logo
11 HAZİRAN 2026

Köprü bir gün bile açık kalmadı

29.09.2006 00:00:00
Kosova'da Sırplar ile Arnavutların birlikte yaşadığı Mitrovica kentinde, tansiyonun düştüğü gerekçesiyle açılan köprü, 24 saat açık kalamadı. Kosova'da Sırplar ile Arnavutların birlikte yaşadığı Mitrovica kentinde, tansiyonun düştüğü gerekçesiyle açılan köprü, 24 saat açık kalamadan "kavga" nedeniyle yine kapandı. Kosova'nın Kuzeyinde yer alan ve Sırplarla Arnavutlar'ın birlikte yaşadığı Mitrovica kentinde tansiyon yine yükseldi. İki etnik grubun yaşadığı bölgeleri birbirinden ayıran Mitrovica köprüsü, 26 Ağustos'ta bir kafetaryada yaşanan bombalı saldırı sonrasında bölgedeki gerilimin düştüğü gerekçesiyle bir aylık bir aradan sonra yaya trafiğine açılmıştı. Ancak köprünün yaya ulaşımına açıldığı günün gecesinde Arnavut ve Sırp gençler arasında yeni bir kavga yaşanınca, köprü 24 saat açık kalamadan tekrar kapandı.

102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti

Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasında yerel mahkemece verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin hüküm İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince bozulan Seçil Erzan, 11 Eylül'de yeniden hakim karşısına çıkacak

10.06.2026 20:00:00
Anadolu Ajansı
102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti
102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti

Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasında yerel mahkemece verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin hüküm İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince bozulan Seçil Erzan, 11 Eylül'de yeniden hakim karşısına çıkacak.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasına ilişkin Seçil Erzan'ın da arasında olduğu bazı sanıklar yönünden kurulan hükümleri bozmasının ardından dosya, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Mahkeme heyetince hazırlanan tensip zaptında, sanıklar Seçil Erzan ve Rüya Sağır'ın müşteki Fatih Terim'e yönelik eylemleri nedeniyle dosyanın ayrılmasına karar verildiği belirtildi.

Tensip zaptında, Erzan'ın müştekiler Arda Turan, Buse Terim, İsmail İbrahim Çağlar, Selçuk İnan, Fernando Muslera, Musa Mert Çetin, Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır, Uğur ve Nurettin Gözaçan, Nuray Şengüler, Kaan, Sevgi ve Tursun Sinih, Fatih Altıntaş, Melis Özsüt Şener, Emre ve Emrah Çolak, Bülent ve İnci Çeviker, Mert Zeydanlı, Volkan Bahçekapılı, Deniz Güzel, Emre Belözoğlu, Burhan Taşpolat ve Evrim Pınar Güzel'e yönelik eylemlerinin, uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.

Sanık Nazlı Can'ın, müştekiler Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır ve Deniz Güzel'e yönelik eylemlerinin, sanık Hüseyin Eligül'ün de müştekiler Hacer ve Hasan Çorbacı, Nesrin Çakır ile İbrahim Kocabaldır'a yönelik eylemlerinin, katılan-sanık Nur Erkasap'ın ise müştekiler Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu, Mert Zeydanlı ve Ömer Kahraman'a yönelik eylemlerinin de uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.

Tensip zaptında, dosyada tutuklu bulunması nedeniyle, tüm katılanlar hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine hükmeden mahkeme, duruşmanın 11 Eylül'de yapılmasını kararlaştırdı.

Karar

Davayı 1 Aralık 2025'te karara bağlayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Seçil Erzan'ı 27 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık", "özel belgede sahtecilik" ile "güveni kötüye kullanma" suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile toplam 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.

Mahkeme heyeti, kararında, sanık Erzan hakkında "özel belgede sahtecilik" suçundan her bir katılana yönelik ayrı ayrı ceza istemiyle kamu davası açıldığını anımsatarak, bu suçun mağdurunun kamu olduğunu, sanığın eyleminin de tek olduğunun kabul edildiğini belirtmişti.

Kararda ayrıca "özel belgede sahtecilik" suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren heyet, Erzan'ın bu suç yönünden 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetmişti.

Erzan'ın, katılanlar Nesrin Çakır, Kaan Sinih, Sevgi Sinih, Tursun Sinih, Erkan Karaca, Atilla Baltaş, Ercüment Gülen, Bakiye Gülen, Kemal Tanın Yılmaz, Merve Özer Yılmaz ile müşteki sanıklar Mojtaba Haghani, Nur Erkasap ve Süleyman Arslan'a yönelik eyleminden dolayı da beraatine karar verilmişti.

Diğer sanıklara verilen cezalar

Heyet, sanık Ali Yörük'ü, 4 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 150 bin lira para cezasına, sanık Atilla Yörük'ü de 4 müştekiye karşı aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ile 75 bin lira para cezasına çarptırmıştı.

Sanık Nur Erkasap'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ile 79 bin 160 lira para cezasına çarptıran heyet, sanık Hüseyin Eligül'e de 3 müştekiye karşı aynı suçtan 5 yıl 2 ay hapis ile 7 bin 600 lira para cezası vermişti.

Heyet, sanık Nazlı Can'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ile 31 bin 500 lira para cezasına çarptırırken, sanık hakkında 6 müştekiye karşı bu suçtan beraat hükmü kurmuştu.

Sanık Süleyman Aslan da "tefecilik" suçundan 2 yıl 6 ay hapis ile 20 bin lirayla cezalandırılırken, Mojtaba Haghani, Asiye Öztürk, Mehmet Aydoğdu, Hakan Ateş, Rüya Sağır, Kerem Can ve Candaş Gürol'ün ise beraatine karar verilmişti.

İstinaf kararı

Gerekçeli kararın yazılmasının ardından dosya istinafa taşınmıştı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurulurken birleşen dosya bilgilerine yer vermediği ve bunun da denetim güçlüğüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle itirazları yerinde görmüştü.

Ceza Dairesi, sanık Erzan'ın yargılanması sırasında bazı usullerin uygulanmadığını belirterek, kararın bozularak dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetmişti.

Bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezası kararlarını da bazı usullerin uygulanmadığı gerekçesiyle bozan daire, bir kısım sanıklar yönünde verilen kararları hukuka uygun bulmuştu. 

Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına çok sert tepki göstererek, "Soykırımcı ve çocuk katili Netanyahu'nun ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir" dedi

10.06.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki
 Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya platformu X hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye'ye yönelik sarf ettiği sözleri sert bir dille eleştirdi.

Baş, Netanyahu'nun adalet ve vicdan gibi kavramlar üzerinden konuşmasını "dünya kamuoyunun aklıyla alay etmek" olarak nitelendirdi.

"Kendi sicili ağır suçlarla dolu"

BTP lideri Hüseyin Baş, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Soykırımcı ve çocuk katili İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanına ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir. Kendi sicili, ağır insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve masum sivillere yönelik saldırılarla dolu bir kişinin adalet, vicdan ve ahlak üzerine konuşması, dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir."

Ankara-Tel Aviv hattında "ahlak dersi" gerilimi tırmanıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, uluslararası arenada ve sosyal medyada Türkiye ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan suçlamalarına Türkiye'deki siyasi partilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Türkiye, Gazze'deki askeri operasyonlar ve sivil ölümleri nedeniyle İsrail yönetimini uluslararası mahkemelerde savaş suçu işlemekle suçluyor. Ankara'nın sert yaptırım ve kınama mesajlarına, Netanyahu hükümeti "ahlak dersi almayacağız" savunmasıyla karşılık verdi. Muhalefet partileri de dahil olmak üzere Türkiye'deki siyasi liderler, dış politikada Netanyahu'nun haddi aşan beyanatlarına karşı ortak bir refleks gösteriyor.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın bu çıkışı, İsrail'in Gazze ve Orta Doğu politikalarına karşı Türkiye'deki toplumsal ve siyasi mutabakatın bir parçası olarak değerlendirildi.


Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturmasında iddianame kabul edildi. 862 sayfalık dev dosyada Bozbey için "suç örgütü kurmak ve yönetmek" ile "rüşvet" suçlarından 402 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem için istenen ceza 946 yılı buldu

10.06.2026 17:20:00
Haber Merkezi
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fahiş rüşvet, usulsüzlük ve organize suç örgütü soruşturmasında çok önemli bir eşik daha aşıldı. Geçtiğimiz Nisan ayında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırılan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkındaki iddianame, mahkeme tarafından resmi olarak kabul edildi.

862 sayfalık iddianame kabul edildi

Cumhuriyet savcılarının titizlikle hazırladığı 862 sayfalık kapsamlı iddianame, yargılamanın önünü açtı. Toplam 63 sanığın yer aldığı dev dosyada, Mustafa Bozbey'in yanı sıra eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, belediye çalışanları ve çok sayıda müteahhit hakim karşısına çıkacak. Şüphelilerin, paravan şirketler ve usulsüz imar ruhsatları üzerinden organize biçimde fahiş miktarda haksız kazanç sağladıkları ileri sürülüyor.

Ağır suçlamalar: Örgüt liderliği ve kara para aklama

Mahkeme tarafından kabul edilen dosyada Mustafa Bozbey'e yönelik suçlamalar oldukça ağır. Soruşturma kapsamında "suç örgütü lideri" olmakla suçlanan Bozbey'e şu cezaların verilmesi talep ediliyor:

• Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme

• Rüşvet almak ve usulsüzlük yapmak

• Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aile bireyleri eliyle aklamak

• İmar kirliliğine neden olmak ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi

Bozbey suçlamaları reddetti

Daha önce savcılıkta verdiği ifadeleri ortaya çıkan Mustafa Bozbey, hakkındaki tüm iddiaları "iftira" olarak nitelendirmişti. Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ait şirket hisselerini 1999 yılında seçildikten hemen sonra aile bireylerine devrettiğini savunan Bozbey, suç örgütü kurmadığını ve kimseden rüşvet almadığını beyan ederek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmişti.

Yargılama süreci başlıyor

Nisan ayından bu yana cezaevinde olan Mustafa Bozbey ve diğer tutuklu sanıkların yapılan ara kararda tutukluluk hallerinin devamına hükmedilmişti. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte, davanın önümüzdeki günlerde Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takviminin netleşmesi ve yargılamanın başlaması bekleniyor.

YKS giriş belgeleri erişime açıldı

ÖSYM, 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı

 

10.06.2026 14:04:00
Anadolu Ajansı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 20 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT), 21 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile 2026-YKS 3. Oturum Yabancı Dil Testi (YDT) adaylarının sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum" dedi

10.06.2026 13:50:00
Haber Merkezi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat  Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat  Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis'te düzenlediği grup toplantısına katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Ne butlanmış arkadaş"
"Kendime de sizlere de bir soru sorarak başlamak istiyorum. Ekranlarda ne görüyoruz? Haberlerde ne duyuyoruz? Biz neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz? İki haftadır, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar, her kanalda tek bir konu var. Tek bir başlık var. Tek bir gündem var ve bu konu, bu başlık, bu gündem salt bir parti meselesi, şahısların çekişmesi olarak ele alınıyor. O ekranları seyredince, Sanırsınız ki; memlekette başka bir şey olmuyor da bir siyasi parti içinde 'adil bir rekabet' yaşanıyor. Sanki hiç kimse, herhangi bir müdahalede bulunmamış da bir sorun kendi kendine oluşmuş, Türkiye de o sorunla uğraşıyor. Ayrıca bu sorun, bize diğer tüm sorunlarımızı da unutturmuş. Enflasyon ve hayat pahalılığı ortadan kalkmış. Ekonomi programı tıkır tıkır işliyor. Emekli ve asgari ücretli hakkını almış, alınteri karşılığını bulmuş. İşsizlik problemi aşılmış. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alıyor. Asayiş diye bir derdimiz kalmamış. Kadınlar, gençler, çocuklar güvende. Esnaf, tüccar, sanayici halinden memnun. Dış politikada her şey güllük gülistanlık. Hukuk, adalet, demokrasi baharı yaşıyoruz öyle mi? İnsanın, 'ne butlanmış be arkadaş' diyesi geliyor.

"Acıların sebebi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir"
Yaşadığımız tüm bu krizlerin, Sokaktaki buhranın, cüzdandaki yangının, hanelerimizdeki acıların bir tek sebebi var! O da Türk Devletinin ve Türk Milletinin boynuna bir kement gibi geçirilen 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir'. Bunun kurbanı, eğilip bükülen siyasettir. Omurgası yok edilen bürokrasidir! Cübbesine düğme dikilen yargıdır! Paramparça edilen toplumsal ahdimizdir! Tek adamın dar kalıplarına hapsedilmek istenen, kısaca bir zümrenin tapulu malı, şahsi hırsların oyuncağı zannedilen Türkiye Cumhuriyeti'dir. Ve tüm bunların bedelini ödeyen, yaşadığı hayat burnundan fitil fitil getirilen bizim insanlarımızdır. Bu sisteme geçildiğinden beri devlet nizamının çivisi çıkmıştır. Hatırlayın, ormanlarımız günlerce cayır cayır yanarken kurumlar müdahale etmek için saatlerce bekledi. Neden? Çünkü bakanlar uçağa binmek için bile  'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla' cümlesini kurmak zorundaydı. Şimdi yine yangın mevsimine giriyoruz. İktidarın ne kadar hazırlık yaptığını, Allah korusun kaç dönüm orman yandığıyla anlayacağız. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir imzayla, tek bir kararla yönetilen adeta tek bir gruba kâr payı dağıtan bir şirkete dönüştürülmüştür. Patrona sadakat de tek gaye haline getirilmiştir. Söylemeden geçmeyeyim."

"Kudüs'e vali bulurlar sen merak etme"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin "Niyazım şuydu, Rabb'im bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et" sözlerini eleştiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Kudus'e vali bulurlar merak etme. Sen Mülki idareden geliyorsun, sen Mülkiyelisin yahu vali değilsin artık, Bakansın Bakan.  Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olmak, seviyorsun eski tabirleri madem 'Dahiliye Nazırı' olmak, dünya hayatında erişilebilecek en şerefli görevlerden biridir. Anladık dindarsın da, hayatında güvenlik makalesi okumamış seleflerine özenmek seni yükseltmez. İşinize bakın. Sokaklar güvensizlik dolu, asayiş sorunları diz boyu. Çeteler semtleri, mahalleleri işgal etmiş halde, 7 günün, 24 saatini bunlara ayırsan belki yine kâfi gelmez. Bu memleketin diplomatik makamları var, ordusu var. Türkiye'yi sağa sola karikatürize sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesine çevirmeyin arkadaş. Allah aşkına biriniz de işine baksın! İşini tam layıkıyla yapsın."

"Bu millet şehit analarının gözyaşlarını unutmamıştır"
Çözüm sürecine ilişkin yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ve bir de güvenlik, beka meselesi var... DEM Partili Meclis Başkanvekili çıkmış, İmralı'yla görüşüp dönüyor ve  'Kök Yasa hazırlanacak' diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye'ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış. Hiç yadırgamıyorum. Siz İmralı'daki caniye 'kurucu önder' derseniz, komisyonu ayağına gönderirseniz elbetteki olacağı budur işte. Bunlara ne söylesek az ne söylesek faydasız. Açık ve net söylüyorum: Bu millet, şehit analarının gözyaşlarını unutmamıştır. Unutmayacaktır. Bu millet, terörün bedelini gencecik fidanlarıyla ödedi. O ödenen bedelleri, kapalı kapılar ardında 'bir sefere mahsus' diyerek sıfırlayamanıza izin vermeyecektir. Milletin iradesi İmralı'da değil, bu kürsüdedir, bu Meclis'tedir. Safımız bu iradenin hâkimiyetini savunmaktır. Kök yasa ne demektir? Kim uydurmuştur?

Son zamanlarda bu şeyleri iki kişi uyduruyor elbette terör hükümlüsü Öcalan. Onun ulağı Pervin Buldan ve avanesi de bunu Ankara'ya taşımak istiyor. 'Bir sefere mahsus' diyerek terör hükümlülerine, eli kanlı katillere arka kapıdan af getirmeye, devleti kökünden sarsmaya çalışacağını bize gösteriyor. Biz görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz onu anlayacağız. Tohumu ihanet olanların, gövdesi kan ve gözyaşı üstüne yükselenlerin, dalları bu milletin evlatlarının canına uzananların kökü olmasına izin vermeyecektir bu millet. Köksüzler başkasının suyuyla, başkasının rüzgarıyla büyürler. Köksüzler bir katile ram olarak, Türkiye'ye hayır gelmeyeceğini de aslında çok iyi bilirler. Ve o rüzgâr kesilince devrilip gideceklerini gayet iyi biliyorlar. Bizler ise bu toprakta kök saldık. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da. O kökler bu milletin şehit kanıyla sulandı. O kökler bu milletin analarının yaşıyla beslendi.

"27 Haziran'da Ankara gelincik tarlasına dönecek"
Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Sağcısı solcusu, doğulusu batılısı... Bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum. Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak Allah'ın izniyle. O gün elinde Türk bayrağı olan herkesi elimde Türk bayrağıyla karşılayacağım."

İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na, "Saray kayyımı, bu vahim ifadeyi derhal oku!" çıkışı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, duruşmada çıplak armaya maruz kaldığını ve savcının çocuklarıyla tehdit ettiğini anlattı. CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Türker'in ifadelerine ilişkin olarak mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenerek; "Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve "arınma" ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan "saray kayyumu" da bu vahim ifadeleri derhal okusun!" dedi

10.06.2026 13:31:00 / Güncelleme: 10.06.2026 13:43:07
Haber Merkezi
İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na, "Saray kayyımı, bu vahim ifadeyi derhal oku!" çıkışı
İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na, "Saray kayyımı, bu vahim ifadeyi derhal oku!" çıkışı
İBB Davası'nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, "Vatan Emniyet'e girdiğimde ben buradan çıkamam diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi" dedi. Vatan'daki çıplak arama iddialarından bahseden Türker, "Eldiven giyen bir polis 'üstünü çıkar' dedi, çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. 'Cinsel organını aç' dedi, 'arkanı dön-eğil' dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum" diye konuştu. Savcı iler arasında geçen diyaloğu anlatan Türker, "Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. 'Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, Türker'in yaşadıklarına tepki göstererek mahkeme kararıyla Genel Başkan olarak atanan Kılıçdaroğlu'na seslendi. "Saray kayyumu" ifadelerini kullanan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı. Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.

İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız. Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve "arınma" ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan "saray kayyumu" da bu vahim ifadeleri derhal okusun!"

Kılıçdaroğlu CHP’sinde gündem ihraçlar: Kılıçdaroğlu'nun gözü vekillerde... MYK bugün toplanıyor

CHP’de grup toplantısı krizi sonrası gözler milletvekillerine çevrildi. Kılıçdaroğlu’nun bugün toplayacağı MYK’da, parti içindeki gerilime dahil olduğunu düşündüğü vekillerin disipline sevki ve olası ihraç süreci masaya yatırılacak

10.06.2026 11:50:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu CHP’sinde gündem ihraçlar: Kılıçdaroğlu'nun gözü vekillerde... MYK bugün toplanıyor
Kılıçdaroğlu CHP’sinde gündem ihraçlar: Kılıçdaroğlu'nun gözü vekillerde... MYK bugün toplanıyor
Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce TBMM'de CHP Grup Toplantısı'nda konuşacağını açıkladı ancak dün (9 Haziran) sabah saatlerinden itibaren yaşanan gerginlik sonrası kendisini desteklemeye gelen vekilleri ve partilileri parti genel merkezine çağırarak burada konuştu.

"Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim" diyen Kılıçdaroğlu, "Kim bu işe bulaştıysa, kim kirlilikten medet umduysa, kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz" ifadelerini kullandı.

İddiaya göre bugünkü MYK toplantısında ihraçlar gündeminde hem Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) tarafından MYK'ya gönderilen ve 4-5 Kasım 2023 tarihinden sonra yapılan tüm ihraçların yok hükmünde kabul edilmesini talep eden yazı hem de "parti suçu işleyen üyeler" hakkında yeni kararlar alınması değerlendirilecek. TBMM önünde partililer arasında yaşanan tartışmalara dahil olan bazı isimlere ilişkin disiplin sürecinin başlatılabileceğini söyleyen kurmaylar, "Genel başkanına 'hain' diyen biri nasıl bu partide barınacak?" ifadelerini kullandı.

Başta Kılıçdaroğlu'na ve partililere hakaretler edildiğini bunların tamamını izlediklerini belirten Kılıçdaroğlu'na yakın isimler, arınma sürecini ise ikiye ayırdıklarını belirtiyor. Bunlardan ilki belediye başkanlarına ilişkin süren davalarken, ikincisinin mutlak butlan davası dahil partinin kurumsal kimliğine yönelik iddialar olduğunu kurgulayan kurmaylar, "Önceliğimiz milletvekili grubu olacak" dedi.

"MYK'nın vekilleri doğrudan disipline sevk etme yetkisi var" iddiasında bulunan kurmaylar, bu yetkinin Parti Meclisi'nde olduğu yönündeki değerlendirmelere ilişkin "o konuda yorumlamalarımız farklı" yanıtını vererek milletvekillerinin MYK tarafından ihraç talebiyle YDK'ya sevk edilebileceğini savunuyor.

Mutlak butlan kararı sonrası Kılıçdaroğlu cephesi 25-26 Temmuz 2020 tarihlerinde yapılan 37'inci Olağan Kurultay döneminde yürürlükte olan ve 2018 yılında kabul edilen tüzüğün geçerli olduğunu savunuyor. Bu tüzüğün "Yetki" başlıklı bölümünde yer alan 63'üncü maddenin 1'inci bölümüne göre vekiller dahil partinin üst kurullarında yer alan üyeler PM kararıyla disipline sevk edilebiliyor.

Tüzüğün bu bölümünde "Parti Meclisi üyelerinin, Yüksek Disiplin Kurulu başkan ve üyelerinin, TBMM üyelerinin ve partili büyükşehir belediye başkanlarının parti suçu oluşturan eylemleri Parti Meclisinin istemi üzerine Yüksek Disiplin Kurulunca karara bağlanır" ifadelerine yer veriliyor.

Burada yaptığı konuşmanın ardından kurmaylarıyla genel merkezde bir araya gelen Kılıçdaroğlu, bugün 13.00'te Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) toplantıya çağırdı. Kılıçdaroğlu, istinaf kararı sonrası MYK üyelerini 2 Haziran'da belirledi, aynı gün ilk toplantı yapıldı. İkinci toplantı ise 5 Haziran'da gerçekleşti. Bugün yapılacak üçüncü toplantıyla CHP MYK sekiz günde üç kez toplanmış olacak.

Öte yandan, mutlak butlan kararı ile göreve dönen CHP 37'inci Olağan Kurultayı'nda seçilen PM üyeleri kararın ardından ilk kez Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanacak. Mahkeme kararıyla genel başkanlıktan uzaklaştırılan Özgür Özel'e yakın isimlerin de katılacağı toplantı 11 Haziran Perşembe günü CHP Genel Merkezi'nde gerçekleşecek.

İBB Davası'nın 48. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 48. duruşması başladı

 

10.06.2026 11:34:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 48. duruşması başladı
İBB Davası'nın 48. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklarla avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Mustafa Nihat Sütlaş'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gü ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor. 

Antalya merkezli 27 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 79 gözaltı

Antalya merkezli 27 ilde 84 şüpheliye yönelik düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 79 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin banka hesaplarında yapılan incelemede, yıllık işlem hacminin 8 milyar lira olduğu tespit edildi

10.06.2026 07:00:00
İHA
Antalya merkezli 27 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 79 gözaltı
Antalya merkezli 27 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 79 gözaltı
Serik Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda, Antalya İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında, sosyal medya platformu üzerinden yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik inceleme başlatıldı.








Soruşturma kapsamında, 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin elde edilen dijital materyaller analiz edildi.








Analiz programları aracılığıyla para transferine aracılık ettiği değerlendirilen 84 şüphelinin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, bir yıllık işlem hacminin yaklaşık 8 milyar lira olduğu belirlendi. Bu kapsamda Antalya merkezli 27 ilde 9 Haziran Salı saat 06.00'da 84 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda 79 şüpheli gözaltına alınırken, 5 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 64 cep telefonu, 65 SIM kart, 10 bilgisayar, 4 tablet, 2 USB bellek ve 1 hafıza kartı ele geçirildi.

Yağmur Ünal iddialara isyan etti

Ünlülere yönelik genişleyen soruşturmada adı geçen ve saç örneği testinin pozitif çıktığı öne sürülen yapımcı Yağmur Ünal, sessizliğini bozarak bir açıklama yaptı. Türkan Şoray'ın kızı Ünal, iddiaları kesin bir dille yalanladı

09.06.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
Yağmur Ünal iddialara isyan etti
Yağmur Ünal iddialara isyan etti
Magazin gündemini sarsan ünlülerin adli tıp test sonuçları tartışılmaya devam ederken, hakkında şok iddialar ortaya atılan yapımcı Yağmur Ünal'dan ilk resmi hamle geldi.

Adli Tıp Kurumu'nun analiz raporunda yasaklı madde kullandığı öne sürülen Ünal, magazin basınında yer alan haberlerin ardından sessizliğini bozarak avukatı aracılığıyla basın açıklaması yayınladı.

"Büyük bir yanlışlık olduğunu umuyorum"

Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray ile Cihan Ünal'ın kızı olan Yağmur Ünal, adının böyle bir soruşturmada pozitif sonuçlarla anılmasından derin üzüntü duyduğunu belirtti. Dosyadaki verilerle ilgili konuşan ünlü yapımcı, "Hakkımda ortaya atılan bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Büyük bir yanlışlık olduğunu umuyorum. Temiz olduğumdan eminim ve bu yanlışlığın düzeltilmesi için gereken her şeyi yapacağım," diyerek iddialara sert tepki gösterdi.

Hukuki süreç başlatıldı

Yağmur Ünal, test sonuçlarına itiraz etmek ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına vakit kaybetmeden hukuki süreç başlattığını duyurdu. Avukatlarının adli tıp raporunun detaylarını incelediğini ve numunelerin karışma ihtimali dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu belirten Ünal, asılsız karalama kampanyası yürüten mecralara karşı da tazminat davaları açacağını vurguladı.

Mabel Matiz de sessizliğini bozdu

Soruşturma dosyasında adı geçen bir diğer popüler isim olan şarkıcı Mabel Matiz de hakkındaki pozitif test iddialarının ardından bir açıklama yaptı. Sanatçı, adli tıp raporuna yansıyan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve yasal haklarını sonuna kadar arayacağını belirterek suçlamaları reddetti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.