Gazze'deki sivillere yönelik saldırılar, sağlık sisteminin hedef alınması, 2 milyona yakın kişinin yerlerinden edilmesine ilişkin çok sayıda belge bulunduğunu kaydederek, "Kapsamlı bir soruşturma yürütmek ve tutuklama emri çıkarmak için fazlasıyla kanıt var. Dosyamız özellikle BM kurumlarına yapılan atıfların olduğu 1800 sayfadan oluşuyor" dedi.İsrail ordusu tarafından Gazze'de esir alınan sivillerin durumu ve ayrıca baş gösteren kıtlık konusuna özellikle vurgu yaptıklarını dile getiren Devers, "Hiçbir savaşta bu kadar çok kurban olmamıştı. Su ve elektrik sistemlerinin tahrip edilmesi ve herkesin görebileceği insanların onuruna yönelik saldırılar." değerlendirmesinde bulundu.
'Savcılardan çok güçlü bir tepki bekliyoruz'
İsrail'in askeri operasyonlarının özellikle Filistinli sivilleri hedef aldığını ve Gazze'de yaşamın tüm yönlerini yok ettiği vurgulayan Devers, "En başından beri askeri hedeflerden ziyade Filistin'deki sosyal hayatı yok etmeye yönelik bir plan işletildi." yorumunu yaptı.Devers, İsrail'in, Gazze'de doğrudan bir askeri hedeften ziyade, Gazze'yi yaşanmaz bir yer haline getirmeyi amaçladığının altını çizerek, şunları aktardı:
"Çocukların saldırıya uğradığını gördüğüm tek savaş bu. Kentsel alanlarda en ağır yıkım silahlarının kullanıldığı ve çocukların, yeni doğmuş bebeklerin, yaşlıların, hastaların ve şimdi ölülerin bile saldırıya uğradığı yer haline geldi. Mezarlıkların yok edildiği düşünüldüğünde, mesaj basitçe şu: Burada asla bir hayatınız olmayacak, gidin!"
Tüm bu kanıtlar ışığında UCM'nin gerekli adımları atması gerektiğine dikkati çeken Devers, "Savcılardan çok güçlü bir tepki bekliyoruz." dedi.
Dever, yarın UAD'nin açıklayacağı tedbir kararlarının da dikkatle bekleneceğini ve bu kararın UCM tarafından da dikkate alınacağını aktardı.
















































































