logo
08 AĞUSTOS 2026

İstibdada karşı olan lider

Türkçe Kur’an okutulması, Kur’an’ın Türkçe tefsiri ve Türkçe ibadet konularına geçmeden evvel, Mustafa Kemal ile alakalı bir özelliğin altını çizmek yerinde olacaktır

05.04.2026 00:13:00
Haber Merkezi
 
İstibdada karşı olan lider
İstibdada karşı olan lider
Türkçe Kur'an okutulması, Kur'an'ın Türkçe tefsiri ve Türkçe ibadet konularına geçmeden evvel, Mustafa Kemal ile alakalı bir özelliğin altını çizmek yerinde olacaktır.

Zira Türkçe ibadet ile "dinsizdir" denilerek üzerine gidilen liderin, esasında bir cihad Müslümanı olduğu eserimizin başından sonuna kadar ortaya konulmaktadır.

Mustafa Kemal, henüz öğrencilik yıllarından itibaren her türlü baskıya karşı çıkan bir karaktere sahiptir.

"… Bir gün derste ayağa kalkmıştı. Hoca Efendi yerine oturmasını buyurunca bacaklarının tutulduğunu ileri sürerek oturmayı reddetti.

Hoca, 'Bana karşı geliyorsun, öyle mi?' diye bağırdı.

Mustafa, 'Evet, karşı geliyorum!' diye cevap verdi.

Bunun üzerine, sınıftaki diğer çocuklar da ayağa kalkarak, 'Biz de size karşı geliyoruz' dediler ve hoca onlarla uzlaşmaktan başka çare bulamadı.







(…) Arkadaşları birdirbir oynamak isteyince çömelmeyi öfkeyle reddeder ve ayakta dururken 'üstümden atlayın' diye onlara meydan okurdu." 

Yine, Selanik Mülkiye Rüştiyesi'nde Mustafa'ya, sınıfta bir arkadaşıyla biraz dalaştığı için kötü muamele eden, onu aşırı derecede döven Kaymak Hafız'ın, çevresinde kendine verilen lakaptan da anlaşılacağı gibi, her halde lenfatik, bıngıl bıngıl, alelade bir adam olması mümkündür.

Hafız, sınıfta Mustafa'yı dalaşma halinde yakalayınca, fena halde hırpaladı. Çok zaman sonra ve bizzat Mustafa'nın anlattığına göre, onun vücudunu kan içinde bıraktı. Hocanın, bundan sadist bir zevk almak istemesi de mümkündür.

Mustafa, annesinin daha onu doğurmadan tahayyül ettiği gibi sarı saçlı, mavi gözlü, pembe yüzlü fakat hakarete tahammül etmeyen ciddi ve haysiyetli bir çocuktu.







Şemsi Efendi mektebinde gene sarıklı ve anlaşıldığına göre yüzü çiçekbozuğu Çopur Hafız Nuri Efendi'ye isyan ettiği gibi, bu sefer de Kaymak Hafız'ın hakaretine tahammül etmedi. Gerçi Çopur Hafız işi örtbas etmişti. Ama Kaymak Hafız işinde Mustafa dayattı. Günlerce mektebe gitmedi." 

Bakınız, Mustafa Kemal, 1 Aralık 1921'de Büyük Millet Meclisi'nde, heyet-i vekile'nin vazife ve salahiyetine dair kanun teklifi hakkında yapılan görüşmelerde Kanun-i Esasî'den bahseder ve şöyle der:







"… Hakikaten bu kitabın son rolü; milletvekillerini, hilafet ve saltanat makamını elinde tutan zatın en büyük düşmanlarla birlikte dağıtmasıyla nihayet bulmuştur ve onun üzerine milletimiz çocukçasına aldanmaktan ibaret olan bu hareketi artık tekrar etmemeye tövbe ve istiğfar etmiştir ve bu defa hakikaten Kuvva-yi Milliye'yi etken ve millî iradeyi hakim kılmak üzere yüksek heyetinizi buraya göndermiş ve bügünkü hükûmet şeklimizi tayin, tespit eylemiş ve bugünkü faaliyet şekline koymuştur."

Cumhuriyete geçiş öncesinde millî iradeyi hakim kılan, padişahın yetkisini sona erdiren Mustafa Kemal ile, tek adamın padişahın emri ile halkı din baskısı altında ezen cahil hocalara hayır diyen Mustafa Kemal arasında bir fark yoktur.







Her iki icraat da esasen ezilen milletin iradesini hakim kılmak içindir.

Birbirinden farklı iki Atatürk anlayışı olduğundan bahsedebiliriz. Birisi; Kurtuluş Savaşı'nda Türk milletine örnek olan, liderlik yapan ve düşmanı denize döken, Cumhuriyeti ilan eden, Millet Meclisi'ni açan Mustafa Kemal; diğeri devrimleri yapan dinsiz Atatürk.

Oysa onun henüz Kurtuluş Savaşı devam ederken açtığı Millet Meclisi, meşruiyeti milletten alması, tüm yetkileri Meclis iradesine bırakması ve henüz savaş zaferle neticelenmeden konuşmaya başladığı devrimleri de Meclis çatısı altında onaylatarak hayata aktarması esasen iki değil, tek Mustafa Kemal olduğunun göstergesidir.







Kurtuluş Savaşı'nda yanında olan millet, bu sayede devrimlerde de yanında olmuş, yetkiyi milletten almasını sağlamıştır.

Türkçe ibadet, Osmanlı döneminde hocaların dediklerinin doğruluğunu araştıramadan kabule mecbur kalan millet, ne okuduğunu anlasın, kanmasın düşüncesi ile hayata geçirilmek istenmiş, ancak zorlanmamıştır.

Atatürk 1936'da, Bursa'da güvenliğinden sorumlu Teğmen Hayrullah Soygür'e, askerlerini yetiştirirken din eğitimi de vermesinin vatan savunmasına etkisi ile alakalı şunları söylemiştir:

"Büyük Tanrı diyor ki; insanlar doğacaklar ve yaşayacaklardır ama bu insanlar arasında en az hüsrana uğrayacak olanlar hak yemeyenler ve sabredenlerdir.







Şimdi namaza dursan ve Türkçe, 'Büyük Tanrım! Senin yapdediğini yapıyorum, yapma dediğini kesinlikle yapmıyorum, kendimi kötülüklerden korumaya çalışıyorum, hak yemiyorum, sabrediyorum' dersen; sonra Allah'tan her şey istenir, sen de bir şey istersen kabul edilmez mi? Ben kabul edileceği kanısındayım.

Eğer böyle uygulansa idi, Türk İslamlığı çok daha çabuk yayılırdı. Şimdi Mehmetlerini seni yetiştirenler gibi yetiştir.

Bir subay ki, askerlerinin dini ve milliyeti ile en iyi bir şekilde ilgilenir ve onları öyle yetiştirir işte o millet yıkılmaz." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.