logo
05 EKİM 2026

Kahvenin yanına çek bir kitap

11.08.2006 00:00:00
 
Hatay'da uzun yıllar eczacılık yaptıktan sonra hayallerindeki kitabevini açan bir kişi, kitap meraklılarına işyerinde kahve servisi yapıyor, satışın yanında, dileyen kahvesini yudumlarken satın alma zorunluluğu olmadan istediği kitabı okuyabiliyor.

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdikten sonra 8 yıleczacılık yaptığını anlatan Nasır Yeniocak, aradan geçen sürede mutlu olamadığı işini bırakarak, çocukluk hayali olan kitapçılığa başlamayı kararlaştırdığını kaydetti. Yeniocak, kentin en hareketli yerlerinden Hürriyet Caddesi'ndeki kitap ve kahve evinde, romandan, dergiye, İngilizce ve Arapça klasiklerden, aralarında ikinci ellerin de bulunduğu, yaklaşık 30 bin kitabın yer aldığını söyledi. Kitabevini iki yıl işlettikten sonra müşterilerine yönelik farklı aktivitelerle, "kitap kurtları"nı mekanına çekmek istediğini belirtti.

Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı

Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı

05.10.2026 22:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı.

Edinilen bilgilere göre, bir hava yolu şirketinin VF 4180 sefer sayılı uçağı saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket etti. Uçakta patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine durum güvenlik birimlerine bildirildi.

Uçak, saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın güvenli şekilde tahliye edilmesi için gerekli tedbirler alındı. Yolcuların ve mürettebatın tahliyesinin ardından güvenlik birimleri tarafından uçakta patlayıcı madde araması gerçekleştirilecek.
Olayla ilgili güvenlik birimlerinin çalışmaları sürüyor.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak'tan bomba ihbarı yapılan uçağa ilişkin açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan bir yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not bulunduğunu ve iniş yapan uçaktaki yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesinin ardından uçakta arama yapılacağını açıkladı.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak yaptığı açıklamada, "5 Ekim 2026 tarihinde saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket eden yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine söz konusu uçak saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapmış olup, yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve devamında uçakta güvenlik birimlerimiz tarafından patlayıcı madde araması gerçekleştirilecektir. Uçakta 136 yolcu ve 7 mürettebat bulunmaktadır. Uçakta bulunan yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesi için bütün tedbirler alınmıştır" dedi.

Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos’ta tutuklandı

05.10.2026 21:01:00
Haber Merkezi
 
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos'ta tutuklandı. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hapis cezasına çarptırılan Ertürk, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi. Kararın ardından gözaltı ve tutuklama tedbirinin gerekliliği yeniden tartışma konusu oldu.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada yeniden dolaşıma giren televizyon programı görüntüleri üzerine soruşturma başlatıldı. Ertürk, 17 Ağustos 2026'da gözaltına alındıktan sonra "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamalarıyla tutuklandı.

Ancak Ertürk'ün tutuklanmasının ardından başlayan hukuki tartışmanın merkezinde şu soru bulunuyor: Bir kişinin tutuklanması için yalnızca hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunması yeterli mi?

Kanun ne diyor?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra tutuklama nedeninin bulunması gerekiyor. Ayrıca tutuklama, beklenen ceza ile ölçülü değilse uygulanamıyor.

Kanunda tutuklama nedenleri arasında kişinin kaçması veya kaçacağına ilişkin somut olgular ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline ilişkin kuvvetli şüphe bulunması sayılıyor.

Üstelik CMK'nın 101. maddesi, tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin, ölçülülüğün ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla açıkça gerekçelendirilmesini zorunlu kılıyor.

Dosyada tartışmanın kilit noktası

Ertürk'ün suçlamaya konu edilen sözleri bir televizyon programında söylenmiş ve söz konusu görüntüler daha sonra sosyal medyada yeniden gündeme gelmişti. Ertürk ise duruşmadaki savunmasında görüntülerin yıllar önceki bir televizyon programından kesilerek oluşturulduğunu ve bağlamından koparıldığını savundu.

Dolayısıyla soruşturmanın dayandığı görüntülerin mevcut olması, tutuklamanın kendiliğinden zorunlu olduğu anlamına gelmiyor. Tutuklama açısından ayrıca kaçma, delilleri karartma veya benzeri somut tutuklama nedenlerinin ve adli kontrolün neden yeterli olmayacağının ortaya konulması gerekiyor.

Mahkeme ceza verdi ama tahliye etti

Bugünkü duruşmada mahkeme Ertürk hakkında hapis cezasına hükmetti. Haber kaynaklarında kararın miktarı konusunda farklı aktarımlar bulunuyor; DHA, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verildiğini bildirirken, bazı kaynaklar 1 yıl 14 ay 20 gün şeklinde aktardı. Ortak nokta ise mahkemenin Ertürk'ün tahliyesine karar vermiş olması.

Bu tablo hukuken önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

Eğer tutuklama tedbiri gerekli ve ölçülüydüyse, neden ilk duruşmada verilen ceza sonrasında Ertürk tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi?

İfade özgürlüğünü ilgilendiren bir dosyada, tutuklama tedbirinin gerçekten zorunlu olup olmadığı ve daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı hukuk açısından tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Ertürk açısından ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici: 17 Ağustos'ta tutuklandı, 5 Ekim'de hâkim karşısına çıktı, hapis cezası aldı ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi.

Asıl soru şu: "Verilen hapis cezasından önce 49 gün süren tutukluluk gerçekten zorunlu muydu?"

Şeker fabrikasında toplu zehirlenme

Kayseri Şeker'e bağlı Turhal Şeker fabrikasında 1'i ağır 26 işçi kireç ocağından sızan gazla zehirlendi

05.10.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şeker fabrikasında toplu zehirlenme
Şeker fabrikasında toplu zehirlenme
Olay, Kayseri Şeker'e bağlı Tokat'ın Turhal ilçesinde bulunan şeker fabrikasında yaşandı. İddiaya göre, fabrikadaki kireç ocağında yapılan çalışma esnasında sızan gazdan 26 işçi etkilendi. Fenalaşan işçiler ambulanslarla Turhal Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. İşçilerden birinin durumunun ağır olduğu bildirildi.

Olayla ilgili inceleme sürüyor.

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Suriye topraklarındaki ihlallerine ilişkin kınama

Dışişleri Bakanlığınca İsrail'in Suriye'de sözde 'Sufa 53 hattı' üzerindeki çalışmalarını yeniden başlatması kınandı

05.10.2026 14:09:00
İHA
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Suriye topraklarındaki ihlallerine ilişkin kınama
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Suriye topraklarındaki ihlallerine ilişkin kınama
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "İsrail'in, Suriye'nin Kuneytra vilayetinde sözde 'Sufa 53 hattı' üzerindeki çalışmalarını yeniden başlatarak 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı aşındırmasını ve Suriye'de yeni oldubittiler oluşturmaya yönelik faaliyetlerini en güçlü şekilde kınıyoruz.

İsrail'in bölgede gerilimi tırmandıran yayılmacı politikalarına son vermesi ve işgal ettiği Suriye topraklarından çekilmesi için uluslararası toplumu gecikmeksizin etkili ve kararlı adımlar atmaya davet ediyoruz.

Türkiye, Suriye'nin egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne desteğini kararlılıkla sürdürecek; bölge ülkeleriyle birlikte bu doğrultuda gerekli adımları atmaya devam edecektir" ifadelerini yer verdi.

Scooter kullanımı özellikle büyükşehirlerde hem şikayetleri hem de kazaları artırabiliyor. Kullanıcısı her geçen gün çoğalsa da ilgili mevzuat tam olarak bilinmiyor

Scooter kullanımı özellikle büyükşehirlerde hem şikayetleri hem de kazaları artırabiliyor. Kullanıcısı her geçen gün çoğalsa da ilgili mevzuat tam olarak bilinmiyor. Peki scooter kullanımı kuralları neler? Kural ihlalinde ceza kesiliyor mu? Kaldırımlara yanlış park edilen scooterların cezası ne? TÜKONFED Başkan Vekili Güllü açıkladı

05.10.2026 13:15:00 / Güncelleme: 05.10.2026 14:03:44
Haber Merkezi
 
 Scooter kullanımı özellikle büyükşehirlerde hem şikayetleri hem de kazaları artırabiliyor. Kullanıcısı her geçen gün çoğalsa da ilgili mevzuat tam olarak bilinmiyor
 Scooter kullanımı özellikle büyükşehirlerde hem şikayetleri hem de kazaları artırabiliyor. Kullanıcısı her geçen gün çoğalsa da ilgili mevzuat tam olarak bilinmiyor
Scooterların trafikteki sayısı artıyor. Özellikle büyükşehirlerde hem şahsi scooterını kullananların hem de paylaşımsal scooterları kullananlar bir hayli arttı. Sayının artmasıyla trafik kazalarının çoğalması da kaçınılmaz oldu. Peki 2020 yılında hayatımıza giren, yönetmeliği 2021'de hazırlanan ve cezalarının da 2025 yılında güncellendiği scooter kullanımına ilişkin kurallar neler? Scooter kullanıcıları bu kuralları biliyor mu? TÜKONFED (Tüketici Konfederasyonu) Başkan Vekili avukat İbrahim Güllü Sputnik Türkiye'ye konuştu ve scooter kullanımına dair bilinmeyenleri anlattı.

Scooter mevzuatı yeterli mi, yasal düzenleme ne aşamada?
Türkiye'de elektrikli scooterların kullanımını düzenleyen mevzuat bulunuyor. Mevzuatın bulunması, kuralların sahada etkili biçimde uygulandığı anlamına gelmiyor. Tüketici açısından temel mesele, yalnızca scooter kiralama ücretleri değil; güvenli ulaşım, doğru bilgilendirme, kazalarda sorumluluk ve ihlaller karşısında etkili denetimdir. Elektrikli scooterlar, 2020 yılında 7261 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu kapsamına alındı. 2021 yılında ise Elektrikli Skuter Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Bu düzenlemelerle scooterların nerelerde kullanılabileceği, yaş ve hız sınırları, işletmeci izinleri ve denetim esasları belirlendi. 2 Aralık 2025 tarihli değişikliklerle paylaşımlı scooter işletmecilerinin coğrafi sınırlandırma, kullanıcı bilgilendirmesi, kaza verilerinin bildirilmesi ve park ihlallerine müdahale gibi yükümlülükleri de düzenlendi. Mevzuatın temel eksikliği, kuralların varlığından çok uygulama, denetim ve sorumlulukların sahada etkin biçimde işletilmesiyle ilgilidir.

Scooterlarda hız sınırı var mı?
"Elektrikli scooterların teknik olarak ulaşabileceği azami hız 25 km/saat" ifadesini kullanan Güllü, "Bununla birlikte, yerel trafik komisyonları ve UKOME tarafından belirli bölgelerde daha düşük hız sınırları getirilebilir. Paylaşımlı scooter firmaları, belirlenen hız sınırlarını yazılım ve coğrafi çitleme sistemleriyle uygulamakla yükümlüdür. Bazı bölgelerde hızın düşürülmesi, belirli alanlarda ise sürüşün kısıtlanması gerekir. Burada önemli olan, scooterın yalnızca teknik hız sınırına uygun olması değil, kullanıcının bulunduğu yolun şartlarına uygun hızda seyretmesidir. Özellikle yaya yoğunluğunun bulunduğu alanlarda yüksek hız, ciddi yaralanmalara neden olabilir." dedi.

Scooterların girmesi yasak olan yollar var mı?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 66. maddesi ve Elektrikli Skuter Yönetmeliği uyarınca scooterların kullanılması yasak olan yollar bulunuyor:
Otoyollar,
Şehirler arası karayolları,
Azami hız sınırı 50 km/saati aşan karayolları,
Yaya yolları ve kaldırımlar,
Ayrı bisiklet yolu veya bisiklet şeridi bulunan yerlerde, bu yol yerine taşıt yolunu kullanması,
Yetkili kurumlarca ayrıca belirlenen yasaklı bölgeler de bulunmaktadır.
Ayrıca scooterla başka bir araca tutunmak, manevra dışında tek elle sürmek, bir scooter üzerinde birden fazla kişi taşımak ve taşıt yolunun bir şeridinde ikiden fazla scooterın yan yana seyretmesi de yasak.

15 yaş altına elektrikli scooter yasak
Elektrikli scooter kullanımında yaş sınırı 15 yaşını doldurmuş olmaktır. Paylaşımlı scooter işletmecileri 15 yaşını bitirmemiş kişilere hizmet veremez. Bu nedenle kiralama uygulamalarında yaş doğrulaması önemlidir. Başka bir kişinin hesabı üzerinden yaş sınırını karşılamayan bir çocuğun scooter kullanması, hem güvenlik hem de sorumluluk açısından sorun yaratabilir. Ebeveynler, çocuklarının başka kişilerin hesabıyla scooter kiralamasına izin vermemeli; yaş sınırının yanı sıra çocuğun trafik deneyimini ve güvenli sürüş becerisini de dikkate almalıdır.

TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak

TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak

04.10.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak
TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), haftalık çalışmalarına 6 Ekim Salı günü başlayacak. Genel Kurul'un gündeminde, Türk Kızılay Derneğinin görev ve yetkileri ile hak ve muafiyetlerini düzenleyen Türk Kızılay Kanunu Teklifi bulunuyor.

Teklifin yasalaşması halinde Türk Kızılay; Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer ülkelerin ulusal Kızılay ve Kızılhaç derneklerinden Türkiye'ye gönderilen olağan ve olağanüstü dönem yardımlarının alınması ve kullanılmasında tek yetkili kuruluş olacak.

Düzenlemeyle, afet, savaş ve çatışma gibi olağanüstü dönemlerde görev bölgelerinde fiilen çalışan Kızılay personeline nakdi tazminat ödenmesi de öngörülüyor. Ayrıca Kızılay şube ve temsilciliklerinin bulunduğu il ve ilçelerde, şube başkanları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının mütevelli heyetlerinde yer alacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 6 Ekim'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum gerçekleştirecek. Karahan'ın küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası başlıklarında değerlendirmelerde bulunması bekleniyor.

TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu da Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi'ni görüşmek üzere toplanacak.

Meclis'te salı ve çarşamba günleri ise grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak.

Adana ile Osmaniye'de 4,8, 4,9 ve 5,2 büyüklüğünde üç deprem meydana geldi

Adana'nın Saimbeyli ilçesinde 4,8 ve 4,9, Osmaniye'nin Sumbas ilçesinde ise 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi

04.10.2026 17:07:00
AA
 
Adana ile Osmaniye'de 4,8, 4,9 ve 5,2 büyüklüğünde üç deprem meydana geldi
Adana ile Osmaniye'de 4,8, 4,9 ve 5,2 büyüklüğünde üç deprem meydana geldi
Adana'nın Saimbeyli ilçesinde saat 14.19'da 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Saimbeyli olan 4,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin yerin 7,99 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.


Adana ile Osmaniye'de 4,8, 4,9 ve 5,2 büyüklüğünde üç deprem meydana geldi

4,9 büyüklüğünde ikinci deprem
AFAD'dan yapılan açıklamaya göre, 14.36'da yine merkez üssü Saimbeyli olan 4,9 büyüklüğünde ikinci bir sarsıntı kaydedildi.

Depremin yerin 8,67 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Adana Valisi Mustafa Yavuz, AA muhabirine kentte iki depremin ardından ekiplerin görevlendirildiğini söyledi.

Olumsuz ihbar almadıklarını belirten Yavuz, "Şu ana kadar 112 Acil Çağrı Merkezine gelen olumsuz ihbar yok. Ekiplerimiz saha taramalarını sürdürüyor. Vatandaşlarımıza 'geçmiş olsun' diliyorum." dedi.

"Gelişmeler yakından takip edilmektedir"
Valilikten yapılan yazılı açıklamada, Saimbeyli ilçesindeki sarsıntıların ardından Osmaniye'nin Sumbas ilçesi merkezli 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiği belirtildi.

Saha çalışmalarına ilişkin bilgi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Meydana gelen depremler sonrasında an itibarıyla olumsuz herhangi bir durum bulunmamakta olup 112 Acil Çağrı Merkezine ulaşan olumsuz bir ihbar yoktur. AFAD ile ilgili ekiplerimiz tarafından saha tarama çalışmaları devam etmekte, gelişmeler yakından takip edilmektedir. Depremlerden etkilenen tüm vatandaşlarımıza 'geçmiş olsun' dileklerimizi iletiyoruz."

Osmaniye'de 5,2 büyüklüğünde deprem
AFAD, merkez üssü Osmaniye'nin Sumbas ilçesi olan 5,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildiğini bildirdi.

Depremin yerin 7 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, yazılı açıklamasında, depremden etkilenen vatandaşlara "geçmiş olsun" dileğinde bulundu.

Saha çalışmalarına ilişkin bilgi veren Serdengeçti, "İlimizde hissedilen deprem sonrası ilgili kurumlarımızla ivedilikle koordinasyon sağlanmış olup şu an itibarıyla herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır. Yüce Mevla milletimizi her türlü afetten korusun." ifadelerini kullandı.

Sumbas Kaymakamı Hakan Kara da AA muhabirine, sarsıntının hemen ardından ekiplerin görevlendirildiğini söyledi.

İlçede olumsuzluk yaşanmadığını belirten Kara, "Şu ana kadar bize gelen herhangi bir olumsuzluk bulunmuyor. Ekiplerimiz sahada tarama çalışmalarını sürdürüyor. Tüm hemşehrilerime 'geçmiş olsun' dileklerimi iletiyorum." dedi.

Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi; Kızıldeniz'deki Husi tehdidi ve İsrail'in saldırgan politikalarının gölgesinde yarın Riyad'da kritik bir zirve gerçekleştirecek. Toplantıya Türkiye'den üst düzey askeri ve siyasi liderler katılıyor

04.10.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın
Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmek amacıyla 7 Ağustos 2026 tarihinde imzaladığı "Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması" kapsamında kurumsal adımlar hız kazandı. İlk toplantısı 31 Ağustos'ta İstanbul'da gerçekleştirilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ikinci büyük buluşması için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya geliyor.

Ankara, bu kritik zirveye üst düzey diplomatik ve askeri bir heyetle çıkarma yapıyor. Toplantıda Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil edecek.

Ankara'nın masadaki stratejik öncelikleri

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bakan Hakan Fidan toplantıda paktın kurumsallaşma sürecine ve gelecekteki operasyonel adımlarına dair Türkiye'nin vizyonunu aktaracak.

Fidan'ın masaya getireceği temel başlıklar şunlar:

• Yemen'deki Husi güçlerinin Suudi Arabistan'ın sivil ve ekonomik altyapısına yönelik gerçekleştirdiği saldırılar karşısında Türkiye'nin güçlü desteği ve dayanışması yeniden teyit edilecek.

• İslam dünyasının kutsal mekanlarına yönelik her türlü provokatif eylemin kabul edilemez olduğu vurgulanacak.

• Kızıldeniz ve küresel ticaret yollarındaki seyrüsefer serbestisinin ve deniz güvenliğinin korunmasının altı çizilecek.

• İsrail'in Orta Doğu genelinde barış ve istikrar çabalarını baltalayan saldırgan politikalarına karşı ortak bir duruş sergilenmesi istenecek.

İttifak kağıt üzerinden sahaya iniyor

Üç ülkenin devlet başkanları düzeyinde imzalanan Mekke Anlaşması, müttefiklerden herhangi birine yapılan askeri saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayan tarihi bir kolektif caydırıcılık maddesi içeriyor.

Zirvede, paktın idari yapısını yürütecek olan ve ilk 3 yıl için Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood'un genel sekreterliğe aday gösterildiği Kalıcı Sekretarya'nın Riyad'da kurulması resmiyete dökülecek. Askeri kanatta ise savunma sanayisinde ortak teknoloji geliştirme, silahlı kuvvetlerin uyumu ve ortak üretim modelleri masaya yatırılacak.

Altıdan fazla ülke ittifaka katılmak için sırada

Tamamen savunma odaklı ve bölgesel çözümleri merkezine alan bu yeni pakt, uluslararası arenada da büyük bir çekim merkezi haline geldi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamalara göre, Orta Doğu ve Asya dengelerini değiştiren bu ittifaka katılmak amacıyla 6'dan fazla ülke resmi ilgi gösterdi. İttifakın genişleme stratejileri de Riyad'daki komite toplantısında ilk kez kapsamlı şekilde değerlendirilecek.

Türkiye’de kurumlar neden dökülüyor?

Türkiye’de son dönemde belediyelerden hastanelere, emniyetten finans sektörüne kadar farklı alanlarda rüşvet, zimmet, usulsüz ihale ve kamu zararına ilişkin soruşturmalar gündeme gelirken, bu kez adres Yalova Adliyesi oldu

04.10.2026 10:40:00
Haber Merkezi
 
Türkiye’de kurumlar neden dökülüyor?
Türkiye’de kurumlar neden dökülüyor?
Türkiye'de son dönemde belediyelerden hastanelere, emniyetten finans sektörüne kadar farklı alanlarda rüşvet, zimmet, usulsüz ihale ve kamu zararına ilişkin soruşturmalar gündeme gelirken, bu kez adres Yalova Adliyesi oldu.

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Adliye İdari İşler Müdürü E.A. ile aynı birimde görev yapan F.B. tutuklandı.

Dosyanın 2023-2026 yılları arasındaki bazı satın alma ve ödeme işlemlerine ilişkin olduğu bildirildi. Soruşturmanın merkezinde, bazı ürün ve malzemelerin adliyeye teslim edilmediği halde teslim edilmiş gibi gösterildiği ve bu işlemlere ilişkin faturalar üzerinden kamu bütçesinden ödeme yapıldığı iddiaları bulunuyor.

Şüpheliler hakkında "zimmet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından işlem yapıldığı bildirildi. İki personelin soruşturma başlamadan önce İstanbul'a tayinlerinin çıktığı da öğrenildi. Kamu zararının oluşup oluşmadığı ve oluştuysa miktarının belirlenmesine yönelik inceleme ise sürüyor.

ŞÜPHELERİN ADRESİ DEĞİŞİYOR, SORU SİSTEME YÖNELİYOR

Yalova'daki soruşturma tek başına değerlendirildiğinde, elbette iki kişinin yargılandığı bir adli dosyadır. Ancak son aylarda farklı kamu kurumlarında ortaya çıkan benzer soruşturmalar, kamu kaynaklarının ve görev yetkisinin denetlenmesi meselesini yeniden gündeme taşıyor.

Örneğin Erzurum Şehir Hastanesi'nde "kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık", "resmi belgede sahtecilik" ve "rüşvet" iddiaları kapsamında 22 kişi hakkında gözaltı işlemi yapılmıştı.

Antalya'da ise rüşvet iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında iki emniyet şube müdürü, bir komiser ve bir avukatın da aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı.

Belediyeler cephesinde de çok sayıda yolsuzluk ve rüşvet soruşturması yürütülüyor. Örneğin Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 44 şüpheli tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.

Sermaye piyasalarında yürütülen soruşturmalarda da Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 26 Eylül'de yaptığı açıklamaya göre 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı donduruldu; 37 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

ASIL SORU: NEDEN BU KADAR ÇOK DOSYA ÇIKIYOR?

Burada birbirinden tamamen farklı soruşturmaları tek bir "yolsuzluk ağı" olarak görmek doğru olmaz. Her dosyanın delili, şüphelisi ve hukuki niteliği ayrı.

Fakat kamuoyunun sorması gereken daha geniş bir soru var: Kamu kurumlarında usulsüzlük iddiaları neden bu kadar sık gündeme geliyor?

Bir kamu kurumunda ürün teslim edilmeden ödeme yapılabildiği iddia ediliyorsa, bunun yalnızca işlemi yapan personelin kişisel sorumluluğu olarak görülmesi yeterli mi?

Kontrol mekanizmaları nerede?

İç denetim ne yaptı?

Harcama yetkilileri neyi kontrol etti?

Satın alma süreçlerinde hangi mekanizmalar devreye girdi?

Ve en önemlisi: Bir kamu kurumunda yıllarca devam ettiği ileri sürülen usulsüzlükler neden daha erken fark edilemedi?

KAMU VİCDANINDAKİ EN BÜYÜK SORU

Devletin kurumları yalnızca bina, makam ve personelden oluşmuyor.

Adliye adaleti, hastane sağlığı, emniyet güvenliği, belediye ise vatandaşın günlük yaşamını temsil ediyor.

Bu nedenle kamu görevinin kişisel menfaat için kullanıldığı iddiası, yalnızca ekonomik bir suçlama değildir. Aynı zamanda vatandaşın devlete duyduğu güven açısından da ciddi bir meseledir.

Yalova dosyasında suçluluk konusunda nihai kararı mahkeme verecek. Ancak soruşturmanın bundan sonraki aşamasında yalnızca iki personelin ne yaptığı değil, bu işlemlerin nasıl denetlendiği ve başka kişilerin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı da ortaya çıkarılmalı.

Çünkü mesele sadece "iki kişi yaptı mı?" sorusu değildir.

Asıl mesele, kamu sisteminin bunu neden zamanında göremediğidir.

Ve Türkiye'nin bugün cevaplaması gereken soru tam da burada:

Kurumları çürüten şey birkaç kişinin kişisel çıkar arayışı mı, yoksa bu kişilere fırsat veren denetim zafiyeti mi?

Bu sorunun cevabı verilmeden, her yeni operasyon yalnızca bir sonraki dosyanın habercisi olmaktan öteye geçemez.

"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

03.10.2026 21:42:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, kamuoyunda "Yeni Nesil Silahlı Suç Örgütleri" olarak bilinen yapılanmalara yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, "Çirkinler" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında; Zen Pırlanta sahiplerine, söz konusu suç örgütü adına yurt dışı menşeli telefon numaraları üzerinden yağma amacıyla tehdit içerikli mesajlar gönderildiği belirlendi.



Müşteki Mehmet Diribaş'ın konakladığı otele örgüt üyelerinin geldiği, otel görevlisine müştekiye ait kişisel bilgileri vererek örgütün gücünü hissettirmeye çalıştıkları, aynı sırada müştekinin kullandığı telefona da yurt dışı menşeli numaralardan tehdit mesajları gönderildiği tespit edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda eylemde yer aldığı belirlenen 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda uyuşturucu madde ile hassas terazi ele geçirilirken, el konulan dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde ise tehdit ve yağma eylemine ilişkin örgütsel nitelikte yazışma kayıtlarına rastlandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından şüpheliler, tutuklama talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, silahlı suç örgütleri ile vatandaşları tehdit, baskı ve korkutma yoluyla haksız menfaat sağlamaya yönelik suç yapılanmalarına karşı yürütülen soruşturmalar titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.