logo
26 MART 2026

İYİ Parti lideri grup toplantısında konuştu

İYİ Parti lideri partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Sözde Terörsüz Türkiye Komisyonu… Barış, kardeşlik, dayanışma, demokrasi, milli birlik… ne güzel laflar. Peki, Sonuç? Teröristbaşı Öcalan'a özgürlük yürüyüşleri. Sonuç? Polise 'ey düşman' diye megafonla seslenen terör sempatizanları" dedi 

22.10.2025 14:19:00 / Güncelleme: 22.10.2025 14:25:13
Haber Merkezi
İYİ Parti lideri grup toplantısında konuştu
İYİ Parti lideri grup toplantısında konuştu
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yeni seçilen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı tebrik eden Dervişoğlu, Kıbrıs'ta iki temel öncelikleri olduğunu belirterek, "Birincisi Kıbrıs Türklüğünün güven içinde yaşaması, ikincisi ise KKTC'nin bir hukuk devleti olarak ilelebet varlığıdır" dedi. KKTC'nin "mafya, kumar, fuhuş, kara para ve yasa dışı faaliyetlerin merkezi haline gelmemesi gerektiğini" vurgulayan Dervişoğlu, bunun "herkes için bir namus meselesi" olduğunu söyledi.

Türkiye'nin KKTC'nin bağımsızlığına saygı göstermesi gerektiğinin altını çizen Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Gerek seçim sürecinde ve gerekse sonrasında, Türkiye'den bir takım siyasi aktörleri esefle izledik. KKTC seçimlerini etkilemeye yönelik, talihsiz olduğu kadar münasebetsiz açıklamalarını da tek tek not aldık. KKTC'nin bağımsız bir devlet olduğunu savunup, bunu dünyaya kabul ettirmeye çalışırken; bağımsızlığına önce Türkiye'nin saygı duyması gerekir. Çünkü Türkiye'nin saygı göstermediği bir alanda, başkalarının saygı göstermesi beklenemez.

"Kıbrıs Türk halkının bir devleti vardır"

KKTC'nin bağımsız ve egemen bir ülke olduğuna inanan ve bu davayı destekleyen herkes, Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle yaptığı seçimlerin sonuçlarının, KKTC'nin bağımsızlığını perçinlediğini kabul etmelidir. KKTC Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir, bağımsız bir Türk devletinin adil ve özgür seçimler sonucu seçilmiş devlet başkanıdır. Yapılan seçimleri, federasyon ile bağımsız devlet arasında bir referandum gibi sunmak, hadiseyi bu şekilde ele almak, düşmanları sevindirmek, Türkiye için de bir mağlubiyet algısı yaratmaktır.
Okumadıkları, okuyup anlamadıkları, anlayıp da inanamadıkları tarihi gerçeği tekrarlayayım ki; o pamuk ipliğine bağlı milli özgüvenleri öğrensin. Kıbrıs Türk halkının bir devleti vardır ve garantörü de Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu hakikat öylesine köklü, öylesine güçlüdür ki; ne tek bir seçimle değişir ne de değiştirmeye kimsenin gücü yetebilir. Devlet aklı ve ahlakı olanlar bunu bilir ve buna dikkat ederek söylem üretirler. Ancak; 'beka' kavramını her mecrada bozuk para gibi kullanmaya alışkın bu zihniyet; en kirli ve karanlık şahsi ilişkilerini, onunla yıkayıp aklayacağına o kadar inanmış ki, beka diye sattıkları cakaları ve bundan elde ettikleri menfaatleri bozulduğunda maksadı aşan cümleler kurmaktan geri durmuyorlar."

Dervişoğlu'ndan iktidara 3 Suriye sorusu

TBMM'de kabul edilen Irak-Suriye tezkeresini değerlendiren Dervişoğlu, Suriye'deki istikrarsızlık ve Şam yönetimiyle YPG arasındaki görüşmelere dikkat çekerek, iktidara şu üç soruyu yöneltti:

"Suriye'deki istikrarsızlık ve yeni bir iç savaş tehdidi, Türkiye'nin arzu ettiği bir şey olamaz. Ancak, Suriye ile ilgili yapılan ve yapılacak herhangi bir anlaşmanın da, Türkiye'nin toprak ve nüfus güvenliğinin hilafına olması asla kabul edilemez. Dolayısıyla, milli güvenlik mimarimizle kökünden oynamaya meyilli aktörlerin içinde olduğu bu iktidara, bu tezkere bağlamında üç soru sormamız gerekiyor.

Bir, SDG/YPG'nin, Suriye ordusuna entegre olması halinde, o yapının birlikleri, kendi emir-komuta zincirlerini koruyarak, Suriye'nin kuzeydoğusunda konuşlanmaya devam mı edecekler? Yoksa Şam'ın iradesine tabi olacak ve Suriye'nin diğer bölgelerindeki ordu birliklerine karışarak mı görev yapacaklar? Eğer SDG/YPG birlikleri sadece üniforma ve flama değiştirmekle yetinecek ve bulundukları bölgede özerk bir ordu birliği olarak kalmaya devam edecekse, bu bir barış anlaşması olmadığı gibi, TBMM'den çıkarılacak tezkerenin kullanılması da ivedi ve zaruri hale gelir.

İkinci sorumuz ise Türkiye olası anlaşma sonunda, Suriye'nin kuzeyinde bir tampon bölge kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak mıdır? Aksi durum, yani Adana Mutabakatı'nın bile gerisine düşen, 'sınırdan 30 km içeriye girerek terör unsurlarını takip ve imha hakkının altında kalan' bir anlaşma bu koşullarda, başarısızlık ve rezalet dışında bir şekilde tanımlanamaz.

Son olarak da Türkiye'nin, Şam yönetimine hava savunma sistemi, insansız hava uçağı ve bazı elektronik haberleşme sistemleri konusunda, yardım yapacağı haberleri de basına sızmış durumdadır. Bu stratejik mühimmatın denetimi için Şam'a gönderilecek bir heyet olacak mıdır? Bu mühimmatın SDG/YPG başta olmak üzere birtakım grupların, hatta Türkiye'ye hasmane tutum sahibi devletlerin eline geçmeyeceğinin teminatına sahip misiniz?"

Bu konularda belirsizliklerin büyük güvenlik riskleri doğurabileceğini belirten Dervişoğlu, "Türkiye bu tür zafiyetlere izin veremez" dedi. Irak-Suriye tezkeresindeki "PKK ile mücadele" vurgusuna da değinen Dervişoğlu, "Bir anlamıyla örgütün tasfiyesine yönelik adımların safsata olduğunu ortaya koyarken, bir önceki tezkere döneminde yapılan mücadelede, başarısız olunduğunu teyit etmektedir. Yani malum ilan edilmiştir. Bakalım bu duruma, o meşhur komisyonda ne tepki verilecektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Yandaş ve oligarklarının ekonomisi"

Dervişoğlu, iktidarın ekonomi politikasını da eleştirerek, "Bir tarafta sarayın yandaş ve oligarklarının ekonomisi… Bunun içinde peşkeş, talan, yağma ve haram zenginlik vardır. Diğer yanda temiz vatandaşın ekonomisi… Bunun içinde ise hakkını alamayan, hakkı gasbedilen 86 milyon vardır, alın teri vardır, emeği vardır, değişim arzusu vardır" dedi.

Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener'in tutuklanmasına değinen Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nı düşünebiliyor musunuz? Cebimizdeki parada imzası bulunan kişi, yolsuzluk iddiaları ile tutuklanıyor. İngiliz Mehmet'ten, sabık damat bakana, oradan da ışıldayan gözlü bakanlara kadar, atandığı dönemde öve öve bitirilemeyen, Türkiye'yi milyarlarca dolar zarara uğratan kur korumalı mevduatın da mucitlerinden olan Merkez Bankası başkan yardımcısından bahsediyorum. Söz konusu soruşturmaya göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın iştiraki olan Bankalararası Kart Merkezi'nde yapılan 'Çipli Kart Alımı' ve 'TROY Yazılım Geliştirme' ihalelerinde, ciddi usulsüzlükler tespit edilmiş ve devletimiz milyonlarca lira zarara uğratılmıştır.

Hiç kimse ağzını eğip bükmesin, bu, basit bir ihale tartışması, yahut bir usul hatasından kaynaklanan bir zarar değildir. Bu mesele, devletin en güvenilir kurumu sayılan ve öyle de olması gereken Merkez Bankası'nın gölgesinde doğmuş bir yönetim zafiyeti, saray çürümüşlüğünün en açık özetidir. Çünkü ortada bir rabıta vardır. İş takibi ve komisyon rabıtası vardır. Merkez Bankası görevlilerinden, kayyum rektör olarak adlandırılan Boğaziçi Üniversitesi'ndeki görevlilere, sendika başkanının oğlundan, farklı kurumlardaki üst düzey kamu görevlilerine kadar, büyük bir şebekenin işin içerisinde olduğu görülmektedir. Eğer bir mucize olup derinlemesine incelenebilse, bu işin nereye ve kimlere uzanacağını da hepimiz biliyoruz.

Sonuç, kara paranın, kayıt dışılığın, enformel ve hatta illegal ekonominin emeği, bilgiyi, alın terini ve helal lokmayı yutmasıdır, tüketmesidir, yok etmesidir. Söz gelimi, bugün kayıt dışı ekonomi, toplam ekonomimizin yüzde 30'unu aşmış, kabaca 400-500 milyar dolarlık bir hacme ulaşmış durumdadır. Bütçe ise, vatandaşın ümüğünün sıkılmasıyla, zamlarla ve vergilerle dengelenmeye çalışılmaktadır.

Faiz ödemeleri korkunç boyuttadır. İç borçlanma faizleri, 2002'nin, 2003'ün üzerindedir. Hatırlıyoruz, o günlerde onlarca banka batmıştı, 'Bugün ne oldu da bunu yaşıyoruz' diye soruyoruz, hep birlikte soruyoruz. Gözümüzün önünde, adeta bir savaşta yenilmiş, işgal kuvvetlerine imtiyaz ve tekel dağıtan bir ülke ekonomisi fotoğrafı beliriyor. Bu fotoğrafı ortaya kim koymuştur, bu fotoğraf ortaya nasıl çıkmıştır? Ayan beyan biliyoruz."

"Bütçenin sahibi Recep Tayyip Erdoğan gelsin"

Dervişoğlu, TBMM'de bu hafta başlayacak bütçe görüşmelerine ilişkin eleştirilerini şöyle dile getirdi:

"Bütçeyi hazırlayan arkadaşların, hükümetin marifeti hemen ortaya çıksın diye teslim günü dolmadan TBMM'ye alelacele verdikleri 2026 yılı bütçesinde; 16.2 trilyon gelir, 18.9 trilyon gider, 2.7 trilyon lira bütçe açığı bekleniyor. Ödeyeceğimiz faiz de aynı miktarda yani 2,7 trilyon. Büyüme ise yüzde 3.8 olacakmış. Bu açıkla da enflasyon yüzde 16'ya düşecekmiş. 3 haftada çöken, 3 yıllık Orta Vadeli yalanların yeni bir versiyonu. Bu bütçe açığıyla, bu enflasyon, nasıl o seviyeye düşecek? Rakamlar yalan söylemez, ama bu bütçe yalan söylemekten imtina etmiyor. Çünkü 2026 rakamlarının gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Bütçe eskiden bir hükümetin yol haritasıydı, namusuydu. Şimdi ise yalanın resmi belgesi haline gelmiş durumdadır. Hakikatin bütçesi değil, amirine yaranma telaşıyla yapılmış palavra sporudur.

Yanlış ekonomik politikalar yüzünden millet tükenmiştir. Kepenk kapatan esnaf, ay sonunu getiremeyen emekli, toprağına küsen çiftçi tükenmiştir. Emeği zayi olan emekçi, maaşı kuşa dönen memur, maaşının yarıdan fazlasını kiraya veren kiracı tükenmiştir. Çarkı döndüremeyen KOBİ'ler, finansmana ulaşamayan sanayiciler, geleceğinden umudu kesmiş, kayırmacılık altında ezilen gençler tükenmiştir. Aslına bakarsanız milleti tüketen, iktidar tükenmiştir. Hazırladıkları bütçe de, bir 'tükeniş bütçesidir.' Bütçenin sahibi Recep Tayyip Erdoğan, geride bıraktığımız yıllarda yaptığı gibi yapmasın. Bütçesini gelsin ya delikanlı gibi savunsun ya da bu büyük millete kendisi sunsun, suçu bürokrasinin üstüne, bakanların üstüne atmasın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı TBMM'den kaçmamaya davet ediyorum."

Dervişoğlu, borsadaki çöküş ve halkın birikimlerinin erimesi üzerine TBMM'de kapsamlı bir denetim komisyonu kurulmasını, tüm kamu kurumlarının iş ve işlemlerinin şeffaf şekilde halka açıklanmasını talep etti.

"Adalet bir gün herkese lazım olur"

"Biliyorsunuz her yeni güne operasyonlar, soruşturmalar, mahkemelerle uyanıyoruz" diyen Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Ülkemizde adalet duygusu zedeleniyor. Yapılan soruşturma ve yargılamaların hukukiliğinden çok siyasiliği konuşulup tartışılıyor. Belediye başkanları üzerinden yürütülen süreçler kamu vicdanını yaralar bir mahiyettedir. Suç varsa elbette cezasız kalmamalıdır. Ancak adaletin tecellisi geciktirilmemelidir. Aksi ispat edilinceye kadar herkes masumdur. Bu nedenle, tutukluluğun bir tedbir olmanın ötesinde, cezaya dönüştürülmemesi gerekmektedir. Ülkemizde, çeşitli dönemlerde yaşanmış ve hukuk tarihimize kara bir leke olarak kazınmış, yine hukukun üstünlüğü ile temizlenmiş kararlar ve süreçler vardır.

Yüzlerce yıldan yargılanıp, serbest dolaşanların bulunduğu bir dönemde, büyükşehir belediye başkanlarının sanki mahkum edilmişler gibi, cezaevlerinin ağır koşulları altında tutulmaları hukuken ve vicdanen kabul edilebilir değildir. Adalet bir gün herkese lazım olur… Yargılamaların tutukluluk dışındaki tedbirlerle sürdürülmesi sadece bizim değil, kamuoyunun da beklentisidir. İstiyoruz ki, hakikat konuşulsun. İstiyoruz ki, hakkı yenen 86 milyonun derdi çözülsün. İstiyoruz ki, bu cennet vatanda, refaha, mutluluğa ve geleceğe ortak olalım. Ancak görüyoruz ki birçoğunun derdi, bir ortaklık tasavvuru değildir. İktidar nasıl ki siyaseti, ekonomiyi ve toplumu spekülasyon ve manipülasyonla yönetiyor, onun ortakları da her fırsatta benzine ateş, ateşe de de barut taşımayı bir marifet sanıyorlar."

"Komisyonun sonucu Öcalan'a özgürlük yürüyüşleri"

Dervişoğlu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na ilişkin eleştirilerini şu şekilde paylaştı:

"Sözde Terörsüz Türkiye Komisyonu… Barış, kardeşlik, dayanışma, demokrasi, milli birlik… ne güzel laflar. Peki, Sonuç? Teröristbaşı Öcalan'a özgürlük yürüyüşleri. Sonuç? Polise 'ey düşman' diye megafonla seslenen terör sempatizanları. Sonuç? Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden Post-modern siyaset feodalleri. Sonuç? Türkiye'nin tartışılmazlarının, tartışma masasına yatırılıp, tartışmaya açılması. Sonuç? Siyasetteki varlığını, Türk milleti tanımıyla, Cumhuriyet'in nitelikleriyle yaptığı çekişmeye adamış, anadil kılıfıyla, ayrışma taleplerini meşrulaştıran sözde bir meclis başkanı. Her yeni gün, bir başka birinin yaptığı bu şımarıklıkların sonu, bizi içinden çıkılmaz belalara götürüyor.

İktidara, ne yapıyorsunuz o komisyonda diyorlar? 'Bekamız söz konusu' diyor… Ana muhalefete ne yapıyorsunuz diyorlar? 'Dinliyoruz' diyor… PKK ve İmralı'nın sözcüsü ve temsilciliğine soyunmuş, Kürtleri de oraya hapsetmekle görevli partiye soruyorlar, Bu sloganlar nedir diye? 'Barış diyor, demokrasi' diyor... Buradan bir kez daha uyarıyorum. Ey yanlış yolun şaşkın yolcuları, bu ülkeyi, Türk milletini provake ederek varacağınız menzilde sizi bekleyen hiç ama hiç iyi bir gelecek yoktur. Kimse için yoktur. Ne Kürt için ne başka bir kimlik için yoktur. Öcalan'a indirgenmiş bir sürecin sonunda, en çok benim masum Kürt kardeşime yazık edeceksiniz. Tablo açık ve nettir: Ya Öcalan'ı tercih edeceksiniz ya Kürtleri ya Kandil'i tercih edeceksiniz ya Türkiye'yi. Ya Cumhuriyet'i tercih edeceksiniz ya da sefilliği.

"Kimsenin anadiline de laf edecek tiynetsizlikte değiliz"

Bizim de tavrımız bellidir. Biz kardeşlik diyeceğiz, biz eşitlik diyeceğiz, biz hürriyet diyeceğiz, biz cumhuriyet diyeceğiz. Ey yanlış yolun şaşkın yolcuları; size rağmen Türk vatandaşlığını parçalatmayacağız. Kalkınmış, demokratik Türkiye Cumhuriyetini elbirliğiyle, Türkmeniyle Kürdüyle Alevisiyle Sünnisiyle Büyük Türk milleti olarak biz payidar kılacağız.
Her seferinde, bizi olmadık sıfatlarla itham etmenin size bir mecra kazandırdığını zannediyorsanız büyük bir yanılgı içindesiniz. Siz 2025 yılında, bu coğrafyada, Cumhuriyet olarak yaşayan, bir etnik ve dini kimlik cehenneminde yanmayan Türkiye'nin kıymetini bir türlü ve ısrarla anlamıyorsunuz. Ama biz anadille, resmi dilin ne olduğunu çok iyi bilenleriz. Kimsenin anadiline de laf edecek tiynetsizlikte değiliz.

Ben sükunetle ve suhuletle tekrar uyarıyorum: Türkiye, ondan bir parça devşirmeye çalışan sözde gizli ajandalarla kuyusu kazılacak bir ülke değildir. Türk milleti, aç da kalsa, sefalet içinde de bırakılsa, varlığını bir faninin varlığına bırakacak bir millet değildir. Türk milleti, kendisine 40 sene silah doğrultmuş bir terör örgütüne de, onun elebaşına da, barış güvercini muamelesi yapacak, yaptıracak bir millet de değildir. Biz, bu bölünmez vatanı, milli mücadele ve irfanla kurduk, hukukla var etmek istiyoruz. Biz, yedi düvele karşı kazandığımız savaşı, 100 sene sonra Büyük Orta Doğu tefecilerine boyun eğelim diye vermedik. O yüzden kendinize gelin. Bu şımarıklığa son verin. Bugün devleti yönettiğini zannedenler mi, yoksa onların okyanus ötesindeki patronları mı, her kim ise size bu cüreti veren, bilin ki bizler, ne bedel varsa onu öderiz.

Cumhuriyetle savaşarak, devletin kuruluş felsefesi ile dalaşarak, Mustafa Kemal ile hesaplaşmaya kalkarak, milletin birliği ve bütünlüğüne karşı çıkarak, vatanın bütünlüğüne kast ederek, bize barış diye yutturmaya çalıştığınız, o parçalanma hikayesinin sonunda, gökten üç elma filan düşmez. Böyle bir şeye Allah da rıza göstermez. Başınıza taş yağar, taş. Ha bunu da böyle bilin."

Yenidoğan çetesi davasında ara karar

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada arar karar açıklandı

26.03.2026 17:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'nci duruşmada, aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dün yapılan yargılamada, sanık avukatları savunma yapmıştı. Avukat beyanlarının alınmasıyla devam edilen bugünkü duruşmada ise beyanlar tamamlandı.

5 sanık hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, hayatını kaybeden Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi tutuksuz sanık Cafer Akdur'un dosyasının ayrılmasına hükmetti. Heyet, tutuksuz sanıklar Funda Özen, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Volkan Karataş ve Serdar Yüksel'in 'yurt dışına çıkış' yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Fırat Sarı'nın da bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için erteledi.

Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'

Milli Savunma Bakanlığı, "NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak'ın başkenti Bağdat'ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" açıklamasını yaptı

26.03.2026 14:29:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:36:29
İHA
Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'
Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'
Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Tuğamiral Aktürk, konuşmasında Katar'da eğitim faaliyetleri yürüten helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin'e, ASELSAN teknisyenlerimiz Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri personeline ve Ağrı'da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay ile Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel'e Allah'tan rahmet diledi.



"Son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı terörist daha teslim oldu"

Türkiye'nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye Türkiye'nin sınırlarında ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürdüklerini kaydeden Aktürk, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Hudutlarımızda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2'si terör örgütü mensubu olmak üzere 107 şahıs yakalanmış, 950 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 524, engellenen kişi sayısı da 16 bin 929 olmuştur" açıklamasında bulundu.



"NATO Irak Misyonu"nun çekilmesi kararlaştırıldı"

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam ettiğini kaydederek, "NATO makamları tarafından bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler kapsamında, 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak'ın başkenti Bağdat'ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" diye konuştu.

ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların ve İsrail'in devam eden saldırganlığının Orta Doğu'daki barış ve istikrarı tehdit ettiğini söyleyen Aktürk, Türkiye'nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü ifade etti.

"İsrail'in, Suriye'nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ihlal etmekte"

İsrail'in bölgedeki saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, sözlerine şu şekilde devam etti:
"İsrail'in, Lübnan'da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırıları, siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurmakta olup uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşımakta, Litani Nehri güneyine yaptığı kara harekatı ve nehir üzerindeki köprüleri imha etmesi, önümüzdeki dönemde Lübnan'a yönelik yürüteceği işgal politikasını da göstermektedir. Ayrıca İsrail'in, Suriye'nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte; Batı Şeria'da artan yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları bölgedeki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunması elzemdir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet ediyoruz."



"Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalandı"

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in 24 Mart'ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı'nın resmi davetlisi olarak İngiltere'ye gittiğini hatırlatarak, "Bakanımız, mevkidaşıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş, Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalamıştır" dedi.

Eğitim ve tatbikatlara yönelik bilgilendirmelerde de bulunan Tuğamiral Aktürk, 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara'da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet, 2-22 Nisan tarihleri arasında ise Kars'ta Türkiye ve Azerbaycan arasında Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti tatbikatlarının icra edilmesinin planlandığını aktardı.

Aktürk, Türkiye öncülüğünde Karadeniz'deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubunun 9'uncu aktivasyon faaliyetinin TCG Ütğm. Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku'nun katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz'de icra edildiğini ifade etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin modern ve caydırıcı yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yerli ve milli savunma sanayii imkanlarıyla kararlılıkla sürdürüldüğüne dikkati çeken Aktürk, bu kapsamda Bir Orta Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1 Bataryası'nın daha envantere alındığını ve Muhtelif miktarda Aksungur İHA ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını bildirdi.



"Eurofighter Typhoon uçağı teknik ve lojistik destek sözleşmesi yedek parça, simülatörler, test ekipmanlarını kapsamaktadır"

Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesinin detaylarını paylaşan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, "Sözleşme; pilot ve öğretmen pilot, uçak bakım teknisyeni, elektronik harp ve sistem yöneticisi eğitimleri ile yedek parça, simülatörler, test ekipmanları ve yer destek cihazlarını kapsamaktadır. Üretici firma tarafından ayrıca, uçakların hizmete girmesinden itibaren ilk üç yıllık süre boyunca teknik destek hizmetleri sağlanacaktır" açıklamasında bulundu.

"İDA ve İHA'ların Karadeniz'de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir"

Ordu'nun Ünye ilçesi açıklarında tespit edilen insansız deniz aracına ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, "Ordu'nun Ünye ilçesi açıklarında, motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli bir İnsansız Deniz Aracı (İDA), SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edilmiştir. Rusya Ukrayna arasında devam eden savaşta yoğun olarak kullanılan İDA ve İHA'ların kontrolünü kaybetmesi veya hareket kabiliyetini yitirmesi sonucu Karadeniz'de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir. Bu durum, deniz güvenliği açısından dikkat ve tedbir gerektirmektedir. Bu kapsamda, denizde faaliyet gösteren, başta balıkçılarımız ve denizcilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın azami dikkat göstermesi önem arz etmektedir. Şüpheli bir cisim veya sahile vurmuş bir İDA/İHA tespit edilmesi halinde, kesinlikle müdahale edilmemeli ve vakit kaybetmeden güvenlik birimlerimize bilgi verilmelidir."

Milli Savunma Bakanlığı tarafnndan konu üzerine yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı unsurların, Karadeniz'de deniz yetki alanlarının korunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre keşif, gözetleme ve karakol faaliyetlerine devam ettiğini belirtti.

"Katar'da ki helikopter ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır"

Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin düşmesine ilişkin ayrıntılara da değinen Milli Savunma Bakanlığı, "İlk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır. Kaza kırımın kesin nedeni Katar makamlarınca yürütülen inceleme sonucunda belirlenecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, üretilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin sahada performanslarını deneme, geliştirme ve eğitim faaliyetlerini yurtiçi ve yurtdışında mühendis ve teknisyenlerimizle omuz omuza birlikte yapmaktadır. Bu durum dünyanın hiçbir ülkesinde örneği olmayan ve yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin gelişmesine çok büyük katkı sağlayan bir uygulamadır" açıklamasında bulundu.

Yine Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve orada görev yapan Türk personellerin güvenliğinin, mevcut bölgesel gelişmeler ve artan güvenlik hassasiyeti gözetilerek, Katar makamları ile tam bir eşgüdüm içerisinde alınan ilave tedbirlerle en üst düzeyde sağlandığını belirten Milli Savunma Bakanlığı, şuana kadar olumsuz bir durum yaşanmadığının da altını çizdi.

"Kurulması planlanan NATO Karargahı bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır"

Kurulması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargahı'na ilişkin kamuoyunu bilgilendiren Milli Savunma Bakanlığı, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılmasının emredildiğini ve bu niyetin 2024 yılında NATO'ya beyan edildiğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6'ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargahın Onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır."

İZBETON davasında ara karar açıklandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesine hükmetti

26.03.2026 13:58:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:03:38
İHA
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON AŞ Kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davaya Aliağa'da devam edildi. 5. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar hakim karşısına çıktı.



Başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da duruşmaya katıldı.



Yoklamayla başlayan duruşmada sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine itiraz etti. Mahkeme heyeti avukatların bilirkişinin reddi talebini kabul etmedi.



Adli kontrol tedbirleri sürecek

iddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devam etmesine karar verdi.

Dosyada yer alan eksikliklerin tamamlanması ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, tüm eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 10.00'a erteledi.

Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de deprem meydana geldi

 

26.03.2026 10:53:00 / Güncelleme: 26.03.2026 11:48:10
Anadolu Ajansı
Elazığ'da deprem
Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sivrice olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 11,33 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Şanlıurfa Valiliği, sağanak nedeniyle Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerinin tamamında, Haliliye ile Eyyübiye ilçelerinin ise kırsal mahallelerinde eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu

26.03.2026 03:59:00 / Güncelleme: 26.03.2026 07:03:54
AA
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Valilikten yapılan açıklamada, kentte sağanak yağışın etkisini aralıklarla sürdürdüğü hatırlatıldı.

Bu kapsamda bazı tedbirlerin alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlimizin bazı bölgelerinde etkili olan aşırı yağış sebebiyle kırsal mahallelerimizde meydana gelen taşkın olayları ve yol ağında oluşan bozulmalar nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek sorunlar göz önüne alınarak, Haliliye, Eyyübiye, Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizin kırsal mahallelerinde bulunan bütün okullarda eğitim öğretime 26 Mart 2026 Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir."

Valilik, Meteorolojinin son değerlendirmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizdeki bütün eğitim kurumlarında eğitim öğretime 26 Mart Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir." ifadelerini kullandı.

Şehide gözü yaşlı veda

Ağrı'da yaşanan askeri araç kazası sonucu şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay, memleketi Hatay'da kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazında ve askeri törende ise şehidin annesi ve kız kardeşleri gözyaşlarına hakim olamadılar

25.03.2026 16:13:00 / Güncelleme: 25.03.2026 16:16:08
İhlas Haber Ajansı
Şehide gözü yaşlı veda
Şehide gözü yaşlı veda
Geçtiğimiz gün Ağrı'da görev esnasında meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Yusuf Açay'ın şehadet haberi, askeri yetkililer tarafından sağlık ekipleri eşliğinde Kırıkhan ilçesine bağlı Demirkonak Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştırılmıştı.

Acı haberin ardından şehidin baba ocağına Türk bayrağı asılırken, mahallede büyük üzüntü yaşandı. Şehidin yakınları ve komşuları eve akın ederken, baba evine Türk bayrağı asıldı. Şehit için öğle namazını müteakip Kırıkhan Şehitlik Kompleksi Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Şehit Açay, Kırıkhan Şehitliği'nde düzenlenen askeri törenle defnedildi.

Şehidin son yolculuğuna uğurlandığı cenaze namazında annesi Emine Açay ve kız kardeşleri duygusal anlar yaşandı. Bekar olan 25 yaşındaki Açay'ın babasının 2003 yılında vefat ettiği ve yetim olduğu öğrenildi.

Bakan Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan tapu müdürü tutuklandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorguladığı ortaya çıkan Afyonkarahisar Çobanlar İlçe Tapu Müdürü M.D, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı

25.03.2026 15:38:00
İHA
Bakan Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan tapu müdürü tutuklandı
Bakan Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan tapu müdürü tutuklandı
Afyonkarahisar Çobanlar İlçe Tapu Müdürü M.D.'nin 12 Şubat 2026 günü saat 15.38'de Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kayıtlarını sorguladığı belirlendi. Yapılan tespitin ardından M.D, savcılık talimatıyla Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından gözaltına alındı.

M.D.'nin, A.S. isimli şahıs üzerinden eski CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Faruk Duha Erhan ile irtibatlı olduğu ve tapu sorgulaması sonrasında defalarca bir araya geldikleri iddia edildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından sabah erken saatlerde adliyeye sevk edilen M.D., savcılıktaki sorgusunun ardından 'kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve görevi kötüye kullanma' suçlamasıyla çıkarıldığı sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

M.D.'nin ifadesinde tapu sorgulamasını "merakından" yaptığını söylediği öğrenildi. M.D., adliye çıkışında gazetecilerin 'neden sorgulama yaptınız' sorusunu cevapsız bıraktı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı

25.03.2026 15:35:00
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şahıs hakkında Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'ne müracaatta bulunulmuştu.

Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin ihbarı sonrası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin, acılı anneye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı belirlenmişti.

Şüpheli tutuklandı

Başsavcılıkça verilen talimatla harekete geçen emniyet güçlerince kimlik bilgileri tespit edilen M.E.U., Yalova'da gözaltına alınmıştı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve 'suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor

Ağrı Dağı'nda zirve tırmanışı sırasında olumsuz hava şartları nedeniyle 4 bin 700 metreden geri dönen 58 yaşındaki dağcı Sevim Hasanova'dan haber alınamıyor. Bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları üçüncü gününde de sürüyor

25.03.2026 15:32:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:34:46
İHA
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'na tırmanış gerçekleştiren 5 kişilik grupta yer alan 58 yaşındaki Sevim Hasanova, 4 bin 700 metre rakımda olumsuz hava şartları ve yoğun tipi nedeniyle zirve tırmanışını yarıda bırakarak geri dönme kararı aldı. Hasanova'nın "çıkamıyorum" diyerek ekipten ayrıldığı öğrenildi.



Zirveye ulaşan ekip arkadaşları iniş sırasında yaklaşık 4 bin 600 metre seviyesine geldiklerinde Hasanova'yı bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye AFAD, UMKE, jandarma ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Zorlu hava şartları ve yer yer etkili olan fırtına nedeniyle arama çalışmaları güçlükle yürütülüyor.



Gece saatlerinde havanın kararmasıyla ara verilen çalışmaların, sabahın ilk ışıklarıyla yeniden başlatıldığı öğrenildi.

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı, bahis ve şike iddiasıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Baltacı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi

25.03.2026 14:35:00
İHA
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı'nın, bahis ve şike iddialarıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Metehan Baltacı ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Baltacı'ya destek için Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Kazım Karataş, Doğan Alemdar ve Bertuğ Yıldırım da izleyici olarak katıldı.

Sanık avukatları müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın esasa ilişkin mütalaa hazırlanması için tarafına gönderilmesine ve sanık Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar vermesini talep etti.

İlk duruşmada tahliye kararı

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Metehan Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı 12 Haziran tarihine erteledi. Duruşmanın ardından Okan Buruk, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Metehan Baltacı'nın 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.