İsviçre'nin Lozan şehrinde 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan ve Türkiye'nin bağımsız bir devlet olarak uluslararası alanda tanınmasını ve egemenliğinin kabulünü sağlayan Lozan Barış Antlaşması'nın 100. yıl dönümünü idrak ettik.
Lozan Antlaşması'yla elde ettiğimiz bazı kazanımlar kısaca şöyledir:
• Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması'yla çizilen Türkiye'nin güney sınırları Lozan Antlaşması'na taraf ülkelerce de kabul edilmiştir.
• Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen Türkiye-Yunanistan sınırı aynen kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi. Karaağaç'ın en uzun caddesinin ismi hâlâ Lozan'dır.
• Çanakkale Boğazı'nın girişinde bulunan Gökçeada ile Bozcaada Türkiye'nin olmuştur.
• Kapitülasyonların tamamı kaldırılmıştır.
• Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık tanımı 'Müslüman olmayanlar' olarak belirlenmiştir.
• Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.
• Osmanlı'nın borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen tutar taksitlendirme ile ödenmesine karar verildi.
'Keşke Yunan galip gelseydi' hezeyanları yaşayanların aksine kıymetli Hocam Prof. Dr. Haydar Baş, Lozan'la ilgili hemen her konuşmasında ve yazısında, 'Lozan Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir' ifadelerini kullanırdı.
Nitekim son 200 yıldır yıkılmaya yüz tutmuş ve sonunda yıkılmış Osmanlı devletinin küllerinden doğan genç Türkiye'nin, bazıları ülkemizi işgale yeltenmiş olan İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya ile Lozan Barış Antlaşması imzalaması, kim ne derse desin yadsınamaz bir başarıdır.
Uzun yıllar boyunca özellikle muhafazakâr insanların akılını karıştırmak için Lozan Antlaşması'nda gizli maddeler olduğu, Türkiye'nin bu yüzden madenlerini çıkartamadığı yalanı servis edilmiştir.
Bunun koca bir yalan olduğu her fırsatta dile getirilmesine rağmen inananlar bulunduğuna bir yıl kadar önce yaptığı birkonuşmasında dikkati çeken Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, bir çağrıda bulunmuş ve Bahtiyar Süha Keskin adlı BTP'li bir genç, CİMER'e 'Lozan'da madenlerimizi çıkarmaya engel gizli madde var mı' diye sordu. Cimer'den "gizli madde de yok, maden çıkarmamıza engel bir madde de yok" cevabı gelmişti.
Yani Lozan Antlaşması'nı karalamak için ortaya atılmış gizli madde iddiasının kuyruklu bir yalan olduğu BTP sayesinde kanıtlanmış oldu.
Türkiye'nin son 20 yılı özellikle olmak üzere 1960'lı yıllardan sonra Batılı ülkelerle imzaladığı anlaşmalara bakınca Lozan Antlaşması'nın ne kadar büyük bir başarı olduğu daha da iyi anlaşılabiliyor.
En azından son 60 yıldır herhangi bir savaş yaşamadığımız halde Batılı ülkelerle imzaladığımız anlaşmalarda karşımızdaki ülkelerden çok Türkiye'nin çıkarına bir sonuç doğurmuş anlaşmaların sayısı yok denecek kadar azdır.
Bu da Lozan Barış Antlaşması'nın imzalandığı 1923 yılında Türkiye'nin sahip olduğu Atatürk gibi devlet adamlarının ve diplomatların 1960'lı yıllardan bugüne kadar göreve gelmiş olanlara göre çok daha dirayetli ve yetkin olduklarının, devletin çıkarlarına her zaman öncelik verdiklerinin göstergelerinden biridir.
Bu durum ister istemez bize 'iyi ki Lozan günümüzde imzalanmamış' dedirtiyor.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































