1988 yılında iklim değişikliklerini ve bu değişikliklerin çevresel ve sosyal etkilerini bilimsel verilerle araştırmak üzere Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Dünya Meteoroloji Organizasyonu (WMO) tarafından kurulan Devletlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) son durum raporunu 1-5 Ekim 2018 tarihleri arasında Güney Kore'nin Incheon şehrinde kamuoyuna duyurdu.
Aslında son derece çarpıcı tespitlerin yer aldığı raporun tüm dünya basınında ana sayfa haberi olarak yer alması beklenirken ikincil öneme sahip haberlerdeki yerini bile hızla kaybederek kamuoyu dikkatinden hızla uzaklaştı veya uzaklaştırıldı.
Raporu incelemeden önce yine Yeni Mesaj Gazetesi'nde 'Küresel Isınma ABD'yi yeni bir yurt aramaya mı itiyor?' başlıklı gerek basılı gazetede gerekse internet üzerinden yayımlanan ve halen http://yenimesaj.com.tr/kuresel-isinma-global-warming-abdyi-yeni-bir-yurt-aramaya-mi-itiyor-H1304830.htm adresinden okuyabileceğiniz araştırma yazı dizisine kısaca göz atmanızda fayda var.
Yaklaşık 15 yıl öncesine uzandığımızda günün makro siyaset algısının son derece dışında yer alan tespitlerde bulunmuş ve Irak temelinde ABD Ortadoğu politikalarının sadece enerji üzerine şekillendiği varsayımının doğru ama önemli eksikleri olduğunu belirtmiş ve ABD'nin küresel yıkım düzeyinde iklim değişikliklerinin sonuçları üzerine değerlendirmeler ve hazırlıklar yaptığına değinmiştik.
Küresel ısınmanın küresel yıkıma dönüşmesine az kaldı. ABD'nin bu noktada hazırlıklarının teknik ya da afet yönlendirme düzeyinde ne gibi hazırlıklar içerdiğini başka bir yazımıza bırakalım ama kaçırılmaması gereken en önemli nokta hiç kuşkusuz küresel ısınmanın küresel yıkıma ve hatta düşük düzeyde de olsa buzul çağına dönüştüğü süreçte ABD'nin bir şekilde Ortadoğu'da varlığını sürdürme (toprak kontrolünü ve yönetimini elinde tutma) çabalarının halen devam ettiğidir. Bu yakın ilginin elbette İsrail'in güvenlik politikaları, enerji kaynaklarının ve yollarının kontrolü ile ilgisi bulunmaktadır ama tamamı halen bununla sınırlı değildir.
Yazımızın ilk bölümünde öncelikle IPCC raporu ile ilgili dünya medyasına göz atalım. Rapor bahsettiğimiz üzere dünya medyasında ilk heyecanla birlikte ön sıralarda yer bulsa da tahmin edeceğiniz üzere bazı çevrelerce yönlendirilen medyada hızla önemini kaybetti. Toplantı raporu BBC'de tüm dünya medyasının belki de en çarpıcı başlığı ile ana haber olarak yer aldı ama kısa sürede bilim başlığı altına geçiş yaptı. Üzerinden sadece birkaç gün geçmesine rağmen CNN ana sayfasında en alt haberlerin arasında bile yer almıyor artık. Google'da arama yaptığınızda da kitleleri yönlendiren basılı veya internet yayın organlarında Trump'ın attığı bir tweet üzerine yapılan haberler ve yorumlar kadar bile yer bulmamakta.
Raporun aslında haykırdığı kısa ve net cümle bu. Küresel sıcaklıkların artması ile birlikte gelen risklerin (sonuçların) engellenebilmesi için son uyarı ve son çağrı niteliğindeki "1.5 derecelik küresel sıcaklık artışı" başlıklı raporun belki de en önemli cümlesi ise şöyle: "Dünya tamamen yoldan çıktı, 1.5 derecelik artış ile sınırlandırılmaya çalışılırken hızla 3 derecelik artışa doğru ilerleniyor."
Cümleyi aslında şu şekilde okumakta fayda var: Endüstri devrimi öncesi küresel ortalama sıcaklığın 1.5 derece üzerindeki hedeften çıkıldığı takdirde 2030 yılı dahi olmadan küresel ölçekte ve yıkım düzeyinde sonuçlarla karşılaşacağız.
Rapor ile ilgili incelemelerimize bir sonraki yazımızda devam edeceğiz.
Cem Kayalı / diğer yazıları
- Borsa İstanbul’da yeni düzenleme şart / 11.02.2021
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020


























































