logo
08 AĞUSTOS 2026

İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir" dedi 

15.10.2025 13:38:00 / Güncelleme: 15.10.2025 14:27:16
Haber Merkezi
 
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti lideri DEM Parti'yi topa tuttu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Nutuk'tan alıntı yaparak konuşmasına başlayan Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Malumunuz, doğudan batıya, kuzeyden güneye, coğrafyamızda ülkemizi de ilgilendiren birçok gelişme yaşanıyor.  Ortaya çıkan ve çıkmakta olan sonuçların, öncelikle Türk milletinin bu kabilde de tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu güvene, barışa ve refaha mümkün olan en kısa sürede ve kalıcı olarak katkı sağlamasını yürekten diliyorum.

Konuyu, partim adına değerlendirmeden önce, sözlerime birkaç alıntı ile başlamak istiyorum: 'Efendiler, harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve dayandığı husus, devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyasetin, dahili teşkilatla uyumlu olması lazımdır. Batı'da ve Doğu'da, başka başka tabiatlara ve kültüre ve emele sahip, birbirine zıt unsurları toplayan bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur. O halde, harici siyaseti de esaslı ve metin olamaz. Böyle bir devletin dahili teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, siyasi mesleği de milli olamaz. Bizim kendisinde açıklık ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek, milli siyasettir.

Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların beyinlerde ve karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında, hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir. Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanarak, mevcudiyetimizi muhafaza ederek, millet ve memleketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak. Rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamak. Medeni cihandan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemektir.'

"Gazze Şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi"

Bu sözler, 98 yıl önce tam da bugün, büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmaya başlanan büyük Nutuk'tan alıntıdır. Son iki yıldır bir soykırımın en şedit haline şahit olduk. Gizli saklı değil, tüm dünyanın gözünün önünde gerçekleşti. İki yılda yaklaşık 70 bin kişi katledildi. Gazze şeridinin yüzde 95'i yer ile yeksan edildi. Yetmedi üzerlerine yağan bombalardan kurtulan çocuklar, açlıktan öldürüldüler. İnsani yardım alanlarında anneler, babalar, evlatlar katledildi. İki milyon insan evinden sürüldü.

İşte Büyük Ortadoğu Projesinin, terör devleti İsrail'i bölgede hakim güç kılma amacının 24 aylık bilançosu. Bugün anlaşılıyor ki, emperyalizmin ajandasına 7 Ekim 2023 olarak not düştüğü ve 24 ay süre biçtiği, 2025 Ekim ayında da ateşkes planladığı iki yıllık süre sona erdi. Takvim işledi. Gazze yerle bir edildi. Gazze'deki sığınaklar ortadan kaldırıldı. Hamas'ın tünelleri yıkıldı. Şimdi takvimde, hafriyatın kaldırılması, yeni bir şehrin inşası; yeni ihaleler, oluşacak ranttan pay alma heveskarlığı zamanı başlıyor.

"Savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler"

Büyük Ortadoğu Projesinde İsrail'in bölgede hakim güç olması ve güvenliği ile ilgili olarak, gelinen noktada belirlenen hedefe ulaşılınca, savaşın mimarları şimdilik kaydıyla soykırıma ara verdiler. Trump'ın İsrail Parlamentosu'ndaki 'Altın Çağ' vurgusu ve 'Yeni Bir Ortadoğu oluşturuyoruz' itirafı, Büyük Ortadoğu projesinin geldiği son aşamanın ifadesidir.

Bugün bir parmak şıklatmasıyla bir araya gelen ve Trump'ın ifadesiyle aslında, her ihtiyacı olduğunda yanında olanlar kameralara gülen pozlarını vererek, bir savaşı durdurduk diye böbürlenebilirler. Ama maşeri vicdan şunu sormamızı emrediyor, soruyorum: Madem bir araya gelip bir anda silahları susturabiliyordunuz da neden iki yıl beklediniz? İhtiyaç duyulan her an ve yerde hazır ve nazır bulunmayı biliyordunuz da neden küresel emperyalizmin değil, masum milletlerin yanında durmayı başaramadınız? Neden 70 binden fazla insanın ölümüne seyirci kaldınız?

"Olan BOP'un geldiği aşamadır"

Bakınız, olan Büyük Ortadoğu projesinin yeni evresinin ilanından ibarettir. Ne Filistin için, ne de Filistin halkı için herhangi bir çözüm üretilmemiştir. Eğer, Gazze'yi Las Vegas'a dönüştürmek, insanların yurtlarından sürülmesi ya da 100 yıl sonra uygulamaya koyulacak bir 'Manda Yönetimi' çözüm olarak görülmüyorsa bugün olan bitenin bir kamusal refah, güvenlik ve barış üretmek değil; küresel güçlere ve onun ortaklarına kar sağlamaktan ibaret olduğu görülebilir.

Bu süslemelere kanarak bu sahte barışın türkülerine eşlik edip, uyumaya devam etmemiz isteniyor. Oysa ne demiştim, unutturmayacağız! Ne demiştim, 'barış soysuz bir güvercin değildir ki her dala konsun'. O yüzden buradan tekrarlıyorum, olanlara anlık, birilerinin istediği gibi bakmamalıyız.Olan BOP'un geldiği aşamadır. Emin olun ki, yeni aşamada daha fazla kan, daha çok gözyaşı olacaktır. Hakikati gizleyip, yalanlarını dayatanlara inat, insanlara acılar yaşatıp, üstüne kâr elde etme derdine düşünlere inat, sömürge valisi kılıklı Amerikalı Barrack'ın söylediği gerçeğe dikkatinizi çekiyorum: 'Barış dediğimiz şey bir yanılsama. Hiçbir zaman barış olmadı. Muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak'. Bu ifadeler, başka bir hakikati göstermektedir. Efendiler, emperyalizm sona ermez, yalnızca şekil değiştirir.

"Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir"

Yapılan anlaşmada Türkiye, ateşkes maddelerinin uygulanmasından sorumlu garantör ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sorumluluk, bir Türk temsilcinin oluşacak geçici yönetimde etkin bir pozisyonda bulunması gerektiğini göstermektedir. Bizim önerimiz, Türkiye'yi temsilen seçilecek görevlinin, TBMM onayıyla belirlenmesidir. Böylece, Gazze meselesi hükumetin dar ideolojik çerçevesinin dışına çıkabilir ve Türkiye'nin milli birlik içinde yaklaştığı bir meseleye dönüşebilir.

En önemli meselelerden biri, ateşkesi korumak üzere, bir barış gücünün oluşması durumunda Türk askeri Gazze'de yalnız kalmamalı, mutlaka uluslararası bir ittifakın parçası olarak bölgede olmalıdır. Hiçbir asker ya da sivil görevlimiz, bu riskli bölgenin yükünü tek başına omuzlayacak şekilde konumlandırılmamalıdır. Ateşkes ile birlikte Türk-İsrail ticari ilişkilerinin yeniden başlaması gündeme gelecektir. İktidarın bu konudaki karnesi, herkesçe bilinen sır mahiyetindedir. Önden söylemek gerekiyor. Bu ilişkileri bir seferde başlatmak yerine, stratejik malların ticareti için, 2026 senesinin Ekim ayındaki İsrail seçimlerini beklemek yerinde olacaktır.

Ateşkes sonrası dönemde, İsrail'in sadece Gazze'nin değil, Suriye'nin de toprak bütünlüğü ve istikrarına tehdit haline gelmemesi için tutarlı ve uzun erimli bir diplomasi yürütülmelidir. Suriye'nin toprak bütünlüğü, bu anlamda hiçbir pazarlığın konusu edilmemelidir. Son olarak Türkiye, Filistin halkının yanında olmakla birlikte, Hamas dahil, hiçbir örgütün hamiliğine soyunmamalıdır. Hamas'ı, Türkiye'ye raptetmeye dönük potansiyel bir uluslararası ajanda mevcuttur. Kısa vadede işe yarar bir propaganda malzemesi olarak görülebilecek bu tür politikalar, uzun vadede altından kalkılamaz krizlere sebebiyet verebilir.

"Siz hala bu millete maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz"

Sözlerime başlarken, Büyük Atatürk'ten yaptığım alıntıda olduğu gibi, milli siyaset, hayalperestlikten uzak durmak, rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamaktır. İktidardakilere diyeceğim şundan ibarettir: Bir kez daha bu milleti ne meşgul edin, ne zarara uğratın. Artık akıllanın da her şeye Türk milletinin gözüyle bakın.

Türk milletinin menfaati için bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için bakın! Bu arada merak ettiğim bir şey var. Bu Amerika'ya gidince ne oluyor anlayabilmiş değilim. Ne yapıyorlar, çip mi yerleştiriyorlar, aşı mı yapıyorlar? Türkiye'nin ve Türk milletinin bekasına göz dikmiş teröristlerin destekçisi ABD, Batı Trakya'da sessiz sedasız devasa üsler kurduran ABD, Mavi Vatan'da karşımıza çıkanları destekleyen ABD, parasını ödediğimiz savaş uçaklarını bile vermeyen ABD, 'Akıllı ol' diye mektup yazan ABD, Terörist Fetullah Gülen'i yıllarca koruyup kollayan ABD. Üstelik tüm bunları, her konuşmasında üstüne basa basa anlatan da Erdoğan.

Sonra bir Washington ziyareti, LPG satıyorum alacaksın diyen Trump, YPG'ye dokunma diyen Trump, 'Bazı isteklerim var, onları yaparsa Erdoğan harika biri olur' diyen Trump. Sonra Erdoğan harika biri, beni hiç kırmadı, ne istediysem yaptı diyerek dünyanın gözü önünde bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nı küçük düşüren Trump. Tüm bunlara rağmen, bir anda stratejik ve kıymetli müttefikimizdir denilen de ABD. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Buradan soruyorum; Trump'ın gözündeki harikalığınız nereden geliyor Sayın Erdoğan? Bu millet sizin 'Ne isterlerse vermenizden' çok çekti, çekmeye devam mı edecek Sayın Erdoğan? Siz hala bu millete önüne gelene her istediğini verecek maraba muamelesi yapmayı sürdürecek misiniz? Yoksa büyük bir devletin yöneticisi olarak devlet adamı vasfına sahip olmaya gayret edecek misiniz?"

"İngiliz Mehmet bey Cumhur AŞ'nin CEO'su gibi"
 
Bütçe görüşmeleri yaklaşırken, maaşlara zam beklentisi ve milletin altında inim inim inlediği enflasyon kadar, üreticilerin içine hapsedildiği açmazın da hiçbir çözüme kavuşturulmadığını, reel sektörün yıllardır can çekiştiğini belirten Dervişoğlu, "Herkesin, bir eli yağda, bir eli balda sandığı sanayicilerimizden bahsediyorum. Reel sektörün, çözümsüz bırakılan sorunları hükümetin umurunda olamasa da sanayicimizi adeta felç etmiştir. Erdoğan'ın daha önceki hazine ve maliye bakanları gibi, İngiliz Mehmet bey de; Cumhuriyetin bir bakanı gibi değil, Cumhur AŞ'nin CEO'su gibidir. Memleketin insanıyla, emekçisiyle, esnafıyla, üreticisiyle ve sanayicisiyle bağı tamamen kopmuştur" ifadelerini kullandı.
 
Görüştükleri reel sektör temsilcilerinin anlattıklarına göre, finansmana erişim sorunları nedeniyle nakit akışlarının alt üst olduğunu, her geçen gün işletme sermayesi yetersizliğinin arttığını söyleyen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
 
"Her yeni güne bir konkordato başvurusu ya da kararı haberi ile uyanmamız bundandır. Geride bıraktığımız 2025 Eylül ayında tüm zamanların rekoru kırılmıştır. Yılın ilk üç çeyreğinde; 'iflas kararı' verilen dosya sayısı,  geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 117, artmıştır. Tekrarlıyorum; yüzde 117 artmıştır. Türkiye'de, şirket iflasları Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyelerine ulaşmıştır. Yürütülen sıkı para politikası, yüksek faiz oranları ve azalan alım gücü, hem vatandaşın hem de şirketlerin kredi ve kartı ödemelerini imkansız hale getirmiştir. Takipteki alacaklar hızla artmış ve bu konuda da Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştır. Eylül 2025 itibarıyla, takipteki toplam alacak bakiyesi; 489,3 milyar liradır. Geçtiğimiz yıla oranla, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Tekrarlıyorum, yüzde 86'lık bir artış söz konusudur. Türkiye ekonomisinin üretim gücü olan reel sektöre; artık, finansman değil politika kaynaklı bir daralma yaşatılmaktadır. Rasyonel zemine dönüş söylemiyle yola çıkan, Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin sahada yarattıkları etki ve sonuç; Nakit sıkışıklığı, kredi tıkanması, iç talep çöküşü ve kurumlara güvensizliktir.
 
"Piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır"
 
Bu baştan sona yanlış ekonomi politikalarının bedelini, reel sektör ödemektedir. Rekabetçi Kur seviyesi ile ihracatçımız rekabet avantajını yitirmiş, dayanacak gücü kalmamıştır. Bu arada reel sektör diyorum da reel sektör dediğimiz şey İstihdam demektir. İş demektir, aş demektir. Bu yaşananlar, sadece patron sorunu değildir. Bu, bedel ödeyecek olan emekçilerimizin de sorunudur. Mutfaktaki tencere sorunudur. Döviz kurunu yapay ve masraflı şekilde sürekli baskılayarak, enflasyonun düşürülemeyeceğinin, artık anlaşılmış olması gerekmektedir. Bu beyhude politikalar ile insanımızın ve piyasanın beklentileri kontrol altına alınamamaktadır. Ortada, piyasa enflasyonundan bile daha yüksek seyreden bir güvensizlik enflasyonu vardır. Ve her geçen gün daha da artmaktadır. Vatandaşın 12 aylık enflasyon beklentisi, yüzde 53 gibi çok yüksek bir seviyededir. Bugün, sözüm ona Eximbank aracılığıyla verilmesi planlanan teşvikler, yaşanılan bu büyük çaresizliğe çare değildir.

Siz, yüzde 3'leri konuşurken, ihracatçı mevcut halde, bunun çok daha üzerindeki rakamlara ihtiyaç duymaktadır. Yandaşa peşkeş çekmekten, iktidarın leşçilerini beslemekten, gerçek üreticiye ve sanayiciye verecek kaynak kalmamıştır. Döviz kuruna saplanmışsınız çünkü takviminize yaydığınız siyasi operasyonlar için biriktirip her operasyonda, milyarlarca doları, gözünüzü kırpmadan birkaç saatte harcayıp yakıyorsunuz. Bugün reel sektörün, iktidara olan tepkisi; sadece döviz ve faizle ilgili değildir. Başta söylediğim gibi; görülmemek, duyulmamak, ciddiye alınmamakla ilgilidir. Sayın Erdoğan, toplantı düzenlediği kontrollü salonlarda kendisine ve kurmaylarına alkış aldığını zannederken, asıl gerçekler o salonların fuayesinde sessiz çığlıklar olarak, kulaktan kulağa eğilerek fısıldanmaktadır. Devletin vatandaşına, Vatandaşın da devletine güvenini yitirdiği günümüzde; yarım asrı devirmiş sanayi devleri üretimlerini başka ülkelere taşımaktadırlar. Memlekette kalanlar da üretimlerini yavaşlatmıştır. Küçük işletmeler, kepenk indirmektedir. Bugün yüzde 30'lu rakamlardan bahsedilen işsizlik, işte bunun doğal sonucudur. İşçi için de, işveren için de, hakeza işsizler için de sabretme sınırı tükenmiştir. Bu ülkenin üreticisi, sanayicisi, emekçisi artık sabır telkini değil, çözüm istemektedir. Türkiye'm ve insanımız bu kadar acıyı hak etmemektedir.  
 
"Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir"
 
2,5 yıldır süren bu azap ekonomisi programının da yönetim kadrolarının da kullanım süresi bitmiştir. Bugüne kadar tutmamış olan plan ve programların, bundan sonra da tutacağı yoktur. Ekonomi yönetiminin bekçiliğini yapan Mehmet Şimşek'e buradan tavsiyem; kovulmadan, istifa etmesidir. Çünkü ekonomi yönetiminin gizli kahramanı ve iradenin asıl sahibi Erdoğan, kendisini affetse bile, millet onu affetmeyecektir. Artık Londra bileti almasının zamanı gelmiştir. Kendisine tavsiyem, biletini de erken rezervasyonla tek yön almasıdır. Hazır ekonomiden bahsetmişken doların 10 lirayı geçmeyeceğini iddia eden Damat Bakanın, bir de Enerji bakanlığından kalma 'Yaz Saati Uygulaması' var. Hatırlıyorsunuz değil mi dolar 10 lirayı geçmeyecek diyordu. Dolar 10 lirayı geçeli 32 lira daha oldu. Bugün dolar 42 lira. Çalışanlarımızı, memurlarımızı, en çok da çocuklarımızı zifiri karanlıkta güne başlatan o kötü miras halen yerinde duruyor. Uzmanlar; biyolojik saatin ve vücut dengesinin bozulduğunu, bağışıklığın düşüp, hastalıkların yayıldığı gerçeğini bilimsel olarak ortaya koyuyorlar. Güne karanlıkta başlayan insanımızda, ne moralden ne mutluluktan ne de umuttan eser kalmıyor. Ezcümle, enerji tasarrufu diye başlanan bu saçmalık memlekette de, millette de enerji bırakmadı. Bu 9 yıllık yanlıştan artık derhal dönülmesi gerekmektedir. Tebessümü haram ettiğiniz bu millete, bari günün aydınlığını çok görmeyin. Gelin bütçe görüşmeleri başlamadan bu sorunu çözelim. Konuyla ilgili atılacak her adıma İYİ Parti olarak destek vermeye hazırız."
 
"Çeteler cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ediyor"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, şehirlerde çetelerin, mahalleleri, semtleri parsellediğini, uyuşturucu ve sanal kumar ağlarının kurulduğunu, çetelerin, cinayet ve yaralamayı ihale düzenler gibi organize ettiklerini, dükkanlara, arsalara, işletmelere çöktüklerini söyledi.
 
Dervişoğlu, "Bu suçların insan kaynağını ise gençlerimizden devşiriyorlar. Lise hatta, ortaokul çağındaki evlatlarımızdan, yani hem fail hem kurban konumunda olan ortak geleceğimizden bahsediyorum. Size bir örneği hatırlatayım. Geçtiğimiz ay İzmir Balçova'da karakola silahla saldıran 16 yaşındaki bir lise öğrencisiydi. 3 şehit verdik. 16 yaşındaki çocuğu internet üzerinden bir İranlı yönlendiriyor. Aynı İranlı ile bağlantılı iki çocuk daha eylem yapamadan yakalandı. Şimdi buradaki mesele şu; sen devlet olarak bu çocukları doğru eğitip, doğru yönlendiremiyorsun. Ama elin İranlısı, uzaklardan senin evlatlarını kirli ağına düşürebiliyor. Çünkü sen başkalarının evlatlarıyla meşgulsün. Çünkü sen makam hesaplarıyla meşgulsün. Çünkü sen bu memleketin evlatlarına kastetmiş teröristlere itibar iadesiyle meşgulsün" diye konuştu. 
 
"Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin"
 
Yoksulluk derinleştikçe, gelir adaletsizliği arttıkça, Türkiye'nin daha önce yaşamadığı ölçekte bir "gettolaşmaya" şahit olunduğunu ifade eden Dervişoğlu, şöyle devam etti:
 
"Ne Milli Eğitim ne Gençlik Spor ne de Aile Bakanlıkları, beyhude ve partizan propagandalardan başlarını kaldırıp işlerini yapmadıkları için bu çocuklarımız, okuyarak, ter akıtarak, liyakatle erişecekleri iyi bir hayat imkânı arayışından vazgeçmişler. Tüketime indirgediğiniz hayatlarında döşediğiniz yol taşları gençlerimizi, en kısa, en kuralsız ve sonu olmayan yollara saptırmaktadır. Daha önce defalarca bu kürsülerden iktidarı defalarca uyardım. Türkiye'yi Latin Amerika'nın yolsuz ve kuralsız ülkeleri gibi yönetmeyin diye. Ne kentleşme anlayışınız bir şeye benziyor ne istihdam politikanız, ne milli eğitim ne de gençlik ve kültür.
 
Sahte eğitimle diploma üretilebilen bir ülkede suçluların muteber ilan edildiği bir devlet anlayışı içerisinde, dahası, suçun cezasız kaldığı, cezaların da suç uydurularak verildiği bir ülkede devlet büyükleriyle fotoğrafların, şuç şebekelerinin karargahlarının duvarlarını süslediği bir ülkede, suçu kötü bir istisna olmaktan çıkartıp, makbul ve meşruymuş gibi yücelttiniz. Bazı çevrelere adeta suç işleme imtiyazı tanıdınız. Dosyası suç ansiklopedisine dönmüş nice caniyi salıverip, yerlerine akademisyen, yazar, gazeteci, belediye başkanı, size itiraz eden kim varsa hapishanelere doldurdunuz. Diplomanın değersizleşmesinin neye mal olabileceğini hiç düşünmediniz. Evlatlarımızın kaderini yıllarca, menşei malum cemaatlerin insafına bıraktınız, sanata sansür koydunuz, spora şike soktunuz. Yüz milyonlarca dolar gençlik fonunu, çocuklarımızın geleceği için harcamak yerine, şımarık yandaşlarınızın veletlerinin yiyip içip gezmesine, pudra şekerlerine vakfettiniz. Binlerce evladımızı mülakatlardan eleyip, işsizliğin ve hayat kaygısının pençesine attınız. Şimdi zehirli meyvelerini hep birlikte topluyoruz.
 
"Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde"
 
İşte terörsüz Türkiye. Öcalan canisinin barış güvercini, PKK'nın muhatap kabul edildiği Türkiye'de, mangalda yakılıp, propaganda filmi çekilen silahlar, sokaklarda çocukların elinde. Uyuşturucu okul önlerinde, kumarhaneler telefonların içinde. Bu bir terör değil de nedir? Yarın bu çeteler kartelleşip, iyice semirdiğinde mi bu konuya el atacaksınız? Kaş yapayım derken, göz çıkarmak diyeceğim ama bunların kaş yapmak dertleri de yok. Her şey en kötü aşamaya gelmeden, devlet yönettiklerini hatırlamıyorlar. Devleti hatırladıklarında da devlet elden gider diye değil, oturacak makamımız kalmaz diye, son dakika pansuman yapıyorlar. 
 
Bugün Suriye'deki tüm hesap da aynı şekilde, PKK'nın Suriye kolu olan YPG'nin varlığı üzerine dönüyor. Bizden başka soran, sorgulayan yok. Bunu da Devlet bekası diye pazarlayıp duruyorlar. Halen komisyonculuk oynuyor, Saraydan arta kalırsa diye kırıntı bekliyorlar. İmralı canisi 'silah bırakacaklar' dedi diye kendi kendilerini kandırıyorlar, buna Türk Milletini de ikna etmeye çalışıyorlar. Sonuç? Bırakın YPG'nin silah bırakmasını tam da onları eğitip donatanların olmasını istediği gibi, Suriye ordusu YPG'leşiyor. Dün FETÖ ne istediyse verenler, aslında FETÖ'ye değil, ABD'ye verdi. Trump'ın defalarca dile getirdiği gibi, ne zaman bir desteğe ihtiyacı olsa fazlasıyla verdi. Maden, gümrük tarifesi, hepsi cabası. Bir tek bu milletten mahrum etti o büyük himmetini. İmralı partisi ve onun ulaklarını da o himmetinden mahrum bırakmıyor. Öyle ki, o terör şımarıkları da teröristbaşı medyadan rahatsız oluyormuş diye hepi topu bir avuç kalan gerçek gazete ve televizyonları aba altından tehdit ediyorlar. 26 senedir nedamet getirmemiş bir katil ve onun uşakları, elbet şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar. 
 
"Siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz"
 
Tüm bu rezalet sahnesi, Cumhuriyet düşmanlığının aldığı mesafenin göstergeleridir. İnsan gibi başımızı sokacak bir ev bulamıyorsak, biri parasını koyacak yer bulamazken, bir diğeri halk ekmek kuyruğu bekliyorsa, biri pasaportunda mühür basılmadık yer bulamazken, bir diğeri, memleketine bile gidemiyorsa, birinin evladı okumak için inşaatta amelelik yapmaya mahkûm bir diğeri ise yurt dışında okul beğenmiyorsa, Cumhuriyet zordadır demektir. Çünkü Cumhuriyet, tüm düşmanlarına inat, eşitliktir. Makulde buluşmaktır, dengedir. Haramdan sakınmak, helal ekmek yemektir. Hukuksuzlukları sumen altı etmemek, yoksullukları görmezden gelmemek, gözünün arkada kalmamasıdır, Cumhuriyet. İşte bizim mücadelemizin gayesi budur. Siyasetimiz budur. Milli olan siyaset de budur. Arayışımız, çağrımız, muhalefetimiz ve milletle ittifakımızın özü budur. Bu sebepledir ki, siyasetimizi sıkıştırmak isteyenlere inat genişleteceğiz. İşte bu yol, milletimizle ittifakımızın, bu yol, milletimizle iktidarın, bu yol, Türk Milletinin istiklalilin yoludur. Kapımız herkese açıktır, alın terimizi de ekmeğimizi de bölüşerek, bölüştükçe çoğalarak bu parantezi, açanların üzerine kapatacağız. Bakın söylüyorum bu parantezi onlar açtı biz kapatacağız. Tek adam Cumhuriyetinin tebaası olmayacağız, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yurttaşı kalacağız."
 
"Sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların"
 
Dervişoğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ile TBMM Başkanvekili Pervin Buldan arasında dün TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan tartışmaya da değinerek, "Büyük Türk Milleti sana sesleniyorum: Had bilmezlik öyle büyük ki, şımarıklık öylesine derin ki, bugün kendilerini savundukları noktada sorsanız, '50 yıl boyunca katliamları demokrasi için yaptık, uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için harcadık' diyecekler neredeyse. Görüyorsunuz değil mi Meclis kürsüsünde. Hiç sanki bunlar teröre bulaşmamış, 50 bin insanımızın katiline 'kurucu önder' derken hiç bir utanma belirtisi dahi göstermeden bunları söylemeye ve barış için, bu ülke için mücadele ettiklerini ifade ediyorlar. Siz bu milletin başına bela olan bir terör örgütünün siyasi uzantısısınız. En az onlar kadar da alçaksınız. Böylesine arsız, böylesine yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların" diye konuştu. 
 
"Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum"
 
Müsavat Dervişoğlu, dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşananların, ihanetin geldiği boyutu bir kez daha gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:
 
"Grup Başkanvekilimiz Sayın Turhan Çömez, İmralı'daki alçak teröristten mesaj getiren Başkanvekiline bir hatırlatmada bulundu. Dedi ki; 'Siz Atatürk'ün oturduğu koltukta oturuyorsunuz. 50 bin kişinin katili alçak Öcalan'ın mesajını taşımak sizin haddiniz değil'. Bu haklı uyarının sebebini biliyorsunuz. Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Medya bizi hiç göstermiyor biz hiç rahatsızlığımızı ifade ettik mi? Hiç dedik mi ki; şu medya bizi gösteriyor bu göstermiyor... Siyaset mühendisliğinin kumpası içerisinde üzerimize oyunlar oynanıyor ve bunun arka planında medyanın parmak izleri falan var dedik mi? Biz görmüyor muyuz bunları? Ama biz demokrasiyi savunuyoruz, hukuku savunuyoruz. Biz bu milletin vicdanına güveniyoruz. Yazmayan gazeteler, göstermeyen televizyonlar olsa bile milletin kalp gözüne güvenerek siyaset yapıyoruz. 'Millet bizi görecektir' diye biliyoruz. O görmezden geldikleri birgün bir şey olunca onlar düşünsün biz değil.
 
Terörist Öcalan, medyanın dilinden rahatsızmış. Öcalan diyor ki, 'Bunları konuşturmasınlar yani Müsavat Dervişoğlu konuşmasın, İYİ Parti konuşmasın, bunlara muhalif olanlar aleyhlerinde laf etmesin istiyorlar. Bunun için de iktidar devreye girsin istiyorlar. Her zaman olduğu gibi yine hükümete sığınıyorlar. Kimin kimle ortak olduğunun delilidir bu. Meclis Başkanvekili sıfatıyla bunu yapıyor. Gerçi bunun yabancısı değiliz. Erdoğan'da AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla saldırıyor cevap verince Cumhurbaşkanı kalkanıyla kendini savunuyor. Devlet makamları hainlere vermemelidir değerli arkadaşlar. İYİ Parti grubu bu duruma ititraz etti. Kaya gibi duran milletvekillerimizi ve parti grubumuzu da tebrik ediyorum. 
 
"Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular"
 
Terörist Öcalan medyaya sansür istedi, ulağı Meclis'te bize sansür uygulamaya kalktı. Dün o oturumda bir gerçek bir kez daha gözler önüne serildi. Türk Milleti olmakta biz diyemeyenler, ihanette biz oldular. Bize karşı birleştiler. Aynılar aynı yerde buluştu. Nerede buluştu, ihanette buluştu. Öcalan'a alçak dediğimiz için başlayan tartışmaya, Cumhur Koalisyonun üç ortağı da aynı tepkiyle 'Biz' dediler. Muhabbetiniz bol olsun, birliğiniz beraberliğiniz de boynunuza asılsın. O yüzden bu ihanet ağına karşı haykırıyoruz ve diyoruz ki; Siz hepiniz biz tek! Buyrun gelin. Bu ülkenin vatandaşına, askerine, polisine, işçisine, mühendisine, öğretmenine, hatta kundaktaki bebesine silah sıkanlar katildir, teröristtir, alçaktır, haindir. İşbirlikçisi de haindir. Alkış tutanı da haindir. Ortağı da haindir. Barış deyip, ihanet kusanlara da demokrasi deyip, medyaya ayar isteyen Stalin artıklarına da onlara arka çıkıp, yoldaşlık eden mankurtlara da hatırlatıyorum: Allah'ın izniyle ve milletin iradesiyle bu devran dönecektir. İYİ Parti milletin Meclisi'nde bugün millet vicdanının sesidir. Yarın milletin iktidarı olacaktır. Kısmaya çalıştığınız ses, Türk Milletinin sesidir. O sesi kısmaya kalkarsanız, bir daha oturmamak üzere ayağa kalkarız. Ben Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti hareketinin lideri olarak diyorum ki; o gün geldiğinde; hiçbir Saray odası, hiçbir Kandil Mağarası, hiçbir İmralı zindanı sizi kurtaramaz! Bugün umuduz, yarın gerçek andolsun ki, o gün mutlaka gelecek."
 
"Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan"
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, grup konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Dervişoğlu, bir gazetecinin, "Dün TBMM Genel Kurulu'nda, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Gaziantep Milletvekiliniz Mehmet Mustafa Gürban'ın kendisine cinsiyetçi bir mesaj attığını söyledi" demesi üzerine, "Pervin Hanım da bu aralar çok alıngan. Ben zaten iyi bir sosyal medya kullanıcısı değilim" dedi. 

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.