logo
23 HAZİRAN 2026

İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir" dedi 

15.10.2025 13:38:00 / Güncelleme: 15.10.2025 14:27:16
Haber Merkezi
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Nutuk'tan alıntı yaparak konuşmasına başlayan Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Malumunuz, doğudan batıya, kuzeyden güneye, coğrafyamızda ülkemizi de ilgilendiren birçok gelişme yaşanıyor.  Ortaya çıkan ve çıkmakta olan sonuçların, öncelikle Türk milletinin bu kabilde de tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu güvene, barışa ve refaha mümkün olan en kısa sürede ve kalıcı olarak katkı sağlamasını yürekten diliyorum.

Konuyu, partim adına değerlendirmeden önce, sözlerime birkaç alıntı ile başlamak istiyorum: 'Efendiler, harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve dayandığı husus, devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyasetin, dahili teşkilatla uyumlu olması lazımdır. Batı'da ve Doğu'da, başka başka tabiatlara ve kültüre ve emele sahip, birbirine zıt unsurları toplayan bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur. O halde, harici siyaseti de esaslı ve metin olamaz. Böyle bir devletin dahili teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, siyasi mesleği de milli olamaz. Bizim kendisinde açıklık ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek, milli siyasettir.

Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların beyinlerde ve karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında, hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir. Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanarak, mevcudiyetimizi muhafaza ederek, millet ve memleketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak. Rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamak. Medeni cihandan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemektir.'

"Gazze Şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi"

Bu sözler, 98 yıl önce tam da bugün, büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmaya başlanan büyük Nutuk'tan alıntıdır. Son iki yıldır bir soykırımın en şedit haline şahit olduk. Gizli saklı değil, tüm dünyanın gözünün önünde gerçekleşti. İki yılda yaklaşık 70 bin kişi katledildi. Gazze şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi. Yetmedi üzerlerine yağan bombalardan kurtulan çocuklar, açlıktan öldürüldüler. İnsani yardım alanlarında anneler, babalar, evlatlar katledildi. İki milyon insan evinden sürüldü.

İşte Büyük Ortadoğu Projesinin, terör devleti İsrail'i bölgede hakim güç kılma amacının 24 aylık bilançosu. Bugün anlaşılıyor ki, emperyalizmin ajandasına 7 Ekim 2023 olarak not düştüğü ve 24 ay süre biçtiği, 2025 Ekim ayında da ateşkes planladığı iki yıllık süre sona erdi. Takvim işledi. Gazze yerle bir edildi. Gazze'deki sığınaklar ortadan kaldırıldı. Hamas'ın tünelleri yıkıldı. Şimdi takvimde, hafriyatın kaldırılması, yeni bir şehrin inşası; yeni ihaleler, oluşacak ranttan pay alma heveskarlığı zamanı başlıyor.

"Savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler"

Büyük Ortadoğu Projesinde İsrail'in bölgede hakim güç olması ve güvenliği ile ilgili olarak, gelinen noktada belirlenen hedefe ulaşılınca, savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler. Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir.

Bugün bir parmak şıklatmasıyla bir araya gelen ve Trump'ın ifadesiyle aslında, her ihtiyacı olduğunda yanında olanlar kameralara gülen pozlarını vererek, bir savaşı durdurduk diye böbürlenebilirler. Ama maşeri vicdan şunu sormamızı emrediyor, soruyorum: Madem bir araya gelip bir anda silahları susturabiliyordunuz da neden iki yıl beklediniz? İhtiyaç duyulan her an ve yerde hazır ve nazır bulunmayı biliyordunuz da neden küresel emperyalizmin değil, masum milletlerin yanında durmayı başaramadınız? Neden 70 binden fazla insanın ölümüne seyirci kaldınız?

"Olan BOP'un geldiği aşamadır"

Bakınız, olan Büyük Ortadoğu projesinin yeni evresinin ilanından ibarettir. Ne Filistin için, ne de Filistin halkı için herhangi bir çözüm üretilmemiştir. Eğer, Gazze'yi Las Vegas'a dönüştürmek, insanların yurtlarından sürülmesi ya da 100 yıl sonra uygulamaya koyulacak bir 'Manda Yönetimi' çözüm olarak görülmüyorsa bugün olan bitenin bir kamusal refah, güvenlik ve barış üretmek değil; küresel güçlere ve onun ortaklarına kar sağlamaktan ibaret olduğu görülebilir.

Bu süslemelere kanarak bu sahte barışın türkülerine eşlik edip, uyumaya devam etmemiz isteniyor. Oysa ne demiştim, unutturmayacağız! Ne demiştim, 'barış soysuz bir güvercin değildir ki her dala konsun'. O yüzden buradan tekrarlıyorum, olanlara anlık, birilerinin istediği gibi bakmamalıyız.Olan BOP'un geldiği aşamadır. Emin olun ki, yeni aşamada daha fazla kan, daha çok gözyaşı olacaktır. Hakikati gizleyip, yalanlarını dayatanlara inat, insanlara acılar yaşatıp, üstüne kâr elde etme derdine düşünlere inat, sömürge valisi kılıklı Amerikalı Barrack'ın söylediği gerçeğe dikkatinizi çekiyorum: 'Barış dediğimiz şey bir yanılsama. Hiçbir zaman barış olmadı. Muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak'. Bu ifadeler, başka bir hakikati göstermektedir. Efendiler, emperyalizm sona ermez, yalnızca şekil değiştirir.

"Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir"

Yapılan anlaşmada Türkiye, ateşkes maddelerinin uygulanmasından sorumlu garantör ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sorumluluk, bir Türk temsilcinin oluşacak geçici yönetimde etkin bir pozisyonda bulunması gerektiğini göstermektedir. Bizim önerimiz, Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir. Böylece, Gazze meselesi hükumetin dar ideolojik çerçevesinin dışına çıkabilir ve Türkiye'nin milli birlik içinde yaklaştığı bir meseleye dönüşebilir.

En önemli meselelerden biri, ateşkesi korumak üzere, bir barış gücünün oluşması durumunda Türk askeri Gazze'de yalnız kalmamalı, mutlaka uluslararası bir ittifakın parçası olarak bölgede olmalıdır. Hiçbir asker ya da sivil görevlimiz, bu riskli bölgenin yükünü tek başına omuzlayacak şekilde konumlandırılmamalıdır. Ateşkes ile birlikte Türk-İsrail ticari ilişkilerinin yeniden başlaması gündeme gelecektir. İktidarın bu konudaki karnesi, herkesçe bilinen sır mahiyetindedir. Önden söylemek gerekiyor. Bu ilişkileri bir seferde başlatmak yerine, stratejik malların ticareti için, 2026 senesinin Ekim ayındaki İsrail seçimlerini beklemek yerinde olacaktır.

Ateşkes sonrası dönemde, İsrail'in sadece Gazze'nin değil, Suriye'nin de toprak bütünlüğü ve istikrarına tehdit haline gelmemesi için tutarlı ve uzun erimli bir diplomasi yürütülmelidir. Suriye'nin toprak bütünlüğü, bu anlamda hiçbir pazarlığın konusu edilmemelidir. Son olarak Türkiye, Filistin halkının yanında olmakla birlikte, Hamas dahil, hiçbir örgütün hamiliğine soyunmamalıdır. Hamas'ı, Türkiye'ye raptetmeye dönük potansiyel bir uluslararası ajanda mevcuttur. Kısa vadede işe yarar bir propaganda malzemesi olarak görülebilecek bu tür politikalar, uzun vadede altından kalkılamaz krizlere sebebiyet verebilir.

"Siz hala bu millete maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz"

Sözlerime başlarken, Büyük Atatürk'ten yaptığım alıntıda olduğu gibi, milli siyaset, hayalperestlikten uzak durmak, rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamaktır. İktidardakilere diyeceğim şundan ibarettir: Bir kez daha bu milleti ne meşgul edin, ne zarara uğratın. Artık akıllanın da her şeye Türk milletinin gözüyle bakın.

Türk milletinin menfaati için bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için bakın! Bu arada merak ettiğim bir şey var. Bu Amerika'ya gidince ne oluyor anlayabilmiş değilim. Ne yapıyorlar, çip mi yerleştiriyorlar, aşı mı yapıyorlar? Türkiye'nin ve Türk milletinin bekasına göz dikmiş teröristlerin destekçisi ABD, Batı Trakya'da sessiz sedasız devasa üsler kurduran ABD, Mavi Vatan'da karşımıza çıkanları destekleyen ABD, parasını ödediğimiz savaş uçaklarını bile vermeyen ABD, 'Akıllı ol' diye mektup yazan ABD, Terörist Fetullah Gülen'i yıllarca koruyup kollayan ABD. Üstelik tüm bunları, her konuşmasında üstüne basa basa anlatan da Erdoğan.

Sonra bir Washington ziyareti, LPG satıyorum alacaksın diyen Trump, YPG'ye dokunma diyen Trump, 'Bazı isteklerim var, onları yaparsa Erdoğan harika biri olur' diyen Trump. Sonra Erdoğan harika biri, beni hiç kırmadı, ne istediysem yaptı diyerek dünyanın gözü önünde bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nı küçük düşüren Trump. Tüm bunlara rağmen, bir anda stratejik ve kıymetli müttefikimizdir denilen de ABD. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Buradan soruyorum; Trump'ın gözündeki harikalığınız nereden geliyor Sayın Erdoğan? Bu millet sizin 'Ne isterlerse vermenizden' çok çekti, çekmeye devam mı edecek Sayın Erdoğan? Siz hala bu millete önüne gelene her istediğini verecek maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz? Yoksa büyük bir devletin yöneticisi olarak devlet adamı vasfına sahip olmaya gayret edecek misiniz?"

"İngiliz Mehmet bey Cumhur AŞ'nin CEO'su gibi"
 
Bütçe görüşmeleri yaklaşırken, maaşlara zam beklentisi ve milletin altında inim inim inlediği enflasyon kadar, üreticilerin içine hapsedildiği açmazın da hiçbir çözüme kavuşturulmadığını, reel sektörün yıllardır can çekiştiğini belirten Dervişoğlu, "Herkesin, bir eli yağda, bir eli balda sandığı sanayicilerimizden bahsediyorum. Reel sektörün, çözümsüz bırakılan sorunları hükümetin umurunda olamasa da sanayicimizi adeta felç etmiştir. Erdoğan'ın daha önceki hazine ve maliye bakanları gibi, İngiliz Mehmet bey de; Cumhuriyetin bir bakanı gibi değil, Cumhur AŞ'nin CEO'su gibidir. Memleketin insanıyla, emekçisiyle, esnafıyla, üreticisiyle ve sanayicisiyle bağı tamamen kopmuştur" ifadelerini kullandı.
 
Görüştükleri reel sektör temsilcilerinin anlattıklarına göre, finansmana erişim sorunları nedeniyle nakit akışlarının alt üst olduğunu, her geçen gün işletme sermayesi yetersizliğinin arttığını söyleyen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
 
"Her yeni güne bir konkordato başvurusu ya da kararı haberi ile uyanmamız bundandır. Geride bıraktığımız 2025 Eylül ayında tüm zamanların rekoru kırılmıştır. Yılın ilk üç çeyreğinde; 'iflas kararı' verilen dosya sayısı,  geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 117, artmıştır. Tekrarlıyorum; yüzde 117 artmıştır. Türkiye'de, şirket iflasları Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyelerine ulaşmıştır. Yürütülen sıkı para politikası, yüksek faiz oranları ve azalan alım gücü, hem vatandaşın hem de şirketlerin kredi ve kartı ödemelerini imkansız hale getirmiştir. Takipteki alacaklar hızla artmış ve bu konuda da Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştır. Eylül 2025 itibarıyla, takipteki toplam alacak bakiyesi; 489,3 milyar liradır. Geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Tekrarlıyorum, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Türkiye ekonomisinin üretim gücü olan reel sektöre; artık, finansman değil politika kaynaklı bir daralma yaşatılmaktadır. Rasyonel zemine dönüş söylemiyle yola çıkan, Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin sahada yarattıkları etki ve sonuç; Nakit sıkışıklığı, kredi tıkanması, iç talep çöküşü ve kurumlara güvensizliktir.
 
"Piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır"
 
Bu baştan sona yanlış ekonomi politikalarının bedelini, reel sektör ödemektedir. Rekabetçi Kur seviyesi ile ihracatçımız rekabet avantajını yitirmiş, dayanacak gücü kalmamıştır. Bu arada reel sektör diyorum da reel sektör dediğimiz şey İstihdam demektir. İş demektir, aş demektir. Bu yaşananlar, sadece patron sorunu değildir. Bu, bedel ödeyecek olan emekçilerimizin de sorunudur. Mutfaktaki tencere sorunudur. Döviz kurunu yapay ve masraflı şekilde sürekli baskılayarak, enflasyonun düşürülemeyeceğinin, artık anlaşılmış olması gerekmektedir. Bu beyhude politikalar ile insanımızın ve piyasanın beklentileri kontrol altına alınamamaktadır. Ortada, piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır. Ve her geçen gün daha da artmaktadır. Vatandaşın 12 aylık enflasyon beklentisi, yüzde 53 gibi çok yüksek bir seviyededir. Bugün, sözüm ona Eximbank aracılığıyla verilmesi planlanan teşvikler, yaşanılan bu büyük çaresizliğe çare değildir.

Siz, yüzde 3'leri konuşurken, ihracatçı mevcut halde, bunun çok daha üzerindeki rakamlara ihtiyaç duymaktadır. Yandaşa peşkeş çekmekten, iktidarın leşçilerini beslemekten, gerçek üreticiye ve sanayiciye verecek kaynak kalmamıştır. Döviz kuruna saplanmışsınız çünkü takviminize yaydığınız siyasi operasyonlar için biriktirip her operasyonda, milyarlarca doları, gözünüzü kırpmadan birkaç saatte harcayıp yakıyorsunuz. Bugün reel sektörün, iktidara olan tepkisi; sadece döviz ve faizle ilgili değildir. Başta söylediğim gibi; görülmemek, duyulmamak, ciddiye alınmamakla ilgilidir. Sayın Erdoğan, toplantı düzenlediği kontrollü salonlarda kendisine ve kurmaylarına alkış aldığını zannederken, asıl gerçekler o salonların fuayesinde sessiz çığlıklar olarak, kulaktan kulağa eğilerek fısıldanmaktadır. Devletin vatandaşına, Vatandaşın da devletine güvenini yitirdiği günümüzde; yarım asrı devirmiş sanayi devleri üretimlerini başka ülkelere taşımaktadırlar. Memlekette kalanlar da üretimlerini yavaşlatmıştır. Küçük işletmeler, kepenk indirmektedir. Bugün yüzde 30'lu rakamlardan bahsedilen işsizlik, işte bunun doğal sonucudur. İşçi için de, işveren için de, hakeza işsizler için de sabretme sınırı tükenmiştir. Bu ülkenin üreticisi, sanayicisi, emekçisi artık sabır telkini değil, çözüm istemektedir. Türkiye'm ve insanımız bu kadar acıyı hak etmemektedir.  
 
"Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir"
 
2,5 yıldır süren bu azap ekonomisi programının da yönetim kadrolarının da kullanım süresi bitmiştir. Bugüne kadar tutmamış olan plan ve programların, bundan sonra da tutacağı yoktur. Ekonomi yönetiminin bekçiliğini yapan Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir. Çünkü ekonomi yönetiminin gizli kahramanı ve iradenin asıl sahibi Erdoğan, kendisini affetse bile, millet onu affetmeyecektir. Artık Londra bileti almasının zamanı gelmiştir. Kendisine tavsiyem, biletini de erken rezervasyonla tek yön almasıdır. Hazır ekonomiden bahsetmişken doların 10 lirayı geçmeyeceğini iddia eden Damat Bakanın, bir de Enerji bakanlığından kalma 'Yaz Saati Uygulaması' var. Hatırlıyorsunuz değil mi dolar 10 lirayı geçmeyecek diyordu. Dolar 10 lirayı geçeli 32 lira daha oldu. Bugün dolar 42 lira. Çalışanlarımızı, memurlarımızı, en çok da çocuklarımızı zifiri karanlıkta güne başlatan o kötü miras halen yerinde duruyor. Uzmanlar; biyolojik saatin ve vücut dengesinin bozulduğunu, bağışıklığın düşüp, hastalıkların yayıldığı gerçeğini bilimsel olarak ortaya koyuyorlar. Güne karanlıkta başlayan insanımızda, ne moralden ne mutluluktan ne de umuttan eser kalmıyor. Ezcümle, enerji tasarrufu diye başlanan bu saçmalık memlekette de, millette de enerji bırakmadı. Bu 9 yıllık yanlıştan artık derhal dönülmesi gerekmektedir. Tebessümü haram ettiğiniz bu millete, bari günün aydınlığını çok görmeyin. Gelin bütçe görüşmeleri başlamadan bu sorunu çözelim. Konuyla ilgili atılacak her adıma İYİ Parti olarak destek vermeye hazırız."
 
"Çeteler cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ediyor"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, şehirlerde çetelerin, mahalleleri, semtleri parsellediğini, uyuşturucu ve sanal kumar ağlarının kurulduğunu, çetelerin, cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ettiklerini, dükkanlara, arsalara, işletmelere çöktüklerini söyledi.
 
Dervişoğlu, "Bu suçların insan kaynağını ise gençlerimizden devşiriyorlar. Lise hatta, ortaokul çağındaki evlatlarımızdan, yani hem fail hem kurban konumunda olan ortak geleceğimizden bahsediyorum. Size bir örneği hatırlatayım. Geçtiğimiz ay İzmir Balçova'da karakola silahla saldıran 16 yaşındaki bir lise öğrencisiydi. 3 şehit verdik. 16 yaşındaki çocuğu internet üzerinden bir İranlı yönlendiriyor. Aynı İranlı ile bağlantılı iki çocuk daha eylem yapamadan yakalandı. Şimdi buradaki mesele şu; sen devlet olarak bu çocukları doğru eğitip, doğru yönlendiremiyorsun. Ama elin İranlısı, uzaklardan senin evlatlarını kirli ağına düşürebiliyor. Çünkü sen başkalarının evlatlarıyla meşgulsün. Çünkü sen makam hesaplarıyla meşgulsün. Çünkü sen bu memleketin evlatlarına kastetmiş teröristlere itibar iadesiyle meşgulsün" diye konuştu. 
 
"Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin"
 
Yoksulluk derinleştikçe, gelir adaletsizliği arttıkça, Türkiye'nin daha önce yaşamadığı ölçekte bir "gettolaşmaya" şahit olunduğunu ifade eden Dervişoğlu, şöyle devam etti:
 
"Ne Milli Eğitim ne Gençlik Spor ne de Aile Bakanlıkları, beyhude ve partizan propagandalardan başlarını kaldırıp işlerini yapmadıkları için bu çocuklarımız, okuyarak, ter akıtarak, liyakatle erişecekleri iyi bir hayat imkânı arayışından vazgeçmişler. Tüketime indirgediğiniz hayatlarında döşediğiniz yol taşları gençlerimizi, en kısa, en kuralsız ve sonu olmayan yollara saptırmaktadır. Daha önce defalarca bu kürsülerden iktidarı defalarca uyardım. Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin diye. Ne kentleşme anlayışınız bir şeye benziyor ne istihdam politikanız, ne milli eğitim ne de gençlik ve kültür.
 
Sahte eğitimle diploma üretilebilen bir ülkede suçluların muteber ilan edildiği bir devlet anlayışı içerisinde, dahası, suçun cezasız kaldığı, cezaların da suç uydurularak verildiği bir ülkede devlet büyükleriyle fotoğrafların, şuç şebekelerinin karargahlarının duvarlarını süslediği bir ülkede, suçu kötü bir istisna olmaktan çıkartıp, makbul ve meşruymuş gibi yücelttiniz. Bazı çevrelere adeta suç işleme imtiyazı tanıdınız. Dosyası suç ansiklopedisine dönmüş nice caniyi salıverip, yerlerine akademisyen, yazar, gazeteci, belediye başkanı, size itiraz eden kim varsa hapishanelere doldurdunuz. Diplomanın değersizleşmesinin neye mal olabileceğini hiç düşünmediniz. Evlatlarımızın kaderini yıllarca, menşei malum cemaatlerin insafına bıraktınız, sanata sansür koydunuz, spora şike soktunuz. Yüz milyonlarca dolar gençlik fonunu, çocuklarımızın geleceği için harcamak yerine, şımarık yandaşlarınızın veletlerinin yiyip içip gezmesine, pudra şekerlerine vakfettiniz. Binlerce evladımızı mülakatlardan eleyip, işsizliğin ve hayat kaygısının pençesine attınız. Şimdi zehirli meyvelerini hep birlikte topluyoruz.
 
"Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde"
 
İşte terörsüz Türkiye. Öcalan canisinin barış güvercini, PKK'nın muhatap kabul edildiği Türkiye'de, mangalda yakılıp, propaganda filmi çekilen silahlar, sokaklarda çocukların elinde. Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde. Bu bir terör değil de nedir? Yarın bu çeteler kartelleşip, iyice semirdiğinde mi bu konuya el atacaksınız? Kaş yapayım derken, göz çıkarmak diyeceğim ama bunların kaş yapmak dertleri de yok. Her şey en kötü aşamaya gelmeden, devlet yönettiklerini hatırlamıyorlar. Devleti hatırladıklarında da devlet elden gider diye değil, oturacak makamımız kalmaz diye, son dakika pansuman yapıyorlar. 
 
Bugün Suriye'deki tüm hesap da aynı şekilde, PKK'nın Suriye kolu olan YPG'nin varlığı üzerine dönüyor. Bizden başka soran, sorgulayan yok. Bunu da Devlet bekası diye pazarlayıp duruyorlar. Halen komisyonculuk oynuyor, Saraydan arta kalırsa diye kırıntı bekliyorlar. İmralı canisi 'silah bırakacaklar' dedi diye kendi kendilerini kandırıyorlar, buna Türk Milletini de ikna etmeye çalışıyorlar. Sonuç? Bırakın YPG'nin silah bırakmasını tam da onları eğitip donatanların olmasını istediği gibi, Suriye ordusu YPG'leşiyor. Dün FETÖ ne istediyse verenler, aslında FETÖ'ye değil, ABD'ye verdi. Trump'ın defalarca dile getirdiği gibi, ne zaman bir desteğe ihtiyacı olsa fazlasıyla verdi. Maden, gümrük tarifesi, hepsi cabası. Bir tek bu milletten mahrum etti o büyük himmetini. İmralı partisi ve onun ulaklarını da o himmetinden mahrum bırakmıyor. Öyle ki, o terör şımarıkları da teröristbaşı medyadan rahatsız oluyormuş diye hepi topu bir avuç kalan gerçek gazete ve televizyonları aba altından tehdit ediyorlar. 26 senedir nedamet getirmemiş bir katil ve onun uşakları, elbet şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar. 
 
"Siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz"
 
Tüm bu rezalet sahnesi, Cumhuriyet düşmanlığının aldığı mesafenin göstergeleridir. İnsan gibi başımızı sokacak bir ev bulamıyorsak, biri parasını koyacak yer bulamazken, bir diğeri halk ekmek kuyruğu bekliyorsa, biri pasaportunda mühür basılmadık yer bulamazken, bir diğeri, memleketine bile gidemiyorsa, birinin evladı okumak için inşaatta amelelik yapmaya mahkûm bir diğeri ise yurt dışında okul beğenmiyorsa, Cumhuriyet zordadır demektir. Çünkü Cumhuriyet, tüm düşmanlarına inat, eşitliktir. Makulde buluşmaktır, dengedir. Haramdan sakınmak, helal ekmek yemektir. Hukuksuzlukları sumen altı etmemek, yoksullukları görmezden gelmemek, gözünün arkada kalmamasıdır, Cumhuriyet. İşte bizim mücadelemizin gayesi budur. Siyasetimiz budur. Milli olan siyaset de budur. Arayışımız, çağrımız, muhalefetimiz ve milletle ittifakımızın özü budur. Bu sebepledir ki, siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz. İşte bu yol, milletimizle ittifakımızın, bu yol, milletimizle iktidarın, bu yol, Türk Milletinin istiklalilin yoludur. Kapımız herkese açıktır, alın terimizi de ekmeğimizi de bölüşerek, bölüştükçe çoğalarak bu parantezi, açanların üzerine kapatacağız. Bakın söylüyorum bu parantezi onlar açtı biz kapatacağız. Tek adam Cumhuriyetinin tebaası olmayacağız, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yurttaşı kalacağız."
 
"Sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların"
 
Dervişoğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ile TBMM Başkanvekili Pervin Buldan arasında dün TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmaya da değinerek, "Büyük Türk Milleti sana sesleniyorum: Had bilmezlik öyle büyük ki, şımarıklık öylesine derin ki, bugün kendilerini savundukları noktada sorsanız, '50 yıl boyunca katliamları demokrasi için yaptık, uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için harcadık' diyecekler neredeyse. Görüyorsunuz değil mi Meclis kürsüsünde. Hiç sanki bunlar teröre bulaşmamış, 50 bin insanımızın katiline 'kurucu önder' derken hiç bir utanma belirtisi dahi göstermeden bunları söylemeye ve barış için, bu ülke için mücadele ettiklerini ifade ediyorlar. Siz bu milletin başına bela olan bir terör örgütünün siyasi uzantısısınız. En az onlar kadar da alçaksınız. Böylesine arsız, böylesine yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların" diye konuştu. 
 
"Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum"
 
Müsavat Dervişoğlu, dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşananların, ihanetin geldiği boyutu bir kez daha gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:
 
"Grup Başkanvekilimiz Sayın Turhan Çömez, İmralı'daki alçak teröristten mesaj getiren Başkanvekiline bir hatırlatmada bulundu. Dedi ki; 'Siz Atatürk'ün oturduğu koltukta oturuyorsunuz. 50 bin kişinin katili alçak Öcalan'ın mesajını taşımak sizin haddiniz değil'. Bu haklı uyarının sebebini biliyorsunuz. Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Medya bizi hiç göstermiyor biz hiç rahatsızlığımızı ifade ettik mi? Hiç dedik mi ki; şu medya bizi gösteriyor bu göstermiyor... Siyaset mühendisliğinin kumpası içerisinde üzerimize oyunlar oynanıyor ve bunun arka planında medyanın parmak izleri falan var dedik mi? Biz görmüyor muyuz bunları? Ama biz demokrasiyi savunuyoruz, hukuku savunuyoruz. Biz bu milletin vicdanına güveniyoruz. Yazmayan gazeteler, göstermeyen televizyonlar olsa bile milletin kalp gözüne güvenerek siyaset yapıyoruz. 'Millet bizi görecektir' diye biliyoruz. O görmezden geldikleri birgün bir şey olunca onlar düşünsün biz değil.
 
Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Öcalan diyor ki, 'Bunları konuşturmasınlar yani Müsavat Dervişoğlu konuşmasın, İYİ Parti konuşmasın, bunlara muhalif olanlar aleyhlerinde laf etmesin istiyorlar. Bunun için de iktidar devreye girsin istiyorlar. Her zaman olduğu gibi yine hükümete sığınıyorlar. Kimin kimle ortak olduğunun delilidir bu. Meclis Başkanvekili sıfatıyla bunu yapıyor. Gerçi bunun yabancısı değiliz. Erdoğan'da AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla saldırıyor cevap verince Cumhurbaşkanı kalkanıyla kendini savunuyor. Devlet makamları hainlere vermemelidir değerli arkadaşlar. İYİ Parti grubu bu duruma ititraz etti. Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum. 
 
"Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular"
 
Terörist Öcalan medyaya sansür istedi, ulağı Meclis'te bize sansür uygulamaya kalktı. Dün o oturumda bir gerçek bir kez daha gözler önüne serildi. Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular. Bize karşı birleştiler. Aynılar aynı yerde buluştu. Nerede buluştu, ihanette buluştu. Öcalan'a alçak dediğimiz için başlayan tartışmaya, Cumhur Koalisyonun üç ortağı da aynı tepkiyle 'Biz' dediler. Muhabbetiniz bol olsun, birliğiniz beraberliğiniz de boynunuza asılsın. O yüzden bu ihanet ağına karşı haykırıyoruz ve diyoruz ki; Siz hepiniz biz tek! Buyrun gelin. Bu ülkenin vatandaşına, askerine, polisine, işçisine, mühendisine, öğretmenine, hatta kundaktaki bebesine silah sıkanlar katildir, teröristtir, alçaktır, haindir. İşbirlikçisi de haindir. Alkış tutanı da haindir. Ortağı da haindir. Barış deyip, ihanet kusanlara da demokrasi deyip, medyaya ayar isteyen Stalin artıklarına da onlara arka çıkıp, yoldaşlık eden mankurtlara da hatırlatıyorum: Allah'ın izniyle ve milletin iradesiyle bu devran dönecektir. İYİ Parti milletin Meclisi'nde bugün millet vicdanının sesidir. Yarın milletin iktidarı olacaktır. Kısmaya çalıştığınız ses, Türk Milletinin sesidir. O sesi kısmaya kalkarsanız, bir daha oturmamak üzere ayağa kalkarız. Ben Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti hareketinin lideri olarak diyorum ki; o gün geldiğinde; hiçbir Saray odası, hiçbir Kandil Mağarası, hiçbir İmralı zindanı sizi kurtaramaz! Bugün umuduz, yarın gerçek andolsun ki, o gün mutlaka gelecek."
 
"Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, grup konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Dervişoğlu, bir gazetecinin, "Dün TBMM Genel Kurulu'nda, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Gaziantep Milletvekiliniz Mehmet Mustafa Gürban'ın kendisine cinsiyetçi bir mesaj attığını söyledi" demesi üzerine, "Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan. Ben zaten iyi bir sosyal medya kullanıcısı değilim" dedi. 

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.