İnsanoğlunun vücudu incelendiğinde sistemler dikkatimizi çekecektir.
Solunum, dolaşım, sindirim, sinir, üreme, iskelet?
Bunların her biri mükemmel kurallar içinde hareket eder.
Sistemleri meydana getiren organlar incelendiğinde, her birinin üstün özelliklere sahip olduğu görülür.
Organları meydana getiren hücrelerin, o kadar bilimsel incelemelere rağmen, hala ince detaylarına hâkim değiliz.
En temel yapı taşımız hücre. Hücrenin sırrı hala çözülebilmiş değildir.
Organizmamızı en iyi anlatan "Biz insanı, en güzel şekilde yarattık" (Tin 4) ayeti kerimesidir.
İnsan olsun, hayvan olsun, bitkiler olsun, her bir canlı kendi içerisinde sırlarla doludur.
Öğrencilik yıllarımda merhum Prof. Dr. Ayhan Songar Hoca tarafından anlatılan sibernetik derslerini hatırlıyorum.
Hoca ders anlatırken, koca amfinin yüksek tavanındaki floresan lambalardan çıkan ince sesler sınıfın sessizliğini bozardı.
O kadar ki, bütün öğrenciler pür dikkat ders dinlerlerdi.
Ayhan Hoca, teknolojik gelişmelerde mahlûkatın esas alındığını anlatırdı. Çaresiz kalan bilim insanlarının imdadına yetişen yaratılış, sibernetik ilminin konusunu oluşturuyordu.
* * *
Son dönemde popülaritesi artan kök hücre üzerinde durmak istiyorum. Özellikle hücre seviyesinde gelişen hastalıklar ve tedavi süreci takip edildiğinde çok karmaşık bir mekanizma ile karşılaşıyoruz.
Hücre seviyesinde karşımıza çıkan kök hücreler, kanser hücrelerini tokatlarken ihtiyaç duyulan hücre şekline dönüşme özelliğine sahipler.
Özellikle kronik kabul edilen muhtelif hastalıklarda alternatif tedavi seçeneklerine ihtiyacımız vardır.
Literatürdeki kök hücre ile ilgili çalışmalarda, heyecan verici sonuçlar yayınlanmaktadır.
Kanser başta olmak üzere hastalıkları daha iyi anlamak ve bu hastalıkların tedavilerini daha iyi yapabilmek için sebeplerini bilmemiz gerekir.
* * *
Ezcümle dışarıdan baktığımızda hiç de farkında olmadığımız yapıtaşlarımız olan hücreler, dur durak bilmeden yüksek performans ile mücadele veriyorlar. İnsanoğlu kendini meydana getiren yapıtaşlarının güzelliklerini örnek almalı. "Allah-ü Teâlâ Cemil'dir. Cemal sahiplerini sever" (Müslim).
O halde biz de işlerimizde ve mücadelemizde cemil olmayı, güzel olmayı şiar edinmeliyiz.
Solunum, dolaşım, sindirim, sinir, üreme, iskelet?
Bunların her biri mükemmel kurallar içinde hareket eder.
Sistemleri meydana getiren organlar incelendiğinde, her birinin üstün özelliklere sahip olduğu görülür.
Organları meydana getiren hücrelerin, o kadar bilimsel incelemelere rağmen, hala ince detaylarına hâkim değiliz.
En temel yapı taşımız hücre. Hücrenin sırrı hala çözülebilmiş değildir.
Organizmamızı en iyi anlatan "Biz insanı, en güzel şekilde yarattık" (Tin 4) ayeti kerimesidir.
İnsan olsun, hayvan olsun, bitkiler olsun, her bir canlı kendi içerisinde sırlarla doludur.
Öğrencilik yıllarımda merhum Prof. Dr. Ayhan Songar Hoca tarafından anlatılan sibernetik derslerini hatırlıyorum.
Hoca ders anlatırken, koca amfinin yüksek tavanındaki floresan lambalardan çıkan ince sesler sınıfın sessizliğini bozardı.
O kadar ki, bütün öğrenciler pür dikkat ders dinlerlerdi.
Ayhan Hoca, teknolojik gelişmelerde mahlûkatın esas alındığını anlatırdı. Çaresiz kalan bilim insanlarının imdadına yetişen yaratılış, sibernetik ilminin konusunu oluşturuyordu.
* * *
Son dönemde popülaritesi artan kök hücre üzerinde durmak istiyorum. Özellikle hücre seviyesinde gelişen hastalıklar ve tedavi süreci takip edildiğinde çok karmaşık bir mekanizma ile karşılaşıyoruz.
Hücre seviyesinde karşımıza çıkan kök hücreler, kanser hücrelerini tokatlarken ihtiyaç duyulan hücre şekline dönüşme özelliğine sahipler.
Özellikle kronik kabul edilen muhtelif hastalıklarda alternatif tedavi seçeneklerine ihtiyacımız vardır.
Literatürdeki kök hücre ile ilgili çalışmalarda, heyecan verici sonuçlar yayınlanmaktadır.
Kanser başta olmak üzere hastalıkları daha iyi anlamak ve bu hastalıkların tedavilerini daha iyi yapabilmek için sebeplerini bilmemiz gerekir.
* * *
Ezcümle dışarıdan baktığımızda hiç de farkında olmadığımız yapıtaşlarımız olan hücreler, dur durak bilmeden yüksek performans ile mücadele veriyorlar. İnsanoğlu kendini meydana getiren yapıtaşlarının güzelliklerini örnek almalı. "Allah-ü Teâlâ Cemil'dir. Cemal sahiplerini sever" (Müslim).
O halde biz de işlerimizde ve mücadelemizde cemil olmayı, güzel olmayı şiar edinmeliyiz.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-7 Ekonomide Bağımsızlık Arayışı ve Yeni Paradigma / 21.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-6 Üniversiteler ve Büyük Sorumluluk / 20.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-5 Artık Teori Değil: Uygulama Çağrısı / 19.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli - 4 Bir Modelden Daha Fazlası: Bir Medeniyet Perspektifi / 18.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-3 Kapitalizmin Tıkandığı Yerde Yeni Bir Yol / 17.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-2 MEM Kongresi: BTP Ekonomi Programının Uluslararası Tescili / 16.02.2026
- Dünya çözüm arıyor: Milli Ekonomi Modeli Viyana’dan yükselen yeni ekonomi arayışı / 15.02.2026
- Viyana Kongresi: Avrupa çözüm arıyor / 14.02.2026
- Viyana: Avrupa’nın aklı, hafızası ve arayışı / 13.02.2026
- Prag: Bir şehrin hafızasında yürümek / 12.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-6 Üniversiteler ve Büyük Sorumluluk / 20.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-5 Artık Teori Değil: Uygulama Çağrısı / 19.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli - 4 Bir Modelden Daha Fazlası: Bir Medeniyet Perspektifi / 18.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-3 Kapitalizmin Tıkandığı Yerde Yeni Bir Yol / 17.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-2 MEM Kongresi: BTP Ekonomi Programının Uluslararası Tescili / 16.02.2026
- Dünya çözüm arıyor: Milli Ekonomi Modeli Viyana’dan yükselen yeni ekonomi arayışı / 15.02.2026
- Viyana Kongresi: Avrupa çözüm arıyor / 14.02.2026
- Viyana: Avrupa’nın aklı, hafızası ve arayışı / 13.02.2026
- Prag: Bir şehrin hafızasında yürümek / 12.02.2026

























































