Yalan söylemekten haz duymak, yalanı normalleştirmek, yalan söylerken de yalanı açığa çıktığında da pişman olmamak, söylediği yalana inanıp gerçek olarak kabul etmek, hiçbir sebep olmaksızın da yalan söylemek...
Velhasıl kendine de çevresindekilere de ateşi su ve suyu ateş olarak göstermek; kendi kendinin de deccalı olmak.
Halk arasında 'yalan söyleme hastalığı' olarak bilinse de asıl tanımı 'yalan söylemeyi alışkanlık haline getirme ve kendi söylediği yalanları da doğru kabul etme' hastalığı olarak bilinen ve yakın zamanda psikolojide ve tıpta mitomani ismi ile yer bulan hastalıktan söz ediyoruz.
Mitoman bir birey şimdinin meşhur bir tabiri ile aslında paralel bir dünyada yaşamaktadır zira yalan söylemesi bir yana söylediği yalanlardan kendine yeni bir sanal gerçeklik oluşturması sebebi ile gerçeklikten de kopmuştur maalesef.
Asıl kötüsü nedir biliyor musunuz? Yalan söylemeyi normalleştirdiği ve içselleştirdiği için verilen tepkileri de kabul etmez, düzelmek de istemez. Kendince yanlış bir şey de yapmıyordur aslında ateşin su olduğuna bile inandırmıştır kendisini…
Mitomani adeta mitomanyaklığa dönüşmüş vaziyette. Eskiden tabiri caiz şeklinde kitleleri yanlışa sürükleyenlere deccal denirdi ve elbette siyasetçiler başta olmak üzere toplulukları yönlendiren kişilere yakıştırılırdı bu daha çok. Şimdilerde ise aslında hiç de uzak olmayan yabancı olmadığınız kişilerden de bahsediyoruz maalesef. Belki bir yakınınızdan, bir komşunuzdan ya da iş arkadaşınızdan.
Yapılan anketlere göre insanların yarısından fazlası gerekli durumlarda her türlü yalanı söylemenin mazur görülebileceğine inanıyor ama aynı ankete yanıt veren kişiler eşlerinin her konuda dürüst ve açık sözlü olmasını bekliyor.
Yukarıdaki anketi yanıtlayanlar Müslüman.
Ben de Müslüman'ım.
Ve benim Resûlüm (s.a.v.) de buyurdu ki: "Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder."
Bir Müslüman olarak Resûlullah'ın benim için 'sende münafıklık alametleri var' demesini hayal bile etmekten korkuyorum ama yanıbaşımdaki Müslüman ise bırakın yalan söyleyerek haksızlık etmeyi yalanlardan oluşan sanal bir evrende yaşıyor ve bu fitne hali kendisi için gerçekliğe dönüştüğünden dolayı da rahatsız olmuyor ve yalan dünyasına kendi çevresini de dahil etmeye uğraşıyor.
Kalbin mühürlenmesi belki de tam olarak bu. Her insanın ölümü kendi kıyameti olduğu gibi her insanın deccali de öncelikle kendisi demek ki…
Halbuki bu yalan dünyadan ateşe uyanmadan önce;
Doğru olabilmek için doğru insanları dost edinmek gerekir.
İyi olabilmek için iyi insanları dost edinmek gerekir.
Dürüst olabilmek için dürüst insanları dost edinmek gerekir.
Cömert olabilmek için cömert insanları dost edinmek gerekir.
Velhasıl güzel ahlak sahibi olabilmek için güzel ahlak sahibi insanları dost edinmek ve küfranı nimette bulunmamak gerekir.
Ve… 'Din güzel ahlaktır.'
Cem Kayalı / diğer yazıları
- Borsa İstanbul’da yeni düzenleme şart / 11.02.2021
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020






















































