logo
08 MAYIS 2026

İstanbul'da yılbaşı bilançosu

Yılbaşında polisler mesaideydi

01.01.2021 12:02:00
İstanbul'da yılbaşı bilançosu
İstanbul'da yılbaşı bilançosu
Yeni yıl tedbirleri kapsamında, dün 95 bin 456 şahsın GBT sorgulaması yapılıp, çeşitli suçlardan aranan 319 şahıs ile 143 yoklama kaçağı yakalandı. 36 umuma açık iş yeri ve 95 ikamet kontrol edilmiş, toplamda 14 iş yeri ve 2 villaya işlem yapılıp toplam 162 şahsa toplam 357 bin 577 TL para cezası yazıldı.
Yeni Yıl tedbirleri kapsamında İstanbul genelinde yapılan çalışmalar kapsamında, 95 bin 456 şahsın GBT sorgulaması yapıldı.

Çeşitli suçlardan aranan 319 şahıs ile 143 yoklama kaçağı yakalandı. 36 umuma açık iş yeri ve 95 ikamet kontrol edilmiş, toplamda 14 iş yeri ve 2 villaya işlem yapılıp toplam 162 şahsa idari işlem yapılarak, 357 bin 577 TL para cezası yazıldı. 2088 adres denetlenip 7 tesis ve 13 şahsa işlem yapıldı.

Toplamda 40 bin 950 TL para cezası kesildi. Ayrıca, 25 adet ruhsatsız tabanca ve tüfek ile 105 adet fişek, 1 adet Yat ve 1 adet teknede 6 şahsa idari işlem yapıldı.

9378 gram uyuşturucu madde, 1962 adet uyuşturucu hap, bin 400 litre kaçak alkol, 190 Paket Kaçak Sigara, 19.000 dolar sahte para, 19.198 araç ve motosiklet kontrol edildi, bin 022 araç ve motosiklete işlem yapılmış olup, toplamda 36 araç trafikten men edilmiş 287 bin 004 TL para cezası Uygulandı.

İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız" dedi. 

08.05.2026 11:46:00
Haber Merkezi
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki hücresinden CHP Balıkesir Belediye Başkanları buluşmasına mektup yolladı.

"Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz" ifadelerini kullanan İmamoğlu'nun mektubu şöyle:

"Sayın Genel Başkan Yardımcılarım, Değerli Büyükşehir Belediye Başkanlarım, Çok Kıymetli Yol Arkadaşlarım;

Hepinizi özlemle ve sevgiyle selamlıyorum. Gösterdiğiniz güçlü dayanışma ve mücadele azmi için yürekten teşekkür ediyorum. Marmara Belediyeler Birliği Başkanı seçilen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Akın'ı kutluyorum. Ahmet Başkanımız, Balıkesir'de çok başarılı işlerin altına imzasını atıyor. Biliyorsunuz Balıkesir; 1950'den sonra ilk kez yerel seçimlerde "CHP" dedi. Balıkesirliler Ahmet Akın Başkanımızı seçti; o da hizmetleriyle, yönetim anlayışıyla sosyal demokrat ve halkçı belediyeciliği Balıkesir'e çok güzel şekilde yaşatıyor. 74 yıl sonra elde ettiğimiz bu başarının devam edeceğine, CHP belediyeciliğinin Balıkesir'de bir gelenek halini alacağına inancım tamdır.

Bugün Türkiye çok kritik bir kavşaktan geçiyor. Her gün siyasallaşmış yargı eliyle yürütülen operasyonlara uyanıyoruz. Sandıkta kazandığımız başarıyı iftiralar ve kumpaslar eliyle gölgelemeyi; CHP'li belediyeleri mahkemeler yoluyla etkisizleştirmeyi hedefliyorlar. Sadece bizleri değil, bizlere oy veren seçmenleri ve milletin iradesini cezalandırmak istiyorlar. Çünkü başka hiçbir çareleri kalmadı. Milletimiz sosyal demokrat ve halkçı belediyecilik ile tanıştı. Yıllardır "yönetemez" denilen CHP'nin yerel yönetimlerde neler başardığını herkes gördü. Rantçı değil halkçı bir anlayışla kentlerimizi nasıl yücelttiğimize herkes şahit oldu.

Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz. Kentlerimizi her zaman millet için, milletle birlikte yönettik. Ortak akılla, liyakatli kadrolarla ve her şeyden önemlisi herkese eşit yaklaşarak hizmet ürettik. Millet bu yeni anlayışı benimsedi ve bizleri bağrına bastı. İşte bugün yapılan tüm bu baskılar; milletin gönlünde emek emek edindiğimiz yerden bizi söküp atmak içindir. Ama asla başaramayacaklar. Çünkü bu millet; gönlünde yer açtığı kişileri öyle kolay kolay kalbinden çıkarmaz; iftiralara ve yalanlara pabuç bırakmaz. O yüzden, bırakalım onlar ellerinde güç olduğuna, her şeye muktedir olduklarına inansınlar. Bizim arkamızda millet var ve hiçbir güç milletten üstün değildir.

"Makamların ve gücün esiri olmuşlar"
Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız. Halkımızla birlikte her engeli, her pusuyu ve her kumpası aşacağız.

Bu mücadele sadece ne benim, ne yol arkadaşlarımın, ne de partimizin mücadelesidir. Bu mücadele; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir. Bu zorlu yolda yorulsak da durmayacağız; birbirimizden güç alıp yeniden ayağa kalkacağız. Aynı hedefe, aynı kararlılıkla yürüyeceğiz ve mutlaka başaracağız. Başarmak zorundayız. Sizlerle birlikte bu yolda yürümekten büyük bir onur duyuyorum. Bu yolun sonu aydınlık, bu yolun sonu hürriyet, bu yolun sonu adalet!

Yolumuz açık olsun! Sevgilerimle…"

ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü içinde Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen 6 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi

 

08.05.2026 10:27:00 / Güncelleme: 08.05.2026 10:33:11
Anadolu Ajansı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylar üzerine "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından resen soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince, yazılı ve görsel basın ile sosyal medyaya yansıyan görüntülerin incelenmesi sonucu olaylara iştirak ettiği belirlenen 6 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Ay yıldızlı şanlı al bayrağımız, milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatanımız uğruna verilen mücadelenin, ecdadımızın canı pahasına koruduğu mukaddes emanetin en büyük simgesidir. Bayrağımız, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin gösterdiği eşsiz fedakarlığı, milletimizin hiçbir şartta boyun eğmeyen istiklal ruhunu ebediyen yaşatmaktadır. Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen İ.K, M.E.Y, O.A, M.F.G, C.E, B.D. yakalanmış ve adli işlemler başlatılmıştır." 

Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, 2 ilçede polis ekiplerince narkotik operasyonu düzenlendi. Operasyonda, 6 şahıs gözaltına alındı. 200 milyon değerinde uyuşturucu hap ele geçirildi

08.05.2026 09:31:00
İHA
Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu
Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu
İstanbul'un Bayrampaşa ve Güngören ilçelerinde, uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı.








Bu kapsamda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Tespit edilen 2 adres ve bir araca operasyon düzenlendi. 6 şüpheli gözaltına alındı.









200 milyon değerinde uyuşturucu hap ele geçirildi

Ekiplerce şahısların adreslerinde aramalarda, 200 milyon lira değerinde 1 milyon adet uyuşturucu hap, 5 adet hap üretiminde kullanılan makine, 84 adet kolinin içerisinde 21 bin adet kaçak kozmetik ürün ele geçirildi. Öte yandan gözaltına alınan şüphelilerin, ilerleyen saatlerde Bakırköy Adalet Sarayına sevk edileceği öğrenildi.İHA

İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında, Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla 29 zanlı gözaltına alındı

08.05.2026 09:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 09:13:15
AA
İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı
İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "Ekrem İmamoğlu'nun elebaşılığında kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik olarak soruşturmalar yapıldığı" belirtildi.

Örgütün Ağaç ve Peyzaj AŞ iştirak şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırdığı iddialarına yönelik olarak operasyon gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, gözaltı kararı verilen 30 şüpheliden 29'unun yakalandığı kaydedildi.

Açıklamada, şüphelilerden 1'inin ise yurt dışında bulunması nedeniyle yakalama çalışmalarına devam edildiği aktarıldı.
 

Site aidatlarını düzenleyen teklif Meclis'ten geçti

TBMM Genel Kurulunda, fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı

 

07.05.2026 22:30:00
Anadolu Ajansı
Site aidatlarını düzenleyen teklif Meclis'ten geçti
Site aidatlarını düzenleyen teklif Meclis'ten geçti

Kanun'la, Tapu Kanunu'nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarınca, konut finansmanı ve sermaye piyasası mevzuatı gereğince düzenlenen değerleme raporunun, düzenlettiren kamu kurum ve kuruluşları, bankalar ve diğer finans kuruluşlarınca raporun düzenlendiği tarihte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda ve bedelsiz olarak gönderilmesi zorunlu olacak.

Verilerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenecek.

Damga Vergisi Kanunu'na eklenen hükümle, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2027'ye kadar (bu tarih dahil), daha önce ihale ilanı verilmiş olmakla birlikte son teklif verme tarihi geçmemiş olanlar dahil olmak üzere sosyal konut ve konut ile birlikte ihaleye çıkılan yapım işlerine ilişkin ihalelerde, alınan ihale kararları ve Başkanlık ile işi yüklenenler arasında düzenlenen sözleşmeler damga vergisinden istisna olacak. Bu süreyi 3 yıla kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak.

Yetki kat malikleri kuruluna veriliyor

Kanun'la, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun, yöneticinin görevlerini düzenleyen hükmünde değişikliğe gidiliyor. Buna göre, yöneticiler, ana gayrimenkulün genel yönetim işleriyle korunma, onarım, temizlik gibi bakım işleri ve asansör ve kalorifer, sıcak ve soğuk hava işletmesi ve sigorta için yönetim planında gösterilen zamanda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde, kat maliklerinden işletme projesi onaylanıncaya kadar avansın toplanmasından sorumlu olacak.

Düzenlemeyle yöneticinin toplayacağı avans miktarına kat malikleri kurulunca onaylanma şartı getirilerek yöneticilerin keyfi aidat belirlemesi önüne geçiliyor, aidat arttırma yetkisi kat malikleri kuruluna veriliyor.

Buna göre, işletme projesi kat malikleri genel kurulunda onaylanacak. Kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi yoksa en geç 3 ay içinde kat malikleri kurulunda onaylanıncaya kadar yönetici gecikmeksizin geçici bir işletme projesi yapacak.

Bu proje, kat maliklerine veya bağımsız bölümden fiilen yararlananlara, imzaları karşılığında veya taahhütlü mektupla bildirilecek ve en geç 3 ay içinde aynen veya değiştirilerek kabulüne yönelik genel kurulda karar alınacak.

Kanun'da yer alan "tahmini giderlerle diğer muhtemel giderleri karşılamak üzere her kat malikinin 'anagayrimenkulün genel giderlerine katılma' başlıklı hükmündeki esaslara göre vermesi gereken avans tutarı", "her kat malikinin ilgili maddedeki esaslara göre vermesi gereken avans tutarı" şeklinde değiştiriliyor.

Mevcut işletme projesi varsa, geçici işletme projesi için öngörülen bedel, yürürlüğü devam eden işletme projesi bedelinin takvim yılı başından geçerli olmak üzere, her yıl bir önceki seneye ilişkin olarak yeniden değerleme oranından fazla olmamak kaydıyla belirlenecek ve kat malikleri kuruluna sunulacak.

Kanun'un, "yönetim planı ve değiştirilmesi" başlıklı maddesinde yapılan değişiklikle, yönetim planının değiştirilebilmesi için toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tam sayısının 3'te 2'sinin oyu şart olacak.

Geçici yönetimle ilgili yönetim planı hükümleri, toplu yapı alanındaki bağımsız bölüm maliklerinin 3'te 2'sinin oylarıyla değiştirilebilecek. Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmayacak.

Kooperatifler Kanunu'nda yapılan değişiklikle, inşaatı tamamlayarak etaplar halinde yeniden inşaata başlayan yapı kooperatifleri, yaptıkları ve yapmayı planladıkları tüm inşaatlar tamamlanmadan iş yeri ve konutları ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tahsis edilen gayrimenkullerin tapusunun devrini yapamayacak.

Ceza puanı 200'e ulaşanların yeterlik belgesi 2 yıl süreyle iptal edilecek

Kanunla, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda Çevre Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, "Çevre danışmanlık firması" tanımı yeniden düzenleniyor ve ayrıca Kanun'a "Yetkilendirilmiş kişi" tanımı ekleniyor.

Buna göre, "çevre danışmanlık firması", çevre yönetimi hizmeti kapsamında usul ve esasları ilgili yönetmelikle belirlenen başvuruları yapan, her türlü rapor ve teknik belgeyi hazırlamaya yetkili ve bunlardan sorumlu olan, aylık faaliyet raporunda aykırılıkları tespit ederek Bakanlığa bildirmekle yükümlü olan, hizmet verdiği tesis ve işletme çalışanlarına ve sorumlularına çevresel konularda eğitim veren, nitelik ve nicelikleri ilgili yönetmelikle belirlenen mühendislik ve fen fakültesi mezunlarından çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip olan kişileri bünyesinde çalıştıran, ortaklık payı bakımından ortaklarının yüzde ellisinden fazlası çevre yönetim hizmeti yeterlik belgesine sahip ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yetkilendirilen tüzel kişiliği ifade edecek.

"Yetkilendirilmiş kişi" ise çevre yönetimi hizmeti vermek üzere Bakanlıkça yetkilendirilen, üniversitelerin mühendislik veya fen fakültelerinin ilgili yönetmelikte belirlenen bölümlerinden mezun olan kişileri tanımlayacak.

Kanunla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Kanun'daki idari nitelikteki cezalara yönelik düzenleme yapılıyor. Kanun'un ilgili hükmünde öngörülen çevre yönetimi hizmeti almayanlardan, çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara 209 bin 624 lira, çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara 139 bin 746 lira idari para cezası kesilecek.

Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla yükümlü olacak. Bu konuyla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Kanun'daki "faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla yükümlüdürler" hükmünü yerine getirmeyen ve/veya tespit edilen aykırılıkları aylık faaliyet raporunda belirtmeyen çevre danışmanlık firmalarına 75 bin lira idari para cezası verilecek. Ayrıca çevre yönetimi hizmeti verenlere, esasları ilgili yönetmelikte belirlenen yükümlülükleri yerine getirmedikleri takdirde ceza puanı uygulanacak, uygulanan ceza puanının 4 yıl içerisinde 100 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi 180 gün süreyle askıya alınacak. Uygulanan ceza puanının 4 yıl içerisinde 200 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi 2 yıl süreyle iptal edilecek.

Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla, çevre danışmanlık firmaları ise çevre yönetimi hizmeti verdikleri kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre mevzuatına aykırı fiillerini Bakanlığa bildirmekle yükümlü olacak. Çevre danışmanlık firmasının asgari hizmet bedel tarifesi ile bu maddeye ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Bu hükmün yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan çevre danışmanlık firmalarının kuruluş şartlarına ilişkin müktesep hakları saklı olacak.

Kanunla, Toplu Konut Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun'un "Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan gayrimenkul satış sözleşmeleri ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde resmi şekil şartı aranmaz" hükmü kapsamındaki sözleşmeler ile taşınmaz satışlarına yönelik sözleşme ilişkisi kurulmadan önce alıcılar tarafından imzalanması gereken başvuru evrakları, müzakere tutanakları ve buna benzer diğer evraklar, yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçları kullanılarak mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve karşı taraf kimliğinin doğrulanmasına imkan verecek yöntemler yoluyla düzenlenebilecek.

Yükümlülüklerini yerine getirmeyen hak sahibinin vefatı neticesinde yasal mirasçılarının mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belgeyi sunmaması halinde Başkanlık, adli makamlardan herhangi bir yetki almaksızın mirasçılık belgesi düzenlenmesi için mahkeme veya noterliğe başvurabilecek. Başkanlık, görevleri ile ilgili dava ve icra işlemlerinde teminat yatırmaktan muaf olacak.

Kanuna göre, yeni yerleşim alanı olarak belirlenen sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerlerde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan uygulamaya dahil edilecekler ile özel mülkiyete tabi diğer bütün taşınmazlar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilgisine göre devir veya acele kamulaştırma kararı alınabilecek. Kamulaştırma işlemleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülecek.

Kanunla, İmar Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, şantiye şefi şantiyede yürütülen günlük işlerin ve çalışan yetki belgeli ustaların kaydını Bakanlıkça belirlenecek usule uygun tutmak zorunda olacak.

Kullanıma yönelik belgeye sahip yapılarda, yapı sahibinin süresi içerisinde başvurusu üzerine yangın güvenliğine yönelik periyodik kontroller yapılacak. Bu kontroller, belediyelerin ilgili itfaiye teşkilatı veya itfaiyenin gerekli gördüğü durumlarda binalarda yangından korunma önlemleri ve yangın söndürme sistemleri hakkında Bakanlıkça veya Bakanlığın yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlarca verilen eğitim ve sınavda başarı göstererek yetkilendirilen yangın güvenlik uzmanları tarafından yangın güvenlik raporu düzenlenmek suretiyle gerçekleştirilecek. Bu hüküm kapsamında gerekli kontrollerin yapılması ve raporların hazırlanması amacıyla belediyeler gerekli tedbirleri alacak. Yapı denetim kuruluşlarında görev alan denetçilerin hangi yapılarda hangi tarih aralığında görev aldıkları, Bakanlıkça kurulacak elektronik sistem üzerinden takip edilecek. Yapı ruhsatında bu kişilerin isim ve imzaları yer almayacak.

Yangın güvenliğine yönelik periyodik kontrollerde tespit edilen eksiklikler 6 aydan fazla olmamak üzere ilgili idare tarafından verilen süre içinde giderilerek geçerli yangın güvenlik raporu alınacak. Esaslı tadilat gerektiren eksiklikler, ilgili idareden alınacak ruhsat veya izinle yapılacak. İlgili idarece verilecek süre ruhsat veya izin tarihinden itibaren başlayacak.

Enerji kimlik belgesi uzmanlarına ilişkin idari yaptırımlar

Kanunla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen enerji kimlik belgesi uzmanlarına ilişkin idari yaptırımlar düzenleniyor.

Düzenleme ile sahte belge kullanılarak temin edilen müteahhitlik sınıflandırma belgesi ile başlanılan yapının ruhsatının ve 5 yıl süre ile belge numarasının iptal edileceği hükme bağlanıyor. Ruhsata tabi olup ruhsat alınmaksızın veya izin alınmaksızın yapılacak yapılarda kullanılmak amacıyla hazır betonu piyasaya arz eden ya da piyasada bulunduran kişiler, ilgili idare tarafından 500 bin lira idari para cezası ile cezalandırılacak.

Kanunla, binaların yangından korunmasına ilişkin periyodik denetimlerde görev alacak yangın güvenlik uzmanlarına, kontrole tabi yapılara ve kontrollerin süresine, alınacak ücretlere, yangın güvenlik uzmanlarının nitelikleri, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar ile özellik arz eden yapıların tasarımı ile yapılarda sürdürülebilirliğin sağlanması, enerji verimliliği, yangından ve gürültüden korunma gibi özel çalışma koşullarına yönelik mimarlık ve mühendislik hizmetlerini yürütecek uzmanların nitelikleri ve belgelendirmelerine ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile belirlenecek.

Kadastro Kanunu'nda yapılan düzenleme ile kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunacak.

Tebliğ tarihinden başlayan 30 gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşecek. Tapu planının oluşturulduğu tarihte elde edilen ölçü ve hesaplamalar sonucunda bulunan koordinat, yüzölçümü gibi değerlerin, güncel teknolojiler kullanılarak yeniden hesaplanan değerleri arasındaki miktar, fark olarak tanımlanacak.

Tapu planının üretim yöntemi ve ölçeğine göre hesaplanan taşınmazın zemindeki sınırları ile ölçü ve yüzölçümü değerleri arasındaki ölçü ve hesaplama tekniğine göre bilimsel olarak kabul edilebilir fark, yanılma sınırı (tecviz) olarak tanımlanacak. Fark, yanılma sınırı içinde veya dışında olabilecek. Hata, farkın yanılma sınırını aştığı durumlarda olacak. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan yanılma sınırı dışındaki farklar ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce resen düzeltilecek. Yanılma sınırının içindeki farklar aynı usulle düzeltilebilecek. Yapılacak düzeltme işlemlerinde farkın tamamı düzeltmeye konu edilecek.

Kanunla, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nda da düzenlemeye gidiliyor. Buna göre, mahalli idareler, bağlı kuruluşları, mahalli idare birlikleri ve bunlar tarafından kurulan şirketler ile bunların doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip şirketlerin yeni şirket kurması, kooperatif kurması, yarısından fazla hissesine sahip kooperatiflerin yeni şirket veya kooperatif kurması, mevcut veya kurulacak şirketlere veya kooperatiflere sermaye katılımında bulunulması, bedelsiz devir yoluyla gerçekleşenler de dahil her türlü hisse edinimi, şirket veya kooperatife ortak olunması Cumhurbaşkanının iznine tabi olacak.

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nda yapılan düzenleme ile hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Bakanlığın bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların, bunların arasında gerçekleştirilecek devir işlemlerinde, taşınmazlar mülkiyet sahibi idarenin yazısına istinaden resen tescil edilecek.

Kanunla, kamu idarelerine tahsisli Hazine taşınmazlarının tahsislerinin kaldırmasına, kanun gereği tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescili gereken yerlerin resen tesciline, kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile kamu hizmetleri için ihtiyaç duyulan yerlerin bedelsiz olarak Hazine adına tesciline, bu taşınmazların Bakanlık veya Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerine bedelsiz devredilmesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca karar verilecek.

Düzenlemeyle atıl durumda kalan taşınmazların kentsel dönüşüm projeleri, sosyal konut projeleri, çeşitli sosyal ve kültürel donatıları da barındıran yeni yaşam alanlarının oluşturulması gibi farklı proje ve yatırımlarda kullanılması sağlanarak kentlerin daha planlı ve sağlıklı alanlara dönüştürülmesi amaçlanıyor.

Kanunla, taşınmazların değerlendirilmesinde elde edilen gelirin yüzde 40'ının değerlendirmeyi yapan idareye aktarılması, yüzde 60'ının ise değerlendirmeyi yapan idare, kurum veya kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraki tarafından kullanılmasına yönelik düzenleme yapılıyor.

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'na eklenen hükümle, Akşehir Gölü çevresindeki bazı taşınmazlara ilişkin mülkiyet sorununun çözümüne yönelik düzenlemeye gidiliyor.

Buna göre, Göl'ün, Konya'nın Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde yer alan kıyı kesimine ait, Kıyı Kanunu'nun ilgili hükmü kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanarak 27 Nisan 2023'te tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmayan, ancak 4 Ocak 2019'da tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan yerlerde, söz konusu Kanun'daki bu alana yönelik hükümler, 4 Ocak 2019 yerine 27 Nisan 2023, 2 yıl olarak belirlenen başvuru süreleri ise bu düzenlemenin yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanacak.

DSÖ'den endişe veren açıklama

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti

07.05.2026 20:10:00
Anadolu Ajansı
DSÖ'den endişe veren açıklama
DSÖ'den endişe veren açıklama

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, Arjantin'den yola çıkan ve şu anda Kanarya Adaları'na doğru hareket eden "MV Hondius" isimli gemide görülen hantavirüs vakaları ve bu virüse dair değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs'ta, Arjantin'den Cabo Verde'ye seyahat eden Hollanda bayraklı "MV Hondius" gemisindeki ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu hakkında DSÖ'yü bilgilendirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, "Şimdiye kadar 3 ölüm de dahil 8 vaka bildirildi. 8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli." dedi.

Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.

Bu vakada yer alan hantavirüs türünün, Latin Amerika'da bulunan ve insanlar arasında sınırlı bulaşmaya yol açtığı bilinen tek tür Andes virüsü olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Andes virüsünün önceki salgınlarında insanlar arasındaki bulaşma, özellikle hane halkı üyeleri, yakın partnerler ve sağlık hizmeti veren kişiler arasında yakın ve uzun süreli temasla ilişkilendirildi. Mevcut durumda da durum böyle görünüyor." diye konuştu.

Ghebreyesus, ilk vakanın 6 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 11 Nisan'da gemide hayatını kaybeden bir erkek olduğunu anımsatarak, hastadan hiçbir örnek alınmadığını ve diğer solunum yolu hastalıklarının belirtilerine benzediği için hantavirüs şüphesi duyulmadığını anlattı.

Hastanın eşinin, gemi Saint Helena Adası'na yanaştığında karaya çıktığını ve belirtiler gösterdiğini bildiren Ghebreyesus, bu kişinin, 25 Nisan'da Johannesburg'a yapılan uçuş sırasında durumunun kötüleştiğini ve ertesi gün hayatını kaybettiğini belirtti.

Ghebreyesus, "(Hayatını kaybeden ikinci hastadan) Örnekler alındı ''ve Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünde test edilerek hantavirüs olduğu doğrulandı. Üçüncü ölüm ise gemide bulunan ve 28 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 2 Mayıs'ta hayatını kaybeden bir kadında görüldü. Başka bir erkek ise 24 Nisan'da geminin doktoruna başvurdu. 27 Nisan'da Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tahliye edildi ve yoğun bakımda tedavi görüyor." dedi.

Cabo Verde'den doktorların, semptom gösteren diğer 3 yolcuya bakım sağlamak için gemiye bindiğini dile getiren Ghebreyesus, DSÖ'nün, bu kişilerin tedavi için Hollanda'ya tahliyelerini koordine ettiğini söyledi.

"Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok"

Ghebreyesus, bu 3 hastanın tahliyesini kolaylaştırdığı için Cabo Verde Başbakanı Ulisses Correia e Silva'ya teşekkür ederek, "(Hastalardan) İkisi hastanede stabil durumda, biri ise asemptomatik ve şu anda Almanya'da. 8. vaka, Saint Helena'da gemiden inen bir adamda görüldü. Gemi operatörünün tavsiyesi üzerine, İsviçre'nin Zürih kentinde semptom gösterdiğini bildirdi ve dün hantavirüs ile enfekte olduğu doğrulandı. Cenevre Üniversitesi Hastaneleri daha sonra virüsün gen dizilimini yaptı ve Andes virüsü olduğunu doğruladı. Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok." bilgisini verdi.

Her vakada ilgili yetkililerle yakın temas kurduklarını vurgulayan Ghebreyesus, "Andes virüsünün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar çıkabileceği göz önüne alındığında daha fazla vaka bildirilmesi mümkündür. Bu ciddi bir olay olsa da DSÖ halk sağlığı riskini düşük olarak değerlendiriyor. Önceliklerimiz, etkilenen hastaların bakım almasını, gemideki diğer yolcuların güvende tutulmasını ve onurlu bir şekilde muamele görmesini sağlamak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek." diye konuştu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'den gemiyi kabul etmesini rica ettiğini ve bu talebinin kabul gördüğünü anlatan Ghebreyesus, Sanchez'e cömertliği, dayanışması ve ahlaki görevini yerine getirdiği için teşekkür etti.

"Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı"

Ghebreyesus, "Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı. İspanya'nın bu riski yönetme kapasitesine güveniyoruz ve bunu yapmaları için onları destekliyoruz. Bir kez daha, Kanarya Adaları halkı için riski düşük olarak değerlendiriyoruz. DSÖ, geminin işletmecisine gemideki sağlık yönetimi konusunda rehberlik sağladı. Tüm yolculardan kabinlerinde kalmaları istendi, kabinler dezenfekte ediliyor ve belirti gösteren herkes derhal izole edilecek." ifadelerini kullandı.

DSÖ uzmanının Cabo Verde'de gemiye bindiğini, Hollanda'dan 2 doktor ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinden 1 uzmanın da Kanarya Adaları'na ulaşana kadar gemide kalacağını vurgulayan Ghebreyesus, "Gemideki herkesin tıbbi değerlendirmesini yapıyorlar ve enfeksiyon risklerini değerlendirmek için bilgi topluyorlar. DSÖ, yolcuların ve mürettebatın varışta güvenli ve saygılı bir şekilde karaya çıkması ve seyahatlerinin devamı için adım adım operasyonel kılavuz geliştiriyor." dedi.

Ghebreyesus, vatandaşları Saint Helena'ya çıkan 12 ülkeyi de bilgilendirdiğini söyleyerek, bunlar arasında Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığını kaydetti.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüsün, Kovid-19 salgınından farklı olduğunu belirtti.

Kerkhove, "Bu koronavirüs değil. Bu çok farklı bir virüs. Bu virüsü biliyoruz, hantavirüsler oldukça uzun zamandır var. Bildiğimiz birçok detay var. Burada kesin olmak istiyorum, bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir Kovid başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz salgın. Kapalı bir alan söz konusu. Şu ana kadar 5 doğrulanmış vakamız var. Bu soruların neden geldiğini tamamen anlıyoruz ve elimizden gelen tüm bilgiyi vermeye çalışıyoruz. Ancak bu, 6 yıl önceki durumla aynı değil, koronavirüsler gibi aynı şekilde yayılmıyor ve çok farklı. Gördüğümüz gibi yakın, samimi bir temas söz konusu ve çoğu hantavirüs insanlar arasında hiç bulaşmıyor. Hantavirüslerin çoğu kemirgenlerden, dışkılarından veya salyalarından insanlara bulaşır." dedi.

İnsanların hantavirüs nedeniyle tedbir olarak maske takması gerektiğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Kerkhove, bu olayın şu anda bir gemiyle ve buradan ayrılan kişilerin takibiyle sınırlı olduğunu belirtti.

Kerkhove, gemide başka semptomatik hasta, yolcu veya mürettebat üyesi olmamasının iyiye işaret olduğunu da ifade ederek, "Elbette bu virüslerin gemide uzun bir kuluçka süresi var. Riski en aza indirmek için bazı önlemler aldılar. Gemide tavsiye edilen şey, odaların dezenfekte edilmesi. İnsanları kabinlerine kapattılar, yiyecek ve su sağladılar ve önlem olarak odalarından çıkan herkesin tıbbi maske takmasını istediler." diye konuştu.

Hantavirüs

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor. 

'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında, İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı. Sanık Mustafa Keleş, "Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir" dedi

07.05.2026 18:55:00 / Güncelleme: 07.05.2026 19:00:50
İhlas Haber Ajansı
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 34. oturumunun görülmesine devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada, iddianamede 'rüşvet alma' suçunu işlediği öne sürülen ve İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı.

"Benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok"

Sanık Keleş savunmasında, babasının 13 aydır, amcasının ise 12 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "11 ay sonra burada konuşabilme fırsatı bulabildim. Bana savcılıkta rüşvet alıp almadığım soruldu. Ben de rüşvet almadığımı söyledim. Bana, örgütle ilgili bir soru sorulmadı. Kuzenimle beraber hakimlik sorgusuna girdik ve beraber tutuklandık. Kuzenimle ben aynı anda gözaltına alındık. Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Savcılık beni, 'örgütü denetleyen örgüt üyesi' olarak betimliyor.

Bir örgüt yok ve ben bu örgütün üyesi değilim. Babamın tanıdığı olan Murat Gülibrahimoğlu'nun firmasında alma personeli olarak çalıştım. Bu işe başladığımda 23 yaşındaydım. İşten çıkarıldığım 2025 yılına kadar bu firmada kaldım. Bu durum, HTS kayıtlarından bakılabilir. Benim işim, hırdavat malzemeleri, ofis mobilyaları gibi şirkete gerekli ürünleri şirkete satın almaktı. Cebeci Maden firmasında çalışmadığım açıktır. Bu husus yapılan tespitlerle ortadadır. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu duruşmada söz aldı

Mustafa Keleş'in savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. Sanık İmamoğlu ağlayarak Mustafa Keleş'e, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık 'Okulun nasıl gidiyor'' diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu' Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın" diyerek soru yöneltti. Keleş ise bu soruya, "Hayır" yanıtını verdi.

Duruşma, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilebilmesi için 11 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 00:47:11
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyeleri Ali Nezir ve Haydar Özdoğan, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol, BTP Düzce İl Başkanı Ertan Ergül ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler

12. Yargı Paketi’yle süresiz nafaka kalkıyor, duruşmalar 3 ayı aşamayacak, hakim hukuki konuda bilirkişiye gidemeyecek; gündüz kuşağı programları ve hobi bahçelerine de sıkı düzenlemeler geliyor

07.05.2026 18:05:00
Eyüp Kabil
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
Adalet Bakanlığı'nın hazırlıklarını yoğunlaştırdığı 12. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde uzun yıllardır beklenen köklü reformları bir arada getiriyor. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran pakette, aile hukuku, yargılama usulleri, medya yayıncılığı ve imar sorunları gibi kritik başlıklar yer alıyor.

Kulislerde yer alan son bilgilere göre paket, yargılamaları hızlandırmayı, mahkeme yükünü azaltmayı ve vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Düzenlemelerin önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması ve yaz aylarında yasalaşması bekleniyor.

Süresiz nafaka uygulaması

Paketin en dikkat çeken maddesi, yıllardır tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulaması. Mevcut sistemde boşanma sonrası yoksulluk nafakası süresiz bağlanabiliyor ve bu durum özellikle kısa süreli evliliklerde uzun yıllar süren mağduriyetlere yol açıyordu.

Yeni düzenlemeyle süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi ve nafakanın evlilik süresi, tarafların ekonomik durumları, kusur oranları ile yeniden evlenme ihtimali gibi objektif kriterlere göre sınırlandırılması öngörülüyor. Böylece nafaka yükü altında yeni bir hayat kuramayan vatandaşlara rahatlama sağlanırken, ihtiyaç sahibi tarafın korunması için geçiş hükümleri getirilmesi planlanıyor.

Duruşma ertelemeleri

Yargılamaların yıllarca uzamasını önlemek amacıyla önemli bir adım da duruşma ertelemelerinde atılıyor. Pakete göre, duruşmalar yazılı gerekçe sunulmadıkça 3 aydan daha fazla ertelenemeyecek. Bu kural, dosyaların raflarda aylarca beklemesinin önüne geçerek "makul sürede yargılanma" hakkını güçlendirecek. Uzmanlar, özellikle çekişmeli boşanma, tazminat ve miras davalarında büyük bir rahatlama yaratacağını belirtiyor.

Bilirkişi

Hakimlerin yetki alanını netleştirecek bir başka düzenleme ise bilirkişi uygulamasıyla ilgili. Hakim, artık hukuki niteliği olan konularda bilirkişiye başvuramayacak. Bilirkişi incelemesi yalnızca teknik, bilimsel veya uzmanlık gerektiren hususlarda istenebilecek. Bu değişiklik, gereksiz rapor talepleri, çelişkili bilirkişi görüşleri ve ek incelemelerle uzayan davaların azaltılmasını sağlayacak.

Gündüz kuşağı programlarına düzenleme

Paket, yargı alanının ötesinde medya ve imar konularına da el atıyor. Televizyonların gündüz kuşağı programlarına önemli kısıtlamalar getirilmesi bekleniyor. "Paralel mahkeme" gibi işlev gören, kişilerin özel hayatını ifşa eden ve yargılama standartlarını taklit eden yayın içerikleri sıkı denetime tabi tutulacak. RTÜK standartlarının güçlendirilmesiyle linç kültürüne ve mahremiyet ihlallerine son verilmesi hedefleniyor.

Bir diğer kritik başlık ise hobi bahçeleri sorunu. Tarım arazileri üzerine kurulan ve sayısı 100 bini aşan hobi bahçeleri nedeniyle binlerce dava birikmişti. Pakette bu alana özel düzenleme getirilerek kaçak yapılaşma sorununun hukuki çerçeveye kavuşturulması, mülkiyet haklarının korunması ve tarım topraklarının muhafaza edilmesi amaçlanıyor. Cumhurbaşkanı talimatıyla hazırlanan yönetmelik çalışmalarının da paketle yasalaşması bekleniyor.

Adalet Bakanlığı yetkilileri, paketin hazırlanmasında barolar, hakim-savcı dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla geniş istişarelerde bulunduklarını vurguluyor. 12. Yargı Paketi'nin yasalaşmasıyla yargı sisteminin daha etkin, hızlı ve güvenilir hale gelmesi, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyecek köklü bir dönüşüm yaratması öngörülüyor.

Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu

Danıştay 6. Ceza Dairesi, Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurdu

07.05.2026 16:44:00
Haber Merkezi
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi.

10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı.

Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu.

Akbelenli köylüler kararı sevinçle karşıladı.

Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler.

Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi.

Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı.

'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz'
Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi.

Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti.

Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da dayanaksız kaldığını ifade etti. Açıklamalarında, bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği belirtildi.

Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı.

Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı.

Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi.

Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu.

Cangı ve Sarıca'nın açıklamasında, Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık'ın durumuna da dikkat çekildi.

Tutuklamaya dayanak olan süreçlerin hukuki temelini yitirdiği belirtilerek, Işık'ın derhal serbest bırakılması istendi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.