logo
28 EYLÜL 2026

İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir" dedi 

15.10.2025 13:38:00 / Güncelleme: 15.10.2025 14:27:16
Haber Merkezi
 
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Nutuk'tan alıntı yaparak konuşmasına başlayan Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Malumunuz, doğudan batıya, kuzeyden güneye, coğrafyamızda ülkemizi de ilgilendiren birçok gelişme yaşanıyor.  Ortaya çıkan ve çıkmakta olan sonuçların, öncelikle Türk milletinin bu kabilde de tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu güvene, barışa ve refaha mümkün olan en kısa sürede ve kalıcı olarak katkı sağlamasını yürekten diliyorum.

Konuyu, partim adına değerlendirmeden önce, sözlerime birkaç alıntı ile başlamak istiyorum: 'Efendiler, harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve dayandığı husus, devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyasetin, dahili teşkilatla uyumlu olması lazımdır. Batı'da ve Doğu'da, başka başka tabiatlara ve kültüre ve emele sahip, birbirine zıt unsurları toplayan bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur. O halde, harici siyaseti de esaslı ve metin olamaz. Böyle bir devletin dahili teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, siyasi mesleği de milli olamaz. Bizim kendisinde açıklık ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek, milli siyasettir.

Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların beyinlerde ve karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında, hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir. Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanarak, mevcudiyetimizi muhafaza ederek, millet ve memleketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak. Rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamak. Medeni cihandan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemektir.'

"Gazze Şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi"

Bu sözler, 98 yıl önce tam da bugün, büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmaya başlanan büyük Nutuk'tan alıntıdır. Son iki yıldır bir soykırımın en şedit haline şahit olduk. Gizli saklı değil, tüm dünyanın gözünün önünde gerçekleşti. İki yılda yaklaşık 70 bin kişi katledildi. Gazze şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi. Yetmedi üzerlerine yağan bombalardan kurtulan çocuklar, açlıktan öldürüldüler. İnsani yardım alanlarında anneler, babalar, evlatlar katledildi. İki milyon insan evinden sürüldü.

İşte Büyük Ortadoğu Projesinin, terör devleti İsrail'i bölgede hakim güç kılma amacının 24 aylık bilançosu. Bugün anlaşılıyor ki, emperyalizmin ajandasına 7 Ekim 2023 olarak not düştüğü ve 24 ay süre biçtiği, 2025 Ekim ayında da ateşkes planladığı iki yıllık süre sona erdi. Takvim işledi. Gazze yerle bir edildi. Gazze'deki sığınaklar ortadan kaldırıldı. Hamas'ın tünelleri yıkıldı. Şimdi takvimde, hafriyatın kaldırılması, yeni bir şehrin inşası; yeni ihaleler, oluşacak ranttan pay alma heveskarlığı zamanı başlıyor.

"Savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler"

Büyük Ortadoğu Projesinde İsrail'in bölgede hakim güç olması ve güvenliği ile ilgili olarak, gelinen noktada belirlenen hedefe ulaşılınca, savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler. Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir.

Bugün bir parmak şıklatmasıyla bir araya gelen ve Trump'ın ifadesiyle aslında, her ihtiyacı olduğunda yanında olanlar kameralara gülen pozlarını vererek, bir savaşı durdurduk diye böbürlenebilirler. Ama maşeri vicdan şunu sormamızı emrediyor, soruyorum: Madem bir araya gelip bir anda silahları susturabiliyordunuz da neden iki yıl beklediniz? İhtiyaç duyulan her an ve yerde hazır ve nazır bulunmayı biliyordunuz da neden küresel emperyalizmin değil, masum milletlerin yanında durmayı başaramadınız? Neden 70 binden fazla insanın ölümüne seyirci kaldınız?

"Olan BOP'un geldiği aşamadır"

Bakınız, olan Büyük Ortadoğu projesinin yeni evresinin ilanından ibarettir. Ne Filistin için, ne de Filistin halkı için herhangi bir çözüm üretilmemiştir. Eğer, Gazze'yi Las Vegas'a dönüştürmek, insanların yurtlarından sürülmesi ya da 100 yıl sonra uygulamaya koyulacak bir 'Manda Yönetimi' çözüm olarak görülmüyorsa bugün olan bitenin bir kamusal refah, güvenlik ve barış üretmek değil; küresel güçlere ve onun ortaklarına kar sağlamaktan ibaret olduğu görülebilir.

Bu süslemelere kanarak bu sahte barışın türkülerine eşlik edip, uyumaya devam etmemiz isteniyor. Oysa ne demiştim, unutturmayacağız! Ne demiştim, 'barış soysuz bir güvercin değildir ki her dala konsun'. O yüzden buradan tekrarlıyorum, olanlara anlık, birilerinin istediği gibi bakmamalıyız.Olan BOP'un geldiği aşamadır. Emin olun ki, yeni aşamada daha fazla kan, daha çok gözyaşı olacaktır. Hakikati gizleyip, yalanlarını dayatanlara inat, insanlara acılar yaşatıp, üstüne kâr elde etme derdine düşünlere inat, sömürge valisi kılıklı Amerikalı Barrack'ın söylediği gerçeğe dikkatinizi çekiyorum: 'Barış dediğimiz şey bir yanılsama. Hiçbir zaman barış olmadı. Muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak'. Bu ifadeler, başka bir hakikati göstermektedir. Efendiler, emperyalizm sona ermez, yalnızca şekil değiştirir.

"Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir"

Yapılan anlaşmada Türkiye, ateşkes maddelerinin uygulanmasından sorumlu garantör ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sorumluluk, bir Türk temsilcinin oluşacak geçici yönetimde etkin bir pozisyonda bulunması gerektiğini göstermektedir. Bizim önerimiz, Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir. Böylece, Gazze meselesi hükumetin dar ideolojik çerçevesinin dışına çıkabilir ve Türkiye'nin milli birlik içinde yaklaştığı bir meseleye dönüşebilir.

En önemli meselelerden biri, ateşkesi korumak üzere, bir barış gücünün oluşması durumunda Türk askeri Gazze'de yalnız kalmamalı, mutlaka uluslararası bir ittifakın parçası olarak bölgede olmalıdır. Hiçbir asker ya da sivil görevlimiz, bu riskli bölgenin yükünü tek başına omuzlayacak şekilde konumlandırılmamalıdır. Ateşkes ile birlikte Türk-İsrail ticari ilişkilerinin yeniden başlaması gündeme gelecektir. İktidarın bu konudaki karnesi, herkesçe bilinen sır mahiyetindedir. Önden söylemek gerekiyor. Bu ilişkileri bir seferde başlatmak yerine, stratejik malların ticareti için, 2026 senesinin Ekim ayındaki İsrail seçimlerini beklemek yerinde olacaktır.

Ateşkes sonrası dönemde, İsrail'in sadece Gazze'nin değil, Suriye'nin de toprak bütünlüğü ve istikrarına tehdit haline gelmemesi için tutarlı ve uzun erimli bir diplomasi yürütülmelidir. Suriye'nin toprak bütünlüğü, bu anlamda hiçbir pazarlığın konusu edilmemelidir. Son olarak Türkiye, Filistin halkının yanında olmakla birlikte, Hamas dahil, hiçbir örgütün hamiliğine soyunmamalıdır. Hamas'ı, Türkiye'ye raptetmeye dönük potansiyel bir uluslararası ajanda mevcuttur. Kısa vadede işe yarar bir propaganda malzemesi olarak görülebilecek bu tür politikalar, uzun vadede altından kalkılamaz krizlere sebebiyet verebilir.

"Siz hala bu millete maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz"

Sözlerime başlarken, Büyük Atatürk'ten yaptığım alıntıda olduğu gibi, milli siyaset, hayalperestlikten uzak durmak, rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamaktır. İktidardakilere diyeceğim şundan ibarettir: Bir kez daha bu milleti ne meşgul edin, ne zarara uğratın. Artık akıllanın da her şeye Türk milletinin gözüyle bakın.

Türk milletinin menfaati için bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için bakın! Bu arada merak ettiğim bir şey var. Bu Amerika'ya gidince ne oluyor anlayabilmiş değilim. Ne yapıyorlar, çip mi yerleştiriyorlar, aşı mı yapıyorlar? Türkiye'nin ve Türk milletinin bekasına göz dikmiş teröristlerin destekçisi ABD, Batı Trakya'da sessiz sedasız devasa üsler kurduran ABD, Mavi Vatan'da karşımıza çıkanları destekleyen ABD, parasını ödediğimiz savaş uçaklarını bile vermeyen ABD, 'Akıllı ol' diye mektup yazan ABD, Terörist Fetullah Gülen'i yıllarca koruyup kollayan ABD. Üstelik tüm bunları, her konuşmasında üstüne basa basa anlatan da Erdoğan.

Sonra bir Washington ziyareti, LPG satıyorum alacaksın diyen Trump, YPG'ye dokunma diyen Trump, 'Bazı isteklerim var, onları yaparsa Erdoğan harika biri olur' diyen Trump. Sonra Erdoğan harika biri, beni hiç kırmadı, ne istediysem yaptı diyerek dünyanın gözü önünde bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nı küçük düşüren Trump. Tüm bunlara rağmen, bir anda stratejik ve kıymetli müttefikimizdir denilen de ABD. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Buradan soruyorum; Trump'ın gözündeki harikalığınız nereden geliyor Sayın Erdoğan? Bu millet sizin 'Ne isterlerse vermenizden' çok çekti, çekmeye devam mı edecek Sayın Erdoğan? Siz hala bu millete önüne gelene her istediğini verecek maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz? Yoksa büyük bir devletin yöneticisi olarak devlet adamı vasfına sahip olmaya gayret edecek misiniz?"

"İngiliz Mehmet bey Cumhur AŞ'nin CEO'su gibi"
 
Bütçe görüşmeleri yaklaşırken, maaşlara zam beklentisi ve milletin altında inim inim inlediği enflasyon kadar, üreticilerin içine hapsedildiği açmazın da hiçbir çözüme kavuşturulmadığını, reel sektörün yıllardır can çekiştiğini belirten Dervişoğlu, "Herkesin, bir eli yağda, bir eli balda sandığı sanayicilerimizden bahsediyorum. Reel sektörün, çözümsüz bırakılan sorunları hükümetin umurunda olamasa da sanayicimizi adeta felç etmiştir. Erdoğan'ın daha önceki hazine ve maliye bakanları gibi, İngiliz Mehmet bey de; Cumhuriyetin bir bakanı gibi değil, Cumhur AŞ'nin CEO'su gibidir. Memleketin insanıyla, emekçisiyle, esnafıyla, üreticisiyle ve sanayicisiyle bağı tamamen kopmuştur" ifadelerini kullandı.
 
Görüştükleri reel sektör temsilcilerinin anlattıklarına göre, finansmana erişim sorunları nedeniyle nakit akışlarının alt üst olduğunu, her geçen gün işletme sermayesi yetersizliğinin arttığını söyleyen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
 
"Her yeni güne bir konkordato başvurusu ya da kararı haberi ile uyanmamız bundandır. Geride bıraktığımız 2025 Eylül ayında tüm zamanların rekoru kırılmıştır. Yılın ilk üç çeyreğinde; 'iflas kararı' verilen dosya sayısı,  geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 117, artmıştır. Tekrarlıyorum; yüzde 117 artmıştır. Türkiye'de, şirket iflasları Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyelerine ulaşmıştır. Yürütülen sıkı para politikası, yüksek faiz oranları ve azalan alım gücü, hem vatandaşın hem de şirketlerin kredi ve kartı ödemelerini imkansız hale getirmiştir. Takipteki alacaklar hızla artmış ve bu konuda da Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştır. Eylül 2025 itibarıyla, takipteki toplam alacak bakiyesi; 489,3 milyar liradır. Geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Tekrarlıyorum, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Türkiye ekonomisinin üretim gücü olan reel sektöre; artık, finansman değil politika kaynaklı bir daralma yaşatılmaktadır. Rasyonel zemine dönüş söylemiyle yola çıkan, Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin sahada yarattıkları etki ve sonuç; Nakit sıkışıklığı, kredi tıkanması, iç talep çöküşü ve kurumlara güvensizliktir.
 
"Piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır"
 
Bu baştan sona yanlış ekonomi politikalarının bedelini, reel sektör ödemektedir. Rekabetçi Kur seviyesi ile ihracatçımız rekabet avantajını yitirmiş, dayanacak gücü kalmamıştır. Bu arada reel sektör diyorum da reel sektör dediğimiz şey İstihdam demektir. İş demektir, aş demektir. Bu yaşananlar, sadece patron sorunu değildir. Bu, bedel ödeyecek olan emekçilerimizin de sorunudur. Mutfaktaki tencere sorunudur. Döviz kurunu yapay ve masraflı şekilde sürekli baskılayarak, enflasyonun düşürülemeyeceğinin, artık anlaşılmış olması gerekmektedir. Bu beyhude politikalar ile insanımızın ve piyasanın beklentileri kontrol altına alınamamaktadır. Ortada, piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır. Ve her geçen gün daha da artmaktadır. Vatandaşın 12 aylık enflasyon beklentisi, yüzde 53 gibi çok yüksek bir seviyededir. Bugün, sözüm ona Eximbank aracılığıyla verilmesi planlanan teşvikler, yaşanılan bu büyük çaresizliğe çare değildir.

Siz, yüzde 3'leri konuşurken, ihracatçı mevcut halde, bunun çok daha üzerindeki rakamlara ihtiyaç duymaktadır. Yandaşa peşkeş çekmekten, iktidarın leşçilerini beslemekten, gerçek üreticiye ve sanayiciye verecek kaynak kalmamıştır. Döviz kuruna saplanmışsınız çünkü takviminize yaydığınız siyasi operasyonlar için biriktirip her operasyonda, milyarlarca doları, gözünüzü kırpmadan birkaç saatte harcayıp yakıyorsunuz. Bugün reel sektörün, iktidara olan tepkisi; sadece döviz ve faizle ilgili değildir. Başta söylediğim gibi; görülmemek, duyulmamak, ciddiye alınmamakla ilgilidir. Sayın Erdoğan, toplantı düzenlediği kontrollü salonlarda kendisine ve kurmaylarına alkış aldığını zannederken, asıl gerçekler o salonların fuayesinde sessiz çığlıklar olarak, kulaktan kulağa eğilerek fısıldanmaktadır. Devletin vatandaşına, Vatandaşın da devletine güvenini yitirdiği günümüzde; yarım asrı devirmiş sanayi devleri üretimlerini başka ülkelere taşımaktadırlar. Memlekette kalanlar da üretimlerini yavaşlatmıştır. Küçük işletmeler, kepenk indirmektedir. Bugün yüzde 30'lu rakamlardan bahsedilen işsizlik, işte bunun doğal sonucudur. İşçi için de, işveren için de, hakeza işsizler için de sabretme sınırı tükenmiştir. Bu ülkenin üreticisi, sanayicisi, emekçisi artık sabır telkini değil, çözüm istemektedir. Türkiye'm ve insanımız bu kadar acıyı hak etmemektedir.  
 
"Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir"
 
2,5 yıldır süren bu azap ekonomisi programının da yönetim kadrolarının da kullanım süresi bitmiştir. Bugüne kadar tutmamış olan plan ve programların, bundan sonra da tutacağı yoktur. Ekonomi yönetiminin bekçiliğini yapan Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir. Çünkü ekonomi yönetiminin gizli kahramanı ve iradenin asıl sahibi Erdoğan, kendisini affetse bile, millet onu affetmeyecektir. Artık Londra bileti almasının zamanı gelmiştir. Kendisine tavsiyem, biletini de erken rezervasyonla tek yön almasıdır. Hazır ekonomiden bahsetmişken doların 10 lirayı geçmeyeceğini iddia eden Damat Bakanın, bir de Enerji bakanlığından kalma 'Yaz Saati Uygulaması' var. Hatırlıyorsunuz değil mi dolar 10 lirayı geçmeyecek diyordu. Dolar 10 lirayı geçeli 32 lira daha oldu. Bugün dolar 42 lira. Çalışanlarımızı, memurlarımızı, en çok da çocuklarımızı zifiri karanlıkta güne başlatan o kötü miras halen yerinde duruyor. Uzmanlar; biyolojik saatin ve vücut dengesinin bozulduğunu, bağışıklığın düşüp, hastalıkların yayıldığı gerçeğini bilimsel olarak ortaya koyuyorlar. Güne karanlıkta başlayan insanımızda, ne moralden ne mutluluktan ne de umuttan eser kalmıyor. Ezcümle, enerji tasarrufu diye başlanan bu saçmalık memlekette de, millette de enerji bırakmadı. Bu 9 yıllık yanlıştan artık derhal dönülmesi gerekmektedir. Tebessümü haram ettiğiniz bu millete, bari günün aydınlığını çok görmeyin. Gelin bütçe görüşmeleri başlamadan bu sorunu çözelim. Konuyla ilgili atılacak her adıma İYİ Parti olarak destek vermeye hazırız."
 
"Çeteler cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ediyor"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, şehirlerde çetelerin, mahalleleri, semtleri parsellediğini, uyuşturucu ve sanal kumar ağlarının kurulduğunu, çetelerin, cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ettiklerini, dükkanlara, arsalara, işletmelere çöktüklerini söyledi.
 
Dervişoğlu, "Bu suçların insan kaynağını ise gençlerimizden devşiriyorlar. Lise hatta, ortaokul çağındaki evlatlarımızdan, yani hem fail hem kurban konumunda olan ortak geleceğimizden bahsediyorum. Size bir örneği hatırlatayım. Geçtiğimiz ay İzmir Balçova'da karakola silahla saldıran 16 yaşındaki bir lise öğrencisiydi. 3 şehit verdik. 16 yaşındaki çocuğu internet üzerinden bir İranlı yönlendiriyor. Aynı İranlı ile bağlantılı iki çocuk daha eylem yapamadan yakalandı. Şimdi buradaki mesele şu; sen devlet olarak bu çocukları doğru eğitip, doğru yönlendiremiyorsun. Ama elin İranlısı, uzaklardan senin evlatlarını kirli ağına düşürebiliyor. Çünkü sen başkalarının evlatlarıyla meşgulsün. Çünkü sen makam hesaplarıyla meşgulsün. Çünkü sen bu memleketin evlatlarına kastetmiş teröristlere itibar iadesiyle meşgulsün" diye konuştu. 
 
"Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin"
 
Yoksulluk derinleştikçe, gelir adaletsizliği arttıkça, Türkiye'nin daha önce yaşamadığı ölçekte bir "gettolaşmaya" şahit olunduğunu ifade eden Dervişoğlu, şöyle devam etti:
 
"Ne Milli Eğitim ne Gençlik Spor ne de Aile Bakanlıkları, beyhude ve partizan propagandalardan başlarını kaldırıp işlerini yapmadıkları için bu çocuklarımız, okuyarak, ter akıtarak, liyakatle erişecekleri iyi bir hayat imkânı arayışından vazgeçmişler. Tüketime indirgediğiniz hayatlarında döşediğiniz yol taşları gençlerimizi, en kısa, en kuralsız ve sonu olmayan yollara saptırmaktadır. Daha önce defalarca bu kürsülerden iktidarı defalarca uyardım. Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin diye. Ne kentleşme anlayışınız bir şeye benziyor ne istihdam politikanız, ne milli eğitim ne de gençlik ve kültür.
 
Sahte eğitimle diploma üretilebilen bir ülkede suçluların muteber ilan edildiği bir devlet anlayışı içerisinde, dahası, suçun cezasız kaldığı, cezaların da suç uydurularak verildiği bir ülkede devlet büyükleriyle fotoğrafların, şuç şebekelerinin karargahlarının duvarlarını süslediği bir ülkede, suçu kötü bir istisna olmaktan çıkartıp, makbul ve meşruymuş gibi yücelttiniz. Bazı çevrelere adeta suç işleme imtiyazı tanıdınız. Dosyası suç ansiklopedisine dönmüş nice caniyi salıverip, yerlerine akademisyen, yazar, gazeteci, belediye başkanı, size itiraz eden kim varsa hapishanelere doldurdunuz. Diplomanın değersizleşmesinin neye mal olabileceğini hiç düşünmediniz. Evlatlarımızın kaderini yıllarca, menşei malum cemaatlerin insafına bıraktınız, sanata sansür koydunuz, spora şike soktunuz. Yüz milyonlarca dolar gençlik fonunu, çocuklarımızın geleceği için harcamak yerine, şımarık yandaşlarınızın veletlerinin yiyip içip gezmesine, pudra şekerlerine vakfettiniz. Binlerce evladımızı mülakatlardan eleyip, işsizliğin ve hayat kaygısının pençesine attınız. Şimdi zehirli meyvelerini hep birlikte topluyoruz.
 
"Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde"
 
İşte terörsüz Türkiye. Öcalan canisinin barış güvercini, PKK'nın muhatap kabul edildiği Türkiye'de, mangalda yakılıp, propaganda filmi çekilen silahlar, sokaklarda çocukların elinde. Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde. Bu bir terör değil de nedir? Yarın bu çeteler kartelleşip, iyice semirdiğinde mi bu konuya el atacaksınız? Kaş yapayım derken, göz çıkarmak diyeceğim ama bunların kaş yapmak dertleri de yok. Her şey en kötü aşamaya gelmeden, devlet yönettiklerini hatırlamıyorlar. Devleti hatırladıklarında da devlet elden gider diye değil, oturacak makamımız kalmaz diye, son dakika pansuman yapıyorlar. 
 
Bugün Suriye'deki tüm hesap da aynı şekilde, PKK'nın Suriye kolu olan YPG'nin varlığı üzerine dönüyor. Bizden başka soran, sorgulayan yok. Bunu da Devlet bekası diye pazarlayıp duruyorlar. Halen komisyonculuk oynuyor, Saraydan arta kalırsa diye kırıntı bekliyorlar. İmralı canisi 'silah bırakacaklar' dedi diye kendi kendilerini kandırıyorlar, buna Türk Milletini de ikna etmeye çalışıyorlar. Sonuç? Bırakın YPG'nin silah bırakmasını tam da onları eğitip donatanların olmasını istediği gibi, Suriye ordusu YPG'leşiyor. Dün FETÖ ne istediyse verenler, aslında FETÖ'ye değil, ABD'ye verdi. Trump'ın defalarca dile getirdiği gibi, ne zaman bir desteğe ihtiyacı olsa fazlasıyla verdi. Maden, gümrük tarifesi, hepsi cabası. Bir tek bu milletten mahrum etti o büyük himmetini. İmralı partisi ve onun ulaklarını da o himmetinden mahrum bırakmıyor. Öyle ki, o terör şımarıkları da teröristbaşı medyadan rahatsız oluyormuş diye hepi topu bir avuç kalan gerçek gazete ve televizyonları aba altından tehdit ediyorlar. 26 senedir nedamet getirmemiş bir katil ve onun uşakları, elbet şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar. 
 
"Siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz"
 
Tüm bu rezalet sahnesi, Cumhuriyet düşmanlığının aldığı mesafenin göstergeleridir. İnsan gibi başımızı sokacak bir ev bulamıyorsak, biri parasını koyacak yer bulamazken, bir diğeri halk ekmek kuyruğu bekliyorsa, biri pasaportunda mühür basılmadık yer bulamazken, bir diğeri, memleketine bile gidemiyorsa, birinin evladı okumak için inşaatta amelelik yapmaya mahkûm bir diğeri ise yurt dışında okul beğenmiyorsa, Cumhuriyet zordadır demektir. Çünkü Cumhuriyet, tüm düşmanlarına inat, eşitliktir. Makulde buluşmaktır, dengedir. Haramdan sakınmak, helal ekmek yemektir. Hukuksuzlukları sumen altı etmemek, yoksullukları görmezden gelmemek, gözünün arkada kalmamasıdır, Cumhuriyet. İşte bizim mücadelemizin gayesi budur. Siyasetimiz budur. Milli olan siyaset de budur. Arayışımız, çağrımız, muhalefetimiz ve milletle ittifakımızın özü budur. Bu sebepledir ki, siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz. İşte bu yol, milletimizle ittifakımızın, bu yol, milletimizle iktidarın, bu yol, Türk Milletinin istiklalilin yoludur. Kapımız herkese açıktır, alın terimizi de ekmeğimizi de bölüşerek, bölüştükçe çoğalarak bu parantezi, açanların üzerine kapatacağız. Bakın söylüyorum bu parantezi onlar açtı biz kapatacağız. Tek adam Cumhuriyetinin tebaası olmayacağız, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yurttaşı kalacağız."
 
"Sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların"
 
Dervişoğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ile TBMM Başkanvekili Pervin Buldan arasında dün TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmaya da değinerek, "Büyük Türk Milleti sana sesleniyorum: Had bilmezlik öyle büyük ki, şımarıklık öylesine derin ki, bugün kendilerini savundukları noktada sorsanız, '50 yıl boyunca katliamları demokrasi için yaptık, uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için harcadık' diyecekler neredeyse. Görüyorsunuz değil mi Meclis kürsüsünde. Hiç sanki bunlar teröre bulaşmamış, 50 bin insanımızın katiline 'kurucu önder' derken hiç bir utanma belirtisi dahi göstermeden bunları söylemeye ve barış için, bu ülke için mücadele ettiklerini ifade ediyorlar. Siz bu milletin başına bela olan bir terör örgütünün siyasi uzantısısınız. En az onlar kadar da alçaksınız. Böylesine arsız, böylesine yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların" diye konuştu. 
 
"Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum"
 
Müsavat Dervişoğlu, dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşananların, ihanetin geldiği boyutu bir kez daha gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:
 
"Grup Başkanvekilimiz Sayın Turhan Çömez, İmralı'daki alçak teröristten mesaj getiren Başkanvekiline bir hatırlatmada bulundu. Dedi ki; 'Siz Atatürk'ün oturduğu koltukta oturuyorsunuz. 50 bin kişinin katili alçak Öcalan'ın mesajını taşımak sizin haddiniz değil'. Bu haklı uyarının sebebini biliyorsunuz. Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Medya bizi hiç göstermiyor biz hiç rahatsızlığımızı ifade ettik mi? Hiç dedik mi ki; şu medya bizi gösteriyor bu göstermiyor... Siyaset mühendisliğinin kumpası içerisinde üzerimize oyunlar oynanıyor ve bunun arka planında medyanın parmak izleri falan var dedik mi? Biz görmüyor muyuz bunları? Ama biz demokrasiyi savunuyoruz, hukuku savunuyoruz. Biz bu milletin vicdanına güveniyoruz. Yazmayan gazeteler, göstermeyen televizyonlar olsa bile milletin kalp gözüne güvenerek siyaset yapıyoruz. 'Millet bizi görecektir' diye biliyoruz. O görmezden geldikleri birgün bir şey olunca onlar düşünsün biz değil.
 
Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Öcalan diyor ki, 'Bunları konuşturmasınlar yani Müsavat Dervişoğlu konuşmasın, İYİ Parti konuşmasın, bunlara muhalif olanlar aleyhlerinde laf etmesin istiyorlar. Bunun için de iktidar devreye girsin istiyorlar. Her zaman olduğu gibi yine hükümete sığınıyorlar. Kimin kimle ortak olduğunun delilidir bu. Meclis Başkanvekili sıfatıyla bunu yapıyor. Gerçi bunun yabancısı değiliz. Erdoğan'da AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla saldırıyor cevap verince Cumhurbaşkanı kalkanıyla kendini savunuyor. Devlet makamları hainlere vermemelidir değerli arkadaşlar. İYİ Parti grubu bu duruma ititraz etti. Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum. 
 
"Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular"
 
Terörist Öcalan medyaya sansür istedi, ulağı Meclis'te bize sansür uygulamaya kalktı. Dün o oturumda bir gerçek bir kez daha gözler önüne serildi. Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular. Bize karşı birleştiler. Aynılar aynı yerde buluştu. Nerede buluştu, ihanette buluştu. Öcalan'a alçak dediğimiz için başlayan tartışmaya, Cumhur Koalisyonun üç ortağı da aynı tepkiyle 'Biz' dediler. Muhabbetiniz bol olsun, birliğiniz beraberliğiniz de boynunuza asılsın. O yüzden bu ihanet ağına karşı haykırıyoruz ve diyoruz ki; Siz hepiniz biz tek! Buyrun gelin. Bu ülkenin vatandaşına, askerine, polisine, işçisine, mühendisine, öğretmenine, hatta kundaktaki bebesine silah sıkanlar katildir, teröristtir, alçaktır, haindir. İşbirlikçisi de haindir. Alkış tutanı da haindir. Ortağı da haindir. Barış deyip, ihanet kusanlara da demokrasi deyip, medyaya ayar isteyen Stalin artıklarına da onlara arka çıkıp, yoldaşlık eden mankurtlara da hatırlatıyorum: Allah'ın izniyle ve milletin iradesiyle bu devran dönecektir. İYİ Parti milletin Meclisi'nde bugün millet vicdanının sesidir. Yarın milletin iktidarı olacaktır. Kısmaya çalıştığınız ses, Türk Milletinin sesidir. O sesi kısmaya kalkarsanız, bir daha oturmamak üzere ayağa kalkarız. Ben Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti hareketinin lideri olarak diyorum ki; o gün geldiğinde; hiçbir Saray odası, hiçbir Kandil Mağarası, hiçbir İmralı zindanı sizi kurtaramaz! Bugün umuduz, yarın gerçek andolsun ki, o gün mutlaka gelecek."
 
"Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, grup konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Dervişoğlu, bir gazetecinin, "Dün TBMM Genel Kurulu'nda, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Gaziantep Milletvekiliniz Mehmet Mustafa Gürban'ın kendisine cinsiyetçi bir mesaj attığını söyledi" demesi üzerine, "Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan. Ben zaten iyi bir sosyal medya kullanıcısı değilim" dedi. 

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.